| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.
|
| Kimler Çevrimiçi |
Toplam: 220 kullanıcı aktif » 0 Kayıtlı » 215 Ziyaretçi Applebot, Baidu, Bing, GoogleBot, Yandex
|
| Son Aktiviteler |
Allah’ın Bizlere Güvendiğ...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-25-2026, Saat: 11:04 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 30
|
Allah’ın Dini İslam’ı Yaş...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-24-2026, Saat: 12:01 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 31
|
Saff Suresi 6. Ayet Üzeri...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-18-2026, Saat: 12:14 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 41
|
Namaz Dinin Direği Midir?
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-13-2026, Saat: 10:12 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 57
|
Atatürk'ün Çocukluk Anıla...
Forum: Hayatı ve Anıları
Son Yorum: Serdar102
03-28-2026, Saat: 09:08 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 98
|
Mavi'ye..
Forum: Aşk Hikayeleri
Son Yorum: SunSet
03-11-2026, Saat: 08:23 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 177
|
Keloğlan Çataltepe Tekfur...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:45 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 349
|
Kısa Keloğlan Masalları -...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:26 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 222
|
Keloğlan Ve Pinokyo - Ser...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:22 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 203
|
Dev Hamsi - Serdar Yıldır...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:19 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 194
|
|
|
| baba sevgisini hissederek büyüyen çocuğun özgüveni yüksek olur |
|
Yazar: sıla - 04-22-2011, Saat: 01:47 PM - Forum: Anne ve Bebek
- Yorumlar (2)
|
 |
[SIZE="3"][COLOR="Sienna"]Küçük yaşta arkadaşlarıyla konuşurken babasının ne kadar güçlü olduğunu anlatmayan, 'benim babam senin babanı döver' demeyen çocuk yok gibidir.
Aslında bu söz, çocuğun gözünde babasının ne kadar güçlü olduğunun göstergesidir. Bu aynı zamanda, çocuk için babasıyla birlikte büyümenin ve baba sevgisini hissetmenin ne kadar büyük bir ihtiyaç olduğunu ifade eder. Çocuk gelişimi uzmanları da baba sevgisinden yoksun büyüyen çocukların özgüveni eksik yetişkinler olduğunu belirtiyor. Sempati Psikolojik Danışmanlık ve Hipnoterapi Merkezi'nden psikolog Dr. Ramazan Özarslan, çocukların genelilkle 3 yaşına kadar annelerine düşkün olduğunu, 6 yaşından sonra ise baba rolünün ön plana çıktığını söyledi. Çocuğun dünyasında annenin sevgi ve şefkati, babanın ise gücü temsil ettiğini kaydeden Özarslan şöyle konuştu: "Baba sevgisiyle büyüyen çocukların özgüvenleri tam oluyor. Çevreyle uyumlu bir kişilik sahibi olarak yetişiyorlar. Baba sevgisinden yoksun büyüyen çocukların özgüvenleri ise eksik kalır. Babanın yokluğunda erkek çocuklarda baba figürünü dayı tamamlar. Kız çocuklarında ise babanın yerini hiçbir akraba tutamaz. Babalarının boşluğunu dolduracak hiçbir figür yoktur."
Anadolu'da bazı yanlış âdetlerden ötürü babaların çocuğunu kucağına alıp sevemediğine dikkat çeken Özarslan, babaların çocuklarını 0-3 yaş arasında kucağında, 3-6 yaş arasında saçını okşayarak, öperek, bağrına basarak, 13 yaşından sonra uzaktan kontrollü sevmesi gerektiğini söyledi.
Hollandalı pedagog Jilda Peters da, Avrupa'da okulöncesi eğitimde 4 yaşından sonra babanın ailedeki rolüyle ilgili eğitim verildiğini vurguladı. Çocuğun 3-13 yaş arasında babanın güç otoritesini çok iyi hissetmesi gerektiğini ifade eden Peters, "Avrupa toplumunda da bir çocuk için baba gücü temsil eder. Avrupalı babalar, Türk babalara göre çocuklarını daha fazla kucağında taşıyor. Kültürden kültüre değişse de Avrupa ülkelerinde çocuğu kucağında ve sırtında anne değil, baba taşır. Baba sevgisini tam almayan çocuklar pısırık ve içe kapanık olur." dedi.[/COLOR][/SIZE]
|
|
|
| Anne şefkati hayata bedel |
|
Yazar: sıla - 04-22-2011, Saat: 01:44 PM - Forum: Anne ve Bebek
- Yorumlar (5)
|
 |
[SIZE="3"][COLOR="DarkOrange"]Annenin doğumdan sonraki ilk aylarda bebeğine gösterdiği şefkat, bebeğin yetişkin hale geldiğinde sorunlarla daha iyi başa çıkmasını sağlıyor, stres ve hastalıklardan koruyor.
ABD'nin Rhode Island eyaletinde bilim adamları 482 anne ve 8 aylık bebekleri arasındaki bağı araştırdı ve bebekken araştırmaya katılanlar 34 yaşına geldiğinde testlerle bu bağın etkilerini inceledi.
Anne ve 8 aylık bebek arasındaki bağın niteliği psikolog tarafından "olumsuz-aşırı" ölçeğinde değerlendirildi.
10 anne-bebek çiftinden yaklaşık birinde psikolog, annenin bebeğine gösterdiği şefkati "az", çiftlerin yüzde 85'inde "normal", yüzde 6'sında "fazla" buldu.
Bebekken araştırmaya katılanlar, 34 yaşına geldiğinde tekrar teste tabi tutuldu. 8 aylıkken annesinin fazla şefkat gösterdiği kişilerin kaygı, stres ve saldırganlık düzeyinin diğerlerinden az olduğu görüldü. Ayrıca bu kişilerin kalp-damar hastalıklarına daha az yakalandığı ve hayatla daha iyi mücadele edebildiği belirlendi.
Hayattaki ilk deneyimlerin bile yetişkinlik dönemini etkileyebildiğini doğrulayan bilim adamları, hatırlanmayan bebeklik anılarının ileride kişiyi hayata karşı daha dayanıklı ya da hassas hale getirebildiğini vurguladı.
Bilim adamları, bu konuda yapılan diğer araştırmalardan farklı olarak, araştırmanın çocukluk anılarını değil, bebeğin hayattaki ilk anlarını temel aldığına dikkati çekti.[/COLOR][/SIZE]
|
|
|
| Kardeş kıskançlığı ile nasıl başedilir |
|
Yazar: sıla - 04-22-2011, Saat: 01:43 PM - Forum: Anne ve Bebek
- Yorumlar (8)
|
 |
[SIZE="3"][COLOR="DarkOliveGreen"]Kardeş geldiğinde çok doğal bir duygudur kıskançlık. Peki bunu önlemek için neler yapabilirsiniz?
Bir çocuğun kardeşini kıskanması doğal bir duygu olarak tanımlanabilir. Her birey özel olmak, ilk olmak, öncelikli olmak, tercih edilmek, beğenilmek isteyebilir.
Karşıdaki kardeş olsa bile bu duyguların kontrol edilmesi kişi için bazen güç olabilir.
Bu duygunun bir problem olarak görülmesinden çok bu duygu ile çocuğun ya da kişinin nasıl baş edebilmesi gerektiğini öğretmek ve anne- baba olarak yapılması gereken davranış biçimlerini öğrenmektir.
Kardeş kıskançlığında, kardeşe duyulan yoğun öfke duyguları belirgindir.
Onun daha ön planda olduğu, daha çok sevildiği, her istediğinin yapıldığı, kendisinin ikinci plana atıldığı, kendisine karşı bir haksızlık yapıldığı ve artık sevilmediği düşüncesi ile yalnız kalma, içe kapanma, sürekli öfke duyma ve yoğun çatışmalar ile kendini gösterir.
Çocukluk döneminde kardeşin gelmesi ile tahtının sarsıldığı ve artık her şeyin eskisi gibi olmayacağı endişesi hakimdir.
Bu endişenin kontrol edilebilmesi için anne babanın ve diğer kişilerin aslında hiçbir şeyin değişmediğini, onun kendileri için hala özel ve önemli olduğunu ona davranış ve konuşmaları ile hissettirmesi gerekmektedir.
Bunu hisseden çocuk rahatlayacak ve kardeşine karşı olan tüm düşmanlık duygularını kontrol edebilecektir.
Kardeş Kıskançlığının Belirtileri /B>
Kardeş kıskançlığı, kendine acıma, üzüntü, küçük düşme korkusu, can sıkıntısı, öfke, nefret ve intikam alma düşüncelerinin yanı sıra sevgi, koruma ve yakınlık hissetme isteği gibi karışık duyguların bir bileşiminden oluşmaktadır. Bu duygulardan en etkili olanları öfke, kendine acıma ve üzüntü duygularıdır.
Çocuk o güne kadar evde kendisi ilgi ve sevgi odağıyken birden ikinci plana itilmiş gibidir. Artık anne babasının ve diğer yakınlarının sevgi ve ilgisini kardeşiyle paylaşmak durumundadır. Sevilmediği düşüncesiyle anneden tamamen uzaklaşır, içe kapanır, yemek yememeye ve zayıflamaya başlayabilir.
Kabus gördüklerini, çişlerinin geldiğini bahane ederek ilgiyi kendi üzerlerine çekmeye çalışırlar. Altını ıslatma, parmak emme gibi davranışlarla önceki gelişim evresine gerileme görülebilir.
Hem gün içinde hem de geceleri aşırı sinirli olurlar. Huzursuz bir görünümleri vardır, sakinleşmekte zorlanır ve kimi zaman çevrelerindeki insanlara öfkeli davranabilirler. Kendine ya da eşyalara yönelik saldırgan davranışlarda bulunabilirler.
Evden ayrılmayı reddetmeyle birlikte (örneğin okula gitmek istememe) baş ağrısı, mide bulantısı gibi psikosomatik belirtiler, huzursuzluk, isteksizlik ve diğer stres belirtileri sık sık gözlenebilir.
Yeni bir kardeşin doğumu çocukta ilgi ve koruyuculuk, sıkıntı ve kıskançlık gibi çelişkili duygular yaşanmasına neden olur. Artık eskisi kadar sevilmeyeceği korkusu daha anne hamileyken başlayabilir. Son aylarda annenin yorgun, isteksiz ve yeni gelecek kardeşin hazırlıkları ile uğraşıyor olması çocuğun huysuzlaşıp, anneden ayrılmak istememesine neden olabilir.
Bazı çocuklar kıskançlık duygularını açıkça ortaya koyarak kardeşine vurma, onun oyuncağını kırma, "Ondan nefret ediyorum" deme gibi davranışlar gösterirken bazıları da bu duygularını bastırır ve aşırı sevgi gösterir, bu davranışın altında çoğu zaman ana-babanın sevgisini kaybetme, tepki görme korkusu yatar.
Anne babaya sık sık onu sevip sevmediklerini sorma ve sevgilerinden bir türlü emin olamama yaşanabilir.
Doğum Öncesinde Alınabilecek Önlemler
Bebek dünyaya gelmeden önce anne ve babanın gün içerisinde ona özel zamanlar yaratabilmesi gerekmektedir. Annem beni seviyor, babam beni seviyor ve benimle ilgileniyor düşüncesini hissedebilmesi gerekiyor.
Bebek dünyaya gelmeden önce çocuğunuzu dünyanın merkezi haline getirmemek, ona bağımlı yaşamamak, her zaman varlığınıza alıştırmamaktır. Her istediğinin yapılmaması önemlidir. "Sen benim için önemlisin, ama bazen sana sınır koymalıyım, bunun sana olan sevgimle bir ilgisi yok" mesajını verecek davranışları kardeş dünyaya gelmeden önce öğretmelisiniz. 3 yaş öncesindeki bir çocuk için bunlar geçerli değildir. Çünkü bu yaş çocuğu bu bilgileri almak için yeterli zihinsel beceri ve davranışsal kontrolüne henüz sahip değildir.
3 yaş sonrasında olan bir çocuk bebek dünyaya gelmeden önce anaokuluna gönderilebilir. (yarım gün ya da tam gün)
3 yaş öncesi bir çocuk için yapılması gereken davranış onu çok sevdiğinizi davranışlarınızla hissettirmek, inatlaşmaları ile onunla çok fazla mücadeleye girmeden ona uyumlu davranmaktır.
Anne karnı belirginleştikten sonra bebeği sevme çalışmaları yapmak, bu çalışmaları yaparken onu fiziksel olarak yakınınızda tutmak ve ona dokunmaktır. Kardeşin ne demek olduğu ile ilgili bilgileri ona anlatmalı ve duygusal olarak aralarında bir bağın oluşmasını sağlamanız gerekmektedir.
Kardeşi doğmadan önce fazlasıyla onun dikkatini çekebileceği düzeyde alışveriş yapmaya özen göstermeniz gerekmektedir.
Kardeşi doğmadan önce yatağını ve odasını çoktan ayırmış olmanız gerekmektedir.
Eşler arasında doğum sonrasında aileyi nelerin beklediği, herkesin görevinin neler olduğu, bu dönemde eşlerin birbirinden neler istediğinin paylaşılması gereklidir. Bu ileride doğacak sorunların şimdiden kontrol altına alınmasını sağlayacaktır.
Doğum Sonrasında Alınabilecek Önlemler
Doğum zamanı yaklaştıkça annenin artan yorgunluğu ve endişesinin çocuğa hissettirilmemesi önemlidir. Tüm bunların gelecek olan kardeşten kaynaklandığı düşüncesine yol açabileceğinden bu dönemde her şeyin normal olduğunun gösterilmesi gerekmektedir.
Koşuşturmalar ve yaşamda yapılacak değişimler (odaların hazırlanması, eşyaların yerlerinin değiştirilmesi, eve yeni gelecek misafirler, hastanenin seçilmesi, hastaneye gidiş gibi) çocukta gerginlik yaratabilir.
Doğum esnasında hastane içinde değil de hastane bahçesinde güvendiği bir kişi ile birlikte olması (tercihen baba) kardeşi ile ilgili duygularının alınması, gelebilecek sorularına cevaplar verilmesi ve varsa endişelerinin giderilmesi gerekmektedir.
Doğum sonrasında anne rahatladıktan sonra anne ile görüşmenin sağlanması yararlı olacaktır. Bu sürenin çok uzun tutulmaması ve gerekli açıklamanın yapılması gerekmektedir.
Kardeşi ile ilk karşılaştırılma anında bebeğin kendi yatağında olması onu biraz da olsa rahatlatacaktır. Kardeşten gelen güzel bir merhaba hediyesi ilk karşılaşmanın mükemmel geçmesini sağlayacaktır.
Hastane odasının çok kalabalık olmaması, çocuğun tanımadığı kişilerin mümkün olduğunca içeride bulunmamasına dikkat edilmesi gerekmektedir.
Anne bebeği emzirme aşamasına geldiğinde bir kolunda bebeğin, aynı yakınlıkta da onun olmasına özen göstermelidir. Bir taraftan emzirme gerçekleşirken diğer taraftan da onunla sohbet edilmesi onu mutlu edecektir.
Eve gelindiğinde bebeğin ve onun odasındaki yeni eşyaların, hediyelerin yerleştirilmesi çalışmalarını birlikte yapabilirsiniz.
Anne bebekle ilgilenirken baba eskiden olduğu gibi oyun alanında birlikte oyunlar oynamalıdır. Emzirme bittikten sonra görev değişimi yapılmalı, anne ile birlikte yapılan eğlenceli aktivitelerle aslında hiçbir şeyin değişmediği ona hissettirilmelidir.
Uykuya geçiş aşamasında doğum öncesinde planlanan görev dağılımına göre hareket etmek gerekmektedir.
Bebekler sevilirken ister istemez sevimli kelimeler kullanıp kendimizden geçebiliyoruz, bunu sizin ve diğer gelen misafirlerin yapmamasına, aşırı sevgi gösterilerinin olmamasına özen göstermelisiniz.
Bebekle ilgili kızgınlık içeren uyarılarda bulunulmaması gerekmektedir. Çıkardığı bir yüksek sesten dolayı kızılmamalı, kardeşine dokunmak istediğinde sizin kontrolünüzde dokunmasına izin verilmelidir. Bu dokunmaların gizli ve şiddetli olmaması için gözlerinizi iyi açmalısınız. Her an bir tehlike gelebilir. Böyle bir sahne ile karşılaşılırsa tepkisel olmamaya özen gösterilmelidir.
Kardeşler arasında asla bir kıyaslama yapılmamalıdır. Her çocuk ayrı gelişim hızına, yetenek ve beceriye sahiptir. Bir çocuğunuz girişken ve konuşkan olabilirken diğer çocuğunuz daha sakin olabilir. Kardeşin bakımı ile ilgili sorumluluk alması sağlanabilir. Eğer verilen sorumluluğu istemiyor ise bir zorlama yapılmamalıdır.
Kendi odası, oyuncakları, kitapları ona özeldir, paylaşmak istemiyorsa zorlama yapılmamalıdır. 3 yaş sonrasındaki bir çocuk için kardeşi ile paylaşmayı kabul ettiği oyuncaklar için odasında farklı bir yer belirlemesi istenebilir.
Kardeşler kaç yaşında olursa olsun aralarında çıkan her sorunda müdahaleci olmamalı, eğer müdahale edilmesi gerekiyorsa da haklı ya da haksız olarak ayırım yapmamalısınız. Tartışma konusunu her iki taraftan da dinledikten sonra çözüm içeren davranışı sunup birbirleri ile barışmalarını sağlayabilirsiniz. Böylece taraf olmaktan çıkmış olursunuz.
İki kardeş arasında öfke, kırgınlık duyguları oluşabilir. Önemli olan aile içindeki her üyenin birbirine sıkı bir sevgi bağı ile bağlanmasıdır. Her neye kızılmış olursa olunsun sonunda o benim kardeşim diyebilecektir.[/COLOR] [/SIZE]
|
|
|
| Rafet El Roman - Direniyorum [2011] |
|
Yazar: YasSmin - 04-22-2011, Saat: 01:24 PM - Forum: Yerli Şarkı Sözleri
- Yorumlar (3)
|
 |
Sesiz bir micra Şimdi Hayat
Sen giderken soğuk tan da soğuk dondu yüreğim
Durdu yaşam
Savaş sonrası gibi kalbimin içi kan ve revan Büyür gittiginde inan yokluğun azap
Yeryüzünde günahlarımla do yanlış bir hayat var
Kalan geriye gözyaşlarıyla yazılmış her satır sözlerimde
Direniyorum acılarına yine dünya yalanmış
Aşklarında inadına yaşıyorum ama sorma kıyametin ortasında
|
|
|
| İşte kötü uykunun nedeni!! |
|
Yazar: sıla - 04-22-2011, Saat: 12:57 PM - Forum: Sağlık
- Yorumlar (6)
|
 |
[SIZE="3"][COLOR="Purple"] ABD'de yapılan bir araştırma, bazı kişilerin derin uyku uyuyamamasının ve gece birçok kez uyanmasının nedeninin "DQB1*0602" adlı bir gen olduğunu ortaya koydu.
On saat uyusanız bile dinlenmeden mi uyanıyorsunuz?
ABD'de yapılan bir araştırma, bazı kişilerin derin uyku uyuyamamasının ve gece birçok kez uyanmasının nedeninin "DQB1*0602" adlı bir gen olduğunu ortaya koydu.
İtalyan La Stampa gazetesinde çıkan habere göre, Pennsylvania Üniversitesinde görev yapan bir grup bilimadamı, 129 gönüllüyü uykusunda izledi.
DQB1*0602 geni taşıyanların diğerlerine nazaran çok daha değişik bir uyku düzeni olduğunu tespit eden bilimadamları, sadece 4 saat uyuyabilseler bile gecede ortalama 4 kez uyanan bu kişilerin uykusunun oldukça hafif olduğunu gözlemledi.
Bu kişilerin derin uyku sürelerinin de diğerlerine nazaran çok daha kısa olduğunu belirten bilimadamları, bu nedenle bu gene sahip kişilerin 10 saat kadar uyuduklarında bile dinlenmeden uyandıklarını kaydetti.
Bu kişilerin 10 saat uyuduklarında derin uykuda geçirdikleri sürenin 34 dakika, diğerlerinin derin uyku sürelerinin ise 43 dakika olduğuna dikkati çeken bilimadamları, bu nedenle bu geni taşıyanların kendilerini her zaman uykulu hissetmeleri konusunda sonuna kadar haklı olduklarına işaret etti. [/COLOR][/SIZE]
|
|
|
| Aşk, Kendinden Kaçmaktır! * Candan Ünal |
|
Yazar: acemhe - 04-22-2011, Saat: 12:52 PM - Forum: Makale
- Yorumlar (2)
|
 |
[INDENT]Aşk, Kendinden Kaçmaktır!
Sende, bende olmayan bir şeyler arıyorum. Gözümle, yüreğimle, aklımla birlik olup, sana aşık olacak sebepler buluyorum.
[INDENT][INDENT][INDENT][INDENT]
[/INDENT][/INDENT][/INDENT][/INDENT]Aşk, Kendinden Kaçmaktır!
Kendime dayanamadığım uzun gecelerde, hayata dayanmak için sana aşık olmaya uğraşıyorum. Benden farklı, benden üstün ve değişik yanlarını bulmaya çalışıyorum.
Sende olmayanları hayalimde var edip, bir elbise gibi üstüne giydiriyorum. Aşık olma süreci buna deniyor sanırım!
Aslında işin karmaşık yanı; her şeyin farkında olup, bilerek yine de devam ediyor olmam. İnsan, kendi aklına nasıl oyun oynar?
Sana aşık olmak için neden bu kadar çaba harcıyorum? Basit bir hoşlanmayı, cinsel çekimi, aşka döndürme isteği neden?
Kendime dayanamıyorum belli ki! Belki vücuduma, belki davranışlarıma, belki eksik ve kusurlu taraflarıma tahammül edemiyorum.
Aşk, insanın kendinden kaçmasıdır. Romantik bir yazgıya dönüştürüp karşındakini, sana ait olmayan bir düşe sığınma isteğidir.
Bu kaçışların arkasına tutunarak yaşamayı çözebiliyorum belki! Sesimin ulaşmadığı yerlere ulaşmamı sağlayan, bu hayale dalmak olamaz mı?
Aynı kitabı okuyup, farklı satırları beğeneceğimiz bir ilişkinin ihtiyacındayken; hiç kitap okumayan bir adama aşık olmak çabası, başka nasıl açıklanabilir yoksa?
Candan Ünal
[/INDENT]
|
|
|
| Kırık KALP sendromuna dikkat!! |
|
Yazar: sıla - 04-22-2011, Saat: 12:40 PM - Forum: Sağlık
- Yorumlar (6)
|
 |
[SIZE="3"][COLOR="Indigo"]Kalp kırıklığı sadece duygusal değil, fiziksel olarak da bir rahatsızlığa yol açıyor. Kriz belirtileri gösteren hastalığın tedavisi de farklı.
Kırık kalp sendromu geçtiğimiz günlerde yeniden gündeme geldi. Nedeni oyuncu Nurgül Yeşilçay'dan boşanan Cem Özer'in göğüs ağrısı şikayetiyle hastaneye kaldırılmasıydı. Kırık kalp sendromu teşhisi konan Özer anjiyo oldu ve sağlığına kavuştu. Cem Özer'in boşanma ve yeni ilişki haberlerine üzüldüğü için hasta olduğu iddia edildi.
Kalp krizini taklit edebilen kırık kalp sendromu, vücudun şiddetli strese verdiği değişik bir yanıt tipi. Son 10 yıldır daha açık şekilde anlaşılan hastalık hiç de nadir rastlanan bir problem değil. Anadolu Sağlık Merkezi Konsultan Kardiyoloğu Prof. Dr. Nevrez Koylan, genellikle sevilen birinin (evlat, eş, ana-baba) kaybından sonra ortaya çıktığını, bazen bir araba kazası veya ciddi iş problemleri ya da ani bir korku sonrasında da görülebileceğini söylüyor:
"Bu durumlar sonucunda vücutta yoğun adrenalin ve benzeri maddelerin salınımı ortaya çıkmakta, bu maddeler de kalbin kasılma gücünü felce uğratarak kan pompalamasını ciddi şekilde engellemektedir. Sonuçta belirtileri kalp krizini çok andıran, ama niteliği ve tedavisi tümüyle farklı bir hastalık söz konusudur."
Kırık kalp sendromuna "Takotsubo sendromu" da deniyor. Takotsubo, Japon balıkçılarının ahtapot avlamak için kullandıkları bir cins çömlek ve bu hastalığa tutulanların kalbinin görünümü ekokardiyografide bu çömleğe benziyor. Bu durumda kalp ciddi şekilde etkileniyor ve vücuda yeterli kan pompalayamıyor ve sonuçta kalp yetersizliği ortaya çıkıyor.[/COLOR][/SIZE]
|
|
|
|