| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.
|
| Kimler Çevrimiçi |
Toplam: 129 kullanıcı aktif » 0 Kayıtlı » 125 Ziyaretçi Applebot, Baidu, Bing, GoogleBot
|
| Son Aktiviteler |
Bir Demet Söz
Forum: Güzel Sözler
Son Yorum: SunSet
05-07-2026, Saat: 11:22 AM
» Yorumlar: 70
» Okunma: 10,490
|
Kur’an’da Allah Zekâtı, M...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
05-03-2026, Saat: 11:57 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 45
|
İslam’ı Yaşarken İzlediği...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-30-2026, Saat: 01:06 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 40
|
Allah’ın Bizlere Güvendiğ...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-25-2026, Saat: 11:04 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 64
|
Allah’ın Dini İslam’ı Yaş...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-24-2026, Saat: 12:01 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 61
|
Saff Suresi 6. Ayet Üzeri...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-18-2026, Saat: 12:14 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 61
|
Namaz Dinin Direği Midir?
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-13-2026, Saat: 10:12 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 77
|
Atatürk'ün Çocukluk Anıla...
Forum: Hayatı ve Anıları
Son Yorum: Serdar102
03-28-2026, Saat: 09:08 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 123
|
Mavi'ye..
Forum: Aşk Hikayeleri
Son Yorum: SunSet
03-11-2026, Saat: 08:23 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 209
|
Keloğlan Çataltepe Tekfur...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:45 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 385
|
|
|
| Bekliyorum Seni Sevdiğimm... |
|
Yazar: MaSaL - 01-05-2011, Saat: 01:13 AM - Forum: Aşk (Genel)
- Yorum Yok
|
 |
Ağladığımda mendil, güldüğümde kahkaham, susadığımda su olmanı; uyuduğumda rüyalarıma girmeni, her sabah alnımdan öperek uyandırmanı istiyorum...
Sen canımdan öte can, damarımda kanımdın. Sevmeye, okşamaya kıyamadığım, aylarca yüreğimde saklayıp, kimselere anlatamadığımdın ...
Ne zaman gözlerine baksam, menekşe gözlerinden beyaz güvercinler uçardı mavilere, güller açardı yüzünde ne zaman ellerini tutsam...
Hayat bir şiir kadar güzel ve içtendi dağların eteklerinde.
Irmakların dilinde söylenen türküler gibiydi sevdamiz, güneş atarken karşı yamaçlara ve pınarlara gülerken kırmızı benekli çiçekler.
Bilki sensiz uzak bir dağbaşı ıssızlığıyım, yoksan ürpertilerde tiril tirildir yapraklarım, seni özlemenin korkunç girdabında ve yönünü yitirmiş göçmen bir bulut olur her gece uçurumlara ağlarım...
Hüzün kafesteki kuşlara benzer sevdiğim, sarı sarı yapraklara sonbaharda; tütünü bitmiş bir babanın acı gülüşüne benzer, yavrusundan ayrı düşmüş bir ananın gözyaşlarına.
Dün yine gökyüzünün masmavi görkemi ve hayalini çizdiğim beyaz bulutlarının altında seni bekledim. Uzaklarda gülümseyen gökkuşağının renkleri içinde aradım seni, yoktun. Yokluğun, bir canavarın dişlerinde yüreğimi kemirip durdu. Yokluğun cehennemim oldu, yokluğun zifiri karanlığım, yokluğun zindanım oldu. Belki bir köşeden çıkıp gelirsin diye bütün gün seni düşleyip, gözlerim ufukta, kucağım dolu sevgi, yüreğimde binbir umutla bekledim; baharlar yeşertip hayallerimde, ölesiye bir özlemle bekledim seni, gelmedin... Seni ne kadar özlediğimi bilmiyorsun. Bilsen; dağları, tepeleri aşar, denizleri, ovaları devirip gelirdin didom..
İçim özleminle dolup taşıyor, özleminle tutuşuyor gönül bahçemin çiçekleri. Yüreğimin bütün bentleri paramparça şimdi. Söz geçiremiyorum yüreğime artık. Düşlerime de sığmıyorsun, büyüyorsun günbegün yüreğimde..
Biz seninle bu dünyada hesapsız, çıkarsız, yalansız sevdik birbirimizi.. Yüreğimizin bembeyaz tuvaline maviyi fonlayarak ve aşkın kıpkızıl resmini çizerek aynalara; insanları, kuşları, dağları, çiçekleri, suları da öyle sevmiştik sevdigim ...
Biz seninle bütün engellere rağmen, bitmez tükenmez bir azimle sevginin doruğuna erişmek için tırmandık hayat yokuşunu. Ve bitip tükenmeyen bir aşkla sevdik yaşamı. Biz seninle uzak dağ başlarına yazdık umutlarımızı gülüm. Denizlere, dalgalara, fırtınalara, acılara, korkulara inat, uçurumlara yazdık sevdamızı. Biz seninle kanatları sevdalı iki güvercindik mavi göklerde. Kanat çırptıkça yükseldik, yükseldikçe sevdalara avcılar düştü peşimize.
Zamanın acımazsızlığına, aramızdaki mesafelere, etrafımızdaki çirkinliklere, günübirlik aşklara, saldırılara, satılık sevgilere rağmen; biz yine de yüreğimiz de hiç sönmeyen bir yangınla özledik birbirimizi, en kutsal aşkla sevdik, bekledik kirletmeden umutlarımızı
Senden ayrılalı günlerin, ayların, yılların nasıl geçtiğini bilemez, hesabını tutamaz oldum gülüm. Her seher uyanınca dağların esen rüzgarlarına açıyorum penceremi, o ölümüne özlediğim gül kokunu getirir diye. Bir nebze de olsa dindirir yada söndürür diye yüreğimdeki aşk ateşini... Şimdi her zamankinden daha çok çaresiz ve kimsesizim ve sana daha çok ihtiyacım var. Özlemin içerimde volkan, vucudum buzlar içindeymiş gibi titriyorum... Dışarda temmuzun kırk derece sıcağı var ama ben kar altındaymışcasına üşüyorum. ..
Her gece menekşe rengi gözlerini demlerim hayalimde. Sevdalı gülüşlerini, inci dişlerini demlerim. Ne çok severdik sahil yollarında türküler söylemeyi didom; ellerimi avucunun içine alıp, başını göğsüme dayamayı. Şimdi her gece insana hayat veren ve yüreğime nakış nakış işledigim sevda sözlerin dolaşıyor kulaklarımda, paylaştığımız ümit dolu hayaller.
Yılmak yoktu bizim için bu yolda. Ağlamak, sızlamak, geriye dönmek hiç yoktu. Zordu, çetindi bizim sevdamız ama her şeye ve çekilen tüm acılara değerdi. Sabır diyordun. Sabrı da, ümit etmeyi de senden öğrenmiştim. Senden öğrenmiştim sevmeyi, zorluklara karşı direnmeyi. Konuşurken insanın yüzüne dosdoğru, dürüst ve namuslu bakmayı, merhameti, acımayı, insan gibi düşünmeyi senden öğrenmiştim. Senden öğrenmiştim sevdalara türkü yakmayı didom..
Şimdi Kartal sahilinin kıyısında dalgın bakışlarla dalıp dalıp gidiyorum uzaklara. Gökyüzü masmavi ve saatler yorgun bir su gibi akıp gidiyor gözlerimde.. Ufka, gökmavisinin kızılla birleştiği o ince sıcak ve yumuşak çizgiye bakıyorum. Bir kuş gelip konuyor saçlarıma, yüreğimi ipekten kanatlarına sarıp sana gönderiyorum...
Saatler su gibi akıp gidiyor. Bir gemi yanaşıyor kıyıya, inen yolcuları izliyorum, sen yoksun.
“ Kahretsin !”. diyorum. "Ne olur çıkıp gelse, sarılsa boynuma.” Bir gemi uzaklaşıyor limandan. Suların devinimleri akıyor gözlerimde, karışıp gidiyor uzaklara... Seninle suyu pırıl pırıl bir pınarın başında buluşmak, ellerini tutmak, yüreğinin sımsıcak yerinden, menekşe gözlerinden, narçiçeği dudaklarından öpmek, serin nefesini doyasıya içmek ve doyasıya içime çekmek geçiyor içimden... Sonra sarılıp, sımsıkı kucaklamak ve sevinçten havalara uçmak geçiyor ...
Seni düşünüyorum. Seni düşünmek gökyüzü olmak gibi bir şey bazen, ya da rotası belli olmayan bir gemiye binip, yeni iklimlere yelken açmak gibi. İnsan olmayan bir adada inip, Robinson gibi insansız bir yaşam kurmak istiyorum. Ve o adada bir ömür yalnız seni beklemek istiyorum...
Ağladığımda mendil, güldüğümde kahkaham, susadığımda su olmanı; uyuduğumda rüyalarıma girmeni, her sabah alnımdan öperek uyandırmanı istiyorum...
Upuzun köprüler kuruyorum içimdeki yolculuklara sana kavuşmak için, beyaz günlere uzanıp beyaz atlarla, sana getirsinler diye umutlarımı bulutlara yalvarıyorum.
Sevgiler büyütüyorum kır çiçeklerinden güneşin kanını emen. Umutlar yeşertiyorum bahar renginde al yeşil, dağlarda kar erirken ceylanlar emziriyorum, melekler uyandırırıyorum her tan ağardığında. Toplamak için bütün düş kırıklarını aynalardan, yıldızlarla selam yolluyorum sana.
Ve her gece mavi bir kuş tutup avuçlarıma, dudaklarına gül ve rüzgar iliştirip sana yolluyorum balım ...
Gece kuş olup sana doğru uçmak, ardında serin rüzgarlar bırakarak, dağlar, denizler, ormanlar aşıp, bir pınarın başında menekşe gözlerine konmak geçiyor içimden. Dalgın bakışlarından, sevdalı yüreğinden öpmek geçiyor. O an bütün ağaçlar diz çökmeli diyorum, özleminle kanayan yüreğime. Bütün yıldızlar göz kırpmalı mutluluklara. “Allahım bu kadar mutluluk çok.” deyip, ellerimi gökyüzüne kaldırıp ağlamalıyım. Gökler de ağlamalı benimle, bulutlar, ırmaklar, yıldızlar da ağlamalı...
Şunu bilmelisin ki, nerede olursam olayım, hangi iklimde kalırsam kalayım, vakti geldiğinde bir gün mutlaka, yüreğin alıp seni bana getirecektir. Ben buna bütün kalbimle inanıyorum, sen de inan bütün kalbinle.
Hiç bir yol bilmesen de, gelmeye kalmasa da mecalin, geleceksin biliyorum ...
Bir gün gökyüzü gülünce ve geçince üşümesi kalbinin, bütün hasretleri yükleyip rüzgarın kanatlarına, yüreğinde taşıdığın sevda aleviyle, upuzun yollardan çıkıp geleceksin bana ...
Bekliyorum Seni Sevdiğim ...
Alıntı
|
|
|
| “Yağmur ağlıyor...” |
|
Yazar: acemhe - 01-05-2011, Saat: 12:40 AM - Forum: Kişisel Aşk Yazıları
- Yorumlar (10)
|
 |
Simsiyah bir geceydi..
Ellerimden ellerini çekmeyi seçmiştin..
Oysa, “vazgeçmek imkansız” diyordum...
“Gitmelere dayanamayız” diyordum...
“Rüya gibi, ne olur uyandırma” diyordum...
Sana “gitme yüreğim, biterim” diyemedim...
Gözlerimin nasıl dolduğunu görme diye utandığımdan gözlerine bakamadım...
Canımı söküp alır gibi gittin, diyemedim...
Güzel anılar bıraktın bana..
Bir de kurumuş bir gül...
Evet, o günün anısını hala saklıyorum...
Atmadım, elim varmadı atmaya...
Hala dikenleri batıyor...
Bana yazdığın birkaç sözcüğü asmak istedim dikenlerine...
Sonra, [SIZE=6]vazgeçtim...[/SIZE]
Sözlerin kokusu sinmesin hiç bir yaprağa...
Bu nasıl bir boşluktur...
Nasıl bir yalnızlıktır...
Bir gidiyorsun sessizce, bir dönüyorsun bir öncekinden daha acılı haliyle...
Dolduramıyorum sensiz içimi..
Bomboş olur mu hiç insanın içi,
[SIZE=6]“Sensiz bomboşum” ben...[/SIZE]
Kenarları mesken tutuyorum...
Nasıl engel olamadığımı...
Yabancı sevdalarda gezmeyi, bilmediğim yürekte [SIZE=6]“can” olmayı...[/SIZE]
Her defasında yüreğini yanıyor birilerinin...
En sadık dostumla ağlıyoruz...
Ve yine S[SIZE=6]onra,
[/SIZE]
Hani bana yazdığın, yüreğinden çıkan cimri satırlar...
Yırtıp atmak için can atıyorum elimdeki kağıt parçacıklarını...
Öyle yoruldum ki, içimdeki med-cezirlerden...
Dön be dön işte,
“Yağmur ağlıyor...”
acemhe
dörtocakikibinonbir
yirmiüçoyuz
[izlesene]2893923[/izlesene]
|
|
|
| Aşk üzerine birşey |
|
Yazar: MaSaL - 01-04-2011, Saat: 09:29 PM - Forum: Aşk (Genel)
- Yorum Yok
|
 |
Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.
Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan "Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin.. İki ucu keskin bıçaktır bu işin. Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz.
Sen, "Ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın. Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "Peki, o ne yaptı" deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.
Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. "Acılara tutunarak" yaşamayı öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki.... Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor. Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana. Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası....
Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun aslolan yürektir. Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...
Alıntı
|
|
|
| Bu Kadar Sewebilirmisiniz? |
|
Yazar: MaSaL - 01-04-2011, Saat: 09:28 PM - Forum: Aşk Hikayeleri
- Yorumlar (11)
|
 |
Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez.... Biri tıpta okuyordu, öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir kere, bir kere, bir kere daha karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı duraktan, aynı otobüse bindiler. Gençtiler, çok genç... Birbirileriyle konuşacak cesareti bulmaları biraz zaman aldı ama sonunda başrdılar. İkisi de her sabah otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında. Delikanlı arkadaşında kaldığı için o duraktan binmişti otobüse, kız ise ablasında.... Sırf birbirilerini görebilmek için, her sabah erkenden evlerinden çıkıp, şehrin öbür ucundaki o durağa, onların durağına geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir süre sonra...
Okullarını bitirince hemen evlendiler. Mutluydular hem de çok mutlu... Bazen işsiz, bazen parasız kaldılar ama öylesine sıkı kenetlenmişti ki yürekleri ve elleri hiçbir şeyi umursamadılar. Ayın sonunu zor getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor ve ünlü bir mimar olduklarında da hep mutluydular. Zaman aşımına uğrayan, alışkanlıklara yenik düşen, banka hesabında para kalmadığı için ya da tam tersine o hesabı daha da kabarık hale getirmek uğuruna bitip-tükeniveren sevgilerden değildi onlarınki... Günler günleri, yıllar yılları kovaladıkça sevgileri de büyüdü, büyüdü... Tek eksikleri çocuklarının olmamasıydı. Zorlu bir tedavi sürecine rağman çocuk sahibi olmayınca, "bütün mutlulukların bizim olmasını beklemek, bencillik olur" diyerek devam ettiler hayatlarına. Çocuk yerine, sevgilerini büyüttüler... "Senin için ölürüm" derdi kadın, sımsıkı sarılıp adama ve adma "Hayır, ben senin için ölürüm" diye yanıt verirdi hep...
Bazen eve geldiğinde, aynanın üzerinde bir not görürdü kadın, "Bir tanem, kütüphanenin ikinci rafına bak...." Kütüphanenin ikinci rafında başka bir not olurdu, "Mutfaktaki masanın üzerine bak ve seni çok sevdiğimi sakın unutma" Mutfaktaki masadan, salondaki dolaba sevgi dolu notları okuya okuya koşturan kadın, sonunda kimi zaman bir demet çiçek, kimi zaman en sevdiği çikolatalar, kimi zaman da pahalı armağanlarla karşılaşırdı... Aldığı hediyenin ne olduğu önemli değildi zaten....
Hayat ne kadar hızlı akarsa aksın, işleri ne kadar yoğun olursa olsun hep birbirlerine ayıracak zaman buluyorlardı bulmasına ama kırklı yaşların ortalarına geldiklerinde, daha az çalışmaya karar verdiler. Adam, hastaneden ayrıldı ve muayenehanesinde hasta kabul etmeye başladı. Kadın da mimarlık bürosunu kapadı ve sadece özel projelerde görev aldı.
Artık daha fazla beraber olabiliyorlardı. Bir gün sahilde dolaşırken, harap durumda bir ev gördü kadın, üzerinde "satılık" levhası asılı olan. "Ne dersin, bu evi alalım mı?" dedi adama. "Bu viraneyi yıktırır, harika bir ev yaparız. Projeyi kafamda çizdim bile. Kocaman terası olan, martıları kahvaltıya davet edeceğimiz bir deniz evi yapalım burayı..." "Sen istersin de ben hiç hayır diyebilirmiyim?" diye yanıt verdi adam. "Amerika'daki tıp kongresinden döner dönmez ararım emlakçıyı... Kaç para olursa olsun, burası bizimdir artık...."
Sadece bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri halde, ayrılmaları zor oldu adam Amerika'ya giderken. Her gün, her saat konuştular telefonla.
Gözyaşları içinde kucaklaştılar havaalanında. Fakat birkaç gün sonra, kocasında bir tuhaflık olduğunu fark etti kadın. Eskisi kadar mutlu görünmüyor, konuşmaktan kaçınıyordu. Onu neşelendirmek için, sahildeki evi hatırlattı ve çizdiği projeyi verdi kadın ama hiç beklemediği bir cevap aldı: "Canım, o ev bizim bütçemizi aşıyor. Sen en iyisi o evi unut..."
Mutsuzluk, mutluluğun tadına alışmış insanlara daha da acı, daha da çekilmez gelir. Kadın, hiç sevmedi bu beklenmedik misafiri. Derdini söylemesi için yalvardı adama, "Senin için ölürüm, biliyorsun, ne olur anlat" diye dil döktü boş yere... Yıllardır sevdiği adam, duyarsız ve sevgisiz biriyle yer değiştirmişti sanki. Ona ulaşmaya çalıştıkça, beton duvarlara çarpıyordu kadın, her çarpmada daha fazla kanıyordu yüreği...
Bir gün, çocukluğunun, gençliğinin ve bütün hayatının birlikte geçtiği arkadaşına dert yanarken, "Artık dayanamıyorum, sana söylemek zorundayım" diye sözünü kesti arkadaşı. "O, seni aldatıyor. İş yerimin tam karşısındaki restoranda genç bir kadınla yemek yiyiyor her öğlen. Sonra sarmaş dolaş biniyorlar arabaya...." "Sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu yalanları" diye bağırdı kadın. Onca yıllık arkadaşını, kendisini kıskanmakla suçladı.... Ertesi gün, öğle vakti o restoranın hemen karşısında bir köşeye sindi sessizce ve peri masallarının sadece masal olduğunu anladı... Kocasının eskiden aynı hastanede çalıştığı genç çocuk doktorunu tanıdı hemen. Bazen evlerinde ağırladıkları kadına nasıl sarıldığını gördü adamın...
Akşam kocası eve gelir gelmez, bazen bağırıp, bazen ağlayarak, bazen ona sımsıkı sarılıp bazen de yumruklayarak haykırdı suratına her şeyi. İnkar etmedi adam. Zamanla duyguların değişebildiği, insanların orta yaşa geldiklerinde farklılık aradığı gibi bir şeyler geveledi ağzında ve bavulunu alıp gitti evden. Kapıdan çıkarken, "son bir kez kucaklamak isterim seni" diyecek oldu ama kadın, "defol" dedi nefretle...
İlk celsede boşandılar... Modern bir aşk hikayesinin böyle son bulmasına
kimse inanamadı. Arkadaşlarının desteğiyle ayakta kalmaya çalıştı kadın.
Adamın, sevgilisiyle birlikte Amerika'ya yerleştiğini öğrendi. Bazen yalnız kaldığında, onu hala sevdiğini hissedince, ağlama nöbetleri geçiriyor, aşkın yerini, en az onun kadar yoğun bir duygu olan nefretin kalması için dua ediyordu.
Aradan bir yıl geçti... Her şeyin ilacı olduğu söylenen zaman bile, kadının derdine çare olamamıştı. Bir sabah, ısrarla çalan zilin sesiyle uyandı. Kapıyı açtığında, karşısında o kadını gördü. "Sen, buraya ne yüzle geliyorsun" diye bağırmak istedi ama sesi çıkmadı. "Lütfen, içeri girmeme izin ver, mutlaka konuşmamız gerekiyor." dedi genç kadın. Kanepeye ilişti ve zor duyulan bir sesle konuşmaya başladı: "Hiçbir şey göründüğü gibi değil aslında. Çok üzgünüm ama o bir saat önce öldü. Geçen yıl Amerika'daki kongre sırasında öğrendi hastalığını ve yaklaşık bir senelik ömrü kaldığını. Buna dayanamayacağını, hep söylediğin gibi onunla birlikte ölmek isteyeceğini biliyordu. Seni kendinden uzaklaştırmak için, benden sevgilisi rolünü oynamamı istedi. Ailesine de haber vermedi. Birlikte Amerika'ya yerleştiğimiz yalanını yaydı. Oysa ilk karşılaştığınız otobüs durağının karşısında bir ev tutmuştu. Tedavi görüyor ve kurtulacağına inanıyordu ama olmadı. Gece fenalaşmış, bakıcısı beni aradı, son anda yetiştim. Sana bu kutuyu vermemi istedi..." Gözlerinden akan yaşları durduramayacağını biliyordu kadın. Hemen oracıkta ölmek istiyordu. Eline tutuşturulan kutuyu açmayı neden sonra akıl edebildi. İtinayla katlanmış bir sürü kağıt duruyordu kutuda. İlk kağıtta, "Lütfen bütün notları sırayla oku bir tanem" diyordu... Sırayla okudu; "Seni çok sevdim", "Seni sevmekten hiç vazgeçmedim", "Senin için ölürüm derdin hep, doğru söylediğini bilirdim." "Fakat benim için ölmeni istemedim" "Şimdi bana söz vermeni istiyorum." "Benim için yaşayacaksın, anlaştık mı?" son kağıdı eline alırken, kutuda bir anahtar olduğunu gördü kadın... Ve son kağıtta şunlar yazılıydı:
"Sahildeki evimizi senin çizdiğin projeye göre yaptırdım. Kocaman terasta martılarla kahvaltı ederken, ben hep seni izliyor olacağım...."
Alıntı
|
|
|
| Burçların aşk uyumları hangi burç hagisiyle anlaşır? |
|
Yazar: MaSaL - 01-04-2011, Saat: 09:24 PM - Forum: Astroloji
- Yorumlar (1)
|
 |
Koçların aşk tablosu
Koç-Koç : Coşkulu bir ilişki
Koç-Boğa : Sıkıntı verici, sıradan bir ilişki
Koç-İkizler : Sürprizler ve heyecan verici bir ilişki
Koç-Yengeç : Fazla duygusal bir ilişki
Koç-Aslan : İddialı ve zorlayıcı
Koç-Başak : Anlaşılmaz ve sıradan
Koç-Terazi : Çekişmeli ve yararlı bir ilişki
Koç-Akrep : Duygusal heyecanlar
Koç-Yay : Muhteşem bir ikili
Koç-Oğlak : Sıkıntılı gerilimler
Koç-Kova : Heyecan verici fanteziler
Koç-Balık : Heyecanlı başlayıp ayrıntılarda kaybolan bir ilişki
Boğalar’ın aşk tablosu
Boğa-Koç : Ateşi yakıcı gelen bir ilişki
Boğa-Boğa : Çok uyumlu
Boğa-İkizler : Olmasa daha iyi
Boğa-Yengeç : Keyifli bir ilişki
Boğa-Aslan : Zorlayıcı bir ilişki
Boğa-Başak : Zevkli ve ahenkli bir ilişki
Boğa-Terazi : Sıradan bir uyum
Boğa-Akrep : Çekici ve heyecan verici
Boğa-Yay : Geliştirici bir ilişki
Boğa-Oğlak : Sakin ve heyecansız bir ilişki
Boğa-Kova : İddiacı bir gerilim
Boğa-Balık : Sempatik ve duygusal
İkizler’in aşk tablosu
İkizler-Koç : İhtiraslı ve heyecanlı bir ilişki
İkizler-Boğa : Yürüyecek gibi görünmüyor
İkizler-Ykizler : İnanılmaz hareketli
İkizler-Yengeç : Olabilir
İkizler-Aslan : Heyecan verici bir ilişki
İkizler-Başak : Zorlayıcı ve iddialı
İkizler-Terazi : Hareketli duyguların peşinde
İkizler-Akrep : Fazla kısıtlanmaya gelmez
İkizler-Yay : Heyecanlı gerilimler
İkizler-Oğlak : Belirsizliğin yarattığı sıkıntı
İkizler-Kova : Bulutların üzerinde dolaşabilirsiniz
İkizler-Balık : Hayaller gerçek olsa!
Yengeçler’in aşk tablosu
Yengeç-Koç : Zorlayıcı bir ilişki
Yengeç-Boğa : Son derece kazançlı bir ilişki
Yengeç-İkizler : Pek akıllıca değil
Yengeç-Yengeç : Duygusal bir aşk
Yengeç-Aslan : Her halükarda olabilir
Yengeç-Başak : Güçlü ve kararlı bir ilişki
Yengeç-Terazi : İlginç bir aşk macerası
Yengeç-Akrep : Duygusal heyecanlar
Yengeç-Yay : Gelişmesi zor bir ilişki
Yengeç-Oğlak : Heyecan verici gelişmelerle ilerleyen bir ilişki
Yengeç-Kova : Olabilecek gibi görünmüyor
Yengeç-Balık : Romantik bir aşk
Aslanlar’ın aşk tablosu
Aslan-Koç : Ateşli bir aşk macerası
Aslan-Boğa : Olabilir
Aslan-İkizler : İmrenilecek bir ilişki
Aslan-Yengeç : Harekete geçirici bir ilişki
Aslan-Aslan : Ateşli ve şehvetli bir ilişki
Aslan-Başak : Olmasa da olur
Aslan-Terazi : Gösterişli ve romantik bir aşk
Aslan-Akrep : Çekişmeli bir ilişki
Aslan-Yay : Heyecan verici maceralar
Aslan-Oğlak : İhtimal dahilinde
Aslan-Kova : İhtiraslı bir gerilim
Aslan-Balık : Zor bir ilişki
Başaklar’ın aşk tablosu
Başak-Koç : Pek mantıklı bir ilişki değil
Başak-Boğa : Eğlenceli bir aşk
Başak-İkizler : İlginç bir başarı
Başak-Yengeç : Kontrollü bir ilişki
Başak-Aslan : Olmamasında yarar var!
Başak-Başak : Aynı dili konuşurlar
Başak-Terazi : Akılcı ve pratik bir ilişki
Başak-Akrep : Geliştirici bir ilişki
Başak-Yay : Çok zor ve gerilimli
Başak-Oğlak : Mükemmel anlaşırlar
Başak-Kova : Dikkatli olmak gerek
Başak-Balık : Neşeli ve keyifli bir ilişki
Teraziler’in aşk tablosu
Terazi-Koç : Zorlayıcı ama ilginç bir ilişki
Terazi-Boğa : Farklı anlayışların dengesi
Terazi-İkizler : Çok eğlenceli bir ilişki
Terazi-Yengeç : Karmaşık bir ilişki
Terazi-Aslan : Heyecan verici ihtiraslar
Terazi-Başak : Kolay ve pratik bir ilişki
Terazi-Terazi : Dengeyi korumak mümkün
Terazi-Akrep : Fazla zorlayıcı
Terazi-Yay : Mükemmel olabilir
Terazi-Oğlak : Olmasa daha iyi
Terazi-Kova : Uçuşa geçiren bir aşk
Terazi-Balık : Mümkün olabilir
Akrepler’in aşk tablosu
Akrep-Koç : İhtiraslı bir aşk
Akrep-Boğa : Son derece çekici ve kazançlı
Akrep-İkizler : Başlanmasa iyi olur
Akrep-Yengeç : Son derece uyumlu
Akrep-Aslan : Aşırı uçlarda dolaşılır
Akrep-Başak : Başarılı bir ilişki
Akrep-Terazi : Olabilir de olmayabilir de
Akrep-Akrep : Heyecan verici bir macera
Akrep-Yay : İlginç bir ilişki
Akrep-Oğlak : Romantik ve heyecanlı
Akrep-Kova : Gerilimli bir zorlama
Akrep-Balık : Derin duygular
Yayların aşk tablosu
Yay-Koç : Heyecan verici maceralar
Yay-Boğa : Olmaması hayırlı
Yay-İkizler : İlginç maceralara birlikte atılmak
Yay-Yengeç : Yürümesi zor bir ilişki
Yay-Aslan : Ateşleyici bir ilişki
Yay-Başak : Gergin bir ilişki
Yay-Terazi : Eğlenceli ve hareketli bir ilişki
Yay-Akrep : Fazla sürmez
Yay-Yay : Hızlı ve hareketli
Yay-Oğlak : Anlaşılmaz
Yay-Kova : Müthiş bir ikili
Yay-Balık : Dalgalı bir ilişki
Oğlaklar’ın aşk tablosu
Oğlak-Koç : Geçici heyecanlar ve gerilimli bir ilişki
Oğlak-Boğa : Uyumlu ve kazançlı bir ilişki
Oğlak-İkizler : Aceleci kararlar
Oğlak-Yengeç : Tek kelimeyle mükemmel
Oğlak-Aslan : Neden olmasın?
Oğlak-Başak : Büyük aşk
Oğlak-Terazi : Düşünmeyin bile!
Oğlak-Akrep : Geliştirici bir ilişki
Oğlak-Yay : Macera uzun sürmez
Oğlak-Oğlak : Sıkıcı bir benzerlik
Oğlak-Kova : Etkileyici olabilir
Oğlak-Balık : Romantik ve heyecanlı
Kovalar’ın aşk tablosu
Kova-Koç : Heyecanlı ve hareketli bir ilişki
Kova-Boğa : Gerilimli ama olabilir
Kova-İkizler : Sürprizlerin heyecanı uçurabilir
Kova-Yengeç : İstenmeyen bir durum
Kova-Aslan : Gerilimli bir inatçılık
Kova-Başak : İmkansız bir ilişki
Kova-Terazi : Çok eğlenceli ve hareketli
Kova-Akrep : Zorlayıcı bir aşk
Kova-Yay : Maceraya davet eden bir ilişki
Kova-Oğlak : İhtiraslı ve çekici bir ilişki
Kova-Balık : İlginç bir çekim
Balıklar’ın aşk tablosu
Balık-Koç : Zorlayıcı bir çekim
Balık-Boğa : Ilımlı ve güvenli bir ilişki
Balık-İkizler : Derinleşmeyen bir ilişki
Balık-Yengeç : Çok duygusal ve romantik
Balık-Aslan : Fazla sıcak
Balık-Başak : Fazla pratik ve gerçekçi
Balık-Terazi : Fazla sürmeyecek bir ilişki
Balık-Akrep : Heyecan verici
Balık-Yay : Endişeli bir ilişki
Balık-Oğlak : Gerçek bir aşk
Balık-Balık : Birlikte yüzebilir
|
|
|
| Burçlar ve korkuları hangi burç neyden korkar |
|
Yazar: MaSaL - 01-04-2011, Saat: 09:22 PM - Forum: Astroloji
- Yorum Yok
|
 |
KOÇ:
Etkinliği, atılganlığı, kendine aşırı güven ve aceleciliği ile bilinen Koç burcunun en büyük korkusu kendine bir hedef bulamamak ve etrafında fikirlerini paylaşacak insanların olmaması.
BOÄžA:
Amaca bağlılığından ve sadakatinden ödün vermeyen boğa burcu insanı dış sebeplerden dolayı huzurunu kaybetmekten korkuyor.
İKİZLER:
İkizler burcu deyince akla ilk gelen pratik zeka ve konuşkanlık. Girdiği her ortamda kolayca varlığını hissettiren ikizlerin en büyük korkuları arasında konuşma yeteneğini ve ellerini kaybetmek yer alıyor.
YENGEÇ:
Çevresine ve sevdiklerine karşı son derece koruyucu, duygusal, ve evcil olan yengeç burcu her ne kadar tuttuğunu koparan bir burç olsa da en büyük korkusu belaya bulaşmak…
ASLAN:
Yaratıcılığı ve etkileyiciliği ile bilinen aslan burcu oldukça sahiplenici ve kıskanç karaktere sahip. Bu burcun en büyük korkusu ise çevresinde hiç kimsenin kalmaması…
[url=http://www.mailce.com/wp-****************************/uploads/emo.jpg][/url]
BAŞAK:
Çevresinde olup biten her şeyi eleştiren, yargılayan ve her şeyden düzen bekleyen başak burcunun korkuları arasında hasta olmak ilk sırada yer alıyor.
TERAZİ:
Uyumluk ve dengeli sevgi deyince ilk akla gelen Terazi burcunun en büyük korkusu yanlış partner seçimi ve özel hayatında mutsuzluk..
AKREP:
Kin, tutku ve gücün simgesi akrep burcu insanı en çok gücünü ve iktidaranı kaybetmekten korkuyor.
YAY:
Özgürlüğün savunucuklarından olan araştırmacı yay burcunun en büyük korkusu aradığını bulamamak…
OÄžLAK:
Hesapçılığı ve başkalarının düşüncelerine önem vermesiyle bilinen Oğlak burcunun korkuları arasında “başkaları ne der” korkusu ilk sırada…
KOVA:
Son derece insancıl olan Kova burcu her ne kadar bağımsız gibi görünse de yalnız kalmaktan oldukça fazla korkuyor.
BALIK:
Hayalci ve duyarlı olan balık burcu oldukça duygusal. Burcun en büyük korkusu duygularını ifade edememek.
|
|
|
|