:: Duygusuz.com - Dostluk ve Arkadaşlık Sitesi
Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adınız:
  

Şifreniz:
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler: 16,695
» Son Üye: floralpops
» Toplam Konular: 98,587
» Toplam Yorumlar: 1,065,567

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Toplam: 160 kullanıcı aktif
» 0 Kayıtlı
» 155 Ziyaretçi
Applebot, Baidu, Bing, GoogleBot, Yandex

Son Aktiviteler
Bir Demet Söz
Forum: Güzel Sözler
Son Yorum: SunSet
05-07-2026, Saat: 11:22 AM
» Yorumlar: 70
» Okunma: 10,487
Kur’an’da Allah Zekâtı, M...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
05-03-2026, Saat: 11:57 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 45
İslam’ı Yaşarken İzlediği...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-30-2026, Saat: 01:06 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 39
Allah’ın Bizlere Güvendiğ...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-25-2026, Saat: 11:04 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 64
Allah’ın Dini İslam’ı Yaş...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-24-2026, Saat: 12:01 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 61
Saff Suresi 6. Ayet Üzeri...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-18-2026, Saat: 12:14 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 61
Namaz Dinin Direği Midir?
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-13-2026, Saat: 10:12 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 77
Atatürk'ün Çocukluk Anıla...
Forum: Hayatı ve Anıları
Son Yorum: Serdar102
03-28-2026, Saat: 09:08 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 123
Mavi'ye..
Forum: Aşk Hikayeleri
Son Yorum: SunSet
03-11-2026, Saat: 08:23 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 209
Keloğlan Çataltepe Tekfur...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:45 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 384

 
  Maden suyunun faydaları
Yazar: MaSaL - 01-15-2011, Saat: 01:21 PM - Forum: Sağlık - Yorum Yok

548980_detay.jpg?1283647891


Nil Karaibrahimgil'in "içiyorsan sebebi çok" dediği maden suyunun bir sürü faydası ve içmesinin de bir sürü usulü var.

Soda ve maden suyu...


Halk arasında �soda� ve �maden suyu� eş anlamlı kullanılmasına rağmen, ikisi birbirinden farklıdır. Maden suyu, yeraltı sularından elde edilmiş, çözünmüş katı madde içeriği toplam 250 mg/l'den daha az olmayan sulara verilen addır. Çözünmüş mineral tuzları, elementler ve gaz içerirler. Pudra'nın haberine göre, mineralli suları diğer sulardan ayıran özellik, kaynağından elde edildiği anda spesifik miktar ve oranlarda mineraller ve iz elementler içermeleridir. 500 mg/l'den daha az mineral içerenlere �düşük mineralli su,� 1500 mg/l'den daha fazla içerenlere �yüksek mineralli su� denilmektedir. Maden suyunun içinde bikarbonat, sülfat, klorit, kalsiyum, magnezyum, florit, demir ve sodyum bulunur. Farklı markalar farklı miktarlarda mineral içerir. Marka tercih ederken içeriklerine mutlaka bakılmalıdır. Amerikan Hastanesi'nden Dyt. Zuhal Güler Çelik anlatıyor.

İçilebilir nitelikteki herhangi bir suya karbondioksit eklendiğinde soda yapılmış olur. Maden suları ise, yerin en derin katmanlarından çıkar ve yeryüzüne çıkarken geçtikleri katmanlardan mineralleri de alarak yol alır. Bu durumda maden suyu mineralce çok zengin iken, soda mineral içermez.

Maden suyu da soda da mideyi rahatlatma özelliğine sahiptir ancak sodanın bundan başka hiçbir işlevi yoktur. Oysa maden suyu aynı zamanda doğal bir mineral deposudur. Dolayısıyla tüketilmesi önerilen, doğal maden sularıdır ve sodayla maden suyunu ayırdedebilmek için, pek çok gıda maddesini alırken yapmamız gerektiği gibi, etiket okumak çok önemlidir.

[/size]Günde Ne Kadar Maden Suyu Tüketmeli?

Maden suyu, içindeki minareller sebebiyle çok sağlıklı bir içecektir ve insan sağlığını destekleyicidir. Ter, solunum ve idrar ile kaybolan minerallerin yerine gelmesi için suyun yanı sıra sıvı ihtiyacının bir kısmı maden suyundan karşılanabilir. Amerikan Obezite Birliği, sağlıklı bireyler için maden suyu tüketimini 600 mililitre olarak belirlemiştir. Ülkemizde tuz tüketimi genellikle yüksektir. Aşırı tuz alımı, yüksek tansiyon, börek hastalıkları ve mide ülseri gibi hastalıklara zemin hazırlamaktadır. Ayrıca fazla sodyum alımı, idrarla kalsiyum atımını hızlandırdığı için, kemik erimesi sorununda risk faktörü oluşturur. Maden suları yüksek sodyum içerdikleri için aşırı miktarda tüketilmemelidir. Maden suyu seçimi yapılırken de, düşük sodyum, yüksek magnezyum ve kalsiyum içerikli olanlar tercih edilmelidir. Sağlıklı insanlar günde iki şişe, kilolu kişiler bir şişe içebilir. Kalp, böbrek ve hipertansiyon hastaları ise uzak durmalıdır.

Maden Suyunun Faydaları Nelerdir?

* Her yaştaki bireyin günlük kalsiyum gereksiniminin karşılanmasında takviye olarak düşünülebilir. Böylece güçlü kemik yapısının oluşması ve korunmasını sağlar.
* Büyüme çağında, hamilelikte ve yaşlılıkta artan mineral ihtiyacının (magnezyum, kalsiyum, flor ve sodyum gibi) karşılanması, gerektiği kadar kullanılarak sağlanabilir.
* Sağlıklı bireylerde, içerdiği sülfat ve bikarbonat iyonları sayesinde sindirim sistemi (mide ve bağırsaklar) ve boşaltım sistemi (böbrekler ve idrar yolları) fonksiyonlarını destekler (maden suyunun önerilen miktardan fazla tüketilmemesi şartıyla geçerlidir).
* Cildin gerekli olan su ve mineral ihtiyacını da karşılayarak cilde gergin, pürüzsüz ve canlı bir görünüm kazandırılmasına yardımcıdır.
* Solunum, idrar ve terleme ile oluşan su ve mineral kaybının karşılanmasında, ölçüsü kadar kullanılabilir.
* Bikarbonat içeriğinin yüksek olması ise, asit fazlalığı, yanma ve ekşime ile seyreden mide hastalıklarında mide asidi fazlalılığını baskılayıcıdır.
* Özellikle yaz aylarında sıcaklığın artmasıyla birlikte asitli içecek tüketme ihtiyacı daha çok hissedilir. Boyalı, katkı maddeli içecekler yerine maden suları tercih edilebilir. Son dönemde meyveli çeşitleri de piyasada bulunmaktadır. Fakat bunların kalorileri de dikkate alınarak tüketilmesinde fayda vardır.

Hamilelikte Maden Suyu İçilebilir mi?

Hamilelik, yeterli ve dengeli beslenmenin çok daha önemli olduğu ve özellikle dikkat edilmesi gereken bir dönem. Annenin vücudu, bebeğin beslenebilmesi ve gelişiminin sağlanabilmesi için normalden daha fazla gıda, sıvı, mineral ve vitamine ihtiyaç duyar.
Mineral ihtiyacının bir kısmını tamamlayabilmek için, bu dönemde farklı bir sağlık problemi (hipertansiyon, vb.) yaşanmıyorsa, maden suyu tüketimi önerilebilir.

Maden Suyu Böbrek Taşı Yapar Mı?

Böbrek taşı oluşumunu maden suyu tüketmeye bağlamak yanlış olur. Aksine yeterli ve düzenli miktarlarda su ve maden suyu tüketmeyen insanlarda, tüketenlere göre böbrek taşı oluşumu riski daha yüksektir. Bu duruma gelmiş ve böbreklerinde taş oluşmuş insanların maden suyu tüketmeleri tavsiye edilmez. Ancak esas olan, düzenli ve yeterli miktarlarda su ve maden suyu tüketerek vücudumuzu bu gibi etkenlerden korumaktır.

Bu konuyu yazdır

  Hem sağlığınızı koruyun, hem paradan tasarruf edin
Yazar: MaSaL - 01-15-2011, Saat: 01:20 PM - Forum: Sağlık - Yorum Yok

Sağlığınızdan değil, paradan tasarruf edin!
Amerikan aileleri hamburger yiyerek yemek masraflarını azaltmayı deniyor ama sonuç obezite oluyor!
Ucuz diye fast food gıdalar tüketmek, gelecekte daha büyük harcamalar yapmanıza yol açabilir. Bunu önlemek için taze yiyecekler yiyip, sigara ile ilişkinizi kesin. Sizin yerinize cüzdanınız şişsin!..
Hep istediğiniz son model televizyondan vazgeçmeyin. Her ne kadar ekonomi bir sporcunun çoraplarından daha kötü de koksa; hem sağlıklı yaşayabilir, hem de istediğiniz eşyaları alabilirsiniz. Makul ölçüde elbette! Nerede harcayacağınızı, nerede tasarruf edeceğinizi bilirseniz, sağlıklı yaşamak bütçenizi sarsmaz. Bunun pek anlaşılır gözükmediğini biliyoruz çünkü fast food mönüsü için 3 YTL ödemek daha hesaplı gibi duruyor.
ELBİSELER DARALIR...
Hele ki, iyi yiyeceklerin Angelina Jolie fotoğraflarından daha hızlı değer kazandığı şu günlerde... Oysa; 3 YTL'lik mönü aldığınızda, daha sonra harcamak için 10 YTL biriktirmeniz gerekiyor. Bu para da tabii ki daralan elbiselerin yerine yenisini almak, kilo alma stresiyle başa çıkma çabasıyla diyet kitapları edinmek ve fast food'un vücudunuzda yarattığı iltihaplanmayı temizlemeye gidiyor...
KÖPEÄžİNİZ DE GEZSİN
İşte, vücudunuz sağlıklı kalırken cüzdanınızın şişmanlamasını başarmak için ne zaman harcayıp, ne zaman biriktirmeniz gerektiğine dair ipuçları:
Meyve ve sebzeleri mevsiminde tüketin:
Bu eski moda tavsiye, en iyiyi en ucuza almanızı garanti eder. Bunu başarmak da kolaydır. Tezgahta en güzel görünen ürünü seçmek yeter!
Alışverişe bir arkadaşla çıkın:
Bir spor salonuna gitmek ayda 100-150 YTL'ye mal olabilir. Buna bir de yol masrafını eklemek gerekir. Bir komşunuzla ya da arkadaşınızla eşleşirseniz büyük tasarruf sağlarsınız. En iyi partner, ikinizin de daha sağlıklı olmayı başarmanızı gerçekten isteyen kişidir. Birbirinize vereceğiniz destek ve yüreklendirme; yağmur da yağsa, soğuk da olsa, yorgun da olsanız dışarı çıkmanızı sağlayacaktır. Bunun değeri ise paha biçilmezdir...
Haftada beş gün 20 dakika:
Yürüyüşe çıkarken, terliklerinizin üstünde esneyip duran köpeğinizi de yanınıza alabilirsiniz. Bir çalışma; köpeğinizle, haftanın 5 günü 20'şer dakika yürüyüş yapmanın yaklaşık 6 kilo vermenizi sağladığını ortaya koyuyor. Tabii köpek de daha sağlıklı oluyor!
Ayaklarınıza iyi bakın:
Ayaklarınızdaki 26 adet kemik her gün yükünüzü taşır. Ortopedik, yumuşak tabanlı, ayağınızı iyi saran yürüyüş ayakkabıları giyerek onları koruyun. Uzun süre yürüyecekseniz ya da ayakta kalacaksanız mutlaka bu ayakkabılardan giyin. Sürekli giydiğiniz ayakkabınızı 6 ile 9 ayda bir yenileyin.
'Adım ölçer' takın adımlarınızı sayın
İki sinema bileti ve patlamış mısır fiyatına alabileceğiniz 'adım ölçer' (pedometer) isimli çok güçlü bir fitness aleti var... Kalitelisini yaklaşık 30 YTL'ye alabilirsiniz. (Ucuz modeller, gerçek verileri yansıtamıyor.) Sonra bunu takın ve yürüyüşe çıkın.
Birinci hedef:
Günde 30 dakika yürüyün.
İkinci hedef:
Günde 10 bin adım atın. (Dr. Mike 12 bin adım atıyor) Egzersize devam ettikçe, tansiyonunuzun düzene girdiğini ve vücudunuzun belirgin bir şekilde gençleştiğini göreceksiniz. Günde 10 bin adım hedefine ulaşmadan sakın koltuğa uzanıp televizyonu açmayın. Bu sizi gençleştirdiği gibi zenginleştirecektir de! Çünkü pahalı diyabet, tansiyon ve kolesterol ilaçlarını almaktan kurtulacaksınız.
Sigara için servet ödemeyi bırakın!
Sağlıklı harcamalar yapın:
ABD Tarım Bakanlığı'nın bir araştırması; günde 3 porsiyon meyve ve bir porsiyon sebze yemek için bir fastfood ürününe ya da bir paket şekere ödenenden daha az para harcandığını gösteriyor. Paketlenmiş müsli yerine pazardan yulaf almak, kırmızı et yerine fasulye yemek, soda ya da şişelenmiş gazlı içecekler yerine portakal suyu almak da daha ucuza geliyor.
Sigarayı bırakın:
Bunun için birçok sebep var ama her paket için ödediğiniz onca para, bu yazı için en uygun olanı. Günde bir paket içiyorsanız, sigarayı bıraktığınızda yılda en az bin 250 YTL tasarruf edersiniz. Ciğerlerinizin temizlenmesi de cabası!

Kaynak: Sabah

Bu konuyu yazdır

  Karaciğer dostu bitkiler
Yazar: MaSaL - 01-15-2011, Saat: 01:19 PM - Forum: Sağlık - Yorum Yok

552513_detay.jpg?1284648885


İşte karaciğer sağlığına katkıda bulunan ve karaciğer hastalıklarının tedavisinde önemli rol oynayan şifalı bitkiler�

Acı marul yapraklarından ve kökünden yapılan çay, karaciğer, dalak ve böbreklerin faaliyetlerini düzenler.

Adaçayı (bir miktar kurutulmuş) 1 litre suda kaynatılarak içildiğinde, karaciğer rahatsızlıklarına iyi gelir.

Aşk otu tohumları, bir bardak su içinde 6 saat bekletilerek içilir. Karaciğer, dalak, mesane ve böbreklerin çalışmasını düzenler.

Ayva; şeker, tanen ve bol miktarda vitamin içerir. Karaciğer tembelliğine faydalıdır.
Civan perçemi ve domates, karaciğer hastalıklarına iyi gelir.

Enginar, cynarin içerdiği için karaciğer ve safra kesesinde biriken nikotin, alkol ve yağın vücuttan atılımını sağlar.

Hint safranı kökü ve çalısı kaynatılarak içildiğinde, karaciğer ve safrakesesi rahatsızlıklarını giderir.

Karahindiba, kuşkonmaz, havuç, enginar, zeytin, kereviz, turp, zeytinyağı ve greyfurt, karaciğer yetersizliği ve büyümesine iyi gelir.

Maydanoz, karaciğer şişkinliğinde etkili olur.

Marul, karaciğer ve dalak şişmesine iyi gelir.

Melek otu, karaciğeri kuvvetlendirir.

Turp, karaciğer şişliğini yok eder.

Bu konuyu yazdır

  Mevsimin en faydalı meyvesi
Yazar: MaSaL - 01-15-2011, Saat: 01:18 PM - Forum: Sağlık - Yorum Yok

553649_detay.jpg?1284991873
A, B1, B2, C vitamininin yanı sıra bünyesinde potasyum, magnezyum içeren üzümün insan sağlığı açısından tek başına bir eczane olduğu araştırmalarla da kanıtlandı. Üzümün yararlarının sayılamayacak kadar çok olduğunu dile getiren araştırmacılar, özellikle baş ağrısı ve kansere karşı üzümün koruyucu etkisi olduğunu da belirtiyorlar.

Üzümün faydaları saymakla bitmez...

-Üzüm bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.

-Böbrek ve karaciğerin işlevini artırır, karaciğer hastalıkları ve kansızlığın tedavisinde etkilidir. Kanın temizlenmesine, vücutta yağların erimesine yardımcı olur.

-Vücutta biriken zararlı maddelerin dışarı atılmasını sağlar.

-Yağlı bileşiklerin kılcal birikmesini engelleyerek ve kanı sulandırarak kalp-damar sisteminin düzenli çalışmasına yardımcı olur. İçerdiği resveratrol maddesi sayesinde kansere karşı vücudu korumakta görev alır. Vücudu virüslere karşı dirençli hale getirir. Kabuk ve çekirdekleri mideye zarar vermeden sindirimi hızlandırır, bağırsak sisteminin çalışmasını düzenler, bağırsak sancısını giderir.

-Hamilelikte veya bacaktaki şişliklerin giderilmesinde ekşi üzüm suyu lapası şiş uzuvlara sarılmalıdır.

-Sedeften kaynaklanan yaralara sürülerek şifa bulunur. İçerdiği besin, vitamin ve mineraller sayesinde güzellik iksiri ve zayıflama rejimlerinde kullanılır.

-Beynin enerji kaynağıdır.

-Cildin taze ve temiz bir görünüm almasını sağlar, alerji ve kireçlenmelerde iltihap oluşumunu engeller.

-Kuru üzüm ağız kokularını giderirken, akciğer hastalığına, asap bozukluğuna, unutkanlığa, kansızlığa, karaciğer zafiyetine, ses kısıklığına iyi gelir.

-Üzüm yaprağı suyu dizanteriye ve göz nezlesine karşı şifalıdır. Taze üzüm, anne sütünü çoğaltır. Böbrek hastalıklarına taze üzüm iyi gelir. Kansere karşı bol bol taze üzüm yenilmelidir.

-Tatlı üzüm cinsel gücü kuvvetlendirir. Taze üzümle kuru üzüm birlikte yenirse bağırsak hastalıklarına ve kolite iyi gelmektedir. Kara üzüm, kalp, karaciğer, dalak, mide ve sinir hastalıklarına şifa verir, kalbi kuvvetlendirir, nefes darlığına iyi gelir.

-Öksürüğü keser; balgamı giderir, ağız içi yaralarını iyileştirir.

-Vücudun aşırı derecede yorgunluğu ve bitkinliğinde kuru üzüm hoşafı içilmelidir.

-Kuru üzüm iç yağ ile dövülüp derin ve iltihaplı yaralar üzerine konursa, iltihabı dışarı çıkarır, siğillerin üzerine konursa eritir. Kuru üzüm el ayak titremesine ve sinir zafiyetine iyi gelir, ses kısıklığını giderir.

-Aşırı adet kanamasını önlemek için kuru üzüm yenilmelidir.

-Sarı üzüm sedef hastalığına iyi gelir.

-Diş ağrısına karşı üzümle sarımsak kaynatılıp gargara yapılmalıdır.

Mahmure

Bu konuyu yazdır

  Kırmızı soğan kalbe yararlı
Yazar: MaSaL - 01-15-2011, Saat: 01:18 PM - Forum: Sağlık - Yorum Yok

559839_detay.jpg?1286635222

Kırmızı soğanın kalp krizi riskini azalttığı ortaya çıktı. Uzmanlar, kırmızı soğanın kötü kolestrolü yüzde 20 oranında düşürdüğünü, iyi kolestrol seviyesini ise muhafaza ettiğini açıkladı. Uzmanlar bu etkenlere bağlı olarak kırmızı soğanın kalp krizinden koruduğunu söyledi.

Bu konuyu yazdır

  Hastalıklara karşı vücut direncini artırıyor
Yazar: MaSaL - 01-15-2011, Saat: 01:17 PM - Forum: Sağlık - Yorum Yok

559846_detay.jpg?1286636335Gümüşhane ve yöresinde, tamamen organik şartlarda ve kendiliğinden yetişen, hastalıklara karşı vücut direncini artırıcı özelliği de olduğu bilinen kuşburnu meyvesinin, teşvik olmadığı için artık eskisi gibi rağbet görmediği bildirildi.

Çalı formunda yetişen, halk arasında yaban gülü, gülburnu, gül elması olarak da bilinen, C vitamini yönünden çok zengin olduğu ve çeşitli elementler içerdiği için hastalıklara karşı direnci artırıcı, kan yapıcı, tansiyon düzenleyici özellikleri olduğu belirtilen, kanı temizlediği, ülsere iyi geldiği, bağırsakları yumuşattığı da söylenen ve bir dönemler Gümüşhane yöresinde halkın önemli gelir kaynaklarından olan kuşburnu, tanıtım ve teşvik olmayınca yavaş yavaş bu özelliğini kaybetti.

Gümüşhane'de, aralarında kuşburnunun da bulunduğu bitkisel çay üretimi yapan Özer Nadir Kaya, AA muhabirine yaptığı açıklamada, özellikle kırsal kesimde arazide kendiliğinden yetişen kuşburnu meyvesinin artık para etmediği için toplamadığını, böylece bir sektörün adeta yok olduğunu söyledi.

Eski Başbakanlardan Tansu Çiller'in ''güzelliğimi ve gençliğimi kuşburnuna borçluyum'' sözü üzerine kuşburnunun değer kazandığını, dönemin Gümüşhane Valisi Ayhan Çevik'in talimatıyla Hasanbey Mahallesi'ne ''Tansu Çiller Kuşburnu Bahçesi'' kurulduğunu, o dönemde yapılan tanıtımlarla satışların artığını, yörede doğal olarak yetişen kuşburnu meyvesini toplayarak işleme tesislerine satan vatandaşların da para karandığını dile getiren Kaya, şunları söyledi:

''O dönemlerde kuşburnu toplanmasına teşvik primi verilmesi bilhassa kırsal kesimlerdeki vatandaşlarımızı bu ürünü toplamaya yöneltmişti. Gümüşhane İl Özel İdaresi bünyesinde kurulan GÜMÜŞSU Meyve Suyu Fabrikası söz konusu yıllarda 2 bin ton kuşburnu alımı gerçekleştiriyordu. Dolayısıyla hem vatandaş gelir elde ediyor hem de insan sağlığı için son derece yararlı olan kuşburnu değerlendiriliyordu. Hatta Tarım İl Müdürlüğü bünyesinde, vatandaşları kuşburnu yetiştiriciliği kOnusunda aydınlatan, teşvik eden Kuşburnu İstasyonu adı altında bir kurum dahi açılmıştı.''

Akşam

Bu konuyu yazdır

  Üzüm gözlerinize gözünüz gibi bakıyor!
Yazar: MaSaL - 01-15-2011, Saat: 01:16 PM - Forum: Sağlık - Yorum Yok

560975_detay.jpg?1286971056
Üzümün Anadolu�dan dünyaya yayılan bir �şifa� kaynağı olduğunu bilir misiniz? Güçlüdür üzüm, çağlar boyunca �bereket� sembolü olarak kabul edilmiştir. Binlerce çeşit, tat ve renkte karşımıza çıkar.

En yeni bilimsel araştırmalar üzümün kansere karşı koruyucu, anti-aging ve antioksidan olduğunu tescilliyor. Üzüm, gözlere iyi geliyor, vücuttaki serbest radikalleri etkisiz hale getiriyor, sinir sistemini koruyor. Cildi gençleştirip güzelleştiriyor, saçları güçlendiriyor. Dahası var! Üzüm aynı zamanda kalbinizin dostu, damar sertliğinin panzehiri, bebeklerin beslenmesinde anne sütü kadar değerli bir �bitkisel süt��

Yrd. Doç. Dr. Aysun Çetin, Hayykitap�tan yayımlanan Üzüm �İyileştirir, Güzelleştirir� kitabında, üzümün göz sağlığımız için de önemini vurguluyor ve devamlı bilgisayar kullananlara şöyle bir tavsiyede bulunuyor:

"Katarakt, normalde şeffaf bir mercek olan lensimizin herhangi bir nedenle saydamlığını kaybetmesi sonucu oluşan ve tüm dünyada birinci sırada gözlenen körlük nedenidir. Üzüm çekirdeği antioksidan etkisi ile katarakt oluşumunun ilerlemesini önlemekte, gözlerdeki kılcal damarlarda kan dolaşımını kuvvetlendirmekte ve böylece gözün saydam tabakasının korunmasına yardımcı oluyor. Farelerde yapılan çalışmalarda, resveratrolün serbest radikallerle mücadele ettiği ve katarakt oluşumunu önlediği tespit edildi.
Gözü besleyen damarların bulunduğu dokuya uvea, uvea dokusunun iltihabına ise üveit denir. Japon bilim adamları, resveratrolün üveite karşı etkili olduğunu belirlemişlerdir.
ABD Ohio State Üniversitesi�nden Dr. Burden ve ekibi, üzüm polifenollerinin oksidatif stresi önleyerek lensi koruduğu, göz sağlığı üzerine olumlu etkilerinin olduğunu açıklamışlardır.

Üzüm meyvesinde bulunan prosiyanolidik oligomerlerin, kollajeni güçlendirerek gözdeki kılcal damarların duvar yapısını sağlamlaştırmaktadır. Üzüm çekirdeğinin, yaşlanmaya bağlı görme gücünde bozulma meydana gelmesi gibi sorunları engelleyici özelliği vardır. Makuler dejenerasyon, okuma, araba kullanma veya çehreleri tanımada gerekli olan, �keskin� ve �dosdoğru� görme özelliğini sağlayan retinanın küçük merkezi bölümü olan makulanın genellikle yaşlılığa bağlı ortaya çıkan bozukluğudur. Makuler dejenerasyon ve katarakttan koruması, üzüm çekirdeğinin göz sağlığı için önemini gösterir. Devamlı bilgisayar kullananların göz sağlığını korumaları için de uzmanlar tarafından tavsiye ediliyor"

Bu konuyu yazdır

  Uykusuzluğa bire bir
Yazar: MaSaL - 01-15-2011, Saat: 01:15 PM - Forum: Sağlık - Yorum Yok

A, B3 ve C vitaminleri açısından son derece zengin olan şeftali, vücudun savunma mekanizmasını güçlendiriyor. Antioksidan özelliğiyle toksinlerin vücuda vereceği zararları
önleyen şeftalinin suyu ise uykusuzlukla savaşıyor

563580_detay.jpg?1287656710

Bu konuyu yazdır

  Kansere çare
Yazar: MaSaL - 01-15-2011, Saat: 01:14 PM - Forum: Sağlık - Yorum Yok

551874_detay.jpg?1284531953


Bilim adamları tereotunun düzenli tüketilmesi durumunda kanseri önleyebileceğini açıkladı. ABD�deki Southampton Üniversitesi�nde yapılan araştırma, terenin kansere yakalanma riskini büyük oranda azalttığını ve kanser hastalarının bu bitkiyi düzenli olarak tüketmeleri durumunda da var olan kanser tümörlerinin küçüldüğünü ortaya çıkardı.

Uzmanlar terede bulunan bir kimyasalın vücudun kanser hücrelerini beslemesine neden olan beyin sinyallerini bloke ettiği ve bu sayede oksijensiz ve kansız kalan tümörlerin boğularak küçülmeye başladığını düşünüyor. Tere özellikle göğüs kanseri üzerinde etkili oluyor.

Gazete Habertürk

Bu konuyu yazdır

  Alternatif Tibbin Tarihçesi
Yazar: MaSaL - 01-15-2011, Saat: 01:11 PM - Forum: Sağlık - Yorum Yok

5czrqr.gif



Alternatif tıp veya tamamlayıcı tıp, daha çok geleneksel doğal bitkileri kullanarak (çay veya bitki karışımlarıyla) elde edilen ilaçlarla tedavi etme yöntemidir. Modern tıp biliminin hastalık sebepleri ve tedavisi konusunda somut verileri olmadığı, hasta için henüz mevcut objektif ve kanıtlanmış bir tedavi yöntemi olmadığında hasta isteğiyle başlanılabilen veya modern tıp tedavilerini destekleyici olarak hastanın rahatlaması, bağışıklık sisteminin güçlenmesi, psikolojisinin düzelmesi amacıyla uygulanabilen tedavi yöntemidir.

Tıp, asırlar önce, bugün "alternatif tıp" olarak tanınan şekilde yapılıyordu. Doktorlar, kendilerince hastalıkları muayene ediyor ve işe yarayabileceğini umduğu veya öğrendiği bitkiler, sular ve diğer meddelerle hastasını tedavi ediyordu. İnsanlığın bilgisi arttıkça ve yeni teşhis araçları (mikroskop, radyografi,manyetik rezonans, tomografi, elektron mikroskobisi, biopsi, kan dışkı idrar tahlilleri vb) bulundukça hastalıklar ve bu hastalıkların tedavisinde kullanılan yöntemler daha kapsamlı olarak geliştirildi. Hastaya bir herhangi bir bitki yaprağı vermek yerine, fayda sağlayan etken maddeyi damıtıp ilaç haline getirildi. Etken maddelerin insan dokularında nasıl iyileşme yarattığını öğrenip, etken maddeden farklı, daha az yan etkisi olan ilaçlar sentezledi.

Farmakoloji (ilaç bilimi), doğada halihazırda bulunan maddelerin içindeki etken maddeleri damıtarak veya onları sentezleyerek elde edilen maddelerle ilaçlar yapar fakat alternatif tıpta bu maddeleri içeren bitkiler ham olarak kullanıldığından madde sentezi yapılmaz. Bir bitki yaprağının içinde etken maddeye ilaveten daha bir çok madde bulunur. Bu "diğer maddeler" in farmakolojik ve farmasötik etkileri incelenmediği için modern tıp çay karışımları ve benzeri doğal karışımlar kullanmaz. Bu açıdan birçok doktor alternatif tıp yöntemini "bir deneyin" diyerek önerebilir. Daha etik yaklaşımlı hekimler ise alternatif tıp uygulamalarını ve uygulayıcılarını güvenilir bulmadığı için asla önermez.

Modern Tıp, sürekli gelişen ve yani şeyler eklenen bir alandır. Ancak henüz bazı hastalıkların muhteviyatı ve tadavisi hakkında kesin deliller yoktur. Kesin delillerin olmadığı durumda Modern Tıp, hastaya yarar sağlamıyacaksa zarar vermeme adına çekingen kalabilir. Çünkü modern tıpta güvenilirliği tamamen ispatlanmamış, muhteviyatı belirsiz, farmakolojik özellikleri aydınlanmamış, kontrollü deneylerle güvenilirliği ispatlanmamış yöntemler kullanılmaz, bu yöntemleri kullananlar şarlatanlık suçunu işlemiş olurlar.

İnsan vücudunun sağlıklı olması için kendine gereken tüm besin maddelerini alıyor olması gerkir. Buna dengeli beslenme denir. İnsan vücüduna gereken maddelerin tamamı doğada bulunur. Sebze, meyve, et, balık, çeşitli otlar, kaynak suları. İnsan bunların hepsinde bir yarar olduğunu bilerek tüketmelidir. Çoğu bitki muhteviyatında insana yarayabilecek maddeler barındırır, zaten ilaçlar da bunlardan veya bunların laboratuar ortamında sentezlenmesinden yapılır. Bu gıdaların aşırıya kaçmadan dengeli biçimde tüketilmesi insan sağlığını olumlu etkiler. İçeriği insan sağlığını olumlu etkilemeyecek, uyuşturucu veya zehir özelliği olan maddelerin kullanımı ise tartışmalıdır.

Masaj, çeşitli maddelerin buharları, sıcak su terapileri, spa gibi uygulamalar vücudu rahatlatır, dinlendirir, kireçlenme olan alanları hareketlendirir. Düzenli spor yapmak da insan sağlığına olumlu katkıda bulunur.

Alternatif tıp olarak tanımlanan yöntemler, insanların psikolojik hallerini ve bağışıklık sistemlerini kuvvetlendirerek hastalıklarla mücadele edilmesini sağlar. Bağışıklık sistemi, bilinen tüm hastalıkları, tümör ve kanserleri yenebilecek mükemmel bir sistemdir ve herkesin vucudunda vardır.Stres, yorgunluk, kötü beslenme (malnütrisyon), radyasyon, radyoterapi, kemoterapi, bazı viral enfeksiyonlar (örn. AIDS), diabet gibi durumlarda bağışıklık sistemi zayıflar.

Modern tıp da insanın bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalıklarla mücadelede rol oynayabilecek yöntemleri reddetmez. Ancak bu yöntemlerin, modern tıbbı bir kenara iterek "tek tedavi" veya "son çare" gibi sunulması etik değildir. Daha önemlisi hastayı kandırarak veya cahil cesaretiyle insanlar üzerinden para ve itibar kazanma amacı güden bazı kötü niyetli kişilerin yani şarlatan ların ne yazık ki alternatif tıp maskesi takmasıdır.

Alternatif tıp uygulayıcılarının eğitimi de önemli bir sakınca sebebidir. Hastalıkların sebebi (etiyoloji) hakkında malumatı olmayan bireylerin etkene yönelik tedavi yapmaları olanaksızdır. Bu nedenle, başta Rusya olmak üzere bir çok ülkede alternatif tıp eğitimi tıp fakültelerinde bir tıp branşı olarak verilmekte, kullanılan tedavi yöntemleri ve maddelerinin güvenilirliği araştırılmaktadır. Bu sayede, alternatif tıp da daha kapsamlı ve güvenilir hale gelmektedir.
Etkinlik

İnsanların bağışıklık sistemi, en iyi korunma ve tedavi mekanizmasıdır. İyi beslenen, temiz hava alan, fiziki ve mental egzersizlerle zinde tutulan, stres altında kalmayan insanların bağışıklık sistemi daha güçlüdür. Stres, ağır enfeksiyonlar, hareketsizlik, kaygı, endişe, üzüntü, ağır depresyonlar, şizofreni, AIDS, diabet, kirli hava, ağır çalışma koşulları, partiküler sanayi tozları (silika, asbest, kömür tozu) bağışıklık sistemi ni zorlar. Böyle zorlanan bir İmmün sistem (bağışıklık sistemi) vucudu yeteri kadar koruyamaz. Fırsatçı organizmalar (mantar, herpes simplex, zona) veya normalde insan vucudunda bulunan ve zarar vermeyen diğer mikroorganizmalar atağa geçer ve sağlık olumsuz etkilenir.

Alternatif tıp, iyileşme için dışarıdan alınan bir madde, bitki, çekirdek vb. değil ancak iyileşme için asıl mücadeleyi verecek olan bağışıklık sisteminin doğal besinler ve yardımcı işlemlerle uyarılması ve desteklenmesidir.
Alternatif Tıp'ta kullanılan bazı tedavi yöntemleri

Buğday Şırası
Hidrazyne Sülfat
Hipertermi (Beden ısıtma.)
Ozon Gazı Tedavisi
Pirinç ve Mantar Enzim Birleşimleri
Destek ve Eleştiriler

Alternatif tıbbın savunucuları spesifik alternatif tedavilerin çok geniş bir alana yayılan tıbbı koşullarda tedavi edici etkilerinin olduğunu kabul etmektedirler. Bu terapilerin bazılarında Plasebo etkisinin olma ihtimalini kabul etseler bile bunun terapinin geçerliliğini tümüyle yok etmediğini belirtmektedirler. Buna mukabil bu terapilerin konvansiyonel tıbbi tedavilerin yerini almasına karşı güçlü bir itiraz da bulunmakta ve alternatif tedavilerin ancak konvansiyonel tıp yöntemleriyle birlikte ve tamamlayıcı olarak kullanılması gerektiği öne sürülmektedir.

Belirli alternatif tıp tekniklerinin kanser tedavisi üzerindeki etkileri hakkında bazı bilimsel makalelerde kanıt bununamadığı ifade edilirken, bazı araştırmaların hastaların psikosomatik olarak tedavilerinin hızlandığına dair kanıtlar bulduklarına dikkat çekilmektedir. Bazı tamamlayıcı terapilerin acıyı azaltma ve hastanın ruh halini düzeltmekte olduğu da aynı makalede araştırmalardan alıntılarla belirtilmektedir.

Ayrıca "Alternatif tıp" adı altındaki terapi türlerinin bilimsel bakımdan desteklenmesi ve hatta test edilmesi dışında kullanılmasına karşı olanlar da vardır. Bu yönde görüş bildiren eleştirmenler alternatif tıp uygulayıcılarının bir tıp derecesine sahip veya lisanslı doktor olmadığını ve uzmanlıklarını gösterecek herhangi bir kabul edilebilir geçerli bir ölçüt olmadığını da ileri sürmektedirler.

İnsan sağlığını korumak ve onu optimum seviyede tutmak hekimlerin ilk ve en önemli amacıdır. Denenmemiş veya muhteviyati bilimeyen maddeleri insan üzerinde uygulamak insan haklarına aykırıdır. Alternatif tıbbın, kötü amaç insallarca maske olarak kullanımı (şarlatanlık) veya istenmediği halde asıl tedaviyi geciktireceği gibi çekincelerle, alternatif tıp da artık araştırma ve geliştirmelere tabii tutularak bir çok ülkede tedaviye yardımcı amaçla kullanılmaya başlanmıştır.
Alternatif Tıp Yöntemleri

Akupunktur
Aktarcılık
Aleksandr Tekniği
Aromaterapi
Ayurveda
Craniosakral Terapi
Çigong
Diyet Takviyesi
Elektromanyetik Alanlar
Feldenkrais Metodu
Geleneksel Anadolu Halk Hekimliği
Geleneksel Moğol Tıbbı
Herbalizm
Homeopati
Işık Terapisi
Johrei
Manyetik Terapi
Masaj
Naturopatik Tıp
Osteopati
Refleksoloji
Reiki
Ses Enerjisi Terapisi
Siddha
Şiroprasi
Terapötik Dokunuş
Tui Na
Unani
Rolfing

Bu konuyu yazdır

  Tarih: 05-11-2026, 09:53 AM