| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.
|
| Kimler Çevrimiçi |
Toplam: 244 kullanıcı aktif » 0 Kayıtlı » 240 Ziyaretçi Applebot, Baidu, Bing, GoogleBot
|
| Son Aktiviteler |
Bir Demet Söz
Forum: Güzel Sözler
Son Yorum: SunSet
, Saat: 11:22 AM
» Yorumlar: 70
» Okunma: 10,424
|
Kur’an’da Allah Zekâtı, M...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
05-03-2026, Saat: 11:57 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 33
|
İslam’ı Yaşarken İzlediği...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-30-2026, Saat: 01:06 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 31
|
Allah’ın Bizlere Güvendiğ...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-25-2026, Saat: 11:04 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 58
|
Allah’ın Dini İslam’ı Yaş...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-24-2026, Saat: 12:01 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 54
|
Saff Suresi 6. Ayet Üzeri...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-18-2026, Saat: 12:14 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 54
|
Namaz Dinin Direği Midir?
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-13-2026, Saat: 10:12 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 72
|
Atatürk'ün Çocukluk Anıla...
Forum: Hayatı ve Anıları
Son Yorum: Serdar102
03-28-2026, Saat: 09:08 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 114
|
Mavi'ye..
Forum: Aşk Hikayeleri
Son Yorum: SunSet
03-11-2026, Saat: 08:23 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 200
|
Keloğlan Çataltepe Tekfur...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:45 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 375
|
|
|
| Nasr suresi |
|
Yazar: MaSaL - 02-18-2011, Saat: 12:56 AM - Forum: İslam
- Yorum Yok
|
 |
* Bismil -lâ-hir- Rahmân-ir'Rahıym
* İzâa câaaae nasrullaahi vel fethu
* Ve raeytennâase yedhu-lüüne fii diynillahi efvâacâa
* Fesebbih bihamdi rabbike vesteğfirhü innehüü kâane tevvaâbâa
Anlamı:
Allâh'ın (vaad eylediği) yardımı geldiği ve zafer kazanıldığı (Mekke'nin fethi ile İslâm'a fütûhat kapılarının açıldığı); ve insanların fevç fevç, küme küme Allâh'ın dînine girdiklerini gördüğün zaman artık Rabbını överek şanını yücelt ve Allâh'tan mağfiret iste. Çünkü O, tövbe ile kendisine dönenleri kabul eder.
|
|
|
| Nasr suresi |
|
Yazar: MaSaL - 02-18-2011, Saat: 12:53 AM - Forum: İslam
- Yorum Yok
|
 |
[INDENT] * Bismil -lâ-hir- Rahmân-ir'Rahıym
* İzâa câaaae nasrullaahi vel fethu
* Ve raeytennâase yedhu-lüüne fii diynillahi efvâacâa
* Fesebbih bihamdi rabbike vesteğfirhü innehüü kâane tevvaâbâa
Anlamı:
Allâh'ın (vaad eylediği) yardımı geldiği ve zafer kazanıldığı (Mekke'nin fethi ile İslâm'a fütûhat kapılarının açıldığı); ve insanların fevç fevç, küme küme Allâh'ın dînine girdiklerini gördüğün zaman artık Rabbını överek şanını yücelt ve Allâh'tan mağfiret iste. Çünkü O, tövbe ile kendisine dönenleri kabul eder. [/INDENT]
|
|
|
| Tebbet suresi |
|
Yazar: MaSaL - 02-18-2011, Saat: 12:53 AM - Forum: İslam
- Yorum Yok
|
 |
* Bismil -lâ-hir- Rahmân-ir'Rahıym
* Tebbet yedâaa ebiylehebivve tebbe
* Mâa ağnâa anhü mâalü-hüü ve mâa keseb
* Se yaslâa nâaran zâate leheb
* Vemraetühüü hammâatel hatab
* Fii ciydihâa hablüm mim mesed
Anlamı:
Ebû Leheb'in iki eli kurudu, kendisi de (helâk oldu!). Ne malı fayda verdi ona, ne de kazandığı. O, (dünyada benzeri görülmemiş) bir alevli ateşe yaslanacak. Gerdanında hurma liflerinden bükülmüş bir iple odun taşıyan karısı da
|
|
|
| Cum'a Suresi |
|
Yazar: MaSaL - 02-18-2011, Saat: 12:51 AM - Forum: İslam
- Yorum Yok
|
 |
[INDENT] TÜRKÇE OKUNUŞU
1.Yesebbihu lillahi ma fiyssemavati ve ma fiyl'ardıl elmelikilkuddusil-'aziyzilhakiymi
2.Huvelleziy be'ase fiyl'ummiyyiyne resulen minhum yetlu 'aleyhim ayatihi ve yuzekkiyhim ve yu'allimuhumulkitabe velhıkmete ve inkanu min kablu lefiy dalalin mubiynin
3.Ve ahariyne minhum lemma yelhaku bihim ve huvel'aziyzulhakiymu
4.Zalike fadlullahi yu'tiyhi men yeşa'u vallahu zulfadlil'azıymi
5.Meselulleziyne hummiluttevrate summe lem yahmiluha kemeselilhımari yahmilu esfaren bi'se meselulkavmilleziyne kezzebu biayatillahi vallahu la yehdiylkavmezzalimiyne
6.Kul ya eyyuhelleziyne hadu in ze'amtum ennekum evliyau lillahi min duninnasi fetemennevulmevte in kuntum sadikıyne
7.Ve la yetemennevnehu ebeden bima kaddemet eydiyhim vallahu 'aliymun bizzalimiyne
8.Kul innelmevtelleziy tefirrune minhu feinnehu mulakıykum summe tureddune ila 'alimilğaybi veşşehadeti feyunebiiukum bima kuntum ta'melune
9.Ya eyyuhelleziyne amenu iza nudiye lissalati min yevmilcumu'ati fes'av ila zikrillahi ve zerulbey'a zalikum hayrun lekum in kuntum ta'lemune
10.Feiza kudıyetissalatu fenteşiru fiyl'ardı vebteğu min fadlillahi vezkurullahe kesiyren le'allekum tuflihune
11.Ve iza reev ticareten ev lehveninfaddu ileyha ve terekuke kaimen kul ma 'ındallahi hayrun millehvi ve minetticareti vallahu hayrurrazikıyne
TÜRKÇE MEALİ
62-El-CUM'A
Adını, 9 âyetinde geçen "cum'a" kelimesinden alırMedine'de inmiştir; 11 (onbir) âyettir Münafıkların davranışlarından söz ettiği için bu adı almıştır
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla
1 Göklerde ve yerde olanların hepsi, mülkün sahibi, eksiklikten münezzeh, azîz ve hakîm olan Allah'ı tesbih eder
2 Çünkü ümmîlere içlerinden, kendilerine âyetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara Kitab'ı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderen O'dur Kuşkusuz onlar önceden apaçık bir sapıklık içindeydiler
3 (Peygamberi) müminlerden henüz kendilerine katılmamış bulunan diğer insanlara da göndermiştir O, azîzdir, hakîmdir
4 Bu, Allah'ın lütfudur Onu dilediğine verir Allah büyük lütuf sahibidir
5 Tevrat'la yükümlü tutulup da onunla amel etmeyenlerin durumu, ciltlerce kitap taşıyan merkebin durumu gibidir Allah'ın âyetlerini yalanlamış olan kavmin durumu ne kötüdür! Allah, zalimler topluluğunu doğru yola iletmez
6 De ki: Ey yahudiler! Bütün insanlar değil de, yalnız, kendinizin Allah'ın dostları olduğunuzu iddia ediyorsanız, bunda da samimi iseniz, haydi ölümü temenni edin (bakalım)!
7 Ama onlar, önceden yaptıklarından dolayı ölümü asla temenni etmezler Allah, zalimleri çok iyi bilir
8 De ki: Sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, muhakkak sizi bulacaktır Sonra da görüleni ve görülmeyeni bilen Allah'a döndürüleceksiniz de O size bütün yaptıklarınızı haber verecektir
9 Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağırıldığı (ezan okunduğu) zaman, hemen Allah'ı anmaya koşun ve alış verişi bırakın Eğer bilmiş olsanız, elbette bu, sizin için daha hayırlıdır
10 Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah'ın lütfundan isteyin Allah'ı çok zikredin; umulur ki kurtuluşa erersiniz
11 Onlar bir ticaret ve eğlence gördükleri zaman hemen dağılıp ona giderler ve seni ayakta bırakırlar De ki: Allah'ın yanında bulunan, eğlenceden ve ticaretten daha yararlıdır Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır [/INDENT]
|
|
|
| Ta-ha Suresi Türkçe Meali |
|
Yazar: MaSaL - 02-18-2011, Saat: 12:50 AM - Forum: İslam
- Yorum Yok
|
 |
KURAN'I KERİM TÜRKÇE MEALİ
(ELMALILI MUHAMMED HAMDİ YAZIR)
20-TAHA:
1 - Tâ, Hâ,
2 - Ey Muhammed! Kur'ân'ı sana sıkıntıya düşesin diye indirmedik.
3 - Ancak Allah'tan korkan kimse için bir öğüt olarak (indirdik.)
4 - Yeri ve yüce gökleri yaratanın katından yavaş yavaş bir indirilişle (onu) indirdik.
5 - O Rahmân (kudret ve hakimiyyetiyle) Arş'a hakim oldu.
6 - Bütün göklerde olanlar, bütün yerdekiler, bu ikisinin arasında ve toprağın altıda bulunanlar O'nundur.
7 - Sen (Allah'a ettiğin dua ve zikirle) sesini yükseltirsen (bilki Allah bundan mustağnîdir.). Çünkü O şüphesiz gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilir.
8 - Allah O'dur ki, kendisinden başka hiçbir ilâh yoktur. En güzel isimler O'nundur.
9 - (Habîbim!) Musa'nın (başından geçen hayat) hikayesi sana geldi mi?
10 - Hani o bir ateş görmüştü de, ailesine: "Yerinizde durun, benim gözüme bir ateş ilişti, belki size bir kor getiririm, yahut ateşin yanında bir yol gösterici bulurum" demişti.
11 - Ateşe vardığı zaman şöyle çağrıldı: "Ey Musa!
12 - "Ben şüphesiz senin Rabbinim. Hemen ayakkabılarını çıkar, çünkü sen kutsal bir vadi olan Tuvâ'dasın."
13 - "Ben seni seçtim, şimdi (sana) vahyolunacak şeyleri dinle."
14 - Şüphesiz ben Allah'ım, benden başka hiçbir ilâh yoktur. Onun için bana kulluk et ve beni anmak için namaz kıl.
15 - Çünkü kıyamet muhakkak gelecektir. Onun vaktini gizli tutuyorum ki, herkes yaptığının karşılığını görsün.
16 - Sakın kıyamete inanmayıp, kendi heva ve hevesine uyan kimse seni, ona iman etmekten alıkoymasın; sonra helak olursun.
17 - Ey Musa! Sağ elindeki nedir?
18 - Musa dedi: "O benim asâm (değneğim) dır, ona dayanırım, onunla davarlarıma yaprak silkerim ve onda başka hacetlerim (faydalanacağım şeyler) de var"
19 - Allah: "Ey Musa! onu (yere) bırak"dedi.
20 - Musa da onu bıraktı, bir de ne görsün! o bir yılan olmuş koşuyor.
21 - Allah buyurdu ki: "Tut onu, korkma; biz onu yine eski durumuna çevireceğiz"
22 - "Bir de diğer bir mucize olmak üzere elini koynuna koy ki, kusursuz olarak bembeyaz çıksın."
23 - "Bunları sana en büyük mucizelerimizden (bir kısmını) gösterelim diye yaptık."
24 - "Firavun'a git, çünkü o hakikaten azdı."
25 - Musa dedi ki: "Ey Rabbim! Benim göğsüme genişlik ver,
26 - İşimi kolaylaştır,
27 - Dilimden düğümü çöz
28 - Ki, sözümü iyi anlasınlar.
29 - Bir de bana ailemden bir vezir ver.
30 - Kardeşim Harun'u (ver).
31 - Onunla arkamı kuvvetlendir.
32 - (Elçilik) işimde onu bana ortak et.
33 - Ki seni çok tesbih edelim.
34 - Seni çok analım.
35 - Şüphe yok ki sen bizi görüp duruyorsun."
36 - Allah buyurdu: "Ey Musa! Dilediğin (şeyler) sana verildi."
37 - "And olsun biz, sana diğer bir defa daha ihsan etmiştik"
38 - Hani bir vakit ilham edilmesi gereken (ancak ilham ile bilinebilen) şu ilhamı annene verdik:
39 - "Onu (Musa'yı) tabut içine koy da denize bırak. Deniz de onu sahile atsın. Onu hem bana düşman, hem ona düşman olan biri alsın." Bir de benim gözetimim altında yetiştirilmen için, üzerine katımdan bir sevgi bırakmıştım. (Ey Musa!)
40 - Hani kız kardeşin (Firavun'un sarayına) giderek: "Ona bakacak birini size buluvereyim mi? diyordu. Böylece seni tekrar annene verdik ki, gözü aydın olsun da kederlenmesin. Hem sen, bir adam öldürdün de seni gamdan kurtardık. Seni çeşitli musibetlerle imtihan ettik. Bu sebeple yıllarca Medyen halkı içinde kaldın. Sonra ey Musa! Belli bir çağa (peygamberlik görevini yüklenecek bir yaşa) geldin.
41 - Ben, seni kendime (peygamber) seçtim.
42 - Sen kardeşinle birlikte mucizelerimle git. İkiniz de beni anmakta gevşeklik etmeyin.
43 - Firavun'a gidin, çünkü o gerçekten azdı.
44 - Varın da ona yumuşak söz söyleyin; olur ki, öğüt dinler, yahut korkar.
45 - (Musa ile Harun) "Rabbimiz! Onun bize kötülük yapmasından veya azgınlığını artırmasından korkarız" dediler.
46 - Allah buyurdu ki: "Korkmayın, zira ben sizinle beraberim, işitir ve görürüm."
47 - Hemen gidin de Firavun'a deyin ki: "Biz Rabbinin (sana gönderilen) elçileriyiz. Artık İsrailoğulları'nı bizimle gönder, onlara azab etme; biz sana Rabbinden bir mucize ile geldik. Selam doğru yolda gidenleredir."
48 - "Bize kesin olarak vahyolundu ki, azab şüphesiz (gerçeği) inkâr edip ona sırt çevirenleredir."
49 - Firavun: "Ey Musa! Sizin Rabbiniz kimdir?" dedi.
50 - Musa: "Bizim Rabbimiz her şeye şeklini veren, sonra da yolunu gösterendir." dedi.
51 - Firavun : "Öyleyse geçmiş asırlar (daki insanlar)ın durumu nedir?" dedi.
52 - Musa dedi ki: "Onların bilgisi Rabbimin katında bir kitapta (yazılı)dır. Rabbim yanlış yapmaz ve unutmaz."
53 - "Yeryüzünü sizin için bir döşek yapan, oradan sizin için yollar açan ve gökten bir su indiren O'dur." İşte biz o su ile türlü türlü bitkilerden çiftler çıkardık.
54 - Hem siz yiyin, hem de hayvanlarınızı otlatın. Akıl sahibleri için bunda nice ibretler vardır!
55 - Sizi yerden (topraktan) yarattık, yine (ölümünüzden sonra) ona döndüreceğiz. Hem de ondan sizi bir kere daha çıkaracağız.
56 - And olsun ki, biz, Firavun'a mucizelerimizin hepsini gösterdik. Böyle iken o yine onları yalan sayıp kabulden çekindi.
57 - (Firavun Musa'ya şöyle) dedi: "Ey Musa! Sen sihrinle bizi yerimizden çıkarmak için mi geldin bize?"
58 - "O halde biz de senin sihrin gibi bir sihirle sana geleceğiz (karşına çıkacağız); şimdi bizimle senin aranda bir vakit ve bir buluşma yeri tayin et ki; ne senin, ne bizim caymayacağımız uygun bir yer olsun."
59 - Musa: "Sizinle buluşma zamanı, süs (bayramı) günü ve insanların toplanacağı kuşluk vaktidir." dedi.
60 - Bunun üzerine Firavun döndü gitti ve bütün hile vasıtalarını topladıktan sonra geldi.
61 - Musa onlara dedi ki: "Yazıklar olsun size! Allah'a yalan uydur mayın. Sonra bir azab ile kökünüzü keser. Gerçekten (Allah'a) iftira eden hüsrana uğramıştır."
62 - Sihirbazlar aralarında işlerini tartıştılar ve konuşmalarını gizli tuttular
63 - (Sihirbazlar daha sonra Musa ve Harun'u göstererek şöyle) dediler: "Bu ikisi muhakkak sihirbazdır; büyüleriyle sizi yurdunuzdan çıkarmak ve de örnek dininizi yok etmek istiyorlar."
64 - "Onun için bütün tuzaklarınızı bir araya getirin, sonra hep bir sıra halinde gelin. Bugün üstün gelen muhakkak zafer kazanmıştır."
65 - Sihirbazlar: "Ey Musa! Ya sen at, yahud ilk atan biz olalım" dediler.
66 - Musa dedi ki: "Hayır, siz atın." Bir de ne görsün! Onların ipleri ve değnekleri, yaptıkları sihirden ötürü kendisine sanki yürüyorlarmış gibi geldi.
67 - Bu yüzden Musa içinde bir korku hissetti.
68 - Biz dedik ki: "Korkma, çünkü sen muhakkak üstünsün (galib geleceksin) "
69 - "Sağ elindekini atıver, o, onların yaptıklarını yutar. Çünkü onların yaptıkları ancak bir büyücü tuzağıdır. Büyücü ise, her nerede olursa olsun başarıya ulaşamaz."
70 - Sonunda bütün sihirbazlar secdeye kapandılar, "Musa ile Harun'un Rabbine iman ettik" dediler.
71 - Firavun: "Ben size izin vermeden mi ona iman ettiniz? O, muhakkak size sihir öğreten büyüğünüzdür. And olsun ki, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve muhakkak sizi hurma dallarına asacağım. Böylece hangimizin azabının daha şiddetli ve devamlı olduğunu bileceksiniz" dedi.
72 - (İman eden sihirbazlar şöyle) dediler: "Bize gelen bu açık mucizeler ve bizi yaratana karşı, asla seni tercih edemeyiz. Ne hüküm vereceksen ver. Sen, ancak bu dünya hayatına hükmedebilirsin."
73 - "Doğrusu biz hem günahlarımıza, hem bizi zorladığın sihre karşı, bizi bağışlasın diye, Rabbimize iman ettik. Allah (sevabça senden) daha hayırlı ve (azab verme bakımından da) daha devamlıdır."
74 - Her kim Rabbine suçlu olarak varırsa, şüphesiz ki ona cehennem vardır. Orada ne ölür, ne de dirilir.
75 - Kim de ona bir mümin olarak salih ameller işlemiş olduğu halde varırsa, işte onlara en yüksek dereceler vardır.
76 - Adn cennetleri vardır ki, altlarından ırmaklar akar, onlar, orada ebedî olarak kalacaklardır. Ve işte bu, (küfür ve isyandan) arınanların mükafatıdır. Meâl-i Şerifi
77 - Gerçekten Musa'ya şöyle vahyettik: "Kullarımla geceleyin yürü (Mısır'dan çık) de (asânı vurarak) onlara denizde kuru bir yol aç; (artık firavun tarafından) yetişilmekten korkmazsın ve (boğulmaktan) endişe de etmezsin."
78 - Firavun ordularıyla hemen onları takip etti, denizden kendilerini sarıveren (korkunç boğulma) sarıverdi
79 - Böylece Firavun kavmini yanlış yola sürükledi ve doğru yola götürmedi.
80 - Ey İsrailoğulları! Sizleri düşmanınızdan kurtardık ve Tûr dağının sağ yanında size söz verdik, üzerinize de kudret helvası ve bıldırcın indirdik.
81 - Size verdiğimiz rızıkların en temizlerinden yiyin ve bunda taşkınlık etmeyin, sonra üzerinize gazabım iner. Kimin üzerine de gazabım inerse, muhakkak o mahvolur.
82 - Bununla beraber, şüphe yok ki ben, tevbe eden, iman edip salih amel işleyen, sonra da hak yolda sebat gösteren kimse için çok bağışlayıcıyım.
83 - "Ey Musa! Seni kavminden (ayırıp) daha çabuk (gelmeye) sevkeden nedir?" (dedik.)
84 - Musa: "Onlar benim izimdeler (arkamdan beni takip edip geliyorlar). Ben sana acele ettim (geldim) ki, hoşnud olasın" dedi.
85 - Allah: "Doğrusu biz senden sonra kavmini imtihan ettik. Sâmirî onları saptırdı" dedi.
86 - Hemen Musa öfkeli ve üzgün olarak kavmine döndü (onlara şöyle) dedi: "Ey kavmim! Rabbiniz size güzel bir vaad ile söz vermedi mi? Size bu süre mi çok uzun geldi, yoksa Rabbinizden size bir gazab inmesini arzu ettiniz de mi, bana olan vaadinizden caydınız?"
87 - Onlar dediler ki: "Biz sana verdiğimiz sözden, kendiliğimizden caymadık. Fakat biz o (Kıbtî) kavminin süs eşyasından bir takım ağırlıklar yüklenmiştik. Onları (ateşe) attık. Sâmirî de (kendi mücevheratını) böylece atmıştı."
88 - Nihayet Sâmirî onlara böğüren bir buzağı heykeli ortaya çıkardı. Bunun üzerine Sâmirî ve adamları: "İşte sizin de, Musa'nın da ilâhı budur, ama o unuttu" dediler.
89 - Onlar görmüyorlar mıydı ki, o buzağı, kendilerine hiçbir sözle karşılık veremiyor; onlara ne bir zarar, ne de bir yarar vermeye sahip bulunamıyordu.
90 - And olsun ki Harun daha önce onlara: "Ey kavmim! Siz bununla (buzağı ile) imtihana çekildiniz. Sizin gerçek Rabbiniz Rahmân'dır. Gelin bana uyun ve emrime itaat edin" demişti.
91 - Onlar (cevap olarak şöyle) demişlerdi: "Musa bize dönüp gelinceye kadar, biz ona tapmaya elbette devam edeceğiz."
92 - (Musa gelince kardeşine şöyle) dedi: "Ey Harun! bunların sapıklığa düştüğünü gördüğün vakit, seni engelleyen ne oldu?"
93 - "(Neden) benim yolumu takip etmedin, benim emrime karşı mı geldin?"
94 - Harun: "Ey anamın oğlu! Sakalımı ve başımı (saçımı) tutma. Ben senin 'İsrailoğulları arasında ayrılık çıkardın, sözüme bakmadın' diyeceğinden korktum." dedi.
95 - (Hz. Musa bu defa Sâmirî'ye dönerek) "Ey Sâmirî! Senin bu yaptığın nedir?" dedi.
96 - Sâmirî: "Onların görmedikleri bir şey gördüm: (Sana gelen) ilâhî elçinin (Cebrail'in) izinden bir avuç (toprak) aldım ve onu (erimiş mücevheratın içine) attım. Bunu, bana böylece nefsim hoş gösterdi" dedi.
97 - (Musa ona şöyle) dedi: "Haydi çekil git. Artık senin için hayat boyunca, 'benimle temas yok' diye söylemen var (bir vahşi gibi yapayalnız yaşamağa mahkum olacaksın). Hem senin için asla kaçamayacağın bir ceza daha vardır. Bir de ibadet edip durduğun ilâhına bak; elbette biz onu yakacağız, sonra da kül edip muhakkak onu denize savuracağız."
98 - Sizin ilâhınız, ancak kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah'dır. Onun ilmi her şeyi kuşatmıştır.
99 - (Ey Muhammed!) Sana geçmişin haberlerinden bir kısmını böylece anlatıyoruz. Şüphe yok ki, sana katımızdan bir zikir (düşünüp kendisinden ibret alınacak bir kitab) verdik.
100 - Kim ondan yüz çevirirse, şüphesiz o, kıyamet günü bir günah yüklenecektir.
101 - Devamlı o azabın altında kalacaklar. Kıyamet günü onlar için, bu ne fena bir yüktür!
102 - Sûr'a üfürüleceği gün ki biz suçluları o gün, (gözleri korkudan) göğermiş olarak mahşerde toplayacağız.
103 - "Siz dünyada sadece on(gün) kaldınız" diye kendi aralarında gizli gizli konuşurlar.
104 - Aralarında ne konuşacaklarını biz çok iyi biliriz. Görüşü en üstün olan: "Ancak bir gün kaldınız" diyecektir.
105 - (Ey Muhammed!) Sana dağlar(ın kıyametteki durumunu) sorarlar, de ki: "Rabbim onları ufalayıp savuracak."
106 - "Böylece yerlerini dümdüz boş bir halde bırakacak."
107 - "Orada ne bir çukur, ne de bir tümsek göreceksin."
108 - O gün, hiçbir tarafa sapmadan o davetçiye (Sûr'a üfleyenin çağrısına) uyarlar. Öyleki, Rahmân'ın heybetinden sesler kısılmıştır. Artık bir fısıltıdan başka hiçbir şey işitemezsin.
109 - O gün, Rahmân'ın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnud olduğu kimselerden başkasının şefaatı fayda vermez.
110 - Allah, onların geleceklerini de, geçmişlerini de bilir. Onlar ise O'nu ilmen kavrayamazlar.
111 - Bütün yüzler, diri ve bütün yarattıklarını gözetip duran Allah'a baş eğmiştir. Bir zulüm yüklenen gerçekten hüsrana uğramıştır.
112 - Her kim de mümin olarak salih amelleri işlerse, artık o, ne bir haksızlıktan ve ne de çiğnenmekden korkar.
113 - İşte böylece biz onu Arapça bir Kur'ân olarak indirdik. Onda tehditlerden nice türlüsünü tekrar tekrar açıkladık ki belki sakınırlar, yahut onlara bir ibret ve uyanış verir.
114 - Hükmü her yerde geçerli gerçek hükümdar olan Allah yücedir. (Ey Muhammed!) Kur'ân sana vahyedilirken, vahiy bitmeden önce (unutma korkusu ile) Kur'ân'ı okumada acele etme; "Rabbim! benim ilmimi artır" de.
115 - Doğrusu bundan önce Âdem'e (bu ağaçtan yeme diye) emrettik, fakat unuttu ve biz onda bir azim (bir kararlılık) bulmadık.
116 - Bir vakit meleklere: "Âdem(e hürmet) için secde edin" demiştik; İblis'ten başka hepsi secde etmiş, o çekinmişti.
117 - Biz de (Âdem'e) şöyle demiştik: "Ey Âdem! Şüphesiz bu (İblis) sana ve eşine düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın, sonra bedbaht olursun (sıkıntı çeker, perişan olursun)."
118 - "Doğrusu senin acıkmaman ve çıplak kalmaman (ancak) cennettedir. "
119 - Ve sen orada ne susarsın, ne de güneşin sıcağında kalırsın"
120 - Nihayet şeytan ona vesvese verdi. Şöyle dedi: "Ey Âdem! Sana sonsuzluk ağacını ve çökmesi olmayan bir saltanatı göstereyim mi?"
121 - Bunun üzerine ikisi de o ağaçtan yediler. Hemen ayıp yerleri kendilerine açılıp görünüverdi. Ve üzerlerine cennet yaprağından örtüp yamamaya başladılar. Âdem Rabbinin emrinden çıktı da şaşırdı.
122 - Sonra Rabbi, onu seçti de tevbesini kabul buyurdu ve ona doğru yolu gösterdi.
123 - Allah (onlara) şöyle dedi: "Birbirinize düşman olmak üzere hepiniz oradan (cennetten) inin. Artık benden size bir hidayet (kitab) geldiği zaman, kim benim hidayetime uyarsa işte o, sapıklığa düşmez ve (ahirette) zahmet çekmez.
124 - Her kim de benim zikrimden (Kur'ân'dan) yüz çevirirse, (bilsin ki) ona dar bir geçim vardır ve onu kıyamet günü kör olarak haşrederiz.
125 - (O zaman Kur'ândan yüz çeviren kimse) "Rabbim! beni niçin kör olarak haşrettin, oysa ben gören bir kimseydim" der.
126 - Allah: "Böyledir, sana âyetlerimiz gelmişti de onları sen unutmuştun, bugün de öylece unutulursun" der.
127 - İşte haddi aşanları, Rabbinin âyetlerine inanmayanları biz böyle cezalandırırız. Ve muhakkak ki ahiret azabı (dünya azabından) daha şiddetli ve daha devamlıdır.
128 - Onları, yerlerinde gezip durdukları şu kendilerinden önce yok ettiğimiz bunca nesiller(in o korkunç akibeti) doğru yola sevk etmedi mi? Doğrusu bunda ibret alacak aklı olanlar için nice deliller vardır.
129 - Eğer Rabbinin verdiği bir hüküm ve tayin ettiği bir süre olmasaydı, hemen azaba uğrarlardı.
130 - O halde, dediklerine sabret; güneşin doğmasından önce ve batmasından önce Rabbini hamd ile tesbih et. Gecenin bir kısım vakitlerinde ve gündüzün etrafında da tesbih et ki hoşnudluğa eresin.
131 - Kâfirlerden bir kısmına, onları sınamak için dünya hayatının zineti olarak verdiğimiz ve onunla kendilerini geçindirdiğimiz şeye (mal ve saltanata) sakın rağbetle bakma. Rabbinin (ahiretteki) rızkı daha hayırlı ve daha devamlıdır.
132 - (Ey Muhammed!) Ehline namaz kılmalarını emret, kendin de ona sabırla devam et. Biz senden bir rızık istemiyoruz. Seni biz rızıklandırırız. Güzel akibet takva sahiplerinindir.
133 - (İnkâr edenler): "Rabbinden bize bir mucize getirse ya" dediler. Onlara önceki kitablarda olan apaçık deliller gelmedi mi?
134 - Eğer biz, onları bundan (peygamber veya Kur'ân'dan) önce bir azab ile yok etseydik, muhakkak "Ey Rabbimiz! bize bir peygamber gönderseydin de, alçak ve rezil olmadan önce âyetlerine uysaydık, olmaz mıydı?" diyeceklerdi.
135 - De ki: "Hepimiz beklemekteyiz, siz de bekleyedurun. Şüphesiz düz yolun sahiplerinin kimler olduğunu ve kimlerin doğru yolda bulunduğunu yakında bileceksiniz.
|
|
|
| Duhan Suresi ve anlamı |
|
Yazar: MaSaL - 02-18-2011, Saat: 12:48 AM - Forum: İslam
- Yorum Yok
|
 |
1. ha mım
2. vel kitabil mübiyn
3. inna enzelnahü fı leyletim mübaraketin inna künna münzirın
4. fıha yüfraku küllü emrin hakiym
5. emram min ındina inna künna mürsiliyn
6. rahmeten mir rabbik innehu hüves semiy'ul aliym
7. rabbis semavati vel erdı ve ma beynehüma in küntüm mukıniyn
8. la ilahe illa hüve yuhyı ve yümiyt rabbüküm ve rabbü abaikümül evveliyn
9. bel hüm fı şekkiy yel'abun
10. fertekıb yevme te'tis semaü bi dühanim mübiyn
11. yağşen nas haza azabün eliym
12. rabbenekşif annel azabe inna mü'minun
13. enna lehümüz zikra ve kad caehüm rasulüm mübiyn
14. sümme tevellev anhü ve kalu muallemüm mecnun
15. inna kaşifül azib kaliylen inneküm aidun
16. yevme nebtışül batşetel kübra inna müntekımun
17. ve le kad fetenna kablehüm kavme fir'avne ve caehüm rasulün keriym
18. en eddu ileyye ıbadellah inni leküm rasulün emiyn
19. ve el la ta'lu alellah innı atıküm bi sültanim mübiyn
20. ve innı uztü bi rabbı ve rabbiküm en tercumun
21. ve il lem tü'minu lı fa'tezilun
22. fe dea rabbehu enne haülai kavmüm mücrimun
23. fe esri bi ıbadı leylen inneküm müttebeun
24. vetrukil bahra rahva innehüm cündüm muğrakun
25. kem teraku min cennativ ve uyun
26. ve züruıv ve mekamin keriym
27. ve na'metin kanu fiyha fakihiyn
28. kezalike ve evrasnaha kavmen ahariyn
29. fema beket aleyhimüs semaü vel erdu vema kanu münzariyn
30. ve le kad necceyna benı israiyle minel azabil mühiyn
31. min fir'avn innehu kane aliyem minel müsrifiyn
32. ve lekadıhternahüm ala ılmin alel alemiyn
33. ve ateynahüm minel ayati ma fıhi belaüm mübiyn
34. inne haülai le yekülün
35. in hiye illa mevtetünel ula ve ma nahnü bi münşeriyn
36. fe'tu bi abaina in küntüm sadikıyn
37. e hüm hayrun em kamü tübbeıv vellezıne min kablihim ehleknahüm innehüm kanu mücrimiyn
38. ve ma halaknes semavati vel erda ve ma beynehüma laıbiyn
39. ma halaknahüma illa bil hakkı ve lakinne ekserahüm la ya'lemun
40. inne yevmel fasli mıkatühüm ecmeıyn
41. yevme la yuğni mevlen ammevlen şey'ev ve la hüm yünsarun
42. illa mer rahımellah innehu hüvel aziyzür rahıym
43. inne şeceratez zekkum
44. taamül esiym
45. kel mühl yağlı fil bütun
46. ke ğalyil hamiym
47. huzuhü fa'tiluhü ila sevail cehıym
48. sümme subbu fevka ra'sihı min azabil hamiym
49. zuk inneke entel aziyzül keriym
50. inne haza ma küntüm bihı temterun
51. innel müttekıyne fı mekamin emiyn
52. fi cennativ ve uyun
53. yelbesune min sündüsiv ve istebrakım mütekabiliyn
54. kezali ve zevvecnahüm bi hurin ıyn
55. yed'une fiha bi külli fakihetin aminiyn
56. la yezukune fiyhel mevte illel mevtetel ula ve vekahüm azabel cehıym
57. fadlem mir rabbik zalike hüvel fevzül azıym
58. fe innema yessernahü bi lisanike leallehüm yetezekkerun
59. fertekıb innehüm mirtek
Anlamı
bismillahirrahmânirrahîm
1 hâ mîm.
2, 3 apaçık olan kitab’a andolsun ki, biz onu mübârek bir gecede2 indirdik. şüphesiz biz insanları uyarmaktayız.
4, 5, 6, 7 katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir. eğer kesin olarak inanıyorsanız, rabbinden; göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin rabbinden bir rahmet olarak biz peygamberler göndermekteyiz. o hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
8 ondan başka hiçbir ilâh yoktur. yaşatır, öldürür. o, sizin de rabbiniz, önceki atalarınızın da rabbidir.
9 fakat onlar, şüphe içinde eğlenip duruyorlar.
10 göğün açık bir duman3 getireceği günü bekle.
11 (o duman) insanları bürür. bu, elem dolu bir azaptır.
12 insanlar, “rabbimiz! bu azabı bizden kaldır, çünkü biz artık inanıyoruz” derler.
13 nerede onlarda öğüt almak?! oysa kendilerine (gerçeği) açıklayan bir peygamber gelmişti.
14 sonra ondan yüz çevirdiler ve “bu bir öğretilmiş, bu bir deli!” dediler.
15 biz bu azabı kısa bir süre kaldıracağız, siz de yine eski halinize döneceksiniz.
16 onları o en şiddetli yakalayışla yakalayacağımız günü hatırla. şüphesiz biz öcümüzü alırız.
17 andolsun, onlardan önce firavun kavmini sınamıştık. onlara değerli bir peygamber (mûsâ) gelmişti.
18 o şöyle demişti: “allah’ın kullarını (esaret altındaki israiloğullarını) bana teslim edin. çünkü ben güvenilir bir peygamberim.”
19 “allah’a karşı ululuk taslamayın. çünkü ben size apaçık bir delil (mucize) getiriyorum.”
20 “şüphesiz ki ben, beni taşlamanızdan, benim de rabbim, sizin de rabbiniz olan allah’a sığındım.”
21 “bana inanmadınızsa benden uzak durun.”
22 sonra mûsâ rabbine, “bunlar günahkâr bir toplumdur” diye seslendi.
23 allah da şöyle dedi: “o halde kullarımı geceleyin yola çıkar, çünkü takip edileceksiniz.”
24 “denizi açık halde bırak.” çünkü onlar boğulacak bir ordudur.
25 onlar geride nice bahçeler, nice pınarlar bıraktılar.
26 nice ekinler, nice güzel konaklar!
27 zevk ve sefasını sürdükleri nice nimetler!
28 işte böyle! onları başka bir topluma miras bıraktık.
29 gök ve yer onların ardından ağlamadı; onlara mühlet de verilmedi.
30, 31 andolsun, israiloğullarını o alçaltıcı azaptan; firavun’dan kurtardık. çünkü o, haddi aşanlardan bir zorba idi.
32 andolsun, onları, bir bilgi üzerine (dönemlerinde) âlemlere üstün kıldık.
33 onlara, içinde açık bir imtihan bulunan mûcizeler verdik.
34, 35 bunlar (müşrikler) diyorlar ki: “ilk ölümümüzden başka bir ölüm yoktur. biz diriltilecek değiliz.”
36 “eğer doğru söyleyenler iseniz atalarımızı getirin.”
37 bunlar mı daha hayırlı, yoksa tübba’ kavmi ile onlardan öncekiler mi? onları helâk ettik. çünkü onlar suçlu kimselerdi.
38 biz, gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları, eğlenmek için yaratmadık.
39 biz onları ancak hak ve hikmete uygun olarak yarattık. ama onların çoğu bilmiyorlar.
40 şüphesiz, hüküm günü, hepsinin bir arada buluşacağı zamandır.
41 o gün dostun dosta hiçbir faydası olmaz. kendilerine yardım da edilmez.
42 yalnız, allah’ın yardım ettiği kimseler bunların dışındadır. şüphesiz o mutlak güç sahibidir, çok merhamet edendir.
43, 44 şüphesiz, zakkum ağacı, günahkarların yemeğidir.
45, 46 o, maden eriyiği gibidir. kaynar suyun kaynaması gibi karınlarda kaynar.
47 (allah görevli meleklere şöyle der “tutun onu, cehennemin ortasına sürükleyin.”
48 “sonra başının üstüne kaynar su azabından dökün.”
49 (deyin ki “tat bakalım! hani sen güçlüydün, şerefliydin!?”
50 “işte bu şüphelenip durduğunuz şeydir!”
51 allah’a karşı gelmekten sakınanlar ise güvenli bir yerdedirler.
52 bahçelerde ve pınar başlarındadırlar.
53 ince ipekten ve parlak atlastan elbiseler giyinerek karşılıklı otururlar.
54 işte böyle. ayrıca onları iri siyah gözlü hurilerle evlendirmişizdir.
55 orada güven içinde her türlü meyveyi isterler.
56 orada ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. allah onları cehennem azabından korumuştur.
57 bunlar rabbinden bir lütuf olarak verilmiştir. işte bu büyük başarıdır.
58 (ey muhammed!) biz onu (kur’an’ı) senin dilinle kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar.
59 artık sen (onların başına gelecekleri) bekle; onlar da beklemektedirler
|
|
|
| Fetih suresi ve anlamı |
|
Yazar: MaSaL - 02-18-2011, Saat: 12:47 AM - Forum: İslam
- Yorum Yok
|
 |
Bismillahirrahmanirrahim
1. Inna fetahna leke fetham mübina
2. Li yagfira lekellahü ma tekaddeme min zembike ve ma teahhara ve yütimme ni'metehu aleyke ve yehdiyeke siratam müstekiyma
3. Ve yensurakellahü nasran aziza
4. Hüvellezi enzeles sekinete fi kulubil mü'minine li yezdadu imanem mea imanihim ve lillahi cünudüs semavati vel ard ve kanellahü alimen hakima
5. Li yüdhilel mü'minine vel mü'minati cennatin tecri min tahtihel enharu halidine fiha ve yükeffira anhüm seyyiatihim ve kane zalike indellahi fevzen aziyma
6. Ve yüazzibel münafikiyne vel münafikati vel müsrikine vel müsrikatiz zannine billahi zannez sev' aleyhim dairatüs sev' ve gadibellahü aleyhim ve leanehüm ve eadde lehüm cehennem ve saet masiyra
7. Ve lillahi cünudüs semavati vel ard ve kanellahü azizen hakima
8. Inna erselnake sahidev ve mübessirav ve nezira
9. Li tü'minu billahi ve rasulihi ve tüazziruhu ve tuvekkiruh ve tusebbihuhu bükreten ve asiyla
10. Innellezine yübayiuneke innema yübayiunellah yedüllahi fevka eydihim fe men nekese fe innema
yenküsü ala nefsih ve men evfa bi ma ahede aleyhüllahe fe se yü'tihi ecran aziyma
11. Se yekulü lekel mühallefune minel a'rabi segaletna emvalüna ve ehluna festagfir lena yekulune bi elsinetihim ma leyse fi kulubihim Kul fe mey yemlikü leküm minellahi siy'en in erade biküm darran ev
erade biküm nefa bel kanellahü bima ta'melune habira
12. Bel zanentüm el ley yenkaliber rasulü vel mü'minune ila ehlihim ebedev ve züyyine zalike fi kulubiküm
ve zanentüm zannes sev' ve küntüm kavmen bura
13. Ve mel lem yü mim billahi ve rasulihi fe inna a'tedna lil kafirine seiyra
14. Ve lillahi mülküs semavati vel ard yagfiru li mey yesaü ve yüazzibü mey yesa' ve kanellahü gafurar rahiyma
15. Se yekulül mühallefune izen talaktüm ila meganime li te'huzuha zeruna nettebi'küm yüridune
ey yübeddilu kelamellah kul len tettebiuna kezaliküm kalellahü min kabl fe se yekulune bel
tahsüdunena bel kanu la yefkahune illa kalila
16. Kul lil muhallefine minel a'rabi se tüd'avne ila kavmin üli be'sin sedidin tükatilunehüm ev yüslimun fe in tütiy'u yü'tikümüllahü ecran hasena ve in tetevellev kema tevelleytüm min kablü yüazzibküm azaben elima
17. Leyse alel a'ma haracüv ve la alel a'raci haracüv ve la alel meriydi harac ve mey yütiilahe ve rasulehu yüdhilhü cennatin tecri min tahtihel enhar ve mey yetevelle yüazzibhü azaben elima
18. Le kad radiyallahü anil mü'minine iz yübayiuneke tahtes secerati fe alime ma fi kulubihim fe enzeles sekinete aleyhim ve esabehüm fethan kariba
19. Veadekümüllahü meganime kesiraten te'huzuneha ve kanellahü azizen hakima
20. Veadeküllahü meganime kesiraten te'huzuneha fe accele leküm hazihi ve keffe eydiyen nasi
anküm ve li tekune ayetel lil mü'minine ve yehdiyeküm siratam müstekiyma
21. Ve uhra lem takdiru aleyha kad ehatallahü biha ve kanellahü ala külli sey'in kadira
22. Ve lev katelekümüllezine keferu le vellevül edbara sümme la yecidune veliyyev ve la nesiyra
23. Sünnetellahilleti kad halet min kabl Ve len tecide li sünnetillahi tebdila
24. Ve hüvellezi keffe eydiyehüm anküm ve eydiyeküm anhüm bi batni mekkete mim ba'di en azferaküm aleyhim ve kanellahü bi ma ta'melune basiyra
25. Hümüllezine keferu ve sadduküm anil mescidil harami vel hedye ma'kufen ey yeblüga mehilleh ve lev la ricalüm mü'minune ve nisaüm mü'minatül lem ta'lemuhüm en tetauhüm fe tüsiybeküm minhüm mearratüm bi gayri ilm li yüdhilellahü fi rahmetihi mey yesa' lev tezeyyelu le azzebnellezine keferu minhüm azaben elima
26. Iz cealellezine keferu fi kulubihimül hamiyyete hameyyetel cahiliyyeti fe enzelellahü sekinetehu
ala rasulihi ve alel mü'minine ve elzemehüm kelimetet takva ve kanu ehakka biha ve ehleha ve
kanellahü bi külli sey'in alima
27. Le kad sadekallahü rasulehür ru'ya bil hakk le tedhulünnel mescidel harame in saellahü aminine muhallikiyne ruuseküm ve mükassiriyne la tehafun fe alime ma lem ta'lemu fe ceale min duni
zalike fethan kariba
28. Hüvellezi ersele rasulehu bil hüda ve dinil hakki li yuzhirahu aled dini küllih Ve kefa billahi sehida
29. Muhammedür rasulüllah vellezine meahu esiddaü alel küffari ruhamaü beynehüm terahüm rukkean süccedey yebtegune fadlem minellahi ve ridvana simahüm fi vücuhihim min eseris sücud zalike meselühüm fit tevrati ve meselühüm fil incil ke zer'in ahrace sat'ehu fe azerahu festagleza festeva ala sukihi yu'cibüz zürraa li yegiyza bihimül küffar veadellahüllezine amenu ve amilus salihati minhüm magfiratev ve ecran aziym.
RAHMAN VE RAHIM OLAN ALLAH'IN ADIYLA
ALINTIDIR
1. Şüphesiz biz sana apaçık bir fetih verdik.(1)
(1) Âyetteki &ldquofetih&rdquo ile daha sonra gerçekleşecek Mekke fethi kastedilmektedir. Ayrıca sûrenin inmesinden önce gerçekleşen ve Mekke fethine zemin hazırlamış olan Hudeybiye barışının kastedilmiş olması da mümkündür.
2,3. Ta ki Allah, senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlasın, sana olan nimetini tamamlasın, seni doğru yola iletsin ve Allah sana, şanlı bir zaferle yardım etsin.
4. O, inananların imanlarını kat kat artırmaları için kalplerine huzur ve güven indirendir. Göklerin ve yerin orduları Allah&rsquoındır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
5. Bütün bunlar Allah&rsquoın; inanan erkek ve kadınları, içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları cennetlere koyması, onların kötülüklerini örtmesi içindir. İşte bu, Allah katında büyük bir başarıdır.
6. Bir de, Allah&rsquoın, hakkında kötü zanda bulunan münafık erkeklere ve münafık kadınlara, Allah&rsquoa ortak koşan erkeklere ve Allah&rsquoa ortak koşan kadınlara azap etmesi içindir. Kötülük girdabı onların başına olsun! Allah onlara gazap etmiş, onları lânetlemiş ve kendilerine cehennemi hazırlamıştır. Orası ne kötü bir varış yeridir!
7. Göklerin ve yerin orduları Allah&rsquoındır. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
8. (Ey Muhammed!) Şüphesiz biz seni bir şÃ¢hit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
9. Ey insanlar! Allah&rsquoa ve Peygamberine inanasınız, ona yardım edesiniz, ona saygı gösteresiniz ve sabah akşam Allah&rsquoı tespih edesiniz diye (Peygamber&rsquoi gönderdik.)
10. Sana bîat edenler ancak Allah&rsquoa bîat etmiş olurlar.(2) Allah&rsquoın eli onların ellerinin üzerindedir. Verdiği sözden dönen kendi aleyhine dönmüş olur. Allah&rsquoa verdiği sözü yerine getirene, Allah büyük bir mükâfat verecektir.
(2) &ldquoBîat&rdquo, el tutuşup söz vermek demektir. Âyette, Hudeybiye&rsquode müslümanların, Hz. Peygamber&rsquoe bağlılık göstereceklerine, gerektiğinde onunla birlikte savaşacaklarına dair söz vermeleri kastedilmektedir. Bu olay, İslâm tarihinde &ldquoBey&rsquoatu&rsquor-Rıdvan&rdquo diye anılır.
11. Bedevîlerin (savaştan) geri bırakılanları sana, &ldquoBizi mallarımız ve ailelerimiz alıkoydu; Allah&rsquotan bizim için af dile&rdquo diyecekler. Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler. De ki: &ldquoAllah, sizin bir zarara uğramanızı dilerse, yahut bir yarar elde etmenizi dilerse, O&rsquona karşı kimin bir şeye gücü yeter? Hayır, Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.&rdquo
12. (Ey münafıklar!) Siz aslında, Peygamberin ve inananların bir daha ailelerine geri dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu, sizin gönüllerinize güzel gösterildi de kötü zanda bulundunuz ve helâki hak eden bir kavim oldunuz.
13. Kim Allah&rsquoa ve Peygambere inanmazsa bilsin ki, şüphesiz biz, inkârcılar için alevli bir ateş hazırladık.
14. Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah&rsquoındır. O, dilediğini bağışlar, dilediğine ceza verir. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
15. Savaştan geri bırakılanlar, siz ganimetleri almaya giderken, &ldquoBırakın biz de sizinle gelelim&rdquo diyeceklerdir. Onlar Allah&rsquoın sözünü değiştirmek isterler. De ki: &ldquoSiz bizimle asla gelmeyeceksiniz. Allah, önceden böyle buyurmuştur.&rdquo Onlar, &ldquoBizi kıskanıyorsunuz&rdquo diyeceklerdir. Hayır, onlar pek az anlarlar.
16. Bedevîlerin (savaştan) geri bırakılanlarına de ki: &ldquoSiz, güçlü kuvvetli bir kavme karşı teslim oluncaya kadar savaşmaya çağrılacaksınız. Eğer itaat ederseniz, Allah size güzel bir mükâfat verir. Ama önceden döndüğünüz gibi yine dönerseniz, Allah sizi elem dolu bir azaba uğratır.&rdquo
17. Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya güçlük yoktur. (Bunlar savaşa katılmak zorunda değillerdir.) Kim Allah&rsquoa ve Peygamberine itaat ederse, Allah onu, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar. Kim de yüz çevirirse, onu elem dolu bir azaba uğratır.
18,19. Şüphesiz Allah, ağaç altında sana bîat ederlerken inananlardan hoşnut olmuştur. Gönüllerinde olanı bilmiş, onlara huzur, güven duygusu vermiş ve onlara yakın bir fetih(3) ve elde edecekleri birçok ganimetler nasip etmiştir. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
(3) Âyette sözü edilen fetih, Hudeybiye barışından hemen sonra gerçekleşen Hayber&rsquoin fethi olayıdır. Daha sonraki âyetlerde sözü edilen ganimetler de burada elde edilen ganimetlerdir.
20. Allah, size, elde edeceğiniz birçok ganimetler vaad etmiştir. Şimdilik bunu size hemen vermiş ve insanların ellerini sizden çekmiştir. (Allah, böyle yaptı) ki, bunlar mü&rsquominler için bir delil olsun, sizi de doğru bir yola iletsin.
21. Henüz elde edemediğiniz, fakat Allah&rsquoın, ilmiyle kuşattığı başka (kazançlar) da vardır. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
22. İnkâr edenler sizinle savaşsalardı, arkalarını dönüp kaçarlar, sonra da ne bir dost, ne de bir yardımcı bulabilirlerdi.
23. Allah&rsquoın öteden beri işleyip duran kanunu (budur). Allah&rsquoın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın.
24. O, Mekke&rsquonin göbeğinde, sizi onlara karşı üstün kıldıktan sonra, onların ellerini sizden, sizin ellerinizi onlardan çekendir. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.
25. Onlar, inkâr edenler ve sizi Mescid-i Haram&rsquoı ziyaretten ve (ibadet amacıyla) bekletilen kurbanlıkları yerlerine ulaşmaktan alıkoyanlardır. Eğer, oradaki henüz tanımadığınız inanmış erkeklerle, inanmış kadınları bilmeyerek ezmeniz ve böylece size bir eziyet gelecek olmasaydı, (Allah, Mekke&rsquoye girmenize izin verirdi). Allah, dilediğini rahmetine koymak için böyle yapmıştır. Eğer, inananlarla inkârcılar birbirinden ayrılmış olsalardı, onlardan inkâr edenleri elem dolu bir azaba uğratırdık.
26. Hani inkâr edenler kalplerine taassubu, cahiliye taassubunu yerleştirmişlerdi. Allah ise, Peygamberine ve inananlara huzur ve güvenini indirmiş ve onların takva (Allah&rsquoa karşı gelmekten sakınma) sözünü tutmalarını sağlamıştı. Zaten onlar buna lâyık ve ehil idiler. Allah, her şeyi hakkıyla bilmektedir.
27. Andolsun, Allah, Peygamberinin rüyasını doğru çıkardı. Allah dilerse, siz güven içinde başlarınızı kazıtmış veya saçlarınızı kısaltmış olarak, korkmadan Mescid-i Haram&rsquoa gireceksiniz. Allah, sizin bilmediğinizi bildi ve size bundan başka yakın bir fetih daha verdi.(4)
(4) Âyette sözü edilen &ldquoyakın fetih&rdquo Mekke fethinden önce gerçekleşen Hayber fethi veya Hudeybiye barışıdır. Hudeybiye barışının fetih diye nitelenmesi, İslâm adına önemli açılımlar sağlamış olması sebebiyledir.
28. O, Peygamberini hidayet ve hak din ile gönderendir. (Allah) o hak dini bütün dinlere üstün kılmak için (böyle yaptı). Şahit olarak Allah yeter.
29. Muhammed, Allah&rsquoın Resûlüdür. Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. Onların, rükû ve secde hâlinde, Allah&rsquotan lütuf ve hoşnutluk istediklerini görürsün. Onların secde eseri olan alametleri yüzlerindedir. İşte bu, onların Tevrat&rsquota ve İncil&rsquode anlatılan durumlarıdır: Onlar filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, ziraatçıların hoşuna giden bir ekin gibidirler. Allah, kendileri sebebiyle inkârcıları öfkelendirmek için onları böyle sağlam ve dirençli kılar. Allah, içlerinden iman edip salih amel işleyenlere bir bağışlama ve büyük bir mükâfat vaad etmiştir.
|
|
|
| Tebareke{Mülk Suresi} Okunuşu Ve Meali |
|
Yazar: MaSaL - 02-18-2011, Saat: 12:42 AM - Forum: İslam
- Yorum Yok
|
 |
Bismi’llâh’ir-Rahmân’ir-Rahîm
(1) Tebârekelleziy biyedihil mülkü ve hüve alâ külli sey’in kadiyrün (2) elleziy halekal mevte vel hayate liyeblüveküm eyyüküm ahsenü amela ve hüvel aziyzül gafur (3) elleziy haleka seba semavatin tibakan ma tera fiy halkir rahmani min tefavüt ferciil basare hel tera min füturin (4) sümmerciil basare kerreteyni yenkalib ileykel besarü hasien ve hüve hasiyr (5) ve lekad zeyyennes semaed dünya bimesabiyha ve cealnaha rücûmen lisseyatiyni ve a’tedna lehüm azâbes seiyr (6) ve lilleziyne keferu birabbihim azabü cehenneme ve bi’selmasiyr (7) izâ ülku fiyha semiu leha sehiykan ve hiye tefurü (8) tekadü temeyyezü minelgayzi küllema ülkiye fiyha fevcün seelehüm hazenetüha elem ye’tiküm neziyr (9) kalu belâ kad câena neziyrün fekezzebna ve kulna ma nezzelellahü min sey’in in entüm illâ fiy dalâlin kebiyr (10) ve kalu lev künna nesmeu ev na’kilü ma künna fiy ashabis seiyr (11) fa’terefu bizenbihim fesuhkan liashabis seiyr (12) innelleziyne yahsevne rabbehüm bilgaybi lehüm magfiretün ve ecrün kebiyr. (13) ve esirru kavleküm evicheru bihî innehu aliymün bizatissudur (14) elâ yalemü men halâk ve hüvel latiyfül habiyr (15) hüvelleziy ceâle lekümül’arda zelûlen femsu fiy menâkibiha ve külu min rizkihî ve ileyhinnüsur (16) eemintüm men fiyssemâi en yahsife bikümül’arda feizâ hiye temur (17) em emintüm men fiyssemâi en yürsile aleyküm hasiba feseta’lemune keyfe neziyr (18) ve lekad kezzebelleziyne min kablihim fekeyfe kâne nekiyr (19) evelem yerev ilettayri fevkahüm saffatin ve yakbidne ma yümsikühünne iller rahmân innehu bikülli sey’in basiyr (20) emmen hâzelleziy hüve cündün lekum yansurukum min dunir rahmân inilkâfirune illâ fiy gurur (21) emmen hâzelleziy yerzükuküm in emseke rizkah bel leccû fiy utüvvin ve nüfur (22) efemen yemsiy mükibben alâ vechihi ehda emmen yemsiy seviyyen alâ siratin müstekiym (23) kul hüveleziy enseeküm ve ceale lekümüssem’a vel’ebsâre vel’ef’ideh kaliylen ma teskürun (24) kul hüvelleziy zereeküm fiyl’ardi ve ileyhi tuhserûn (25) ve yekûlune meta hazelvadü in küntüm sadikiyn (26) kul innemel ilmü indallah ve innema ene neziyrün mübiyn (27) felemma reevhü zülfeten si'yet vücuhülleziyne keferu ve kiyle hazelleziy küntüm bihî teddeun (28) kul ereeytüm in ehlekeniyallahü ve men maiye ev rahimena femen yüciyrül kafiriyne min azabin eliym (29) kul hüver rahmân amenna bihî ve aleyhi tevekkelnu feseta’lemune men hüve fiy dalâlin mübiyn (30) kul ereeytüm in asbeha maüküm gavren femen ye’tiyküm bimâin meiyn (Allâh-u Rabbül Alemin)
Anlami:
1. Hükümrânlik elinde olan mukaddes ve mubarektir; ve her seye gücü yeter.
2. Hanginizin daha iyi is isledigini belirtmek için hayati ve ölümsonrasini yaratan O’dur. Azîz ve Gafûrdur.
3. Gökleri yedi tabaka halinde yaratan O’dur. Rahman’in bu yarattiginda bir düzensizlik asla göremezsin. Gözünü çevir bak, bir kere daha bak, bakalim bir düzensizlik görecek misin?..
4. Sonra tekrar tekrar çevir bak gözünü, ama asla göremiyecek aradigini ve yorgun, bitkin dönecek gene kendine!..
5. And olsun ki, gögü yildizlarla bezedik ve bazilariyla seytanlarin taslanmasini sagladik: onlara yalin ates azabini hazirladik.
6. Rablari gerçegini örtenlere cehennem azabi vardir; o ne berbat sonuçtur!..
7. Bunlar cehenneme atildiklari zaman, gümbür gümbür gürültüsünü duyarlar; kaynama sesidir bu!..
8. Ve cehennem (ehli) hiddetinden parçalanacak gibi olurlar. Her bir bölük atildikça sorarlar cehennem melekleri: Sizi uyarici gelmemis miydi!..
9. Onlarda cevablarlar: Evet, bize uyarici geldi, ama onu yalanlamistik!.. Allâh hiç bir sey inzâl etmemistir, siz aldanmissiniz, demistik.
10. Ve derler; eger söz dinleyip aklimizi kullansaydik bu çilgin atesli cehennemde olmazdik.
11. Böylece yaptiklarini itirâf ederler. Uzak olsun bu cehennemlikler.
12. Gaybin kendisi olan Rablerine karsi hasyet duyanlar bagislanmayi ve büyük mükafaatlari hakkedenlerdir!..13. Sözünüzü ister içinizde tutun, ister açiklayin; hep birdir. Suûrunuzdakini O bilir!..
14. Hiç bilmez mi onu yaratan?.. O lâtîf olarak haberdardir herseyden.
15. Yeryüzünü yasiyacaginiz biçimde altiniza seren O’dur. Yeryüzünde gezin, dolasin, ihsan ettigi riziktan faydalanin ve O’na döneceginizi bilin!..
16. Göktekinin sizi yerin dibine geçirmesine karsi güvencede misiniz?.. O durumda yer harekete geçer;
17. Yoksa göktekinin basiniza tas yagdirmasina karsi mi güvencedesiniz?.. Anliyacaksiniz bu uyarinin manâsini.
18. Andolsun ki, bunlardan öncekiler de yalanlamislardi. Inkârlarinin sonucu dehsetti!..
19. Üzerlerine kanat çirpan dizi dizi kuslari görmezler mi. Onlari uçuran Rahman’dir!.. Süphesiz ki O, seyin bizatihi kendisi olarak görür her seyi!..
20. Rahman’a karsi size yardim edecek ordulariniz mi var!.. Gerçegi örtenler aldanmistir ve aptalca bir gurur içindedirler.
21. Ya, Allâh rizkinizi keserse, kim verecek size onun kestigini?.. Onlar, nefret ve azginlik halinde ileri gidenlerdir.
22. Yüzüstü kapanip sürünen mi yoksa ayakta önünü görerek yürüyen mi dogru yol üzeredir?..
23. De ki: Sizi yaratan, size kulak, göz ve kalp veren O’dur. Ne kadar az sükrediyorsunuz?..
24. De ki: sizi yeryüzünde çogaltan O’dur ve O’nun indinde hep bir araya toplanacaksiniz.
25. Derler ki; Tehdidiniz dogru ise, ne zaman gerçeklesecek?..
26. De ki; Bunun bilgisi Allâh’a aittir!.. Ben sadece apaçik uyariciyim.
27. Tehdit edildikleri seyin yaklastigini gördüklerinde, inkârcilarin yüzleri kararacak, kendilerine, iste arayip sordugunuz buydu, denilecektir!..
28. De ki; Allâh, beni ve benimle olanlari helâk edecek ya da rahmetine erdirecek olsa; acaba inanmayanlari elim azaptan kim koruyabilir?..
29. De ki; O Rahmandir, O’na imanliyiz ve O’na güveniyoruz. Bileceksiniz elbet apaçik gerçekten sapmis olan kimmis.
30. De ki, suyunuz çekilecek olsa yerin dibine, kim size bir pinar verebilir?.. (Allâh-u rabbül âlemiyn)
|
|
|
| İnşirah Suresi ve anlamı |
|
Yazar: MaSaL - 02-18-2011, Saat: 12:41 AM - Forum: İslam
- Yorum Yok
|
 |
Türkçe Okunuşu:
Bismillahirrahmanirrahim,
1. Elemneşrahleke sadrek
2. Ve vedağna anke vizrek
3. Ellezi engada zahrek
4. Ve refağna leke zikrek
5. Feinne meal usri yüsra
6. Inne meal üsri yüsra
7. Feiza ferağte fensab
8. Ve ila rabbike ferğab
Meali:
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla
1.Biz, senin göğsünü yarıp-genişletmedik mi?
2.Ve yükünü indirip-atmadık mı?
3.Ki o, senin belini bükmüştü;
4.Senin zikrini (şanını) yüceltmedik mi?
5.Demek ki, gerçekten zorlukla beraber kolaylık vardır.
6.Gerçekten güçlükle beraber kolaylık vardır.
7.Şu halde boş kaldığın zaman, durmaksızın (dua ve ibadetle) yorulmaya-devam et.
8.Ve yalnızca Rabbine rağbet et
Mekke’de nazil olmuştur. 8 âyettir. “İnşirah” açılmak, genişlemek, sevinmek manalarına gelir.
|
|
|
| Asr Suresi ve anlamı |
|
Yazar: MaSaL - 02-18-2011, Saat: 12:40 AM - Forum: İslam
- Yorum Yok
|
 |
Türkçe Okunuşu:
Bismillâhirrahmânirrâhîm
1- Vel’asr.
2- İnnel’insâne lefî husr.
3- İllellezîne âmenû ve amilûssâlihâti ve tevâsav bilhaggı ve tevâsav bissabr.
Meali:
Rahman, Rahim olan Allah’ın adıyla
1- Andolsun asra!
2- İnsanlık hüsranda.
3- Ancak iman edenler ve doğruları yapanlar, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna.
|
|
|
|