| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.
|
| Kimler Çevrimiçi |
Toplam: 188 kullanıcı aktif » 0 Kayıtlı » 184 Ziyaretçi Baidu, Bing, GoogleBot, Yandex
|
| Son Aktiviteler |
Bir Demet Söz
Forum: Güzel Sözler
Son Yorum: SunSet
05-07-2026, Saat: 11:22 AM
» Yorumlar: 70
» Okunma: 10,482
|
Kur’an’da Allah Zekâtı, M...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
05-03-2026, Saat: 11:57 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 44
|
İslam’ı Yaşarken İzlediği...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-30-2026, Saat: 01:06 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 36
|
Allah’ın Bizlere Güvendiğ...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-25-2026, Saat: 11:04 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 63
|
Allah’ın Dini İslam’ı Yaş...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-24-2026, Saat: 12:01 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 60
|
Saff Suresi 6. Ayet Üzeri...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-18-2026, Saat: 12:14 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 58
|
Namaz Dinin Direği Midir?
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-13-2026, Saat: 10:12 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 76
|
Atatürk'ün Çocukluk Anıla...
Forum: Hayatı ve Anıları
Son Yorum: Serdar102
03-28-2026, Saat: 09:08 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 122
|
Mavi'ye..
Forum: Aşk Hikayeleri
Son Yorum: SunSet
03-11-2026, Saat: 08:23 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 207
|
Keloğlan Çataltepe Tekfur...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:45 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 384
|
|
|
| Bebeklerde Tedavi Gerektiren Cilt Problemleri |
|
Yazar: MaSaL - 01-20-2011, Saat: 11:14 AM - Forum: Anne ve Bebek
- Yorum Yok
|
 |
Bebeklerde Tedavi Gerektiren Cilt Problemleri Bebeklerin cildi özellikle ilk aylarda çok hassastır. Onların cilt bakımı özenle ve dikkatlice yapılmalıdır. Ciltlerinde oluşabilecek rahatsızlıklar, bağışıklık sistemleri tam oluşmadığından enfeksiyona yakalanma riskini artırır.
Genellikle bebeklerin cilt problemleri geçici ve tedavi gerektirmeyen problemlerdir. Bebekten bebeğe farklılık gösteren, değişimin ve büyümenin bir parçası olan bu problemler, biraz bakım ve zamanla kendiliğinden kaybolur. Ama bazı rahatsızlıklar, mutlaka tedavi uygulanmasını gerektirebilir.
Tedavi gerektiren cilt rahatsızlıklarında teşhis ve tedavinin gecikmesi, bebeğin çok acı çekmesine neden olabileceği gibi ciddi problemlerden dolayı zor günler geçirmesine de neden olur. Bu nedenle, belirtileri uzun süren ve gittikçe artan rahatsızlıklarda mutlaka doktora gidilmelidir.
Onun cildinde meydana gelen ve size önemsiz gibi görünen bir değişimi bile ciddiye alınmalıdır. Bebeğinizin cildindeki değişimler takip edilmeli ve gerektiğinde bir uzmana başvurulmalıdır. Dokunmaya bile kıyamadığınız o pamuk gibi tenin zarar görmesini engellemek tamamen sizin elinizdedir.
En çok görülen ve tedavi gerektiren cilt problemleri arasında, mantarların neden olduğu pişik gelir.Normal bir pişikten farklıdır. Pişik olan bölge, çok kırmızı ve parlaktır.Kabarcıklar ve çatlamalar görülmektedir. Pişik kremi kullanılsa da geçmeyen bu rahatsızlık durumunda mutlaka doktora gidilmelidir. Bebek her tuvaletini yaptığında, canı daha çok yanar ve pişik daha da ilerler. Enfeksiyon kapma riski artar. Doktora danışılmadan, hiç bir tedavi yöntemine başvurulmamalıdır. Doktorun uyguladığı tedaviye rağmen iyileşmeyen pişiklerin olası nedenleri, doktor tarafından mutlaka araştırılmalıdır. Ayrıca, ön tarafta gelişen pişiklerde idrar yolu enfeksiyonuna da bakılmalı, ihmal edilmemelidir.
Kullanılan temizlik maddeleri daha çok tahriş edici olduğundan, su ve hassas ciltlere özel solüsyonlar ile temizlik yapılmalıdır. Mutlaka bölge havalandırılmalı, ıslak bırakılmamalı ve doktorun verdiği pişik ve mantar kremleri kullanılmalıdır. Düzenli, sık ve yeterli alt temizliği yapılmalıdır. Sabun ve şampuan üç günden sık kullanılmamalıdır. Her gün kullanılması, derinin koruyucu tabaka oluşturmasını engelleyecektir. Hassas ciltli bebeklerde banyo sıklığı azaltılmalı ve böylece cildin kuruması engellenmelidir. Kuru cilt koruyuculuğunu kaybetmiş bir cilttir ve pişik gelişimi daha kolaydır. Ayrıca, bez seçimi iyi yapılmalıdır. Sıvıyı hızla emen, kuruluk sağlayan, havayı geçiren, bebeğin cildinin nefes almasını sağlayan bezler tercih edilmelidir.
Bebeklerde tedaviyi gerektiren diğer bir cilt problemi de ağız bölgesindeki pamukçuklardır. Pamukçuk, ilk aylarda ağız içi ve dil üzerinde görülen bir mantarın yol açtığı rahatsızlıktır. Önce beyaz lekeler halinde başlar. Sonra tüm dili ve ağızın içini kaplar. Pamukçuk, ağrı yaparak bebeğin beslenmesini de engeller. Yutma güçlüğü ve tat alma duyusunda bozukluğa neden olur. Uzun süren ve gittikçe artan bu problemin tedavisi yapılmaz ise, bebeğin gelişimde ve büyümesinde gerileme yaşanabilir.
Bebek emziriliyorsa, annenin meme temizliği mutlaka yapılmalıdır. Eğer biberon kullanılıyorsa, biberon ve diğer beslenme araçlarının temizliği bu rahatsızlıkla savaşırken çok önemlidir. Emzirirken ve meme temizliği yapılmadan önce de eller hep yıkanmalıdır. Bebeğin ağız bölgesinde pamukçuk geniş bir alana yayılmışsa kesinlikle doktora gidilmeli ve doktorun verdiği ilaçlar kullanılmalıdır.
Bebeklerdeki ciddi cilt prolemlerinden bir tanesi de egzamadır. Sık rastlanan alerjik bir deri hastalığıdır. Genellikle yaşamın ilk 3 ayından sonra ortaya çıkar. Kaşıntı ve yanaklarda yaralar ile başlar. Bebeğin yüzünden başka; kulak arkaları, cilt boğumları, koltuk altları, diz ve dirseklerde de ekzema ortaya çıkabilir. Ekzemanın nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, daha çok kalıtımsal faktörler rol oynar. Ailede astım, saman nezlesi, ekzema veya benzer rahatsızlıkların olması, bebekte ekzama görülme riskini artırır. Ekzeması olan hastaların bir bölümünde yaşamın daha sonraki dönemlerinde astım veya alerjik nezle ortaya çıkabilir.
Ekzemalı bölge aşırı kuru, kırmızı renkte, kaşıntılı ve yer yer küçük keseciklerle doludur. Bu cilt rahatsızlığında bebeğin derisi, dışarıdan temas eden her türlü maddeye karşı çok daha duyarlıdır. Dolayısıyla bebeğe acı ve ağrı verir. Ekzema kaşıntılı olduğundan cildin tahrişine ve enfeksiyonlara neden olabilir. Bu nedenle, bebeğin cilt bakım ürünleri ve giysileri özenle seçilmeli, aşırı sıcak, soğuk ve rüzgardan korunmalıdır. Giyiminde pamuklu dar olmayan giysiler tercih edilmelidir. Ayrıca, egzamalı bebeklerin giysileri sık sık değiştirilmeli, yıkanırken iyi durulanmalı ve ütü yapılmalıdır.
Bebekler, evcil hayvanlardan, bitki polenlerinden ve sigara dumanından uzak kalmalıdır. Cilt problemi olan bebekler, açık deri enfeksiyonları ve uçukları olan yetişkinlerden kesinlikle uzak tutulmalıdır. Cildin kurumasını önleyen bebe yağı, nemlendirici losyon ve kremler herzaman kullanılmalıdır.
alıntı
|
|
|
| Bebeklerde Tedavi Gerektirmeyen Cilt Problemleri |
|
Yazar: MaSaL - 01-20-2011, Saat: 11:14 AM - Forum: Anne ve Bebek
- Yorum Yok
|
 |
Bebeklerde, enfeksiyonlara karşı koruyacak sistem tam oluşmadığından cilt bakımı çok önemlidir. Onların cildi yetişkinlerinkinden farklı özellikler taşır ve çok hassastır. Ciltlerinde oluşabilecek tahriş onların enfeksiyona yakalanma riskini artırır.
Bebeğin doğumundan itibaren cildinde bir çok değişim meydana gelir. Cildi ortama uyum sağlar, kendini yeniler ve rengi zamanla düzene girer. Bu değişim sürecinde bebeklerin o yumuşacık cildine iyi bakılmaz ise, savunmasız olan cildi kendini koruyamadığından bir çok hastalığa da davetiye çıkarır.
Bebeklerin ilk aylarda cildinde zamanla kendiliğinden kaybolacak ve hiç tedavi gerektirmeyecek bazı problemler ortaya çıkabilir. Bunlar her bebekte görülebilen rahatsızlıklardır ve bir kaç ay içinde tamamen kaybolurlar. Bebekten bebeğe farklılık gösteren, değişimin ve büyümenin bir parçası olan bu problemler bebeğe rahatsızlık veriyorsa ve uzun zamandır devam ediyorsa mutlaka doktora danışılmalıdır.
Tüm bebeklerde en yaygın görülen cilt problemi soyulmadır. İlk günler içinde, doğduğunda cildinin üzerindeki mumsu koruyucu madde zamanla yıkandıkça kaybolacaktır. Sonra da soyulma görülebilir. Bu zaman içinde bebeğin banyosunda yumuşak ürünler kullanmak ve cildini tahriş etmeyecek pamuklu giysiler giydirilmelidir. Cildi nemlendirilmeli ve kalitesinden emin olduğunuz ürünler kullanılmalıdır.
Bebeklerde yine çok sık rastlanan problemlerden biri cilt kuruluğudur. Kışın havaların soğuk olması ve ısıtıcıların havayı kurutması, yazın da güneşin neden olduğu kuruluk onların hassas cildini etkiler. Sık banyo yapması ve sonrasında nemlendirici kullanmaması cildinin çatlamasına neden olur. Dolayısıyla, iyi bir nemlendirici mutlaka tüm vücuduna kullanılmalıdır. Bol su ve sıvı gıda alması sağlanmalıdır. Kuruluk giderilmez ise; kaşıntı, cilt yaraları, çatlama ve egzama gibi tedavi gerektiren cilt problemlerine neden olabilir. Ayrıca bu ciddi problemlerin oluşması, bebeğin sağlığını etkileyecek enfeksiyonlara da davetiye çıkarmak demektir.
Yine çoğu bebeğin başında oluşan kabuklanma, yani "konak" dediğimiz problem zamanla kendiliğinden geçer. Bebeklerin saçlı derisinde ortaya çıkan bu yağlı kabuklar, bir tür egzamadır ve bebekte kaşıntı veya acıya neden olmaz. Bebeğin hassas ciltlere uygun şampuanla yıkanması, yıkanırken de yumuşak uçlu saç fırçası ile saçlarının yavaş yavaş taranması konakların temizlenmesini sağlar. İyi bir bakım konak probleminin tedaviye gerek kalmadan kaybolmasını sağlayacaktır. Bu süreç içinde bebeğin baş bölgesine dikkat edilmeli, hergün banyodan önce bebe yağı ile masaj yapılarak konakların yumuşatılması, sonra da tarayarak yıkanması yeterli olacaktır.
Her bebekte farklı seyreden değişik tipte döküntüler de görülmektedir. Bunlar da kısa süre içinde kendiliğinden kaybolarak geçerler. Bu döküntülerden bir tanesi bazen sarı bazen de beyaz olan, bebeğin yüzünde çıkan noktacıklardır. Bu minik noktacıklar, cilt gözeneklerinin tıkanması sonucu oluşur ve bebeğin cildi dış ortama alışınca yok olurlar. Bu noktacıklarla oynanmamalı, sıkılmamalı ve patlatmaya çalışılmamalıdır. Bir de sıcak döküntüsü vardır. Vücudun kapalı yerlerinde görülen, küçük kırmızı renkli sivilce görünümündeki kabartılardır. Genelde bebeğin aşırı terlemesi sonucunda ortaya çıktıkları için, sıcak ortamlarda bulundurmamak ve çok giydirmemek gerekmektedir. Emmeden kaynaklanan dudak kenarındaki kabartılı döküntüler de zamanla kendiliğinden geçer. Ayrıca, bebeğin ağız çevresinde ve yanaklarında görülen, genellikle salyanın neden olduğu döküntüler ise bu bölgelerin sürekli ıslak kalması ile oluşur. Ağız bölgesi yumuşak bezler ile tampon yaparak silinmeli ve nemlendici uygulanmalıdır.
Bebeklerde sıkça karşılaşılan pişik de tedavi gerektirmeyen bir cilt problemidir ama önlemi alınmadığında, bebek için sağlıklı ürünlerle bakımı yapılmadığında ciddi boyutlara ulaşabilir. Çatlama, tahriş, yanma, yayılmış kızarıklık ve hatta ciltte kanama varsa doktora derhal başvurulmalıdır.
Bunların haricinde, bu küçük cilt problemlerinin daha sorunlu hale gelmemesi için; bebeğin bulunduğu ortam hijyenik olmalı, sık sık havalandırılmalı, çevresinde sigara içilmemeli ve en önemlisi de bebeğin cildinde oluşan bu tip problemlerde, uçuklu bir kişinin asla onu öpmemesi ya da dokunamasıdır. Bebeğin savunmasız cildi, uçuk mikrobu ile başedemeyecek kadar zayiftır ve onun hayatını söndürecek kadar güçlüdür.
alıntı
|
|
|
| Bebeğinizi Bulaşıcı Hastalıklardan Korumanın Yolları |
|
Yazar: MaSaL - 01-20-2011, Saat: 11:13 AM - Forum: Anne ve Bebek
- Yorum Yok
|
 |
Çocukluk çağı insanların bulaşıcı hastalıklara en sık tutuldukları dönemdir ve son yıllarda gerek bu alanda kullanılan ilaçlar gerekse alınan genel önlemler sayesinde bulaşıcı hastalık sıklığı özellikle gelişmiş ülkelerde belirgin derecede azalmıştır. İçme ve kullanma sularının temizliği ile tifo ve kolera gibi öldürücü hastalıkların kontrol altına alınması yaygın aşılama ile çiçek hastalığının tümüyle ortadan kaldırılması sağlanmış çocuk felci hastalığı ise yok edilme aşamasına gelmiştir. Bu arada ülkemizin Dünya sağlık Örgütü kaynaklarına göre 1999 yılında dünyada çocuk felcinin hala görüldüğü birkaç yerden biri olduğunu belirtmek hala gerek genel olarak devletin gerekse anne babaların dikkatli davranması gerektiğini göstermektedir.
Bebeğinizi Bulaşıcı Hastalıklardan Korumanın Yolları
Çocuklarımızı Bulaşıcı Hastalıklardan Nasıl Koruyalım ?
Evde alınan basit önlemlerle özellikle mide barsalları etkileyen enfeksiyonlara karşı başarı kazanmak mümkün olsa da solunum yollarını etkileyen bulaşıcı hastalıklara karşı alınan önlemlerin başarı şansı daha azdır.
Burun ağız ve göz salgıları solunum yolu enfeksiyonlarının bulaşmasına yol açan temel kaynaktır. Ellerin ağza ve buruna götürülmesi ve öpüşmek hızla yayılmaya neden olur. Bebekler ve küçük çocuklar genelde her şeye elleriyle dokunur ve ellerini ağızlarına götürürler. Bir de buna ülkemizde çocukları öpme ve öpüşmenin geleneksel olarak yaygınlığını eklerseniz varılan sonuç daha kötü olacaktır.
Öksürük ve hapşırık sonrası havaya yayılan damlacıklar bir süre havada asılı kalarak yayılıma neden olurlar.
İshal ve sarılık gibi hastalıklar kakayla bulaşmış ellerin ağza götürülmesi yoluyla bulaşır. İdrarın aksine kakada çok sayıda bakteri bulunur.
Ülkemizde pişmeden yenen sebzeler (marul taze soğan maydanoz vb.) pis sularla sulanabilmekte ve bu tür gıdaların normal musluk suyuyla yıkanması yeterli temizliği sağlamamaktadır.
Döküntülü hastalıklardan kimileri (örneğin suçiçeği) içi suyla dolu kabarcıklarda bulunan mikroorganizmalarla bulaşır. Ancak her döküntülü hastalık cilt temasıyla bulaşmaz.
Pişmemiş et oldukça yüksek oranda (%20-50) bakteri bulundurur çiğ yumurtanın hastalık bulaştırma riski %1 den azdır.
İyi yıkanmamış biberon vb malzemeler solunum ve mide barsak hastalıklarının yayılımın da önemli yer tutar.
Tarak fırça şapka gibi eşyalar da bulaşıcı cilt hastalıkları açısından önemlidir.
Evde Alınabilecek Önlemler:
El yıkama:
Önceleri el yıkamanın sadece mide barsak hastalıklarını önlemede etkin bir yöntem olduğu düşünülürdü oysa artık solunum yolu enfeksiyonlarının da yayılımının bu yolla belirgin derecede azaldığını biliyoruz. Sabun kullanılmasa bile ellerimizi sadece suyla yıkayarak bir ölçüde yarar görürüz.
Tuvalet sonrası
Bebeklerin altlarını değiştirdikten sonra
Nezle grip vb durumlarda burun silinmesinin ardından
Akvaryum suyuna dokunulduktan sonra eller mutlaka yıkanmalıdır
Özellikle tuvalet sonrası çocukların el yıkaması mutlaka denetlenmeli kreş ve gündüz bakım evlerinde bu konu üzerinde çok daha hassasiyetle durulmalıdır.
Gerekli yerlerin dezenfektan maddelerle temizlenmesi:
Dezenfektan maddeler bakterilerin çoğunu öldürür. Özellikle bebeklerin alt değiştirme yerlerinin oyuncaklarının biberon tabak bardak vb. malzemelerin dezenfekte edilmesi barsak hastalıklarının yayılımını büyük ölçüde sınırlandırır. Üst solunum yolu enfeksiyonu geçirenlerin burun salgılarının bulaştığı yerlerde virüsler 6 saate kadar canlı kalabilirler.
Çocukların kendi ağız ve burunlarına dokunmalarının engellenmesi:
Bu önlem solunum yolu enfeksiyonlarının yayılımını sınırlandırır ancak bebeklerde bunu sağlamak pratikte olanaksızdır. Burundan sonra göze götürülen eller gözde enfeksiyon gelişmesine ortam hazırlarlar.
Çocukların yanında sigara içilmemesi:
Sigara dumanı soğuk algınlığı öksürük kulak iltihapları ve astım gibi solunum yolu hastalıklarının şiddetini artırır.
Çocukların hayvanları öpmelerinin önlenmesi:
Hayvanlarla çok yakın temas parazitler hastalıkların yayılımına neden olur. Hayvan sevmeyi elle sevmek ve ardından el yıkamayla bütünlersek yeterli önlem almış oluruz.
İçme suyunun temizliğine özen gösterilmesi:
İçme suları konusunda titiz olmalıyız. Kapalı ambalaj içinde satılan her su yeterince denetlenmemiş olabilir. 10 litre içme suyu içine 25 damla çamaşır suyu damlatarak kolera dahil su yoluyla bulaşan her hastalığa karşı önleminizi almış olursunuz.
Etlerin iyi pişirilerek yenmesi:
İyi pişmemiş etler ishale yol açan bakterileri barındırırlar. Çiğ etler pişmeye hazırlandıktan sonra eller ve çiğ etin temas ettiği kesme tahtası bıçak tabak gibi malzemeler çok iyi yıkanmalıdır. İçleri iyi pişmemiş -kırmızı görünümlü- et çocuklara yedirilmemelidir. Etler pişirildikten sonra çiğ iken içinde tutuldukları tabak içinde kesinlikle servis yapılmamalıdır.
Et ve et ürünlerini üzerinde kesmek için tahta değil plastik maddeler kullanın:
Mikroorganizmalar tahta yüzeylerden yeterince temizlenemezler. Temizlik açısından plastik maddeler daha güvenlidir.
Çiğ yumurta yemekten sakının:
Yumurta sarısı katı pişmiş olmalıdır. Aksi takdirde yumurta içinde varolan olası bakteriler ölmeyecektir. Şunu da ekleyelim ki yumurta yoluyla mikrop alma riski %1 den azdır.
Pişirilmeden yenen gıdaların yıkanmasına özen gösterin:
Marul taze soğan domates vb. çiğ yenen gıda maddeleri özellikle yaz döneminde 1 litre su içine 30 damla çamaşır suyu damlatarak klorlanmış su içinde 30 dakika bekletilmelidir.
Olabildiğince küçük çocuk bakımevi-kreşleri tercih edin:
Kendi evlerinde bakıcılar tarafından bakılan çocuklar enfeksiyon açısından an düşük risk altındadırlar. Kreşteki çocuk sayısı arttıkça risk artar. Soğuk algınlığının özellikle 1 yaşına kadar önemli komplikasyonlara yol açtığı gerçeğinden yola çıkarak mümkünse 0-1 yaş grubu bebekleriniz için kendi evinizde bakıcıyı kreşlere tercih edin.
Menenjitli ya da hepatitli hastalarla temas sonrası mutlaka hekime başvurun:
Özellikle 4 yaş altı çocuklarda antibiyotik kullanarak kimi tür menenjitlerin gelişimi önlenebilir. Benzer şekilde hepatitle temas sonrasında da kullanılabilecek ilaçlar vardır bunu mutlaka bir çocuk hekimiyle görüşün.
Çocuklarınızın gerekli aşılarının yapılmış olduğundan emin olun:
Ciddi enfeksiyonlara karşı aşılı olmak son derece önemlidir. Ne var ki ülkemizde bu konuda ciddi ve standard bir uygulama yoktur. Her çocuk hekimi kendine göre bir aşılama şeması uygulamakta dünyanın bir çok ülkesinde zorunlu olan aşılar Türkiye'de zorunlu değildir. Bu durum özellikle HIB aşısı için geçerlidir; HIB aşısı 0-4 yaş arası çocuklarda önemli bir menenjit türünü %90 oranında önleyebilmektedir. Her hekim ziyaretinde aşı kartınızı hekime gösterip eksik aşısı olup olmadığını sorun. Bir diğer nokta da bu yolla aşılama protokolünde olabilecek değişikliklerden zamanınızda haberiniz olacaktır.
Çocuğunuzu tümüyle izole etmeye çalışmayın:
Aile içi tecrit konusu tartışmalıdır. Çocukta hastalık belirtileri ortaya çıktığında artık etken mikroorganizma diğer aile bireylerine de çoktan bulaşmıştır. Zaten bir çocuğu aynı ev içinde tümüyle izole etmek de pratikte olanaksızdır.
alıntı
|
|
|
| Bebeklerde Eğri Boyun Hastalığı (torticollis) |
|
Yazar: MaSaL - 01-20-2011, Saat: 11:12 AM - Forum: Anne ve Bebek
- Yorum Yok
|
 |
Boyunda eğrilik oluşturan birçok hastalık bulunmakla birlikte tortikollis denilince akla ilk gelen bebeklerde görülen tablodur. Yakınma boynun sağ ya da sol tarafında uzanan kaslar üzerinde bir şişlik bulunması boynun tutulan tarafa doğru eğriliği ve aynı taraf yüzün diğerine göre kısmen küçük olduğunun fark edilmesidir(asimetri). Bazen anneler bebeğin hep aynı tarafa dönerek yattığını da söyleyebilirler. Tüm doğumların % 0.4’ünde rastlanır. Doğumdan yaklaşık 2-3 hafta sonra belirmeye başlar. Şişlik 1-3 cm boyutlarda olup hastaların %2-8’inde iki taraflıdır. Nedeni bilinmemektedir. Doğum travması anne karnındaki duruş pozisyonuna bağlı olduğu açıklamaları tüm hastalarda geçerli olamamıştır.
Etkilenen taraf kasta şişlik bölgesinde sertleşme ve kas kısalığı meydana gelmekte ve aynı taraf yüzde küçük kalma görülmektedir.
Tedavi: Öncelikle ameliyatsız tedavi denenir. Boyun egzersizleri(alıştırmaları) yüzün her iki omuz hizasına kadar döndürülmesi ile yaptırılan pasif egzersizden oluşmaktadır. Her gün ve yoğun olarak yapılması gereken bu egzersizlerin ideali bir fizyoterapist eşliğinde aile tarafından yapılmasıdır. Aile egzersizlerin önemi konusunda uyarılmalı ve eksiksiz yapılması sağlanmalıdır. Hasta önceleri 1 daha sonraları 2 aylık aralarla kontrol edilir. Uygun tedaviden sonra tam düzelme sağlanır. Cerrahi tedaviye nadiren gerek olur.
Cerrahi tedavi; uygun yapılmayan konservatif tedavi sonucu kısa kas ve ilerleyici yüz asimetrisi gelişen ve bir yaşını geçmiş hastalarda 12-15 aylıkken yapılır. Hiç tedavi yapılmamış ve bir yaşın üstünde ilk kez hekime başvuran hastalarda da cerrahi tedavi daha uygundur.
alıntı
_______
|
|
|
| Bol su içen bebeklere dikkat! |
|
Yazar: MaSaL - 01-20-2011, Saat: 11:10 AM - Forum: Anne ve Bebek
- Yorum Yok
|
 |
Bol su içen bebeklere dikkat!
Uzmanlar, akraba evliliğinden dolayı Türkiye’de diğer ülkelere göre daha sık rastlanan, bebeklerde bol su tüketimi, sık idrara çıkma, iştahsızlık ve büyüme geriliğiyle bulgu veren sistinozis hastalığı konusunda aileleri uyardı.
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Pediatrik Nefroloji ve Romatoloji Ünitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Rezan Topaloğlu, genetik bir hastalık olan sistinozisin, "sistin" adı verilen maddenin vücutta birikmesi sonucu meydana geldiğini, hastalığın önce böbrekleri sonra da gözleri vurduğunu bildirdi.
Dünyada 2 bin, Türkiye’de ise 100 dolayında tanı konulan sistinozis hastası bulunduğunu, sayının çok yüksek olmamasına rağmen hastalığın aileleri derinden etkilediğini anlatan Topaloğlu, şunları söyledi:
"Hastalık, bebeklerde ilk 6 aydan sonra bulgu vermeye başlar. Bol su içip, sık idrara çıkan, iştahsız ve büyüme sorunu yaşayan çocuklara dikkat edilmelidir. Hastalığın tanısı 1.5 yaşındaki bebeklerin göz muayenesinde, korneada biriken sistin kristalleri ile mümkündür. Daha erken yaşlarda gözden muayene ile tanı konulamaz."
Çocuklarda zamanında teşhis konulmaması halinde sistinin böbreklerde birikmesi sonucu aşırı su kaybı meydana geldiğini, bunun da hastanın yaşamını tehlikeye soktuğunu kaydeden Topaloğlu, hastalığın diğer böbrek hastalıklarıyla karıştırılabileceğini, en iyi tanının, şüphelenilen hastalarda lökosit sistin düzeyine bakılmasıyla konulabileceğini bildirdi.
Lökosit sistin düzeyine bakılmasının, hastalığın tanısında ve izleminde önem taşıdığını ifade eden Prof. Dr. Topaloğlu, şunları kaydetti: "Ülkemizde bu teste çok düzgün bakılmıyor. Neticeleri zor değerlendirilen bir test. Üniversite hastanelerinde yapılabiliyor. Aile öyküsü
olan hastalara bu test yapılmalı. Hastalığın erken dönemde teşhisi konulduğu takdirde ilaç tedavisi uygulanıyor. İlacın düzgün kullanımı sonucu hastaların büyümeleri düzeliyor. Böylece böbrek yetmezliği 8-10 yaşında değil, daha ileriki yaşlarda ortaya çıkıyor. Ancak sistinozis sürekli takip gerektiren bir hastalık. Başarılı tedaviyle 50 yaşına kadar yaşayan hastalar dahi var. Böbrek nakli ve ilaç tedavisi ile hastaların yaşam süresi uzatılıyor."
Hastalık tüm dünyada gözükse de akraba evliliklerinden dolayı Türkiye’de daha sık karşılaşıldığını vurgulayan Topaloğlu, "Hastalık dünyada 100 binde bir çocukta görülürken, ülkemizde daha yaygın olduğu düşünülüyor" dedi.
|
|
|
| Bebeklerde Diş Çıkarma Problemleri Ve Çözüm Önerileri |
|
Yazar: MaSaL - 01-20-2011, Saat: 11:08 AM - Forum: Anne ve Bebek
- Yorum Yok
|
 |
Süt dişlerinin sürme zamanları bebekten bebeğe değişmekle birlikte, sürme genellikle 6.ayda başlar.
Çoğunlukla ilk çıkan dişler alt ön keser dişlerdir. Bunları üst ön keser dişler takip eder.
Diş sürmesinde çoğunlukla karşımıza çıkan klasik belirtiler şöyle sıralanabilir:
• Salya artışı, ilk diş sürmesinden yaklaşık olarak iki ay önce başlayabilir.
• Huysuzluk
• Dişetlerinde hassasiyet, ağrı
• Kabarık dişetleri
• Sert cisimleri çiğneme isteği, dişetlerinde kaşınma
• Sinirlilik, ağlama nöbetleri
• Uykusuzluk
• İştah azalması
Bu belirtilerin bazıları elbette ki bebeğin normal gelişiminde de karşılaşabileceğimiz belirtiler olabilir. Bebekler etrafındaki nesneleri dördüncü aydan itibaren diş sürmesi yaklaşsın veya yaklaşmasın ağzına götürerek tanımaya çalışırlar.
Eğer bebeğiniz diş sürmesi sırasında huzursuz ve rahatsızsa şu uygulamaları deneyebilirsiniz:
• Bebeğinizin dişetlerine temiz parmaklarınızla veya nemli gazlı bezle masaj yapabilirsiniz. Uygulanan basınç bebeğinizin rahatsızlık hissinin azalmasına yardımcı olur.
• Sert plastikten yapılmış dişeti kaşıyıcıları bu dönemde iyi bir çözümdür. Biberon da içine su doldurularak dişetlerini rahatlatmak ve kaşımak amacıyla kullanılabilir. Bebeğinize bu dönemde dişlerini kaşıması için bisküvi vermeyin. Şekerli olması sebebiyle diş çürüğüne sebep olabilir.
• Dişeti kaşıyıcılarının veya temiz gazlı bezin bir süre buzdolabında tutulup kullanılması da rahatlatıcı özelliği arttırabilir. Bununla birlikte bebeğinize aşırı soğuk, derin dondurucuda bırakılmış dişeti kaşıyıcısı kesinlikle vermeyin. Aşırı soğuk dişetlerine yarar sağlamaktan ziyade zarar verebilir. Eğer bebeğiniz katı beslenmeye geçmişse elma püresi veya yoğurt gibi soğuk yiyecekler verebilirsiniz.
• Salya, diş sürmesi esnasında oldukça artar. Derinin tahriş olmasını engellemek için yumuşak bir bezle bebeğinizin çenesini sık sık kurulayın. Uyurken çarşafının ıslanmaması için bebeğinizin başının altına temiz bir örtü serin.
• Eğer bebeğiniz uyumada zorluk çekiyorsa, uykudan uyanıp ağlıyorsa ve bir başka sağlık problemi yoksa doktorunuza danışarak parasetamol (Calpol) verebilirsiniz. Bebek aspirinini ise kesinlikle kullanmayın. Diş sürme jelleri bebeklerde kalp atım ritmini değiştirdiği ve fazla kullanıldığı takdirde bebeğin boğazını uyuşturarak normal öğürme refleksine engel olabildiği için kullanılması önerilmez
Bebeğinizin ateşi varsa, huzursuzluk ve rahatsızlığı çok artmışsa ve başka hastalık belirtileri varsa çocuk doktorunuzu aramalısınız. Diş sürmesinin ateş, soğuk algınlığı ve ishale neden olmadığı bilinmelidir.
|
|
|
|