| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.
|
| Kimler Çevrimiçi |
Toplam: 247 kullanıcı aktif » 0 Kayıtlı » 244 Ziyaretçi Applebot, Baidu, Bing
|
| Son Aktiviteler |
Bir Demet Söz
Forum: Güzel Sözler
Son Yorum: SunSet
05-07-2026, Saat: 11:22 AM
» Yorumlar: 70
» Okunma: 10,494
|
Kur’an’da Allah Zekâtı, M...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
05-03-2026, Saat: 11:57 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 45
|
İslam’ı Yaşarken İzlediği...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-30-2026, Saat: 01:06 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 40
|
Allah’ın Bizlere Güvendiğ...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-25-2026, Saat: 11:04 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 65
|
Allah’ın Dini İslam’ı Yaş...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-24-2026, Saat: 12:01 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 62
|
Saff Suresi 6. Ayet Üzeri...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-18-2026, Saat: 12:14 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 61
|
Namaz Dinin Direği Midir?
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-13-2026, Saat: 10:12 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 77
|
Atatürk'ün Çocukluk Anıla...
Forum: Hayatı ve Anıları
Son Yorum: Serdar102
03-28-2026, Saat: 09:08 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 123
|
Mavi'ye..
Forum: Aşk Hikayeleri
Son Yorum: SunSet
03-11-2026, Saat: 08:23 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 210
|
Keloğlan Çataltepe Tekfur...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:45 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 385
|
|
|
| Bebeklerde Bağırsak tembelliğine ne iyi gelir? |
|
Yazar: MaSaL - 01-04-2011, Saat: 12:28 PM - Forum: Anne ve Bebek
- Yorum Yok
|
 |
[b][i][SIZE=5]Bebeklerde Bağırsak Tembelliğine Ne iyi Gelir?
Bebeklerde Bağırsak Tembelliği Nasıl Geçer?
Barsak tembelliği 0-6 ay dönemden sonra ek gıdalara geçişle veya bebeğe inek sütü vermeye başlamanızla da görülebilmektedir.
Eğer bebeğinizde kabızlıkla birlikte
�Anne sütü almasında veya beslenmede isteksizlik
�Kilo artışında düşüş
�Huzursuzluk vb. durumlar yoksa bu durum bir rahatsızlık sayılmaz.
Evde alabileceğiniz önlemler ve uygulamalar
�bebeğe bir çay kaşığı zeyinyağı içirmek
�rezene çayı vermek.
�Karnına hafifçe masaj yapmak
�Bebek ıkınmaya başladığında bezini açıp kaka yapmasını kolaylaştırmak.
�Altı aydan büyük bebeklerde, lahana suyu, havuç suyu, elma suyu verilebilir.
1 yaşından büyük bebeklerde sürekli kabızlık görülüyorsa bir doktora danışıp
�Kansızlık
�D vitamini eksikliği
�primer barsak patolojileri vb. bir durumun olup olmadığı incelenebilir.[/SIZE][/b][/i]
|
|
|
| Bebeklerde Kulak Ağrısı Nasıl Anlaşılır? |
|
Yazar: MaSaL - 01-04-2011, Saat: 12:28 PM - Forum: Anne ve Bebek
- Yorum Yok
|
 |
[b][i]Bebeklerde sürekli ağlamanın sebebi kulak ağrısı olabilmektedir. Eğer bebek ağlarken başını sağa sola sallıyorsa kulak ağrısı çekiyor olması muhtemeldir. Bebeğin hangi kulağının ağrıdığını anlamak için parmağınızı bebeğin kulağının ön bölümüne bastırnız. Bastırma sırasında bebek tekrar ağlarsa kulak ağrısı olabilir. Emin olmak için bastırma sırasında kulak kepçesini iki yana hafifçe çekiniz ve bebeğin tepkisini ölçünüz.
Bunun dışında bebekte kulak ağrısı ve iltihabı olup olmadığını anlamak için yastığında kulak akıntısı olup olmadığına bakınız. Eğer akıntı varsa bu kulak itihabı belirtisi olabilir.[/b][/i]
|
|
|
| Çocuklarda Utangaçlık İle İlgili Bilgiler |
|
Yazar: MaSaL - 01-04-2011, Saat: 12:27 PM - Forum: Anne ve Bebek
- Yorum Yok
|
 |
Utangaçlık çok sık görülen bir duygudur. Hemen herkes yeni sosyal durumlarda belirli ölçülerde sosyal kaygı yaşayabilmektedir. Aslında kişinin yeni sosyal duruma ve olası tehditlere karşı gerekli tedbirleri alması açısından adaptif, koruyucu bir özellik olarak da değerlendirilebilir.
Peki neden bazı çocuklar diğerlerine göre daha utangaçtır? Utangaçlığın belirli bir kısmı öğrenilir. Yani, aile çevresi ve kültürel normlar diğer çevrelere göre kişinin daha utangaç görülmesine yol açabilir. Örneğin Çinli çocuklar, İsveçlilere, ya da Amerikalılara göre daha az konuşkandırlar. Bazı aileler çocuklarını sosyal ilişkilerden daha uzak ve çekingen olmaları yönünde yönlendirir ve bu yönde ödüllendirebilirler.
Öte yandan, utangaçlığın biyolojik ve mizaçla ilişkili yönleri üzerine bulgular günden güne artmaktadır. Diğer kişilik türlerine göre utangaçlığın daha fazla genetik özellik gösterdiği görülmüştür. Evlat edinilen çocuklarla yapılan çalışmalar da, biyolojik annenin çocuğun sosyal özellikleri açısından belirleyici olduğunu ortaya koymuştur.
Genel anlamda sosyal kaygıların sürekli olduğu ve kişinin hayatını zorlaştırıcı, ya da engelleyici olabildiğinde sosyal anksiyete bozukluğu (SAB) tanısı akla gelebilir.
SAB�nin bilinen ilk tanımı, Hipokrat tarafından sosyal ortamlarda yüz kızarmasını çağrıştıran eritrofobi ismiyle yapılmıştır. Utangaçlık düzeyindeki sosyal anksiyete, sosyal olarak kabul görmeyi sağlayabildiği ölçüde uyumlu bir özellik olabilmekteyken, aşırı tehdit algısı ve insanlardan uzaklaşmaya neden olabilen sosyal anksiyete işlevselliği önemli düzeyde bozabilmektedir. Günümüzde çocuk ve ergenlerde SAB tanımı içinde, erişkinlerde de olduğu gibi en sık, toplum içinde konuşma, yemek yeme, yazı yazma; partilere katılma; otorite figürleri ile konuşma; sosyal ilişkilere katılma korkusu; sosyal ortamlarda nefes darlığı, yüz kızarması, çarpıntı, baygınlık, titreme, ağız kuruluğu, kaslarda gerginlik, karın ağrıları, ölme isteği ve baş ağrısı gibi fiziksel şikayetler yer alır.
Çoğu anksiyete bozukluğu gibi SAB da sıklıkla çocukluk çağında başlamaktadır. Son yıllarda yüksek görülme oranı ve işlevselliği belirgin düzeyde etkilemesi nedeniyle SAB daha fazla dikkat çekmeye başlamıştır. Erken başlangıcı ve henüz patolojik düzeye gelmeden tespiti ile koruyucu yaklaşımın sağlanması mümkün olabilmektedir.
Yaşam-boyu görülme oranı %13.3�tür (erkekler: %11.1, kadınlar: %15.5) ve kişinin işlevselliğini oldukça olumsuz etkileyen bir psikopatoloji olan SAB sıklıkla ergenlik (13-20, ort:15.5) yaşlarında başlamaktadır. Bu çocukların sosyal becerileri düzeyleri düşük olarak kalır, daha az arkadaş sahibi olurlar, belirgin olarak yalnızlık yaşayabilirler ve çok sayıda aktiviteden uzak dururlar. Bazı olgularda sosyal anksiyete okul korkusuna neden olabilir. Yine bazı SAB olguları, sosyal kaygıları sonucu davranım sorunları, karşı gelme davranışı, alkol ve madde kullanımı gösterebilirler.
Ne yapmalı?
Çocuğunuzun özelliklerini tanıyın ve onu bir bütün olarak kabul edin. Onun tüm ilgi alanlarına ve duygularına hassas olmak ve kabul edici (daha az eleştirel) yaklaşım onun özgüvenini arttırmak açısından ilk adımlardan biridir.
Özgüvenini arttırın. Utangaç çocuklar sıklıkla kendileri hakkında olumsuz düşüncelere sahiptir ve insanlar tarafından kabul edilmediklerini düşünebilirler. Onların becerilerini keşfetmelerine ve geliştirmelerine rehberlik edin. Kendini iyi hisseden, özgüvenli çocuklar nadiren utangaçlık hissederler.
Sosyal becerilerini geliştirin. Onun sosyal ilişkilerde yaşadığı zorlukların nedenlerini araştırın. Uygun �sosyal beceri sözcükleri�, �sosyal beceri yöntemleri� konusunda yol gösterin. Küçük yaşlardan itibaren sosyal ortamlara (ör, spor kulübü, dans okulu, tiyatro vs.) girmesini ve sosyal becerilerini geliştirme fırsatı bulmasını sağlayın.
Yeni ortamlara alışması/ısınması için fırsat verin. Tehdit edici olarak algıladığı bir ortama girerken aşırı zorlayıcı olmamaya dikkat edin, oraya alışabilmesi için zaman verin ve olumlu özelliklerine (çocuğa ve ortama ait) dikkat çekin.
Yardım almayı ihmal etmeyin. Genellikle kronik ve dirençli bir özellik olduğundan ve daha şiddetli olgularda kaygılarla baş etmek çok zor olabildiğinden, biyopsikososyal iyilik halinin devamı, temini için gerekli olduğunda psikiyatrik, psikolojik yardım fırsatlarını araştırın.
|
|
|
| Alfabetik bebek isimleri |
|
Yazar: MaSaL - 01-04-2011, Saat: 12:18 PM - Forum: Anne ve Bebek
- Yorumlar (9)
|
 |
[SIZE=5]bebek isimleri alfabetik, alfabetik bebek adları,bebek isimleri sözlüğü
Abay: Sezgi, anlayış, dikkat
Acun: Dünya,varlık
Açelya: Fundagiller familyasından, kokusuz ama güzel renkli çiçek.
Ahsen: En güzel, Çok güzel
Ajda: Filiz, sürgün - Üzeri çentik çentik olan şey
Akasya: Küçük sıra yapraklı, süs için yetiştirilen bir ağaç.Salkımağacı
Akay: Beyaz ay,dolunay
Akel: Dürüst,güvenilir
Akın: Hızlı bir biçimde düşmana yapılan saldırı
Aktaç: Beyaz taç,gelin tacı
Aktan: Aydınlık gece
Alara: Al + ara. Al=Kırmızı, ara=bezeyen, süsleyen , Kırmızı süs anlamında bir tamlama
Alarcın: Güzelliğini ateşin kırmızılığından alan
Alçin: Kırmızı renkli küçük bir kuş türü
Aleyna: Esenlik ve güzelliklere sahip, esenlik içinde olan
Alkan: Kızıl kan
Alkın: Sevdalı,aşık
Alpay: Cesur,yiğit
Alper: Alp + Er Cesur erkek Soylu erkek anlamında
Altan: Kızıl Şafak
Andaç: Bir kimseyi hatırlamak için saklanan şey, hatıra
Andaç: Armağan,hediye
Anıl: Ölçülü davranan, hoşa giden kimse
Aral: Takımada,sıradağlar.
Aras: Sahip çıkılan buluntu, Doğu anadoluda bir ırmağın adı
Arcan: Saf,temiz
Arda: Halef, ardından gelen
Arel: Temiz,dürüst
Argün: Temiz gün, günlük güneşlik, yaşama sevinci veren gün
Arıkan: Temiz soy
Arın: Temiz,saf - Alın
Arkan: Temiz kandan gelen - Üstün,galip
Armağan: Hediye,ödül
Arman: Hasret,özlem - Sıkıntı
Artaç: Ar+ Taç Utanma duygusunu baş tacı eden
Asena: Türk Mitolojisinde Ergenekon destanında adı geçen dişi kurt
Aslı: Kök, köken - Aşık Kerem'in sevgilisi
Asrın: Çağdaş, bu asıra ait olan, asıra uygun olan
Asrın: Bu asıra ait, bu devire uygun
Asutay: Hırçın tay
Asya: Yeryüzünün anakaralarından (kıta) birinin adı
Aşkın: Aşmış, ileri, üstün/ Senin aşkın
Aşkın: Benzerlerinden daha üstün - Coşkun
Ata: Baba, ced, Ecdat, Büyükbaba, Bilge
Atacan: Hoşgörülü,babacan
Atak: Canlı,girişken-Cömert-Nişancı
Atalay: Ünlü,şöhretli
Ataman: Ata kişi,önder
Atay: Herkesçe bilinen, tanınmış, ünlü
Ateş: Yanıcı maddelerin yanmasıyla ısı ve ışığın ortaya çıkması
Atıl: İleri hamle yap, anlamında Atıl, atılmak
Atılgan: Engelleri aşan - Korkusu olmayan
Atınç: Atılgan / Atak
Aybar: Gösterişli,heybetli
Ayben: Ay gibi. Ayın kendisi
Ayberk: Sağlam kişilik- Ayın parlaklığı
Aybüke: Ay gibi parlak, aynı zamanda zeki, akıllı
Ayca: Ay gibi parlak ve aydınlık
Ayça: Ayın ilk günlerde aldığı biçim, hilal
Ayçin: Ayçın, ay gibi, aya benzer
Ayda: Dere kıyılarında yetişen bir bitki - Parmakları, endamı güzel kadın
Aydil: Güzel, parlak, aydınlık gönül
Aygen: Gönül dostu
Aykan: Kanı ay gibi parlak ve temiz Ay Kanlı
Aysen: Aydan farksız, ayın yerdeki benzeri, güzel sevimli
Ayşan: Şanı ay gibi parlak olan
Aytaç: Ay gibi taçlı
Aytek: Ay gibi
Aytunç: Ay gibi güzel,tunç kadar sağlam
Ayyüce: Ay gibi aydınlık nurlu ve yüce olan er
Azer: Azerbaycan kelimesinin kökü olan Azer'den..
Azra: Bakire, el değmemiş[/SIZE]
|
|
|
| Çocuğun 6 Kötü Huyuna 6 Zekice Öneri |
|
Yazar: MaSaL - 01-04-2011, Saat: 12:13 PM - Forum: Anne ve Bebek
- Yorum Yok
|
 |
1- Tuvalet alışkanlığı için inatlaşma...
"4 yaşındaki oğlum Mehmet sözde tuvalet alışkanlığını kazanmıştı ama tuvalete pek de istekli gittiği söylenemezdi. Tutabildiği kadar tutuyordu. Bir gün Mehmet, her zamanki gibi tuvaletini son ana kadar tutuyor, ortalıkta dört dönüyordu. "Tuvalete gitme zamanı tatlım" dedim. Tabii ki, işe yaramadı. Sonra babası Mehmet'e şöyle dedi; "Şimdi tuvalete gidersen sana 1 TL veririm."
Mehmet teklifin gerçek olup olmadığını tartmaya çalışıyordu... Eşim cebinden 1 TL'yi çıkardığında Mehmet uçarcasına tuvalete koştu. "Ona tuvalete gitmek için rüşvet almayı mı öğreteceksin?" diye sordum. "Ona böyle mi örnek oluyorsun?" Eşim muzipçe baktı. Olan şuydu; O günden itibaren, Mehmet tuvalete gitmek konusunda yeni bir anlayışa sahip oldu. "Neden tutayım ki?" diye düşünmeye başladı. Aynı taktiği yine kullanır mıyım, emin değilim, ama şunu öğrendim; Bazen yaratıcı olmak ve kuralları biraz esnetmek işe yarayabiliyor."
2- Sofra Kavgaları
Elif, kızı Ceyda'nın sağlıklı yiyeceklerin tadına bile bakmamasından usanmıştı. "Brokoli, şeftali, biftek veya değişik kokan hiçbir şeyi yenıiyordu" eliyor Elif.
Bir gün çözümü tesadüfen buldu: "Benim tabağımdan yemesine izin verdim. Gülünç gelebilir ama işe yaradı". Böylece Ceyda yemeklerini annesinin tabağından yemeye' başlamış ve gittikçe yeni tatlar deneyen bir minik gurme haline gelmiş. "Şu anda Thai yemeği bile yiyor" diyor Elif.
Gerçekten de, okul öncesi yıllarda, yemek masası bir savaş meydanına dönebilir. Bu konuda ise minik Mehmet'i örnek vermek istiyoruz. Mehmet ve annesi şekerli gıdalar konusunda savaş halindeydiler. Mehmet her türlü şekerli gıdayı yemek istiyordu. En sonunda annesi, "neden olmasın" diye düşündü ve bir şartla izin verdi; önce sağlıklı besinlerden oluşan öğününü bitirirse, vitamin ve mineral katkılı şekerli gıdalardan "tatlı" niyetine tüketebilecekti. Yemek kavgalarını bitiren daha ilginç bir "Neden olmasın?" taktiği de şöyle; okulöncesi yaş grubundaki ikizlerine Brüksel lahanası yedirmeye çalışan akıllı anne işe önce evdeki sevimli hamster'dan başlıyor. Çocuklar evcil hayvanlarının lahana yediğini gördüklerinde bu sebze cazip hale geliveriyor. Hatta şu an 10 yaşında olan ikizlerden birinin favori yiyeceği Brüksel lahanası... Şaşırtıcı değil mi?
3- Bez Faciaları
Hülya 2 yaşındaki kızını, süper emici beze rağmen çoğu sabah üstü başı batmış halde buluyordu. Bir akşam kızının bezinin altına, göbeğini ve yapıştırma bantlarının olduğu bölgeyi kapsayacak şekilde bir de maksi bez koymaya karar verdi. Böylece karnının üstüne yüzükoyun ve poposu havada yatmaya alışkın ufaklık, herhangi bir sızıntı olmayınca daha konforlu uyumaya başladı.
Üç çocuk annesi Pelin ise, her fırsatta keyifle bezini çıkaran 15 aylık kızı Fulya ile ne yapacağını şaşırmıştı. Çözümü ise tamir çantasında buldu! "Koli bandıyla bezin bağlantı yerlerini kapatacak şekilde bir tur atarak onu bantlıyordum. Bandı açamadığı gibi denemeyi bile bıraktı. İşin tek kötü yönü dışarıda bezini değiştirirken üzerimize yönelen bakışlar oldu!"
4- Oturak dertleri
Funda üç yaşındaki oğlu Furkan’ın ihtiyacını lazımlık dışında her yerde gidermesini önleyemiyordu; "Sonunda fark ettim ki aslında her seferinde aynı yere, oturma odamızdaki saksıya tuvaletini yapıyordu. Bunu fark edince ona "Niye lazımlığı bu saksının arkasına koymuyoruz" dedim. Bu bizim gizli lazımlığımız olur. Furkan bu fikirden çok hoşlanmıştı. Aylarca onu binbir rüşvetle ikna etmeye çalışmamıza rağmen, başarılı olamamıştık." diyor Funda. Birkaç ay sonra gizli lazımlık törenlerle tuvalete taşındı.
Bir başka oturumuz ise şöyle anlatıyor; "Eğlencenin etkisini küçümsemeyin. 3 yaşındaki oğlumla lazımlık dansları geliştirdik. "Çiş dansı, " kaka dansı" ve hatta "gaz dansı"mız bile vardı! Her birinin; elleri sallamak, ayakları yere vurmak gibi farklı kareografisi vardı. Bu danslar ev halkını gülmekten yerlere yatırıyordu. Tabii ki, daha büyük alkış alıyorlardı."
5- Dolaptaki canavarlar
Çocuğunuza göre canavarlar gerçekten var!
Şimdi 8 yaşında olan Ege'nin annesi oğlunun bu korkusunu nasıl yendiğini şöyle anlatıyor: 'Ege 6 yaşındayken filmlerdeki ve kitaplardaki kötü adamların uyku vakti onu almaya geleceği konusunda endişelenmeye başladı. Bunun üzerine ben de adamları uzak tutmak için komik hikayeler anlatmaya başladım. Kötü adamı gülünç halele hayal etmek sizi güldürebiliyorsa onun gücünden de etkilenmezsiniz. Mesela bir canavarın hulahup-çember çevirme yarışmasına katılmasını konu eden bir hikaye uydurdum. Yarışmayı kaybediyor çünkü bir sürü kolu birbirine dolanıyor, yere düşüyor ve çok utanıyor. Aptalca bir hikaye mi? Evet. Etkili mi? Kesinlikle. Ege'yi bir kez gülümsetebilirsem daha kolay rahatlayıp sakinleşiyordu."
Başka örnek daha: 5 yaşındaki kızı Ayşe odasında canavar olduğuna inanıyordu. Annesi hava temizleyici spreylerden sıkmayı akıl etti ve canavarların güzel kokan evlerden hoşlanmadıklarını söyledi. Her gece odaya aynı spreyi sıktı ama işe yaradı. Tabii başka yollar da var; canavarları korkutacak bir şarkı, canavarı geçirmeyen bir perde, canavarların anneleriyle sizin yapacağınız sert bir telefon konuşması...
6- Emzik bağımlılığı
Unutmayın, sebebini doğru şekilde anlatamazsanız sevdiği sıradan bir kutudan bile ayrılmak travmatik hale gelebilir bazen. Seda'nın 3 yaşındaki oğlu Sinan ile böyle bir deneyimi var. Sinan uzun süredir anaokuluna emziği olmadan gitmeyi reddediyordu. "En sonunda ona emziğe fakir bir bebeğin ihtiyacı olduğunu söyledim" eliyor Seda. "Hemen ağzından çıkardı ve " fakir bebeğe ver" diyerek emziğini bana uzattı". Seda bir daha emzik konusunun açılmadığını fark ettiğinde bir hayli şaşırmış; "İnanamadım, onca zamandır bu konuda fikri denemeye değer. Biraz ilhama ihtiyacınız varsa mesela ufaklığı sevgili emziğini uçan balona bağlamaya ikna etmeyi deneyin. Yasemin'in oğlu Kutay'ın, kılları iyice yıpranmış "ayıcıklı eski diş fırçası" gibi daha az arzulanan eşyalara bağlanma eğilimi vardı. Ayrılmasını kolaylaştırmak için, fırçayı "özel bir kutuya" yerleştirip küçük bir tören düzenledik diye anlatıyor Yasemin. "Böylece ne zaman isterse eski diş fırçasını ziyaret edebileceğini biliyor!"
|
|
|
| Bebeğin Davranışları Beyin Gelişimini Gösteriyor |
|
Yazar: MaSaL - 01-04-2011, Saat: 12:11 PM - Forum: Anne ve Bebek
- Yorum Yok
|
 |
Türkiye'de yeni kullanılmaya başlanılan ''General Movements yöntemiyle, bebeğin 28. haftadan 56-58. haftaya kadar yaptığı hareketlerin özel bir teknikle takip edilerek, beyin gelişiminin sağlıklı olup olmadığını tespit edilebiliyor...
Eskiden iki yaşına gelinceye kadar çocuğa kesin tanı konulamazken, yeni yöntem sayesinde erken tanı ve erken rehabilitasyon tedavisi sayesinde çocukların motor-mental gelişimleri destekleniyor.
Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Kıymet İkbal Karadavut, çocuklarda serebral palsi (SP) diye tanımlanan gelişimsel bozuklukların erken yaşlarda tespit edilmesinin çok zor olduğunu, ilk aylarda gelişim bozukluğu tanısının konamayacağını ve hatta iki yaşına kadar kesin tanı yapılamadığını söyledi.
Gelişim bozukluğunda erken tanının, erken dönemde rehabilitasyona olanak verdiği için önemli olduğuna işaret eden Karadavut, erken başlayan rehabilitasyonla spastik çocukların motor-mental gelişimlerinin daha iyi olduğunu bildirdi.
-''YÖNTEMLE, HAREKETLERİN KALİTESİNE BAKIYORUZ''-
Bebeklerde nörolojik sorunlar açısından gebelik takibinin çok önemli olduğunu vurgulayan Karadavut, ikiz gebelik, erken doğum, sağlık durumunun riskli olabileceği öngörülen bebekler ile doğumda gelişebilecek komplikasyonların bebekte nörolojik bozukluklara yol açabileceğini anlattı. Karadavut, bu bebeklerin ilerleyen yaşlarda yürüme, oturma sıkıntıları, beyin felci, el ya da ayakta tutukluk sorunu yaşayabileceklerini, spastik hareketler gösterebileceklerini belirterek, riskli görülen bebeklere ''General Movements'' isimli yeni bir yöntemin uygulanarak erken dönemde tanı ve tedavi imkanının sağlandığını bildirdi.
Yöntemin Avrupa'da çok sık kullanıldığını, ancak Türkiye'de yeni olduğunu anlatan Karadavut, ''Yöntem, Türkiye'de ilk defa Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesi'nde uygulanmaktadır'' dedi.
General Movements yöntemiyle ilgili olarak eğitimini Hollanda'da tamamlayarak Türkiye'de uygulamaya başlayan Karadavut, 28. haftadan 56-58 haftaya kadar bebekler tarafından yapılan motor hareketlerin kalitesinin değerlendirilmesini sağlayan yöntemle, risk öngörülen bebeklerin hareketlerinin doğum sonrasında ilk günden itibaren takip edildiğini anlattı.
Kimi sağlık sorunları olan gebelerin, erken doğum ihtimali olanların, ikiz gebelikleri olanların, daha önce spastik bir çocuğu olan hamilelerin bebeklerinde gelişim bozukluğu riskinin bulunduğuna dikkati çeken Karadavut, erken dönemde nörolojik bozukluk tanısına olanak veren yöntem hakkında şu bilgileri verdi:
''Tıbbi literatüre göre, bir bebeğe 2 yaşına kadar spastik ya da özürlü olup olmayacağına ilişkin kesin bir tanı yapılamıyor. Bu çocuklarda, her türlü tahlil yapılmasına karşın ancak yüzde 60'lık bir öngörüde bulunulabiliyor. Ancak yeni tanı yöntemiyle yüzde 98 oranında bebeğin ilerde bir sorun yaşayacağı saptanabiliyor. Tüm canlıların beyninde 4 aya kadar devam eden bir nöron ağı vardır. Bu ağ, 4. aydan sonra yok oluyor. Nöron yumağı, 4 ay boyunca bebeğin yapması gereken bazı hareketleri tetikliyor. Bu hareketlerin de sağlıklı çocuklar da birbirine benzer kalitede olması gerekiyor. Bizler de bu yöntemle, hareketlerin kalitesine bakıyoruz.''
-''REHABİLİTASYON İLE BEBEKTEKİ ÖZÜR ORANI AZALTILIYOR''-
Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Karadavut, anne babaların bebeklerinin vücut hareketlerine karşı doğumdan itibaren duyarlı olmaları gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:
''Örneğin, erken doğan (prematüre) bebekler, kafalarını tutamayacakları için bir yatırıldığında kaba, yılan gibi kıvrılır şeklinde hareket etmelidir. Bunu yapamayan bebeklerin nörolojik gelişimi takip edilmelidir. 40. haftadaki bebeklerin ise kolunu, ayağını kendine çeker gibi ve içe dışa döndürerek hareket ettirmesi uygundur. Göbeğini ve kalçasını kabaca oynatması gereklidir. 2 ve 4 aylık bebeklerin ise ellerini, parmaklarını ve bileklerini dans eder gibi oynatması, kıvırması uygundur. Bebeklerin hareketlerinin 4. aydan sonra amaca yönelik olmalıdır. Çıngırağı tutmaya, anneye uzanmaya çalışmalıdır.''
Sağlıklı bir bebeğin başını tutabildiğini, oturma dengesini tutturabildiğini ve emekleyebildiğini ifade eden Karadavut, ''Spastik olan bir bebek ise bu tür eylemlerin hiçbirini yapamaz. Çünkü, bebek başını tutamadığı için beyni de bir süre sonra bunu doğru olarak kabul eder ve başı dik tutmayı öğrenemez. General Movements yöntemiyle, sorun olacağı tahmin edilen bebeğe normal duruş ve pozisyon öğretilip, beynin anormali öğrenmesine izin vermeden doğruyu öğrenmesi hedefleniyor'' diye konuştu.
Karadavut, çok belirgin anormal tanısı konulan bebeklerin, hastanede yattıkları süre boyunca rehabilitasyon programına alındığının altını çizerek, rehabilitasyon ile bebekteki özür oranının azaltılmasına çalışıldığını, doğru hareketleri yapması öğretilen bebeklerin, ileride daha kolay beceri kazanabildiklerini sözlerine ekledi.
|
|
|
| Yalancı meme-emzik kullanımı |
|
Yazar: MaSaL - 01-04-2011, Saat: 12:07 PM - Forum: Anne ve Bebek
- Yorum Yok
|
 |
Yalancı meme kararını verirken...
Yalancı meme bebeğin emme ihtiyacını karşılar rahatlatır ve bazı bebeklerin uykuya dalmasını kolaylaştırır.
Buna karşın yalancı meme kullanırken dikkatli olunmaması bazı sakıncaları da beraberinde getirebilir.
Örneğin anne-babalar bazen bebeğin ihtiyacını anlamaya ya da başka rahatlatma yöntemleri bulmaya çalışmaktansa yalancı memeyi bebeğin ağzına koyuverme kolaycılığına kaçabilmektedir.
Ayrıca bebeğinizi yalancı memeye alıştırmanın günün birinde de bu alışkanlıktan kurtulma mücadelesini göze almak olduğunu da unutmamalısınız.
Buna ek olarak bebeğinizi yalancı memeyle uyumaya alıştırırsanız gece meme ağzından düştükçe uyanacaktır.
Nelere dikkat etmelisiniz?
Yalancı meme kullanmaya karar verirseniz kullanacağınız memenin parçalara ayrılarak çocuğun tıkanmasına neden olabilecek bir meme olmamasına özen göstermelisiniz.
Elinizin altında çok sayıda meme bulundurun ve bunları sık sık yıkayın.
Memeyi asla bebeğin giysisine yorganına beşiğine ya da pusetine asmayın. Bu memeyi temiz tutmak açısından kolay bir yöntem gibi gözükse de kordonun bebeğin boynuna dolanma riski yaratır.
Bebeğinizin ağzına yalancı memeyi vermeden önce kendinize daima şu soruyu sorun: Bebeğin şu anda istediği şey gerçekten de meme mi yoksa başka bir şey mi?
Yalancı memeye başvurmadan önce diğer rahatlatma yöntemlerini deneyebilirsiniz.
Anne sütü alan bebeklere emzirme düzeni tam olarak yerleşene kadar (en az ilk 1 ay dolmadan önce) yalancı meme verilmemelidir.
Yalancı meme en fazla meme emme ihtiyacının en güçlü olduğu 2-4. aylar arasında faydalı olabilecektir.
Emzik bebeğin uykuya geçmesine yardımcı olan bir şey haline gelmediyse bu süreden sonra bebeğiniz yalancı memeye olan ilgisini kaybedecektir.
Parmak emme gibi yalancı meme de 4-5 yaşından önce bırakılması halinde bebeğinizin ağız ya da diş sağlığına zarar vermez.
Çocuğunuz anlayacak yaşa geldikten sonra yalancı memeyi örneğin bir hediye karşılığında veya yalancı meme yerine büyüklerin kullandığı bir şeyin hediye edildiği bir "memeyi bırakma töreni" ile kendi isteğiyle bırakabilir.
|
|
|
| Ek gıdalara geçiş ve kabızlık sorunu |
|
Yazar: MaSaL - 01-04-2011, Saat: 12:06 PM - Forum: Anne ve Bebek
- Yorum Yok
|
 |
Ek gıdalara geçiş ve kabızlık sorunu
Eğer bebek normal sıklığının dışında birkaç gün kaka yapamadıysa, sert ve yoğun, zaman zaman çakıl taşı gibi dışkılıyorsa, bunu yaparken acı çekiyorsa veya kakasında kanlı izler varsa kabız olmuş demektir. Kabızlık üç günden fazla sürmüşse ve dışkıda kan görülmüşse bebek mutlaka doktora götürülmelidir.
Yeni doğan bebeklerde kabızlık çok daha az görülür. Bebeğin kaka yaparken yüzünün kızarması normaldir, kabız olduğu anlamına gelmez. Genelde anne sütü alan bebekler daha sık kaka yaptıklarından kabızlık görülmez. İnek sütü alan bebekler ya da formül mama ile beslenen bebeklerde kabızlık görülme olasılığı daha fazladır.
Bebek anne sütü alıyorsa ve buna rağmen bebekte kabızlık yaşanıyorsa, anne diyetinde kabızlığı önleyici besinlere öncelik verilmelidir. Bebekler ve küçük çocuklar formül mama alıyorlarsa kabızlığı önleyici mamalar tercih edilmelidir. Eğer küçük bir bebekte yine de kabızlık meydana gelirse, büyük olasılıkla yetersiz beslemeden ileri gelmiş olabilir. Bu nedenle, bebeğe yeterli miktarlarda anne sütü ya da mama verilmesi özellikle önemlidir.
Kabızlık, kalınbağırsağın sonundaki kaslar sertleştiği ve kakanın normal geçişini önlediği zaman meydana gelir. Kaka bağırsakta ne kadar uzun süre kalırsa, o kadar sıkılaşıp kurur ve vücuttan atılması zorlaşır. Sertleşmiş kaka kalın barsağın son kısmından geçerken yırtılmalara ve çatlaklara neden olur. Bu da bebeklerde ve çocuklarda kasılmalara neden olur. Çocuklar, bu acıyı yaşamamak için kakayı tutmak isteyebilir ve dışkılama hissini bastırabilir. Bu da kakanın içerde daha çok kurumasına, büyük çap ve hacme ulaşmasına neden olur. Böylece kabızlık döngüsü başlamış olur.
Kabızlığın birçok nedeni vardır. Genelde beslenme alışkanlıklarından ve düzensizliklerinden dolayı olur. Bazı enfeksiyon hastalıkları, metabolik hastalıklar ve bazı ilaçlar da kabızlığa neden olabilir. Ek besinlere geçiş ve diş çıkarma da kabızlığa neden olabilecek etkenlerdir. Kabızlıkta en önemli durum yemek düzenidir. Çocuğun lifli gıdalar alması, bol sıvı tüketmesi, düzenli dışkılama amaçlı tuvalete gitmesini sağlamak alınacak önlemlerdir. Yanlış beslenmenin yanında, bebekteki ve çocuklardaki hareketsizlik de kabızlığa neden olabilir.
Bebeklerde ek gıdalara başlandığında; muz, patates ve pirinç lapası kabızlığa neden olabilir. Bu gıdalar daha aralıklı zamanlarda verilmelidir. Bebeğin beslenmesine daha fazla meyve ve sebze püresi eklenmelidir. Bebeğe, bir yaşına kadar inek sütü verilmemelidir. Sulandırılmış meyve suyu ve öğünler arasında kaynamış ılık su kabızlığı yumuşatabilir. Hazır mama kullanılıyorsa ölçüsünü doktor kontolünde tekrar gözden geçirilmeli ve içeriğinde prebiyotik lifler içeren mamalar tercih edilmelidir.
Ek besine geçmiş olan bebeklerde ve çocuklarda beslenme şekli; sebze, meyve, baklagiller, kepekli ekmek, yulaf gibi artık bırakan lifli yiyeceklerden zengin olmalıdır. Çocukların beslenme diyetinde özellikle; kuru erik, kayısı, kuru üzüm, bezelye, fasulye, brokoli, kabak, kepekli ve tahıllı ekmekler olmalıdır.
|
|
|
|