| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.
|
| Kimler Çevrimiçi |
Toplam: 177 kullanıcı aktif » 0 Kayıtlı » 173 Ziyaretçi Applebot, Baidu, Bing, GoogleBot
|
| Son Aktiviteler |
Bir Demet Söz
Forum: Güzel Sözler
Son Yorum: SunSet
05-07-2026, Saat: 11:22 AM
» Yorumlar: 70
» Okunma: 10,490
|
Kur’an’da Allah Zekâtı, M...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
05-03-2026, Saat: 11:57 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 45
|
İslam’ı Yaşarken İzlediği...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-30-2026, Saat: 01:06 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 40
|
Allah’ın Bizlere Güvendiğ...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-25-2026, Saat: 11:04 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 64
|
Allah’ın Dini İslam’ı Yaş...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-24-2026, Saat: 12:01 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 61
|
Saff Suresi 6. Ayet Üzeri...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-18-2026, Saat: 12:14 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 61
|
Namaz Dinin Direği Midir?
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-13-2026, Saat: 10:12 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 77
|
Atatürk'ün Çocukluk Anıla...
Forum: Hayatı ve Anıları
Son Yorum: Serdar102
03-28-2026, Saat: 09:08 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 123
|
Mavi'ye..
Forum: Aşk Hikayeleri
Son Yorum: SunSet
03-11-2026, Saat: 08:23 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 209
|
Keloğlan Çataltepe Tekfur...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:45 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 385
|
|
|
| Mucize besinler |
|
Yazar: MaSaL - 01-04-2011, Saat: 09:11 PM - Forum: Sağlık
- Yorumlar (1)
|
 |
Kafein = Konsantrasyon
IQ’nuzu yükseltecek ya da sizi daha zeki yapacak herhangi bir besin maddesi olduğu söylenemez. Ancak kafein gibi bazı maddeler konsantrasyonu artırmada oldukça başarılıdır. Kahve, çikolata, enerji içecekleri ve bazı ilaçların içerisinde bulunan kafein, dikkatinizin dağılmasını engeller. Ancak kafein yüksek miktarlarda alındığında kalbi olumsuz etkileyebilir ve çarpıntıya neden olabilir.
[/url]
Şeker Dikkati Artırır
Şeker beynin düzenli çalışabilmesi için gereklidir ancak söz konusu şeker sofralarımızdaki değil vücudumuzun karbonhidrat ve şekerli besinlerden elde ettiği glikozdur. Bu nedenle bir bardak şekerli içecek bile hafıza ve düşünce gücünü artırır.
Ancak aşırı miktarda alındığında hem beyniniz hem de vücudunuzun diğer organları üzerinde olumsuz etkilere neden olabilir.
Beyniniz için Kahvaltıyı Atlamayın
Kahvaltıyı atlamaya alışkın mısınız? Yapılan araştırmalara göre kahvaltı kısa süreli hafızayı ve dikkati güçlendiriyor. Kahvaltı yapan öğrenciler yapmayanlara oranla eğitim hayatlarında daha başarılı oluyor.
Uzmanların sıraladıkları beyni kuvvetlendiren besinler listesinin başında tam tahıllı yiyecekler, süt ve süt ürünleri ile meyveler yer alıyor. Ancak her konuda söz konusu olduğu gibi bu besinler de aşırı tüketildiğinde bir takım sorunlara yol açıyor. Bu nedenle düzenli ve dengeli beslenmek sağlıklı bir düşünsel yaşam için çok önemli.
Fındık ve Çikolata
Fındık ve tohumlar antioksidan özelliği gösteren vitamin E açısından oldukça zengindir. Çikolata da bu tür besinler arasında yer alır. Doğal uyarıcı bir madde olan kafein nedeniyle konsantrasyon ve odaklanmayı artıran çikolata aşırı tüketildiğinde ise fazla kalori, yağ ve şeker olarak bize geri döner.
Balıktan Vazgeçmeyin
Protein kaynağı olan balık beynimiz için muhteşem bir dost. Omaga 3 yağ asidi bakımından oldukça zengin olan balık beyin fonksiyonlarını düzenleyerek beynin gelişimini sağlar. Bu yağ asitleri kalp krizi riskini azaltıp bilincin yavaşlamasını önleyerek daha sağlıklı bir yaşamın kapılarını açar.
Sağlıklı bir hayat için haftada en az 2 kez balık tüketmeye dikkat edin.
[url=http://www.mailce.com/wp-****************************/uploads/vitamin.jpeg]
Vitaminler, Mineraller ve Besin Takviyeleri
Gıda ürünleri satan mağazaların rafları destek besinleri ile dolup taşmaktadır. B,C, E vitaminleri, beta-karotin ve magnezyum beynin gelişimini hızlandırarak konsantrasyonu artırır ve hafızayı güçlendirir.
Ancak bu takviyeleri kullanırken çok dikkatli davranmak gerekir. Çünkü gerçekten bu vitamin ve mineraller yönünden herhangi bir eksiklik mevcut değilse aşırı alım söz konusu olduğunda olumsuz bir takım sonuçlar da doğabilir. Bu nedenle doktora danışmadan kullanıma başlamamak gerekir.
|
|
|
| Kendi kendinize tedavi edebileceğiniz hastalıklar |
|
Yazar: MaSaL - 01-04-2011, Saat: 09:10 PM - Forum: Sağlık
- Yorum Yok
|
 |
Bazı rahatsızlıklar için doktorunuzu görmenize gerek olmayabilir. Yanlış bir hareket yüzünden bir kasınızı incitmiş, bozuk bir yiyecek yüzünden bağırsaklarınızı bozmuş, bir yerinizi kesmiş ya da güneşte çok kaldığınız için yanmış olabilirsiniz. İşte böyle durumlarda yapılması gerekenler:
[/url]
KAS AÄžRILARI: Her dört ya da altı saatte bir kas gevşetici ilaçlar alabilirsiniz. İlk 24 saatte buz kompresi yapabilir ve sonrasında sıcak bir duş alabilirsiniz. Doku ısıtan patch’ler de işe yarayabilir. Birkaç gün içinde kendinizi daha iyi hissedeceksiniz.
GÜNEŞ YANIKLARI : Ağrıyı hafifletmek için ağrı kesici alabilir, o bölgeye soğuk su kompresi yapabilirsiniz. Ya da yanan dokunun üzerine cildi yenileyen aloe kremleri veya kortizon içeren nemlendiriciler uygulayabilirsiniz. Ancak cildinizi kesinlikle soymayın! Çünkü bu, iyileşmenin belirtisidir.
DERİN OLMAYAN KESİK: Temiz bir havlu veya kağıt mendille sıkıca bastırarak kanamayı durdurun. Ardından vücudunuzun kestiğiniz bölgesini soğuk suyla yıkayın ve kurulayın. Sonra kesik olan bölgenin üzerine antibiyotik içeren bir krem uygulayın ve gazlı bezle bandajlayın. Yaranın mikrop kapmaması çok önemli.
İSHAL: Vücudun su kaybetmesinin önüne geçmek için bol su için ve birkaç gün yağsız pirinç pilavı, haşlanmış patates, yağsız tost gibi hafif yiyeceklerle beslenin. İshal ilaçları da faydalı olabilir. Eğer bu rahatsızlığınız üç günden daha uzun sürerse hemen doktorunuza görünün.
YÜKSEK ATEŞ: Ateş düşürücü ilaç almak ve bol su içmek vücudun su kaybını toparlayacaktır. Birkaç saat sonunda ateşinizdüşmüyor ve 38 derecenin üzerine çıkıyorsa, doktorunuzu arayın. Çünkü yüksek ateş ciddi bir hastalığın belirtisi olabilir.
[url=http://www.mailce.com/kendi-kendinize-tedavi-edebileceginiz-hastaliklar.html/vajinal-mantar1]
MANTAR ENFEKSİYONU: Vajina bölgesinde kaşınma, yanma veya şişlikler varsa, bir mantar enfeksiyonu geçiriyor olabilirsiniz. Bunun için mantar enfeksiyonunu yedi güne kadar geçirebilen, etkili kremlerden kullanmayı deneyin. Eğer yedi günlük bu sürede enfeksiyonu atlatamazsanız, hemen doktorunuza görünün.
|
|
|
| Diyabet hastaları nasıl beslenmeli hangi yiyecekler şekeri düşürüyor |
|
Yazar: MaSaL - 01-04-2011, Saat: 09:09 PM - Forum: Sağlık
- Yorum Yok
|
 |
Şeker hastalarında yiyeceklerin doğru miktarda yenilmesi çok önemli. Eğer diyabetseniz, yiyeceklerinizi diyetisyenin önerdiği miktarlara uygun olarak ölçerek ve öğünlere sadık kalarak yemelisiniz.
Şeker sinsi bir hastalık; bu hastalık herhangi bir belirti göstermeden yıllarca sessiz kalabiliyor. Önlem alınmazsa yüksek kolesterol, damar tıkanıklığı, kol ve bacakta kangren, körlük ve böbrek hastalıklarına sebebiyet veriyor. Ayrıca cinsel iktidarsızlığa, kişilik değişmesine, diş, deri, mide-bağırsak hastalıklarına da yol açıyor.
Kalıtım, şişmanlık, gebelik ve uzun süreli ilaç kullanımı (diüretik, kortikosteroid gibi… hastalığın ortaya çıkmasını kolaylaştırıyor. Tip I ve Tip II olmak üzere iki tür şeker hastalığı var.
Tip I yani insüline bağlı şeker hastalığı kalıtsal olup çocukluk ya da gençlikte ortaya çıkıyor ve sürekli insülin tedavisini gerektiriyor. Oysa Tip II yani insüline bağımlı olmayan diyabet yetişkinlikte ortaya çıkıyor ve insüline gerek kalmadan diyet ve kilo kaybıyla kontrol altına alınabiliyor. Ancak yetişkinlikte ortaya çıkan şeker hastalığında ölüm riski çocuklukta oluşandan daha yüksek.
[url=http://www.mailce.com/diyabet-hastalari-nasil-beslenmeli-hangi-yiyecekler-sekeri-dusuruyor.html/sugar200][/url]
Şeker hastalığının belirtileri:
* Aşırı susama ve acıkma
* Çok sık idrara çıkma
* Aşırı yorgunluk ve uyku hali
* Hızlı kilo verme
* Bulanık görme
* Ciltte kuruma ve kaşıntı
* El ve ayaklarda karıncalanma ve uyuşma
* Deride, vajinada ve mesanede iyileşmeyen enfeksiyonlar
* Açlık kan şekeri düzeyinin 140 mg/100 ml’nin üzerinde olması
Hangi sporlar yararlı?
Fiziki aktivite yani spor vücuttaki şekerin hızla tüketilmesine yardımcı olarak kan şekeri düzeyini dengeliyor. Spor ayrıca kan damarları ve kalp için de yararlı. Ancak spora başlamadan önce mutlaka doktora danışarak tıbbi kontrolden geçmeli ve uygulanacak spora karar verilmeli. Yürüyüş, bisiklet, yüzme gibi sporlar ideal olabilir.
Şeker hastasıysanız bunları ihmal etmeyin…
* Beslenme ve spor konusunda mutlaka doktorunuza danışın.
* Tip I diyabet hastası iseniz, 3 ana ve 3 ara öğün olmak üzere toplam 6 öğünü her gün aynı saatlerde yemeye özen gösterin. İnsülin aldığınız için karbonhidratların günlük dağılımı çok önemli; günlük karbonhidratın yüzde 15′ini kahvaltıda, yüzde 25′ini öğle, yüzde 30′unu akşam yemeğinde yiyin. Kalanı ara öğünlere paylaştırın.
* Tip II diyabet hastasıysanız, temel ilkeniz kilo kontrolü olmalıdır. Daha az yiyerek ve daha fazla hareket ederek fazla kilolarınızı verin. Az ve sık yiyin. Kesinlikle aç kalmayın, çünkü uzun süren açlık kan şekerinizde dalgalanmalara yol açarak hastalığınızı artırabilir.
* Tansiyon, kan şekeri ve kolesterolünüzü kontrol altında tutun.
Diyabetli hastalarda yiyeceklerin doğru miktarda yenilmesi çok önemli. Bu nedenle yiyeceklerinizi diyetisyeninizin önerdiği miktarlara uygun olarak ölçerek yiyin. C ve E vitaminleri ile krom minerali içeren besinleri her gün düzenli olarak tüketin. Günlük C vitamini gereksinimi 2000-5000 mg arası, E vitamini 800-1200 IU arası olmalı. Bu konuda öncelikle doktora danışıp gerekiyorsa takviye vitamin hapları da alabilirsiniz.
* Beyaz ekmek yerine kepekli ekmeği tercih edin.
* Öğünlerde mutlaka pişmiş sebze yemeği ve salata yiyin.
* Meyveleri mümkün olduğunca kabuğu ile yiyin.
* Posalı yiyecekleri tercih edin.
* Kuru baklagillere, özellikle fasulye, bezelye, mercimek, barbunya ve nohuta sofrada sıkça yer verin.
* Ölçülü miktarda zeytinyağı veya sıvıyağ kullanın.
* Kırmızı et yerine beyaz et yiyin.
* Etli yemeklere ayrıca yağ ilave etmeyin.
* Light süt ve yoğurdu tercih edin.
* Az yağlı peynir çeşitlerini tüketin.
* Krema, kaymak,tereyağı ve margarinden uzak durun.
* Şeker, tuz ve alkolden sakının.Tatlandırıcılı tatlılara tüketmeye çalışın.
* Düzenli spor yapın. Bu konuda mutlaka doktorunuza danışın.
* Günde en az 8 bardak su için.
Şeker hastaları nasıl beslenmeli?
JFK Hastanesi Diyetisyeni Özge Mergen, diyabet tedavisinde amacın kan şekerini normal düzeyde tutmak olduğunu belirtirken, bu amaç doğrultusunda en önemli hedefin dengeli beslenmek olduğunun altını çiziyor. Özellikle Tip II diyabetlilerde dengeli beslenme ve düzenli egzersiz uygulamalarıyla bireyin, uzun yıllar ilaç tedavisine gerek kalmadan yaşamını sürdürebileceğini belirtiyor. Diyetisyen Mergen, karbonhidrat, protein, yağ, mineral ve vitaminlerin günlük öğünlere dengeli bir şekilde paylaştırılmasını öneriyor.
Karbonhidratlar, günlük kalorinin yüzde 50-60′ını oluşturmalı. Yulaf, kuru baklagiller (özellikle fasulye), meyve ve sebzelerde bulunan lif içeriği yüksek karbonhidratlar, kan şekerinin yükselmesini önlerken, kolesterol düzeyini de kontrol altında tutabiliyor. Soğan, şeker hastaları için çok yararlı çünkü içeriğinde şeker düşürücü kimyevi maddeler bulunuyor. Brokoli, içeriğindeki bol miktarda karbonhidrat ve krom minerali ile kandaki şeker düzeyini kontrol altında tutabiliyor.
Şeker hastaları az yağlı yemekleri tercih etmeli. Çünkü bu hastalıkta, damar tıkanması ve kalp hastalıklarına yakalanma riski yüksektir. Ancak A, D, E ve K gibi bazı vitaminlerin vücutta kalmasını sağladığı için tamamen yağsız bir diyet de düşünülemez. Katı yağlar yerine zeytinyağı ve diğer bitkisel yağlar tercih edilmeli.
Protein, vücuttaki doku ve hücrelerin yapıtaşı olduğundan mutlaka alınmalı. Proteinli besinler kan şekerini yükseltmiyor ama aşırı alındığında böbrek sorunlarına yol açıyor. Süt ve sütlü ürünlerinin light versiyonlarını seçin. Kolesterol içermeyen besinleri tercih edin.
Şeker ve şekerli besinlerden uzak durun. Bu tür besinler bağırsaklar tarafından hızla emildiği için kan şekerini çok çabuk yükseltiyor. Şeker yerine tatlandırıcı kullanın. Bu konuda aspartam, asesulfam, potasyum, sakkarin ve siklamat gibi enerji değeri olmayanları seçebilirsiniz. Tatlandırıcı hakkında mutlaka doktorunuza danışın.
Vitamin ve mineralli sebze ve meyveler hazmı kolaylaştırmanın yanı sıra içerdikleri posa sayesinde kan şekerinin daha geç ve kontrollü yükselmesini sağlıyor. Bu nedenle şeker hastaları için meyvenin kendisi meyve suyundan daha yararlıdır. C ve E vitaminleri şeker tedavisinin en önemli besin maddeleridir. C vitamini, insülinin hücrelere girmesine yardımcı olurken E vitamini, hastalığın yol açtığı komplikasyonları giderip insülinin etkinliğini artırıyor. Krom minerali, kan düzeyindeki dalgalanmaları önlüyor. Krom, tüm tahıllar, mısırözü yağı, sütlü ürünler, et ve mantarda bulunuyor.
Hangi yiyecekler şekeri düşürüyor?
Her besinin, yendikten sonra kan şekerini yükseltme hızı farklıdır. Yiyeceklerin, kan şekerini yükseltme hızlarına “glisemik indeks” deniyor. Genellikle posalı yiyeceklerin glisemik indeksleri düşük olur. Kuru fasulye, nohut, mercimek, bulgur, kepekli ekmek, elma, armut, light süt ve yoğurt, makarna ile portakal gibi besinlerin glisemik indeksleri düşüktür. Buna karşılık patates, pirinç, havuç, muz, kavun ve üzümünki yüksektir. Kuru üzüm, kuru kayısı ve kuru erik gibi kuru meyvelerin de glisemik indeksi yüksektir. Şeker hastalarının mümkün olduğunca glisemik indeksi düşük besinleri tüketmesi kan şekerinin kontrol altında tutulmasını sağlayacaktır.
kaynak : Hürriyet.com
|
|
|
| Panik atak tedavisi |
|
Yazar: MaSaL - 01-04-2011, Saat: 09:08 PM - Forum: Sağlık
- Yorum Yok
|
 |
1. Bu hastalığın tedavisi var mı?
Son günlerde psikiyatristler artık tedavide geniş bir ilaç çeşitliliğine sahipler. İlaçla tedavide tedavi oranları yüz güldürücü. Etkin bir tedavi ile hastaların yaklaşık yüzde 70′inde tam iyileşme ya da belirgin düzelmeler olabiliyor. İlaç ve psikoterapi kanıtlanmış en başarılı yöntemleri.
2. Panik atak kadınlarda mı erkeklerde mi daha çok görülüyor, hangi yaş aralıklarında daha çok rastlanıyor ve belli başlı nedenleri var mı?
Araştırmalar, kadınlarda erkeklere göre iki kat daha fazla panik bozujluk görüldüğü şeklinde. Bozukluğun başlangıç yaşı 15-25 ve 45-54 yaşları arasında dağılım gösterir. Hatalığa yatkınlık sürdüren biyolojik ve psikososyal etkenlerin nasıl bir mekanizma ile bunu yaptıkları hala belirsiniz.
3. Hatalığın tekrarlamaması için neler yapılmalı?
Toplum, özellikle anksiyete ya da panik atağı başlatacak stres etkenleri ve riskli durumlarla nasıl baş edilebileceği konusunda bilinçlendirilmeli, Kişideki belritiler tekrarlasa bile kendisine artık hastalıkla baş etme konusunda daha güçlü olduğu açıklanır.
4. Panik atak bozukluğun farkları nelerdir?
Panik atak aniden başlayan ve bir nedeni olmayan bir anksiyete bozukluğudur. Atak sırasında yaşanan sıkıntıya bedensel belirtiler eşlik eder. Kişi çıldırma, ölüm ve kontrolünü kaybetme korkuları ile bulunduğu ortamdan kaçmak ister. Panik bozukluk ise hastalığın ismidir.
5. Tedavinin başarısı için yapılması gerekenler nelerdir?
İlk etapta hastanın içinde bulunduğu koşullar, hastalığın şiddeti ve yarattığı yeti yitimleri gibi etkenler detaylı olarak değerlendirilerek her hasta için bireysel bir tedavi planlanmalıdır. Kişinin ve çevresinin hem hastalık hem de tedavi süreci hakkında bilgilendirilmesi de son derece önemlidir.
|
|
|
| Yerken zevk aldığımız fakat sağlığımızı tehdit eden besinler |
|
Yazar: MaSaL - 01-04-2011, Saat: 09:07 PM - Forum: Sağlık
- Yorumlar (1)
|
 |
İşte herzaman yerken zevk aldığımız fakat sağlığımızı tehdit eden besinler…
[/url]
Yeşil yapraklılar
Marul, ıspanak, lahana, roka gibi yeşil yapraklı sebzeler bazı sağlık risklerini ortaya çıkrtıyor. Görünüşü iyi olmayanları almayın. İyice yıkanmadığında bakterilere ve virüse yol açabiliyor.
Ton balığı
Ton balığı ve diğer balık ürünleri dondurucuda saklanmadığında bazı zararlı toksinler oluşturmaya başlar bu da sizin sağlığınıza zarar verir.
İstiridye
Restoranlarda tüketilmeden önce herhangi bir zarar verici bakteri ya da virüs olup olmadığı kontrol edilmesi için uyarılır. Dikkat edilmediğinde mide ve bağırsak iltihabına yol açabiliyor.
Patates
Patates salatası ve diğer patates yemekleri mutfak ve şarküterilerde uygunsuz şekilde hazırlanıyor bu da tüketicilerin sağlığına zarar verebiliyor. İçindeki bazı bakteriler bağırsak enfeksiyonuna neden olabiliyor. Sigella ve literia gibi bakteriler ise, patatesten oluşan hastalıklara karşı korur.
Peynir
Peynirin bozuk olması hastalıkları meydana getirebilir. Hamileler pastörize olmayan peynir çeşitlerinden kaçınmalıdır. Bulundurduğu bakterilerden dolayı düşük yapma tehlikesine bile yol açabilir.
Dondurma
Dondurma yediğinizde bazı hastalık salgınları ortaya çıkabiliyor. Dondurma içinde bulundurduğu bakterilerle bağırsak enfeksiyonlarına da yol açabiliyor. Hamilelere de pek yemesi önerilmiyor.
Domates
Gıda ve ilaç idaresine göre domates ciltte ufak çatlaklara neden olabiliyor.
Lahana
Lahananın gelişmesi için ılık ve nemli bir iklim gereklidir. İçinde oluşan zararlı bakterilerle Birçok hastalığa yol açabiliyor. Bağışıklık sistemi zayıf olanlarda hastalıklara yol açabiliyor.
[url=http://www.mailce.com/wp-****************************/uploads/besin10-k.jpg]
Böğürtlen
Cyclospora semptomlarıyla ishal, su kaybı, karın kasılmalarına neden olabiliyor.
|
|
|
| Hangi besin hangi ilaçla zararlı |
|
Yazar: MaSaL - 01-04-2011, Saat: 09:04 PM - Forum: Sağlık
- Yorum Yok
|
 |
Hangi besinleri hangi ilaçlarla almanız gerektiğini biliyor musunuz? İşte dikkatli olmanız gereken besinler ve ilaçlar:
Yerinde, uygun dozlarda ve sürelerde kullanıldığında hayat kurtarıcı olan ilaçlar bazı durumlarda hayatımızı karartabiliyor. Yanlış gıdalarla alınan ilaçlar, etkileşim göstererek ilacın etkisini azaltabiliyor veya artırabiliyor. Hatta ölüme kadar götürebiliyor.
Özellikle antidepresanlarla birlikte tüketilen incir, bakla, lahana turşusu, tavuk veya dana ciğeri gibi besinler kan basıncını yükselterek hastanın ölümüne sebep oluyor.
Zaman’da yer alan habere göre İstanbul Tıp Fakültesi Farmakoloji ve Klinik Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yağız Üresin, ilaç kullanırken besinlerin tüketimi konusunda çok dikkatli olunması gerektiğini söylüyor.
İlaç alımında yapılan en büyük hatalardan birisi ilaçları yanlış gıdalarla almak. Bu durumda, ilaçlar yarardan çok zarar veriyor. Ayrıca besinlerle etkileşim, ilaç kullanımının kesilmesinden sonra 2-3 hafta daha devam ediyor.
C vitamini ilacı kullanan kişi süt içmemeli
Prof. Dr. Yağız Üresin, etkileşim nedeniyle ilaçların her türlü besinle alınamayacağını belirtiyor. C vitamini ilacı kullanan kişinin, aynı anda süt ve süt ürünleri almaması gerektiğini söyleyen Yağız Üresin, bu besinlerin C vitamini emilimini engellediğini ifade ediyor. Kolesterol düşürücü ilaçlar da greyfurt suyu içilmemesi gerektiğini dile getiren Yağız Üresin, “Greyfurtta bulunan kimyasal maddeler, ilaçların bağırsakta parçalanmasını sağlayan enzimleri baskılayarak ilaçların parçalanmasını geciktirir. Bu da ilaçların kanda daha çok birikmesine sebep olur. Kan düzeyi 2-16 kat artar, bu da doza bağlı yan etki riskini artırır. Bu ilaçları kullananlar, tedavi süresince greyfurttan uzak durmalı.” diyor.
ANTİDEPRESANLARA ÇOK DİKKAT
Özellikle antidepresan ilaçlar kullanılırken besin alımında çok dikkatli olunması gerekiyor. Bu tür ilaçlarla tüketilen bazı besinler kişiyi ölüme kadar götürebiliyor. Yağız Üresin, “Eski peynir, fermente edilmemiş sosis, sucuk, incir, bakla, lahana turşusu, soya sosu, tavuk veya dana ciğeri, tiramin proteini zengin besinlerdir. Bu besinler, asla antidepresan ilaçlar kullanılırken tüketilmemelidir. Tiramin, kan basıncını ölümcül seviyeye çıkarabilir. Baş ağrısına, kusmaya hatta ölüme sebep olabilir. Ayrıca göğüs ağrısı, ense sertliği, yüksek ateş, terleme ve taşikardiye (kalbin atım sayısının 100′ün üstünde olması) de neden olabilir.” şeklinde konuştu.
Penisilin türevi ilaçları asitli besinlerle almayın
Penisilin türevi antibiyotikleri meyve suları, kafein, domates gibi asitli besinlerle kullanmayın. Asitli besinler mide asidini artırır. Bu da mide hasarına yol açar. Böylece ilacın etkisi azalmış olur.
Kalsiyum içeren yiyecek ve vitaminler (süt, yoğurt) ve demir içeren mineralleri, tetrasiklin adlı antibiyotik kullanırken tüketmeyin.
Kansızlık tedavisinde kullanılan demir ilaçları ile kalsiyum zengini süt ve süt ürünleri, pekmez, susam, fındık, fıstık, kurutulmuş meyveler, kuru baklagiller, yeşil yapraklı sebzeleri aynı anda kullanmayın. En az 2 saat sonra tüketin. Bu besinler demir emilimini engeller ve tedaviden sonuç alınamamasına sebep olur.
İdrar söktürücü diüretik ilaçların triamterene içerenleri, böbreklerden potasyum atımını bloke eder. Potasyum artışı ise düzensiz kalp atımına sebep olur. Bu nedenle triamterene içeren diüretiklerle birlikte potasyum zengini muz, kayısı, turunçgiller, patates gibi besinler tüketilmemeli.
İdrar söktürücü kalsiyum kanal blokerleri ile birlikte greyfurt suyu tüketmeyin. Greyfurt suyu ilacın vücutta dağılmasını önler ve kan düzeyini yükseltir. Böylece ilacın etkisi artar ve zehirlenmeler meydana gelir.
Ağrı kesiciler, mide rahatsızlıklarına neden olabilir. Herhangi bir besinle veya özellikle süt ile beraber bu tür ilaçları kullanabilirsiniz.
|
|
|
| Sağlıklı yaşam sırları |
|
Yazar: MaSaL - 01-04-2011, Saat: 09:03 PM - Forum: Sağlık
- Yorum Yok
|
 |
SAÄžLIÄžIN SIRLARI
1-Suyu seviniz. Güne iki bardak su içerek başlayıp, gün boyunca 2- 2,5 litre su tüketmeye çalışınız.
2-Her sebze ve meyveyi mevsiminde en az iki defa tüketiniz. Doğanın tamamını kullanmış sayılırsınız.
3-Çocuklar için sütü, büyükler için de özellikle yoğurdu her gün sofranızdan eksik etmeyiniz. Yaşamın sırlarından biri olan probiyotikleri bünyenize almış olursunuz.
4-Hasta olmasanız bile, şifalı otları/bitkileri kullanarak vücut direncinizi (immün sistemi) kuvvetli tutunuz.
5-Evinizde kurutulmuş nane, ıhlamur, adaçayı, kekik, kuşburnu, fesleğen, keten tohumu, zencefil, çörekotu, günlük, yeşil çay ile soğan ve sarımsağı her zaman bulundurunuz. Her gün bunlardan en az birini kullanmaya çalışınız ki bunlar vücudunuzun koruyucu şövalyeleridir.
6-Sarımsak, soğan, tere, maydanoz, nane, dereotu, roka, fesleğen türü yeşillikleri fazla tüketiniz. Bunlar vücudunuzun yakın korumalarıdır.
7-Salatanızı mümkün olduğu kadar çok çeşitten oluşturunuz.
8-Hazır çorbalar yerine kendi yaptığınız çorbaları tercih ediniz. Gıdanın en doğalını elde etmiş olursunuz.
9-Kış için ev yapımı domates salçasını tercih ediniz. Domates tanrının bize armağanı harika bir antioksidandır.
10-Katkı maddeleri içeren gıdaları, mevsim dışı sebze ve meyveleri fazla tüketmeyiniz. Bünyenizi fazla dinamitlememiş olursunuz.
11-Yılda dört kez, on beş gün hiç et tüketilmemesi yararlıdır.
12-Günlük 3-4 adet badem, ceviz ve fındık almanız sizi her daim kuvvetli kılar,
13-Haftada en az 2 kez bakliyat ve balık tüketmeğe çalışınız.
14-Sıcak yemekler için toprak, çelik ve cam kapları tercih ediniz.
15-Kış aylarında tulum peyniri, portakal, limon, greyfurt, mandalina ve kuşburnu tüketimini artırınız.
16-Kışın dışarıda işleriniz yoğun ise; güne pekmez içerek başlayınız. Bu uygulama vücudunuzun antifrizidir.
17-Zihinsel çalışıyorsanız kuru üzüm yiyiniz. Beyniniz enerjisiz kalmasın.
18-Ekmek tercihinizi kepekliden yana kullanınız. Bağırsaklar kepekli tam posalarla tanışsın.
19-Her sabah 20 dakika derin nefes alıp verme çalışması yapılması, her nefes alımlarında 4-5 saniye nefesin içimizde tutulması çok yararlıdır.
20-Sabahları ofis ve evinizi 5 dakika tam havalandırarak maksimum düzeyde oksijen, günlük 30 dakika tempolu yürümekle de tüm organlarınızı kazanırsınız.
21-Gülmeyi hiç ertelemeyiniz. Ruhunuzun en iyi ilaçlarındandır.
22-Gece uyku ortamının karanlık olması, yorgunluk durumlarında ise öğleyin kısa süreli uykular iyidir. Vücudumuzdaki pek çok restorasyon işlemi gece, kısa süreli uykularda da günlük tamiratlar yapılmaktadır.
23-Fırsat buldukça toprağa çıplak ayakla basınız. Tüm olumsuzluklarınız toprağa geçer.
24-Her gün 5 dakika gözlerinizi kapatıp hiçbir şey düşünmemeyi öğreniniz. Bu sizin yeniden doğumunuz gibidir.
25-Yaşamınız boyunca, vücudunuzu çok kötü üşütmemeye çalışınız.
26-Kahvaltı masanızda balı her daim bulundurunuz. Bin bir çiçeğin özütüdür o.
27-Yağ tercihinizi genelde zeytinyağından tarafa kullanınız. Vücudunuz hep bunu bekler.
28-Kahvaltının mutlaka tam yapılması, öğle öğününün orta, akşam öğününün de hafif alınması her daim iyidir.
29-Tuz ve şekeri bünyenize ölçülü alınız. Bunların azı karar fazlası hep zarardır.
30-Margarinleri fazla kullanmamak cildinize, kalbinize ve damarlarınıza verdiğiniz en büyük ödüldür.
31-Günlük bir elma ve bir havucun bünyenizde harikalar yarattığını unutmayınız.
|
|
|
| Hangi belirti hangi hastalığın işareti |
|
Yazar: MaSaL - 01-04-2011, Saat: 09:02 PM - Forum: Sağlık
- Yorum Yok
|
 |
[b]Hangi belirti hangi hastalığın işareti[/b]
Zaman zaman yorgunum ya da hafif bir rahatsızlık geçiriyorum diyerek geçiştirdiğiniz belirtiler, vücudunuz ile ilgili önemli sinyaler verip bazı hastalıkları işaret ediyor olabilir. İşte rahatsızlıkların işaret ettiği hastalıklar:
TIRNAK MANTARI: Bulaşıcılığı olan bir hastalıktır. Sıklıkla ayak tırnaklarında görülmesi çevreden ayağa daha kolay bulaşmasına bağlıdır. Dar veya iyi oturmayan ayakkabılarda mekanik basıya bağlı ayaklardaki kan dolaşımının bozulması ile dokulardaki beslenme bozukluğu, ve iyi hava almayan çoraplar veya ayakkabıların giyilmesi ile terlemenin artması ayak tırnak mantarının başlıca zemin hazırlayıcı nedenleridir.
HASTALIÄžIN BELİRTİLERİ: Tırnak altında veya çevredeki deride kızarıklık, şişlik ve ağrı belirtileri ile seyreden enfeksiyon, tırnak kalınlaştırır, alttaki tırnak yatağından ayrılır, kırılgan ve gözenekli hale gelir. Beraberinde çevredeki deri de etkilenir.
KRONİK APANDİSİT: Kronik apandisit, apandisin uzun süren ve tedavi edilmeden iyileşme olasılığı bulunmayan iltihabıdır. Ama önceden kısaca değinildiği gibi kronik apandisit tanısı çoğu zaman yanlış konur ve bu tanı konan hastaların apandislerinin ameliyat sırasında tümüyle sağlıklı olduğu görülür
HASTALIÄžIN BELİRTİLERİ: Sağ kasıkta duyulan ağrılar şiddetli olmasa da, hastayı işinden alıkoyacak kadar sıkıntı verebilir. Ağrı genellikle aşırı güç harcama, ağır ya da bağırsaklara dokunabilecek bir yemek, rahatsız edici uzun bir yolculuk ya da inatçı kabızlık gibi durumlardan sonra görülür. Ağrıya bulantı, öğürme, bazen kusma, iştahsızlık, genel kırıklık ve kabızlık eşlik edebilir. Eğer iltihap yakın organlara da yayılmışsa ateş hafifçe yükselebilir.
REFLÜ: Çeşitli sebeplerden dolayı mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasına reflü denir. Bu durum uzun süre devam ederse, asitli olan mide içeriği yemek borusunu tahriş eder. Yemek borusu kendini mide asidinden koruyamaz hale gelir.
HASTALIÄžIN BELİRTİLERİ: Mide yanması en çok şikâyet edilen rahatsızlıktır. Mide içeriğinin yukarı çıktığını hissetmek, göğüs bölgesinde yanma, ağza acı suyun gelmesi, kalp çarpıntısı, rahatsız edici mide şişkinliği, öksürme.
ROMATİZMA: Vücudumuzun hareketini sağlayan kas ve iskelet sistemimizde şişlik, ağrı, hareket sınırlamasına yol açan, iç organlarımızda çeşitli rahatsızlıklara neden olan hastalıklara romatizma denir. Romatizma tek bir hastalık değildir. 200′den fazla çeşidi vardır.
HASTALIÄžIN BELİRTİLERİ: Genelde ağrı, şişlik, hareket sınırlanması, sakatlık, şekil bozukluğu, kalp sorunları, gözde oluşan bulgular, sinir sisteminde görülen değişiklikler gibi belirtiler vardır. Eklemde ise iltihapla beraber kızarıklık ve şişlik görülür. Sonuç olarak hareket kısıtlığı, eklem yapısının bozulması (kireçlenme) ortaya çıkar. Bu durum sıklıkla diz ve kalçada oluşur. Nemli ve sıcak hava hastayı rahatsız eder.
ZONA: Zona olarak da bilinen Herpes Zoster su çiçeği virüsünün yaptığı bir enfeksiyondur.
HASTALIÄžIN BELİRTİLERİ: Derinin belirli bir bölgesinde yanma batma tarzında ağrı ve duyarlılık artışıdır. Bu ağrı döküntünün gelişmesinden 2-3 gün önce döküntü alanında başlar. Bu arada baş ağrısı ve ateş olabilir. Bu alanda daha sonra kızarıklık ve şeffaf su kabarcıkları gruplar halinde oluşur.
KEMİK ERİMESİ: Düşük kemik yoğunluğuna bağlı olarak kemik direncinin azalması ve kırılma riskinin artması olarak tanımlanan kemik erimesi hastalığı (Osteoporoz) günümüzün en çok görülen kemik hastalıklarından biridir.
HASTALIÄžIN BELİRTİLERİ: Hastalar çoğunlukla sırt, bel ağrıları gibi şikâyetlerle doktora başvururlar. Hatta ilk kırık meydana gelinceye dek herhangi bir bulgu vermeyebilir. İlk omurga kırığından sonra yeni bir kırık olma olasılığı 5 kat artar.
KANSIZLIK (ANEMİ): Anemi olarak da adlandırılan kansızlık hastalığı, uzun yıllardır dünyada ve ülkemizde en çok karşılaşılan kan hastalığı olma özelliğini korumaktadır. Ülkemizde karşılaşılan anemi vakalarının en büyük nedeni demir eksikliğidir.
HASTALIÄžIN BELİRTİLERİ: Baş dönmesi, kulak çınlaması, ağız kenarında çatlaklar, tırnakların kaşık şeklini alması, çatlaklar oluşması, dilde kızarma, çatlak ve kabarcık oluşumu, ağrılı yutma.
DEPRESYON: Kişinin sosyal işlevlerini ve günlük yaşama dair etkinliklerini rahatsız edecek, bozacak dereceye ulaşmış üzüntü durumudur.
HASTALIÄžIN BELİRTİLERİ: Kendini üzüntülü, değersiz, umutsuz, çaresiz, hissetme, içinde boşluk duygusu olması, karar verme güçlüğü, konsantrasyon zorluğu, bellek bozukluğu, Daha önce zevk alınan iş ve aktiviteleden zevk alamama, işte, okulda, aile ve arkadaş arasında sorunların ortaya çıkması, diğer insanlardan uzaklaşma ve yalnız kalma isteği, enerji azlığı, yorgunluk hissi ve çabuk sinirlenme, uyku bozukluğu, yeme bozukluğu, nedeni belli olmayan baş, boyun, sırt ağrısı gibi vücudun değişik yerlerinde sürekli ağrılar hissetme.
BEHÇET HASTALIÄžI: Behçet sendromu ya da Behçet hastalığı (BS), tekrarlayan oral (ağız) ve genital (cinsel organlar) ülserlerle, göz, deri, eklem, damar ve sinir sistemi tutulumuyla giden, nedeni bilinmeyen bir damar iltihabıdır. BS, 1937 yılında bir Türk doktoru olan Prof. Dr. Hulusi Behçet tarafından tanımlanmıştır.
HASTALIÄžIN BELİRTİLERİ: Ağızda tekrarlayan aftlar, cinsel organ çevresinde yaralar ve yara izleri, değişik deri lezyonları vardır, ayak bileği, diz, el bileği ve dirsek eklemleri etkilenir, gözler sendromun başlangıcından sonraki ilk 3 yıl içinde tutulur, bağırsak incelemesinde ülserler görülebilir.
KURDEŞEN: Kurdeşen hastalığı, tıptaki adıyla Ürtiker, ciltte aniden başlayan alerjik bir deri hastalığıdır.
HASTALIÄžIN BELİRTİLERİ: Deride pembe kızarıklıklar, ciltte 1 ile 10 cm arası döküntüler, kısa zamanda şişliğe dönen cilt kızarıklıkları.
SİNÜZİT: Burun çevresindeki sinüs adı verilen boşlukların iltihaplanmasına sinüzit adı verilir.
HASTALIÄžIN BELİRTİLERİ: .Burun tıkanıklığı, genize doğru sarı yeşil bir akıntı, baş ağrısı, nadir olarak ateş görülür.
BOÄžMACA: Boğmaca akut ve çok bulaşıcı bir enfeksiyon hastalığıdır. En tipik özellikleri solunum yollarında nezle ve üst Üste gelen öksürük nöbetleridir.
HASTALIÄžIN BELİRTİLERİ: Hapşırma, burunda tıkanıklık ve tahriş olması, iştahsızlık, kırıklık, kuru öksürük, arkasından patlayan öksürükler, nefes alma zorluğu ve moraran dudaklar.
PANİK ATAK: Aniden ortaya çıkan yoğun korku, sıkıntı ve endişe nöbetidir. Bu nöbet şiddetli olarak genellikle 10-30 dakika arası sürer ve sonra yavaş yavaş şiddeti düşer.
HASTALIÄžIN BELİRTİLERİ: Nefes darlığı, ölüm korkusu, çarpıntı, kalp nabzın hissedilmesi, aniden ortaya çıkan sıkıntı, baş dönmesi, bayılacakmış gibi olma, göğüste daralma, çıldırma korkusu, kontrolün kaybedileceği korkusu, karın bölgesinde gerginlik ya da bulantı, tehlikeli bir hastalığı olduğu hissine kapılma, ellerde, ayaklarda terleme, uyuşma, karıncalanma, üşüme ya da ateş basması
MENİSKÜS YIRTIÄžI: Menisküs dokusu, ani dönme hareketleri başta olmak üzere, dizdeki travmalar sonucu yırtılabilmektedir. Bu tahribat daha çok sporcularda görüldüğü için menisküs yırtığı bir sporcu hastalığı olarak görülmektedir. Ancak menisküs rahatsızlıkları sadece sporcularda değil, dizini herhangi bir şekilde zorlamış hemen hemen herkeste görülebilir.
HASTALIÄžIN BELİRTİLERİ: Hastalık, kendini, yürümede zorluklar, dizde genel bir ağrı olarak göstermektedir. Ağrı ve şişlik, eklemin hareket açıklığında azalma, diz içinde sıvı birikmesi, dizde sıvı akışı hissi.
AIDS: HIV nedeniyle insanlarda bağışıklık sisteminin çökmesine neden olan bulaşıcı bir hastalık.
HASTALIÄžIN BELİRTİLERİ: Fiziksel ve zihinsel aktiviteleri etkileyen, sebebi açıklanamayan aşırı bir yorgunluk, zayıflama yada diyet gibi herhangi bir aktivite söz konusu olmadan iki aydan kısa bir sürede 7-10 kilo kaybı, birkaç haftanın sonunda ateşin açıklanamayacak bir şekilde 39 derecenin üstüne çıkması, uyku sırasında kişinin üstünü sırılsıklam edecek derecede terleme, sebebi bilinmeyen bir şekilde vücuttaki salgı bezlerinin kabarması, dilin üzerinde ve ağız içinde beyaz noktalar yada lekelerin oluşması, ısrarla devam eden ishal, herhangi bir solunum enfeksiyonuyla meydana gelen ve çok uzun süren kuru öksürük, özellikle öksürükle birlikte oluşan nefes darlığı, deri üstünde ya da altında oluşan kat kat, yada yükselen bir şekilde leke ve şişliklerin meydana gelmesi. Başlangıçta çürükmüş gibi algılanabilir fakat bunlar zamanla kaybolmazlar ve genellikle etraflarındaki derilerden çok daha serttirler.
|
|
|
| Tedavisi en pahalı 10 hastalık |
|
Yazar: MaSaL - 01-04-2011, Saat: 09:01 PM - Forum: Sağlık
- Yorum Yok
|
 |
Amerika’nın ünlü ekonomi dergisi Forbes, tedavisi en pahalı 10 hastalığın listesini yayımladı. Derginin haberine göre Michigan’daki Altarum Enstitüsü’nde görevli sağlık ekonomisti Charles Roehrig’in hazırladığı listede tedavisi en pahalı hastalığın ruhsal bozukluklar olduğu belirtiliyor. Bu hastalıkların tedavisi yanında ilaçları da oldukça pahalı.
[/url]
Kalp hastalıkları:
Hükümet, bu hastalığın tedavisine yaklaşık 123,1 milyar dolar harcıyor. Yıllık artan harcama oranı yüzde 5. Kalp krizleri halen ülkelerin bir numaralı ölüm nedeni. Ancak, bu hastalığın masrafları düşen bir ortalamada ilerliyor. Çünkü, daha az insan sigara içiyor. Sigara kalp krizi için büyük bir risk faktörü. Kolesterol düşürücü ilaçlar da kalp krizlerini önleyebilir.
Kanser:
Hükümet, bu hastalığın tedavisine yaklaşık 99,4 milyar dolar harcıyor. Yıllık artan harcama oranı yüzde 7. 1996 yılından 2005 yılına kadar tüm tıp maliyetlerinin artmasıyla tüm kanser tedavilerinin maliyeti de artış gösterdi. Ancak, kolon, göğüs ve prostat kanserlerinin tedavi maliyetleri iki haneli oranlarda arttı.
Hipertansiyon:
Hükümet bu hastalığın tedavisine yaklaşık 50,2 milyar dolar harcıyor. Yıllık artan harcama oranı yüzde 9. Yüksek kan basıncı üzerindeki maliyetler sürekli yukarı doğru tırmanıyor. Çünkü, doktorlar hastaları çoklu ilaçlarla daha saldırganca tedavi ediyor. Bu zaman periyodu boyunca, Norvacs gibi popüler birçok pahalı markalı kan basıncı ilacı bulunuyor. Eğer doktorlar, daha ucuz muadil ilaçlara geçerse, bu maliyetler gelecekte düşebilir.
Şeker hastalığı:
Hükümet, şeker hastalığının tedavisine yılda yaklaşık 35,8 milyar dolar harcıyor. Yıllık artan harcama oranı yüzde 8 civarında. Yaklaşık 24 milyon Amerikalı şeker hastası varken, Türkiye’de ise bu rakam tahminen 3 milyon 200 bin. Ancak, bu sayı obezitenin yayılmasıyla her geçen yıl daha da artıyor. Maliyetlerin daha yüksek olmamasının nedeni ise şeker hastalığı ölümlerinin birçoğunun kalp hastalığından kaynaklanıyor olması. Bunun maliyeti de ayrı olarak değerlendiriliyor.
Göğüs hastalıkları:
Bu hastalığın tedavisine harcanan miktar 64,6 milyar dolar iken, yıllık artan harcama oranı yüzde 6. Akciğer hastalıklarının bu kategorisinde astım, kronik obstrüktif
akciğer
hastalığı (KOAH) bulunuyor. KOAH’ın maliyetleri, sigara içme oranlarında azalma ve birkaç iyi tedavinin varlığından dolayı yavaş yavaş artıyor.
Ruh sağlığı bozuklukları:
Hükümet, bu hastalığın tedavisine yaklaşık 142,2 milyar dolar harcıyor. Yıllık artan harcama oranı ise yüzde 6. Alzheimer ve Parkinson hastalığı, depresyon, bunalım ve şizofreni gibi hastalıklar ruh sağlığı bozuklukları arasında yer alıyor. Psikiyatrik bozukluklar için maliyet artışı, faydası sınırlı olmasına rağmen yeni çıkan pahalı ilaçlar ile yükseliyor.
Osteoartrit:
Hükümet, bu hastalığın tedavisine yaklaşık 48 milyar dolar harcıyor. Yıllık artan harcama oranı yüzde 8. Kambur bel çizgisi artritlerin niçin maliyetinin arttığının bir sebebi olabilir. Obezite de artritler için büyük bir risk faktörü. Vioxx ve Celebrex gibi pahalı ilaçların ise 2000 yıllarında tedaviye eklenmesiyle masraflar daha da arttı. Vioxx isimli ilaç, 2004 yılında kalp krizi riskini artırdığına dair bağlantı ortaya çıkınca piyasadan toplatıldı. Pfizer tarafından satılan Celebrex ise toplatılan ilaç kadar popüler değil.
Böbrek hastalığı:
Hükümetin böbrek hastalığının tedavisi için ödediği miktar ise yaklaşık 35,9 milyar dolar. Yıllık artan harcama oranı yüzde 13. Diyalizin icadı böbrek yetmezliği tedavisinin biçimini değiştirdi. Böbrek hastalığı için diğer pahalı tedavi ise eritropoietin hormonu (EPO), böbrek hastalarındaki kansızlığın tedavisi için Amgen firması tarafından geliştirilmiş bir ilaçtır.
Sırt problemleri:
Hükümet sırt problemlerinin tedavisine yaklaşık 40,1 milyar dolar harcıyor. Yıllık artan harcama oranı yüzde 9. Maliyetin büyük çoğunluğunu omurilik ameliyatları oluşturuyor. Bir nedeni ise sırt ameliyatlarının giderek daha karmaşık ve pahalı olması. Sırt ağrısını tedavi etmek için narkotik ilaçlar daha fazla popüler oluyor. American Medical Association dergisinde yayınlanan bir çalışma, tüm harcamaların insanların daha iyi hissetmesine yardımcı olmadığını göstermiş.
[url=http://www.mailce.com/wp-****************************/uploads/sb10069690h_001.jpg]
Travma (Zihin sarsıntısı):
Bu hastalığın tedavisine yaklaşık 100,2 milyar dolar harcanıyor. Arabalar artık daha güvenli olmasına rağmen, travma maliyetleri artmaya devam ediyor. Çünkü, her vakayı tedavi etmek için daha fazla para gerekiyor. Bilgisayarlı tomografi taramaları ve diğer teşhis amaçlı testler çok fazla paraya mal oluyor.
|
|
|
|