| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.
|
| Kimler Çevrimiçi |
Toplam: 224 kullanıcı aktif » 0 Kayıtlı » 219 Ziyaretçi Applebot, Baidu, Bing, GoogleBot, Yandex
|
| Son Aktiviteler |
Allah’ın Bizlere Güvendiğ...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-25-2026, Saat: 11:04 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 30
|
Allah’ın Dini İslam’ı Yaş...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-24-2026, Saat: 12:01 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 31
|
Saff Suresi 6. Ayet Üzeri...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-18-2026, Saat: 12:14 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 41
|
Namaz Dinin Direği Midir?
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-13-2026, Saat: 10:12 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 57
|
Atatürk'ün Çocukluk Anıla...
Forum: Hayatı ve Anıları
Son Yorum: Serdar102
03-28-2026, Saat: 09:08 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 98
|
Mavi'ye..
Forum: Aşk Hikayeleri
Son Yorum: SunSet
03-11-2026, Saat: 08:23 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 177
|
Keloğlan Çataltepe Tekfur...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:45 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 349
|
Kısa Keloğlan Masalları -...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:26 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 222
|
Keloğlan Ve Pinokyo - Ser...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:22 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 203
|
Dev Hamsi - Serdar Yıldır...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:19 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 194
|
|
|
| özledim işte...!! |
|
Yazar: MaSaL - 04-22-2011, Saat: 05:08 PM - Forum: Aşk (Genel)
- Yorumlar (2)
|
 |
ne yakınsın bana ne de uzak ...
elimden geleni yapıyorum ama elimden hiç bişey gelmeyişi elimden gelen tek şey oluyor ...
sadece seni özlemek seni beklemek bana ait...
benimle kalan kalbimin içindeki SEN oluyor..
bana sorsalar daha çok yanımdaki seni tercih ederdim ama..
olsun o küçücük kalpteki  kocaman yerin daha güzel daha özel bende..
kalbimde büyüyorsun alabildiğince..
gözlerimi kapadım şimdi..
sımsıkı yumuyorum..
açtığımda yanımda oluvericekmişsin gibi ama öyle olmuyor..
boğazıma kırk düğüm atılmış gibi yutkunamıyorum..
ki susayınca su bile içemiyorsun sana hasret kalıp kavuşamadığım gibi...
sadece üstünden bir yağmur bulutu geçiyor 
senin rüyalarıma geldiğin gibi..
özledim seni artık ne telefon ne de rüyalar yetiyor..
artık kokunuda getirmiyor rüzgar
ellerin hep uzak..hep
farklı şehirlerdeyiz yine bişey değişmedi ama
özledim seni ...
özledim işte...!!
|
|
|
| Burcu, Vural'la el ele |
|
Yazar: YasSmin - 04-22-2011, Saat: 04:40 PM - Forum: Uçankuş
- Yorumlar (7)
|
 |
Bakın Fatmagül'ün hangi oyuncusu yeni aşkıyla Bebek'te el ele görüldü?
Fatmagül'ün dizide şu an hastanede olan oyuncusu Vural yani Buğra Gülsoy ve Burcu Kara'nın Bebek'te el ele dolaştığı iddia edildi.
[url="http://birbak.mynet.com/detay/magazin/burcu-vuralla-el-ele/9155"]Alıntıdır
[/url]
|
|
|
| Tuba'yı esnaf kurtardı |
|
Yazar: YasSmin - 04-22-2011, Saat: 04:38 PM - Forum: Uçankuş
- Yorumlar (2)
|
 |
Rol aldığı dizilerle Ortadoğu'nun da starı olan Tuba Büyüküstün Arap hayranlarıyla aralarında geçen biri anısını paylaştı. Güzel oyuncu şöyle konuştu: "Kapalıçarşı'da dolaşırken Arap bir kız geldi ve fotoğraf çektirmek istediğini söyledi. Kabul ettim tabii ki.
Bir baktım bir otobüs dolusu hayranım indi ve teker teker fotoğraf çektirmeye başladık. 1 oldu 5 oldu 10 oldu ama bir türlü bitmiyor. Esnaf abi geldi ve 'Rahat bırakın kızımızı' diyerek beni oradan çekip aldı."
Büyüküstün küçükken her hafta meslek değiştirdiğini belirterek, "Öğretmen, balerin, şarkıcı, doktor her şeyi olmak istiyordum. O yüzden oyuncu oldum herhalde ki tüm karakterlere büründüm" dedi..
|
|
|
| Nihat Doğan'a "Angut" Dedi |
|
Yazar: YasSmin - 04-22-2011, Saat: 04:14 PM - Forum: Uçankuş
- Yorumlar (3)
|
 |
Özge Ulusoy'un Survivor'da eleme oylamasına girmesi yakınlarını çıldırttı.
Twitter'da Nihat Doğan'a 'Angut' diyen Ulusoy'un sevgilisi Tarhan Telli, 'Biri bana Nihat'ın ne içtiğini söylesin, ben de bu kafayı istiyorum' dedi. İşte Telli'nin twitter'dan yazdığı diğer mesajlar...
BU adam, 'dünyayı ben yarattım', 'uzaylıyım' demezse ben insan tanımıyorum.
NİHAT Doğan, insanları uyuşturucuya yönlendirir. Bu normal insan kafası değil!
BANA derlerdi, 'sen farklısın' diye. Ben böyle farklısını görmedim. Bence bu herif uzaylı.
BUNDAN sonra onun adı, Nihat Doğan değil; Kolpaçino Nihat!
RÜZGARIN oğlu Nihat... Anlatılmaz, yaşanır bu manyak.
NİHAT angutu... Bir kütük bulmuş adada, ondan böyle denyo!
O dallamanın kafası, vücuduna göre fazla!
BU adam, bir yarım sporcu bir yarım beyin diyebilir. Süper bir kafa!
YARIŞMADA Türkiye'ye kötü örnek olan insanlar asla kalmamalı..
[url="http://birbak.mynet.com/detay/guncel/sevgilisi-nihata-angut-dedi/9121"]Alıntıdır!
[/url]
|
|
|
| Neden Adet Ağrısı Çekeriz? |
|
Yazar: YasSmin - 04-22-2011, Saat: 04:06 PM - Forum: Kadın Özel
- Yorumlar (2)
|
 |
Her ayın belli günlerinde işgücü kaybına ve yaşam kalitesinin bozulmasına neden olan adet ağrıları; diğer adıyla Premenstrual Sendrom, birçok kadının ortak sorunu. Hem fiziksel hem de psikolojik olarak kendini gösteren PMS’nin 150 farklı çeşidi bulunuyor.
Premenstrual Sendrom, kadınlarda adetin ikinci yarısında fiziksel ve davranışsal belirtilerle kendini gösteren, hafif ve orta şiddette ağrılara verilen isim. Bu hastalık kadınların hem iş hem de kişisel ilişkilerini çok ciddi bir şekilde etkiliyor. Anadolu Sağlık Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Operatör Dr. Mete Bostancı, kadınların yaşam kalitelerini etkileyen bu hastalıkla ilgili merak edilenleri anlattı.
Op. Dr. Mete Bostancı, PMS’nin sıklığı ile ilgili farklı çalışmalar olmasına rağmen, bu sendromun genellikle adet gören kadınların %30 - %80’inde görüldüğünü belirtti. Başlangıç yaşı 26 olan sendromdan, doğum yapmamış kadınların daha fazla etkilendiklerini de sözlerine ekledi.
PMS’nin çok sayıda bedensel ve ruhsal şikayete de yol açtığını belirten Op. Dr. Mete Bostancı, en sık karşılaşılan şikâyetlerin karında şişkinlik, göğüslerde gerginlik ve baş ağrısı olduğunu ekledi. Op. Dr. Mete Bostancı “Ayrıca, kilo artışı hissi, sıvı tutulumu, iştahta artış, ciltte sivilcelerin ortaya çıkması gibi değişiklikler ile barsak hareketlerinde de değişimler görülebiliyor. Psikolojik şikâyetler ise halsizlikten duyarlılık artışına, gerginlikten anksiyeteye, kadar farklılık gösterebiliyor” dedi.
PMS’nin çok daha ağır seyreden formunun ise, Premenstrual Disforik Hastalık (PMDD) olarak tanımlandığını belirten Op. Dr. Mete Bostancı, PMDD gibi ciddi semptomların ise 18 - 48 yaşlar arasında ve kadınların %3 – %8’inde görüldüğünü sözlerine ekledi.
Tedavide karbonhidrat alımını artıran ve düşük yağlı vejetaryen diyetlerin, günlük kalsiyum alımı, B6 kullanımının denenebildiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Mete Bostancı; “Hastaları genel sağlık nedenleri de düşünülerek, haftada 2 - 3 kez egzersiz yapmaları konusunda uyarıyoruz. İlaç tedavileri ise hastanın şikayetlerine göre değişiyor. İdrar söktürücüler düşük dozlarda ve potasyum tutucu nitelikte seçiliyor. Hastaların öyküsünde psikiyatrik bozukluklar varsa psikoterapi de tedavi yöntemi olarak denenebiliyor. Ancak PMS için en etkili tedavi, depresyonu önleyen antidepresan ilaçlarla gerçekleşiyor” dedi.
|
|
|
| Uyyyyyyuzzzzz Oluyorummm |
|
Yazar: YasSmin - 04-22-2011, Saat: 03:02 PM - Forum: Uyuz Oluyorum
- Yorumlar (35)
|
 |
Minicik beyinlerinde saklı 100 hanelik daracık kelime hazneleriyle laf sokmaya çalışan, aslında sokmaya çalıştığı lafın kendine girdiğini bilmeyen minik beyinciklere uyyyyyuzzzz oooluyooorum :kiss2:
|
|
|
| Kanuni Sultan Süleyman Ve Hürem Sultan |
|
Yazar: ÐŽeşaren - 04-22-2011, Saat: 02:53 PM - Forum: Türk Tarihi
- Yorumlar (2)
|
 |
Sultan Süleyman Han’ın Hürrem Sultan için yazdığı gazel - Hürrem Sultan Dan Mektub - Hürrem Sultan'ın tarihte oynadığı rol - hürem sultan'ın hikayesi - Muhteşem Yüzyıl'la gündeme gelen Hürrem Sultan
<I>
<IMG border=0 alt="" width=0 height=0> </I>
Ülkeler fatihi Kanuni Sultan Süleyman'ın gönlünü ı Hürrem Sultan fethetti. Muhteşem Süleyman' ın Hürrem Sultan'a aşkı sevgili karısının kolları ve gözyaşları arasında ölmesine kadar sürdü ve ondan sonra da devam etti. Aşk mı? Onların aşkı devlet erkinin üstünde bir aşktı.
Kanuni'nin hareminde beyleri ve Kırım hanları tarafından sunulmuş pek çok cariye vardı. Fakat Kanuni, Hürrem'i tanıdığı günden beri cazibesine kapılmış, ona aşık olmuştu.
Osmanlı'nın en güçlü kadınlarından Hürrem Sultan'ın Slav asıllı olduğu söylenir. Ukraynalılar ise Hürrem Sultan'ın Ukraynalı Roxelana olduğundan emin. İlk kez saraya, bir yabancı kadın, padişah eşi olarak Hürrem Sultan'la girmiştir.
Hürrem Sultan, Rus asıllı olan bu cariye Kanuni Sultan Süleyman'ın karısı olarak imparatorluk yönetimini etkilemiş, oğullarının taht mücadelesinde oynadığı rol, daha doğrusu oğlu 2'nci Selim'i tahta geçirme çabası ile Osmanlı döneminin en güçlü kadınlarından biri olmuştur. Kanuni'nin aşırı güven ve sevgisini kazanarak onun nikahlı eşi olduktan sonra belli bir plan dahilinde çalıştı, el altından çeşitli entrikalar uygulayarak on altıncı yüzyıl Osmanlı tarihini olumsuz yönde etkiledi. Kanuni'nin, Gülbahar Hatun'dan olan veliahtı Sultan Mustafa'yı ortadan kaldırmak için çeşitli entrikalar ile önce Gülbahar Hatun'u, ardından kırk yaşındaki veliaht Mustafa'yı boğdurttu. Devlet yönetimine de hakim olan Hürrem Sultan, İran savaşını destekledi. Ruslar ve Lehlerle barış içinde yaşanılmasını sağladı.
İstanbul'da bugün Haseki olarak anılan semtte yaptırdığı külliye ile adına külliye tesis edilen ilk padişah eşi olma özelliğine de sahiptir.
Osmanlının kudretli padişahlarından Kanuni Sultan Süleyman 'ın ''Muhibbi Divanı''ndaki aşk şiirleri, onun yalnız güçlü bir devlet yöneticisi ve imparatorluk kurucusu olduğu kadar, gönül dünyasındaki zenginliğini anlatmaktadır. "Cihan Padişahı" aynı zamanda aşk şairidir. Çıktığı uzun seferler sırasında çok sevdiği Hürrem Sultan'a aşk şiirleriyle bezenmiş mektuplar göndemiştir.
N'ola baksam şem'i hüsnüne gönül pervaneveş
Dostum sen şem olacak âşıkım pervanedir.
Gülşen-i hüsnünde dil mürgün yine saydetmeye
Zülfünün ağında Muhibbî hâli anın divanedir.
Hürrem Sultan ise mektuplarına, "Hazret-i Sultanım" diye başlar ve "Yüz(ümü) yere koyup, kutsal ayağınızın bastığı toprağı öptükten sonra, benim devletimin güneşi ve sermayesi sultanım, eğer bu ayrılığın ateşine yanmış ciğeri kebap, göğsü harab, gözü yaş dolu, gecesini gündüzden ayırt edemeyen, özlem denizine düşmüş çaresiz aşkınız ile divane, Ferhat ile Mecnun'dan beter tutkun kölenizi sorarsanız, ne ki sultanımdan ayrıyım" diye dil döker, saraydan ve şehir ahalisinden yazmayı da ihmal etmez:
"Padişahım yine cariyenizi topraktan kaldırıp, tezkire gönderip, Mahmut Çelebi'den beş bin filori bağışlamışsınız. Bir günün için Allah'ın bin yardımı olsun. Şimdi benim sultanım, bu ne zahmet idi, kutsal bıyığınızın kılı bana beşbin filoriden değerlidir. O bağış bize canımızdan fazla minnettir. Benim sultanım, ondan sonra şehir etrafından sorarsanız, şimdilik hastalık vardır."
Hürrem Sultan'ın tarihte oynadığı rol, bu tatlı dil ile daha da anlaşılır hale geliyor.
Topkapı müzesi arşivindeki mektuplar da bu aşkın kanıtlarından bazılarıdır.
HÜRREM SULTAN DAN KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN'A MEKTUP
Sultanım, Padişahım;
Yüzümü yere koyup, mutluluk sığınağı ayağınızın topraklarınızı öptükten sonra, benim devletimin güneşi ve saadetimin sermayesi sultanım, eğer bu ayrılık ateşine yanmış, ciğeri kebap, sinesi harap,gözleri yaş dolu, gecesi gündüzü belirsiz olan, hasret deryasına gark bi-çare, aşkınız ile müptela, Ferhat ile Mecnun'dan beter şeyda kölenizi sorarsanız; ne zamandır ki sultanımdan ayrıyım, bülbül gibi ah u feryadım dinlemeyip, ayrılığınızdan dolayı öyle bir halim var ki, Allah, kafir olan kullarına dair vermesin.
Benim devletim, benim sultanım, özellikle, bir buçuk ay olduğu halde sizden bir haber gelmemesi yüzünden, Allah biliyor ki , hiçbir şekilde rahatlık yüzü görmeyip, gece gündüz ağlayıp, kendi hayatımdan el çekip, cihan gözüme dar oldu. Ne yapacağımı bilmeden ağlayıp gözyaşları içinde gözüm kapıları gözlerken, ol ferdü rabbü'l alemin, aleme rahmet eden subhan-ı Yezdan, cümle aleme inayet nazarın edip, fetih haberi ve müjdeli haberlerini yetiştirdi. Ve bu haberi işitince Allah biliyor ki, benim padişahım, benim sultanım, ölmüş idim taze can buldum.
���Benim Sultanım, şehir hakkında soracak olursanız; şimdilik henüz hastalık devam etmektedir. Ancak önceki gibi değildir. İnşallah Sultanım gelince, Allah'ın inayetiyle de geçer gider. Azizlerimiz, hazan yaprağı dökülünce geçer derler.
Benim Sultanım, sık sık mübarek mektubunuzu gönderirsiniz diye, tazarru ve iltimas ederim. Zira ki, billah yalan değil, bir iki hafta geçip de ulak gelmezse alem gulguleye gelir. Türlü türlü sözler söylenir. Yoksa sadece kendi nefsim için istediğimi sanmayın.
Hürrem
muhibbi mahlaslı cihan padişahı, peygamber divanesi, iki dudağının kıpırtısına alem-i devranı ihtizaza getiren deli hükümdar Kanuni Sultan Süleyman Han'ın, ukrayna kıyılarından kopup savrulan bir tatar güzeli, devşirme bir saray dilberi, rus papazının yahudi kızı Roksalan'a yazdığı bu gazeli...
Topkapı'da, Sultan'dan sonra hareme hükmeden bakışlarıyla Avrupalı ressamların fırçalarına düşen bembeyaz sisli bir gölgeydi Roksalan'ın duruşu, endamı.... Kimden mi bahsediyorum?.. Nam-ı diğer Sultan Süleyman'ın "şarab-ı kevseri", "verd-i handanı", cariyesi Hürrem Sultan'dan...
"Niceleri, onların aşkını konuşacaktı, onlardan asırlar sonraları... Onlarınsa, bunu pek umursadığı yoktu!..."
HaTaRaT
Kanuni Sultan Süleyman Han’ın Hürrem Sultan için yazdığı gazel
Celis-i halvetim, varım, habibim mah-ı tabanım
Enisim, mahremim, varım, güzeller şahı sultanım
Hayatım hasılım,ömrüm, şarab-ı kevserim, adnim
Baharım, behçetim, rüzum, nigarım verd-i handanım
Neşatım, işretim, bezmim, çerağım, neyyirim, şem’im
Turuncu u nar u narencim, benim şem’-i şebistanım
Nebatım, sükkerim, genc,m, cihan içinde bi-rencim
Azizim, Yusuf’um varım, gönül Mısr’ındaki hanım
Stanbulum, Karaman’ım, diyar-ı milket-i Rum’um
Bedahşan’ım ve Kıpçağım ve Bağdad’ım, Horasanım
Saçı varım, kaşı yayım, gözü pür fitne, bimarım
Ölürsem boynuna kanım, meded he na-müsülmanım
Kapında çünki meddahım, seni medh ederim daim
Yürek pür gam, gözüm pür nem, Muhibbi’yim hoş halim!
Muhibbi (Kanuni Sultan Süleyman’ın mahlası)
Bugünkü dille;
Benim birlikte olduğum, sevgilim, parıldayan ayım,
Can dostum, en yakınım, güzellerin şahı sultanım.
Hayatımın, yaşamımın sebebi Cennetim, Kevser şarabım
Baharım, sevincim, günlerimin anlamı, gönlüme nakşolmuş resim gibi sevgilim, benim gülen gülüm,
Sevinç kaynağım, içkimdeki lezzet, eğlenceli meclisim, nurlu parlak ışığım, meş’alem.
Turuncum, narım, narencim, benim gecelerimin, visal odamın aydınlığı,
Nebatım, şekerim, hazinem, cihanda hiç örselenmemiş, el değmemiş sevgilim.
Gönlümdeki Mısır’ın Sultanı, Hazret-i Yusuf’um, varlığımın anlamı,
İstanbul’um, Karaman’ım, Bütün Anadolu ve Rum ülkesindeki diyara bedel sevgilim.
Değerli lal madeninin çıktığı yer olan Bedahşan’ım ve Kıpçağım, Bağdad’ım, Horasan’ım.
Güzel saçlım, yay kaşlım, gözleri ışıl ışıl fitneler koparan sevgilim, hastayım!
Eğer ölürsem benim vebalim senin boynunadır, çünkü bana eza ederek kanıma sen girdin, bana imdad et, ey Müslüman olmayan güzel sevgilim.
Kapında, devamlı olarak seni medhederim, seni överim, sanki hep seni öğmek için görevlendirilmiş gibiyim.
Yüreğim gam ile, gözlerim yaşlarla dolu, ben Muhibbi’yim, sevgi adamıyım, bana bir şeyler oldu, sarhoş gibiyim. Bir hoş hale geldim

İŞTE HÜRREM SULTAN'IN HİKAYESİ!
‘Hürrem, Padişah’a sevmesini, tek kadınla yaşamasını öğretti’
14 Ocak 2011 09:42
Tartışılan dizi 'Muhteşem Yüzyıl'la gündeme gelen Hürrem Sultan, Ukrayna'nın Rohatyn kentinde bir papazın kızı olarak dünyaya gelir. Tatarlar, kenti işgal edip ailesini öldürünce hareme verilir. Hürrem, Ukrayna'da büyük saygı görüyor, adına anıtlar dikilmiş. Eski Cumhurbaşkanı Yuşçenko “Kanuni'nin hayatını değiştirdi, ona tek bir kadını sevmeyi öğretti” diyor.
Lehistan Krallığı'nın sınırları içerisinde bulunan Rohatyn'da doğdu. 20 yaşındayken Tatar akıncılar tarafından 1520 tarihinde Rohatyn'den kaçırıldı, Kırım Hanı'nın himayesine girmiştir daha sonra Osmanlı sarayına sunuldu.
Gerçek adı Alexandra Anastasia Lisowska. Osmanlı Sarayı'da Kanuni Sultan Süleyman tarafından Türkçe'de neşeli, soylu kişi anlamına gelen Hürrem adı verilir. İşte Osmanlı'nın en güçlü kadınlarından Hürrem Sultan'ın çeşitli tarihçilerden kısa yaşam öyküsü:
Hürrem Sultan Osmanlı İmparatorluğu'nda ilk nikah kıydırtan sultandır. Hürrem Sultan'ın sarayda cariye maaşı aldığı ve bu paraya ihtiyacı olmadığı için parasını Mekke'ye bağışlamak istediği söyler. Ancak kölelerin dini yerlere (Mekke, Medine vb.) bağış yapması günah kabul edildiği için Kanuni'den onu azat etmesini ister. Kanuni Sultan Süleyman da bağış için Hürrem Sultan'ı azat eder. Hürrem artık cariye değildir. Bir gün Kanuni Hürrem Sultan'ı odasına çağırttı ama Hürrem bu teklifi reddetti. Kanuni'ye, “Artık ben sizin malınız değilim. Beni kölelikten azat ettiniz. Sizinle beraber olmam zinaya girer” der ve bu nedenle Kanuni Sultan Süleyman Hürrem Sultan'ı nikahına almak zoruna kalır.
Hürrem Sultan, Kanuni Sultan Süleyman'a bir kız, dört erkek çocuğu doğurdu. En büyük oğlu Mehmet Şehzade tahta çıkamadan öldürüldü. İkinci oğlu Selim tahta çıktı. Diğer çocukları da Beyazıt ve Cihangir Şehzadelerdir. Kızı Mihrimah Sultan'ı Vezir-i Azam Rüstem Paşa ile evlendirerek Vezir-i Azam'la bir ittifak oluşturur. Kanuni, yeniçeriler tarafından çok sevilen oğlu Mustafa'yı kendisini tahttan indirmeyi planladığı inancıyla öldürtür. Hürrem Sultan'ın Kanuni'yi bu kararda etkilediği inancı yaygındır. Şehzade Mustafa'nın öldürülmesinden sonra Mahidevran Sultan iyice gözden düştü. Yaşamının büyük bir bölümünü fakir olarak oğlunun mezarının bulunduğu Bursa'da geçirdi. Devlet yönetiminde etkili olan Hürrem Sultan, İran savaşını destekledi. Ruslar ve Lehlerle barış içinde yaşanılmasını sağladı. Hürrem Sultan 18 Nisan 1558 tarihinde eşi Kanuni Sultan Süleyman'dan 8 yıl önce 52 yaşındayken öldü.
Haydn adına senfoni besteledi
Hürrem Sultan, Avrupa'da, modern Türkiye'de ve batıda birçok resim, müzik ve bale eserine konu olmuştur. Mesela Joseph Haydn'in 63. senfonisi buna örnektir. Hürrem Sultan'ın doğduğu yer olan Ukrayna'nın Rohatyn kentinde bir Hürrem Sultan anıtı bulunmaktadır. 2007 yılında, Ukrayna'daki bir liman kenti olan Mariupol'daki Tatarlar Hürrem Sultan'ın onuruna bir cami açmıştır.
YUŞÇENKO TÜRBESİNİ ZİYARET ETMİŞTİ
Ukrayna'nın eski Cumhurbaşkanı Vladimir Yuşçenko ve eşi 2005 haziranında Türkiye'ye geldiklerinde Süleymaniye Camii'ndeki Hürrem Sultan'ın türbesini ziyaret etmişlerdi. Yuşçenko'nun eşi mezar başında Hürrem Sultan'a dua etmişti. Vladimir Yuşçenkoı ziyaret öncesi gazetecilere yaptığı açıklamada şunları söylemişti: “Ukrayna'da herkes Hürrem Sultan Rokselana hakkında her şeyi biliyor. Ona saygı duyuyor. Hürrem Sultan çok akıllı bir Ukraynalı kadındı. Çünkü Osmanlı İmparatoru'nun hayatını önemli ölçüde değiştirdi. Padişah'ın hayatına birçok yenilik getirdi. Bu Ukraynalı kadınların güçlü karaktere sahip olduğunun en güzel göstergesi. Şimdi düşünüyorum da belki bazı Türk erkekleri Hürrem Sultan'a küsmüştür. Çünkü o Padişah'a bir kadını sevmesini, tek kadınla yaşamasını öğretti. Çok erkek için bu gerçekten çok zor...”
alıntı
|
|
|
| Yeni hastalığımız: Fibromiyalaji! |
|
Yazar: sıla - 04-22-2011, Saat: 02:12 PM - Forum: Sağlık
- Yorumlar (10)
|
 |
[SIZE="3"] [COLOR="DarkSlateBlue"]Fibromiyaljinin nedeni nedir? Nedeni tam olarak bilinmiyor. Daha çok hassas yapılı ve her şeyden çabuk etkilenen kişilik yapısındakilerde görülüyor
"Her tarafım ağrıyor", "Sabah uyanamıyorum", "Sürekli yorgunum" diyorsanız, okuyun...
Çağın hastalığı 'fibromiyalji' dünyada yaşanan ekonomik krizle birlikte tetiklendi! 'Her tarafım ağrıyor', 'sabahları uyanamıyorum', 'sürekli yorgunum' diyenlerin sayısı ekonomik krizden sonra arttı. Özellikle kariyer kadınının muzdarip olduğu ve 'orta yaş' hastalığı olarak bilinen fibromiyaljiklerin arasına 'gençler' de katıldı.
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Aynur Özenir Başol; çağın hastalığı haline gelen ve ekonomik krizle birlikte artış gösteren kronik ağrı sendromu fibromiyalji hakkında şu bilgileri verdi:
Fibromiyalji nedir?
Yaşam kalitesini ciddi derecede bozan fibromiyalji; tükenmişlik sendromu, kronik ağrı sendromu veya kronik yorgunluk sendromu olarak tanımlanabilir. Yaygın kas ağrıları, baş ağrısı, yorgunluk, bitkinlik, halsizlik, uyku düzensizlikleri ve bazen de spastik kolit dediğimiz tuvalete çıkma problemlerinin eşlik ettiği kronik bir hastalıktır.
KALPLE YARIŞIYOR!
Günlük hayatı nasıl etkiler?
Kişilerde iş kalitesini düşürür, dikkat ve algılamayı azaltır. Yaşam keyfinizi etkilediği için motivasyonu ve verimliliği düşürür. Amerika'da yapılan istatistiklerde; iş gücü kaybına yol açtığı için, maliyeti en yüksek hastalıklar sıralamasında, kalp hastalıklarının ardından ikinci sırada yer aldığı belirlenmiştir. Yani ekonomiyi, iş hayatını ve gündelik yaşamı olumsuz etkileyen fibromiyalji için 'çağın hastalığı' diyebiliriz.
En çok kimlerde görülür?
Kadınlarda ve genç erişkin grupta çok sık görülür. Özellikle menopoz döneminde artış kaydediyor.
MÜKEMMELİYETÇİLER VE İŞKOLİKLER DİKKAT!
Neden daha çok kadınlarda görülüyor?
Kadınlarda değişen hormonal sistemlerin (adet dönemleri, menopoz) ortaya çıkardığı stres ve kaygı, baş edilmesi güç durumlara neden oluyor. Bu durum, hastalığın tekrarlamasında ve yerleşmesinde uygun zemin hazırlıyor. Kadınlarda menopoz ve stresin hastalık üzerindeki etkinliğini vurgulayan kortzol hormon çalışmaları da bunu desteklemektedir.
Kadınların adet dönemleri, menopoz ve hormonal dengelerdeki değişiklikler gibi fizyolojik etkenlere ek olarak; spor alışkanlığının olmayışı, evde vücutlarına fazla yüklenmeleri, aşırı temizlik yapmaları ya da sık sık ev eşyalarının yerlerini değiştirmeleri gibi etkenler fibromiyaljiye zemin hazırlıyor. Ayrıca soğuk-sıcak farkına maruz kalmak gibi çevresel etkenler de fibromiyaljinin nedenleri arasında sayılabiliyor.
Fibromiyaljinin nedeni nedir?
Nedeni tam olarak bilinmiyor. Daha çok hassas yapılı ve her şeyden çabuk etkilenen kişilik yapısındakilerde görülüyor. Mükemmeliyetçiler, işkolikler ve uygun olmayan çevresel faktörlerin olduğu ortamlarda çalışanlar (mimarlar, diş hekimleri, ofiste masa başı işi yapanlar, borsacılar, gazeteciler...) bu grubun içinde değerlendirilebilir.
GENÇLER DE FİBROMİYALJİK OLDU
Son dönemde bir artış var mı?
Fibromiyaljide son dönemde bir artış gözleniyor. Çünkü ekonomik krizle birlikte hayat standardımızı korumak için çalışma tempomuzu artırdık; artık neredeyse iki katı çalışıyoruz ve yoruluyoruz. Alışılan iş ortamını, hayat şartlarını kaybetmek de hastalığı tetikliyor. Günümüz koşullarında; kriz ortamında, her evden bir kişinin işini kaybettiği, yarı maaşla günlük yaşamı devam ettirebilme gibi kaygılara sahip olduğumuz bugünlerde, yorgunluk ve stresle birlikte bu hastalığın artış göstereceği de aşikardır.
Öte yandan son dönemde hastalık yaşı daha genç gruba da kaydı. Bunda; genç erişkin dediğimiz meslek okulu ya da üniversite bitirmiş, iş beklentisindeki gençlerin bu beklentilerinin gerçekleşmemesi ve gelecek kaygısı da etkili oluyor.
Ayrıca etrafımızdaki kişilerde sürekli işsiz kalma kaygısının yarattığı stres bizi de etkiliyor. Çalışma koşullarının ağırlığı, günlük yaşamın getirdiği zorlukların yol açtığı stresle tetiklenen hastalık; kişi koşulları değiştiremediğinde iyice durum kısır döngüye dönüşüyor ve iyileşmesi giderek zorlaşıyor. Çünkü stresle birlikte sürekli kasılan kişide, bir süre sonra kasın kasılma ve gevşeme kabiliyeti ortadan kalkıyor; sürekli kasılmış adeleye bağlı oluşan ağrı da kronik ağrı sendromuna neden oluyor.
Aynı zamanda nemli hava, soğuk, yorgunluk ve stres; iyileşme gösteren kişide, hastalığın tekrarlamasına da yol açıyor.
ÜÇ AYDIR 'YORGUN'SANIZ DOKTORA GİDİN
Hastalık belirtileri nelerdir?
Hasta, ağrının bir yerden başlayıp bütün vücuduna yayıldığını ifade eder. Ağrı; yanıcı, sızlayıcı olarak tarif edilir. Uyku bozukluğu; çok uyuma, bazen uykusuzluk sonuçta derin olmayan ve dinlendirmeyen uykuyla birlikte kişinin duygu durumu bozulur. Yanıcı ağrılara bazen dengesizlik hissi, karın ağrısı ve tuvalete çıkma alışkanlıklarında değişiklik gibi şikayetler de eşlik eder.
Tanı nasıl konulur?
Bir hastaya fibromiyalji teşhisi koymak için; üç ay şikayetlerin ve belirtilerin devam etmesi gerekir. En az 12 noktada (ensede baş-boyun geçiş noktası, önde iman tahtasının yanı, omuz başları, dirsek dış yüzü, kürek kemiğinin iç yüzleri, bel kalça geçiş noktası, kalçada dış yan dış, diz iç kısımları vb.) ağrıya hassas olunması temel şarttır. Hastanın şikayetlerinin ve hikayesinin yanı sıra yapılacak tetkiklerle tanı konulur. Sık sık başka hastalıklarla karıştırılan fibromiyaljide, bu karışıklığı önlemek için yapılacak tetkikler büyük önem taşır.
Hangi doktora gitmek gerekir?
Fibromiyalji hastaları teşhis için romatoloji uzmanına, tedavi içinse fizik tedavi ünitelerine başvurmalı. Ancak komplike bir hastalık olduğu için tedavisinde birçok branştan destek alınabilir. Fizik tedavi ve rehabilitasyon uzman hekiminin başkanlığında; psikolog, iş-uğraşı terapisti ve fizyoterapistten yardım alınır. Gerekli olduğunda diğer branş hekimlerinden konsültasyon desteği alınır ve tedavi multidisipliner şekilde yönlendirilir.
PATRONA DA İŞ DÜŞÜYOR!
Nasıl tedavi edilir?
Fizik tedavi, egzersiz, ilaç tedavisi büyük yarar sağlıyor. Ancak şikayetlerin durumuna göre çeşitli tedavi yöntemleri uygulanabilir. Örneğin; hastalardaki ruhsal dengesizlikler; asabi olmak, günlük problemleri çözmede güçlük, tahammülsüzlük ve hüzünlü ruh halinden, depresyona kadar ilerleyebilir. Bu sebeple tedavilerinde ruhsal durumunu düzenleyen ilaçlar kullanılır.
Hastalarda eşlik eden diğer bulgular arasında; kabızlık-ishal -karın ağrıları gibi irritabl barsak sendromu dediğimiz bulguların yanı sıra, sık idrara çıkma ve cinsel tatminsizlik ile isteksizlik de sayılabilir. Bu şikayetlerin varlığında, fizik tedavi doktorunun dışında, başka ilgili hekimlerden destek istenebilir.
Kas ağrıları için enjeksiyon tedavilerinden (nöralterapi) yarar gören hastada iyileşme durumunun uzun süreli olması için spor önerilebilir. Germe ve aerobik egzersizleri programa alınabilir, stresi de kontrol ettiği için yoga ya da tai-bo önerilebilir. Tedavi boyunca haftada üç gün-kırkbeş dakika yüzmesi de tedavinin başarı oranını artırır.
Fibromiyalji hastalarının yüzde 50'sinde tükenmişlik duygusu, baş etme güçlüğü ve dayanıklılıkta azalma vardır. Bu bulgularda ailenin ve iş çevresinin tedavi sürecinde destek olması gerekir. Aile, hastanın stresini azaltması ya da daha az yorulması konusunda; işverenler ise iş saatlerinin kişiyi daha az zorlayıcı şekilde düzenlenmesi ya da uygun iş pozisyonunun ayarlanması gibi konularda destek olabilir.
KENDİNİZE UYGUN HOBİ VE SPORU KEŞFEDİN
Fibromiyaljik olmamak için ne gibi önlemler alabiliriz? • Hava koşullarına uygun giyinme
• Havasız ortamlardan kaçınma
• Hava akımları arasında kalmama
• Sigaralı ortamlarda bulunmama
• Stresten kaçınma, stresle mücadele yollarını öğrenme
• Kendisiyle barışık yaşayabilmesi için gerekirse psikolog desteği almak
• Sağlıklı beslenme
• İş-dinlenme saatlerini uygun ayarlama
• Çalışma ortamını düzenlemek: Ergonomik koltuk, uygun yükseklikte masa, göz hizasında bilgisayar monitörü, dirseğin-kolun düşmesini engelleyen klavye gibi.
• Kendine uygun, gerçekten severek yapacakları ve relaks olabilecekleri hobiler edinmek
• Kendine uygun sporu yapma
• Yoga, yüzme, thai-chi ve tai-bo gibi ruh ve vücut bütünlüğü getiren aktiviteler yapmak[/COLOR] [/SIZE]
|
|
|
| Tacize karşı çocukları nasıl eğitmeli |
|
Yazar: sıla - 04-22-2011, Saat: 01:58 PM - Forum: Kadın Özel Diğer
- Yorumlar (1)
|
 |
[SIZE="3"][COLOR="DarkRed"]Mahkeme kayıtlarına göre son 15 yılda ülkemizde 21 bin çocuk tecavüze uğradı. Tecavüzden sadece onda biri mahkemeye yansıyor. Çokcukları korumak için sadece adli tedbirler değil onları bilinçlendirmek de şart!
Araştırmalara göre çocukların en çok tacize uğradığı yaş aralığı 4-11. Bu dönemde onlara daha çok dikkat etmeniz gerekiyor.
Ama onları nasıl koruyacağınızı bilmiyorsanız kaçınılmaz sonucu çocuğunuz da yaşayabilir. Pedagog Adem Güneş, yeni çıkan 'Çocuklarda Mahremiyet Eğitimi: Labirent' adlı kitabında, ebeveynlerin korkulu rüyası haline gelen bu soruna karşı ne gibi önlemler almaları gerektiğini anlatıyor. 'Anadolu pedagojisi' diye adlandırdığı 'mahremiyet eğitimi'ni ebeveynlerin mutlaka öğrenmelerini tavsiye ediyor.
Adalet Bakanlığı'nın, mahkeme kayıtlarına dayanarak hazırladığı rapora göre 1992-2007 yılları arasında ülkemizde 21 bin çocuk (tacize değil) tecavüze uğramış. Oysaki pedagog Adem Güneş, yaşanan her 10 tecavüz olayından sadece birinin mahkemeye intikal ettiğini söylüyor. Çocuklara yönelik cinsel suistimal, bir çocuğun hayatında yaşayacağı en büyük travmalardan biri. Akla karayı bilmediği bir dönemde güvendiği, sevdiği insanlardan zarar görmek onun duygu dünyasını altüst ediyor, ruhunda derin yaralar açıyor. Buna rağmen ne anne-babalar ne de gerekli kurumlar konunun vahametini kavramış değil.
Okulda verilen cinsel eğitimin ise Güneş'in araştırmalarına göre ciddi anlamda olumsuz sonuçları var. Güneş, "Cinsellik, çocuğun özel dünyasıdır. Bu dünyanın sınıf ortamı gibi kalabalıklarda genele açılması onun sınırlarını ayarlayamamasına neden olur. Okullarda ve kalabalık bir grup içinde hangi çocuğun, hangi oranda cinsel bilgiyi sindirebileceği önceden kestirilemez.
Örneğin istimna (mastürbasyon) hakkında hiçbir şey bilmeyen bazı çocukların, derste bu konuyu gördükten sonra merak edip başladığına dair yaşanmış örnekler var. Ayrıca böyle bir ortam çocuğun utanma duygusunu zedeler. Cinsel eğitimi verecek kişinin ruhu, çocuğun ruhuyla özdeşleşmiş bir ruh mu, yoksa negatif bir etki oluşturacak bir ruh mu? Bu da önemli bir sorun. Babanın ruhu bile çocukta aksi tesir oluşturuyorsa siz okulda rastgele bir öğretmeni karşılarına çıkarıp bu eğitimi verdiremezsiniz.
Örneğin erkek çocuklara mahremiyet eğitimi vermek için dayılar bu konuda en uygun isimlerden biri. Yine erkek çocuklarda abi de çocukta birtakım hayal kırıklıklarına neden oluyor. Çünkü çocuk abisinden bu tür bilgileri duymak istemiyor. Kaldı ki, böylesi konuları sınıf ortamı gibi genel açık bir yerde duymak çocuk ruhunu incitiyor. Çok somut örneklendirir isek, geçenlerde bir kız çocuğu okulda aldığı cinsel eğitimden hemen sonra ablasına gelerek anne ve babasına karşı tiksinti hissettiğini söylemiş. Rica ederim olur mu şimdi böyle, ulu orta çocukları bir araya toplayıp onlara en mahrem konular hakkında bilgiler sunmak?" diyor.
Peki çözüm ne? Adem Güneş, 'Anadolu pedagojisi' olarak adlandırdığı ve ailede verilmesi gereken ama günümüzde unutulan, anne-babaların ihmal ettiği ya da önemsemediği 'mahremiyet eğitimi'ni öneriyor. Güneş, 'mahremiyet eğitimi' ile 'cinsel eğitim'in iki farklı kavram olduğunu söylüyor ve aralarındaki farka ebeveynlerin dikkat kesilmesini istiyor. Cinsel eğitim, bir grup çocuğa topluca verilir. Halbuki mahremiyet eğitimi kişiye özeldir. Adem Güneş, uzun yıllardır Avrupa'da çocuklara yönelik şiddet ve suistimaller konusunda çalışan bir uzman. Henüz bir yıldır Türkiye'de yaşıyor. Gelir gelmez, karşılaştığı suistimal rakamları ve yetersiz uygulamalar karşısında üzüldüğünü anlatıyor. Anne ve babalara da bir uyarıda bulunuyor: "Mahremiyet eğitimi ya da Anadolu pedagojisini mutlaka öğrenin."
Cinsel suistimale karşı çocuklar nasıl eğitilmeli?
Adem Güneş'e göre, öncelikle çocuklara 'temel davranış refleksi' kazandırılması gerekiyor. Yani, çocuğa yönelik anormal davranışlar karşısında çocuğun ani bir refleks halinde kendisini koruması öğretilmeli. 4-7 yaş dönemi bu eğitim için çok önemli. Temel davranış refleksine, eskiler 'haya duygusu' adını veriyor. Peki bir çocuğa bu refleks nasıl kazandırılabilir?
Çocuğunuz üzerini çıkartırken ondan izin alın
Bunun mahremiyet eğitimindeki adı 'bedenim bana aittir' bilinci oluşturmak: Bedeninin kendisine ait olduğu hissini kazanamayan çocuk, çok rahatlıkla tacize uğruyor. Çünkü herkesin bedeni üzerinde bir şeyler yapabileceğini düşünüyor. Bu nedenle çocuğun altı değiştirilirken, çocuğa saygısızca ve hırçınca davranarak ve hatta zorla yatırarak altını değiştirmemeli ya da çocuğun üzerini çıkartırken ondan izin almalı! 'İstersen atletini çıkartayım, çok terlemişsin kızım' şeklinde cümleler kurmayı ihmal etmeyin. Güneş, "Çocuk başlangıçta kendisinden neden izin alındığını anlayamaz. Ama ilerleyen zaman içinde, kendisinden izni alınmadan bedenine yapılacak müdahaleleri hisseder ve bundan rahatsız olur." diyor.
Severken bile onun rızasını gözetin
'İzin verirsem dokunabilirsin' bilinci: Çocuğunuzu severken bile 'seni öpebilir miyim?' diye müsaade isteyin ki, bu bilinç oluşsun. Çocuğa herkesin izinsiz dokunması; öpmesi, mıncıklaması vs. bedenini koruma refleksini kırıyor.
Dört yaşından itibaren genital bölgesine mümkün olduğunca dokunmayın
'Dokunulması yasak olan yerlerim' refleksi: Anne-babalar, banyo ya da alt temizliği nedeniyle çocuğun sıkça genital bölgesine dokunuyor.
4 yaşından itibaren mümkün olduğu ölçüde bunu yapmamaya gayret edin. Eş-dost ve akrabaların da, çocukların genital bölgesine dokunarak ya da vurarak sevmesine de izin vermeyin.
Çocuğunuzu yaka-paça eve sokmaya çalışmayın
Fiziksel baskıya direnme refleksi: Çocuğunuza, fiziken sizden güçsüz olduğunu asla hissettirmeyin. Mesela yaka paça eve sokmayın, itip kakmayın, zor kullanmayın. Sevgi gösterileri sırasında ise oyun oynamak için sizden kaçan çocuğu köşeye sıkıştırmayın. Siz onu sevdiğinizi düşünebilirsiniz ama çocuk bu sırada kendisinden büyük birinden kaçamayacağını hafızasına yazıyor. Araştırmalara göre, cinsel suistimale uğrayan çocukların birçoğu çırpınmanın ve o anda kaçmanın çözüm olmadığını düşündüğü için kaçmayı denemiyor.
Evde çıplak dolaşmasına izin vermeyin
'Vücudum görünmemeli' hissi: Dört yaşından itibaren çocuğunuzu ev içinde çırılçıplak dolaştırmayın. Giysilerini kendisinin giyip çıkartmasına izin verin. Kendisini başkalarının yanında çıplak görmeye alışkın olmayan çocuk, elbisesinin birileri tarafından çıkartılmasından ciddi rahatsızlık duyar.
Çocuğunuzla birlikte banyo yapmayın
'Banyoda çıplak olunmaması' bilinci: Bazı anne babalar, bebeklikten itibaren çocuklarıyla birlikte yıkanır. Dört yaşından itibaren buna son verin. Ona banyo yaptırırken de üzerinde mutlaka alt çamaşırının olmasına dikkat edin. 7 yaşından itibaren ise mutlaka ve mutlaka çocuğunuzun genital bölgesini başkalarının; eş, dost, akraba görmemesine özen gösterin.
Çocuğunuz tuvalet ihtiyacını giderirken yanında durmayın
'Tuvalette benden başkası olmamalı' bilinci: Çocuğunuza dört yaşından itibaren tuvalet ihtiyacının yalnız başına giderilmesi gereken bir durum olduğunu öğretin. Yanında durmayın. Korktuğunu söylese bile onu ihtiyacını yalnız gidermesine alıştırın.
Başkalarının yanında üst-baş değişimi yapmayın
Soyunma ve giyinmede yalnızlık ilkesi: Temel davranış refleksinin kazandırılmasında çocuğun kıyafetlerini yalnız başına giyip çıkarması büyük önem taşıyor. Dört yaşındaki bir çocuk yalnız başına kıyafet giymekte zorlanabilir. Bu durumda anne ya da baba başka bir odada ona yardımcı olmalı. Asla salonda başkalarının yanında üst-baş değiştirilmemeli.
Onun özel dünyasına saygıyla yaklaştığınızı hissettirin
'İzin verirsem kabul edilirsin' ilkesi: Anne-babalar, çoğu zaman çocuklarının bir birey olduğunu unutuyor ve farkında olmadan ona kendi tekelindeki bir mal muamelesi yapıyor.
Buna göre özellikle 7 yaşından sonra çocuğunuzun odasına izin almadan girmeyin. Mesela onu odasında üzerini giyerken gördüğünüzde, özel dünyasına saygıyla yaklaştığınızı hissettirin ve özür dileyip kapısını kapatın. Çocuk, odasının kendisine özel olduğunu anlamalı ve izin vermeden kimsenin giremeyeceğini bilmeli.
***
Taciz yaşayan çocuk nasıl anlaşılır?
- Cinsel suistimale uğrayan çocuğun kaybettiği en önemli duygu; 'güven'... Güven kaybı insan yaşamında oldukça önemli. Böyle bir küçük kız çocuğu ise, içe kapanır, kendini sorgular, kendini suçlu hisseder, depresif olur, erkek çocuğu ise kimlik bunalımı geçirir. Kendisinin hâlâ erkek olduğunu ispat etmeye çalışır, anlamsız 'maço' davranışlar sergiler, agresif bir hale bürünür. Böyle bir durumda kalan çocuğun en önemli ihtiyacı güven duyabileceği bir eldir. Bunun için Avrupa'da birçok ülkede taciz yaşayan çocuklar için özel 'güven kazandırma merkezleri' bulunuyor. Çocuk burada yeniden hayata tutunup daha sonra travma sonrası terapiye alınıyor. Maalesef ülkemizde ne "güven merkezleri" ne de "travma sonrası terapi merkezleri" gerçek anlamda işlemiyor.
- Erkek çocuk da kız çocuk da oyun arkadaşı olarak erkeklerle oynamayı tercih eder. Suistimalin, erkek çocuklarda bıraktığı en derin iz, kimlik bunalımıdır.
- Erkek çocuk güç kazanmak, kız çocuk güçlüye sığınmak ister.
- Kız çocuk, kimliğini değiştirtme eğilimindedir. Geçmişine ait bütün izleri üzerinden atmaya ve silmeye gayret eder.
- Suistimale uğrayan çocuklar, geçici hafıza kaybına uğruyor. Hayatının ilerleyen dönemlerinde geriye dönüp baktığında küçüklüğünün o günlerini hatırlayamıyor.[/COLOR][/SIZE]
|
|
|
| Anne ile kızı arkadaş olmalı mı? |
|
Yazar: sıla - 04-22-2011, Saat: 01:51 PM - Forum: Anne ve Bebek
- Yorumlar (10)
|
 |
Uzmanlara göre anne ile kızı arkadaş olmamalı, arada mutlaka bir sınır bulunmalı. Bunun çok önemli bir nedeni var.
[SIZE="3"][COLOR="Olive"]Uzmanlara göre anne ile kızı arkadaş olmamalı, arada mutlaka bir sınır bulunmalı. Bunun çok önemli bir nedeni var.
Son yıllarda ergenlik çağında kızı olan annelerden 'Ben çocuğumla arkadaş gibiyim' cümlesini sıkça duyuyoruz. Oysa uzmanlara göre; 'anne ile kızı' arkadaş olmamalı, arada mutlaka bir 'sınır' bulunmalı. Neden mi? Çünkü bu durumda genç kız her şeyi yapabilirim' şeklinde yanlış bir düşünceye kapılarak telafisi zor olan hatalı davranışlar sergileyebiliyor.
Uzmanlar, "Kızınızla 'arkadaş olmayın' sadece iyi iletişimi olan anne-kız olmaya çalışın" diyor. Ergenlik dönemindeki bir genç kız, annesini sıkıntılarını ve mutluluklarını paylaşacak kadar yakınlık hissedebilir. Fakat burada sınır ihlali yapmamasını ve sizin bazı durumlarda izin veren merci olduğunuzu mutlaka hatırlatmanızda yarar var. Çünkü arkadaş, aynı haklara sahip akran anlamına da geliyor. Ancak bu durum, ilişkide çeşitli riskleri de barındırıyor. Annelerin bu riskleri göz önüne alarak kızıyla olan ilişkilerini yeniden düzenlemeleri gerektiğini belirten Acıbadem Maslak Hastanesi'nden Çocuk ve Genç Psikiyatristi Dr. Arzu Önal anne-kız arkadaşlığının ne tip sorunlara yol açabileceği konusunda şunları söylüyor:
Sınır tanımaz, istediği herşeyi yaşar
Arkadaşlık ilişkisi kurmak ergenlik çağındaki genç kızda "Eğer annemle arkadaşsak ben de istediğim saatte eve gelebilirim, istediğim saatte yatabilirim. Ders çalışıp çalışmamaya ben karar verebilirim" gibi ucu açık durumlara neden olabiliyor. Ayrıca, sevgilisi, kıyafeti ya da gitmek istediği yerler konusunda sizi babasına karşı kullanabiliyor. Siz de ilişkinizin bozulmaması için kızınızın suç ortağı noktasına gelebiliyorsunuz.
Otorite kurmaya kalkarsanız, sizi cezalandırır
Arkadaş, 'her davranışı kabul eden' anlamına geliyor. Bu nedenle arkadaşça yaklaştığınız için yaşadığınız bu sorunlardan sonra otorite kurmaya başladığınızda ise 'Eskisi gibi davranmazsan ben de seni böyle cezalandırırım' düşüncesiyle sert tepkiler verebiliyor; bağırabiliyor, kapıları çarpabiliyor eve daha geç saatlerde gelebiliyor, bilgisayarda sabaha kadar oturabiliyor, eşyaları fırlatabiliyor, ender rastlansa da kendi bedenine zarar verebiliyor, hatta intihar girişimlerine bile başvurabiliyor.
Bu tür davranışlarla, yine eskisi gibi her istediğini veya yaptığını anlayışla karşılayan 'arkadaş' gibi davranmanız için sınırlarınızı zorlamaya başlıyor. İsyankar davranışları ciddi problemleri getirebileceği için bu tür sorun karşısında mutlaka bir uzman yardımı almanız gerekiyor Peki ama sağlıklı bir anne ilişkisi nasıl olmalı?
Dinleyin ve onu anladığınızı ifade edin
• Kızınız size bir şeyler anlattığında onu eleştirmeden dinlemeye özen gösterin. Sözünü bitirmesini bekleyin. Her cümlesine yorum yapmak zorunda hissetmeyin. Bazen sizden cevap beklemeden sadece anlatmak isteyebilir. Onu dinleyerek saygı duyduğunuzu konuşma sırasındaki beden dilinizle ifade edin. "Hı-hı", "Evet" kelimeleriyle ve kafa sallama gibi beden hareketleriyle onu dinlediğinizi gösteren mimiklerde bulunun.
• Yanlış olduğunu düşündüğünüz şeyler varsa yasaklamak ya da ceza vermek yerine neden yanlış olduğunu anlatın. Unutmayın ki o artık küçük bir çocuk değil. Usulünce söylendiğinde söylediklerinizi anlayabilir.
Yumuşak geçişler yapın
• Ergenlik kişiliğini bulma sürecidir. Genç kızınız, birçok şeyi denemek ister. Bunlardan bir kısmı da vücuduyla ilgili şeylerdir. Rimel sürmesini istemiyorsanız " Bir daha sürdüğünü görmeyeceğim!" yerine "Özel günlerde ve hafta sonu bir gün sürersen daha uygun olur, istersen gidip birlikte sana rimel seçebiliriz?" gibi yumuşak geçişler yapın. Ona "Geç kalmayacaksın" yerine, "Geç kalınca endişeleniyorum" gibi cümleler kurun. İyi bir iletişim kurmayı başarmışsanız, sizi dinleyecektir.
• Eğer yine sizi dinlemiyorsa bu kez 'Peki o zaman rimel sürmeye devam et. Galiba sözümü dinlemediğin sürece harçlığından kesinti yapabilirim' şeklinde cezalar vermeniz gerekebilir. Bu durumda bir doktordan yardım alınması yanlış bir şeyler yapmanızı engelleyebilir.
Hangi sorununda, nasıl yaklaşmalıyız?
Derslerinde sorun varsa: Çalışmasına rağmen başarılı olamıyor ve bundan mutsuzluk duyuyorsa, ona yardım edebileceğinizi ama sorunun nerde olduğunu anlamak için çalışma stilini anlatmasını isteyebilirsiniz. Özel öğretmen tutulabileceğini, dershaneye gönderebileceğinizi, ona yardım edebilecek bir abla ya da abiden yardım alabileceğinizi söyleyerek çaresiz olmadığını, onu anlayabileceğinizi ve yardım edebileceğinizi hissettirebilirsiniz. Ancak ders çalışmıyor ve okulla ilgili sorumluluklarını yerine getirmiyorsa, uygun bir dille yerine getirmesi gereken yükümlülüklerini hatırlatmayı da ihmal etmeyin. Sizin de yükümlülüklerinizin olduğunu ve bunun büyümenin bir göstergesi olduğunun altını da çizin.
Sosyal hayatında sorun varsa: Yaşadığı sıkıntılarda kızınızın yanında olun. Arkadaş ilişkilerindeki uyumsuzluklarda, kendi ergenlik deneyimlerinizi de katarak nasıl aşabileceğiyle ilgili ona yardımcı olun. Örneğin, arkadaşının ondan uzaklaştığından yakınıyorsa; 'benim de bir arkadaşım vardı, üçüncü kişi araya girince benden uzaklaştığını sanmış ve üzülmüştüm. Ama yıllar sonra konuştuğumda aslında böyle bir şey olmadığını öğrendim' belki sen de arkadaşının davranışını benim gibi yanlış anlamış olabilirsin' diyebilirsiniz. Veya, 'Belki de senin bir hareketinden rahatsız olmuştur. Sen anlat, bu konuda fikir yürütebilirim, ne dersin?' diyerek bu tür sorunları sadece kendisinin yaşamadığını anlatabilir ve çözüm yolu sunabilirsiniz.
Sevgilisi olduğunda: Sevgilisi olduğunu söylediğinde ona kızmayın, yargılayan cümleler sarf etmeyin ve ilişkiyi yasaklamayın. Eğer bu davranışlarda bulunursanız, güvenini sarsarsınız. Bunun yerine, 'Tabii ki hoşlandığın özel biri olacaktır. Bizim bilgimiz dahilinde onunla birlikte gezebilirsin' diyerek ilişkisini yaşamasına imkan tanıyın. Erken yaşta cinsel ilişkiye girmemesi için ruhsal ve fiziksel gelişiminin devam ettiğini belirtin. Hem bedensel hem de ruhsal olarak henüz hazır olmadığı için bu yaşlarda edineceği cinsel deneyimin ona mutluluk yerine hüsran veya sağlık sorunları getirebileceğini de mutlaka anlatın.
Hatalı arkadaş seçimi varsa: Mümkün olduğunca arkadaş seçimine karışmayın, çok yanlış olduğunu düşündüğünüz arkadaşlıklarında fikrinizi yaptırım uygulamadan belirtin. Eğer 'Bu arkadaşınla görüşmeni istemiyorum' şeklinde yasaklama getirirseniz, kızınız tam aksine bir tavır sergileyebilir. Bunun yerine 'galiba arkadaşın ve ailesinin yaşam tarzı bizden farklı, sen ne dersin?' , 'Sanki derslerine pek zaman ayırmıyor, sen de öyle düşünmüyor musun? Ya da 'Aşırı makyaj yapıyor, etekleri de çok kısa değil mi sence?' Çevreden kötü bakışlar olabilir, bu ona zarar verebilir. Senin de fikrini alabilir miyim? şeklinde sorularla onun da bazı şeylerin farkında olmasını sağlayın.
[/COLOR][/SIZE]
|
|
|
|