| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.
|
| Kimler Çevrimiçi |
Toplam: 148 kullanıcı aktif » 0 Kayıtlı » 143 Ziyaretçi Applebot, Baidu, Bing, GoogleBot, Yandex
|
| Son Aktiviteler |
Bir Demet Söz
Forum: Güzel Sözler
Son Yorum: SunSet
05-07-2026, Saat: 11:22 AM
» Yorumlar: 70
» Okunma: 10,463
|
Kur’an’da Allah Zekâtı, M...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
05-03-2026, Saat: 11:57 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 43
|
İslam’ı Yaşarken İzlediği...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-30-2026, Saat: 01:06 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 36
|
Allah’ın Bizlere Güvendiğ...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-25-2026, Saat: 11:04 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 63
|
Allah’ın Dini İslam’ı Yaş...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-24-2026, Saat: 12:01 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 60
|
Saff Suresi 6. Ayet Üzeri...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-18-2026, Saat: 12:14 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 58
|
Namaz Dinin Direği Midir?
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-13-2026, Saat: 10:12 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 76
|
Atatürk'ün Çocukluk Anıla...
Forum: Hayatı ve Anıları
Son Yorum: Serdar102
03-28-2026, Saat: 09:08 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 122
|
Mavi'ye..
Forum: Aşk Hikayeleri
Son Yorum: SunSet
03-11-2026, Saat: 08:23 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 207
|
Keloğlan Çataltepe Tekfur...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:45 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 383
|
|
|
| Benzin fiyatlarına 'bor' çözümü |
|
Yazar: MaSaL - 01-20-2011, Saat: 11:42 PM - Forum: Genel
- Yorum Yok
|
 |
Gelecek Nano Genel Müdürü Aydın Baran, TÜBİTAK MAM'da, elmas tozu ve bor madeninin nanoteknoloji yoluyla birleştirilmesiyle geliştirilen ve araçlarda yüzde 10'dan fazla yakıt tasarrufu sağlayan ''Nano borx'' adlı ürünün, benzin fiyatlarındaki artışın ardından yok satmaya başladığını belirtti.
Baran, yaptığı yazılı açıklamada, TÜBİTAK MAM'da nano teknoloji sayesinde Türkiye'de ilk defa bor ve elması bir araya getirerek ''Nano Borx''un üretildiğini belirterek, ürünün Enerji Piyasası Denetleme Kurumu (EPDK) lisansıyla Ankara'da Eta Madeni Yağ Fabrikasında üretildiğini anlattı.
Araçlar için ''enerji içeceği'' özelliği taşıyan Nano Borx'un, yakıt tasarrufunun yanı sıra performans artışı da sağladığını ifade eden Baran, benzin fiyatlarına ardı ardına yapılan zamların yakıt tasarruf ürünlerine ilgiyi artırdığını belirtti.
Araçlarda yüzde 10'dan fazla yakıt tasarrufu sağlayan ''Nano Borx''un bu dönemde yok satmaya başladığını bildiren Baran, dünyaca ünlü otomotiv firmaları ve Türkiye'nin önde gelen üniversiteleri tarafından test edilen ürünün, aracın sesini azalttığı ve eksoz emisyon değerlerinde yüzde 33 azalma sağladığı için çevreci olduğunu, araçlara ekstra performans ve tasarruf imkanı sunduğunu kaydetti.
Aydın Baran, İstanbul'daki halk otobüsleri, araç filoları, emniyet araçları ve bireysel taşıtlarda çok sayıda test yaptıklarını anlatarak, şu bilgileri verdi:
''Bir halk otobüsü firması yılda 6 milyon dolar yakıta para harcıyordu. Ürünümüzü denedikten sonra test sonuçlarına göre yüzde 10 tasarruf sağlansa dahi yılda yaklaşık 600 bin dolar tasarruf edeceklerini bildirdiler. Testlerde tasarruf yüzde 10'un üstünde çıktı. Bu tasarrufla araç filolarına yeni taşıtları bedavaya ekleyebilirler. Araç sahipleri her iki ürünümüzü aynı anda kullandıklarında ürün maliyetini düştükten sonra dahi 1000 liralık yakıtta 100 lira üzeri tasarruf elde edebilir. Ayrıca araç bakım maliyetleri en aza iner ve sürüş performansları artar. 55 lira olan motor katkımızı 40 bin kilometrede bir defa, 18 lira olan yakıt katkımızı ise her depoda bir defa kullanmak gerekiyor.''
-''200 KİŞİYE İSTİHDAM SAÄžLAYACAK''-
Gelecek Nano Genel Müdürü Baran, halihazırda 4 mühendis ve 135 kişiye istihdam sağladıklarını ifade ederek, geçen yıl üretim ve Ar-Ge çalışmaları için 10 milyon dolar yatırım yaptıklarını, bu yıl da ilk etapta 5 milyon dolar yatırımla istihdam sayısını 200'e çıkaracaklarını bildirdi.
Aydın Baran, geçen yılın haziran ayında piyasaya sürülen ''Nano Borx''un 7 ay gibi kısa bir zamanda Türkiye genelinde 1750 satış noktası ve 12 ana bayiye ulaştığını belirterek, şunları kaydetti:
''Türkiye geneli satış ve bayilik altyapımızı geliştirerek 1 yıl içinde 20 ana bayi ve 2 bin 500 satış noktasına ulaşmayı hedefliyoruz. Şu anda yıllık 40 bin ton üretim kapasitemiz var. Türkiye'de ilk defa ürünlerimiz EPDK lisansıyla pazara sunuluyor. İlk etapta iç pazar odaklı üretime odaklandık. Kazakistan, Hollanda, İran, Almanya ve ABD'ye satışına başlanan Nano Borx'ı 2011'de en az 10 ülkeye ihracatına başlayacağız.
İhracatta soğuk iklime sahip ülkelere ağırlık vereceğiz. Kazakistan'ı bölge üssü yaparak Rusya, Türki Cumhuriyetler ve Uzak Doğu Ülkelerine de mal satmayı hedefliyoruz.''
Kazakistan'da katıldıkları bir fuarda Kazakistan Ordusu Araç Parkından sorumlu komutanın stantlarını ziyaret ettiğini anlatan Aydın Baran, yaptıkları görüşmeler sonucunda Kazakistan ordusunun ürünü test etmeye başladığını, 1 aylık test sonucunda tüm araçlarında bu ürünü kullanmaya başladıklarını belirtti.
Baran, ürün donmayı geciktirdiği için soğuk ülkelerde büyük ilgi gördüğünü belirterek, Kazakistan'da orduya bağlı olan itfaiye ve emniyet birimlerinin de ürünü kullanacağını kaydetti.
-NANO BORX NASIL ÇALIŞIYOR?-
Motor yağı, dizel ve benzin yakıt katkısı olarak kullanılan Nano BorX, elmas tozu ve bor madeninin nanoteknoloji yoluyla birleştirilmesinden üretildi. Nano BorX motor yağı katkısı; sürekli kullanımda motorun ömrünü uzatıp yakıt tasarrufu sağladığı gibi, kullanılan yağın değişim aralığını da uzatıyor. Nano BorX benzin ve dizel yakıt katkısı, içinde bulunan pozitif elektron yüklü milyarlarca bor molekülü ile yakıtın oktan değerini yükseltiyor. Benzin ve dizelin tam ve ekonomik yanmasını sağlayıp yakıt sisteminde oluşabilecek korozyonu önleyerek, motorun performansını maksimum düzeye çıkarıyor, araç cinsine ve kullanım düzenine göre yüzde 10 ile yüzde 20 arasında yakıt tasarrufu sağlıyor.
|
|
|
| Bor madeni beslenmede kullanılacak |
|
Yazar: MaSaL - 01-20-2011, Saat: 11:41 PM - Forum: Genel
- Yorum Yok
|
 |
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü'nde bor madeninin koyun, sığır gibi geviş getiren hayvanların beslenmesinde kullanılması yönünde bir çalışma başlatıldığı belirtildi.
OMÜ Zootekni Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zehra Sarıçiçek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bor madeninin hayvan gelişimine katkısını sağlamak için çalışma başlattıklarını söyledi.
Dünyada bor rezervinin yaklaşık 885 milyon ton olduğunu ve bunun yüzde 70'nin de Türkiye'de bulunduğunu işaret eden Sarıçiçek, çalışma hakkında şu bilgileri verdi:
''Bor madeninden elde edilen mineraller kemik ve eklem sağlığında çok önemli minerallerden biridir. Bor minerali bitki büyümesi için gerekli olan element olup, hayvanlarda kalsiyum, fosfor ve magnezyum metabolizması üzerinde önemli etkisi bulunmaktadır. Bor elementi kalsiyum ve fosfor metabolizmasına etki göstererek kemik minerallerinin gelişimine, dayanıklılığına ve yapısına katkı sağlamakla birlikte östrojen ve diğer hormonların üretiminde de rol oynamaktadır. Bor eksikliğinde kemiklerden kalsiyum ve magnezyum kaybı artmakta ve vitamin D sentezi ise azalmaktadır. Bu nedenle sığır ve koyun gibi geviş getiren hayvanların gelişimine katkı sağlamak ve et kalitesini arttırmak amacıyla bor minerallerini hayvan yeminde kullanmaya başladık. Bor madeninden elde edilen bor mineralleri et kalitesinin artışında ve aynı zamanda tüketici beğenisi ile insan sağlığını olumlu yönde etkileyecektir. Başlattığımız çalışmada ilk aldığımız sonuçlar çok olumlu. Ancak çalışmayı daha da geliştirmek istiyoruz.''
Bor elementi moleküler düzeyde en az 26 enzimin aktivitesine etki ettiğini de kaydeden Sarıçiçek, bu enzimlerin çoğunun enerji sağlayıcı olduğunu ve hayvanın performansı üzerinde de pozitif etkiye sahip olduğunu ifade etti.
Türkiye açısından çok önemli bir yere sahip olan bor mineralinin, dünyada geniş bir kullanım alanına sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Zehra Sarıçiçek, ''Bor mineralleri, cam elyaf yalıtımı, borosilikat cam, deterjan, sabun, gübre, metalurji, elektronik ve uzay teknolojileri, nükleer korumalar, seramik, aleve dayanıklı malzemeler, ilaç, bitkisel üretim gibi pek çok alanda yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Amacımız, ülkemizin yerli madeni olan bor madeninden en iyi derecede yararlanmaktır'' dedi.
|
|
|
| Türkiye için ürküten rapor ! |
|
Yazar: MaSaL - 01-20-2011, Saat: 11:41 PM - Forum: Genel
- Yorum Yok
|
 |
Prof. Elchin Khalilov tarafından hazırlanan ‘yeryüzü’ raporundaki tahminler doğru çıkmaya başlarken, bilim adamı Türkiye’de sellerden etkilenecek bölgelerin artacağını öne sürdü...
Uluslararası Geochange Kurulu ve Ülkeler Deprem Kestirme Ağı Başkanı Prof. Dr. Elchin Khalilov’un “Yerkürede oluşacak olağanüstü değişimler” konulu raporundaki bazı öngörüler, 2011 başlar başlamaz doğru çıkmaya başladı.
Aynı zamanda Uluslararası Bilimsel Akademi Başkan Yardımcısı da olan Khalilov, BM Genel Sekreteri, Avrupa Komisyonu, AB liderlerine ve aralarında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün de bulunduğu 80’den fazla ülkenin cumhurbaşkanına sunduğu rapor hakkında Milliyet’e değerlendirmede bulundu.
Khalilov, 2011 yılının şiddetli depremlerle başladığını, raporda yer aldığı gibi 4 Ocak’ta İtalya’nın Etna yanardağının faaliyete geçtiğini, felaketlerin seller ve heyelanlarla devam ettiğini belirterek, “Maalesef raporda verilmiş olan kestirimler (tahminler) kendilerini doğruluyor” dedi.
2015 yılından sonra azalacak
Khalilov, Uluslararası Geochange Kurulu raporlarında sunulan araştırmalara dayanarak 2011 yılında sel, fırtına ve tornadoların yanı sıra deprem ve yanardağ patlamalarında da artış kaydedileceğini belirterek, “2011 yılı dünyanın sismik ve volkanik aktivitesinin doruğa ulaşacağı bir yıl olacaktır.
2010 yılında doğal afetler sonucunda oluşan zarar 2009 yılıyla kıyaslandığında yüzde 300 artış göstermekte. 2011’de doğal afetlerin yüzde 100 artışı sayesinde oluşacak finansal kayıplar bir öncekinden daha da şiddetli olacak” diye konuştu.
Felaketlerin 2011-2015 yılları arası devam edeceğini belirten Khalilov, “Bu tarihten sonra doğal afetlerin sayısı azalacak, fakat buzulların erimesiyle 2016 yılından itibaren de kıyı şehirlerinin sular altında kalması öngörülüyor. Yerkürenin ısınması nedeniyle orman yangınlarında da artış olacak” dedi.
Zarar 150 milyar doları bulacak
Khalilov’un verdiği bilgilere göre, 2011’de sel nedeniyle oluşacak ekonomik zarar 150 milyar dolardan fazla olacak; sel ve toprak kaymaları sonucunda hayatını kaybedecek insanların sayısı 20 bine ulaşacak. Selden 2011 yılında en çok etkilenecek ülkeler arasında Avrupa’da Almanya, Avusturya, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Macaristan ve Fransa; Güney Amerika’da Brezilya, Meksika ve Kolombiya olacak. Türkiye’de beklenilen sellerin kapsadığı arazi 2010’la kıyaslandığında 1,5 kat daha fazla olacak. 2011’de büyük seller Kafkasya’da beklenmekte.
Yeni yıl doğal felaketlerle başladı
Khalilov afetlerle ilgili şu bilgileri verdi:
- Depremler: 2011 şiddetli depremlerle başladı. 1 Ocak’ta Şili’de 7; 2 Ocak’ta Şili’de 7.1; 10 Ocak’ta Şili sahillerinde 6; 12 Ocak’ta Japonya yakınlarında 6.5 büyüklüklerinde depremler raporda verilen kestirimleri doğruladı.
- Yanardağ: 4 Ocak tarihinde İtalya’nın en tehlikeli yanardağı Etna harekete geçti.
- Seller: Pakistan’dan sonra ikinci büyük sel felaketi Avustralya’da sürüyor. Aralık 2010’da başlayan seller 22 şehri sular altında bıraktı. Almanya’da sel felaketleri yaşandı. Brezilya’da aralıkta başlayan seller, ocakta şiddetlendi.
Rapor neleri öngörüyor?
- İtalya’nın en büyük volkanları olan Vezüv ve Etna’nın faal hale geçmesi söz konusu.
- Dünyadaki sismik aktif bölgelerin yüzde 70’inde sismik gerilim artıyor ve 2011-2015 yıllarında azami doruğa ulaşacak.
- Dünyanın sismik konusunda en aktif bölgesi olan “Ateş Çemberi” adlı bölge. Bu dönem içinde aktifliği artacak.
- Ateş Çemberi, volkanlardan ve tektonik yarıklardan oluşan Pasifik Okyanusu’ndan, Güney ve Kuzey Amerika’ya, Alaska’nın güney bölgelerine kadar uzanan, oradan da Japonya, Filipinler ve Endonezya’yı, Yeni Gine, Yeni Zelanda ve kuzey-batı Okyanusya bölgelerini kapsıyor. Deprem büyüklüğü 7’den fazla olacak büyük şehirler arasında San Fransisko, Los Angeles, Meksiko, Tokyo, Kyoto, Cakarta gibi şehirler yer alıyor.
- Sismik konuda en aktif ikinci bölge Alp-Himalaya sismik bölgesi. Bu bölge Avrupa’nın kuzey bölgeleri, Türkiye, Kafkasya ve Orta Asya’yı kapsamakta. 2011-2015 arasında Alp-Himalaya sismik bölgesinin yüzde 70’i faal hale gelecek ve doruğa ulaştığında buradaki depremlerin büyüklüğü 7’nin üzerinde olacaktır. Büyüklüğü 7 ve üzeri depremler İtalya, Yunanistan, Türkiye, Romanya, Kafkasya, İran, Kazakistan, Pakistan, Hindistan, Çin’de beklenmekte.
|
|
|
| Kralın hazinesi bulundu |
|
Yazar: MaSaL - 01-20-2011, Saat: 11:40 PM - Forum: Genel
- Yorum Yok
|
 |
Muğla'nın Milas ilçesinde, definecilerin bulduğu yüzyılın arkeolojik eseri olarak nitelendirilen Karya Kralı Hekatomnos'un anıt mezarından çalınan eserler Milas Müzesi'ne getirildi.
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, kralın tacının da İngiltere'de bir satış sırasında bulunduğunu, Türkiye'ye getirilmesi için temasların başlatıldığını söyledi.
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, kamulaştırma ve kurtarma çalışması süren Milas'taki Hekatomnos Kral Mezarı'nda üçüncü incelemesini yaptı. Anıt mezar ve çevresini gezen Günay'a Muğla Valisi Fatih Şahin, Müzeler Genel Müdürü Osman Murat Süslü ve diğer yetkililer eşlik etti.
Anıt mezarda Bakan Günay'a bölgede çalışmayı sürdüren Bilim Kurulu Başkanı Prof.Dr. Cengiz Işık bilgi verdi. Işık, çalışmanın titizlikle yürütüldüğünü ifade ederek kurtarma kazısı ve arkeopark projesinin tamamlanmasıyla dünyanın ilgisinin buraya yönleneceğini söyledi.
İncelemelerin ardından Bakan Günay ve beraberindekiler Milas Arkeoloji Müzesi'ne geçti.
Daha sonra Türkiye gündemine oturan mezarda definecilerin bulduğu eserler basın mensuplarına gösterildi. Kral Hekatomnos ve eşinin özel ziynet eşyalarıyla birlikte altın bronz heykellerin bulunduğu müjdesini veren Günay, Hekatomnos'un tacının da İngiltere'de bir müzayede de satışa sunulmaya çalışıldığını, ancak Türkiye'nin araya girmesiyle satışın durdurulduğunu ifade etti. Bakan Günay, kendi döneminde böyle bir eserin bulunmuş olmasından son derece mutluluk duyduğunu ayrıca belirtti.
Günay, Milas Müzesi'nde kral mezarından çıkan eserlerin yanında yaptığı açıklamada şöyle konuştu: "Sizin de bildiğiniz gibi birkaç aydır her fırsatta Milas'taki bu kazıya geliyorum. Çalışmaları çok yakından inceliyorum. Burada konunun uzmanı bilim insanlarıyla çalışıyoruz. Kendilerine çok teşekkür ediyorum. Çok titiz bir çalışma yürütüyorlar."
Bakanlık ve yerel birimleriyle burayı çok yakından takip etmeye çalıştıklarını anlatan Günay, şunları söyledi: "Gerçekten şu an bildiklerimizin ötesinde geniş bir anıtsal yapıyla ve çevresinde de belki başka yapılarla karşılaşacağımızı umuyoruz. Bu lahitler ve çevresinden alıp götürülmüş ne var onları da titizlikle incelemeye başladık ve birkaç yıl önce Denizli Müzesi'ne alınmış bulunan bazı eserlerin bu lahitten çıkarılmış olduğuna bilimsel bir rapor sonucunda karara vardık. Onları şimdi Milas Müzesi'ne getirdik özenle korumaya çalışacağız. Burada gerçekten lahitin içindeki yan teraslardan, duvarlardan alınıp piyasaya sürüldüğü ve Denizli Müzesi'nin de akıl gösterip daha önce kayıtlarına aldığı eserler var.
Gerçekten lahitin içindeki kabartmalara baktığınız zaman buradaki kabartmalar da buradaki figürlerden biri. Örneğin Mausollos'un babası diye hitap edilen Hekatomnos'un figürü burada. Bunlar birebir uyuşuyor. Sadece bu benzerlik değil, başka bazı benzerlikler de var. Burada, 7 tane heykelcik var ayrıca törenlerde ancak çok yüksek düzeyde kişilerin kullanabildiği üzerinde kabartmalar olan dizlikler var, ziynet eşyaları var. Bütün bunlar bu lahitten çıkarılmış olduğu kanaatiyle artık Milas Müzesi'nde ve gelecekte oluşturacağımız, bu büyük, dünya çapındaki müzenin envanterine girmiş bulunuyor. Ayrıca İngiltere'de takip ettiğimiz bir taç satışı var. Onun da üzerindeki tüm figürler lahitteki buluntularla örtüşüyor."
Başsavcılığın bu konudaki tüm bilgileri İngilizce nüshalarıyla ilgili birimlere ilettiğini anlatan Günay, "Bir bilirkişi raporu çerçevesinde oradaki satış da durduruldu. Türkiye'ye intikal ettireceğimizi, tahmin ediyoruz. Ama tabi bunlardan ibaret değil, buna benzer başka objeler var. Bunları da dikkatle takip ediyoruz" dedi.
ARKEOLOJİ TARİHİNİN ÖZEL KEŞFİ
Kültür ve Turizm Bakanı Günay, bulunan anıt mezarın arkeoloji tarihinin en özel keşiflerinden biri olduğunu belirterek sözlerine şöyle devam etti: "Burayı çok önemsiyorum. Arkeoloji tarihinin özel keşiflerinden birisiyle yüzyüze olduğumuzu düşünüyorum. Temenni ederdim ki bu malzemelerin bize intikali, defineciler, onlara bilimsel destek veren şebekeyle birlikte bulmuşlar. Lahitin üzerindeki emsalsiz figürlere dokunulmadan bunlara ulaştık. Ben buradaki lahdin çevresinin bilimsel ölçütler içinde açılması ve kamuya sunulmasıyla birlikte sadece Milas ölçeğinde değil sadece Muğla ölçeğinde değil sadece Türkiye ölçeğinde değil dünya ölçeğinde arkeolojik açık ve kapalı bir teşhir alanına, müze alanına kavuşacağımızı umut ediyorum. Doğrusu bundan ötürü büyük bir heyecan duyuyorum, itiraf edeyim sevinç de duyuyorum. Benim dönemime rastladı. Arkadaşlarımızla birlikte biz bu dönemde çalışıyoruz. Keşke hemen göreve gelir gelmez bunlara ulaşabilseydik, şimdi sanıyorum ki çok daha ileri bir noktada olurduk. Ama bu yaz sonuna bile burada önemli değişiklikler olacağını göreceksiniz. Hocalarımıza bir kez daha teşekkür ediyorum."
|
|
|
| Türkiye'nin hidrojen gazı ile çalışan ilk teknesi |
|
Yazar: MaSaL - 01-20-2011, Saat: 11:40 PM - Forum: Genel
- Yorum Yok
|
 |
Türkiye'nin hidrojen gazı ile çalışan ilk teknesi ''Martı''nın üretimine Tuzla Tersanesi'nde başlandı.
İstanbul Teknik Üniversitesinden (İTÜ) yapılan yazılı açıklamada, İTÜ'lü mühendis ve mühendis adayları tarafından kurulan ''İTÜ İstiklal Projelendirme ve Uygulama Topluluğu''nun ilk projesi olan hidrojen teknesi ''Martı''nın üretimine Tuzla Tersanesi'nde başlandığı bildirildi.
Teknenin, sıkıştırılmış hidrojen gazının atmosferdeki oksijen gazı ile birleştirilerek elektrik enerjisi üreten yakıt hücresi teknolojisi ile çalıştığı belirtilen açıklamada, projenin, çevre kirliliğine yol açan fosil yakıtlara alternatif olacağı ifade edildi.
Projede çalışan mühendis ve mühendis adaylarının ülke ve dünya bilimine katkıda bulunmak için hafif ve doğada en fazla bulunan hidrojen elementini kullandıkları vurgulanan açıklamada, ''Hidrojenin enerji çevrimi konusunda meydana gelen gelişmeler, günlük yaşamda enerji kullanımında geleceğin yakıtı olacağına işaret ediyor'' sözlerine yer verildi.
Açıklamada, 6 yolcu ve 2 mürettebat taşıyacak teknenin boyunun 8,13 metre, genişliğinin 3,2 metre yakıt hücresinin ise 8 kilovat olduğu ve saatte 7 deniz mili hıza ulaşacağı kaydedildi.
Projenin, çok sayıda vakıf ve özel kuruluş tarafından desteklendiği vurgulanan açıklamada, üretimine Tuzla Tersanesi'nde başlanan teknenin Nisan ayında tamamlanarak, İDO çatısı altında Haliç'te yolcu taşıyacağı bildirildi.
|
|
|
| Dünyanın en derin noktasına yolculuk |
|
Yazar: MaSaL - 01-20-2011, Saat: 11:39 PM - Forum: Genel
- Yorum Yok
|
 |
Bilimadamları dünyanın en derin noktası olan Büyük Okyanus'un batısındaki Mariana Çukurluğu'nu keşfediyor.
Uluslararası ekip yüksek basınca dayanıklı özel sualtı cihazları kullanarak su yüzeyinden 10,9 kilometre derinlikte bir kanyonu andıran bölgeyi inceledi.
Elde ettikleri ilk veriler okyanus tabanındaki çukurların karbon havuzu konumunda olduğunu gösteriyor.
Bu da okyanus tabanındaki havzaların dünyanın kimyasal yapısı ve iklimini sanılandan da çok etkilediğini gösteriyor.
Jacques Piccard ve Don Walsh adlı iki araştırmacının 1960'ta Mariana Çukurluğu'nun en derin noktasına ulaşmış olmasına rağmen, o zamandan bu yana buraya dönebilen olmamıştı.
Burada yapılan az sayıda keşif yolculuğu hep insansız araçlarla gerçekleşti.
Ekibin başkanlığını yapan Güney Danimarka Üniversitesi'nden Profesör Ronnie Glud, 1000 atmosferlik basınç altında çalışmanın çok güç olduğunu, ancak teknolojideki ilerlemenin kendilerine yardımcı olduğunu söyledi.
Glud, BBC'ye "İlk kez ne kadar karbon bulunduğunu ölçmek için bu kadar derine böyle cihazlar gönderebildik" dedi.
Japonya, İngiltere ve Almanya'dan da uzmanlar var.
Deniz tabanına indirilen araç bir gemiden suya atıldı ve serbestçe düşmesine rağmen dibe vurması üç saat sürdü.
Programlanan deneyleri yapan cihaz daha sonra yeniden yüzeye çıktı.
Okyanusun derinliklerindeki havzalarda tutulan karbon son yıllarda uzmanların giderek daha çok ilgisini çekse de, derin çukurların bu alandaki rolü şimdiye dek gizini koruyordu.
Profesör Glud "Bu gibi çukurlar okyanusun sadece yüzde 2'sini kaplıyor ama çok daha büyük oranda önem taşıdığını düşünüyoruz; çünkü bir tuzak rolü oynayıp daha fazla organik maddenin dibe çökmesiyle daha yoğun karbon içeriyor olabilirler" dedi.
Glud, ilk verilerin bu varsayımları desteklediğini belirtiyor.
Uzmana göre buralardaki bakterilerin dönüştürdüğü karbon, 6 bin metre derinliktekine göre daha fazla.
Ekip şimdi bu gibi çukurlarda, denizlerin geri kalanına göre ne kadar karbon bulunduğunu inceleyecek.
Bu şekilde Mariana Çukurluğu gibi derinliklerin sırlarının çözülmesi ve özellikle iklim dengesindeki rollerinin daha iyi anlaşılması umuluyor.
|
|
|
| Lazerle beyin kontrolü |
|
Yazar: MaSaL - 01-20-2011, Saat: 11:37 PM - Forum: Teknoloji Diğer
- Yorum Yok
|
 |
Lazer kullanılarak, yuvarlak solucanın istenildiği gibi hareket etmesi sağlandı.
Sahip olduğu şeffaf yapısıyla Caenorhabditis elegans, biyoloji biliminin üzerinde en fazla çalıştığı canlılardan biri. Yuvarlak solucanlar grubunun bir üyesi olan hayvan, aralarında 302 sinirin de yer aldığı tam olarak 1.031 hücreye sahip. Bu sinir hücreleriyse birbirleriyle 5.000 kadar bağlantı aracılığıyla iletişimde.
Canlının, yüzme hareketi sırasında bu sinirleri kullanarak vücut kaslarını nasıl kasıp gevşettiğini anlamaya çalışan Harvard Üniversitesi’nden Andrew Leifer ve çalışma arkadaşları, optogenetik adlı gen mühendisliği yöntemiyle solucanın bazı hücrelerini ışığa duyarlı hale getirmişler.
Solucanın şeffaf vücudu sayesinde lazer ışınları, çalışma sırasında mikroskop altındaki bir kap içinde yüzmekte olan hayvanın herhangi bir noktasına 30 mikron hassasiyetinde odaklanabilmiş. Bunun yanında, mikroskoptan gelen görüntüyü analiz ederek hedef sinir hücrelerini saptayan ve lazer ışınlarını bu noktaya gönderen bir yazılım geliştirilmiş.
Daha önce sabit tutulan solucanlar üzerinde benzer deneyler yürütülmüş olmasına karşın ekip, canlıyı istedikleri tarafa yönlendirmek ve bunun fizyolojisini daha iyi anlayabilmek için serbest dolaşır halde olmasının önemli olduğunu söylüyor.
İlk deneyde solucan ileri doğru ilerlerken baş bölgesi lazer ışınlarının hedefi olmuş. Bu durumda hayvanın üçgen bir şekil çizecek şekilde hareket ettiği görülmüş. İkinci deneyde ise ışınlar tüm vücuttan geçirilmiş ve baş bölgesinin yakınındaki hücrelerin uyarılması ileri yönlü harekete, kuyruğa yakın hücrelerin uyarılmasıysa geriye doğru harekete yol açmış.
Ekip, motor sinyallerin sinir bağlantıları dışında bizzat kas hücreleri tarafından da iletildiğini saptamışlar. İleri deneyler sırasında canlıya bir yere çarptığı hissi verilerek aksi yöne yüzmesi ve hatta yumurta bırakması da sağlanmış durumda.
Sonraki aşamalarda bu sistemin zebra balığı ve meyve sinekleri gibi diğer küçük canlılarda denenemesi planlanıyor.
|
|
|
|