| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.
|
| Kimler Çevrimiçi |
Toplam: 144 kullanıcı aktif » 0 Kayıtlı » 141 Ziyaretçi Baidu, Bing, GoogleBot
|
| Son Aktiviteler |
Bir Demet Söz
Forum: Güzel Sözler
Son Yorum: SunSet
05-07-2026, Saat: 11:22 AM
» Yorumlar: 70
» Okunma: 10,482
|
Kur’an’da Allah Zekâtı, M...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
05-03-2026, Saat: 11:57 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 44
|
İslam’ı Yaşarken İzlediği...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-30-2026, Saat: 01:06 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 36
|
Allah’ın Bizlere Güvendiğ...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-25-2026, Saat: 11:04 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 63
|
Allah’ın Dini İslam’ı Yaş...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-24-2026, Saat: 12:01 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 60
|
Saff Suresi 6. Ayet Üzeri...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-18-2026, Saat: 12:14 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 58
|
Namaz Dinin Direği Midir?
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-13-2026, Saat: 10:12 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 76
|
Atatürk'ün Çocukluk Anıla...
Forum: Hayatı ve Anıları
Son Yorum: Serdar102
03-28-2026, Saat: 09:08 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 122
|
Mavi'ye..
Forum: Aşk Hikayeleri
Son Yorum: SunSet
03-11-2026, Saat: 08:23 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 208
|
Keloğlan Çataltepe Tekfur...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:45 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 384
|
|
|
| Uzun evlliliğin sırrı iyi kavgada |
|
Yazar: MaSaL - 01-20-2011, Saat: 12:39 AM - Forum: Genel
- Yorum Yok
|
 |

Uzmanlara göre iyi kavga edebilen çiftler mutlu bir evlilik sürdürüyor. İyi kavga edebilmek gereken önemli hususlar...
İyi evliliklerle kötü evlilikleri birbirinden ayıran temel özelliklerden biri kavga edebilmek. İyi kavga eden çiftlerin mutlu bir evlilik sürdürdüğü belirtiliyor.

Uzman Psikolog Erhan Özden'in Zaman Gazetesi'nde yer alan açıklamalarına göre yaşadığı yer, işyeri veya okul gibi evlilik dışındaki sosyalleşme alanlarında insanlar farklı davranışlar sergiler. Kendilerini mutsuz eden ya da çatışma yaşadığı kişileri hayatında uzağa koyabilir. Hiç görüşmeyebilir ya da kendilerini böyle ortamlardan uzak tutma yoluna gidebilir.

Ancak evlilik durumunda böyle davranışlar beklenmez. Özellikle çatışma anlarında eşinizi aynı ev içinde hayatınızdan uzağa fırlatmak çare olmaz. Bu şekilde evliliğinizle aranıza mesafe koymak, evli kimliğiyle bekâr yaşamak gibi ucube bir ruh halini size dayatır. Veya sadece çatışma çıkarmayacak konuların suni güvenlikli çatısında nefes almaya çalışırsınız ki bu evliliğinizi daha da çok kanatır.

Bir uçurumun kenarında yürür gibi her an yine o 'açmaz' konulardan birinin uçurumuna düşmekten öyle korkar hale gelirsiniz ki; bu korku evliliğinizi sürekli gergin bir adrenalin bağımlısı haline getirir. O zaman acilen bir yetenek kazanmanız gerekir: Kavga etmek! Mutsuz evliliklerde sıfır kavga ve paralelinde içe çekilerek, kendi dünyasında kaybolma ya da her seferinde ruhsal hasar şiddeti biraz daha artan yaralayıcı kavgalar yaşanır. Mutlu evliliklerde ise "iyi kavga"lar vardır. İyi kavga etmek için şunlara dikkat edin:

Mekânını iyi ayarlayın!
Eşiniz bir şey yapıyorken, izliyorken, bulaşık yıkıyorken ya da ortamda başka birileri de varken konuşmayın. Unutmayın, Galile'yi bile dünyanın yuvarlak olduğunu kimse hazır değilken söylemesi yakmıştır. Başkalarının yanında eşinizi eleştirmeyin. Eşinizin bırakın sizin ne demek istediğinizi anlamasını, iki cepheden saldırı geliyormuşçasına sadece savunma hattını güçlendirecektir.

Zamanını iyi ayarlayın!
Eşinizle çatışma yaşadığınız konuyu çatışma anında konuşmayın. Bırakın kanınız biraz soğusun. Kalp vuruş ritmi erkeklerde dakikada 72, kadınlarda 82'dir. Ancak bu oranlara güvenmeyin, kalp 1 saniyede 30 vuruş hız artırabiliyor. 100'den sonra ise adrenalin patlar, kaslar gerilir, nefes almak bile zorlaşır. İstediğiniz kadar, bir daha anlatayım bu sefer olacak deyin, yalancı çıkacaksınız. Oysa iyi kavgada tansiyon tartışma boyunca ibrede 100'ü hiç görmez.

Dinlemeye hazır olun!
Konuşmaktan çok dinlemek derdiniz olsun. Unutmayın, cümlelerinizin tamamlanması hiç de önemli değil. Eşiniz konuşmaya başladığında söylemek istediğinizi unutun ve sadece dinleyin. Kelimelerinin tonundaki duygunun sesini duyabilmeniz için mutlak sessizliğe ve sadece duyduklarınıza odaklanmaya ihtiyacınız var.

Ritminizi iyi ayarlayın!
Tenis maçı yapmıyorsunuz. Biriniz biraz sertleştiğinde gelen topa biraz daha şiddet ekleyip geri göndermek zorunda değilsiniz. Gelen topları yumuşatmaya, konuşma ritminizi termostatlı bir şekilde yürütmeye, sözlerinizin dozunu iyi ayarlamaya dikkat edin. Evliliklerde çoğunlukla sorunu çözmek için yapılan kavga içinde kullanılan sözcükler tek başına yeni bir sorun haline gelir.

Kısa konuşun!
Konuşmanızı çok uzatmayın, o sırada çözülmesini mutlaka beklemeyin. Eğer konuşmaya başlamadan öncekine göre eşinizi daha iyi anlıyorsanız iyi bir kavga etmişsiniz demektir. Çözümü bazen zamana bırakmak en iyisi olur. Sevgi gösterisi içeren bir bitiriş yapın ve günlük hayat içinde tekrar konu üzerine "ince gönderme"ler yapmayın.

Dallanıp budaklanmayın!
Her seferinde sadece bir konu konuşun. Sakın nişanlıyken de yaptıklarını, tatildeyken yaşadıklarınızı saldırınızı güçlendirmesi için masaya getirmeyin. Bu, iyi kavgayı kullanarak bir tek konuyu çözülebilecekken, haklı çıkma tutkusunun esareti altında 1000 konuyla ötenazi yapmak demektir. Her konu için ayrı bir zaman dilimi belirleyin.
|
|
|
| Asiri Kiskanc Misiniz? |
|
Yazar: MaSaL - 01-20-2011, Saat: 12:37 AM - Forum: Genel
- Yorum Yok
|
 |
"Partnerim başkalarıyla konuştuğunda neden onu aşırı derecede kıskanıyorum?" diye kendi kendinize soruyor ve bu tutumunuzu değiştirmek istiyorsanız sorununuzu çözecek bazi tavsiyeler..
Aşkın gözü kördür!
İlk çıkmaya başladığınız dönemlerde sevgililer sadece birbirlerinin gözlerinin içine bakar, başkasını görmez. İlişki derinleşip çift olunca 'dünyada yalnız olmadığınızı' farkedersiniz. Sorun bu noktada başlar.. Kendinize sormanız gereken soru ise; başkalarının olması sizi korkutuyor mu? Eğer yeterince birbirinize bağlıysanız dış etkenlerin sizi ayıramayacağını bilirsiniz. İlişkinizi romantik şarkılar dinleyip, filmler izleyerek, şiirler okuyarak canlandırabilirsiniz. Sizi uyarıyoruz; bazen duygu yoğunluğunu yakalamanız zor olabilir. Partnerinizin başkalarına baktığını görüyorsanız, kıskançlığa kapılmanız normal.. Shakespeare bu durumu "yeşil gözlü canavar" olarak adlandırır. Kıskançlık krizine kapıldığınızda kavga etmek yerine, sakince ilişkinizi gözden geçirin..
Kıskançlık sebepleri nelerdir? - Aşırı kıskançlık duygularınız varsa, bu partnerinizin size olan bağlılığına yeterince güvenmediğinizin işareti olabilir. Güvensizlik kıskançlığı teşvik eden 4 nedenden biridir.
- Diğer neden ise kendinize güveninizin olmaması ve kendi değerinizin farkında olmamanızdır. Kendinizi sınırlamayın ve kendinize güvenin. Siz kendinizi sevmediğinizde, diğer insanların da sizi sevdiğine inanmazsınız. Bu tür şüpheleri içinizde büyütmeye devam ederseniz, zamanla sorunlar ortaya çıkar ve gerçekten ayrılır ya da aldatılırsınız. Bu nedenle zayıflıklarınızı bilerek kontrollü davranın.
- Siz ve partneriniz ilişkinizin sınırlarını henüz kesin olarak belirlememiş olabilirsiniz. Çok sıkı bağlara sahip olduğunuzda, aşkınızın etrafında ördüğünüz duvarlardaki pencereler diğer insanların hayatınızın bir parçası olmasını sağlar. Bu duvarların başkalarının içeri girmesini sağlayan kapısı olmamalıdır..
- Partneriniz sizi aldatıyor. Aldatmak sadece seksi içermez. Başkalarıyla kurulan duygusal yakınlığı da içerir. Eğer partneriniz özel yaşamınızla ilgili konuları karşı cinsten birileriyle paylaşıyorsa, ilişkinizdeki yakınlık kaybolur ve duygularınız incinmiş bir şekilde ayrılırsınız.
Kıskançlığınızı nasıl yenebilirsiniz?
Kıskançlığınızı tetikleyen ilk sorunu ve artıran diğer nedenleri doğru belirleyin. İlişkinizi güven üzerine kurmaya odaklanın. Kıskançlık duygularınız giderek artarsa, terapiye başvurmanız faydalı olabilir. İlişkinizin sınırlarını birlikte belirlemelisiniz. Bu dışarıdaki arkadaşlıklarınızda limitlerinizi belirlemenizi sağlar. Zamanla güven duygularınız pekişecek
ve kıskançlıklarınız azalacaktır. En önemli tavsiyemiz ise, harika bir ilişki yaşadığınızda, kıskanmak yerine tüm dünyayla paylaşın!
|
|
|
| Bilimsel Gerçek:Aşkı Kadın Başlatır! |
|
Yazar: MaSaL - 01-20-2011, Saat: 12:35 AM - Forum: Genel
- Yorum Yok
|
 |
Aşk hiçbir zaman erkek tarafından başlatılmaz. Erkekler, biyolojik olarak güzel olana yönelir ve seçimi kadınlar yapar.
Aşk kavramı kadın ve erkekte ergenlik çağlarında başlıyor. Sevgi kavramı ise kişinin kendisini “Ben kimim, neyim, neden dünyaya geldim” gibi sorularla tanımaya başladığı 5 yaş sürecinde ortaya çıkıyor.
ERKEÄžİN KRİTERİ YOK!
Sinyalleri kadınların gönderdiğini ve daha sonraki sürecin erkek- kadın ilişkisi içinde gelişiyor. Eş seçiminde erkeğin kendisine özgü kriterleri yok. Erkek, biyolojik olarak güzel olana yöneliyor. Çocuğunu en sağlıklı şekilde taşıyacak, besleyecek, doğuracak ve bakacak kadını arıyor.
Kadın ise bu durumda özgül durumda. Belirli bir sisteme göre ölçüyor, tartıyor ve iyi partneri seçmeye özen gösteriyor. İlk olarak erkeğin kokusunun kendisine uygun olup olmadığına karar verip daha sonra görüntüsüne dikkat ediyor. Zeka ise, güvenilirlik, iletişim, erkeğin kendinden mutlu olması kadınların aradığı özelliklerden. Kadın için ise cinsellik son sıralarda.”
Ayrıca erkek, karşı cinse agresif tutum ve davranışlarla kendisini göstermeye çalışıyor ve kadını bu durum vücut dilini kullanarak erkeği kendisine çekmek istediğini ortaya koyuyor.
|
|
|
| Gerçekten yaş farkı bahane, aşk şahane mi.. |
|
Yazar: MaSaL - 01-20-2011, Saat: 12:33 AM - Forum: Genel
- Yorumlar (1)
|
 |
Ünlülerin her an gözümüze sokulan yaşamlarıyla kadın ile erkeğin arasında büyük yaş farkı bulunan ilişkiler hayatımızın merkezine oturdu.
Biz de bu tarz ilişkilerde kadının ve erkeğin neler beklediğini, yaşın ilişki üzerindeki etkilerini mercek altına alıyoruz.
İlişkilerde genel kanı şudur ki, erkek kadından daha geç olgunlaşır. Bu yüzden de kadın kendisinden daha olgun erkekleri sever. Fakat bunun tam tersi durumlar da yaşanıyor. Önce Ceyda Düvenci ve İsmail Hacıoğlu sonra Pınar Altuğ ve Yağmur Atacan birlikteliği gündemi uzun süre meşgul etti. Aslında bilinen fakat alıştığımızın dışında bir durum ısrarla gözümüze sokuldu. Kadın kendisinden yaşça küçük erkekle birlikte oluyor, hatta ilişkisini evlilikle taçlandırıyordu. Erkeğin kendisinden yaşça küçük bir kadınla birlikte olması gibi tam tersi durum, ünlülerin medyaya yansıyan özel yaşamlarına kadar vardı. Ama biz kadının kendisinden yaşça küçük erkekle birlikte olmasını ya da evlenmesini hep yasaklamak istedik. Bu tarz bir ilişkide aşk mümkün olamazdı. Kadın muhakkkak başka şeyler arıyor olmalıydı.
Her şeyin bir sınırı var
Dediğimiz gibi, medya çok uzun süre bu ‘sorunun’ üzerine gitti. Çoğumuz ünlü kadınları eleştiri yağmuruna tuttuk, onları nerdeyse toplumsal suç işlemiş olarak gördük. Kimimiz ise yaş farkının gerçek aşk önünde engel olamayacağını savunduk. Oysa erkeğin kendisinden yaşça küçük bir kadınla birlikte olması gibi bu da doğal karşılanmalıydı. Şunu göz ardı ediyoruz; birçok erkek aşktan ziyade kendisinden daha küçük kadınlarla evlenirken ya da birlikte olurken daha başka şeyler arıyor. Tabii, bu durum kadınlar için de geçerli. Ama her iki ilişki türünde de atladığımız şey, yoğun sevgi bağı... İster kadın büyük olsun ister erkek, toplum belli bir yaş farkına ses çıkarmıyor. Arada 10 yaş ve üzeri farktan sonra tepkiler gelmeye başlıyor. Örneğin; 71 yaşındaki Halis Toprak’ın kendisinden 54 yaş küçük Nazlıcan Tağızade’yle evlenmesinin infial yaratması...
Söylenilenler vız gelir
Ünlülerin tetiklemesiyle mi bilinmez ama şimdi kadınlar eskisinden de daha cesur davranıyor. Aşklarının arkasında duruyorlar, çevrelerinin dediklerini kulak arkası edip kendilerinden yaşça küçük erkeklerle birlikte oluyorlar. Anlayacağınız, arada yaş farkı bulunan ilişkiler iyiden iyiye gün yüzüne çıkmaya başladı. Bu ilişkilerin nedenleri arasında baba veya anne eksikliği, cinsellik, para gibi birçok faktör sıralanıyor. Biz de arada büyük yaş farkı bulunan ilişkilerin altında yatan sebepleri Psikolog Ferahim
Yeşilyurt’a sorduk.
İlişkide yaş farkı önemli midir? İdeal yaş farkından söz edebilir miyiz?
İdeal yaş farkının kaç olması konusunda elimizde kesin bir yanıt bulunmuyor. Ancak toplumumuzda erkeğin lehine olmak üzere 2-5 yaş arası bir fark uygun görülmektedir. Aslına bakarsanız, çift arasında yoğun bir sevgi bağı varsa, yaş farkının hiçbir önemi olmadığını söyleyebiliriz.
|
|
|
| 30'undan sonra evlenenler dikkat.. |
|
Yazar: MaSaL - 01-20-2011, Saat: 12:32 AM - Forum: Genel
- Yorum Yok
|
 |
Sorular bunaltabilir
30 yaşından sonra koca aramak gerçekten farklıdır. Artık dikkate almanız gereken altı önemli fark vardır:
Aciliyet: 30 yaşını geçtiniz ve biran önce evlenmek istiyorsunuz. Çocuk istiyorsanız biyolojik saatiniz de tıklıyor olabilir. Arkadaşlarınız ve aileniz "Neden evlenmedin?" sorularıyla sizi bunaltıyor olabilirler. Ve bunun ötesinde siz de evli çiftler denizinde yalnız dolanmaktan ölesiye bunalmış olabilirsiniz. Acil durumlar eylem gerektirir. Oturup kendiniz için üzülemezsiniz ya da kaderin kapınızı çalmasını bekleyemezsiniz. Meseleyi hemen kendi ellerinize alıp çözümlemeniz gerekir.
Değişen bedenler: Bir başka acı gerçek. Çiftleşen gıdılar ve selülitler ortak düşmanlarımız. Arkadaşlarınız botoks yaptırmaktan ve estetik ameliyatlardan söz ediyor. Bir koca bulmanız için zayıf ya da güzel olmanız gerekmez ama genel olarak görünüşünüzü düzeltmek için harekete geçseniz sizin için çok iyi olur.
Daha az bekar erkek: 30 yaşın üzerindeki bekar kadınlar kadar bekar erkeklerin de olması gerekir değil mi? Oysa, 2000 yılındaki bir sayıma göre 30 yaşın üzerinde 18 milyon bekar erkek varken, bu yaşlardaki kadınların sayısı 28 milyon! Farkın birçok nedeni var. Bunlardan biri de birçok erkeğin kendilerinden genç kadınlarla evlenmesi. Siz de bu gerçeği kabullenin ve onlara en iyi ulaşma yolunun ne olduğunu bulun.
Yükleriniz: 30 yaşını geçtikten sonra büyük olasılıkla 20 ve 25'inizde sahip olduğundan daha fazla yükünüz vardır. Sizden çok fazla şey bekleyen bir işiniz, tüm enerjinizi alan kardeşleriniz, sizi suçluluk hisleriyle sömüren anne ya da babanız olabilir. Belki kilo, çekingenlik ya da özsaygı eksikliği gibi kişisel sorunlara sahipsiniz. Evlenmeden önce bunları da göz önünde bulundurun.
Alışkanlıklar
Yalıtılmış yaşam: 30'dan sonra, yaşamınız daha yalıtılmıştır. Artık binlerce bekar erkeğin dolaştığı bir üniversite kampüsünde ya da partilerde değilsiniz. Bu nedenle sizin gibi kendisini dünyasına hapseden erkeklerin bulunduğu ortamlara girin. Örneğin sabah sakin bir yerde yürüyüş yapın.
Alışkanlıklar: Yaşınız ilerledikçe eski alışkanlıkları yıkmak güçleşir. Büyük olasılıkla kendi yolunuzu çizmişsinizdir. Yıllar içinde oluşan ve koca bulmanızı engelleyen bu alışkanlıkları gerçekten kırmak için sisteminize şok vermek gerekir.Sorular bunaltabilir
30 yaşından sonra koca aramak gerçekten farklıdır. Artık dikkate almanız gereken altı önemli fark vardır:
Aciliyet: 30 yaşını geçtiniz ve biran önce evlenmek istiyorsunuz. Çocuk istiyorsanız biyolojik saatiniz de tıklıyor olabilir. Arkadaşlarınız ve aileniz "Neden evlenmedin?" sorularıyla sizi bunaltıyor olabilirler. Ve bunun ötesinde siz de evli çiftler denizinde yalnız dolanmaktan ölesiye bunalmış olabilirsiniz. Acil durumlar eylem gerektirir. Oturup kendiniz için üzülemezsiniz ya da kaderin kapınızı çalmasını bekleyemezsiniz. Meseleyi hemen kendi ellerinize alıp çözümlemeniz gerekir.
Değişen bedenler: Bir başka acı gerçek. Çiftleşen gıdılar ve selülitler ortak düşmanlarımız. Arkadaşlarınız botoks yaptırmaktan ve estetik ameliyatlardan söz ediyor. Bir koca bulmanız için zayıf ya da güzel olmanız gerekmez ama genel olarak görünüşünüzü düzeltmek için harekete geçseniz sizin için çok iyi olur.
Daha az bekar erkek: 30 yaşın üzerindeki bekar kadınlar kadar bekar erkeklerin de olması gerekir değil mi? Oysa, 2000 yılındaki bir sayıma göre 30 yaşın üzerinde 18 milyon bekar erkek varken, bu yaşlardaki kadınların sayısı 28 milyon! Farkın birçok nedeni var. Bunlardan biri de birçok erkeğin kendilerinden genç kadınlarla evlenmesi. Siz de bu gerçeği kabullenin ve onlara en iyi ulaşma yolunun ne olduğunu bulun.
Yükleriniz: 30 yaşını geçtikten sonra büyük olasılıkla 20 ve 25'inizde sahip olduğundan daha fazla yükünüz vardır. Sizden çok fazla şey bekleyen bir işiniz, tüm enerjinizi alan kardeşleriniz, sizi suçluluk hisleriyle sömüren anne ya da babanız olabilir. Belki kilo, çekingenlik ya da özsaygı eksikliği gibi kişisel sorunlara sahipsiniz. Evlenmeden önce bunları da göz önünde bulundurun.
Alışkanlıklar
Yalıtılmış yaşam: 30'dan sonra, yaşamınız daha yalıtılmıştır. Artık binlerce bekar erkeğin dolaştığı bir üniversite kampüsünde ya da partilerde değilsiniz. Bu nedenle sizin gibi kendisini dünyasına hapseden erkeklerin bulunduğu ortamlara girin. Örneğin sabah sakin bir yerde yürüyüş yapın.
Alışkanlıklar: Yaşınız ilerledikçe eski alışkanlıkları yıkmak güçleşir. Büyük olasılıkla kendi yolunuzu çizmişsinizdir. Yıllar içinde oluşan ve koca bulmanızı engelleyen bu alışkanlıkları gerçekten kırmak için sisteminize şok vermek gerekir.
|
|
|
| Söylesem ahh söyleyebilsem Derdimi.. |
|
Yazar: MeLeksi - 01-19-2011, Saat: 09:56 PM - Forum: Şairlerimiz
- Yorumlar (1)
|
 |
[SIZE="3"]söylesem ah söyleyebilsem derdimi
mehtaplı bir gecede açabilsem sana kalbimi
göreceksin seninle dolu
desem, diyebilsem ki seviyorum seni
çılgınca aşığım sana
ama demem, diyemem
çünkü aramızda dağlar, denizler
ve benim o kahrolası gururum var
bu böyle sürüp gidecek
sen, seni sevdiğimi bilmeyecek, öğrenmeyeceksin
ben her gece yıldızlara seni sevdiğimi söyleyeceğim
sana asla...
çünkü aramızda dağlar denizler
ve benim o kahrolası gururum var
Victor HUGO[/SIZE]
|
|
|
| Şizofrenik Sancılar :D |
|
Yazar: DummeN - 01-19-2011, Saat: 09:55 PM - Forum: Komik Yazılar
- Yorumlar (239)
|
 |
* Yeni giydiğim çoraplarla banyoda ıslak yere bastığım an kaçıp gidesim geliyor buralardan. Çok uzaklara. O derece dertleniyorum.
* Ne ses hızı, ne ışık hızı, ne ferrari, ne porshe hızı...hiç bir teknoloji cuma'dan pazartesi'ye geçiş arasındaki hızla yarışamaz.
* Sınavda "Adınız" yazan yere adını ve soyadını yazdıktan sonra altta "Soyadınız" kısmını görürsün ya. İşte o inceden koyar adama.
[b]* -Ferhunde? +Burda -Caroline? +Burda -Fatmagül'ün yengesi? +Burda -Ayşegül? +Burda. -Ordu hazır. + dünyayı fethetmeye gidiyoruz.[/b]
[b][b]*[/b]Eski hocalarımdan birini yolda gülerken görüp, yanına gidip "komik bi şey varsa, söyle de hep beraber gülelim" demek istiyorum.[/b]
[b][b][b][b]*[/b][/b][/b] Koltukta uyuyunca üzerini örtene anne,git yerine yat lan diyene baba,"Heyy cvp vercekmsn."diye 20. smsi gönderene sevgili denir.[/b]
[b][b][b][SIZE=4]*[/b][/b] Meclise girip vekillere küfür ettikten sonra ,'' Sözüm meclisten dişari '' demek istiyorum.[/SIZE][/b]
[b][b][b][b][SIZE=4]* [/b][/b][/SIZE][/b]Adrenalin = Çaya bandırılan bisküviyi erimesine saliseler varken çayın içinden çekmek ve bir sonraki biskuvide sınırı zorlamaktır.[/b]
[b][b][b][b][b][b][b][SIZE=4]*[/b][/b][/SIZE][/b][/b][/b][/b][/b] Sen hiç önüne αbur cuburlαrı dαyαyıp koltuğα yαyılmışken, televizyon kumαndαsının bαmbαşkα bir yerde olduğunu fαrk ettin mi ?
[b][b][b][b][b][b][b][b][SIZE=4]* [/b][/b][/SIZE][/b][/b][/b][/b][/b]Bir tαne fotoğrαfı 4-5 kere shoplayıp profile koyαnlαr varya , onlαr biyoenerjiyle uçtuğunu söyleyen sαbriden bile üzücüler.[/b]
[b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][SIZE=4]*[/b][/b][/SIZE][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b] Güzellik uykusundαn uyαndım. diye şirinlik yαpαn kızα , ' Olmαmış bir dαhα yαt ' dedim. Mutluyum.[/b]
[b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b]*[/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b] Otobüsteki son boş koltuğa oturan lise öğrencisi, arkadaşlarının çantaları altında ezilerek feci şekilde can verdi.[/b]
[b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b]*[/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b] Kontör yükleyince değerli müşterimiz diye mesαj αtαrlαr, bitince ise sαyın abonemiz diye yok böyle bir yαvşαklık be αrkαdaş. [/b]
[b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b]* [/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b]Rimel sürerken açılan ağzın gizemini henüz kimse çözemedi.[/b]
[b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b]*[/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b] Merhaba sivilce , kenarlarda hiç çıkma tamam mı? Ortala şöyle, tam merkeze yerleş. Süpersin ![/b]
[b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b][b]*[/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b][/b] Küçüklü büyüklü yazarak ' kuul ' olduğunu sanan salak , artık şu rezilliğe son ver ♥ [/b]
:yikildim::yikildim:
|
|
|
| HoŞÇaKaL |
|
Yazar: MeLeksi - 01-19-2011, Saat: 09:53 PM - Forum: Şairlerimiz
- Yorum Yok
|
 |
[SIZE="3"]Neler söylemek istedim sen giderken.Sessiz çığlıklarım boğazımda düğümlendi Adım atmak istedim , ...
koştuğumu sandım hatta.Cümleler kurdum , anlattım sana derdimi.
Hatta yalvardım , haykırdım sandım …Oysa sen giderken ben ardından. Sadece, bakakaldım.
Öylece… donakaldım.İnanamadım …Kirpiğimden süzülen damla…
Ve Ayrılığın adı ,HOŞCAKAL. Sen gittikden sonra hoş kalırım mı sandın.
Alırmıyım bir bardak demli çayın tadını ..Perdeyi açınca içeri giren güneş, ısıtırmı sandın ..Görürmüyüm sandın açan çiceği…
Bakarmıyım sandın batan güneşe…Dilek tutarmıyım kayan yıldıza…Koklarmıyım sandın yağmurun kokusunu,Severmiyim sence baharları?
Ayrılığın adı ,hoşcakal…Ben senden sonra yaşarmıyım sandın … Peki o zaman sende HOŞCAKAL…
CAN YÜCEL[/SIZE]
|
|
|
| ALışamadım.. |
|
Yazar: MeLeksi - 01-19-2011, Saat: 09:46 PM - Forum: Şairlerimiz
- Yorum Yok
|
 |
[SIZE="3"]Sen geçtin yine ben sınıfta kaldım;
Bir türlü yanına ulaşamadım.
Sevda sınavından teşekkür aldım;
İhanet dersine çalışamadım...
Gözlerim kapansa uykusuzluktan,
Korkarım hocama saygısızlıktan,
Bir örnek istedi duygusuzluktan;
Seni diyecektim konuşamadım...
Vefasız olmayı bilmedim diye,
Adını kalbimden silmedim diye,
Okuldan atıldım gülmedim diye;
Tebessüm etmeye alışamadım...
CeMaL SAFİ
[/SIZE]
|
|
|
|