:: Duygusuz.com - Dostluk ve Arkadaşlık Sitesi
Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adınız:
  

Şifreniz:
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler: 16,695
» Son Üye: floralpops
» Toplam Konular: 98,587
» Toplam Yorumlar: 1,065,567

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Toplam: 195 kullanıcı aktif
» 0 Kayıtlı
» 190 Ziyaretçi
Applebot, Baidu, Bing, GoogleBot, Yandex

Son Aktiviteler
Bir Demet Söz
Forum: Güzel Sözler
Son Yorum: SunSet
05-07-2026, Saat: 11:22 AM
» Yorumlar: 70
» Okunma: 10,504
Kur’an’da Allah Zekâtı, M...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
05-03-2026, Saat: 11:57 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 48
İslam’ı Yaşarken İzlediği...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-30-2026, Saat: 01:06 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 43
Allah’ın Bizlere Güvendiğ...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-25-2026, Saat: 11:04 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 67
Allah’ın Dini İslam’ı Yaş...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-24-2026, Saat: 12:01 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 63
Saff Suresi 6. Ayet Üzeri...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-18-2026, Saat: 12:14 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 63
Namaz Dinin Direği Midir?
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-13-2026, Saat: 10:12 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 78
Atatürk'ün Çocukluk Anıla...
Forum: Hayatı ve Anıları
Son Yorum: Serdar102
03-28-2026, Saat: 09:08 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 131
Mavi'ye..
Forum: Aşk Hikayeleri
Son Yorum: SunSet
03-11-2026, Saat: 08:23 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 214
Keloğlan Çataltepe Tekfur...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:45 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 388

 
  "Koynunda can verecek hasretime son satırlarım..."
Yazar: acemhe - 12-09-2010, Saat: 09:53 AM - Forum: Aşk (Genel) - Yorumlar (4)

"Koynunda can verecek hasretime son satırlarım..."

Sevgilim, son kez yüreğimi parmak uçlarıma bırakıp seni ve kendimi yazıyorum. Gözlerinvirgul.gif Cennetimin ışığıydı.Yüreğinvirgul.gif yüreğimin dile gelen satırlarıydı. Ama sen beni " duygularını sömüren kadın" olarak bil ne olur. Sana yazdıklarımıvirgul.gif lal bir kadının " şair " olma yolunda daha yükseklere çıkmak için bir merdiven olarak gör. Lakin ben seni " sen " diye sevdim. Sevgimi adadığım kalbini bir oyuncak kadar değersiz bil. Lakin ben seni
" gözlerine Cenneti sakladığım " virgul.gif yüreğine " yüreğimle dokunduğum nefesim" olarak bileceğim..


Seyret sevdiğim beni ; dizlerinde kırıyorum seni " sana " yazan kalemimi . Hayatımın hiçbir karesinde sevgiye dair bir tek kelimem olmamişti. Hiçbir zaman da olmayacak. Hep dört duvar yalnızlığı olacak yüreğimin sahillerinde. Yusuf` un düştüğü kör kuyularından kova kova hasretini çekeceğim kanlı ellerimle..Bak son kez yazıyorum sana ve hayata dair. Suskunluğun soğuk kurşunlarını öpüp sensizliğin içinde kaybolacağım birazdan. Dilimdeki kelimeleri son kez öldürüp yüreğime suskunluğu öreceğim. Karanlığın içinde gözlerinin aydınlığına serilen yıldızları bekleyeceğim ölümün soğuk gecelerinde..

Artık dudaklarıma sürdüğüm acıyla sesinin ve yüreğinin sessizliğinde karanlıklara kulaç atıyorum.Taş dibeklerde dövüyorum içimdeki ezikliğin kanlı dudaklarını..Yüreğime ektiğim umut tohumlarını ellerimle kanata kanata söküyorum. Biliyorum hiçbir zaman gelmeyeceksin. Ben seni bir gün bana gelmen için sevmedim. Senivirgul.gif uzakları yakınlaştıran rüzgarların avuçlarındaki sıcak gülüşünü sevdim. Dilinde bir kelime olmak için uğraştım durdum. Bilmiyorum adımı bir yerlerde gördüğünde yüreğinde neler hissediyorsun bilmiyorum lakin sen bende hep söylemediğim kelimem olarak kalacaksın. Sana hiçbir zaman söylemediğim " Erkeğimsin" kelimesini ezip duracağım sensizliğin kanayan saatlerinde. Oysa gecenin suskunluğunu yüreğimle bozup bu kelimeyle uyandırmak isterdim uyuyan kirpiklerini. Bir kelebek gibi sessizce gelip yanına saçların arasından kulağına " erkeğim" diye usulca fısıldamak. Ben seni her gece bu hayalle aracağım yüreğimin sen kokan köşelerinde..

Gülüşünü " güneşim "virgul.gif gözyaşlarını " yağmurum " bildiğim yüreğine yüreğimle bir kez bile öpememek..Ne acıvirgul.gif ne ızdırap.. Bir kez bile ellerinin sıcaklığında sevgi kokan nağmelerini sana söylememek. Bir kez bile dizlerinin yumuşaklığına sarılıp bir kütük misali ağlayamamak.Ne acıvirgul.gif ne ızdırap..Şimdi acılarını yükleniyorum giderken. Bu satırları okurken " gitmek kelimesini söyleyen sendin " diye söylendiğini duyar gibiyim. Gidiyorum lakin senden öteyevirgul.gif yüreğinden öteye gitmiyorum. Sadece ölümsüz sevdanda susuyorum artık. Bastığım her adımda senin izlerin olduğunu düşünüp seni aramak türkülerin kan kokan satırlarında.

Yokluğunu üzerime giyinip yüreğimin duvarlarına hayalden resimlerini koyuyorum şimdi. Gülüşün sıcaklığını seriyorum odamın soğuk duvarlarına. Ve sana yazdığım şiirlerini yatağımın baş ucuna koyup her gece yatmadan önce her satırında seni solumak için.Gecenin dizlerine eğilip gözyaşlarımla senin mutlu olman için dualara sarılmak . Bir nefes kadar uzaktaki sana yapabileceğim tek şeyim; dualara sarılıp sevdiklerinle mutlu olmanı dilemek..Senin mutlu olduğun sürece ben yaşayacağım gülüm.. Sen gülümsedikçe ben nefes alacağım.. Oysa bakıp bakıp sabahlara kadar ağlayabileceğim ne resmin ne de gülüşün var baş ucumda..Lakin hiçbir zaman pes etmedim. Yokluğun katransı gecelerinde karanlık odamın içinde aradığın zamanlardan kalma çağrılarının geçmiş tarihlerinin yetinmeyi bildim. Yolladığın mesajları tekrar tekrar okumak ve senin ellerinden yüreğime yollanmış kelimelerin arasında seni solumak. Adını yazan her kelimeyi gözyaşlarımla yıkayıp bir kez bile gerçek hayatta göremediğim gözlerini hayal etmek. İşte bir yudum sevgin..İşte ben...

Seni yıkık bir yüregin en sağlam parçalarıyla sevdim. Geçmişin kanlı izlerini senin yüreğinle silmek için değil; ben senin gülen yüzünüvirgul.gif sıcak gülüşünü sevdim. Duygularım hep yarımdı lakin senin yüreğinle tamamladim içimdeki yarımlığımı. Senin gönül güzelliğiyle örttüm çirkin suretimi..Hiçbir zaman kavuşmayacak olsak da seni sevdim ben..Ellerini bir kez olsun tutmayacak olsam da avuç içlerindeki ter olmayi yeğledim hep. Susuz dudaklarımı düşlerimde ezip bir yudum sevgini kana kana içtim. Dudaklarından süzülen sigara dumanın arasında ben gökyüzünün en güzel bulutları seyrettim. Gülüşlerinde hep " sevgi Cennetinin " gökyüzüne kanatlanan kelebeklerini gördümvirgul.gif gözyaşlarında ise kendimi ve ezikliğimi gördüm. Yetimliğimi senin yüreğinde unuttum..Lakin artık susuyorum. Kelimeleri yüreğimde ezip son kez susuyorum. Dilime senli anılarımı yüreğime gömüp varlığının huzuruna gidiyorum.. [SIZE=4]Bu aşkın sevaplarını sana bırakıp günahlarını sırtıma giydirip seni " sensiz " yaşamaya gidiyorum. [/SIZE]

Zamanı durdum gözlerinde.Takvimleri ise senin geldiğin güne döndürüp kırıyorum kalemimi. Ayak uçlarına dağılan parçalarını toplama ne olur. Kırılan her parçada canımdan bir parça olacak. Ne olur dokunmavirgul.gif kanamasın ellerinvirgul.gif incinmesin yüreğin. Bir umuttu gözlerin şimdi kan olup akıyorum gözbebeklerinden toprağa..Gidiyorum seni " sensiz " sevmenin de olduğu kör uçurumlara. Karanlığın içinde bir gözlerin ışıyla yaşamaya gidiyorum. Senin duygularında doyduğumuvirgul.gif başka tenlerin şehvet yüklü günahlarında sahte aşkları solduğumu düşün. Oysa ben seni bir yudum sevginde yaşamaya devam edeceğim. Senden ötevirgul.gif yüreğinden öte hiçbir yere gitmiyorum aslında. Lakin senli kelimeleri yazan yüreğimi kırıp suskunluğumda seni solumaya gidiyorum.
[SIZE=5]Şimdi dillerim lâl ve ömür boyu susuyorum..
[/SIZE]

Bu konuyu yazdır

  Biraz kirginim; birazda kizgin..
Yazar: Hasretiim - 12-09-2010, Saat: 02:32 AM - Forum: Şiirler - Yorumlar (1)

kırgınım…
beni yüreğime kırgın bırakan herkese;
bir şehre,
bir dünyaya,
bu dünyanın, tebessümü unutmuş insanlarına,
sözlerini, dillerinde yüreklerin katili olarak besleyenlere…
-bir çocuk gibi-
yüreğimin elinden tutup, sadece onunla oynamak istiyorum,
vefayı sadece o’ndan ummak ve ona vefalı olmak istiyorum…

kırgınım,
elimden oyuncağımı alanlara,
yüreğimle oynadığım oyundan bahsedince benimle alay edenlere,
dostum bildiğime değer vermeyenlere,
yüreğimin ayağıyla yürüyüp gittiğim mekanı beğenmeyenlere,
onun telkiniyle tutunduğum dalı kesenlere,
onun sözünü dinlediğim vakit, benim sözümü dinlemeyenlere…

kırgınım,
bir lahzacık ömürde tûl-i emelleri hatrına, içime derin yaralar açanlara,
bir lahzacık huzur için,
yürek mabedimi -tûl-i ömürde dahi- onarılamayacak kadar çok talan edenlere,
yürek mabedime destûrsuz girenlere; zoru kullananlara


biraz da kendime kırgınım,
biraz da kızgın…
yüreğimi herkesin bırakmasına rağmen ben de bir vakt-i seherde bırakabildiğim için,
biraz da kendime kırgınım,
pişman olacağım adımları atarken yüreğime sormadığım için,
-o, adımlarıma yol çizmeye aday iken-
sol tarafındakini ihmal edenlerin sözlerine değer verebildiğim için,
yüreğimin tutunduğu etekleri bırakıp, ete kemiğe bürünenlerin ardından bakakaldığım için…

biraz da kendime kızgınım;
güneş hırsızlarına, güneşimin yerini söylediğim için,
sır bildiğimi, sırrıma değer vermeyenlerle paylaştığım için…

ey sır!
içimde kalsaydın keşke…
içimi aydınlatsaydın keşke…
içimde hissetseydim yakın olan’ın yakınlığını;
-güneş’in aydınlığında-

ey sır!
uçurmasaydım yürek mâbedimden seni,
seninle yükselmeye talip olabilseydim semaya

ey sır!
bahsetmese miydim senden kimselere,
kimselerin olmadığı yerlerde seni içimde beslese miydim?
bencil mi olsaydım yoksa sevmek konusunda …

ey sır!
içimde, içimdekiyle konuş; sessizce…
ben kırılırım, yüreğime küstüğüm vakit kendime,
ben kızarım kendime…
yeter ki sen,
içimde mahfûz olan sevdanın adı ol!

Bu konuyu yazdır

  Razıyım İzmir Öldür Beni
Yazar: mOOnl!ght - 12-09-2010, Saat: 01:03 AM - Forum: Şiirler - Yorumlar (2)

Her yerinde gözyaşlarım var bu kentin
Körfezinde martılar denize aşık
Güz gelince yalnızlık sarar bu şehri
Ben onu burda bildim burda yitirdim
Yollarında yapraklar dala hasret

Bir çıkmazın içinde kalmış gibiydim
Kaç kere inandığım boşa çıktı sevincim
Yırtılmış kara kalem resimler gibiydim
Ya aşkımı ver geri
Ya da denizinde boğ beni
Razıyım izmir öldür beni
Onu bana ver geri
Ya da denizinde boğ beni
Razıyım izmir öldür beni
Kış gelince yalnızlık sarar bu şehri
Vedalaşan gözler yağmura yolcu
Ben onu burda bildim burda yitirdim
Yırtılmış kara kalem resimler gibiydim
Ya aşkımı ver geri
Ya da denizinde boğ beni
Razıyım izmir öldür beni
Onu bana ver geri
Ya da denizinde boğ beni
Razıyım izmir öldür beni

Bu konuyu yazdır

  Huzurlu olmak için 100 önerim var size..
Yazar: mOOnl!ght - 12-09-2010, Saat: 12:23 AM - Forum: Genel - Yorum Yok

01. Ufak şeyleri dert etmeyin.
02. Kusursuz olamayacağınızı kabullenin.
03. Rahat ve ılımlı insanların çok başarılı olamayacakları düşüncesini bir yana bırakın.
04. Olumlu ve olumsuz düşünce kartopunun çığ gibi büyüme etkisini göz önüne alın.
05. Sevgi kapasitenizi geliştirin.
06. Unutmayın: Öldüğünüz zaman yapılacak işler listeniz hâlâ dolu olacaktır.
07. Kimsenin sözünü kesmeyin, cümlesini siz bitirmeyin.
08. Birisine bir iyilik yapın ve kimseye bundan bahsetmeyin.
09. Bırakın ilgiyi başkaları toplasın.
10. İçinde bulunduğunuz ânı yaşamayı öğrenin.
11. Sizden başka herkesin bilgili olduğunu düşünün.
12. Sabır geliştirme egzersizleri yapın.
13. Sevgi elini önce siz uzatın.
14. Kendinize sorun: Bir yıl sonra bunun bir önemi olacak mı?
15. Gerçeği kabul edin: Hayat âdil değildir.
16. Arada sırada canınızın sıkılması yararlıdır: Bırakın canınız sıkılsın.
17. Strese dayanma gücünüzü azaltın.
18. Haftada bir kez yürekten gelen bir mektup yazın.
19. Sık tekrar edin: Hayat acil bir durum değildir.
20. Zihninizde özel bir bölüm açın.
21. Her gün bir dakikanızı, minnettar olduğunuz birini düşünmek için harcayın.
22. Tanımadığınız insanların gözlerine bakın ve gülümseyerek merhaba deyin.
23. Her gün kendinize biraz sessiz zaman ayırın.
24. Yaşamınızdaki insanları minik çocuklar ve yüz yaşında ihtiyarlar olarak düşünün.
25. Önce karşınızdaki kişiyi anlamayı hedefleyin.
26. Daha iyi bir dinleyici olun.
27. Savaşlarınızı akıllıca seçin.
28. Çöpü çıkarma sırasının kimde olduğunu hatırlamıyorsanız gidip siz çıkarın.
29. Eleştirme isteğinizi bastırın.
30. Daha ılımlı bir sürücü olun.
31. Unutmayın: İnsanı edindiği huylar oluşturur.
32. Bilmemenin verdiği rahatlığı duyun.
33. İpin ucunu biraz bırakın.
34. Bir bitki yetiştirin.
35. Yoga (ya da jimnastiğe) başlayın.
36. Erken kalkmaya alışın.
37. En inatla savunduğunuz beş iddianızı sıralayın ve bu konularda yumuşamaya çalışın.
38. Planlarınızda esnek olun.
39. Konuşmadan önce derin bir soluk alın.
40. Suçluluğu değil masumiyeti görmeye çalışın.
41. Sırf gırgır olsun diye, size yöneltilen eleştiriyi kabul edin.Göreceksiniz canınız yanmayacak.
42. Kendi görüşlerinizden tamamen farklı makale ve kitaplar okuyun ve bir şeyler öğrenmeye çalışın.
43. Zihninizi sessizleştirin.
44. Birisi size topu atarsa, bunu tutmak zorunda değilsiniz.
45. Olumsuz düşüncelerinize yüz vermemeye çalışın.
46. Öfkeniz kabarmaya başladığı zaman ona kadar sayın.
47. Sorunlarınızı öğretmeniniz olarak görün.
48. Biraz yüzünüz gülsün.
49. Bu da geçer.
50. Gevşeyin!
51. Bugününüzü son gününüzmüş gibi yaşayın. Öyle olabilir.
52. Iç dünyanız için zaman ayırın.
53. Olağan şeylerdeki olağanüstülüğü arayın.
54. Kendi işinize bakın, kendinizi başkasının yerine koymayın.
55. Hayatı olduğu gibi kabul edin.
56. Yüreğinizin sezgisine güvenin.
57. Bırakın çoğu zaman başkaları haklı olsun.
58. Daha sabırlı olun.
59. Kendi cenazenize katıldığınızı farz edin.
60. Önce karşınızdaki kişiyi anlamayı hedefleyin.
61. Ruh durumunuzu dikkate alın: Moralinizin bozuk olduğu zamanlar sizi yanıltmasın.
62. Hayat bir sınavdır. Altı üstü bir sınav.
63. Herkesin onayını alamayacağınızı unutmayın. Övgü ve yergi aynı şeydir.
64. Rasgele iyilikler yapın.
65. Bir davranışın ardındakini görmeye çalışın.
66. Gönlü bol olmayı haklı olmaya yeğleyin.
67. Bugün üç kişiye onları ne çok sevdiğinizi söyleyin.
68. Alçak gönüllü olmaya çalışın.
69. Kışa hazırlık (eksikleri gedikleri kapatma) telaşından kaçının.
70. Her gün birkaç dakikanızı sevecek birini düşünmeye ayırın.
71. Antropolog olun: Ön yargınızdan uzak, başka insanların yaşam ve davranış tercihlerini inceleyin.
72. Herkesin farklı olabileceği gerçeğini anlayın ve saygı gösterin.
73. Kendinize bir kamusal yardım konusu seçin.
74. Her gün en az bir kişiye beğendiğiniz bir özelliğini söyleyin.
75. Sınırlarınızı öne sürmeyin, yoksa sınırlı olursunuz.
76. Gördüğünüz her şeyde tanrının parmak izi vardır.
77. Başkalarının fikirlerinde biraz olsun doğruluk payı arayın.
78. Bardağın (ve başka her şeyin de) kırılmış olduğunu varsayın: Her şeyin bir başlangıcı ve bir sonu vardır.
79. Bu ifadeyi iyi anlayın: Nereye giderseniz siz oradasınız.
80. Kendinizi iyi hissettiğiniz zaman şükredin, kötü hissettiğiniz zaman ılımlı olun.
81. Postayla evlat edinin. Bir vakıf yoluyla bir çocuğa yardım edin
82. Yaşamı melodram olarak görmeyin.
83. Aynı anda birkaç şey yapmaya kalkmayın.
84. Fırtınanın Gözü'nde (karmaşanın ortasındaki sükûnet noktasında) bulunmaya çalışın.
85. Sahip olmak istediğiniz şeyleri değil, elde etmiş olduklarınızı düşünün.
86. Dostlarınızdan ve ailenizden bir şeyler öğrenmeye açık olun.
87. Bulunduğunuz konumdan mutlu olmaya bakın.
88. Hizmet vermeyi yaşamınızın değişmez bir parçası haline getirin.
89. Bir iyilik yapın ve karşılığını ne isteyin, ne de bekleyin.
90. Varlığınızı bir bütün olarak kabullenin.
91. Başkalarını suçlamayı bırakın.
92. Yardım etmeye çalışırken önceliğinizi küçük şeylere verin.
93. Unutmayın: Bundan yüz yıl sonra dünyada bambaşka insanlar olacak.
94. Sorunlarınıza olan bakışınızı değiştirin.
95. Bir tartışmaya girecek olursanız, kendi görüşünüzü savunmadan önce karşı tarafın savını anlamaya çalışın.
96. "Anlamlı başarı"nın tanımını bir kez daha yapın.
97. Duygularınıza kulak verin; size bir şey söylemeye çalışıyorlar.
98. Yaşamınızı sevgiyle doldurun.
99. Kendi düşüncelerinizin gücünü bilin.
100. "Daha fazlası daha iyidir" diye düşünmekten vazgeçin.

Bu konuyu yazdır

  intiharın FeLsefi NedenLeri
Yazar: mOOnl!ght - 12-09-2010, Saat: 12:15 AM - Forum: Genel - Yorumlar (3)

Çağlar boyunca toplumlar intihara farklı tepkiler göstermişlerdir. Kimi toplumlarda desteklenen ve doğru bir davranış olarak kabul edilen intihar* diğer bazı toplumlarda ise olumsuz bir davranış olarak değerlendirilmiştir. Bu tür tepkilerin yönünü belirleyen en önemli faktörlerden biri de kuşkusuz toplumların düşünce biçimleri ve dolayısıyla düşünürleridir. Hatta bazı düşünürlerin eserleri o dönemdeki intihar olaylarından sorumlu tutulmuşlardır.

Düşünürler daha çok insanın kendi yaşamına son verme hakkına sahip olup olmadıkları ve bu davranışın onurlu bir davranış olup olmadığı üzerinde durmuşlardır.

Eski Yunanistan’daki ilk filozoflar intihara karşı çıkmışlardır. Pisagor ve takipçileri ruhun ölümsüzlüğüne inandıkları için intiharı yasaklarlar. Platon ve Aristo da intihara karşıdır. Fakat bazı durumlarda intiharı onaylarlar. Eğer kişi bu işi kamu yargısıyla kaderin başına getirdiği önlenmez çekilmez bir dert katlanılmaz bir utanç yüzünden yapmışsa anlayış gösterilmesi gerektiğini belirtir (Montaigne 1984). Aristo ise savaşta onur için olan intiharları destekler. Oysa aşk vb. gibi nedenlerden olan intiharlar cesur insanın yapacağı şeyler değildir (Choron 1972). Bu düşünürlere göre bizim hayattan nefret edip yüz çevirmemiz doğaya aykırıdır.

İntihara karşı olan bir diğer düşünür de Epikür’dür. O da öncekiler gibi erdeme önem vermiş ve amacımızın bilgeliğe ulaşmak olduğunu savunmuştur. İnsan ihtiraslarını tatmin yoluyla mutluluğa ulaşamaz. Çünkü hazzın tatminini doğal olarak bir sıkıntı ve isteksizlik takip edecektir. Bu bizi gerçek amacımız olan acıdan kaçmak hedefinden saptıracaktır (Fromm 1982). Hatta ölümü aramaya kadar götürecektir.

Eski Yunan’da intiharın kabul edilebilir bir eylem olduğuna doğru yapılan kararlı ilk değişim, Epikür’ün en büyük rakibi Kitionlu Zenon tarafından olmuştur. Zenon, kişinin intihar etme hakkına sahip olduğunu savunur. Kendisi de yaşlandığında intihar etmiştir.

Stuacılara göre, akıllı adamın intiharı sorunu ahlaki bir doğru veya yanlış değildir. Fakat karşılaşılan bir durumda yaşamayı veya ölmeyi tercih kararıdır.

Stuacılar intiharı savunmakla kalmamış, şu durumlarda yapılması gereken bir davranış olarak kabul etmişlerdir. (Gibbs 1968)

1) Bu hareket diğer kişiler veya vatana bir hizmet taşıdığı zaman,

2) Kişi yasa dışı bir işe zorlandığı zaman,

3) Kronik hastalıklarda; ölümün yaşama tercih edileceği durumlarda.


Hegesias, işi daha ileri götürerek, bilgi olmayan kimselerin kendilerini öldürmeleri gerektiğini savunur. Ona göre mutluluk erdemdir. Günlük olayların nazzını arayan kimse bu mutluluğu hiçbir zaman elde edemez; o halde bilge olmayan kişi erdemsizdir, kendini öldürmelidir. Onun felsefesinin temelini ise, şu sözü çok iyi bir biçimde yansıtır: “Yaşamın yolunu olduğu gibi, ölmenin yolunu da kendimiz seçmeliyiz.” (Montaigne 1984).

Seneka; “iyi insan yaşaması gerektiği kadar yaşar, yaşayabildiği kadar değil” demektedir (Choron 1972). İnsan kendi ölümüne istediği zaman karar verebilir. Yaşamı ile felsefesi birbiriyle çeliştiği için, Roma Kralı Neron tarafından damarını keserek intihar etme cezasına çarptırılmıştır.

Eski Yunan’da son zamanlarda intiharın bu şekilde kabul edilebilir bir eylem olması, o devirde intiharların artmasına neden olan faktörlerden biri olabilir. Özellikle Yunan sitelerinin Roma’ya katılmasıyla bu oranlarda bir artış görülmüştür.

Hristiyanlığın batı dünyasında egemen olmasıyla beraber, kilise öğretileri felsefe alanında da etkin duruma gelmiş ve Rönesans dönemine kadar bu etkinliğini sürdürebilmiştir. Bu dönem filozoflarında, insan hayatının Tanrı’ya ait olduğu fikri egemen durumdaydı. Dinle felsefenin bu dönemde içiçe oluşu intihar olaylarının düşük bir oranda kalmasına neden olmuş; fakat tamamen engelleyememiştir. Rönesans ile birlikte kilise felsefesi etkinliğini yitirmiş ve intihar konusunda da daha tavizkar bir tutum takınılmaya başlanmıştır.

Montaigne, insanın kendi iradesiyle yaşamına son verebileceğini savunmuştur. “hayat bir işinize yaramadıysa, boşu boşuna geçtiyse, onu yitirmekten ne korkuyorsunuz. Daha yaşayıp da ne yapacaksınız” diyen Montaigne’e göre, ölümle bütün dertler bitecektir (Montaigne 1984). Bunun için ölümden korkmamalı ve dertlerden kurtulmanın bir yolu olarak da intiharı düşünmelidir.

18. yüzyıl felsefesinde ençok işlenen konulardan biri özgürlük olduğu için, bu dönemdeki filozofların hemen hepsi intihara da izin verir bir tavır takınmışlardır. Montesquieu intihara karşı uygulanan kanunları eleştirmiştir. Hume, intiharın bir suç olduğu fikrini çürütmeye çelışıyor. Ona göre intihar, ilahi yasaya karşı gelme değildir; çünkü bu yasa doğa yasasıyla birlikte işler ve insanın doğadaki yerini bulmasına yardımcı olur. Rousseau, başkasına zarar vermedikce intiharı destekler. Söylentilere göre, mutsuz bir yaşamı olan Rousseau da intihar etmiştir. Aynı dönemlerde yaşamış olan Diderot ise, doğal olmadığı ve kilisenin öğretilerine karşı geldiği için anti-sosyal bir davranış olarak görür ve karşı çıkar.

19. yüzyılda Kant, intihara karşı çıkmaktadır. Hume’un görüşünü eleştirir. Kant’a göre, doğal olarak insanın ilk amacı kendini korumaktır. Bunun için intihar bir kusurdur ve lanetlenmelidir.

Schopenhauer, Kant’a göre daha çok taviz verir. Ona göre, kişi intihar etme hakkına sahiptir; ama bu, boş ve aptalca bir şeydir. İntihar, kişinin doğaya sorduğu bir sorudur: Ölümün ötesinde ne var? Kendilerini öldürenler sadece acı çeken bedenlerinin acısına son verebilirler; sonsuz sürekliliklerine engel olamazlar.

“Bazıları çok erken, bazıları çok geç hayattan ayrılıyorlar, asıl iş tam zamanında ölmektir” (Arkun 1963) diyen Nietzsche, intihara karşı değildir. İntihar kişinin hakkı ve ona verilen bir armağandır. Üst-insanın yaratılması için felsefesini yönlendiren Nietzsche, bu üstün amaca katkıda bulunamayacak kişinin intihar etmesini ve bundan da mutluluk duymasını söyler.

Hartmann ise, insanın sahip olduğu tek şeyin bu dünya olduğunu belirterek, en iyi olmamakla beraber elimizdeki bu dünyadan vazgeçmememiz gerektiğini savunur. Yaşamak,temelde arzu edilmeyen bir şeydir; hayal kırıklığı ile doludur. Fakat yine de,elimizdekinin en iyisi olan bu yaşamdan kaçmamalıdır.

Camus, acaba hayat yaşaya değer mi, değmez mi? sorusuna cevap vermeye çalışır (Hübscer1980). Camus için bu soru felsefenin temel sorusudur; bundan başka da temel felsefe sorusu yoktur. Bu sorunun cevabını Camus şöyle verir: İnsan intihar edebilir, ancak bu dürüstlük olmaz. Ölüm insanı huzura kavuşturur,fakat insanın gerçek çabası dünya üzerinde mümkün olduğu kadar çok kalmaya onu incelemeye çalışmak olmalıdır.

Batıdaki bu çok farklı görüşlere karşılık,doğu dünyasında egemen olan mistik felsefenin görüşüne göre,intihar etmek kişinin istemine bağlıdır. Yani kişi,yaşam ile ölüm arasında karar verme hakkına sahiptir.

Jainizm ve Budizme göre,yüreklerimizden yaşama isteklerini çıkarmalıyız. İnsan ancak yokolarak acıdan kurtulur ve mutlu olabilir. Hatta Jainizmin kurucusu olan Mahavira,insanın aç kalarak kendini öldürmesini büyük bir erdem olarak nitelendirir. Konfüçyus ise intihara karşı çıkar. Ona göre,insanın amacı iyi ve uzun yaşamaktır. İnsan ölümden sonrasını merak etmemelidir. Çünkü,ölümden sonra hayat olduğu bilinirse,kimileri canlarına kıyarak oraya gitmeyi isteyebilirler (Hançerlioğlu 1976).

Belirli bir tarihsel sırayla değindiğimiz bu düşünürlerin görüşleriyle, yaşadıkları dönemlerdeki intihar oranları arasında doğrudan bir ilişki göze çarpmaktadır. Konumuz açısından önemli olan nokta da budur. Fakat bu ilişkiye bakarak, intiharın sorumluluğunu sadece düşünürlere bağlamak da yanlış olur. Çünkü genelde, toplumsal düşünce toplumu oluşturan öğelerden sadece bir tanesidir.

Konuya felsefi açıdan baktığımızda sonuç olarak şunu söylemek mümkündür: İnsan yaşamak için doğar, yaşaması gereklidir; olumsuz toplumsal koşullar karşısında çaresiz kaldığını hissettiği anda kişinin, yaşamına son verme hakkı vardır. Çünkü insan yaşamı, insanın yaptığı eylemlerden oluşur. Şöyle veya böyle intihar da bir eylemdir ve kişi istediği takdirde bu eylemi gerçekleştirebilir

Bu konuyu yazdır

  ÖyLe hasretimki söyLeyemedikLerime
Yazar: history - 12-09-2010, Saat: 12:05 AM - Forum: Aşk (Genel) - Yorumlar (2)

1140407564.jpg

Hayata yenik umutLarım var yine satırLarımda...
Sanki kendimle olan savaşımdan yeni çıkmış gibiyim...
Galibi belli olamayan...
Kırdığım parçaLarımı toplayamaz bir ruh halindeyim...
Ve yıkık dökük hayyelerim var, kimseleri sığdıramadığım büyüklükte...
İçimden çığlıklar kopuyor, avazım çıktığı kadar susuyorum sessizlizğime...
Hiç bir gecemi diğine eş göremiyorum...

Ve son bir kez;
Sev yüreğim diyorum "yorgunum" diyor...
HayaL edebiLdiğim safLıktan ötesine biLe gidemiyorum ...
Ve haLa onun sesi?
Hayır Git "can" sevmiyorum ben seni...

ÇünKü!!!

"Söz vermiştin can, hep elimden tutacağına söz vermiştin... Ama iLk yaptığın, bana oLan bütün yoLLarını kapatmak oLdu...

Oysaki, hiç hiç kapanmayacağına söz vermiştin...

Baharları Çok sevdim ben can...
Ve bütün bir baharı mı penceremde geçirdim ...
Ama geLmedin can...
Ve Her gecenin sabahında akan damlalar siLdi bizi yeryüzünden biLirim...

Senden sonra hep başkaLarını istedim hayatıma...
HayeLLerine umutLarıma sığdırmak istedim başka yüzLeri, ama oLmadı, yapamadım Can...
Çünkü biLirim eLLeri senin gibi dokunmaz, teni senin gibi kokmaz gözleri senin gibi bakmaz ama ne çare sen yoksin ki... Ten teni özLer demiştim güLmüştün!!! Oysaki özLediğini ben biliyorum Can... "

Sadece korkuyorum, dudaklarımın başka bir ismi telafuz etmesinden...
Yüreğime söz geçirememekten ...
Göz yaşlarıma esir olmaktan korkuyorum...
Ve onları sen diye yaşamaktan Korkuyorum can...
ÖyLe hasretimki söyLeyemedikLerime.......

Bu konuyu yazdır

  Ben tükeniyorum,hasretler çoğaldıkça...
Yazar: Hasretiim - 12-09-2010, Saat: 12:04 AM - Forum: Aşk (Genel) - Yorumlar (1)

Benim gözlerim yine uzaklara dalgınvirgul.gifyine kirpiklerimde tuz var..
Tırnaklarım avuçlarıma kan oturtmuşvirgul.giföfkeliyimvirgul.gifsusuyorum ağlarken..

Aşka dair
şarkı sözleri çalmasın artıkvirgul.gifacıtmasın yüreğimi..
Yoruldum her
şarkı sözlerinde seni düşünmektenvirgul.gifseni bulmaktanvirgul.gifseni özlemekten..
Derin nefesler çekiyorum içimevirgul.gifsenin hasretini içime çeker gibi..
Soluyamıyorum geriyevirgul.gifiçimde kal diye..
Ne vardı bu kadar sevecekvirgul.gifyada ölesiye güvenecek...
Aşk kimi güldürmüşki?Yada ne kadar olmuşki ömrü mutluluğun...
Gözlerimdeki ışıltıyı yitirdimvirgul.gifyaşama sevincimivirgul.gifumutlarımıvirgul.gifsitemlerimivirgul.gifbeklentilerimi yitirdim..Kendimi yitirdim sensizlikte..

Her sabah yeni bir role hazırlanıyorumvirgul.gifsahneye çıkacakmışım gibi..
Bana en yakışan rengi giyiniyorum mavi..
Gülümsüyorum...Kıyametler kopuyor içimde..

Barış zamanında yaşadım en büyük harpleri..
Fırtınalarda kaç gemi batırdım..
Aşıklara bakmıyorum artıkvirgul.gifiçimden bir şeyler kopuyor sanki..
Yorumlayamadığım rengarenk bir tabloya bakar gibi oluyorum..
Bu mutluluk resimleri gerçekmi???Hepsi sahtemi...
İnanmıyorum artıkvirgul.gifinanamıyorum.
Yaşadığım sürece gerçekti...

Oysa şimdi...
Gece olunca kaldır başını bak gökyüzüne...
Kaç bakışım kaldı oradavirgul.gifyada kaç sabah doğan güneşe dokundum sen diye..
Ben seni oralarda aradım..
Her zaman bulabileceğim ama asla seni göremeyeceğim yerlerde...

Sensizlik böyle birşey işte...
Ben tükeniyorumvirgul.gifhasretler çoğaldıkça....!

Bu konuyu yazdır

  Üzgünüm ...
Yazar: Hasretiim - 12-09-2010, Saat: 12:00 AM - Forum: Şiirler - Yorumlar (1)

Bir yaşam tükettim içimde…

Seninle varım…
Sensizvirgul.gif varlığımın içinde yokluğuma muhtacım…

Anlamsızım !
İsyan eder duygularımvirgul.gif kelimeler arası hüzünlerde…

Sende mühürledim yaşamıvirgul.gif nefesimi sensiz ‘hiç’ sayarak…
Ve sende bıraktım ruhumuvirgul.gif bedenimi umursamayarak…

Gittim
Geldim.

Gidişleri ‘ölüm’
Gelişleri ‘doğum’ bildim…

Öldüm
Doğdum…

Tersine döndüm yaşamın…

Birbiri ardına saklanmış umutlar buldum gelişlerde…
Ele avuca sığmayan acılar bıraktım gidişlerde…

Ama…

Gel gör ki virgul.gif

Bir yaşamı tükettimvirgul.gif
Dört duvar arası kaçışlarda…

Yine devirgul.gif
Ben her yok oluşa 'seni' yazdım...
Ve her dem sana döküldüm parça parça...

Üzgünüm !

Bu konuyu yazdır

  Yürek Ç'ağrım'a...
Yazar: acemhe - 12-08-2010, Saat: 11:41 PM - Forum: Aşk (Genel) - Yorum Yok

‘ … derken bir düş gibi giriyorsun hayatıma. ’

Çok uzak zamanlardan istediğim bilediğim ömrümü / ömrüme yazdığım kutsal vurguların tapınağı olan mavi düş’üm gibi… Kocaman gözlerin var ellerin tel örgülerden sıyrılmış; ama yalnız ama vurguna uğramış… sımsıcak ellerin var gözlerimde.

‘ … hasret türküsünü söylüyor dilim edebi … ’

O çok soylu sevdaların esiri olmuş yüreğin beliriyor ardından. Özlemler… Vurgunlar… Kaçışlar zamanın gerisinden. Kara çalınan ömrüme istediğim bütün yazgıların vurgunu olmuşluğun kendi dilinin kendi gerçekliği’yle beliyor yüreğin dilinin söylediğince.

‘ … kaç vurguna teslim etmişsin oysaki yüreğini…’

Şimdilerde senden istediğim bir ömür / bir ömrün geçişkenliği… Belki de ömürlerimizin; tınısını henüz hissedemediğimiz süslü benzetmelerden uzak limanların kıyılarında. Karanlığın koynundan çıkmış olan yüreğimin alışkanlıklarından hazlığı… Korkuları geri beslemeleri derken sen bir kakafoni… Yak bir sigara dağıt yaşanmışlıklarını özleminle sar özlemlerle dolu yüreğimi.
Zerdali kokusu kelimelerinin gerçekliğini hissettir ömrümün güncesine..

‘ … ah ben! Seni bu denli yakın hissediyorken ömrüme...’

Gerçekliğinin yalnız ve sadece çıplaklığı… Biliyorsun yanan ellerimin sahisini. Adım gibi eminim ellerim soğuk hala… Adım gibi biliyorum hissettiğini yüreğimin ayazını. Yanan ellerimden önce üşüyen ellerimin gerçekliğini. Duyuyor ve beliyorsun o türkümü usul usul mırıldandığımı. Biliyorsun adım gibi eminim o soylu kentlerin esiri olmamış yüreğimin gerçekliğini. Sen bir mahpeyker belki de…
Belkilerin uzak kalmasını nasıl isteğimi nasıl bir vurgundan sana kendimi yalnızca bu kadar hazırlaya bildiğimi uzun zamanların kıyısından biliyorsun adın gibi. Kendin gibi eminsin gerçekliğimin edebinden.

‘ … şimdilerde bir sevda pişkinliği konuyor ellerime gözlerim dalıyor zamansız derin boşluğa boşluğumuza dalıyor…’


Korkularımın hesapsızlığını gülümün mavisini yüreğimin çağrısını biliyorsun. Ne duruyorsun kutsal vurguların kaçası sen… Ah bir bilsen ne çok ağladığım gecelerimin yalnızlığını… Kendimi doğurduğum büyüttüğüm ve beslediğim bakir zamanlarımın kokuşmuşluğunu…

dedim ya; bir sevda pişkinliği konuyor dudağımın kenarına usulca ve gülümsüyorum. Belki birazda unutarak korkularımı. Gerçekliğinin tüm özü ve çıplaklığıyla sana sesleniyorum. Yüreğine… Yollarını yarım bırakma ömrüme. Kendin kadar neysen nesin kimsen kim… ama kendin ama yüreğin kadar kunduramın tozu sigaramın dumanı ol…

Bu konuyu yazdır

  sen varsın
Yazar: history - 12-08-2010, Saat: 11:40 PM - Forum: Aşk (Genel) - Yorumlar (1)

af0f41a41183fc10d1301298d8415440-2.jpg


Herseyimde sen varsin bilmem farkindamisin.
attigim her adimda yazdigim her satirda gordugum her insanin gozlerinde sen varsin.

agladigim zamanda sebebi oldugundanmi bilmem goz yasimda sen varsin.
aynaya bakiyorum inan sasiriyorum, dalgin goz bebegimde inan hep seni goruyorum,

bilmiyorum bu bir cezami yoksa tanridan armaganmi, dilimden dokulen her sozun anlaminda inanki sen varsin,

senin olmadigin bir yere gitmek istiyorum kayip sehirleri dolasiyorum, gordugum her insanin simasinda sen varsin,

unutmasini bilmeyen kalbimi param parca etmek istiyorum ama kiyamiyorum cunku orada bile sen varsin...

Bu konuyu yazdır

  Tarih: 05-13-2026, 10:19 AM