| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.
|
| Kimler Çevrimiçi |
Toplam: 219 kullanıcı aktif » 0 Kayıtlı » 215 Ziyaretçi Applebot, Baidu, Bing, GoogleBot
|
| Son Aktiviteler |
Atatürk'ün Çocukluk Anıla...
Forum: Hayatı ve Anıları
Son Yorum: Serdar102
03-28-2026, Saat: 09:08 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 68
|
Mavi'ye..
Forum: Aşk Hikayeleri
Son Yorum: SunSet
03-11-2026, Saat: 08:23 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 124
|
Keloğlan Çataltepe Tekfur...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:45 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 220
|
Kısa Keloğlan Masalları -...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:26 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 184
|
Keloğlan Ve Pinokyo - Ser...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:22 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 166
|
Dev Hamsi - Serdar Yıldır...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:19 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 158
|
Diş Hekiminin Aşkı - Serd...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:18 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 158
|
İslam Toplumu, İşte Böyle...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
01-10-2026, Saat: 05:07 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 213
|
Keloğlan Leyleklerin Padi...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
01-07-2026, Saat: 02:21 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 248
|
Yahudiler Dünyayı, İnancı...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
01-07-2026, Saat: 10:20 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 203
|
|
|
| Yetşin bana kuşlar |
|
Yazar: ZencefiL - 06-16-2011, Saat: 02:40 PM - Forum: Şairlerimiz
- Yorumlar (2)
|
 |
Karanlığa çare yoktur, nasıl olsa yol bulur.
ve yürekleri sağır eden bir sessizlik,
tükenmişlikten arta kalan tek varlığın olur.
söylenememiş tüm sözcükleri ancak ağlarsın içinde.
ve bilemezsin geride kalan mı yalnızdır, yoksa giden midir aslında…
tüm yeminler öfke ile bağış arasında yaşlanır;
sultanların, dostların ve sevgililerin, dağılmış kalplerin, dağılmış kalbimin…
iç bükey bir yalnızlıkta sanki ayak bileklerimden bıçaklanmışım.
sıcak bir korku tırmanıyor damarlarımda, midemde, kalbimde…
aklımada hükmediyor.
gün ortalarında kalıyorum, kimseler bilmiyor, ben tükendikçe artıyor yalnızlığım.
kimi görsem hançerleniyorum gözlerimden ve kanıyorum en onulmaz yerimden.
ahh bu ben kendi içinde kendini arayan bir simurg.
belki yalnızlığıma mahsuben pay edilmiş tekil çoğulluğumun peşindeyim.
ümitperest bir korkak, bir meczubum.
faili meçhul bir sevdanın zanlısıyım.
takvimlere çaldırdığım yarınlarımı hiç bulamamak üzere
milyon yıldır ”gün” için savaştayım.
üstüme küf kokulu akşamlar abanmış.
sefil bir tutsaklığa sürülmüşüm.
yüreğimde 40.düğüm.ahh mozart! sana küskünüm.
ve öldürüyorum seni içimde.sessizliğini seçiyorum, sessizliğimin içinden.
içimde intiharlar, cesetler.
incinmiş hayatları toplayan bir dilenci oluyorum birden,
birden yağmur başlıyor, ”toprak kokulu bir baharı sürer belki dağlardan aşağı”diyorum
ve kaldırıp başımı kuşlara yalvarıyorum:
”yetişin nefesim bitiyor
yetişin bana kuşlar
ya özgürlük adına
ya Sevda hatırına”
(Araz Romanından)Kahraman Tazeoğlu
|
|
|
| Çok sevdim seni Affet |
|
Yazar: ZencefiL - 06-16-2011, Saat: 02:36 PM - Forum: Aşk (Genel)
- Yorumlar (6)
|
 |
Gitmeliyim artık, üzgünüm…
Sen de üzülme ne olur, kıyamam ki yüzünün sahiline hüzün vurmasına.
Gözyaşların dalgalanıp bir kere bile değse kirpiklerine, boğulurum…
Üzgünüm…
Kızma sakın kaçar gibi birkaç satırın ardına sığınışıma,
ve ne olur sitem ediyorum da sanma.
Kırılma bana.
Küçücük omuzlarıma birkaç beden ağır geldi;
küçük kaldı yüreğim, sığdıramadım yokluğunu.
Yoruldum yalnızca…
Ayrılıkla savaşmadığımı düşünme ne olur!
Direndim.
Karşı koydum ayak bileklerime dolanan gitmelere.
Her gece göğsüme çöken tavana inat nefes alıp verdim sana.
Şizofreni bir sevdaydı zaten seni uzun uzak sevişim,
Duvarlardaki hayalinle sevişmem,
Ve karanlık odada saat tik takını senin ayak sesin zannedip sevinişim..
Uyanışlarım,
Ve kırılan hayallerim…
Sensizliğin eksilttiği sen dahil ne varsa işte benden giden.
Her birine gücümün yettiğince direndim.
Çok sevdim seni, affet!
Olmayışından çok aklıma yenildim…
Ben gittiğim yerde de en çok seni biriktirip,
Yine seni seveceğim.
Üzülme…
Kim bilir yine bahar gelir topraklarımıza,
yapraklarımız rüzgarla sevişirken yeşeririz belki yeniden.
Kim bilir…
Belki de geç kalınmış bir vedadır bizimki.
Her konuşmaya üzülerek başlamamız bundan değil midir sevgili?
Cümlelerimizin yüklemsiz kalması çaresizliğimizden değil mi?
Gözlerimiz sözlerimizden çok susuyor artık.
Uyanırken hangi uykuda unuttuk biriktirdiğimiz düşleri.
Aşka pusarken ayrılığa teslim olduk!
Sustuk, sustuk, sustuk…
Biz en çok susmaktan yorulduk…
Ölüm, vedalaşmaya fırsat bırakmadığı için bir ayrılık olmazdı asla.
Bu yüzden can çekişirken vedalaşıyorum seninle,
Beyin ölümü çoktan gerçekleşmiş bitkisel hayatta bir aşktan nefes alıyoruz anlasana!
Anla/sana…
Ezgin Kılıç
|
|
|
| Belki Yine Gelirim |
|
Yazar: ZencefiL - 06-16-2011, Saat: 02:34 PM - Forum: Aşk (Genel)
- Yorumlar (2)
|
 |
Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
Her sözcük dilimin ucunda küfre dönüyor çünkü
Bir gök gürlese bari diyorum, bir sağnak patlasa
Bitse bu sessizlik, bu kirli yapışkanlık bitse
Ama bir tufan az mı gelir yoksa yine de
Yırtılan ve parçalanan bir şeyler olmalı mutlaka
Hiç durmadan yırtılan ve parçalanan bir şeyler.
Oysa ne kadar sakin bu sokaklar ve bu kent
Ne kadar dingin görünüyor bana şimdi gökyüzü
Gidenler nerde kaldılar, özledim gülüşlerini
Bir kenti güzelleştiren yalnız onlardı sanki
Onlardı çocuklara ve aşka ölesiye bağlanan
Kadınları güzelleştiren herhalde onlardı
"Tükürsem cinayet sayılır" diyordu birisi
Tükürsek cinayet sayılıyor artık
Ama nerede kaldılar, özledim gülüşlerini onların
Uzun uzun bakıyorum kıvrılan sokaklara
Tek yaprak bile kıpırdamıyor nedense
Ve tek tek söndürüyor ışıklarını varoşlar
Alnımı kırık bir cama yaslıyorum, kanıyor
Kanımın pıhtılarında güllerin serinliği
Ve fakat bir cellat gibi yetişiyor pusudaki
Dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük
Yaşamak neleri öğretiyor, düşünüyorum
Okuduğum bütün kitaplar paramparça
Çıkıp dolaşıyorum akşamüstleri bir başıma
Bir uçtan bir uca yalnızlıklar oluyor kent
Bulvar kahvelerinin önünden geçiyorum
Sarmaşık aydınlar, arabesk hüzünler
Bir gazete sayfasında sereserpe bir yosma
Sesler gittikçe azalıyor, kuşlar azalıyor
Ve ne zaman yolum düşse vurulduğun yere
Kızgın bir halka oluyor boynumda o sokak
Hüznü yalnız atlarımız duyuyor artık
Biz çoktan unutmuşuz böyle şeyleri
Ama içimde bir sırtlanın dalgın duruşu
Ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük
İçimde zaptedilmez bir kırma isteği
Dizginlerini koparan bir at sanki bu
Soluk soluğa kalıyorum her sonbahar
Ve sevgilim ne zaman hoşgörülü olsa
Bir yolculuk düşüyor aklıma, gidiyorum
Bütün gençliğim böylece geçip gitti işte
Ama hala bir şeyler var vazgeçemediğim
Hangi duvar yıkılmaz sorular doğruysa
Bir gün gelirsek hangi kent güzelleşmez
Şiirlerim bir dostun vurulduğu yerde yakıldı
Geri almıyorum külleri yangınlar çıksın diye
Devriyeler çıkart şimdi, bütün ışıklarını söndür
Sorduğum hiçbir soruyu geri almıyorum ey sokak
Ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük
Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
Bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa
Bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem
Oysa ne kadar sakin sokaklar, bu kent ve bütün yeryüzü
İpince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne
Sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz
Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün…
Ahmet Telli
|
|
|
| Yalnızlık |
|
Yazar: ZencefiL - 06-16-2011, Saat: 02:29 PM - Forum: Aşk (Genel)
- Yorumlar (2)
|
 |

Yalnızlık
yalnızlık,
ilerisine asla bakamayacağın bir pencere gerisinde;
yağan karı,inen geceyi ve yükselen dağları izlerken,senin,yanımda olduğunu hissetmektir.
hayalini yanımda taşımak,yanında varlığımı unutmaktır.
küçük bir ben içinde,koca bir sensizliği yaşamaktır yalnızlık!
yaşamak ve şikayet etmemek.
yalnızlık,
seni,herkesini ve herşeyini kabullenmek ama bunu sana anlatma yeteneğinden yoksun olmaktır.
anlatamamanın yanında durmadan konuşmak ve tüm susmaları sana kaptırmak,
sonunda sessizliğe mahkum olmaktır.
suskunluğunun her bir harfini yorumlamak ve
haricinde duyduğum sesleri inkar etmektir yalnızlık.
her şarkıda artan sızımı dindirmek yerine "sevdiğim türkünü susur da git" diyerek haykırmaktır!.yalnızlık,acı ezgilerine sırt dönüp,sadece senin sesinin nemini dinlemektir.
ezgilerden daha acı sesinin ta kendisidir yalnızlık!
şimdiyi yok saymak,yarını ertelemek ve fotorafların sınırlı karelerinde,
sen’li dünleri yaşamak da,yalnızca,yalnızken yapılacak akıl karı bir deliliktir ve delilik,
yalnızlığın en yalın tanımıdır!
yalnızlık,
yarin kentinde kendini öksüz hissetmektir.
cadde boyu ışıklarda büyüyen kimsesizliği,hiçbir gülüşe sığdıramamak,
ulu orta ağlamak ve kendine konuşmaktır.suretin düştüğü her yüze sen diye bakmak,
suretinin aslına korkusuzca bakmak,aynalardaki suretime bakamamaktır yalnızlık!
çok vagonlu bir trende,her istasyonda yeniden başlayan çok seferli bir yolculuktur yalnızlık!
yalnızlık,
sana gelirken yolları günlerin ardında bitirmek;senden giderken,yollarda;
"ömrümü bitirmektir"…
yalnızlık,
söylediğin her sözü aklımda tutmak,seni hiç unutmamışken,
her defasında yeniden yeniden hatırlamak,geceleri terk edip,sabahları kapına sığınmak ve
gittiğini bile bile "inançsızca" dönmeni beklemektir…
şiirlere soyunup,mektup giyinmek;bütün şairleri reddedip bir yazara aşık olmaktır yalnızlık.
ve…
yalnızlık…
varlığında yokluğunda,
"yalnızım çünkü sen varsın" demektir…
Kahraman TAZEOÄžLU
|
|
|
| Ebedi ayrılık |
|
Yazar: ZencefiL - 06-16-2011, Saat: 02:28 PM - Forum: Aşk (Genel)
- Yorumlar (2)
|
 |
Talihsiz, çiziliyor avuçlarıma yalnızlığım,
Yolları hep sana tuzak, bir türlü adını bulamıyorum…
Kavşaklarda kalıyor gururum,
Şakır şakır yağmalanıyor, acılarım yol ayrımlarına…
Sesine doğru geliyorum, yanaklarımın yanında hemen kulaklarım,
Duyduklarıma yumuluyor,
Kimseyi duymuyorum…
İçimden bile konuşmuyorum…
Tıp oynuyoruz, aşkın sıra…
Kayıbım, arayanı soranı da geçtim artık,
Adımı hatırlayan yok, ben bile kendimden geçiyorum ara sıra…
Seni hatırlıyorum sonra, sonrası mı?
Edebi adabıyla, susturuyorum dudaklarımı…
Sonrası öteki tarafa kalsın…
Feriştahı gelse alamaz artık elimden bu ayrılığı,
Ekmek kırıntısı gibi nimetten sayıyorum, basıp geçemiyorum yalnızlığımı…
Gidiyorsun,
Bileklerimden vuruluyor, tüm nabız atışlarım…
Feleğini şaşmış olmalı gözlerim,
O gidiyor, yanıma da utanmadan hayalini iliştiriyor,
Öldürülüyorum, iki kere ya da yok yok aşk kere!
Fire veriyor gözlerin, canıma…
Hani dediğim gibi, dudaklarına gömeceklerse eğer…
Razıyım adabımla, ebediyen susmaya…
Gülşah Akgül
|
|
|
| Saat seni Vazgeçiyor |
|
Yazar: ZencefiL - 06-16-2011, Saat: 02:24 PM - Forum: Aşk (Genel)
- Yorumlar (2)
|
 |
Parçalayıp, araya ayrılığı soktuğun tüm zamanlar düşman sana artık
Bensiz attığın her adımda daha da yaklaşıyorsun yalanlara
Bensiz aldığın her nefeste soluyorsun tüm sahtelikleri içine..
Tüm gerçekler senden vazgeçiyor..
Git değil, kal demişti gözlerim kalbine. Öl demişti benle..
İhanetinin cezası, alabildiğine bensizlikti
Acı çektireyim diye, öldürdün kendini benliğimde
Şimdi ise; sinsi bir zaman dilimi, sıradan adımlarıyla kaldırıyor cenazeni içimde
Saat, seni vazgeçiyor..
Kanıyor gözlerim, anlamıyor hiçbir gece yarısı beni
Umursamıyor hiçbir gözyaşı acıdan buruşmuş tenimi
Sus! Söyleme bana o yalan küfürleri
Susarak anlat yazdığın o romanda beni nasıl sildiğini
Hayatının ön sözünde yazan; ‘’yalan’’ sevgili..
Sor kendine neden sattın ruhunu..
Söyle,uğruna öldüğüm sen’i ne için öldürdüğünü
Gözlerin, gülüşlerin hangi günahı oyuncak etti kendine şimdi?
Hangi mutluluğa sattın da ellerini, başka tenlere tuz oldu tenin
Sadece sor kendine sevgilim, hiç mi sevmedin?
Sen..
Önce, el oluyorsun
Sonra, son vedanın adı el’veda oluyor dilimde..
Ve şimdi,
Tüm saatler, seni vaz’geçiyor..
Cenk Askeroğlu
|
|
|
| Hayalin Vursun Kadehime |
|
Yazar: by majeste - 06-16-2011, Saat: 02:23 PM - Forum: Kendi Şiirleriniz
- Yorumlar (2)
|
 |
bu gece
hayalin oyle bir vursun ki kadehime...!
dunya tersine donsun
bu gune degil gelmemis yarinlara beddular kusayim
veriyorum sirtimi senden kalan gokyuzune
vari yogu soyluyorum bu renksiz hayata...
|
|
|
| Bu Kadarını Bir Arada Almak Bünyeye Zararlı |
|
Yazar: YasSmin - 06-16-2011, Saat: 01:12 PM - Forum: Maxi Geyik
- Yorumlar (26)
|
 |
Sora sora Bağdat, çalışa diploma bulunur.
Suya rakı katarsan ne olur? Cevap u sarhoş olur.
Sütten ağzı yanan yoğurdu ayran yapar içer.
Tem otoyoluna muz düşerse ne olur? Cevap: Temmuz.
Temel bir gün Fransa ya gitmiş 'aaa burayı da mı Sabancı aldı' demiş.
Tomi'nin annesi kimdir? Anatomi.
Tükenmez kaleminin yayını versene Ne yapacaksın?
-Yayla lezzet testi.
Uçak düşmüş. Ama kimse ölmemiş.Neden?
Çünkü, uçak Pamukbank'ın üstüne düşmüş.
Uçan köpeğe ne denir HavUÇ.
Uzundur kıllıdır sokunca kanatır. Cevap İŞ FIRÇASI.
Volkswagen passat, şahsi oynama!
Yalancının mumu; mum bitinceye kadar yanar.
Yanan Hasan'a ne denir? Cevap: Florasan.
Yeni doğan bebeğe patik almışlar olmamış, neden?
Cevap: Patik antipatikmiş.
Yerin kulağı var benim de kulağım var. Ben yer miyim? Hayır yemem.
Yıkanan ton'a ne denir? Cevap: WashingTon.
Zenciler neden kollarına baktıklarında kendilerini görürler?
Karakolda ayna var.
|
|
|
| Iğrenç espiriler |
|
Yazar: YasSmin - 06-16-2011, Saat: 01:00 PM - Forum: Maxi Geyik
- Yorum Yok
|
 |
Ne yapıyorsun? -Telefonla konuşuyorum.. -Aaa sizin telefon konuşuyor mu?
Basamakta durmayın otomatik kapı çarpar, böler, karekökünü alır.
Hangi çiçek hem kafaya takılabilir, hem de içinde çamaşır yıkanır?
Cevap: Fesleğen tabii ki.
Saç malanmaz, taranır.
Seven unutmaz oğlum, eight unutur.
3 Japon sırayla uçaktan atlamış. Japonlar ölmüş, sıra ise kırılmış!
4 kişilik bir masa alçaktım vazgeçtim, kişiliksiz bir masa aldım!
Hadi oyun oynayalım. Vazgeçtim, oymadan oynayalım!
İyi ki İtalya da doğmamışız!.. Neden? Çünkü İtalyanca bilmiyoruz!
Abi sizin araba ne malı? -Alman malı! Bizimki de klimalı!
Geçen gün arkadaşlarla fırında patates yiyorduk, fırın sıcak geldi bahçeye çıktık?
Soru: Yangın dolabını açarsan ne olur? Cevap: Yang kızar...
Soru: Padişah, tahta çıkınca ne yapmış? Cevap: Tahtayı yerine taktırmış.
Adamın biri yarın öleceğim demiş. Yarmışlar ölmüş.
Bir adam intihar edecekmiş, vaz geçmiş. İki adam intihar edecekmiş, were geçmiş!
Soru: İnsanları niye kafasına su dökerek uyandırırlar?
Cevap: Çünkü suyun kaldırma kuvveti vardır.
Oğlum hayırlı olsun. Araba almışsın. - Evet aldık.
- Peki niye araba aldın? Kendine alsaydın ya..
Abi duydun mu, 50 kişiyi taramışlar. -Yapma ye, nerde?
-Marketin karsısındaki berberde.
İyi günler, Aslıyla görüşebilir miyim? Aslı evde yok! Fotokopisi var!
Dört yüz yetmiş, üç yüz yetmemiş.
Köfteyle möfte arasında ne fark vardır?
Cevap: Biri kıymadan yapılır diğeri mıymadan yapılır.
Emel'in selamı var! - Hangi Emel? - HTML
Kavun deyip geçme çünkü parola kavun değil!
Yarasa yararlı bir hayvandır. Yararlı bir hayvan olmasaydı yaramasa derlerdi.
Geçen gün kamyonu sürdüm, Leonardo da Vinci.
Fransızların nesi eksiktir ? "FRAN"ları tabi ki!
|
|
|
| Bademcik iltihabı tonsillit tonsillektomi |
|
Yazar: Hasretiim - 06-16-2011, Saat: 12:15 PM - Forum: Sağlık
- Yorumlar (1)
|
 |
Bademcik denilen tonsiller, boğazın her iki yanında yer alan, vücudun savunma sisteminin bir parçası organlardır.
Üzerindeki çok sayıda delikten içeri giren mikroplar, organın içinde zararsız hale getirilir ve ölü hücreler tekrar bu delikten dışarı atılır, ayrıca antikor üreterek vücudun savunmasına yardımcı olurlar. Ancak bu deliklerin çeşitli etkilerle tıkanması sonucu iltihap yayılarak tüm organı tutar ve bir enfeksiyon kaynağı haline gelir.
Bademciğin şişmesi, boğaz ağrısı, ateş, kırgınlık ve yutma güçlüğü akut iltihabın belirtilerindendir. Çocuklarda çok daha aktif bir organ olduğundan iltihabı da daha sık görülür. Tedavisinde etken mikroplara etkili antibiyotikler, anti septik boğaz gargaraları, antienflamatuar ve ağrı kesici türü ilaçlardan yararlanılır.
Bademciklerin görev yapamayıp, bizzat kendinin enfeksiyon kaynağı haline gelmesi kronik bademcik iltihabı demektir. Hastanın şikayetleri, akut olanlara nazaran daha müphemdir. Küçük bir tahriş sonucu hemen ağrı ve yutma güçlüğü oluşurken, düşük dereceli bir ateş ve zaman zaman ağız kokusu şikayetlerdendir.
Dolayısıyla sık sık enfeksiyon atağı geçirilmeğe başlar. Muayenede; bademciklerin etrafında kızarıklık olması, çevre dokulara yapışık olmaları boğaz kültürü sonucunun pozitif olması, kan değerindeki bozulma, tanı koydurur.
Bazen anaokulu çocukları ile ilkokul öğrencileri arasında halk arasında "beta" tabir edilen Beta Hemolitik Streptokok salgını olur. Bu mikroba karşı konkada oluşan antikor (kısaca ASO)'un kan değerlerinin normalde 200'ün altında olması gerekirken çok yüksek olması durumunda Akut Romatizmal Kalp Hastalığı denilen, eklemleri tutan ve kalp kapakcıklarında kalıcı hasara yol açan bir hastalık riski çok artar.
Beta mikrobunun tedavisinde penisilin ve türevieri kullanılır. Ancak bademciğin enfeksiyon kaynağı haline gelmesi durumunda kan ASO değerleri bir türlü düşrneye fırsat bulamaz ve bu antikor gidip kalp kapakçığını tutarak, bozulmasına yol açar. Dolayısıyla beta mikrobu taşıyıcısı bu bademciklerin çıkarılması gerekir.
Bazen de bademcikler yutmayı ve konuşmayı engelleyecek derecede iri olabilir. Bu durumda organ hasta olmasa bile zararını önlemek amacıyla alınması söz konusudur.
Özetleyecek olursak;
1- Sık enfekte olan kronik bademcik iltihabı,
2- Beta mikrobu taşıyıcısı bademcikler,
3- Aşırı büyük bademciklerin ameliyatla alınmaları gerekir. Bademcik için yaş sınırı 3 yaştır. Yani 3 yaş altında bademcik ameliyatı yapılmamalıdır. Gene aynı tip bir organ olan geniz eti ya da bademciği içinse böyle bir alt sınır yoktur.
Ameliyat çocuklarda genellikle, genel anestezi altında yapılır.
Kısa süren bir ameliyat olup, bugünün modern tıp imkanlarıyla minimal komplikasyonu vardır. Ameliyat yeri ortalama bir hafta içinde iyileşir. Bu dönemde antibiyotik ve ağrı kesiciler kullanılır. Başlangıçta sulu, giderek yarı katı yiyecekler ve 10 gün içinde de normal katı gıdalara geçilebilir.
Bademcik ameliyatı iyi yapıldığında ve doğru gerekçelerle alındığında hastanın şikayetlerinde bariz bir düzelme olur ve genel durum da hızla düzelir. Halk arasında yanlış bilinen bir konu, bademciklerin alındığında, savunma sisteminin zayıflayacağıdır. Böyle bir durum, yapılan klinik araştırmalarla ispatlanmamıştır.
Çocuklarda haklı gerekçelerle alınan bademciklerin görevini boğazımızdaki başka dokular üstlenir. Erişkin hastalarda ise zaten bademcik büyük ölçüde fonksiyonunu yitirdiğinden eksikliğinden dolayı bir problem çıkmaz. Ancak tahriş edici etkenlere sürekli maruz kalan kişilerde farenjit tablosu müzminleşebilir. O nedenle sigara, kirli hava boğaz için her zaman zararlıdır.
Bademcik ameliyat yapılmasına karar verilen çocukların ailelerinin yaşadığı en büyük korku anestezi korkusudur. Bu korku aslında yersizdir. Çünkü fazla abartılmakta ve yanlış bilgilere dayanmaktadır. Genel anestezi yurdumuzda yüzbinlerce kez uygulanmakta ancak 20-30 binde bir ölüm duyulmaktadır. Riskin bundan çok daha fazla olduğu durumlarla günlük hayatta sık sık karşılaşmıyor muyuz? Mesela kaldırımda yürürken araba çarpamaz mı? Bu durumda kaldırım da yürümeyelim mantığı elbette kabul edilemez.
Ancak ameliyat ne kadar küçük olursa olsun, hafife alınmamalı her türlü tedbiri anestezist gözetiminde almalıdır. Tüm incelemeler sonucu, anestezi uzmanının muayenesinden geçerek "ameliyat olabilir" oluru olan aileler rahat olup, hekimlerine güvenmeleri gerekir.
|
|
|
|