:: Duygusuz.com - Dostluk ve Arkadaşlık Sitesi
Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adınız:
  

Şifreniz:
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler: 16,695
» Son Üye: floralpops
» Toplam Konular: 98,587
» Toplam Yorumlar: 1,065,567

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Toplam: 157 kullanıcı aktif
» 0 Kayıtlı
» 152 Ziyaretçi
Applebot, Baidu, Bing, GoogleBot, Yandex

Son Aktiviteler
Bir Demet Söz
Forum: Güzel Sözler
Son Yorum: SunSet
, Saat: 11:22 AM
» Yorumlar: 70
» Okunma: 10,427
Kur’an’da Allah Zekâtı, M...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
05-03-2026, Saat: 11:57 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 34
İslam’ı Yaşarken İzlediği...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-30-2026, Saat: 01:06 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 32
Allah’ın Bizlere Güvendiğ...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-25-2026, Saat: 11:04 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 58
Allah’ın Dini İslam’ı Yaş...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-24-2026, Saat: 12:01 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 55
Saff Suresi 6. Ayet Üzeri...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-18-2026, Saat: 12:14 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 54
Namaz Dinin Direği Midir?
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-13-2026, Saat: 10:12 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 73
Atatürk'ün Çocukluk Anıla...
Forum: Hayatı ve Anıları
Son Yorum: Serdar102
03-28-2026, Saat: 09:08 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 114
Mavi'ye..
Forum: Aşk Hikayeleri
Son Yorum: SunSet
03-11-2026, Saat: 08:23 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 200
Keloğlan Çataltepe Tekfur...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:45 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 375

 
  Ayder yaylası Fırtına vadisi DaÄž Evi..
Yazar: MaSaL - 02-17-2011, Saat: 11:17 AM - Forum: Gidilesi Yerler - Yorum Yok

Ayder Yaylası'nın nefes kesen güzelliği, Fırtına Deresi'nin Karadeniz ile buluştuğu yerde başlıyor ve Kaçkar Dağı'na kadar devam ediyor. Yeşilin her tonuyla karşınıza çıktığı vadi, dünyada 'bal ormanları' olarak anılıyor. Ancak doğal güzelikleriyle turizmin gözdesi haline gelen Ayder için tehlike çanları çalmaya başladı.
49.jpg
Nefes kesen, insanı büyüleyen bir güzelliği var Ayder Yaylası’nın… Bu yüzden burası anlatılmaz, kelimeler Ayder’i betimlemek için yetersiz kalır. Ayder’i gezmek görmek ve yaşamak gerek. İşte o zaman Ayder’in bir yayla parçası olmasının ötesinde insan zihninde ne gibi çağrışımlar bıraktığını anlamak mümkün olabilir.
234967.jpg
Rize-Artvin arasında Çayeli’ni geçince Karadeniz’in hırçın sularını bırakıp Fırtına Deresi’nin denizle buluştuğu noktada karşınıza çıkıveriyor Ayder Vadisi. Karadeniz’in hemen dibinden ilerleyen sahil yolunu terk edip ormana doğru yol aldığınızda artık muhteşem bir doğanın içindesiniz. Masallara, türkülere konu olmuş yatağına sığmayan derenin çağıltısına kulak vererek yukarı doğru çıktıkça anlatılması güç bir güzellik karşılayıveriyor. Sarp doğası, zengin flora ve faunasıyla Fırtına Vadisi zirveye buzul gölleriyle kaplı Kaçkar Dağı’na kadar devam ediyor. Akmakta olan dere de zaten yağan yağmur ve eriyen kar sularından olduğu kadar bu göllerden besleniyor. Bu dere üzerinde kurulması planlanan baraj, bir dönem oldukça tartışılmıştı. Ancak barajın doğal yapıyı tahrip edeceği düşüncesiyle plandan vazgeçildi.
a4.JPG
Ayder’de şelaleler çağıldar
Ayder Yaylası’na varmak için sabırsızlanmamak elde değil. Ancak Fırtına Vadisi üzerindeki Çamlıhemşin’de bir mola verin. Burada yanınıza yiyecek, içecek aldıktan sonra kemerli köprüleriyle, yüzyıllardır insanların iç içe olduğu dereyi takip etmeye başlayın. Derin bir yarın ortasından akan nehri izleyerek bin bir çeşit ağaç ve rengarenk çiçek arasında Ayder biraz yukarıda. Ayder’e çıkarken özellikle sağ tarafı takip etmeye özen gösterin. Çünkü 300-400 metre aralıklarla akan şelaleler sanki sizi içine çekecek gibi çağıldıyor… Yine şelalelerin yanıbaşlarına kurulmuş bölgeye özgü dağ evleri, dağların eteklerinde çay toplayan köylü kadınların telaşı ve ilkel teleferikler görülmeye değer doğrusu.

ayder.jpg

Bulutlara yükseldikçe Ayder’e doğru yaklaşıyorsunuz demektir. Kaçkar Dağları Milli Park sahasında 11 köy ve 44 yayla var; ancak bunlar arasında Ayder Yaylası’nın büyüsü daha bir başka. Yayla, sadece Türkiye’nin değil dünyanın sayılı doğal güzelliklerinden birine sahip. Yeşilin her tonuyla karşınıza çıktığı vadi, dünyada ‘bal ormanları’ olarak anılıyor. Koruma öncelikli bölgelerden biri olan yayla, binlerce bitkisiyle botanik ormanı gibi aslında. Yılda 250 gün ve 2400 metreküp yağışla Türkiye’nin en fazla yağış alan bölgesi olan Ayder, bu yönüyle de nadir yaylalardan biri. Yaylada hemen her şey kartpostaldan çıkmışçasına görüntü veriyor. Ağaçlar arasında gezintinizi, şelalelerin dibinde su sesine kulak vererek; orman içlerine doğru keşfe çıkarak sürdürebilirsiniz. Ancak dikkatli olun; çünkü burada her türlü hayvanla karşılaşmak mümkün. Bu yüzden orman içinde dağ keçisi, kurt, ayı, domuz, tilki, geyik, sansar, çakal, sülün, kartal, doğan, atmaca, şahin ve yaban tavuğu her an karşınıza dikilebilir. Kamp yapacaklar için Ayder Yaylası, oldukça elverişli. Eğer kamp yapmak istemiyorsanız küçük büyük pansiyonlar sizi bekliyor. Ayder’deki kaplıcanın bin bir derde; ama özellikle de romatizmaya iyi geldiğini söylemekte fayda var. 260 metre derinlikten çıkan 50 derecelik kaplıca suyu başta romatizma, kireçlenme olmak üzere pek çok hastalığa iyi geliyor.
Aktivite.jpg
Yaylanın güzelliği tehdit altında
Yayladaki otantik evler, doğa kadar ilginç. Herhangi bir evin kapısını çalıp içeri girebilir, teyzelerin yaptığı yayık ayranını tadabilirsiniz. Bu arada bir not; sakın buradaki teyzelere içtiğiniz ayranın parasını teklif etmeyin ‘fırça’ yersiniz. Ayder’deki bir günün ardından sonra göller bölgesine çıkılabilir. Beş büyük gölün yer aldığı bölge 2800 metre yükseklikte. Kendini dinç hissedenlerin Karadeniz Buzul Gölü ve Büyük Deniz Gölü’nü görmeleri özellikle de tavsiye edilir. Buradan bütün Kaçkar Vadisi’ni seyretmenin zevki bir başka. Ayder sürprizlerle dolu. Güneşli bir gün bir anda yağmura dönüyor ya da dağı aniden bir sis basabiliyor. Ancak ne olursa olsun her anı bir başka güzel yaylanın, hem de insanı kendinden geçirecek bir güzellik bu. Yayla doğasıyla, havasıyla, kokusuyla insana öyle bir his aşılıyor ki insana ilaç gibi geliyor.
15465159_7a2a3d9154.jpg
Son yıllarda gelişen yayla turizmi, insanların deniz, kum, güneş üçgeninden çıkıp doğayla buluşmasıyla Ayder’i bilinen bir merkez haline getirdi. Ancak Ayder’in doğal manzarası, ağaçları, şelaleleri, fotoğraflara yansıyan yamaca kurulu o güzelim ahşap evleri büyük tehlike altında. Doğayla bütünleşen bu evlerin biraz uzağında kurulan beton evler ve pansiyonlar ise tam bir rezalet. Turizm bölgesi ilan edilen yayla, ‘doğal sit alanı’ olmasına rağmen çarpık yapılaşma, Ayder’i yakın gelecekte büyük bir tehlikenin beklediğini gösteriyor. Bu çarpık yapılaşmanın önüne geçmek için başta Orman Bakanlığı’na, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na, Rize Valiliği’ne ve bölge belediyelerine büyük iş düşüyor. Ayder’de beton bina yapmak yasak, ancak turistlerin hayret eden bakışları arasında yapılaşma almış başını gidiyor.

IMG_1866_JPG.jpg
Ayder’in havası suyu kadar balı da şifalı. Yaylada orman gülünden (rhodedendron) elde edilen balın birçok derde iyi geldiği gözlemlenmiş. Buradaki balın en önemli özelliği tamamen doğal olması. Balı elde etmek için yöre halkı, tahta kovanları iplerle yüksek çam ağaçlarının tepesine çekiyor ve orada bırakıyorlar. Kafkas orman güllerinden polen alan arılar da işte burada tamamen doğal ortamlarında meşhur Ayder balını yapıyor. Balı, ilk bakışta diğerlerinden ayıran özelliği rengi. Klasik bal renginden daha açık, üstelik de berrak değil mum gibi bulanık. Bu bal, ağızda hemen eriyecek kadar yumuşak. Yaylada karalahana sarması, peynir ve mısır unuyla yapılan mıhlama ve fasulye kavurması ilk akla gelen yemeklerden. Bir de harika bir tatlı olan Laz böreğini ve yayla yoğurdunu tatmayı sakın ihmal etmeyin. Yine yaylanın hemen her yerinden akan pınar suyunu hayatınız boyunca unutamayacaksınız.

Bu konuyu yazdır

  Safranbolu
Yazar: MaSaL - 02-17-2011, Saat: 11:15 AM - Forum: Gidilesi Yerler - Yorum Yok

SAFRANBOLU


Safranbolu, geleneksel Türk toplum yaşamının özelliklerini kent ölçeğinde yaşatan, tarihi ve kültürel eserlerini tüm insanlara sunan bir örnek bir kenttir. Sahip olduğu zengin kültürel miras ve bu mirasın korumadaki başarısı Safranbolu'yu bir dünya kenti ününe kavuşturmuş ve UNESCO tarafından Dünya Miras Listesi'ne alınmasını sağlamıştır.
Daha çok Eski Türk Evleri ile tanınan Safranbolu, tarihi boyutuyla, doğal güzellikleriyle ve kent ölçeğinde korumacılıkta örnek oluşturmasıyla gün geçtikçe daha çok ilgi görmektedir. 1200'ü koruma altında olan sayısız kültürel eseri bulunan Safranbolu, bugün kent ölçeğinde en iyi korunan yer olarak anılmaktadır.




Tarihçe


Anadolu'nun kuzeybatı kesiminde, tarihte Paphlagonia olarak adlandırılan bölgede bulunan Safranbolu'nun bilinen tarihi M.Ö. 3000 yıllarına kadar uzanmaktadır.Adını, kendi ağırlığının yüz bin katı kadar sıvıyı sarıya boyayabilen safran bitkisinden alan Safranbolu, tarih boyunca pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmıştır. Bunların başlıcaları Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluklarıdır. Safranbolu'nun Türkler tarafından kesin olarak alınışı 1196'da olduğu bilinmektedir.
Safranbolu, tarihi geçmişinde, en üstün ekonomik ve kültürel düzeyine Osmanlı döneminde ulaşmıştır. Kentin 17. yy.da İstanbul-Sinop kervan yolu üzerinde önemli bir konaklama merkezi oluşu, bölgede ticaretin gelişimine olanak sağlayarak yöreyi hızla zenginleştirmiştir. Bu dönemde İstanbul ve Kastamonu ile yoğun ilişkiler yaşamış, Osmanlı Sarayından ve devlet adamlarından bazıları kente önemli eserler bırakmışlardır.

80w8ykj.jpg


ULAŞIM


Karayolu : Safranbolu'ya karayolu ile üç ayrı yönden ulaşmak mümkündür. Ankara-İstanbul karayolunun Gerede kesiminden ayrılarak 80 km. sonra Karabük'e varılır. İlçenin kuzey yönünde Bartın ili ile ve doğu yönünde Kastamonu ili ile bağlantısı vardır.
Demiryolu : Karabük il merkezine kadar demiryolu ile ulaşım mümkündür. Karabük - Zonguldak arası ulaşım için demiryolu ulaşımı tercih edilebilir.
Havayolu : En yakın havalimanı Ankara Esenboğa'dır (240 km)


NE YENİR?

Kentte Evlerin restorasyonu ile oluşturulmuş pek çok yeme-içme ve eğlence mekanları bulunmaktadır. Akşamları Çarşı bölgesinde yoğunlaşmış eğlence mekanlarında canlı müzik dinlenebilir. Gözleme, kuyu kebabı, yayım makarnası, su böreği ve ev baklavası bulunabilecek yöresel yemeklerdendir. Her zaman taze satılan, fındıklı, şamfıstıklı, güllü ve safranlı çeşitleri bulunan Safranbolu Lokumu, Safranbolu Evleri kadar ünlüdür.

6pqsuhl.jpg


YAPMADAN DÖNME


* Hıdırlık Tepesinden fotoğraf çekmeden
* Müze evleri gezmeden,
* İncekaya Su Kemeri ve Yörük Köyü'nü görmeden,
* Eski evlerde konaklamadan
* Mini arabalarla kent turu yapmadan..
* Gözleme ve lokum yemeden,
* Eğlence yerlerinde fasıl dinlemeden,...

Dönmeyin.

Bu konuyu yazdır

  Görebileceğiniz En Tuhaf Ayakkabılar
Yazar: acemhe - 02-17-2011, Saat: 01:20 AM - Forum: Kadın Moda - Yorumlar (6)

Sanatçı Robert Tabor’ın farklı tasarım deneyimleri ve tutkusunu, çok yönlü bir konsept ile birleştirerek ortaya çıkardığı bu eserler sizce de gördüğünüz görebileceğiniz en ilginç ayakkabılar değiller mi?

gorebileceginizentuhafa.jpg
gorebileceginizentuhafa.jpg
gorebileceginizentuhafa.jpg
gorebileceginizentuhafa.jpg
gorebileceginizentuhafa.jpg
gorebileceginizentuhafa.jpg
gorebileceginizentuhafa.jpg
gorebileceginizentuhafa.jpg
gorebileceginizentuhafa.jpg
gorebileceginizentuhafa.jpg
gorebileceginizentuhafa.jpg
gorebileceginizentuhafa.jpg
gorebileceginizentuhafa.jpg
gorebileceginizentuhafa.jpg

Bu konuyu yazdır

  RiZe FıNDıKLı
Yazar: MaSaL - 02-17-2011, Saat: 12:39 AM - Forum: Gidilesi Yerler - Yorumlar (1)

Fındıklı İlçesinin Tanıtımı



Fındıklı ilçesi Fatih Sultan Mehmet’in 1461 yılında Trabzon’un fethinden sonra Osmanlı egemenliği altına girmiştir. Önceden bölgede Tiranlılar, Makedonyalılar ve Bizanslılar yaşamıştır. 1886 yılına kadar “KARYE” (Köy ile Nahiye arasında idari birim) olan Fındıklının eski adı VİÇE’dir. Kaynaklara göre Viçe 1887 yılında Hopa ilçesine bağlı bir nahiye oldu. 15 Şubat 1916 tarihinde Rus işgaline uğrayan Viçe 11 Mart 1918 tarihinde işgalden kurtulmuştur. Viçe 11 Haziran 1947 tarihinde Fındıklı adıyla Çoruh (Artvin) iline bağlı bir ilçe olmuş ve 1948 yılında belediye teşkilatı kurulmuştur. Fındıklı 27 Kasım 1953 yılında Artvin ilinden ayrılıp Rize iline bağlanmıştır.

Yüzölçümü 409 Km2 olan ilçenin doğusunda Arhavi, batısında Ardeşen, Güneyinde Yusufeli ilçeleri ve kuzeyinde ise Karadeniz ile çevrili olup, 13 Km. kıyı şeridi vardır. Kıyıda çok az olan düzlük alanlar kaçkarlara doğru, tepeler ve dağlar şeklinde yükselir. Vadiler arasında yer yer düzlükler mevcuttur. İlçe topraklarını Sümer, Arılı ve Çağlayan derelerinin etrafındaki vadiler oluşturur. Bu dereler boyunca otlaklar ve yaylalara rastlanır. Kaçkar eteklerine doğru yükseldikçe daimi kar sınırları ile karşılaşılır.


Tipik Karadeniz arazi yapısı ve iklimine sahip olan ilçemizde yılın 6 ayı kapalı, 4 ayı çok bulutlu, 1,5 ayı bulutlu, 19 gün açık hava bulunmakta ve 365 günün yarısı yağışlı geçmektedir. Yıllık yağış miktarı 2500 mm. den 3000 mm. ye çıkmakta olup, en yüksek nem oranı % 95, en düşük nem oranı % 40 cıvarıdır. En yüksek sıcaklık 30 Co , en düşüğü ise –4 Co cıvarındadır.

İlçemizde 22 köy bulunmaktadır. Merkez Belediyesinin 8 mahallesi vardır.

KÖY/MAH. ADI
ESKİ YÖRESEL ADI

FINDIKLI MAH.
(Merkez)
GAVRA

HÜRRİYET MAH.
MANASTIR/GAVRA

SAHİL MAH.
MEKİSKİR

YENİMAHALLE
PAÇVA/YENİKÖY

ILICA MAH.
KURTUME/GORİ

AKSU MAH.
ABUSUFLA

LİMAN MAH.
TOROSİ/MAYİSİNE

TATLISU MAH.
GESİYE

KÖYLERİMİZ

ARILI
PİSHALA

ASLANDERE
ÇUKULİT/PEYNİRCİLER

AVCILAR
ANDRAVAT

BEYDERE
ABU HEMŞİN/ SUPE

CENNET


ÇAÄžLAYAN
ABU

ÇINARLI
ÇURÇAVA

DERBENT
TREVENT

DOÄžANAY
DOÄžANCIK/MZUÄžU

GÜRSU
BAŞKÖY

HARA

IHLAMURLU


KARAALİ
CANPET/KARALİKÖY

KIYICIK
MOÇHORE/KONTİVE

MEYVALI
CANPET

SAAT

SULAK
MZUÄžU

SÜMER
SERMENİ

TEPECİK
PETESKİR

YAYLACILAR

YENİKÖY
GURUPİT

YENİŞEHİTLİK
ZENİMOŞ

Yöre halkının bölge şartlarına göre geçim kaynağı, başta çay ve fındık olmak üzere kısmen narenciye, meyvecilik, su ürünleri, arıcılık ve hayvancılıktır.

İlçemiz mülki sınırları içerisinde Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğüne bağlı Fındıklı Çay Fabrikası ve bu fabrikaya ilaveten özel sektör bünyesinde Dosan,Doğuçay ve Ofçay fabrikaları faaliyetle- rini sürdürmektedir. İlçemizde yaklaşık 2500 çiftçi ailesi tarımsal gelir ekonomik refahı sağlamada yeterli olmadığından çalışır nüfusun büyük bir çoğunluğu işçi, memur ve esnaf gibi tarım dışı alanlarda çalışmaktadır. İlçemizde tarımsal faaliyetlerden yılda yaklaşık 32 bin ton yaş çay, 750 ton kuru kabuklu fındık, 1350 ton süt, 60 ton et, 200.000 adet yumurta, 10 ton bal ve kıyı balıkçılığında yaklaşık 40 ton çeşitli cins balık avlanmaktadır. Yapılan değerlendirme ve hesaplamalara göre ilçemizin gayrisafi yıllık tarımsal geliri aile başına ortalama 1.500.000.000. liradır. İlçemizde çoğunluğu Jersey melezi 1500 baş sığır, 700 baş yerli sığır, 1600 küçükbaş hayvan, 3000 adet Tavuk, 3500 adet fenni ve 500 adet ilkel arı kovanı mevcuttur. İlçemizde tarımsal amaçlı bir Fındık Tarım Satış Kooperatifi, bir Tarım Kredi Kooperatifi ve 3 adet Çay Ekicileri Kooperatifi ve 10 adet Yapı Kooperatifi mevcuttur. İlçemizde son yıllarda yeni bir ürün olan KİVİ’ nin üretimi alternatif ürün olarak yaygınlaşmaktadır.

İlçemizde Ziraat ve Halk bankalarının şubeleri bulunmaktadır. Fuar, sergi ve panayır bulunmamakla birlikte haftanın Perşembe günleri yöre halkı tarafından üretilen ürünler ile çevre ilçe esnafının sattığı mallardan oluşan pazar kurulmaktadır.

İlçemizde küçük sanayii ve zanaatkârlık (Ustalık – Çıraklık) alanlarına ilgi duyulmamakta olup, çalışan kesimin büyük bir çoğunluğu memur ve işçi’dir. Genç nüfusun büyük bir çoğunluğu işsiz olduğundan ilçemiz sürekli göç vermektedir.

Bu konuyu yazdır

  Trabzon
Yazar: MaSaL - 02-17-2011, Saat: 12:25 AM - Forum: Gidilesi Yerler - Yorumlar (14)

TRABZON

Karadeniz Bölgesi'in Doğu Karadeniz bölümünde yeralan Trabzon ili Karadeniz sahili ile Zigana dağları arasında yeralmakta olup en büyük şehri yüzüölçümü açısından az bir alan kaplamasına karşın nüfus ve ekonomi açısından Samsun'dan sonra Karadeniz'in 2. büyük şehridir. Batısında Giresun'a bağlı Eynesil ilçesi, güneyinde Gümüşhaneye bağlı Torul ilçesi, doğusunda da Rize'ye bağlı İkizdere ve Kalkandere ilçeleri, kuzeyi Karadeniz ile çevrili antik çağdan beri varlığı bilinen il ve il merkezinin adıdır.

300px-Trabzon_satellite.jpg

Etimoloji

Yunan mitolojisinde Lycaon’un oğlu Trapezeus'un Arkadya'daki adaşına ismini verdiği bilindiğinden, Karadenizdeki Trabzon'un da bu mitolojik kahramandan adını aldığı düşünülebilir
Evliya Çelebi'nin 2500 yıllık bir Yunan kentinin adını 17. yüzyılda Türkçe halk etimolojisine dayandırarak verdiği Tuğra-bozan adı da kimi çevrelerce ciddiye alınmıştır.[1]
Hamilton, şehrin güney doğusunda dik yamaçlarla yükselen, fakat üstü düz olan Boztepe’nin görünüşüne bağlamış, antik Trabzon sikkelerindeki "masa" çiziminden de aldığı destekle, kente görümünden dolayı Yunanca Trapezus "masa" adının verildiğini iddia etmiştir [2]
Özhan Öztürk, Kolhis ve Kafkasya'dan getirilen kölelerin Yunanistan anakarasına taşındığı liman kenti olan Trabzon'un adının Trapezus'un eski Yunanca metinlerde geçen mecaz kullanımı "köle satılan düz platform” (Aristo. Fr. 874)olabileceğini ileri sürmüştür


300px-Trabzon_districts.png

Coğrafya
Uydudan TrabzonDar bir sahil şeridinin ardında denize dikey uzanan dağlık bir araziye sahip olan ilin merkezi Boztepe (antik Minthrion tepesi) üzerine kurulmuştur. İl topraklarının 22,4 % yayla, 77,6 % si ise tepelerden oluşmaktadır.


İklim

Karadeniz'e özgü ılıman iklime sahip kentte hava sıcaklığı yıl boyunca 10° - 20°C arasında değişirken yaz ortalaması 27°C, kışın en soğuk zamanı (Kalandar zamanı)ise 5°C civarındadır.


Dereler

The Değirmendere (Piksidis), Yanbolu, Fol, Karadere, Koha, Sürmene (Manahos), Solaklı, Baltacı deresi,kalaputama deresi,Macka Deresi,Galyan Deresi


Göller
Çakırgöl, Uzungöl, Serra Gölü, Haldizen gölü


Nüfus
Trabzon ilinin ilçeleri
Cumhuriyet dönemi 2000 979.081
1997 858.687
1990 795.849
1985 786.194
1980 731.045
1975 719.008
1970 659.120
1965 595.782
1960 532.999
1955 462.249
1950 420.279
1945 395.733
1940 390.733
1935 360.679
1927 290.303

Osmanlı dönemi

1903 Trabzon Vilayet Salnamesi’nde, Trabzon Vilayeti’ndeki kadın erkek ve etnik, dinsel nüfus dağılımı şöyledir[4].

Müslüman 112.981 (59.890 erkek, 53.091 kadın)
Rum Ortodoks 85.784 (43.871 erkek, 41.913 kadın)
Ermeni Gregoryen 50.233 (25.444 erkek, 24.789 kadın)
Ermeni Katolik 10.506 (5255 erkek, 5251 kadın)
Ermeni Protestan 10.140 (5075 erkek, 5065 kadın)
Toplam 269644 (139.535 erkek, 130.109 kadın)

Tarih
Tarih Öncesi [değiştir]Bölgede çeşitli dönemlerde yapılan arkeolojik kazı ve yüzey taramalarında Yontma Taş (Alt Paleolitik dönem) Çağı’na ait Achelleen ve Mousterien tipi (el baltaları, kazıyıcılar, yonga aletler), Mezolitik Orta Çağ'a ait mağaralar Kalkolitik Çağ’a ait yerleşim izlerine rastlanmıştır. Bronz Çağı’nda Karadeniz kıyısında Kaşkalar adlı domuz besleyen ve kendir eken savaşçı bir halkın varlığı Hitit kaynaklarında bildirilmektedir [5].


Antik çağ

Eusebius'a göre şehrin kuruluş tarihini MÖ 756 olmakla birlikte bu iddia Trabzon'u İstanbul, Roma hatta, genel kanıya göre Trabzon ve diğer Doğu Karadeniz kolonizasyonunu geçekleştiren Sinop'tan daha eski bir kent yapmaktadır. Bu durum gerçekse Sinoplular varolan bir kenti MÖ 630 tarihinden sonra yeniden kolonize etmiş olmalıdırlar.[6] Anabasis'te geçen "Pontos Euksenios kıyısındaki bu şehir Sinope’nin Kolkh ülkesindeki kolonisidir"ifadesi daha sonra Arrian ve Peripleus tarafından da onaylanmıştır.[7] Merkezinde Yunanlıların çevre köylerinde bugünkü Lazların atası olduğu sanılan Kolkhların yaşadığı Trabzon, Antik çağ ve sonrasında Zigana geçidi üzerinden Ermenistan ve Euphrates civarında üretilen ticari malların takas edildiği ticaret merkezi ve dış ülkelere satıldığı bir ihraç limanı özelliğindeydi. Pontus İmparatoru Mithridates'in Roma İmparatorluğu ile giriştiği bir dizi savaşı kaybetmesinin ardından Anadolu topraklarının yanısıra Trabzon'da Roma hakimiyetine girmiştir.


Roma ve Bizans

Pompey'e karşı mücadelesinde Mithridates'e destek vermeyen Trabzon Roma döneminde ödüllendirilmiş serbest şehir statüsü kazandırılmıştır. [8] Bizzat kente gelen Arrian, Trapezus’un Roma döneminde güney Karadenizdeki en önemli liman kenti olduğunu belirtmiştir. Roma İmparatoru Hadrian döneminde restore edilen kente, Trajan döneminde Karadeniz Kapadokyası eyaletinin başkenti olmuş ve yeni bir liman inşa edilmiştir.[9] Gallianus döneminde bir Germen kabilesi olan Gotlar tarafından yağmalanmış [10], Justinian döneminde tekarar onarılarak eski konumunu kaznamıştır. İstanbul’un Latinler tarafından işgali üzerine Komnenos hanedanı, Trabzon'a sığınarak 1461 tarihine Osmanlı fethine dek sürecek olan Trabzon Krallığı devletini kuracaklar ve kendilerini Roma İmparatoru ilan edeceklerdi. [11]

300px-Sumela.jpg

trabzon3.jpg

trabzon.jpg

trabzon.jpg

0211trabzon1.jpg

trabzon_02.jpg

normal_moloz-trabzon.jpg

96.jpg

normal_trabzon-ortahisar_.jpg

Bu konuyu yazdır

  Bir DoÄža HariKası " CamiLi Köyü "
Yazar: MaSaL - 02-17-2011, Saat: 12:24 AM - Forum: Gidilesi Yerler - Yorumlar (2)

Artvin'deki Camili Köyü, UNESCO İnsan ve Biyosfer Programı koruma ağına alındı. Bitkileri, hayvanları, ormanları ve çevreye duyarlılığıyla dikkat çeken köy, Türkiye'den bu ağa dahil edilen ilk ve tek yer.


a0163.jpg


Karar, UNESCO'nun haziran ayı toplantılarında alınmıştı. Toplantıda Camili ile birlikte, 17 ülkeden 22 yer daha 'koruma altındaki biyosfer rezervi içeren bölge' ilan edilmişti.



wol_error.gifBu Resim Yeniden Boyutlandırılmıştır. Resmin Büyük Halini Görmek İçin Buraya Tıklayınız. Resmin Orjinal Boyutu 640x480 ve Büyüklük 95KB.a0116.jpg


UNESCO bu projeyle dünyadaki biyolojik çeşitliliği korurken ekonomik kalkınmanın ve kültürel değerlerin devamlılığının da sağlanması için temel bir yaklaşım oluşturulmasını hedefliyor...


a0053.jpg




Camili Artvin ili Borçka ilçesinin kuzey doğusunda Türkiye Gürcistan sınırında yer almaktadır.Borçkaya uzaklığı 45 km Artvin'e uzaklığı 75 Km dir. Borçka ilçesi ,Trabzon havaalanına 230 km Erzurum havaalanına 280 km uzaklıktadır.




a0047.jpg




Havza içerisinde ekoturizm amacı ile gelenlerin konaklayabileceği yer olarak pansiyonlar ve küçük oteller vardır.


a0054.jpg




Yürüyüş yolları ve doğa gözlem noktaları mevcuttur..

Bu konuyu yazdır

  Rize-Çayeli Ağaran Şelalesi
Yazar: MaSaL - 02-17-2011, Saat: 12:21 AM - Forum: Gidilesi Yerler - Yorum Yok

18037719.jpg
65786070.png83194521.jpg
Rize'nin Çayeli ilçesindeki Ağaran Şelalesi, şehir yaşamının yoğunluğundan uzaklaşmak isteyenler için alternatif sunuyor.

Rize merkeze 30, Çayeli ilçesine ise 12 kilometre uzaklıkta Sırtköy sınırları içinde bulunan şelale, adını, suyunun yamaçtan beyaz renkte dökülmesinden alıyor.

Yaklaşık 50 metre yükseklikten dökülen şelaleye sahilden sonra büyük bölümü beton, bir kısmı da toprak olan yolla ulaşılıyor.

Şelalenin tanıtılabilmesi için kurulan Ağaran Şelalesi Turizm ve Tanıtma Derneği Başkanı Recep Saklı, derneği, yörenin potansiyelinin değerlendirilebilmesi ve şelalenin turizme kazandırılabilmesi amacıyla altı ay önce kurduklarını söyledi.

Derneğin kurulmasından sonra şelalenin etrafında peyzaj çalışması yapmak için bazı girişimlerde bulunduklarını belirten Saklı, ''şelalenin bulunduğu alanda dinlenme tesisi kurulması içinbir proje hazırlıyoruz. Şelalenin sahile uzak olmaması önemli bir avantajdır. Ormanlık bir vadi sonundaki Ağaran Şelalesi, yürüyüş yapmak isteyenler için de uygun bir yer. Amacımız alanın günübirlik turizme kazandırılmasıdır'' dedi.

Bu konuyu yazdır

  Ordu/Ünye
Yazar: MaSaL - 02-17-2011, Saat: 12:20 AM - Forum: Gidilesi Yerler - Yorum Yok

Ünye'nin adı Latince ve Yunanca eski metinlerde İnaos, Oenes, Oinoe, Oinoie, Onea, Oenoe, Unieh, Unie, Unia gibi değişik şekillerde geçmektedir. Bazı kaynaklarda bunun bir hükümdar adı olduğu kaydedilmektedir. Eski metinlerde geçen bu isimlerin okunuşu da yine Ünye adına oldukça yakındır. Dolayısıyla son zamanlarda iddia edildiği gibi Ünye'nin eski adının "Oney" olduğu varsayımını doğru kabul etmek ve bunu adeta şehrin turistik adı haline getirmeye çalışmak vahim bir hatadır. Ünye'nin adı baştan beri hep Ünye idi.

MÖ 15. Binyıl: Ünye civarında ilk yerleşik hayat
MÖ 2000: Kaşkalar ve Hititler
MÖ 1200: Kaşkalar ve Hititlerin sonu
MÖ 12.-9. yüzyıllar: Hitit bakiyeleri ile Asya kaynaklı kavimlerin bir devlet yapısı olmadan yaşaması
MÖ 9.-8. yüzyıl: İskit hakimiyeti
MÖ 8. yüzyıl: Khalibler
MÖ 750 civarı: Milet'li denizciler tarafından Ünye şehrinin kuruluşu
MÖ 550: Pers İmparatorluğunun bütün Anadolu ile beraber Ünye civarına da hakim oluşu
MÖ 331: İskender İmparatorluğu
MÖ: 280: Pontus devleti
MÖ 63: Roma hakimiyeti
MS 395: Bizans hakimiyeti
1080: Büyük Selçuklu Devletinin tüm Anadolu'ya hakim olması
1100: Danişmendliler
1178: Anadolu Selçukluları
1243: Moğol İstilası
1290: Canik beyliklerinin ortaya çıkması
1346: Ünye'nin Hacı Emir Bey tarafından nihâî olarak alınması
1380: Canik beyliklerinin Kadı Burhaneddin'e tâbî olması
1398: Canik beyliklerinin Osmanlılara tâbî olması
1461: Hacıemir Beyliğinin sonu, Ünye ve çevresinn doğrudan Osmanlı hakimiyetine girmesi
16. yüzyılın ikinci yarısı: Canik bölgesinde suhte hareketleri
1640: Evliya Çelebi'nin Ünye ziyareti
17. ve 18. yüzyıllar: Ünye'nin Anadolu'nun Karadeniz sahilindeki en önemli limanı oluşu
1762-1809: Canik bölgesinde âyanların nüfuz kazanması
1877 Doksanüç Harbi ve Ruslardan kaçan Müslüman muhacirlerin Ünye'ye yerleşmesi
1893: Ünye çevresinde kolera salgını
1900: Ünye çevresinde eşkıyalık hareketleri
1914: Seferberlik (Birinci Dünya Savaşı)
1914-1922: Canik bölgesinde Rum ve Ermeni çetelerinin faaliyetleri
1916: Rus savaş gemilerinin Ünye'yi bombalaması
1918: Ünye ve çevresinde sıtma salgını
1920: Ordu'nun il yapılarak Ünye ve Fatsa'nın bu ile bağlanması
1923: Cumhuriyetin ilanı


unye.jpg

unye-1.jpg


n647727556_1420581_8329335.jpg

n1456735652_1596683_2586389.jpg

n1180332964_30130830_7882.jpg

Bu konuyu yazdır

  ZonguLdak / EreğLi...
Yazar: MaSaL - 02-17-2011, Saat: 12:13 AM - Forum: Gidilesi Yerler - Yorumlar (5)

ZonguLdak / EreğLi... Zonguldak antik dönemde Bithynia ve Paphlagonia sınırlarının kesiştiği noktada bulunmaktaydı. Bölgede,Hitit,İskit,Mariandin,Frig,Megara,M,let, Boietya,Kimmer,asur Pers,Makedon,Roma,Bizans,Ceneviz ve Türk kavimlerinin izlerini görmek mümkündür.Özellikle Kdz.Ereğli(Herakeia Pontica) ve Filyos''ta (Tieon) kurulan ticari iskelelere bağlı olarak gelişen yerleşim birimlerinin kalıntıları günümüze kadar ulaşmıştır.Ereğli kalesi tarihi surlar, su sarnıçları,Heracles sarayı,Crispos anıt mezar, Çeştepe,fener kulesi,Bizans kilisesi,Filyos antik limanı,Filyos kalesi,açık hava tiyatrosu,kemerleri bunlardan bazılarıdır. Filyos Kalesi 1460 yılında Fatih Sultan Mehmet''in Amasrayı almasıyla birlikte yörede Türk egemenliği pekişmiştir.1829 yılında taşkömürünün bulunmasıyla farklı bir önem kazanan bölgede 1848''de ilk kömür ocakları kurulmuş;19.yy. sonunan doğru ingiliz,fransız,belçika,rus şirketleri taşkömürü üretimi yapmak üzere yöreye gelmişleridir.Yöredeki şirketlerin haklarını korumak ve üretimi artırmak bahanesiyle fransız askerleri önce Zonguldak''ı ardından Ereğli''yi işgal etmiş(1919);ancak Zonguldak ve çevresinde oluşturulan Müdafa-i Hukuk Cemiyetlerine bağlı milis güçlerinin karşı koymasıyla 18.06.1920''de Ereğli''den 21.06.1920''de ise Zonguldaktan çekilmek zorunda kalmışlardır.Zonguldak,1 Nisan 1924 tarihinde, Cumhuriyet sonrası kurulan ilk il olma ünvanını kazanmıştır.

zonguldak.jpg

Tarihçe
Yörenin ilk sakinleri Frig boylarından oluşan Bithin, Mariandyn ve Migdon adlı göç topluluklarıdır. M.Ö. VI. yüzyılda Batı Anadolu’da başlayan kolonizasyon sürecinde yörede de ticari iskeleler kurulmuştur. M.Ö.334’e kadar Perslerin egemenliğinde kalan bölge, bu tarihten sonra Makedonyalıların eline geçmiş; ancak yöre halkının ayaklanması sonucu kısa bir süre boyunca bağımsız yönetilmiştir.

Zonguldak ve çevresi M.Ö. 27’de Roma İmparatorluğu'na bağlanmış, daha sonra da Doğu Roma toprağı olmuştur.



Yöreye Anadolu Selçuklu ordusu 1084 yılında gelmiş ve yöreyi fethetmiş. Daha sonra ise yöreyi Cenevizliler ele geçirmiştir, beylikler döneminde ise Candaroğulları bölgede hakimiyet kurmuştur. 1460 yılında Fatih Sultan Mehmet’in Amasra’yı almasıyla birlikte Zonguldak ve çevresi tamamen Osmanlıların eline geçmiştir.

II. Mahmut döneminde, 1829 yılında bölgede ilk kömür bulunmuştur.1848'de ise ilk kömür oacakları açılmıştır.Bu ocakları Belçikalı ve Fransız şirketler işletmiştir.

Zonguldak limanı Birinci Dünya Savaşı'nda Sarıkamış'a gidecek malzemelere ev sahipliği yapmış, Kurtuluş Savaşı'nda ise SSCB ile ilişkilerde önemli bir rol oynamıştır.

Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra 1919 yılında Fransız şirketlerinin haklarını korumak bahanesiyle Fransız askerleri önce Zonguldak’ı, ardından da Kdz.Ereğli’yi işgal etmiştir; ancak, Zonguldak ve çevresindeki Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerine bağlı güçlerin karşı koymasıyla tehlikeye düşmüşler, 21 Haziran 1920'de de bölgeyi terketmişlerdir.

Sanayi

Bölgedeki önemli sanayii tesislerinin başında Türkiye Taşkömürü Kurumu yer almaktadır. İşletmecilik Başlangıcı (1843 - 1848) tarihlerine dayanmaktadır.

1830 - 1848 tarihleri arasındaki arama ve işletmecilik faaliyetleri hakkında çok ayrıntılı bilgi olmamakla birlikte; 1843 tarihli resmi belgelerde, Ereğli ve Amasra’da üretilen “vapur kömürünün” İstanbul’ da pazarlamasından ve gerekli düzenlemelerin yapılmasından sonra devlet hazinesine sağlayacağı katkıdan söz edilmektedir. 1848’ de yapılan inceleme ve düzenlemelerle, Ereğli Amasra arasında “taşkömürü bulunan yerler” saptanarak “havza sınırları” ilk kez tanımlanmıştır. Günümüzde İlk Alışveriş Merkezi projesi yatırımını Demir Madencilik yapmaktadır. Dedeman Otelcilik Alışveriş Merkezi içinde yapacağı yatırımla bölgenin ilk önemli otel yatırımını yapacaktır. Zonguldak Alışveriş Merkezi projesinin Danışmanlığını Target Store Ekibi ve Başkanı Sn. Semih ÜNAL yapacaktır.


Bölgedeki taşkömürünü işleten kurumlar:

Hazine- İ Hassa (Evkaf Nezareti) Yönetimi (1848 - 1854)
İngiliz (Galatalı Sarraflar) Kömür Kumpanyası İşletmeciliği (1849 - 1854)
Kırım Savaşı (Geçici İngiliz) Yönetimi (1854 - 1856)
Hazine- İ Hassa (Evkaf Nezareti) Yönetimi (1856 - 1861) Emanet İdare İşletmeciliği (1856 - 1859)
Zafiropulos İşletmeciliği (1859- 1860)
İngiliz Kömür Kumpanyası İşletmeciliği (1860- 1861)
Hazine-İ Hassa (Evkaf Nezareti) Yönetimi (1861 – 1865)
Bahriye Nezareti Yönetimi (1865 – 1908)
Tersane İdaresi İşletmeciliği (1865 – 1882)
Yerli- Yabancı Sermaye Şirketleri İşletmeciliği (1882 - 1940)
Nafia Nezareti Yönetimi (1908- 1909)
Orman ve Maadin Ticaret ve Ziraat Nezareti Yönetimi (1909- 1920)
Dünya Ve Ulusal Kurtuluş Savaşı Dönemi (1914- 1922)
İktisat Vekaleti Yönetimi (1920-1940)
İş Bankası İşletmeciliği (1926- 1940)
Etibank ve EKİ işletmeciliği (1937-1940)
Etibank Ve EKİ Yönetimi (1940- 1957)
TKİ Yönetimi (1957- 1984)
TTK Yönetimi (1984-)
Bölgenin diğer başlıca sanayi alanları tarım ve hayvancılık, enerji, taş ve toprağa dayalı ürünler olarak sıralanabilir


Belediyeler

Beycuma
Çatalağzı
Çaydeğirmeni
Elvanpazarcık
Devrek
Gelik
Karaman
Kilimli
Kozlu
Muslu
Sivriler
Zonguldak

Bu konuyu yazdır

  Alanya
Yazar: MaSaL - 02-17-2011, Saat: 12:07 AM - Forum: Gidilesi Yerler - Yorum Yok

Alanya
Alanya, Akdeniz'in en gözde sahil şehirlerinden birisidir. Kilometrelerce uzanan sahilinin hemen hemen hepsinin kum olması, tercih nedenlerinden biri olsa gerek.

Alanya, Akdeniz'in en gözde sahil şehirlerinden birisidir. Kilometrelerce uzanan sahilinin hemen hemen hepsinin kum olması, tercih nedenlerinden biri olsa gerek. Kalesi, mağaraları, tarihi yerleri ile görülmesi, gezilmesi ve keyfine varılması gereken bir şehirdir. Bizanslılar döneminde, verilmiş olan "Güzel Dağ" ismine çok uygun bir şehir Alanya...

GEZMELİSİNİZ


Damlataş Mağarası
Alanya kalesi: Surlarının uzunluğu 6.5 kilometreyi bulan kalenin, 83 kulesi ve 140 burcu vardır. Alanya'nın su ihtiyacını sağlayabilmek için 400'e yakın sarnıç yapılmıştır. Günümüzde de sarnıçların bazıları kullanılmaktadır. Selçuklu döneminde kullanılan bir sarnıcı, sizin yıllar sonra kullanmanız çok ilginç bir duygu olacaktır.

Damlataş mağarası: Yerli ve yabancı turistlerin en çok ilgisini çeken yerlerden biri de Damlataş Mağarasıdır. Bu mağara, % 90 civarında nem oranına sahiptir. Mağaranın birçok hastalığa iyi geldiği söylenmektedir.

GÜNEŞLENMELİSİNİZ

Alanya'da çoğu tatil beldelerinden farklı olarak merkezde de denize girebilme şansınız var. Denizin rengi kıyıda mavi iken açıklara doğru turkuvaza dönüşür. Alanya'nın en güzel plajları olarak ilk sırada, Dim Çağı Vadisi ve Avsallar kumsallarını göstermek mümkündür. Diğer plajları ise Damlataş, Kleopatra, Keykubat, Portakal plajı olarak sıralayabiliriz. Alanya, doğusuna ve batısına dağılmış kumsalları, ince kumu, berrak deniziyle insanı büyülemeye yetiyor.

YEMELİSİNİZ

Alanya, ülkemizin her yerinde olduğu gibi zengin bir mutfak kültürüne sahiptir. Alanya'nın mağaralarını geziye çıktığınızda mutlaka Dim Çağı Mağarası'na uğrayın ve balık restoranlarında güzel bir ziyafet çekin. Ayrıca damak tadınıza uygun olan bir çok lezzeti Alanya merkezde de bulabilirsiniz. Alanya'da bir kaç restoran önermek gerekirse; Ege ve Akdeniz mutfağına özel tatlar için, Kaptan's Güverte, kebap türü yemekler içinse Flamingo Restoran'ı denemenizi tavsiye edebiliriz.

ALMALISINIZ

Alanya' da geceleri saat 17:00 den sonra trafiğe kapanan Atatürk Caddesi'nde kuyum çeşitleri, hediyelik eşyalar, kilimler ve ihtiyaç duyabileceğiniz her şeyi bulabileceğiniz mağazalar mevcut. Özellikle alışverişlerinizde yöreye özgü olan, ipekböceği ürünü, ipek dokumalarından satın alabilirsiniz..

EÄžLENMELİSİNİZ

Alanya' da eğlenmek için aradığınız her tarzda mekanı bulabilmeniz mümkün. Şehir merkezinde yüksek sesli müzik isterseniz Oxsid Bar tavsiye etmeden geçemeyeceğiz. Oxsid Bar; içinde bir çok kafe, restoran ve bar bulunan geniş bir mekandır. Merkezde ise farklı mekanlar mevcut, türkü sevenler için türkü barlar, klasik kafeler ve dünya standartlarında olan eğlence mekanları ile Alanya merkezde eğlenceli dakikalar yaşayabilirsiniz.

Gez: Alanya Kalesi’ni gez.
Gör: Damlataş Mağarası’nı gör.
Eğlen: Oxsid Bar’da eğlen.
Satın Al: İpek dokuma olan ürünlerden satın al.
Tadına Bak: Şiş kebabın tadına bak.

Bu konuyu yazdır

  Tarih: 05-08-2026, 02:35 PM