| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.
|
| Kimler Çevrimiçi |
Toplam: 196 kullanıcı aktif » 0 Kayıtlı » 192 Ziyaretçi Applebot, Baidu, Bing, GoogleBot
|
| Son Aktiviteler |
Bir Demet Söz
Forum: Güzel Sözler
Son Yorum: SunSet
05-07-2026, Saat: 11:22 AM
» Yorumlar: 70
» Okunma: 10,463
|
Kur’an’da Allah Zekâtı, M...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
05-03-2026, Saat: 11:57 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 43
|
İslam’ı Yaşarken İzlediği...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-30-2026, Saat: 01:06 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 36
|
Allah’ın Bizlere Güvendiğ...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-25-2026, Saat: 11:04 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 63
|
Allah’ın Dini İslam’ı Yaş...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-24-2026, Saat: 12:01 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 60
|
Saff Suresi 6. Ayet Üzeri...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-18-2026, Saat: 12:14 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 57
|
Namaz Dinin Direği Midir?
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-13-2026, Saat: 10:12 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 76
|
Atatürk'ün Çocukluk Anıla...
Forum: Hayatı ve Anıları
Son Yorum: Serdar102
03-28-2026, Saat: 09:08 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 122
|
Mavi'ye..
Forum: Aşk Hikayeleri
Son Yorum: SunSet
03-11-2026, Saat: 08:23 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 207
|
Keloğlan Çataltepe Tekfur...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:45 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 381
|
|
|
| Hatay'da 13 yeni kuş türü gözlemlendi |
|
Yazar: MaSaL - 01-20-2011, Saat: 11:57 PM - Forum: Hayvanlar Alemi
- Yorum Yok
|
 |
İklim şartları, zengin bitki örtüsü ve sulak alanlarıyla çok sayıda kuş türüne ev sahipliği yapan ve Türkiye'nin en önemli göç yollarından birinde bulunan Hatay'da, 13 yeni kuş türünün ilk kez gözlemlendiği bildirildi.
Subaşı Kuş Gözlem Topluluğu üyesi Ali Atahan AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye genelinde 462 kuş türünün bulunduğunu, 2 yıl öncesine kadar bunların 311'inin Hatay'da gözlemlendiğini söyledi.
Atahan, öğretmenden, öğrenciye, doktordan esnafa kadar farklı alanlardan gelen çevreye duyarlı kişilerin oluşturduğu topluluk üyelerinin Hatay'da sürekli gözlemler yaparak kentte görülen kuş türü sayısına yenilerini eklediğini ifade etti.
Hatay'ın su kaynakları, iklim koşullarıyla kuşların uğrak noktalarından biri olduğunu vurgulayan Atahan, sözlerine şöyle devam etti:
''Yaz kış demeden sürekli gözlem yaparak tespit ettiğimiz yeni türleri fotoğraflamaya çalışıyoruz. 19 yıldan bu yana yaptığımız gözlemlerle kentimizdeki kuş türlerinin envanterini çıkarıyoruz ve oluşturduğumuz internet sitesinde bunları yayınlıyoruz. Zengin bitki örtüsü ve su kaynaklarına sahip olan Hatay'da yaptığımız gözlemlerle mevcut türlere sürekli yenileri ekleniyor. Özellikle yüksek kesimlerinde karaçam, kayın, gürgen gibi Orta Anadolu ile Karadeniz bitki örtüsü özelliklerini barındıran Amanos Dağları bilinenlerin dışında farklı kuş türlerine ev sahipliği yapıyor.
2 yıldan bu yana yaptığımız gözlemlerde anavatanı Sibirya ve Doğu Asya olan Küçük Çinte kuşunu Subaşı'da Asi Nehri kıyısında fotoğrafladık. Rastlantısal olarak ülkemizi ziyaret eden bu kuş türü daha önce Samsun Kızılırmak deltasında gözlenmişti. Böylece Küçük Çinte Türkiye'de ikinci kez gözlemlenmiş oldu. Kuzey Afrika ve Suudi Arabistan yarımadası kuşlarından Çöl Kuyrukkakanı, nesli ülke düzeyinde tehlike altında bulunan Aydın ve Mersin'de görülen Ada Martısını da Samandağ ilçemizde tespit ettik.''
Batı ve orta Toroslar ile Batı Karadeniz ormanlarında yaşayan Bahçe Tırmaşıkkuşu, Aksırtlı Ağaçkakan ve Sıvacı gibi kuş türlerini de Amanos Dağları'nda tespit ettiklerini belirten Ali Atahan, Türkiye'de sadece Güneydoğu Anadolu Bölgesi bozkırlarında yaşayan Boz Alamecek, Boz Serçe ve Kızılca Kuyrukkakan türlerini de gözlemleyerek fotoğrafladıklarını söyledi.
Atahan, Türkiye'de sadece Şanlıurfa'nın Karacadağ bölgesinde kuluçkaya yatan ve Ürdün, İsrail ile Mısır'da yoğun olarak görülen Bozkır ötleğeninin ise Hatay'da kuluçkaya yattığını belirlediklerini vurgulayan Atahan, ''Verimli toprak ve su kaynaklarının bulunduğu Amik Ovası ile zengin bitki örtüsüne sahip Amanos Dağları kuşların uğrak yerlerinden. Yaptığımız gözlemlerle ilimizdeki kuş türü sayısı 324'e ulaştı. Gözlemlerimizle bunlara yenilerini ekleyerek Hatay'ın kuş envanterini zenginleştirmeyi amaçlıyoruz'' diye konuştu.
-13 KUŞ TÜRÜ
Hatay'da iki yıldan bu yana yapılan gözlemlerde tespit edilen kuş türleri ve yaşam alanları şöyle:
''Küçük Çinte (Emberiza pusilla) Sibirya ve Orta Asya, Çöl Kuyrukkakanı (Oenanthe deserti) Kuzey Afrika ve Arabistan yarımadası, Ada Martısı (Larus audouinii) Türkiye'de sadece Mersin ve Aydın, Bahçe Tırmaşıkkuşu (Certhia brachydactyla) Batı-Orta Toroslar ve Batı Karadeniz ormanları, Aksırtlı Ağaçkakan (Dendrocopos leucotos) Batı-Orta Toroslar ve Batı Karadeniz ormanları, Sıvacı (Sitta europaea)Toroslar, Ege ve Karadeniz ormanları, Küçük Sinekkapan (Ficedula parva) Batı Rusya ve İskandinav ülkeleri, Bıyıklı Sumru (Chlidonias hybridus) göç dönemi pek çok sulak alanda, Bozkır Ötleğeni (Sylvia conspicillata) Türkiye'de sadece Karacadağ ile Ürdün, İsrail ve Mısır, Boz Alamecek (Rhodospiza obsoleta) Gaziantep-Mardin arası, Boz Serçe (Petronia brachydactyla) Gaziantep-Mardin arası, Kızılca Kuyrukkakan (Oenanthe xanthoprymna) Gaziantep-Adıyaman civarında ve Tahtalı (Columba palumbus) Türkiye'de sulak alanlarda.''
|
|
|
| Türkiye Avrupa ve ABD'ye meydan okuyor! |
|
Yazar: MaSaL - 01-20-2011, Saat: 11:55 PM - Forum: Genel
- Yorum Yok
|
 |
UNESCO, 'Bilim Raporu 2010'da Türkiye'ye özel bölüm ayırdı.
Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu (UNESCO) tarafından 1993 yılında yayımlanmaya başlanan ve ülkelerin bilimsel araştırma, yenilik ve yüksek öğrenimine ilişkin gelişme ve eğilimlerini inceleyen ''Bilim Raporu 2010''da Türkiye'ye özel bir bölüm ayrıldı.
TÜBİTAK'ın Ocak bülteninde yer alan bilgiye göre, UNESCO Bilim Raporu'nda, 2010'da çeşitli ülke ve bölgelere yer verilerek, dünyadaki bilim ve teknoloji alanındaki gelişmeler yansıtıldı.
Raporda özellikle, ''En gelişmiş OECD üye ülkelerinin yanı sıra Brezilya, Hindistan, Çin ve Türkiye gibi bilim ve teknoloji alanında yükselen ülkelere yer verilerek gelişmekte olan ülkelerin ar-ge alanında Avrupa ve ABD'ye meydan okumaya başladığı'' yorumu yapıldı.
Raporun Türkiye ile ilgili bölümünde, Türkiye'nin ar-ge harcamalarını iki katına çıkardığı ve özel sektör ar-ge harcamalarının yüzde 60 oranında arttığı belirtildi. Raporda, bu atılımın arkasında Türkiye Araştırma Alanı'nın (TARAL) tanımlanması, ''Vizyon 2023'', ''Bilim ve Teknoloji Politikaları Uygulama Planı 2005-2010'' ve ''Dokuzuncu Kalkınma Planı'nın (2007-2013)'' gibi politika belgeleri ve bu belgelerin hayata geçirilmesi için bilim, teknoloji ve yenilik alanında çeşitli politika araçlarının uygulanmasının olduğu ifade edildi.
|
|
|
| Bilimadamlarından korkutan uyarı |
|
Yazar: MaSaL - 01-20-2011, Saat: 11:54 PM - Forum: Genel
- Yorum Yok
|
 |
Dünya kötü hava koşullarının yol açtığı felaketlerle boğuşurken, bilimadamlarından korkutan bir uyarı geldi.
Dünya kötü hava koşullarının yol açtığı felaketlerle boğuşurken, bilimadamları iklim ısındıkça aşırı hava koşullarının şiddetinin ve sıklığının artacağını bildiriyorlar.
İngiliz yardım kuruluşu Oxfam’dan iklim değişikliği uzmanı John Magrath, "Dünya bize bir mesaj gönderiyor. Bu mesaj, aşırı hava koşullarının istisna olmaktan ziyade rutin hale geleceğidir" dedi.
Magrath, küresel ısınmanın daha yüksek sıcaklıklar anlamına geldiği şeklinde bir yanlış anlayış olduğunu belirterek, "Aslında bu, iklim sisteminde daha fazla enerji birikmesi ve bunun da aşırılıkları ve kaotik durumu harekete geçirmesi anlamına geliyor" dedi.
Bilimadamları, küresel ısınmayla, kuraklıkların ve sellerin daha şiddetli olmasının beklendiğini söylüyorlar.
Avustralya’daki seller, Pasifik okyanusunun bazı bölgelerinde deniz yüzeyi ısısının normalden daha soğuk olması anlamına gelen "La Nina" hava olgusuna bağlanıyor. Dünya Meteoroloji Örgütü’nden Ömer Baddur, La Nina’nın doğal olarak oluştuğunu ve bunun iklim değişikliğiyle bağlantısının belirsiz olduğunu söyledi.
Baddur, "Ancak bildiğimiz gibi, sebebi ister La Nina, ister El Nino isterse başka bir faktör olsun, aşırı hava olayları iklim değişikliği çağında daha yoğun görülecek" dedi.
Sigorta şirketi Munich Re’nin istatistiklerine göre, 2010’da onda dokuzu hava koşullarıyla bağlantılı olmak üzere 1000 kadar doğal felaket meydana geldi.
|
|
|
| Yarasa yılı başladı |
|
Yazar: MaSaL - 01-20-2011, Saat: 11:54 PM - Forum: Hayvanlar Alemi
- Yorum Yok
|
 |
Ekolojik dengeye büyük katkısı olan yarasaların birçok türü yok olmak üzere.
Birleşmiş Milletler, gecenin efendileri yarasaların korunmasına dikkatleri çekmek için 2011 ve 2012 yıllarını yarasa yılı ilan etti.
Geceleri aktif olan, baş aşağı uyuyan ve radarla avlanan yarasalar, dünyanın en gizemli hayvanları sayılıyor. Çünkü birçok ilginç becerisi olan dünyanın bu tek uçan memelisinden insanlar bir hayli korkuyor. Yarasalar genelde nemli, karanlık mağaralarda yaşadıkları için tarihte hep ürkütücü hikayelerle ilintilendirilmişlerdir. Yarasa çıkardığı ilginç sesler nedeniyle birçok korku filmine konu olmuş, sık sık vampir efsaneleriyle özdeşleştirilmiştir. Avrupa Yarasaları Koruma Sekreterliği Başkanı Andreas Streit, bin 200 farklı türü olan yarasaların yarasaların insanlar için kesinlikle bir tehlike oluşturmadığını savunuyor:
''Çünkü insanların yarasalar hakkında düşündükleri genelde birer önyargı ve öcü masalından ibaret. İşte bu nedenle kamuoyunu bilinçlendirmek ve büyüleyici bir yaşam tarzına sahip bu ilginç hayvanların özelllikleri ve birçok insan tarafından bilinmeyen becerileri hakkında bilgi vermek, onları koruma kampanyamızın öncelikli amacı.''
Yarasaların ekolojik dengeye yararları
Andreas Streit, yıllardır başarı ile sürdürülen yarasaları koruma kampanyalarını yakından tanıyor. Avrupa Yarasaları Koruma Sözleşmesi 2011'de 20’inci yılını dolduruyor. Bu sözleşme Avrupa’da meyvelerini vermişe benziyor. Zira Avrupa’da yaşayan yarasa türlerinin sayısı son yıllarda ya artış gösteriyor ya da azalmıyor. İşte bu başarının önümüzdeki iki yıl içerisinde dünyanın diğer bölgelerindeki yarasa tür ve sayılarını korumak için de genişletilmesi öngörülüyor. O nedenle Birleşmiş Milletler, goril ve yunus yıllarının ardından önümüzdeki iki yılı yarasa yılı ilan etti. Amaç dünyanın ekolojik dengesinde önemli rol oynayan yarasaların korunması gerektiğine işaret etmek. Andreas Streit, baş aşağı tutunarak uyuyan, yüksek frekanslı ses dalgaları ile yönlerini bulan bu gizemli hayvanların, ekolojik dengenin korunmasına olan katkısını şöyle özetliyor:
''Genelde kuşlar geceleri uyur. Gece aktif olan kuşlar kendilerinden büyük hayvanları avlar. Örneğin baykuş gibi. Bununla birlikte sivrisinek gibi geceleri aktif olan birçok böcek türü var. Bunların çoğu sadece biz insanlara değil aynı zamanda ekine ve ormalara da zarar verir. İşte bu zararlılarla doğal mücadele sadece yarasayla mümkündür. Çünkü yarasalar bu böcekleri avlarlar. Bu mücadeleye şöyle bir örnek verirsem, yarasaların ekolojik dengeye yararı daha kolay görülecektir. Bir yarasa her gece yaklaşık 5 bin - 6 bin sivrisinek yiyebilir.''
Yarasanın doğaya yararı sadece haşere tüketmekten ibaret değil, aynı zamanda birçok bitkinin çiçeklerindeki polenleri taşıyarak döllenmesine ve meyve vermesine de yardımcı olur. Hatta sadece yarasalar sayesinde döllenebilen bitkiler bile var. Bunlar arasında birçok egzotik mevyenin yanısıra incir, mango ve avakadoyu saymak mümkün.
Yarasa türleri yok olma tehlikesi ile karşı karşıya
Ancak yarasaların bütün bu yararlarına rağmen dünyanın büyük bir kısmında türleri yok olma tehlikesi ile karşı karşıya. Çünkü tarımcılıkta kullanılan mücadele ilaçları, bu böcek yiyen yarasaların ölümüne neden oluyor. Aynı zamanda vücudu fareye benzeyen bu uçan memeliler, kuduz gibi bazı hastalıkları taşıdığı gerekçesi ile dünyanın çoğu bölgedesinde öldürülüyor. Birleşmiş Milletler Yarasaları Koruma Sekreterliği Başkanı Andreas Streit, yarasaların kuduz taşıyıcısı olsalar bile, ne insanlara ne de başka bir hayvana saldırmadıkları için bu hastalığı bulaştırmadıklarını ifade ediyor.
İşte bu nedenle Avrupa'daki yarasalar üzerine uzmanlaşmış Birleşmiş Milletler ekibi önümüzdeki iki yıl boyunca bütün dünyada, çeşitli çevre koruma örgütleri, hayvanat bahçeleri ve üniversitelerle ortak çalışmalar yütüterek yarasa türlerinin korunması için çalışacak.
|
|
|
| Mamutlar yeniden hayata döndürülecek! |
|
Yazar: MaSaL - 01-20-2011, Saat: 11:53 PM - Forum: Hayvanlar Alemi
- Yorum Yok
|
 |
Japon bilimci Teruhiko Wakayama, beş yıl içinde yavru bir mamut elde etmeye çalışacak.
Sibirya’nın buzları arasına sıkışıp donan mamutların deri ve kas hücrelerinin çekirdeklerini elde etme denemeleri, uç noktadaki soğuğa bağlı olarak bozulmuş olmaları nedeniyle, 1990’lı yıllarda başarısızlıkla sonuçlanmıştı.
Fakat 2008 yılında, Riken Gelişimsel Biyoloji Merkezi’nden Dr. Teruhiko Wakayama’nın öncülüğünde geliştirilen bir teknikle, 16 yıl boyunca dondurularak saklanmış bir farenin hücreleri başarıyla klonlanabilmişti.
Şimdilerdeyse Kyoto Üniversitesi’nden Akira Iritani, binlerce yıl önce silinip gitmiş olan dev mamutları yeniden hayata döndürmek üzere işe girişmiş durumda. Iritani, teknik sorunların tamamen üstesinden gelindiğini ve işin sadece donmuş bir mamuttan elde edilebilecek iyi korunmuş bir doku örneğine kaldığını belirtiyor.
Iritani, sağlıklı olanları seçmeden önce, mamut doku hücrelerinin çekirdeklerini belirleyebilmek için Dr. Wakayama’nın geliştirmiş olduğu tekniği kullanacak. Elde edilen çekirdekler bir sonraki aşamada, Afrika filinden alınmış ve çekirdekleri çıkarılmış olan yumurta hücrelerine nakledilecek.
Mamutlara ait, iyi durumdaki donmuş örnekleri bulmak üzere Sibirya’ya yapılacak olan yolculuğun hazırlıklarına başlanmış durumda. Çalışmanın gerçekleştirilebilmesi için 3 santimetrekarelik bir deri ya da doku örneği yeterli olacak. Iritani böyle bir örnek bulamaması durumunda Rus bilimcilere, daha önce bulmuş oldukları örneklerden kendisine yeterli miktarı vermelerini teklif edeceğini söylüyor.
Irritani’ye göre dört ya da beş yıl içinde sağlıklı bir mamuta sahip olma şansımız yüzde 30 civarında.
|
|
|
| Devlerin büyük yarışı! |
|
Yazar: MaSaL - 01-20-2011, Saat: 11:53 PM - Forum: Güncel Haberler
- Yorum Yok
|
 |
2010'da devlerden yine patent yağdı...
Birinci IBM, ikinci Samsung, üçüncü Microsoft... Peki ama bu sıralama bize ne anlatıyor?
Şüphesiz bu yıl okumuş olduğunuz patent haberleri önceki yıllardan daha da fazlaydı. Aslına bakarsanız teknoloji devlerinin patent haberlerinin, başlıkları daha çok süslemesi kesinlikle bir tesadüf değil. IFI Patent Hizmetleri'nin açıkladığı rakamlara göre; Amerika'da geçen seneye göre yüzde 31 daha fazla patent başvurusunda bulunuldu.
Amerika'daki patentler 2010'da 2007 ve 2008'e göre 60 bin daha fazla. IFI patent başvurusunda bulunan 50 şirketi de sıraladı. Birinci olan firma, patentleri takip edenlerin hiç de şaşırmayacağı bir isim, IBM. Geçtiğimiz 18 yıldaki gibi listenin başında yer alan firmanın başvuru sayısı 5,896. Samsung ise geçtiğimiz yıla göre patent başvurularını yüzde 26 arttırarak 4,551'e yükseltti. Üçüncü sırada yer alan Microsoft 3,094, MS'yi izleyen Canon ise 2,552 patent başvurusu yaptı.
Apple hakkında daha çok patent haberi okumamızın nedeni de firmanın bu yıl başvuru sayısını geçen seneye göre yüzde 94 arttırmış olması.
|
|
|
| İran'ı bekleyen büyük felaket! |
|
Yazar: MaSaL - 01-20-2011, Saat: 11:52 PM - Forum: Genel
- Yorum Yok
|
 |
Rus yetkililer, İran'ın Buşehr reaktöründe Çernobil benzeri bir nükleer felaketin yaşanabileceği uyarısında bulundu.
Kremlin'e Rus bilim insanları tarafından verilen gizli uyarı raporuna göre, süreç bu şekilde devam ederse yakın zaman içinde İran'ın Buşehr reaktöründe Çernobil benzeri bir nükleer felaket yaşanabilir. Uzmanlara göre, İran'ın nükleer tesislerini hedef alan Stuxnet virüsü bu tür bir felakete yol açabilir.
Rus nükleer bilimciler, İran'ın ilk nükleer enerji tesisini aktif hale getirme girişimlerine teknik destek sağlıyor. Ancak uzmanlar, arkasında ABD ve İsrail olduğundan şüphelenilen ve geçen yıl gerçekleşen Stuxnet virüsü saldırsının tesisin bilgisayar sisteminde yarattığı zarardan dolayı ciddi endişeler taşıyor.
Batılı istihbarat kaynaklarına göre, Rus bilim insanları Kremlin'i İran'ın bu yaz tesisi aktif hale getirmek yönündeki katı zaman sınırına boyun eğmeleri halinde 'yeni bir Çernobil' felaketiyle karşı karşıya kalabilecekleri konusunda uyardı.
Rus bilim insanlarının Kremlin'e verdikleri raporun bir kopyasına ulaşan İngiliz Daily Telegraph gazetesine göre, raporda Rus uzmanlar reaktörde "basit, temel testlerin yapılmasına rağmen reaktörün güvenli bir şekilde aktivasyonunu garanti edemeyeceklerini" belirtiyorlar.
İlk kez 1970'lerde Şah tarafından inşa talimatı verilen Buşehr nükleer santralinin faaliyete geçmesinin yıllarca ertelenmesinin ardından İranlı liderler, bilim insanlarının takvime uymaları için zorluyor. İranlı liderler, herhangi bir ertelemenin ülkenin uluslararası prestijine darbe indireceğini düşünüyor.
İNSAN HAYATINI UMURSAMIYORLAR
Tarihe uyma konusunda yoğun psikolojik baskı altında oldukları belirtilen İran'ın yönetici ekibi de raporda normalde gerektiği gibi "profesyonal ve ahlaki sorumluluk sergilememekle" suçlanıyor. Rus uzmanlar ayrıca İranlı yetkilileri 'insan hayatını önemsememekle' itham ederek, Rusya'nın Buşehr'in devam etmesine izin vermesi halinde yeni bir Çernobil felaketinden kendisini sorumlu bulabileceği uyarısı yapılıyor.
İran Dışişleri Bakanı ve aynı zamanda ülkenin atom enerjisi kurumunun başkanı Ali Ekber Salihi, geçen ay Buşehr'in açılış tarihinin erteleneceği iddialarını ve Stuxnet'in nükleer tesise zarar verdiği söylentilerini yalanmaştı.
Dün New York Times gazetesi Stuxnet virüsünün ABD ve İsrailli istihbarat yetkilileri tarafından ortak proje olarak Negev Çölü'ndeki Dimona projesinde iki yılda ortaklaşa geliştirildiğini yazdı. Stuxnet şimdiye kadarki en başarılı siber saldırı olarak kabul ediliyor. ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton da geçenlerde virüsün, İran'ın nükleer programını birkaç yıl geriye götürdüğünü söylemişti.
Batı, İran'ın nükleer programının silah üretme amaçlı olduğunu düşünürken, İran barışçıl nükleer enerji niyetleri olduğunu belirtiyor.
|
|
|
|