:: Duygusuz.com - Dostluk ve Arkadaşlık Sitesi
Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adınız:
  

Şifreniz:
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler: 16,695
» Son Üye: floralpops
» Toplam Konular: 98,587
» Toplam Yorumlar: 1,065,567

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Toplam: 188 kullanıcı aktif
» 0 Kayıtlı
» 184 Ziyaretçi
Applebot, Baidu, Bing, GoogleBot

Son Aktiviteler
Bir Demet Söz
Forum: Güzel Sözler
Son Yorum: SunSet
, Saat: 11:22 AM
» Yorumlar: 70
» Okunma: 10,425
Kur’an’da Allah Zekâtı, M...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
05-03-2026, Saat: 11:57 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 33
İslam’ı Yaşarken İzlediği...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-30-2026, Saat: 01:06 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 32
Allah’ın Bizlere Güvendiğ...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-25-2026, Saat: 11:04 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 58
Allah’ın Dini İslam’ı Yaş...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-24-2026, Saat: 12:01 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 55
Saff Suresi 6. Ayet Üzeri...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-18-2026, Saat: 12:14 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 54
Namaz Dinin Direği Midir?
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-13-2026, Saat: 10:12 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 72
Atatürk'ün Çocukluk Anıla...
Forum: Hayatı ve Anıları
Son Yorum: Serdar102
03-28-2026, Saat: 09:08 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 114
Mavi'ye..
Forum: Aşk Hikayeleri
Son Yorum: SunSet
03-11-2026, Saat: 08:23 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 200
Keloğlan Çataltepe Tekfur...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:45 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 375

 
  Sabah Namazi...
Yazar: MaSaL - 02-18-2011, Saat: 12:19 AM - Forum: İslam - Yorum Yok

[INDENT]

SABAH NAMAZI

* Sabah namazının sünneti - 2 rekat
* Sabah namazının farzı - 2 rekat

Sabah Namazının Sünneti (2 Rekat)

"Niyet ettim Allah rızası için sabah namazının sünnetini kılmaya"

1. Rekat


n1.jpg

wol_error.gifResmin büyük halini görebilmek için buraya tıklayınız.n2.jpg

2.Rekat


n3.jpg

wol_error.gifResmin büyük halini görebilmek için buraya tıklayınız.n5.jpg

Sabah Namazının Farzı (2 Rekat)

"Niyet ettim Allah rızası için sabah namazının farzını kılmaya"

1. Rekat


n1.jpg

wol_error.gifResmin büyük halini görebilmek için buraya tıklayınız.n2.jpg

2.Rekat


n3.jpg

wol_error.gifResmin büyük halini görebilmek için buraya tıklayınız.n5.jpg

Dua


wol_error.gifResmin büyük halini görebilmek için buraya tıklayınız.ndua.jpg [/INDENT]

Bu konuyu yazdır

  Zekatın şartları, zekata tâbî olmayan ve olan mallar
Yazar: MaSaL - 02-18-2011, Saat: 12:16 AM - Forum: İslam - Yorum Yok

PROF. DR. ALİ ERBAŞ
Bir kimsenin zekat vermesi için Müslüman, büluğ çağına ermiş, akli dengesinin yerinde ve zengin olması gerekir. Borcundan ve temel ihtiyaçlarından fazla nisap miktarı mala sahip olan kimse İslam'a göre zengin sayılır. Nisap altında 85 gram, gümüşte 595 gram devede 5, sığırda 30, koyunda 40 adettir. Ticaret eşyası, gelirler ve nakit paraların nisabı da günümüzde altının nisabına göre belirlenebilir. Temel ihtiyaçların toplumun ortak değerlerine ve toplumdaki asgari geçim ve hayat standartlarına göre belirlenmesi gerekir. Günümüz şartlarında temel ihtiyaçlar ya da zekata tâbî olmayan mallar nelerdir, kısaca özetlemeye çalışalım:
1. Kişinin oturduğu ev ve her çeşit ev eşyası.
2. Kışlık ve yazlık giyecekler.
3. Kişi ve aile fertleri için gerekli bir yıllık gıda maddeleri.
4. Elinde borcuna karşılık tuttuğu mal.
5. Binek hayvanı veya araç.
6. Sanat ve meslek aletleri.
7. İlim için edinilen kitaplar.
Ödünç alınmış para elinde bulunan kendi malından çıkıldığında nisap miktarının altına inerse zekat vermesi gerekmez. Devlet tarafından istenmesi mümkün olan borçlar da nisap miktarının altına düşürürse yine zekat gerekmez. Elde bulunmayıp, ele geçeceği umulmayan malın zekatı yoktur. İnkar edilen, gasp edilen, kaybolan, açık araziye gömülüp yeri unutulan, devletçe el konulan mallar da zekata tâbî değildir. Ancak evin herhangi bir yerine saklanıp yeri unutulan malların bulunduğu takdirde geriye dönük olarak zekatını vermek gerekir. Satın alındığı halde henüz teslim alınmamış malın zekatı verilir. Çek, senet veya kuvvetli şahitlik ile ispatı mümkün olan borç paralar ile ticaret mallarının bedelleri olan alacaklar tahsil edilmemiş bile olsa nisaba dahil edilir ve tamamen tahsil edildiğinde eğer ödenmemişse geçmiş yıllara ait zekatlarını da vermek gerekir. Ticaret için olmayan bir malın bedelinden, örneğin bir evin kirasından veya ihtiyaç için kullanılan bir eşyanın satışından kaynaklanan alacakların geçmiş senelere ait zekatlarını ödemek gerekmez. Alacak tahsil edilir ve diğer şartlar gerçekleşirse zekatlarının verilmesi gerekir.
Zekat verilecek malın artma ve çoğalma özelliğine sahip ve üzerinden bir yıl geçmiş olması gerekir. Bir kimse hangi ayda nisap miktarını aşan bir mala sahip olmuşsa o aydan itibaren bir yıl geçtikten sonra zekatını vermelidir. Yıl içinde ilave edilen mal aynı cinstense yıl sonunda toplam üzerinden verilir, ayrı cinsten ise o zaman yıl içindeki ilave malın zekatı ilave edildiği tarihten bir yıl sonra verilir. Zekatın iki önemli geçerlilik şartı vardır. Bunlardan birisi niyettir. Zira zekat bir ibadettir ve ibadetlerde niyet şarttır. Niyet zekat hissesi ayrılırken veya ödenirken yapılabilir. Dağıtımdan sonra yapılan niyet geçerli olmaz. Bir kimse fakirde olan alacağını, zekatına mahsuben bağışlarsa, bu zekat yerine geçmez. Yine bir alacak diğer bir fakire zekat olarak verilemez. Yani bir fakire "filan kimsede olan alacağımı sana zekat olarak veriyorum" denilemez. Zekat vekil aracılığı ile ödenebilir. Mal fakire verilirken bunun zekat olduğunu söylemek de şart değildir. Zekat almaya ehil olmayan kimselere verilen, mesela zor durumda olmayan zenginlere veya onların küçük çocuklarına verilen mallar zekat yerine geçmez

Bu konuyu yazdır

  Kadir Gecesi; Bu gece bin geceden daha hayırlı
Yazar: MaSaL - 02-18-2011, Saat: 12:14 AM - Forum: İslam - Yorum Yok

Rahmet ve bereket ayı Ramazan'ın sonuna yaklaştığımız şu günlerde Müslümanları Kadir Gecesi heyecanı sardı.


Kur'an-ı Kerim'in indirildiği ve 'bin aydan daha hayırlı' olarak nitelendirilen Kadir Gecesi, bugün Ramazan boyunca okunan binlerce hatmin duası ile idrak edilecek


İnananların bu geceyi fırsat bilmeleri gerektiğini kaydeden Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, "Bu kutlu geceden istifade edilmesi, ancak Kur'an'a yönelmekle ve hayatı peygamber kılavuzluğuyla yaşamakla mümkün olacaktır." dedi. Kur'an'ın indiği her gönlün, Kur'an'ın rehberlik ettiği her hayatın, Kadir Gecesi kadar değerli olduğunu belirten Bardakoğlu, "İnsan şayet gerçek manada Rabbine kul, Resulüne ümmet olabiliyorsa, insanların duasını alıp geride hayırlı işler bırakabiliyorsa Allah katında Kadir Gecesi'nden daha değerlidir. Bu itibarla, Kur'an'ın insanlık âlemine inmesinden öte, onun gönül dünyamıza inmesi ve davranışlarımıza yansıması önemlidir." diye konuştu.
Bu akşam kutlanacak Kadir Gecesi dolayısıyla bir mesaj yayımlayan Ali Bardakoğlu, pek çok hayır ve bereketi barındıran bu gecede manevi haz ve vecdin doruğa ulaştığını, meleklerin seher vaktine kadar yeryüzüne indiğinin müjdelendiğini ifade etti. Sel felaketiyle sarsılan Pakistan için de dua çağrısında bulunan Diyanet Reisi, şunları söyledi: "Zor şartlar altında yaşamını sürdürmek zorunda kalan insanlarımızın maddi ve manevi yardımlarına koşalım. Acılarına ortak olalım. Bu vesileyle Pakistan'da meydana gelen sel felaketine maruz kalan kardeşlerimiz için de dua edelim, madden ve manen yanlarında olalım."

Hz. Muhammet (sas), bu mübarek gece ile ilgili olarak, "Kim inanarak ve sevabını Yüce Allah'tan umarak Kadir Gecesi'ni ihya ederse geçmiş günahları bağışlanır." buyurmuş ve bu gece, "Allah'ım! Sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affet." diye dua etmemizi tavsiye etmiştir.

Bu konuyu yazdır

  Yasin İle Yeniden Dirilmek
Yazar: MaSaL - 02-18-2011, Saat: 12:13 AM - Forum: İslam - Yorum Yok

kalpz.jpg

Sürekli ölümü, öldükten sonra yaşanacak hayatı, öteki dünyada verilecek olan hesabı hatırlayarak güne başlayan bir insanı düşünün. Attığı her adımı “Bunun hesabı bana mutlaka sorulacak!” düşüncesiyle atan bir insan, yanlış adım atabilir mi? Her gün mezarlığa bakarak, Bir gün bende burada yatacağım. Bu dünyada yaptıklarımın hesabı bana mutlaka sorulacak!” düşüncesiyle, ruhunu diri tutmaya çalışan bir insan, geçici olarak yaşadığı dünyada yanlışlar yapmaktan korkar.

İslam kültürünü, yeryüzünde yüz yıllar boyunca yaşatmış olan Osmanlı geleneğinde, mezarlıkların şehir merkezinde yapılmış olmasının sebebi de tam olarak budur işte. “Mezarlıkları görün! Ölümü unutmayın! Ahrette vereceğiniz hesabı aklınızdan çıkartmayın! Her canlı ölümü tadacaktır!” levhaları gibidir, şehir merkezlerinde kurulan mezarlıklar.

* * * * * *

“Kur’an okumayı öğrenip, namaz surelerini ezberledikten sonra en çok ezberlenen, en çok okunan sure hangisidir?” diye sorulsa hepimiz “Yasin suresi!” diye cevaplandırırız. Perşembe akşamları okunduğu kadar, ölmek üzere olanlara, mezarlıklarda ölülere okunan bir suredir Yasin. Hepimiz öyle alışmışız ki, “Yasin suresini ölüler için indirilmiş bir sure gibi algılıyoruz.

Yasin suresinin konusu yeniden diriliştir.

Surenin neredeyse tamamı ahreti konu edinmiş olmasından sure, “Kur’an’ın kalbi” olarak nitelenmiştir. Ahrete iman, imanın şartlarındandır.
Ahrette verilecek olan hesabı niçin inkar ederler? Dünya hayatını istedikleri gibi keyiflerine göre yaşamak isteyenler, hesap verilecek bir dünyanın varlığını inkar ederek kendilerini haklı göstermeye çalışıyorlar.

Öldükten sonraki hayat, yolun sonu demektir. Fakir de olsan, zengin de olsan, uzun da yaşasan kısa da yaşasan, padişah ta olsan köle de olsan eninde sonunda gideceğin yer mezardır, ahrettir.

“Bir kez geldin dünyaya! Hayatını yaşa!” düşüncesine karşı, “Dünya fani, ahret hayatı baki!” gerçeğini hatırlatır Yasin.

Ruhunuz ölmüşse, beden neye yarar?

Yasin suresi, ölümden sonraki hayat olan ahretten bahsederek, bedeni yöneten ruha, ölüm ve ahreti hatırlatarak ruhu diri tutmayı, sürekli istikametini kaybeden ruha, ölümü hatırlatarak ruhu yeniden diriltmeyi sağlar.

Ailesiyle, komşularıyla kurduğu ilişkilerde, “Sevap – günah var!” düşüncesiyle hareket etmesi gerekir, hesaba inanan insanın.
Ticaret yaparken, ”Hesap var!” düşüncesiyle alış – veriş yapmalı insan.
Bir haksızlıkla karşılaşıp öfkelendiği zaman, ”Ahret var!” diye kendini ferahlatmalı insan.

Herkes eğlenip keyfini bakarken, dünya zevklerden uzak durmaktan zorlandığı zaman, “Ölüm var!” diyerek kendini motive etmeli insan.
Kur’anı’ın kalbi olarak bildiğimiz Yasin suresi de, ayni işlevi yapmaktadır. Dünyada ki dirilere, ölüm ve sonrasında yaşanacak hayatı hatırlatarak, ruhu diri tutmak.

Size verilen nimetleri hatırlayın!

Ölü topraktan ders almamız gerektiğini hatırlatır Yasin. İnsanın temel besin ihtiyaçlarını topraktan giderdiğini, toprak çekirdekleri büyütmemiş olsa insanın hiçbir şeyle beslenemeyeceğini hatırlamamızı ister Yasin. Ölü toprağa can veren Allah, sizi de öldükten sonra diriltecek.

Allah Hayvanları insan hizmet etmek için yaratmış. Arılar ihtiyaçları kadar bal üretmiyor. İnsana hizmet etmek için petek petek bal üretiyorlar.
Tavuklar, sadece yavrulamak için yumurta üretmiş olsaydı, sokaklar hep tavuk dolu olurdu. Ancak tavuklar yumurtalarını kendi gelecek nesillerinden daha çok, bizim için üretiyor.

İnekler, koyunlar sütlerini kendi yavruları için değil, insana hizmet için üretiyorlar. Sadece süt nimetinden mahrum kalsaydı insan, soframızdan neler eksik olurdu hiç düşündünüz mü? Süt, peynir, yağ, çökelek gibi birçoğumuz sofrasını süsleyen nimetleri, Allah’ın emriyle bizim için üreten hayvanlara borçluyuz.

Havaya, toprağa, suya, geceye, gündüze, çekirdekten çıkan çınara, gökten inen yağmura, yerden çıkan sebze – meyvelere, yıldızlara, güneşe, hayvanlara bakarak yaratıcısını hatırlamayan bir insanın ruhu ölmüştür. Yasin bu ölü ruhları diriltmek için okunur.

Bu yazıyı yazarken Meal – Tefsirinden istifade ettiğim Mustafa İSLAMOÄžLU, “Tek dünya inancı ile hayatı zevki sefa ile yaşamak isteyen bir insana, Allah sürekli öteki dünyayı hatırlatarak ruhunu diri tutmaya çalışıyor” diyor. “Sure tamamıyla ahret konusunu işlemektedir. Bunun için ‘Kur’an’ın atan kalbi’ olarak nitelenmiştir. Çünkü ahrete iman, inanç esaslarının kalbi mesabesindedir. Her ayete bu kalpten kan yürüdüğü için, surede söz döner dolaşır hep ahrete gelir. Bu anlamda ahret inancı sadece doğru bir imanın değil, bizzat Allah’a imanında olmazsa olmazıdır.”

Yasin okuyarak ruhunuzu yeniden diriltin.

Mezarlıklarda Yasin okuyanlar, mezara bakınca, kendi akıbetlerini düşünerek mezara hazırlık yapmaları gerektiğini düşünmeliler. Ölmüş birisine Yasin okumanın tek amacı, ölünün ruhunu rahatlatmak değil, bedeni halen diri olanın, ruhunu da diriltmektir.

Ölmüş olan sevdiklerine ve akrabalarının ruhlarına Fatiha ve Yasin okuyanlar, kendi kalplerini Fatiha ile Allah’a açmalı, kendi ruhlarını Yasin ile yeniden diriltmeliler. Yasin, ölmüş olanın ruhunu ferahlattığından daha fazla, yaşayanın ruhunu kendine getirmeli.

Siz ölülerini yeniden diriltemezsiniz! Ancak ölüler, sizi kendinize getirerek yeniden diriltebilirler. Ne ile mi? Üzerine tefekkür ettiğiniz Yasin ile.
Yasin suresini ilk defa tefsirinden okuyan birinin kurduğu şu çarpıcı cümle ile bitireyim yazımı:

“Meğer Yasin, ölülere değil, dirilere indirilmiş bir sureymiş!”


Sait Çamlıca

Bu konuyu yazdır

  Bizans İmparatorluğunda İlk Müslüman Kimdi?
Yazar: MaSaL - 02-18-2011, Saat: 12:11 AM - Forum: İslam - Yorum Yok

Bizans İmparatorluğunda İlk Müslüman Kimdi?

İstanbul'un bir gün mutlaka fethedileceğini müjdeleyen Peygamberimizin arzusunu gerçekleştiren isim Fatih Sultan Mehmet'ti. Peki, bu topraklarda Müslüman olan ilk isim kimdi?


İslami kaynaklara göre, Hz. Peygamber Herakliyus ile birlikte Bizans’ın Konstantıniyye’deki baş papazı Autocrator’a (Arapça Dugâtur veya Bugâtur olarak okunur) bir mektup gönderdi. Dugâtur’un İstanbul’da büyük bir kilisesi vardı.

Sahabe-i Kiram’dan Dıhyetü’l Kelbi Bizans İmparatoru’na mektup getirdikten sonra baş papaza uğrar ve Hz. Muhammed'in ona verdiği mektubu teslim eder. Dugâtur, Dıhyetü’l Kelbi’nin getirdiği mesajı okuduktan sonra ona “Bana Kur’an’dan bir sûre yazın” dedi.
Kelbi ona bir sûreyi yazdı. Dugâtur’da “Bu, bildiğimiz Allah’ın kitabı” dedi ve Müslüman oldu ama bunu süre gizledi. Daha sonra Müslüman oluşunu duyuran Dugâtur’a büyük tepki gösterilir. Hıristiyanlığa dönmese için baskılar yapılır ancak o bunu kabul etmez. Bizanslılar, İstanbulluları etkilemeye başlayan Başpapaz Dugâtur’u cezalandırmak için öldürür ve yakarlar. Ailesinden bazıları ve onun sayesinde Müslümanlar olanlardan bir kısmı uzun yıllar Müslümanlıklarını gizlerler. Birçok İslam kaynağında Dıhyetü’l Kelbi’nin başpapaz Dugâtur’a teslim ettiği mektup’ta şunların yazılı olduğunu kaydeder.
İşte o mektup:

“Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla! Ey duğatur (autocrator?..) Piskopos! Allah’ın selamı iman eden üzerine olsun! Bu (sözün) devamı olarak bil ki Meryem’in oğlu İsa saf ve temiz Meryem’e nasib edip verdiği (indirdiği) Allah’ın Ruhu ve kelimesidir. Bana gelince ben, Allah’a İman eder, İbrahim, İsmail, İshak, Yakup ve Esbat’a vahyolunana ve bize indirilene inanırım. Aralarında hiç bir fark gözetmeksizin Musa, İsa ve diğer peygamberlere ulaşan vahye iman ederim. Biz o Allah’a teslim olmuşuz. Selâm hidayete tâbi olanlara.
Konuyla ilgili rivayetlerin geçtiği kaynakların bir kısmı: Ebu Nu'aym, Muntekâ, v. 31/b-32/a; Said bin Mansûr, Sünen, ikinci kısım, no: 2479, Heysemi, Mecmau'z-Zevâid, 5/306, 308'de Taberanî'den, Bezzâr ise Keşfu'l-Estâfdan (2/44, yazma) nakleder. İbn Hacer, İsâbe, üçüncü kısımda, dâd harfinde.
Ayrıca konunun geçtiği bazı yabancı kaynaklar Caetani, 6/50 (ikinci altyazıda); A. Sprenger, c. 3, s. 266 (birinci altyazı); Viriginia Vaga Rivista degli Studi OrientalL 10(1923), s. 87-109.


(Timeturk)

Bu konuyu yazdır

  İlk Kutlu Doğum Haftası Ne Zaman Düzenlendi?
Yazar: MaSaL - 02-18-2011, Saat: 12:10 AM - Forum: İslam - Yorum Yok

Tarihte Kutlu Doğum Haftası'nı ilk kez düzenleyenler kimlerdi?


kutlu-dogum-haftasi_1.jpg








Mısır’da devlet kurmuş Fatimilerin ilk kutlu doğum etkinliğini düzenledikleri ortaya çıktı. Hz. Ömer zamanında İslam devletinin toprakları arasına katılan Mısır’da Kıpti Hıristiyanlar, Nevruz-ı Kıpti adını verdikleri bir kutlama törenleri yaparlardı. Müslüman idareciler bu kutlamaları hoşgörü ile karşılar müdahalede bulunmazlardı. Ancak su ve ateş oyunlarının çoğalması ulemanın tepkisine neden olmuş, bu kutlamaların şehir dışında yapılması istenmiştir.
Tarihçi İbrahim Hassan’a göre Mısır Fatimi Muizz’in 973’teKahire’yi almasının Hz peygamberin doğum gününe denk gelmesiyle şölen yapılmasını istemişti.
İlk mevlit töreninin yapıldığı Kahire’deki bu geleneği Selahaddin Eyyubi’de devam ettirmişti. Zengi ve Erbil atabeylikleride bu kutlamalrı devam ettirmiş, Adana ve yöresinde kurulan Ramazanoğullarının Osmanlı Devleti’ne geçmesi ile Osmanlı padişahları da kutlu doğum etkinliklerini bazı zamanlarda sürdürmüşlerdir.





dünyabülteni

Bu konuyu yazdır

  Kiminle Mutlu Olursun Biliyor Musun?
Yazar: Hasretiim - 02-18-2011, Saat: 12:09 AM - Forum: Astroloji - Yorumlar (1)

ASLAN BURCU

İkizler ile Aslan'ın aşkı tutku abidesi

Birlikte oldukları insanın ayaklarını yerden kesecek kadar ateşli bir aşık olan Aslan; İkizler Boğa ve Koç'la dillere destan olacak bir beraberlik yaşar Başak Oğlak ve Balık ise Aslan'ı mutsuz eder

ASLAN-KOÇ

Ortak noktanız çok
İşte krallara layık bir ilişki Koç sizi gördüğü anda kenetlenip kalacaktır Karizmatik kişiliğinizden etkilenecek üzerinize düşecek ve sizi şımartacaktır Çok fazla ortak noktanız var Birbirinizi yönetmeye kalkışmadığınız sürece problem çıkmaz Doğru bir insanla birlikte olduğunuzu unutmayın

ASLAN-BOÄžA

Mükemmel ötesi aşk
İki inatçı karşı karşıya! Bu ilişkiden ne beklediğinizi çok iyi sorgulamanız gerekiyor Aradığınız aşk mı dostluk mu? Eğer isterseniz her ikisi de mükemmel olacaktır Aranızdaki cinsel çekim tüm kırgınlıkları ve tartışmaları eritecek kadar güçlüdür Birbirinize dokunduğunuz anda her şeyi unutursunuz

ASLAN-İKİZLER

Tutku haline gelecek
Onu görür görmez beğeneceksiniz O da size ilk bakışta aşık olacak İkiniz de birbirinize benziyorsunuz İkizler bencildir Sizi sevse bile her alanda üstünlük savaşı verir Tüm bunları yaparken öyle çekicidir ki ona kızmak yerine daha da bağlandığınızı hissedersiniz

ASLAN-YENGEÇ

Eskidikçe güzelleşir
Sizi gördüğü an aşık olacak fakat bu ilişkide hep bir şeyler yanlış gidecektir Yengeç'in bağlılığı hoşunuza gitse bile beraberliğinizde sorunlar çıkacaktır Yine de uzun bir beraberlik olmasına izin vermelisiniz Yengeç'te aradığınız sevecenliği ve sıcaklığı bulacaksınız İlişkiniz eskidikçe güzelleşecek

ASLAN-ASLAN

Filmlerdeki gibi!
Her şeyin mükemmel olmaması için hiçbir neden yok Fakat her şey dışardan görüldüğü gibi güllük gülistanlık olmayacaktır Aranızda büyük savaşlar çıkacak Her kavgadan sonra birbirinizin kollarına atılacak sonra yine kavga edeceksiniz Bazılarına göre bu tür ilişkiler sadece filmlerde yaşanabilir

ASLAN-BAŞAK

Dost kalsanız iyi olur
Başak'la kolay anlaşamazsınız Onun eleştirici yönleri sizi rahatsız edecektir Ayrıca sizin gibi ihtiraslı değildir Para harcama konusunda cimrilik yapabilir Siz maddeye değer vermediğiniz için onun davranışları farklı gelecektir Bu beraberlik sizi düş kırıklığına uğratacak hatta öfkelendirecektir

ASLAN-TERAZİ

Sizi asla terk etmez
İşte ömür boyu sürecek bir aşk Terazi kendini size sevdirme çabası içinde olacak ama asla ısrarcı davranmayacaktır Aranızda kaliteli ve seviyeli bir beraberlik başlayacak Gerçek mutluluğu birbirinizde bulacaksınız Sesinizi yükseltmediğiniz sürece bu beraberlik tam anlamıyla dört dörtlük olacaktır

ASLAN-AKREP

Çok özel bir ilişki
İki güçlü kişiliğin karşılaşmasını arenaya çıkan iki dövüşçü gibi yorumlayabiliriz Akrep böyle bir ilişkiyi her zaman yaşayamayacağını düşünerek savaşmak yerine paylaşmayı yeğler Gerçekten yaşanmaya değer bir aşktır bu Herkese nasip olmayan bu özel ilişkide her şey olağanüstü gelişecektir

ASLAN-YAY

Sizi sersemletecek
Yay korkusuzca size yaklaşır Size meydan okuyan bir cengaverdir o Nice ilişkilerini bir kalemde gözü kırpmadan silmiştir Böylesine olağanüstü bir kişi ile karşılaşmak sizi sersemletebilir Çekiciliği sizi öylesine etkiler ki o kaçtıkça siz kovalamaya başlarsınız

ASLAN-OÄžLAK

Ayrılık kapıyı çalacak
Oğlak'la bir aşk yaşamak en son yapacağınız iş olmalı Kaliteli bir yaşamı seven Oğlak Aslan'dan etkilense bile beklediği ilgiyi göremeyecektir Oğlak seçkin bir kişiliğe sahiptir fakat yaşama görüşü Aslan'la aralarına bir duvar örecektir En doğrusu yol yakınken bu ilişkiden vazgeçmektir

ASLAN-KOVA

Dört dörtlük çekim
Kova Aslan'ın zıt tipidir Birbirlerini her anlamda çekerler Aslan kendine benzeyen fakat farklı olan bu kişiden çok hoşlanacaktır Birbirlerini büyülemeyi başaran bu çiftin aşkı ömür boyu sürecektir Üstün zekaya sahip Kovalar ilginç ve marjinal tarzlarıyla kendi imajlarını ilişkilerine yansıtacaklardır

ASLAN-BALIK

Günün birinde biter
Romantik ve duygulu Balık'ı başlangıçta beğenebilirsiniz Fakat o sizin kadar güçlü bir kişiliğe sahip değildir En küçük tartışmalarınızda kırılacak üzülecek ve hatta size kin duyacaktır Onun asılsız düşleri de sizi rahatsız edecektir Günün birinde bu ilişki bitecektir Çabalarınız sadece ayrılığı geciktirecektir

Aslan'ın özellikleri
Aslanlar sıcak romantik ve ateşli aşıklardır Birlikte oldukları insanın ayaklarını yerden keserler İyi bir konuşmacı olduğu için de güzel aşk sözleri söylemekte üstlerine yoktur Her ortamda sevgi krallıklarını ilan etmeye hazırdırlar Sevdikleri kişiyi buldukları an ondan ayrılmak istemezler

Bu konuyu yazdır

  İslam’ı anlatımda hassasiyet/Nihat Hatipoğlu
Yazar: MaSaL - 02-18-2011, Saat: 12:08 AM - Forum: İslam - Yorum Yok

İSLAM dininin iki bilgi kaynağı vardır. Bunlardan birincisi Kuran-ı Kerim, ikincisi Peygamberimizin hadisleridir. Kuran-ı Kerim 23 senelik bir periyotta bazen sure halinde bazen ayet ayet Cebrail aracılığıyla Peygamberimize iletilmiştir.

Peygamberimiz okuma-yazma bilmediği ‘ümmi’ olduğu için bu inen ayetleri kâtip olarak seçtiği sahabelerine yazdırmıştır. Bunlara da ‘Vahiy Kâtipleri’ denir. Sayıları 40’a ulaşmıştır.
Hz. Peygamber (s.a.v.) inen ayetlerin tek bir harfine müdahale etme yetkisine sahip değildi. Bu ayetlerin açıklaması ‘beyanı’ anlamındaki sözlere de hadis diyoruz. Hadis diye adlandırılan bu söz ve tavırlar kendi kendine oluşmamış, şüphesiz Cebrail’in öğretisi dahilinde gerçekleşmiştir.
Ayet hadislerin genel kurallarından ‘kıyas’ denilen yöntem geliştirilmiştir. Kıyas özetle hakkında Kuran veya sahih hadislerde hüküm bulunan bir şeye her yönüyle benzeyen diğer şeyleri de tespit etme ve onlara da aynı hükmü tatbik etmektir. Mesela Kuran’da adı geçen ‘şarap’taki ‘sarhoş edicilik’ özelliğinden -illetinden- hareketle sarhoşluk veren her şeyi şarap gibi haram kabul etmek gibi.
Buna bir de bir dönemde bulunan bütün İslam âlimlerinin bir konudaki ittifakı -fiili, sözel ve vicdani birlikteliği- anlamındaki ‘icma’yı ekleriz.
Her dönemde olaylara dini açıdan bakış, bu temel mekanizmayı; akıl, tecrübe, vicdan ve tarih ile çevre faktörünü de göz ardı etmeden işlevlendirme yoluyla gerçekleşmiştir.
Bizler bu bütünün Hz. Peygamber (s.a.v.) dönemindeki bakış açısını kaybetmeden, yani genleriyle oynanmadan ortaya konmasına ‘ehl-i sünnet’ anlayışı deriz. Bu kavram bugün siyasi arenada kullanılan Sünni Şii geleneğiyle direkt ilgisi olan bir kullanım değildir. Ehl-i sünnet kavramı Kuran-ı Kerim ve sahih hadislerin penceresini kapatmadan olayları görebilme ufkunu ifade eder.
Ehl-i sünnetin karşılığı ‘Ehl-i bid’at’tır. Yoldan çıkan fıkhi ve itikadi cereyanlardır.
Mekke’de başlayan İslam vahyi Medine’de son ayetlerini de iletip insanlığa kıyamete kadar yetecek ahlaki erdemlerin ana hatlarını belirlemiştir. İslam vahyinin ikinci merkezinin ‘şehir’ anlamındaki ‘Medine’ -eski ismiyle Yesrib- seçilmesi elbette önemlidir. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.v.) Yesrib ismini sevmemiş ‘Medine’yi tercih etmiştir. Buradan çöl geleneği yerine Medine geleneğinin yerleşmesini temin etmek gayesini gütmüş olabilir. Ama temelinde her kutsal metin medenidir. Medeniyete açıktır, özgürdür, halka yöneliktir. Sadece seçkinlerin değil genelin de ihtiyaçlarını konu alır. Bu nedenle de medeni şehirli olamamak dinlerin değil din mensuplarının bir problemidir.
Dini anlatanların, takip ettikleri çizginin toplumların medenileşmesi ve ilerlemesinde tek belirleyici olduğuna inanmıyorum. İlerlemenin veya geri kalmanın dinamosunu eğitim, hoşgörü, devamlılık, sorumluluk, yasaların tarafsız uygulanması, vatanseverlik, devlet ciddiyeti gibi unsurların meydana getirdiği kanaatindeyim. Medenileşmede en büyük görev toplum bilimcilerinin, teknokratların, bilim ve siyaset adamlarınındır. İlahiyatçıların bu çerçevede en büyük sorumlulukları, dinin temel mekanizmasını bozmadan vatandaşa barış-sevgi-beraberlik ve moral ruhunu aşılamaları, insanı Yüce Allah’la buluşturacak güzel ahlakı öğütlemeleridir. Kuran-ı Kerim’de Hz. Peygamber (s.a.v.) tanımlayan en belirgin mesaj “Şüphesiz sen büyük bir ahlak üzerinesin” ayetidir. Halbuki o çok namaz kılar, çok oruç tutar, çok sadaka verir ve çok ibadet ederdi. Kuran bu özellikleriyle O’nu övmekten çok ahlakıyla onu övüyor.
İlahiyatçılarımızın da saygın ve dik duruşlarıyla, ciddi ama sevecen halleriyle, Kuran ve sünnet çizgisinde yürüyüşleriyle topluma ileriye hamle yapmakta yardımcı olmaları gerekir. Bunu yaparken keyfi fetva vermeleri, vitrine oynamaları, siyasi ikbal peşinde koşmaları affedilemez. Kabul edilemez.
Toplumun da ilahiyatçılardan, canlarının istediği nefislerine hoş gelen, zevahiri kurtaran, tavizkâr, temeli ve kaynağı olmayan, ısmarlama görüşler istememeleri gerekir. Böyle bir potaya giren ilahiyatçı zaten Allah katında da halk katında da inanılırlığını yitirir. İtibarını kaybeder. Sözüyle ve özüyle alay konusu olur.
Peki, bile bile yanlış görüşlerin peşinde koşan bir vatandaşın dinin doğru yorumu dururken böyle yamalı bohçaya dönmüş görüşlere sarılarak kendine bir din çizmesi onu mazur kılar mı? Elbette hayır. Herkes bunu test edebilir aslında. Biz dini uygularken nefsimizin hoşuna gidenin peşinde miyiz? Yoksa, Rahmanın dinini o istediği gibi yaşamak için mi çabalıyoruz. Bunun cevabı çizgimizin de rengini belli eder. Sözün özü şudur; bizler ahrete inanıyorsak -ki elbette inanıyoruz- ahrette Yüce Allah’a “Ben falanca hocamızın dini anlayışı üzerindeydim. O beni bu noktaya getirdi” diyemeyiz. Yüce Allah elbette “Ben dini sadece ilahiyatçılara indirmedim sana da indirdim. Aklını çalıştırsaydın ya” diyecektir. Öyle ya Kuran-ı Kerim ortada, sünnet ortada, müctehidlerin dedikleri ortada ve yeni dönem bazı ilahiyatçıların, bunlara aykırı olarak dedikleri de ortada. Hepsini harmanlayıp doğruyu yanlıştan ayıracak akıl da ortada.
SORALIM ÖÄžRENELİM
- Mehdi ile ilgili hadisler tartışılıyor. Mehdi var mı? Bu işin aslı nedir?
Cemal Kırmızı / Adana
Mehdi; “Hidayette olan ve hidayete erdiren” anlamlarına gelir. Hadis kitaplarında Mehdi’den bahsedilir. Kuran-ı Kerim’de bu konuda bir ayet -açık bir ayet- yoktur. Sahih-i Müslim gibi hadis kitaplarında anılan kıyametin on belirtisi içinde de Mehdi’den bahsedilmemektedir.
Ancak İbni Mace, Ebu Davud (hd. 4282-83-90) gibi hadis kitaplarında Mehdi’den bahsedilmektedir. Buralarda Mehdi’nin Peygamberimizin soyundan geldiği, Hz. Fatıma’nın neslinden olduğu, dünyayı adaletle dolduracağı, adının Muhammed olacağı, babasının adının da Abdullah olacağı bildiriliyor. Mehdi’nin gelişi kıyametten önceki alametlerden biri olarak sunulmuştur. Bu konuda özel kitaplar da yazılmıştır. Ancak tarihin her döneminde “Mehdi doğdu, geldi” gibi aslı esası olmayan sözlerin kullanıldığını görüyoruz. Böyle bir şey gerçekleştirilecekse; bunun zamanını ebcedle, cifr ilmiyle ‘kimse’ bilemez. Sadece yüce Allah bilir. Bir Müslüman’a düşen ise kimseyi beklemeden dinine, vatanına ve insanlığa hizmet etmesidir. İslam, oturup da Mehdi beklenmesini emretmez. Herkesin hizmet anlamında üstüne düşeni yapmasını emreder... Mehdi gelecekse şayet bu iş davet etmekle veya yersiz konuşmalarla olmaz.
- Kaza namazı yoktur diyen bazı ilahiyatçılar var. Sizin görüşünüz nedir?
Seniha Uysal / Ağrı
Hz. Peygamber (s.a.v.) döneminde uyku, baygınlık, unutkanlık gibi durumlardan dolayı farz namazlarını kaçıranlara kaza yapmaları emredilmiştir. İslam fıkıhçıları;‘uyku, unutkanlık, baygınlık’ hallerinde bile namazı kılmayanlara bu namazları kaza etmeleri emredildiğine göre hiçbir gerekçe olmadan farzları ihmal etmiş olanlara öncelikli olarak bunun farz olması gerektiğini belirtmişlerdir. Bizce de namazlar mutlaka kaza edilmelidir. Bazı hadis kitaplarında yer alan “Kıyamette namazı eksik olanların eksikliği nafilelerle tamamlanacak.” Sözü de buna bir delil oluşturur.
- Kurban kesmek yerine parasını dağıtabilir miyim? Melike Doğru / Sinop
Hanefilere göre kurban zengin olanlara vaciptir. Şafiilere göre ise sünnettir. Kişi kurban kesmek yerine parasını dağıtmakla vacip kurban borcunu ödemiş olamaz. Sadaka vermek ayrı bir ibadet, kurban kesmek ayrı bir ibadettir. Ama sadaka vermek de büyük sevaptır.


hürriyet

Bu konuyu yazdır

  Burçların kokuları
Yazar: Hasretiim - 02-18-2011, Saat: 12:07 AM - Forum: Astroloji - Yorum Yok

Koç:
Manolyavirgs.gif lavanta çiçeğivirgs.gif ıtır

Boğa:

Karanfilvirgs.gif mügevirgs.gif elma çiçeği

İkizler:

Gardenyavirgs.gif yaseminvirgs.gif sümbül

Yengeç:

Miskvirgs.gif mügevirgs.gif leylak

Aslan:

Miskvirgs.gif portakal çiçeğivirgs.gif gül

Başak:

Leylakvirgs.gif limonvirgs.gif sardunya

Terazi:

Gardenyavirgs.gif yasemin

Akrep:

Miskvirgs.gif manolya

Yay:

Nergisvirgs.gif menekşevirgs.gif zambak

Oğlak:

Kamelyavirgs.gif çamvirgs.gif fulya

Kova:

Sümbülvirgs.gif yaseminvirgs.gif menekşe

Balık:

Kiraz çiçeğivirgs.gif zambakvirgs.gif limon çiçeği

Bu konuyu yazdır

  Kuran'da şeytana dikkat çeken ayetler.
Yazar: MaSaL - 02-18-2011, Saat: 12:07 AM - Forum: İslam - Yorum Yok

[INDENT] ŞEYTANIN GÖREVİ İNSANLARI SAPTIRMAKTIR

Sana indirilene ve senden önce indirilene gerçekten inandıklarını öne sürenleri görmedin mi? Bunlar, tağut’un önünde muhakeme olmayı istemektedirler; oysa onlar onu reddetmekle emrolunmuşlardır. Şeytan da onları uzak bir sapıklıkla sapıtmak ister. (Nisa Suresi, 60)

Dedi ki: “Madem öyle, beni azdırdığından dolayı onlar(ı insanları saptırmak) için mutlaka senin dosdoğru yolunda (pusu kurup) oturacağım.” “Sonra muhakkak önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Onların çoğunu şükredici bulmayacaksın.” (Allah) Dedi: “Kınanıp alçaltılmış ve kovulmuş olarak ordan çık. Andolsun, onlardan kim seni izlerse, cehennemi sizlerle dolduracağım.” (A’raf Suresi, 16-18)

Onlara kendisine ayetlerimizi verdiğimiz kişinin haberini anlat. O, bundan sıyrılıp-uzaklaşmış, şeytan onu peşine takmıştı. O da sonunda azgınlardan olmuştu. (A’raf Suresi, 175)

O zaman şeytan onlara amellerini çekici göstermiş ve onlara: “Bugün sizi insanlardan bozguna uğratacak kimse yoktur ve ben de sizin yardımcınızım” demişti. Ne zaman ki, iki topluluk birbirini görür oldu (karşılaştı) o, iki topuğu üstünde geri döndü ve: “Şüphesiz ben sizden uzağım. Çünkü ben sizin görmediğinizi görüyorum, ben Allah’tan da korkuyorum” dedi. Allah (ceza ile) sonuçlandırması pek şiddetli olandır. (Enfal Suresi, 48)

“Onu ve kavmini, Allah’ı bırakıp da güneşe secde etmektelerken buldum, şeytan onlara yaptıklarını süslemiştir, böylece onları (doğru) yoldan alıkoymuştur; bundan dolayı onlar hidayet bulmuyorlar.” (Neml Suresi, 24)

(Musa) Halkının haberi olmadığı bir zamanda şehre girdi, orda kavga etmekte olan iki adam buldu; bu kendi taraftarlarından, şu da düşmanlarından. Derken taraftarlarından olan, düşmanlarından olana karşı ondan yardım istedi. Bunun üzerine ona bir yumruk attı ve işini bitiriverdi. (Sonra da “Bu şeytanın işindendir; o, gerçekten açıkca saptırıcı bir düşmandır” dedi. (Kasas Suresi, 15)

İNSANLARI ALDATIR

Onları -ne olursa olsun- şaşırtıp-saptıracağım, en olmadık kuruntulara düşüreceğim ve onlara kesin olarak davarların kulaklarını kesmelerini emredeceğim ve Allah’ın yarattıklarını değiştirmelerini emredeceğim.” Kim Allah’ı bırakıp da şeytanı dost (veli) edinirse, kuşkusuz o, apaçık bir hüsrana uğramıştır. (Şeytan) Onlara vaadler ediyor, onları en olmadık kuruntulara düşürüyor. Oysa şeytan, onlara bir aldanıştan başka bir şey va’detmez. (Nisa Suresi, 119-120)

O zaman şeytan onlara amellerini çekici göstermiş ve onlara: “Bugün sizi insanlardan bozguna uğratacak kimse yoktur ve ben de sizin yardımcınızım” demişti. Ne zaman ki, iki topluluk birbirini görür oldu (karşılaştı) o, iki topuğu üstünde geri döndü ve: “Şüphesiz ben sizden uzağım. Çünkü ben sizin görmediğinizi görüyorum, ben Allah’tan da korkuyorum” dedi. Allah (ceza ile) sonuçlandırması pek şiddetli olandır. (Enfal Suresi, 48)

De ki: “Bize yararı ve zararı olmayan Allah’tan başka şeylere mi tapalım? Allah bizi hidayete erdirdikten sonra, şeytanların ayartarak yerde şaşkınca bıraktıkları, arkadaşlarının da: “Doğru yola, bize gel” diye kendisini çağırdığı kimse gibi topuklarımız üzerinde gerisin geri mi döndürülelim?” De ki: “Hiç şüphesiz Allah’ın yolu, asıl yoldur. Ve biz alemlerin Rabbine (kendimizi) teslim etmekle emrolunduk.” (En’am Suresi, 71)

“Onlardan güç yetirdiklerini sesinle sarsıntıya uğrat, atlıların ve yayalarınla onların üstüne yaygarayı kopar, mallarda ve çocuklarda onlara ortak ol ve onlara çeşitli vaadlerde bulun.” Şeytan, onlara aldatmadan başka bir şey vadetmez. (İsra Suresi, 64)

Şeytanın durumu gibi; çünkü insana “İnkâr et” dedi, inkâr edince de: “Gerçek şu ki, ben senden uzağım. Doğrusu ben, alemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım” dedi. (Haşr Suresi, 16)

Ey Ademoğulları, şeytan, anne ve babanızın çirkin yerlerini kendilerine göstermek için, elbiselerini sıyırtarak, onları cennetten çıkardığı gibi sakın sizi de bir belaya uğratmasın. Çünkü o ve taraftarları, (kendilerini göremeyeceğiniz yerden) sizleri görmektedir. Biz gerçekten şeytanları, inanmayacakların dostları kıldık. (A’raf Suresi, 27)



DÜZENİ İNANANLAR İÇİN ÇOK ZAYIFTIR

İman edenler Allah yolunda savaşırlar; inkar edenler ise tağut yolunda savaşırlar öyleyse şeytanın dostlarıyla savaşın. Hiç şüphesiz, şeytanın hileli-düzeni pek zayıftır. (Nisa Suresi, 76)

İş hükme bağlanıp-bitince, şeytan der ki: “Doğrusu, Allah, size gerçek olan va’di va’detti, ben de size vaadde bulundum, fakat size yalan söyledim. Benim size karşı zorlayıcı bir gücüm yoktu, yalnızca sizi çağırdım, siz de bana icabet ettiniz. Öyleyse beni kınamayın, siz kendinizi kınayın. Ben sizi kurtacak değilim, siz de beni kurtacak değilsiniz. Doğrusu daha önce beni ortak koşmanızı da tanımamıştım. Gerçek şu ki, zalimlere acı bir azab vardır.” (İbrahim Suresi, 22)

Andolsun, İblis, kendileri hakkında zannını doğrulamış oldu, böylelikle iman eden bir grup dışında, ona uymuş oldular. Oysa onun, kendilerine karşı hiç bir zorlayıcı-gücü yoktu; ancak biz ahirete iman edeni, ondan kuşku içinde olandan ayırdetmek için (ona bu imkanı verdik). Senin Rabbin, her şeyin üzerinde gözetici-koruyucudur. (Sebe Suresi, 20-21)



SADECE ONU DOST EDİNENLERİ KANDIRABİLİR

İşte bu şeytan, ancak kendi dostlarını korkutur. Siz onlardan korkmayın, eğer mü’minlerseniz, Ben’den korkun. (Al-i İmran Suresi, 175)



İNKAR EDENLERE İNER

Şeytanların kimlere inmekte olduklarını size haber vereyim mi? Onlar, ‘gerçeği ters yüz eden,’ günaha düşkün olan her yalancıya inerler. Bunlar (şeytanlara) kulak verirler ve çoğu yalan söylemektedirler. (Şuara Suresi, 221-223)



MÜMİNLERİN DIŞINDAKİLER ONA UYARLAR

Andolsun, İblis, kendileri hakkında zannını doğrulamış oldu, böylelikle iman eden bir grup dışında, ona uymuş oldular. (Sebe Suresi, 20)



MÜMİNLER ŞEYTANIN VESVESELERİNDEN ALLAH’A SIÄžINIRLAR

Eğer sana şeytandan yana bir kışkırtma (vesvese veya iğva) gelirse, hemen Allah’a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir. (Allah’tan) Sakınanlara şeytandan bir vesvese eriştiğinde (önce) iyice düşünürler (Allah’ı zikredip-anarlar), sonra hemen bakarsın ki görüp bilmişlerdir. (A’raf Suresi, 200-201)

Şayet sana şeytandan bir kışkırtma gelecek olursa, hemen Allah’a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir. (Fussilet Suresi, 36)

Ve de ki: “Rabbim, şeytanın kışkırtmalarından sana sığınırım.” “Ve onların benim yanımda bulunmalarından da sana sığınırım Rabbim.” (Mü’minun Suresi, 97-98)

Fakat onu doğurduğunda -Allah onun ne doğurduğunu daha iyi bilirken- dedi ki: “Rabbim, doğrusu bir kız (çocuğu) doğurdum. Erkek ise, kız gibi değildir. Ona Meryem adını koydum. Ben onu ve soyunu o taşa tutulmuş (kovulmuş) şeytandan Sana sığındırırım.” (Al-i İmran Suresi, 36)



İNSANLARIN DÜŞMANIDIR

Ey insanlar, yeryüzünde olan şeyleri helal ve temiz olarak yiyin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Gerçekte o, sizin için apaçık bir düşmandır. O, size yalnızca, kötülüğü, çirkin-hayasızlığı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder. (Bakara Suresi, 168-169)

Hayvanlardan yük taşıyan ve (yünlerinden, tüylerinden) döşek yapılanları da (yaratan O’dur). Allah’ın size rızık olarak verdiklerinden yiyin ve şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır. (En’am Suresi, 142)

(Babası) Demişti ki: “Oğlum, rüyanı kardeşlerine anlatma, yoksa sana bir tuzak kurarlar. Çünkü şeytan, insan için apaçık bir düşmandır.” (Yusuf Suresi, 5)

Hani meleklere: “Adem’e secde edin” demiştik; İblis’in dışında (diğerleri) secde etmişlerdi. O cinlerdendi, böylelikle Rabbinin emrinden dışarı çıkmıştı. Bu durumda Beni bırakıp onu ve onun soyunu veliler mi edineceksiniz? Oysa onlar sizin düşmanlarınızdır. (Bu,) Zalimler için ne kadar kötü bir (tercih) değiştirmedir. (Kehf Suresi, 50)

“Ey adem oğulları, ben size and vermedim mi ki: Şeytana kulluk etmeyin, çünkü, o, sizin için apaçık bir düşmandır;” (Yasin Suresi, 60)



İNSANLARA KURUNTU VE VESVESE VERİR

Şeytan, kendilerinden ‘örtülüp gizlenen çirkin yerlerini’ açığa çıkarmak için onlara vesvese verdi ve dedi ki: “Rabbinizin size bu ağacı yasaklaması, yalnızca, sizin iki melek olmamanız veya ebedi yaşayanlardan kılınmamanız içindir.” (A’raf Suresi, 20)

Şayet sana şeytandan bir kışkırtma gelecek olursa, hemen Allah’a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir. (Fussilet Suresi, 36)

Onları -ne olursa olsun- şaşırtıp-saptıracağım, en olmadık kuruntulara düşüreceğim ve onlara kesin olarak davarların kulaklarını kesmelerini emredeceğim ve Allah’ın yarattıklarını değiştirmelerini emredeceğim.” Kim Allah’ı bırakıp da şeytanı dost (veli) edinirse, kuşkusuz o, apaçık bir hüsrana uğramıştır. (Şeytan) Onlara vaadler ediyor, onları en olmadık kuruntulara düşürüyor. Oysa şeytan, onlara bir aldanıştan başka bir şey va’detmez. (Nisa Suresi, 119-120)

Sonunda şeytan ona vesvese verdi; dedi ki: “Sana sonsuzluk ağacını ve yok olmayacak bir mülkü haber vereyim mi?” (Taha Suresi, 120)


İSRAFI TEŞVİK EDER

Çünkü saçıp-savuranlar, şeytanın kardeşleri olmuşlardır; şeytan ise Rabbine karşı nankördür. (İsra Suresi, 27)



İNSANLARI FAKİRLİKLE KORKUTUP ÇİRKİN HAYASIZLIÄžA VE CİMRİLİÄžE İTER

Şeytan, sizi fakirlikle korkutuyor ve size çirkin -hayasızlığı emrediyor. Allah ise, size kendisinden bağışlama ve bol ihsan (fazl) vadediyor. Allah (rahmetiyle) geniş olandır, bilendir. (Bakara Suresi, 268)



İNSANLARA KÖTÜLÜÄžÜ EMREDER

Onları -ne olursa olsun- şaşırtıp-saptıracağım, en olmadık kuruntulara düşüreceğim ve onlara kesin olarak davarların kulaklarını kesmelerini emredeceğim ve Allah’ın yarattıklarını değiştirmelerini emredeceğim.” Kim Allah’ı bırakıp da şeytanı dost (veli) edinirse, kuşkusuz o, apaçık bir hüsrana uğramıştır. (Nisa Suresi, 119)

Ve onlar, Süleyman’ın mülkü (nübüvveti) hakkında şeytanların anlattıklarına uydular. Süleyman inkâr etmedi; ancak şeytanlar inkâr etti. Onlar, insanlara sihri ve Babil’deki iki meleğe Harut’a ve Marut’a indirileni öğretiyorlardı. Oysa o ikisi: “Biz, yalnızca bir fitneyiz, sakın inkâr etme” demedikçe hiç kimseye (bir şey) öğretmezlerdi. Fakat onlardan erkekle karısının arasını açan şeyi öğreniyorlardı. Oysa onunla Allah’ın izni olmadıkça hiç kimseye zarar veremezlerdi. Buna rağmen kendilerine zarar verecek ve yarar sağlamayacak şeyi öğreniyorlardı. Andolsun onlar, bunu satın alanın, ahiretten hiç bir payı olmadığını bildiler; kendi nefislerini karşılığında sattıkları şey ne kötü; bir bilselerdi. (Bakara Suresi, 102)

Ey iman edenler, içki, kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak şeytanın işlerinden olan pisliklerdir. Öyleyse bun(lar)dan kaçının; umulur ki kurtuluşa erersiniz. (Maide Suresi, 90)

Ey iman edenler, şeytanın adımlarına uymayın. Kim şeytanın adımlarına uyarsa, (bilsin ki) gerçekten o (şeytan) çirkin utanmazlıkları ve kötülüğü emreder. Eğer Allah’ın üzerinizde fazlı ve rahmeti olmasaydı, sizden hiç biri ebedi olarak temize çıkamazdı. Ancak Allah, dilediğini temize çıkarır. Allah, işitendir, bilendir. (Nur Suresi, 21)



İNSANLARI HAİNLİÄžE İTER

Şüphesiz ‘gizli toplantıların fısıldaşmaları’ (kulis), iman edenleri üzüntüye düşürmek için ancak şeytan (ürünü olan işler)dandır. Oysa Allah’ın izni olmaksızın o, onlara hiç bir şeyle zarar verecek değildir. Şu halde mü’minler, yalnızca Allah’a tevekkül etsinler. (Mücadele Suresi, 10)



İYİLİKTEN VE HAYIRDAN YANA HİÇ BİR YÖNÜ YOKTUR

Onlar, O’nu bırakıp da (bir takım) dişilere taparlar. Onlar o her türlü hayırla ilişkisi kesilmiş şeytandan başkasına tapmazlar. (Nisa Suresi, 117)



İNSANLAR ÜZERİNE BİR PİSLİKTİR

Hani kendisinden bir güvenlik olarak sizi bir uyuklama bürüyordu. Sizi kendisiyle tertemiz kılmak, sizden şeytanın pisliklerini gidermek, kalblerinizin üstünde (güven ve kararlılık duygusunu) pekiştirmek ve bununla ayaklarınızı (arz üzerinde) sağlamlaştırmak için size gökten su indiriyordu. (Enfal Suresi, 11)



İNSANLARA KÖTÜLÜKLERİ ÇEKİCİ GÖSTERMEYE ÇALIŞIR

Onlara, zorlu azabımız geldiği zaman yalvarmaları gerekmez miydi? Ama onların kalpleri katılaştı ve şeytan onlara yapmakta olduklarını çekici (süslü) gösterdi. (En’am Suresi, 43)

Ad’ı ve Semud’u da (yıkıma uğrattık). Gerçek şu ki, kendi oturdukları yerlerden size (durumları) belli olmaktadır. Kendi yaptıklarını şeytan süsleyip-çekici kıldı, böylece onları yoldan alıkoydu. Oysa onlar görebilen kimselerdi. (Ankebut Suresi, 38)

O zaman şeytan onlara amellerini çekici göstermiş ve onlara: “Bugün sizi insanlardan bozguna uğratacak kimse yoktur ve ben de sizin yardımcınızım” demişti. Ne zaman ki, iki topluluk birbirini görür oldu (karşılaştı) o, iki topuğu üstünde geri döndü ve: “Şüphesiz ben sizden uzağım. Çünkü ben sizin görmediğinizi görüyorum, ben Allah’tan da korkuyorum” dedi. Allah (ceza ile) sonuçlandırması pek şiddetli olandır. (Enfal Suresi, 48)

“Onu ve kavmini, Allah’ı bırakıp da güneşe secde etmektelerken buldum, şeytan onlara yaptıklarını süslemiştir, böylece onları (doğru) yoldan alıkoymuştur; bundan dolayı onlar hidayet bulmuyorlar.” (Neml Suresi, 24)



UNUTTURMA ÖZELLİÄžİ VARDIR

Ayetlerimiz konusunda ‘alaylı tartışmalara dalanlar:’ -onlar bir başka söze geçinceye kadar- onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturacak olursa, bu durumda hatırlamadan sonra, artık zulmeden toplulukla beraber oturma. (En’am Suresi, 68)

(Genç-yardımcısı) Dedi ki: “Gördün mü, kayaya sığındığımızda, ben balığı unuttum. Onu hatırlamamı Şeytan’dan başkası bana unutturmadı; o da şaşılacak tarzda denizde kendi yolunu tuttu.” (Kehf Suresi, 63)

İkisinden kurtulacağını sandığı kişiye dedi ki: “Efendinin katında beni hatırla.” Fakat şeytan, efendisine hatırlatmayı ona unutturdu, böylece daha nice yıllar (Yusuf) zindanda kaldı. (Yusuf Suresi, 42)



İNSANLARI UZUN VE AMAÇSIZ İŞLERLE OYALAR

Şüphesiz, kendilerine hidayet açıkça belli olduktan sonra, gerisin geri (küfre) dönenleri, şeytan kışkırtmış ve uzun emellere kaptırmıştır. (Muhammed Suresi, 25)




İNSANLARI ALLAH’A İBADET ETMEKTEN VE ALLAH’I ANMAKTAN ALIKOYMAYA ÇALIŞIR

Gerçekten şeytan, içki ve kumarla aranıza düşmanlık ve kin düşürmek, sizi, Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçtiniz değil mi? (Maide Suresi, 91)

Şeytan onları sarıp-kuşatmıştır; böylelikle onlara Allah’ın zikrini unutturmuştur. İşte onlar, şeytanın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz şeytanın fırkası, hüsrana uğrayanların ta kendileridir. (Mücadele Suresi, 19)

“Çünkü o, gerçekten bana geldikten sonra beni zikirden (Kur’an’dan) saptırmış oldu. Şeytan da insanı ‘yapayalnız ve yardımsız” bırakandır.” (Furkan Suresi, 29)




İNSANLARIN ARASINA KİN VE DÜŞMANLIK SOKMAK İSTER

Gerçekten şeytan, içki ve kumarla aranıza düşmanlık ve kin düşürmek, sizi, Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçtiniz değil mi? (Maide Suresi, 91)

Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır. (İsra Suresi, 53)

Babasını ve annesini tahta çıkarıp oturttu; onun için secdeye kapandılar. Dedi ki: “Ey Babam, bu, daha önceki rüyamın yorumudur. Doğrusu Rabbim onu gerçek kıldı. Bana iyilik etti, çünkü beni zindandan çıkardı. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını açtıktan sonra, (O,) çölden sizi getirdi. Şüphesiz benim Rabbim, dilediğini pek ince düzenleyip tedbir edendi. Gerçekten bilen, hüküm ve hikmet sahibi O’dur.” (Yusuf Suresi, 100)



ALLAH’A KARŞI İTAATSİZ VE SAYGISIZDIR

Ve meleklere: “Adem’e secde edin” dedik. İblis hariç (hepsi) secde ettiler. O ise, diretti ve kibirlendi, (böylece) kafirlerden oldu. (Bakara Suresi, 34)

Andolsun, biz sizi yarattık, sonra size suret (biçim-şekil) verdik, sonra meleklere: “Adem’e secde edin” dedik. Onlar da İblis’in dışında secde ettiler; o, secde edenlerden olmadı. (A’raf Suresi, 11)

Ancak İblis, secde edenlerle birlikte olmaktan kaçınıp-dayattı. (Hicr Suresi, 31)

Hani, meleklere: “Adem’e secde edin” demiştik. İblis’in dışında (hepsi) secde etmişlerdi. Demişti ki: “Bir çamur olarak yarattığın kimseye ben secde eder miyim?” (İsra Suresi, 61)

Hani biz meleklere: “Adem’e secde edin” demiştik, İblis’in dışında (diğerleri) secde etmişlerdi, o, ayak diremişti. (Taha Suresi, 116)

“Babacığım, şeytana kulluk etme, kuşkusuz şeytan, Rahman (olan Allah)a başkaldırandır.” (Meryem Suresi, 44)

Ve itaatten çıkmış her azgın şeytandan koruduk; (Saffat Suresi, 7)


ALLAH’A KARŞI NANKÖRDÜR

Çünkü saçıp-savuranlar, şeytanın kardeşleri olmuşlardır; şeytan ise Rabbine karşı nankördür. (İsra Suresi, 27)


YALAN SÖYLER

İş hükme bağlanıp-bitince, şeytan der ki: “Doğrusu, Allah, size gerçek olan va’di va’detti, ben de size vaadde bulundum, fakat size yalan söyledim. Benim size karşı zorlayıcı bir gücüm yoktu, yalnızca sizi çağırdım, siz de bana icabet ettiniz. Öyleyse beni kınamayın, siz kendinizi kınayın. Ben sizi kurtacak değilim, siz de beni kurtacak değilsiniz. Doğrusu daha önce beni ortak koşmanızı da tanımamıştım. Gerçek şu ki, zalimlere acı bir azab vardır.” (İbrahim Suresi, 22)

Böylece her peygambere, insan ve cin şeytanlarından bir düşman kıldık. Onlardan bazısı bazısını aldatmak için yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi bunu yapmazlardı. Öyleyse onları yalan olarak düzmekte olduklarıyla başbaşa bırak. (En’am Suresi, 112)



ALLAH KATINDA KOVULMUŞTUR

Fakat onu doğurduğunda -Allah onun ne doğurduğunu daha iyi bilirken- dedi ki: “Rabbim, doğrusu bir kız (çocuğu) doğurdum. Erkek ise, kız gibi değildir. Ona Meryem adını koydum. Ben onu ve soyunu o taşa tutulmuş (kovulmuş) şeytandan Sana sığındırırım.” (Al-i İmran Suresi, 36)

O (Kur’an) da kovulmuş şeytanın sözü değildir. (Tekvir Suresi, 25)

Ve onu her kovulan şeytandan koruduk. (Hicr Suresi
[/INDENT]

Bu konuyu yazdır

  Tarih: 05-08-2026, 08:08 AM