:: Duygusuz.com - Dostluk ve Arkadaşlık Sitesi
Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adınız:
  

Şifreniz:
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler: 16,695
» Son Üye: floralpops
» Toplam Konular: 98,587
» Toplam Yorumlar: 1,065,567

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Toplam: 200 kullanıcı aktif
» 0 Kayıtlı
» 195 Ziyaretçi
Applebot, Baidu, Bing, GoogleBot, Yandex

Son Aktiviteler
Bir Demet Söz
Forum: Güzel Sözler
Son Yorum: SunSet
, Saat: 11:22 AM
» Yorumlar: 70
» Okunma: 10,425
Kur’an’da Allah Zekâtı, M...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
05-03-2026, Saat: 11:57 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 33
İslam’ı Yaşarken İzlediği...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-30-2026, Saat: 01:06 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 32
Allah’ın Bizlere Güvendiğ...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-25-2026, Saat: 11:04 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 58
Allah’ın Dini İslam’ı Yaş...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-24-2026, Saat: 12:01 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 55
Saff Suresi 6. Ayet Üzeri...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-18-2026, Saat: 12:14 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 54
Namaz Dinin Direği Midir?
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-13-2026, Saat: 10:12 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 73
Atatürk'ün Çocukluk Anıla...
Forum: Hayatı ve Anıları
Son Yorum: Serdar102
03-28-2026, Saat: 09:08 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 114
Mavi'ye..
Forum: Aşk Hikayeleri
Son Yorum: SunSet
03-11-2026, Saat: 08:23 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 200
Keloğlan Çataltepe Tekfur...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:45 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 375

 
  İNSANLAR ve SÜRÜNGENLER
Yazar: Hasretiim - 02-17-2011, Saat: 09:48 PM - Forum: Hayvanlar Alemi - Yorum Yok

[INDENT]Türkiye’de yaşayan sürüngen (kaplumbağavirgs.gif kertenkelevirgs.gif yılan) türlerinin çok büyük bir kısmı zehirsizdir. Yılan türlerinden iki tür; Malpolon monspessulanus (Çukurbaşlı Yılan) ve Telescopus fallax Kedigözlü Yılan) bir çift olan büyük zehir dişlerinin üst çenenin gerisinde olması nedeni ile ince vücut kısımlarını (parmak v.s.) ısırmadığı sürece zararsızdır.turkeyarena.com
Bu türler daha çok fare v.s. küçük memeli hayvanları zehirleyipvirgs.gif tüketerek ziraata ve çevre sağlığına katkıda bulunurlar. Diğer sürüngen türleri de tarım zararlısı bir çok böcekvirgs.gif sivrisinek larvası ve küçük memeli (Tarla Faresivirgs.gif Sıçan v.s.) türlerini besin olarak tüketmek suretiylevirgs.gif biyolojik mücadelede önemli bir yere sahiptirler.
Sazlık-bataklık çevrelerinin kimyasal kirlenmesi sonucu sucul kaplumbağa topluluklarının azalması ile orantılı olarakvirgs.gif aynı ortamda yaşayan çeşitli zararlı böcek ve larvaların sayısı artmaktadır kivirgs.gif bunları yok etmek için oldukça pahalıya mal olan önlemlerin alınması gerekmektedir. Yine aynı şekilde kertenkele ve yılan türlerininvirgs.gifturkeyarena.com

tanınmamaktan kaynaklanan korku neticesinde bilinçsiz bir şekilde yok edilmesivirgs.gif önceden de bahsedildiği gibi bir çok hastalık taşıyan sıçan ile tarım zararlısı fare ve böcek türlerinin ortamda sayıca artmalarına yol açmakta ve bunlarla mücadelenin gereğivirgs.gif ekonomik kaybın hiç de küçümsenemeyecek düzeyde olduğu bilinmektedir. Unutulmaması gereken bir konu da sürüngen türlerivirgs.gif insanlar ile ortak besin kaynaklarını paylaşmamakta ve özellikle kertenkele ve yılanlar kendisine zarar verilmediği veya ürkütülmediği zamanlarda insanlara hiçbir zararı dokunmamaktadır.

Özellikle kırsal kesimde yaşayan kişilerin nadiren de olsa karşılaşabileceği varsayılan Koca Engereğin (Vipera lebetina) zehir dişlerinin üst çenenin ön kısmında olması ve bu yüzden kolay ısırabilmesi nedeni ile insanlar dahilvirgs.gif küçük ve büyük baş memeli hayvanlar için tehlikeli olabilir.
[/INDENT]

Bu konuyu yazdır

  berkay . ömrümün geri kalanı '
Yazar: DummeN - 02-17-2011, Saat: 08:36 PM - Forum: Online Videolar - Yorumlar (1)

http://www.youtube.com/watch?v=EJ1wEZD_-18

Koca bir hüzün sanki yaşadıgım su günler
Umudum tükense de susuyorum
Geri gelmiş sanki ayrılık kapılar aralanmış
Sayı gün geçer biliyorum
Bize kimler kıymış beklide kader böyle yazılmış
Zaman bile bize çare olamamış,.
Kalpler artık kirlenmiş
Boğazımız düğümlenmiş
Yalansız sevgiler galiba eskidenmis,
Kabul edemem böyle bir yalanı..
Aşkımı gelip elimden alanı..
Belki de buymuş en zor olanı
Seninle ömrümün geri kalanı.

Bu konuyu yazdır

  Hangi yaşta, hangi vitaminler alınmalı?
Yazar: MaSaL - 02-17-2011, Saat: 07:32 PM - Forum: Kadın Özel Diğer - Yorum Yok

İngiliz Sunday Times gazetesi farklı yaş gruplarındaki kadınların alması gereken vitaminleri listeledi:

20'Lİ YAŞLAR

Bu dönemde, dengeli ve yeterli beslenme ile vücudun ihtiyaç duyduğu vitamin ve mineraller sağlanabilir. Ancak, ergenlik döneminde yaşanan hormonal değişimler ve cilt sorunlarına karşı A vitamini alınabilir. Adet döneminde yaşanan kan kaybı ve yapılan diyetler, yirmili yaşlarındaki kadınlarda kansızlığa yol açabilir. Kansızlık için demir kaynağı olan kırmızı et ve ıspanak, brokoli gibi sebzeler tercih edilmeli.

30'LU YAŞLAR

Genellikle kadınların anneliğe adım attığı bu dönemde, sağlıklı bir hamilelik geçirmek için folik asit desteği büyük önem taşıyor. Hamilelik döneminde kalsiyum kaynağı olan D vitamini de alınması gereken vitaminlerden. Süt ve süt ürünlerinde bulunan kalsiyumu, brokoli, lahana, kabak ve konserve balıklardan alabilirsiniz.

40'LI YAŞLAR

Bu yaşta vitamin ihtiyaçları yine değişir. Antioksidan özelliği olan C ve E vitaminleri, aynı zamanda kemikler için kalsiyum desteği sağlayan D vitamini bu dönemde ihtiyaç duyulan vitaminlerdir. Antioksidan vitaminler, kalp sağlığınızı korurken, cilt yaşlanmasına karşı da etkili olacaktır.

50'LI YAŞLAR

Bu yaş grubundaki kadınlar, 40’lı yaşlarda aldıkları vitaminlere devam etmeli ancak E vitamini desteğini artırmalılar. E vitamini, cilde faydalı olduğu kadar vücudun kalp, sinir, bağışıklık sistemleri için de faydalı bir vitamin. Vücutta ödem, kramp için de E vitamini yardımcı olacaktır.

60'LI YAŞLAR

Kadınların bu dönemde kalsiyum ve D vitamini seviyesini artıran vitaminlere ihtiyacı var. Aynı zamanda, çinko ve B12 vitamin desteği bu dönemde sağlık için büyük önem taşıyor. Yetişkinlerin yüzde 40’ında B12 vitamini eksikliği varken, 65 yaş üstü kişilerin yüzde 20’si B12 eksikliği problemi yaşıyor. B vitamini, et, süt ve yumurta da bulunuyor

Bu konuyu yazdır

  Erkeklerden bir şey istemenin doğru bir zamanı varmış!
Yazar: MaSaL - 02-17-2011, Saat: 07:29 PM - Forum: Kadın Özel Diğer - Yorum Yok

[INDENT]

Erkeklerden bir şey istemenin doğru bir zamanı varmış!

Yapılan yeni bir araştırmayla erkeklerin kadınların istediklerini en büyük olasılıkla yerine getirdiği saat belirlendi.

Araştırmaya göre, kadınlar erkeklere isteklerini akşam saat altıda iletmeli. Erkeklere bir şey yaptırmak için en kötü vakit ise, öğleden sonra 3.

Araştırmaya göre, bunun sebebi, kadının bir münakaşayı kazanmasının en muhtemel olduğu saatin akşam 6 olmasından kaynaklanıyor.

İlaç şirketi Pharma'nın desteklediği uzmanlar tarafından yapılan araştırma, hislerin gündelik yaşamın seyri içinde doğal olarak zirve yaptığı zamanlar göz önüne alınarak gerçekleştirildi. Erkeklerin bu yükseliş anlarında kadınların istediklerini yerine getirmelerinin daha olası olduğu belirlendi.

Doğal biyoritim konusunda uzman ve psikoterapist Evie Bentley, "Her biyoritim döngüsü hangi hormonların ve ne kadar hormonun vücut fonksiyonunu dengelemek üzere kullanılacağını kontrol eden beyin tarafından düzenlenir. Bir insanın fiziksel, zihinsel ve duygusal olarak nasıl hissettiği büyük ölçüde biyoritimleri sonucunda şekillenir" diyor.

Öte yandan 1000 kişinin katıldığı bir ankete göre, bir şey istemek için en iyi zamanın, günün ilk saatlerinden ziyade öğleden sonra 1 olduğu ifade edildi. Katılımcıların yüzde 86'sı ruh hallerindeki düzenli yükselişler ve düşüşlerin farkında olduklarını da kaydetti.
[/INDENT]

Bu konuyu yazdır

  Romantik Komedi Tadında İlişki İstiyoruz
Yazar: MaSaL - 02-17-2011, Saat: 07:28 PM - Forum: Kadın Özel Diğer - Yorum Yok

Romantik komedi tadında ilişki istiyoruz

Biz kadınlar romantik komedilere bayılıyoruz ve onları örnek alıp ilişkilerimizde beklentilerimizi de o yönde tutuyoruz.

how-to-lose-a-guy.jpg


Romantik Komedi Tadında İlişki İstiyoruz

Biz kadınlar romantik komedilere bayılırız değil mi? Hepimiz izlerken başroldeki kadın oyuncuyu kendimiz olarak hayal ederiz, erkek karakter tarafından yapılan o romantik süprizleri de yine bize yapılmış gibi düşünüp, mutlu oluruz. Sanki o adamla biz öpüşmüşüzdür, karlar altında o romantik dansı da biz etmişizdir.

Oysa gerçekler hiç de öyle değildir.

Film boyunca yüzümüzde yer etmiş olan o geniş gülümseme, ekranda beliren “The End” yazısı ile birlikte yerini belli belirsiz bir hüzüne bırakır.

Hayal dünyasından çıkıp, pat diye acı gerçeklerin tam ortasına düşeriz.

Biz aslında New York sokaklarında, dışarıda lapa lapa kar yağarken, elimizde şampanyamızla, bir restoranda değil, Şişli’de evimizin salonundaki kanepemizde, bir kase çekirdekle oturmaktayızdır. Üstelik yanımızda Brad Pitt falan da yoktur. Pijamalarını giymiş, içtiği bira yüzünden hafıf göbeği çıkmıs, ayaklarını da sehpaya uzatmıs bir Burak, bir Ali vardır.

Müthiş bir hayalkırıklığına uğrarız. Hayatımızın ne kadar monoton ve sıkıcı olduğu yüzümüze bir tokat gibi çarpmıştır çünkü. Yatağa gidip uyumak en iyisidir. Nitekim, öyle de yaparız.

Peki bu noktada yaptığımız şey, aslında biraz şımarıklık değil midir?

Ve sizce de o filmler biraz abartı değil midir? 4ddc349103a9ff962bb828f95125e26c.gif

Aslında değildir, tamamen aynısı olmasa bile, herşeyi karşıdan beklemek yerine, ilişkimize bir el atarsak, öyle olaylar bizim de başımıza pekala gelebilir.

Yazımın başında belirttiğim gibi, biz kadınlar romantik komedilere bayılıyoruz ve onları örnek alıp ilişkilerimizde beklentilerimizi de o yönde tutuyoruz. Filmde her adım erkeklerden geliyor ve biz de erkeklerden hep bunu bekliyoruz. Oysa dediğim gibi, herşeyi karşı taraftan beklememek lazım.

Diğer bir deyişle, madem beklentilerimiz büyük, ya bunlardan vazgeçmek yada elimizi taşın altına sokmak lazım.

Peki nasıl?

Belki sevgilinizle romantik bir şekilde tanışmadınız, belki son derece sıradan bir şekilde sizi bir arkadaşınız tanıştırdı ama ne farkeder?

İlişkiniz romantik başlamamış olabilir ama o ilişkiyi romantikleştirmek sizin elinizde ise eğer, bunun ne önemi var?

Mesela filmde yenilen o romantik yemek ise istediğiniz, sevgilinizden beklemeyin, siz organize edin o yemeği.

Yada istediğiniz şey, eve gönderilmiş bir buket çiçek ise, bir kere de siz onun evine gönderin çiçeği. Böylece bu tarz şeyleri sevdiğinizi ve önem verdiğinizi düşünüp, o da bir sonraki ay size, aynısından bir demet gönderecektir bence.

Yada filmlerde yaşanan, sevgiliye kaybetme korkusu yaşatma taktiklerini sizde uygulayın. Sevgilinizin sizi kaybettiğini sandığı anda elde etmesi,bence size film tadında romantik bir öpüşmeyi garanti edecek yegane olaydır.

Yine filmlerdeki çiftleri düşünün.

Asla sürekli birbirlerine “Seni seviyorum.” demeyen şu cool çiftleri..

Öyle bir yerde söylerler ki o iki kelimeyi,ekran karşısında içimiz erir, “Ahh ne romantik!” diyip dururuz. Çünkü “Seni seviyorum” ları biz çok kolay harcarız, dolayısıyla bu sözü karşı taraftan duyunca romantik falan da bulmayız.

Yani aslında film, tüm bu taktik savaşından, az ama yerinde söylenen “Seni seviyorum” lardan ve romantik anlardan dolayı güzel gelir bize.

Ve tam da bu nedenle, eğer filmlerdeki gibi bir ilişki istiyorsanız ve karşınızdaki size bunu veremiyorsa, bence filmleri izleyip özeneceğinize,siz biraz uğraşın.

Açıkcası ben tamamen “odun” olan bir erkeği bir romantiğe çevirmenin ve yine son derece romantik olan bir erkeği mükemmel bir oduna çevirmenin, tamamen biz kadınların elinde olduğunu düşünüyorum. Ve herşeyi onlardan beklediğimiz sürece beklentilerimizin tam tersini yaşadığımıza da çok şahit oluyorum.

O nedenle haydi bayanlar, kolları sıvayın, şu ilişkinize biraz da siz romantiklik katın.

“Yok benim istediğim romantiklik değil ama sevgilimin Brad Pitt gibi şöööyle kaslı bir vücudu olsun.” diyenler için ise önerim, sevgiliye hediye edilecek 6 aylık bir spor paketidir.

O buna üşeniyor olabilir ama bence aldığınız bu paketle, sizin artık onu seksi bulmadığınızı düşünüp, üşengeçliği bir kenara atacak ve muhteşem kaslar için çalışmaya başlayacaktır.

Yalnız bu noktada bir uyarı yapmak istiyorum : 6 ay sonunda sevgiliniz Brad Pitt’e benzemezse ona kızmayın. Spor paketinin işlevi sadece vücut bölgesine işliyor, o nedenle tip de herhangi bir değişiklik ummayın.

O kadar da değil yani, abartmayın 4ddc349103a9ff962bb828f95125e26c.gif

Bu konuyu yazdır

  Meme Kanseri Hakkında Herşey
Yazar: MaSaL - 02-17-2011, Saat: 07:26 PM - Forum: Kadın Özel Diğer - Yorum Yok

Türkiye Meme Vakfı, internet sitesinde meme kanseri ile ilgili toplum bilincini yükseltip bunun sonucunda, erken tanı ile meme kanserine bağlı ölüm oranlarını düşürmeyi hedefliyor.

Yaşamı boyunca kadının memesinde bir sertlik fark etmesi ya da ağrı gelişmesi sık rastlanan bir durumdur. Memede fark edilen sertliklerin, kitlelerin ve değişikliklerin büyük bir çoğunluğu kanser değildir. Eğer kanserse bile meme kanseri, en kolay taranabilen ve erken teşhisi hayat kurtaran bir kanser türüdür.

MEME KANSERİ NEDİR?

Meme, süt bezleri ve burada üretilen sütü meme başına taşıyan kanallardan oluşur. Bu süt bezleri ve kanalları döşeyen hücrelerin, yukarıda tanımladığımız şekilde, kontrol dışı olarak çoğalmaları ve vücudun çeşitli yerlerine giderek çoğalmaya devam etmelerine meme kanseri denir.

MEME KANSERİ RİSK FAKTÖRLERİ NEDİR?

Bazı özellikleri taşıyan kadınlarda, meme kanserinin daha sık görüldüğünü biliyoruz. Bu özelliklere risk faktörleri diyoruz. Bu risk faktörlerini taşıyan kişilerin mutlaka meme kanserine yakalanacakları söylenemez. Sadece, bu faktörleri taşımayanlara göre, daha fazla meme kanserine yakalanma olasılıkları olduğunu biliyoruz. Bu faktörleri taşımayan kişiler de meme kanserine yakalanabilirler. Meme kanserine yakalanan kadınların yarısı, bu risk faktörlerini hiç taşımamaktadır. Bu nedenle, risk faktörlerinin taşımayan kişiler de olağan kontrollerini yaptırmalıdırlar.

Meme kanserine yakalanma riskini artıran faktörleri kısaca şu şekilde sayabiliriz;

Yaş: İleri yaş önemli bir risk faktörüdür. Yeni meme kanseri tanısı konan kadınların % 70’i, 50 yaş üzerindedir. Diğer bir deyimle, yaşı 50 yaş üzerinde olan kadınlarda meme kanseri görülme sıklığı, yaşı 50 yaşın altında olan kadınlardan 4 kat daha fazladır. Bu nedenle, 50 yaş üzerindeki her kadın, mutlaka yılda bir defa hekime baş vurarak muayene olmalı ve mamografi dediğimiz meme filmini çektirmelidir.

Kişisel meme kanseri hikayesi: Daha önce meme kanseri geçirmiş ve tedavi olmuş kadınlarda, diğer memede kansere gelişme olasılığı normal kadınlara göre 3-4 kat daha fazladır.

Ailede meme kanseri hikayesi: Aile yakınları arasında meme kanserine yakalanmış kadınların, meme kanserine yakalanma olasılığı, diğer kadınlara göre daha fazladır. Örneğin, kız kardeşi veya annesi meme kanserine yakalanan bir kadının, meme kanserine yakalanma riski, diğer kadınlardan 2- 5 kat daha fazladır. Bu kadınlar daha sık ve dikkatli izlenmelidir. Bu şekilde sorunları olan kadınlar, meme kanseri genetik danışmanlığının yapıldığı kliniklere baş vurarak risklerini hesaplattırmaları gerekir. Eğer aile geçiş riski yüksek bulunursa, genetik testi yaptırmalıdırlar. Vakfımız polikliniğinde bu hizmet verilmektedir.

Daha önce meme biopsisi yapılmış olması: Memede bir kitle nedeni ile biopsi yapılmış ve iyi huylu bir tümör saptanmış olabilir. Bazı kanser olmayan iyi huylu tümörlerin bulunması, kanser gelişme riskini değişik oranlarda artırabilmektedir. Bu, tümörün hücresel yapısına göre değişir. Örneğin, yapılan bir biopside, çıkartılan kitlenin patolojik incelemesi sonucu atipik hiperplazi tanısı konmuş kadınlarda ( bu tamamen iyi huylu bir tümördür), meme kanseri gelişme oranı normal kadınlara göre daha fazladır.

Fertil çağ süresi: Adet görmeye erken başlanması, menepoza geç girilmesi, fertil cağı uzatmaktadır. Bu sırada kadın daha uzun süre östrojen hormonu etkisi altında kalmakta, meme kanseri gelişme riski artmaktadır. Erken menopoza giren kadınlarda hormon tedavisi yapılmıyor ise, meme kanseri riski önemli ölçüde azalmaktadır. Elli yaşından sonra adet görmeye devam eden kadınlarda, meme kanserine yakalanma riski az da olsa artmaktadır.

Doğurganlık hikayesi: İlk çocuğu doğurma yaşı önemlidir. İlk çocuğunu 30 yaşından sonra doğuran kadınlarda meme kanseri görülme oranı 20 yaşından önce doğuranlara göre 2 kat fazladır. Hiç çocuk doğurmayan kadınlarda risk hafif yükselmektedir

Sosyoekonomik seviyenin yüksekliği: Varlıklı, sosyoekonomik düzeyi yüksek olan kadınlarda, meme kanseri görülme oranı daha fazladır. Bu ailelerin kızları daha iyi beslendikleri için daha erken gelişmekte ve erken yaşta adet görmeye başlamaktadır. Ayrıca bu çocuklar büyüdükleri zaman eğitim ve iş nedeni ile daha geç evlenmekte ve daha geç çocuk sahibi olmaktadırlar. Bu nedenlere bağlı olarak fertil çağın erken başlaması, geç doğurma gibi nedenler sebep olarak sayılabilir. Ayrıca bunların dışında başka faktörler de rol almaktadır.

Östrojen hormonu tedavisi görenler: Menopoz nedeni ile uzun süre östrojen tedavisi ( 10 yıldan fazla) gören kadınlarda, meme kanseri oranı artmaktadır. Fakat, hormon tedavisi almayan kadınlarda da, kalp hastalıklarında ve osteoporoz gibi sorunlarda artış ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle, menopoz yakınmalarının azaltılması amacı ile, östrojen verilmesi önerilebilir fakat, mutlaka bir hekim kontrolu altında yapılmalıdır.
Doğum kontrol hapı kullanılması: Bu konuda farklı görüşler olmakla birlikte hafif bir risk artışı olduğu ileri sürülmektedir. On yıl önce doğum kontrol hapını bırakmış olan kadınlarda ise, bu risk tamamen ortadan kalkmaktadır.

Alkol kullanılması: Fazla alkol alan kadınlarda, almayan kadınlara göre risk nispeten artmaktadır. Günde 3 bardak yüksek dereceli alkol içen bir kadının meme kanserine yakalanma riski, hiç içmeyen kadına göre 2 kat daha fazladır. Alkol alımının günde bir kadeh ile sınırlandırılması önerilmektedir.

Sigara: Sigaranın kesin bir etkisi gösterilememiştir. Fakat, genel sağlığı etkilediğinden dolayı bırakılması önerilmektedir. Şişmanlık ve yağlı beslenme: Bazı çalışmalarda şişmanlığın, özellikle 50 yaş üzerindeki kadınlarda meme kanserine yakalanma riskini artırdığı gözlenmiştir. Özellikle, doymuş yağların fazla bulunduğu yağlı et gibi yemekler ve yağlı süt ürünlerinin fazla alınmasının bu riski artırdığı ileri sürülmüştür.

KİMLER DAHA FAZLA RİSK ALTINDA?

Daha önce memede kansere öncü sayılabilecek bir lezyonun bulunmuş olması

Genetik olarak meme kanseri gelişimine yatkın genleri taşımak

Ailesinde veya akrabalarında meme kanseri gelişmiş olması

Uzun süreli doğum kontrol haplarının kullanılması

Menopoz sonrası dönemde uzun süreli ve yüksek dozlarda östrojen replasman tedavisi yapılması

Çocukluk veya gençlik çağında başka bir nedenle göğüs bölgesinin ışınlanmış olması

Adet başlama yaşının erken, adetten kesilme yaşının geç olması

Hiç doğum yapılmaması veya ilk doğumunu 30 yaşından sonra yapılması

İlerlemiş yaş. Meme kanseri en sık 50-65 yaşları arasında görülüyor

Aşırı yağlı gıdalarla beslenme

Mamografi taramalarında yoğun meme saptanması

Yumurtalık ya da rahim kanseri hikayesi olması

Elektromanyetik alanlara ve radyasyona sürekli maruz kalmak

Bu konuyu yazdır

  Kadın sığınma evleri ve yardım alabıleceğiniz kuruluşlar
Yazar: MaSaL - 02-17-2011, Saat: 07:26 PM - Forum: Kadın Özel Diğer - Yorum Yok

Sıgınma Evleri ve Yardım alabılecegınız kuruluslar..

Kadına yönelik şiddet konusunda devletin sunduğu hizmetler ve kadına ilişkin politikalar Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü ile Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü tarafından planlanır.

Başvurulabilecek Yerler:

İstanbul Barosu Kadın Hakları Uygulama Merkezi
0212 292 77 39

İstanbul Üniversitesi Çapa Erişkin Psikiyatri
0212 414 24 10

İstanbul Üniversitesi Çapa Çocuk Psikiyatri
0212 414 20 00- dahili 1390

SHÇEK İstanbul İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü
0212 511 42 75(5)

SHÇEK İstanbul Gazi Mahallesi Toplum Merkezi
0212 650 33 21

SHÇEK İstanbul Bağcılar-Evren Toplum Merkezi
0212 489 09 41

SHÇEK İstanbul Kocamustafapaşa Toplum Merkezi
0212 632 00 17

SHÇEK İstanbul Sultanbeyli Toplum Merkezi
0216 496 45 99

SHÇEK İstanbul Yakacık Toplum Merkezi
0216 309 91 25

SHÇEK İstanbul Mustafa Kemal Toplum Merkezi
0216 472 72 99

SHÇEK İstanbul Zeytinburnu Toplum Merkezi
0212 416 25 53

SHÇEK
Ankara 0 312 418 66 62
Antalya 0 242 243 44 75
Bursa 0 223 223 19 26
Denizli 0 258 241 34 58
Eskişehir 0 222 217 46 05
İzmir 0 232 446 33 52
Kocaeli 0 262 322 17 91
Samsun 0 362 433 06 15


Küçükçekmece Belediyesi Kadın Konukevi
0212 411 06 00-41

Kadıköy Belediyesi Kadın Konukevi
0216 414 38 61-62

Aliağa Belediyesi Kadın Dayanışma Merkezi
0232 616 19 80

Ankara Kadın Dayanışma Vakfı
0312 430 40 05-06

İzmir Bornova Belediyesi Kadın Danışma Merkezi
0232 461 47 94

Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü
0312 419 29 64

Diyarbakır KA-MER
0412 228 10 53

Tarsus Kadın Danışma ve Dayanışma Merkezi
Belediye İşhanı Kat: 2
Tel: 0 324. 614 72 22
Faks: 0 324. 614 72 21


Özellikle çocuklara yönelik şiddet ve istismarla ilgili başvurulabilecek bazı kuruluşlar ise şunlardır:

Sosyal Hizmet İl Müdürlükleri
Emniyet Müdürlükleri Küçükleri Koruma Şubesi
İstanbul Barosu Çocuk Hakları Komisyonu
Çocuk Mahkemeleri Cumhuriyet Savcılığı


Bunun yanı sıra :

Türk Kadınlar Birliği
Türk Anneler Derneği
Çağdaş Eğitim Vakfı
AÇEV
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği
Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı
Türkiye Aile Sağlığı ve Planlama Vakfı
Roteryenler, Lions ve Soroptimistlerin kadın komisyonları ve çeşitli dernekler özellikle son yıllarda kadına yönelik şiddetle ilgili toplantı, eğitim grupları ve konferanslar düzenlemektedir.

Ankara Üniversitesi, Atılım Üniversitesi, Çankaya Üniversitesi, Çukurova Üniversitesi, Ege Üniversitesi, Eskişehir Anadolu Üniversitesi, Gaziantep Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, Mersin Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Yüzüncü Üniversitesi’nde Kadın Sorunlarını Araştırma ve Uygulama Merkezleri bulunmaktadır.

Bu konuyu yazdır

  düşünüz öldü mü hiç sizin?
Yazar: MaSaL - 02-17-2011, Saat: 07:24 PM - Forum: Aşk (Genel) - Yorum Yok

düşünüz öldü mü hiç sizin?
düşünüz sözünüzde büzülüp kaldı mı hiç?

koca bir karanlıkta gözlerim, dokunamıyorum...
kaç kapı araladım belki yolum burası diye...şimdi uyandım manzarasına tezat düştü “düş”üm...
yeniden başlayamıyorum; “katran karası hayallerim”...
ömrümü ıskaladım, elmas parçaları batmakta gönlüme...
gönlümün yettiği kadar ağlıyorum şimdi...
nikotin bulaşmış , pas tutmuş hayallerime...

boşu boşuna ağlıyorum şimdi...



yorgun çalkantılar sığ düşlerime sığınmış
gece benden kocaman
bir çemberin içinde ölüme eş zamanlar tanıyorum
yine hüzün, biliyorum
yetmiyor bana hayallerim, sökülüyor ilmek ilmek
alçak ölümler kanımı donduruyor
ecele fırsat tanımadan ölenler şimdi nerdeler
sağanak aşklar gül toprağına yağarlardı hani...
neden soldu güller

aşk yalan mıydı? aşk ölmüş müydü?

gönlümün yettiğince aşkı sığdırıyordum göz yaşlarımla birlikte,

“gül”e hediye... sadece gönlün “gül”sün diye...



nereye kadar gider bu gemi
ne zaman umut etmekten vazgeçer insan?
güneşin penceremi yumruklaması için şimdiden dualar edeceğim o zaman..
umut kapımdaysa ardına kadar açarım buyursun...
güneş yağmurla oynaşır
gök kuşağı çıkar kaybolan hayallerime inat...



ölüme eş zamanda yaşar insan
ve umut yaşamın elçisidir

binlerce cinayet işlenir bu “aydın vakitlik”te
gözünü kapatsan sen neye yarar
senin karanlığındır sadece o
tüm düşler öldürülmüştür çoktan

sen duymasan da şehirde ölüyor birileri
ve şehirler ölüyor bir bir
elimde tuttuğum müşterek umutlarıma
yenilerini ekleyebilirim

ama suskun gönül yine seni su-sar
gözlerimden akan yağmurla yıkıyorum şehri
yüzüme damlıyor yıkanan şehir
kirleniyorum yine...


gönlümün yettiğince düşlerime sığınıyorum...

sırf bu sabah güneş benim pencereme doğsun diye...

Bu konuyu yazdır

  Mazoşist Tavşan (:
Yazar: ÐŽeşaren - 02-17-2011, Saat: 07:18 PM - Forum: Komik Resim ve Karikatür - Yorumlar (8)

83919235.jpg
34714244.jpg
80321896.jpg
20699233.jpg
25070957.jpg
59839305.jpg
39464102.jpg
30028285.jpg
69388451.jpg
11192141.jpg
98242096.jpg
47217863.jpg
83132390.jpg
78435582.jpg
32426162.jpg
38447579.jpg

Bu konuyu yazdır

  yenildim sevdana
Yazar: MaSaL - 02-17-2011, Saat: 07:12 PM - Forum: Aşk (Genel) - Yorum Yok

12130482272533899.jpg


yenildim sevdana


savaş zamanlarının bencilliği var içimde.Mağlup edilmişliği kabullenmek istemiyor yüreğim.Direnişçi yanım iş başında!Sana eylem hazırlıyor her düşüncede,her düşüncede sana direniyor.
Savaş zamanlarının hırsızlığı var içimde.Kendimden seni calıyorum.Seni yani tüm servetim olan sevgimi...yıllarca biriktirdiğim herşeyi enkazımın altında koydugum yerlerde bulmaya çalışarak...çalıyorum.Savaş zamanlarının tanıdık korkusu var içimde.Bu yenilmişliği gören biri olur da sömürmeye kalkar diye korkuyorum.Kabullenemem senden baskasında esir kalmayı...dayanamaz yüreğim.Onca yorgunluğun üstümde olduğu bir anda bir baskasına direnmeye dayanamaz.Zaten sömürülecek ne kaldı geriye?içine işlediğin yüreğimi yani şehrimin kalesini atese verdin.Savunmasızca döküldü düşüncelerim.yalansız...Sakladığım ne varsa öğrendin.Kaçanları,sana ait olmayan anıları,kendini kabul ettiremediğin tüm düşünceleri kursuna dizdip ölüme mahkum ettin.Yağmalamadığın bir şey kalmadı bende, ben düşüncelerimden ibarettim,beni tükettin.savas zamanlarının unutulmayacak fotoğrafları kalacak içimde.Bu yürek elbet yeni bir şehir kuracak.belki yine mağlup olacak...belki kendi savaşının zaferini kazanacak;ama içinde hep o tanıdık yenilmişlik olacak.....

Bu konuyu yazdır

  Tarih: 05-08-2026, 11:29 AM