:: Duygusuz.com - Dostluk ve Arkadaşlık Sitesi
Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adınız:
  

Şifreniz:
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler: 16,694
» Son Üye: ymptk22
» Toplam Konular: 98,587
» Toplam Yorumlar: 1,065,566

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Toplam: 274 kullanıcı aktif
» 0 Kayıtlı
» 269 Ziyaretçi
Applebot, Baidu, Bing, GoogleBot, Yandex

Son Aktiviteler
Kur’an’da Allah Zekâtı, M...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
28 dakika önce
» Yorumlar: 0
» Okunma: 1
İslam’ı Yaşarken İzlediği...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-30-2026, Saat: 01:06 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 21
Allah’ın Bizlere Güvendiğ...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-25-2026, Saat: 11:04 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 50
Allah’ın Dini İslam’ı Yaş...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-24-2026, Saat: 12:01 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 46
Saff Suresi 6. Ayet Üzeri...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-18-2026, Saat: 12:14 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 47
Namaz Dinin Direği Midir?
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-13-2026, Saat: 10:12 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 67
Atatürk'ün Çocukluk Anıla...
Forum: Hayatı ve Anıları
Son Yorum: Serdar102
03-28-2026, Saat: 09:08 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 107
Mavi'ye..
Forum: Aşk Hikayeleri
Son Yorum: SunSet
03-11-2026, Saat: 08:23 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 190
Keloğlan Çataltepe Tekfur...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:45 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 359
Kısa Keloğlan Masalları -...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:26 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 236

 
  Duygusuz Bebekleri (:
Yazar: MeLeksi - 03-02-2011, Saat: 11:57 PM - Forum: Diğer (Genel) - Yorumlar (17)

Sıla & Leader
kinderen102kb5mc3.gif



Katre


1katbath3pqbl0.gif
Yeşaren

baby330hcpv7.gif


MaSaL & Canat
animazione89xfpo5.gif

history

12325318pd6.gif

Hasretiim

60651981hm6.gif


Qetesh

15831185la0.gif





Amy

anigif22crxp4.gif

acemhe & Classiic
12bu4.gif


MeLeksi & DummeN


animazione51rpgc4.gif



EğLenCe AmaçLıdır..

Bu konuyu yazdır

  Erkekler, biz kadınları gereksiz işleri seven, alışveriş tutkunu, dedikodu bilirler.
Yazar: MaSaL - 03-02-2011, Saat: 06:52 PM - Forum: Kadın Özel - Yorum Yok

1- Tembeliz
Gün içinde hiç bitmeyen stres ve yaşadığımız gerginlikler… Bunlar bir zaman sonra bizim sürekli her şeyden şikayet etmemize neden oluyor. Gün içinde sürekli oradan oraya koşturan bedenimiz, akşam olduğunda da aynı tempoda devam edemiyor. Bir yerden sonra iflas ediyor. Hangimiz çok yoğun tempolu bir iş gününden sonra akşam 1 saat egzersiz yapıyoruz mesela? Akşamımızı faydalı uğraşlarla geçirmek yerine ne yapıyoruz? Televizyon kumandasını elimize alıp saatlerce o dizi senin, bu film benim tembel tembel oturup akşamımızı öldürüyoruz.
Nasıl üstesinden gelirsiniz?
Kendi işlerinizi başkalarına yaptırmayın. Çok yorgun olabilirsiniz. Canınız ütü yapmak istemeyebilir. Ancak annenize “pantolonumu ütüler misin” demeyin. Kendi işlerinizi kendiniz yapın ki sevmediğiniz işleri başkalarına yaptırma alışkanlığınız olmasın. Unutmayın, annenizin de veya işi yüklediğiniz kişinin de bir sabrı var. Bir gün o da “yeter artık” diyebilir. Yapmanız gereken işleri hiçbir zaman ertelemeyin. Erteledikçe o işi yapma şevkiniz daha çok kırılacaktır.
2- Meraklıyız
Sevgilimize, arkadaşımıza sorduğumuz soruların hiçbir zaman ardı arkası kesilmez. Her zaman onlarla ilgili daha çok şey öğrenmek ve bizimle ilgili ne düşündüklerini bilmek isteriz. Hangimiz en yakın arkadaşımızın veya sevgilimizin günlüğünü karıştırmadık ki? Veya onun e-posta kutusuna girip maillerini okumadık ki? Eğer bunları yapmasaydık bize hazırlanan sürpriz doğum günü partilerini veya arkadaşlarımızın bizim hakkımızdaki gerçek düşüncelerini nasıl bilebilirdik ki zaten?
Nasıl üstesinden gelirsiniz?
Onunla konuşurken ona merakınızı hissettirmeyin. Doğal ve kurnaz davranın. Arkadaşınızın ya da sevgilinizin size daha çok bilgi vereceği şekilde cesaretlendirici ve şaşırmış sorular sorun. Merakınızı gizlemeyi öğrendiğinizde karşınızdaki size zaten öğrenmek istediklerinizi kendiliğinden söyleyecek. Yeter ki siz onun anlattıklarını ilgiyle dinleyin. Ona önem verdiğinizi hissettirin.
3- Açgözlüyüz
Her zaman daha çok ve daha leziz yemekler isteriz. Söz konusu olan eğer tatlıysa asla hayır diyemeyiz. Bir dilim çikolatalı pasta tüm cazibesiyle karşımızda dururken ve bize “beni yersen daha enerji dolu ve çekici olacaksın” diye haykırırken bizim onu reddetmemiz mümkün mü? İstediğimiz kadar tok olalım; Virgina Woolfun ne dediğini hatırlayalım: İnsan yemek yememişse, iyi de düşünemez, sevişemez, uyuyamaz
Nasıl üstesinden gelirsiniz?
Gecenin yarısında yediğiniz bir parça çikolatanın sizi tombiş birine dönüştüreceğini düşünerek canınızı sıkmayın. Size kilo aldırdığını düşündüğünüz yiyecekleri, tatlıları kendinize ödül olarak koyun. Mesela “kitabımı okumayı bitirdiğimde veya projeyi teslim ettiğimde kendimi ödüllendireceğim. Bir dilim frambuazlı pasta yiyeceğim” deyin. Hem kendinize motivasyon faktörü yaratmış olursunuz. Hem de frambuazlı pastayı yerken pişman olmazsınız. Çünkü onu hak ettiniz!
4- Aşırı gururluyuz

Tabii ki hepimiz değerliyiz. Dolayısıyla da gururluyuz! Bir parça gurur egomuzu tatmin etmek için de her zaman ideal, aşırıya kaçmamak kaydıyla tabii ki! Unutmayın, kendinizi ne kadar çok severseniz, dış dünyaya da aynı ölçüde kendinizi sunarsınız. Başkalarını sevmeden önce kendinizi sevmelisiniz.
Nasıl üstesinden gelirsiniz?
Bir parça gurur herkes için ideal. Ancak gururu böbürlenmeye dönüştürdüğünüz anda sıkıntılar baş göstermeye başlıyor. Etrafınızdakileri kaçıracak veya sizden soğumalarına neden olacak şekilde abartılı davranışlardan kaçının. Kendinizi dünyanın merkezi sanmayın. Kendi kendinize durduk yere çiçek gönderirken başkasından gelmiş gibi bunun nedenini kendinize sorun mesela. Kendi gururunuzu okşayacak saçma davranışlarda bulunmak yerine arkadaşlarınızın gururunu okşayın. Mesela arkadaşınıza yeni elbisesi içinde ne kadar hoş göründüğünü söyleyin. Bir dahaki sefere arkadaşınız sizin gururunuzu okşayacaktır.
5- Dedikoducuyuz
Dedikodu yapmak kendimizi çok iyi hissetmemize neden olur. Her zaman konuşacak bir şeyler bulmamızı sağlar. Başkalarını çekiştirmek bizi mutlu eder. “Ben dedikodu yapmayı sevmem” diyen insanların bile aslında dedikodu yaptığını ve büyük bir haz aldığını da görürüz.
Dedikodu yaparken neye dikkat etmeliyiz?
Dedikoduyu kiminle yaptığınıza dikkat etmelisiniz. Unutmayın yerin kulağı var! Size tavsiyemiz asla samimi olan iki kişiden biriyle diğerini çekiştirmemeniz. Bir gün sonra her ikisi de size düşman olabilir.
6- Alışveriş manyağıyız
Canınız çok sıkıldığında, keyfiniz kaçtığında ne yaparsınız? Genellikle alışveriş değil mi? 1 alana 1 bedava ayakkabı kampanyalarından hangimiz hiç giymeyeceğimiz bir ayakkabıyı almadık ki? Veya yüzde 50 indirim kampanyalarına kanarak yüzde 50 tasarruf ettiğimizi düşünerek neler neler almadık ki! Yeni kıyafet satın almanın bizi daha mutlu yaptığı tartışmasız bir gerçek! Hatta terapiye gitmenize bile gerek yok. Dertlerinizden kurtulmanız için alışverişe çıkmanız yeterli!
Nasıl üstesinden gelirsiniz?
Alışverişe çıktığınızda sadece indirimde diye ürünler almayın. İşinize yarar mı yaramaz mı diye düşünün. Sonra kararınızı verin! Yüzde 50 indirimde diye normalde hiç giymeyeceğiniz bir gömleği almaya gerek var mı? Bizce yok!
7- Kıskancız
Kıskançlık her insanın doğasında var. Az veya çok; Mesela sevgiliniz hem yakışıklı, hem seksi, hem de eğlenceliyse onu kıskanmamamız mümkün olur mu? Tabii ki hayır! Onu boğmayacak şekilde hafif kıskançlığa evet. Ancak onun sizden nefret etmesine neden olacak davranışlara da hayır!
Nasıl üstesinden gelirsiniz?
Öncelikle kıskanç olduğunuzu kabul edin. O duygularla yaşarken, kıskançlığınızı reddetmeniz size hiçbir şey katmayacaktır. Sevgilinize şöyle bir cümle kurabilirsiniz mesela. “Sevgilim benim kıskanç olduğumu sen de biliyorsun. Şule in senin çevrende dolaşarak sana kur yapmasından rahatsız oluyorum.” Tüm geceyi mide ağrılarıyla geçirmektense sevgilinizle açık açık konuşmanın faydalı olacağını düşünüyoruz.

Bu konuyu yazdır

  Kadınlar neden yalan söyler?
Yazar: MaSaL - 03-02-2011, Saat: 06:50 PM - Forum: Kadın Özel - Yorum Yok

Erkekler gibi kadınlarında kendilerine özgü ve her zaman kullandıkları bazı yalanlar vardır. Peki kadınları yalan söylemeye iten şey nedir? İşte uzmanların araştırmaları…

Kadınlar neden yalan söyler?
Kadınlar sürekli olarak kendilerini diğer kadınlar ile kıyaslayıp, yeterli hissetmediklerinde de cezalandırıyorlar. Eğitim durumu ve ekonomik refah gibi kadın olarak hepimiz son birkaç on yılda kazandıklarımıza bakmaksızın çoğumuz kimliğimiz ile kavgalı ve bu yüzden de yalan söylemeye meyilliyiz.
Kadınlar hayal ettikleri yaşamı yaratmak ve süregelen hayatları hakkında daha iyi hissetmek için yalan söylüyor. Kendilerini başarılı, zayıf ya da ilişkilerinde yeterince mutlu hissetmiyorlar ve olmasını istedikleri gibi yansıtarak, öyleymiş gibi hissetmeye çalışıyorlar.
Ağırlık konusuKadınlar pek çok şey hakkında yalan söylese de favori başlığın kiloları olması şaşırtıcı değil. Kiloları ehliyet belgeleri için sorulduğunda kadınların %68′i yalan söylüyor. Yasal dokümanlarda bile yalan oranının bu kadar yüksek olması korkutucu gelmiyor mu?
Kadınların gerçekleri saptırdıklarını itiraf ettikleri diğer alanlar ise; fikirleri, ilişkileri, becerileri ve gelirleri… Genellikle yabancılara yalan söylemeye meyilli olan kadınların yalan söyledikleri listesini iş arkadaşları ve işverenleri izliyor. Ancak yine kadınların %70′i kendileri için önemli olan insanlara yalan söylemenin kabule dilemez olduğunu belirtiyor.
Neden yalan?

Kadınların %38′i bir insan ya da durumun gelişmesine faydalı olacak durumlarda, %36′sı başka bir insanın duygularını incitememek için yalan söylemenin yerinde olduğunu düşünüyor. %13′ü ise kendilerini beladan uzak tuttuğu sürece yalan söylemenin geçerli olduğunu düşünüyor. Yarısından fazlası(%55) kısıtlanmış bilginin yalan sayılmayacağına inanıyor.
Neden daha sık yalan söylemedikleri sorulduğunda, %71′i “yanlış bir şey olduğu için” diye cevapladı, %33′ü çünkü bu konuda çok kötü olduklarını ve yüzde 10′u kötü bir insan olarak algılanmaktan korktukları için yalanlarını sınırladıklarını söylediler. Büyük bir oran olan %91′i ise yaşlandıkça kendileriyle daha barışık ve rahat olduklarına ve bu yüzden daha az yalan söylediklerini itiraf etti.
Peki ya erkekler?
Kadınlar erkeklerin yalan söylemesinin geçerli olduğu konuları da belirttiler. Mesela, %61′e göre, erkeklerin nasıl göründüğü hakkında yalan söylemesi kabul edilebilir. %48′ine göre başkalarını ne kadar çekici bulduğu hakkında ve %39′u yataktaki performansı hakkında yalan söylemelerini kabul edilebilir buluyor.
%91′i erkeklerin hissettikleri hakkında yalan söylemesini doğru bulmuyor. Özellikle de onları sevip sevmediği konusunda!

Bu konuyu yazdır

  Erkekler bu pembe yalanlara bayılıyor!
Yazar: MaSaL - 03-02-2011, Saat: 06:02 PM - Forum: Erkek Özel Diğer - Yorumlar (4)

Erkekler sevgililerinin bitmek tükenmeyen sorularına maruz kalmamak için pembe yalanlara başvurur.


Peki nedir bu yalanlar?..

1- Sürekli görüştüğünüz birşeyler paylaştığınız arkadaşınız sevgilinizle yaptığınız konuşmaların çoğuna ortak olur onun bilmediği tüm ayrıntıları bilir. Bu erkekler için sinir bir durum olsa da ".. çok seviyorum ne iyi biri değil mi?" sorusuyla zaman zaman karşılaşabilirsiniz.
2- "Üzgünüm" diyen bir erkek pişmandır. Ne için diye sorduğunuzda beklediğiniz cevaı almadıysanız neden üzgün olması gerektiğini bilmiyor sadece bu kötü anı kurtarmaya çalışıyor demektir.
3- "..görüşmem lazım".. Erkek arkadaşınız çok yakın arkadaşını teselli etmek için görüşmesi gerektiğini söylüyorsa bu beraber 'bir süre konuşup oyun oynar bilgisayara takılırız' anlamındadır. Çünkü erkekler çok konuşmayı sevmez.
4- "Telefonum her an kapanabilir".. Gerçekten şarjı bitmediyse konuşmayı dozunda bitirmek istediğindendir.
5- "Sadece şaka yapıyordum".. Erkekler ortalığı karıştıracak yanlış birşey söylediklerinde bu yalana başvururlar.

Bu konuyu yazdır

  Erkekler böyle kadınlara katlanamıyor!
Yazar: MaSaL - 03-02-2011, Saat: 06:01 PM - Forum: Erkek Özel Diğer - Yorumlar (1)

Erkekler böyle kadınlara katlanamıyor!


Makyaj yapansmiliv.gif otoritersmiliv.gif ağlayan kadınlar erkeklerin ilgisini çekiyor mu?


- Aşırı makyaj yapansmiliv.gif aşırı takı kullanan kadınları sevmiyorlar.
- Otoriter kadınlar erkeklerin daha çok ilgisini çekiyor.
- Moda diyerek giyinen kadınlara şans vermiyorlar. Onlar için önemli olan üzerine yakışması.
- Yarısı çıkmış ojelerle gezinen ve bakımsız kadınlara tahammül edemiyorlar.
- Erkeklerin hatalarını sürekli gündeme getiren kadınlar baş ağrısı yapıyor.
- Özellikle dedektif gibi peşlerinde olansmiliv.gif sürekli takip eden kadınlara dayanamıyorlar.
- Küçük şeyler dağ gibi yapıp abartan ve paralarının hesabını soran kadınlara sinir oluyorlar.
- En ufak şeyde bile ağlayan kadınların tehlikeli olduklarını düşünüyorlar.
- Çapkınlık erkeklerin tekelinde kalması gereken bir özellik olarak algılanırkensmiliv.gif çapkın kadınlardan erkekler korkuyorlar.
- Tırnaklarını yiyen ve çok uzatan kadınlardan tiksiniyorlar.

Bu konuyu yazdır

  Gerektiğinde Erkekler de Bulaşık Yıkamalı ( mı? )
Yazar: MaSaL - 03-02-2011, Saat: 05:59 PM - Forum: Erkek Özel Diğer - Yorum Yok

racegloves.jpg


Erkek işten gelince televizyonun karşısına geçersmiliv.gif kadın gündüz işyerinde çalıştığı gibi eve gelince de bir sürü işi tek başına yapmak zorunda kalırsasmiliv.gif kısa sürede yıpranır. Eğer bir erkeksmiliv.gif karısı da çalışıyorsasmiliv.gif gerektiğinde bulaşık yıkamalıdır.

Evlilikte itaat mi önemli özgürlük mü?

Bir taraftan bağımlılık eğitimi verip itaati yüceltirken diğer yandan da bağımsızlığı öğreterek özgüveni üstün tutmaya çalışan kültürler vardır. Birincisindesmiliv.gif aradaki sadakat ve itaat vurgulanır; o güçlendirilirken özgüven zayıflar. Özgüven zayıfladığı için de girişimcilik olmaz ve yeni şeyler ortaya çıkmaz. İnsanlar hep standart ve klasik tipte kalırlar. Diğerinde isesmiliv.gif özgüven ve girişimcilik üzerinde durulur; özgüven güçlendirilirkensmiliv.gif bu defa da ilişki bağları zayıflar.

İtaat iki taraf için de geçerlidir...

Burada yapılacak olan şeysmiliv.gif hem itaat ve sadakatismiliv.gif hem de özgüven ve girişimi güçlü tutmaktır. Bağlılık özgüven kaybettirmeyensmiliv.gif karşı tarafın kendini kişiliksiz hissetmeksizin duyduğu bir itaat olursa idealdir. Kişi karşıdakine kendisini yetersiz ve değersiz hissettiriyorsasmiliv.gif o itaat mahzurludur ve adı katlanmaktır. Bu bağlılıksmiliv.gif kişiyi mutlu etmeyen bir bağlılık olduğundansmiliv.gif böyle ortamlarda yetişen çocuklar mutsuz olurlar. Kısaca itaatsmiliv.gif iki taraf için de geçerlidir.

Evlilikte sorumluluk alanları nasıl olmalıdır?

Evliliktesmiliv.gif erkeğin sorumlu olduğu konularla kadınınkiler birbirinden farklıdır. Eğer kadın çalışıyorsa evdeki işler paylaşılmalısmiliv.gif bu işlere erkek de yardım etmelidir. Bu durumda kadın da eve para desteğinde bulunacaktır. Fakat erkek işten gelince televizyonun karşısına geçersmiliv.gif kadın gündüz işyerinde çalıştığı gibi eve gelince de bir sürü işi tek başına yapmak zorunda kalırsasmiliv.gif kısa sürede yıpranır. Eğer bir erkeksmiliv.gif karısı da çalışıyorsasmiliv.gif gerektiğinde bulaşık yıkamaktan kaçınmamalıdır. Diğer türlüsü bencilliktir. Kadın çalışıyorsa çiftler hayatı paylaşmalıdır.

Eşlerde ruh ve kişilik uyumu nasıl olmalı?

Hayat bir alışveriştir ve hiçbir şey dört dörtlük değildir. Evlenecek insanların birbirlerine yüzde yüz uymalarını beklemek yanlıştır. Tarafların özellikleri yüzde seksen uyuşuyorsasmiliv.gif o evliliğe engel olmak doğru değildir. Evlilikten iyi sonuç alınabilmesi için; sevginin karşılıklısmiliv.gif hayata bakış açısının ortak olmasısmiliv.gif ruh ve kişiliklerin uyuşması lâzımdır. Evlilikte en büyük engelsmiliv.gif insanın değişime kapalı olmasıdır. İnsan değişime açıksasmiliv.gif herkesle evlenebilirsmiliv.gif bunun hiçbir sınırlaması yoktur.

Bu konuyu yazdır

  Çocuğunuzun Diş Gelişimi ve Bakımı
Yazar: MaSaL - 03-02-2011, Saat: 05:55 PM - Forum: Anne ve Bebek - Yorum Yok



[INDENT]
Çocuğunuzun Diş Gelişimi ve Bakımı

Çocuğunuz diş çıkarırken birçok rahatsızlık yaşayabilir. Onu bu rahatsızlıklardan kurtarmak ve çocukların diş bakımı konusunda bilgi sahibi olmanız için bir rehber hazırladık.


Bebeğinizsmiliv.gif çıkmaya hazır olan dişleriyle dünyaya gelir. Bu dişlersmiliv.gif bebeğiniz yaklaşık 5-7 aylık olduktan sonra diş etlerini yararak ortaya çıkarlar. Tabii ilk dişin ne zaman çıkacağı bebekten bebeğe büyük farklılıklar gösterebilir. Kimi bebekler dişlerismiliv.gif diş etlerinden belirecek kadar ortaya çıkmışken dünyaya gelebilirler. Ancak bu dişli doğumlara her 2 bin bebekten birinde rastlanır. Bebeklerin dişli doğmasının hiçbir sakıncası olmadığındansmiliv.gif diş doktorları bu dişlere müdahale etmezler. Yalnız bu dişler çok sağlam olmadığı için emme sırasında deforme olup geriye doğru yatabilirler. Bebeklersmiliv.gif genellikle 5-7 aylıkken ilk dişlerini çıkarırlar. Bu dişlere "süt dişleri" ya da "bebek dişleri" denir. Pek çok çocuğun süt dişlerinin çıkması 2.5-3 yaşına geldiğinde tamamlanır. Erken ya da geç diş çıkarmak genetik özelliğe bağlıdır. Çok az sayıda bebeğin ilk dişleri ise ilk doğumgününden bile sonra çıkabilir. Bazı durumlarda çok geç diş çıkaran bebeklerde kemik erimesi gibi ciddi hastalıkların varlığından söz edilebilir. Ancak bu rahatsızlıkların geç diş çıkarmaktan çok daha belirgin bazı belirtileri vardır. Doktorunuz kuşkusuz bu belirtilerin farkına varır. Bebekler her dişlerinin çıkışından önce bazı rahatsızlıklar hissedebilirler. Ancak bebeğiniz büyüdükçe bu rahatsızlıkların ve mızmızlanmaların miktarı da artabilir. Bebeğinizin bu tür rahatsızlıkları birkaç basit tıbbi müdahale ve bol bol ilgi ve şefkatle ortadan kalkar. Ancak bebeğiniz bir türlü sakinleşmiyor ve değişik hastalık belirtileri yaşıyorsasmiliv.gif durumu diş çıkarmaya bağlamayın ve mutlaka doktorunuza başvurun.

Diş çıkardığını nereden anlarım?

Bazı bebekler hiç sorun yaşamadan diş çıkarırkensmiliv.gif bazıları bu dönemi çok zorlu geçirebilirler. Ancak diş çıkarmanın genel belirtileri kızaran diş etlerismiliv.gif diş etinin altında ele gelen kabarıklıksmiliv.gif salyasmiliv.gif sürekli parmakla diş kaşımasmiliv.gif şişen yanaklarsmiliv.gif iştahsızlık ya da mızmızlanma olarak sayılabilir.
Dişlerini fırçalamaya ne zaman başlamalıyım?

Aslında ideal olan bebeğin ilk dişi çıkar çıkmaz günde iki kere ve çok yumuşak bir bebek fırçası ile dişlerini fırçalamaya başlamaktır. Gece son olarak kamını doyurduktan sonra diş fırçalamak en uygunudur. Bebeğiniz diş fırçasını görünce ağzını kapatıyorsa ilk başlarda fırçalama işlemini parmağınızla yapabilirsiniz. Çocuğunuz büyüdükten sonra dişlerini kendi başına fırçalamasına izin verin. Ancak fazla diş macunu kullanmasını engelleyin. Çünkü diş macununda bulunan floridin fazlası dişlere zarar verebilir. Dişlerini fırçaladıktan sonra ağzını suyla çalkalaması gerektiğini de öğretmeniz yerinde olur. Ancak çocuk yaklaşık 7 yaşına gelene kadar dişlerini fırçalamasına yardım etmeniz gerekebilir.



Erken yaşta diş bakımının önemi nedir?

Diş fırçalamanın en önemli sebebi diş plağı ve çürük oluşumunu engellemektir. Bebekler genelde tatlı gıdalarla beslendiklerinden ve şekersmiliv.gif çürükleri artırdığından dişlerin erken yaşlardan itibaren fırçalanmaya başlanması gerekir. Bebeğinizin ilk dişlerine iyi bakmanız onun ikinci ve kalıcı dişlerinin de sağlıklı çıkmasını sağlar. Bir de süt dişlerinde oluşan çürükler çok ağrı yapabilir.
Diş çıkarırken yardımcı olacak ipuçları

Diş çıkarmanın bazı ufak tefek hastalıklara yol açabileceği düşünülüyor. Ancak bu dönemde bebeğinizin hayatını kolaylaştırabilirsiniz. Eğer bebeğiniz her zamankine göre daha hırçın ve mızmızsa ağzının içini kontrol etmenizi tavsiye ederiz. Çünkü bir anda huyu değişen bebeğiniz diş çıkarıyor olabilir. Diş çıkaran bebeklerin anneleri bebeklerinin bu dönemde çok huzursuz ve aksi olduklarından yakınırlar. Gerçekten de diş çıkarma döneminde dişetleri sızladığı ve gerildigi için bebekler büyük bir rahatsızlık yaşarlar. Bu dönemde hafif bir ateşsmiliv.gif pişik ve yanaklarda kızarıklık göze çarpabilir. Ayrıca bağışıklık sistemi zayıfladığı için bu dönem sırasında bebeklerin başka hastalıklara yakalanmaları da olasıdır. Salgılanan aşırı salyanın tutulması idrarda değişikliğe ve belki de bu nedenle pişiğe neden olabilir. Yine salya yüzünden çok sıvı kaybeden bebeğin cildi ku-ruyabilir ve çatlayabilir. Ancak bütün bu belirtilerin diş çıkarma ile ne gibi ilişkileri olduğunun kesin sebepleri henüz bilinemiyor.
Bebeğinizi rahatlatmanız için öneriler

Dişleri çıkmaya başlayan bebeği rahatlatmanın pek çok yolu vardır. Ancak çoğu zaman olduğu gibi diş çıkarırken de bebeğinizi kucağınıza alıp ona ilgi göstererek rahatlamasını sağlayabilirsiniz. İşte bebeğinizi rahatlatabileceğiniz diğer yöntemler:
* Parmağınıza temiz bir tülbent sarın ve bununla bebeğinizin diş etlerine masaj yapın. Böylece bebeğinizin diş etleri hem rahatlar hem de temizlenir. Bu durumsmiliv.gif çıkacak dişlerinsmiliv.gif eti daha kolay yarmasını sağlar.
* Bir diş kaşıma oyuncağını buzdolabında soğutun. Ancak asla dondurmayın. Bazı diş kaşıma oyuncaklarının içi jölemsi bir sıvıyla doludur ve bu oyuncaklar bebeklerin çok hoşuna gider. En az 2 adet diş kaşıyıcısı bulundurunsmiliv.gif böylece siz birini temizlerken bebeğiniz diğerini kullanabilir.
* Çok sıkıntıdaysa ona parasetamol içeren şuruplardan uygun dozda verebilirsiniz. Bu ilaçları asla 3 aylıktan küçük bebeklere vermemelisiniz.
* Eğer bebeğiniz izin verirse ellerinizi iyice yıkadıktan sonra diş etlerine masaj yapabilirsiniz.
* Onu hiç yalnız bırakmamak kaydıyla eline buzdolabından çıkmış havuç ya da salatalık verebilirsiniz.
* Bol bol sıvı içmesini sağlayın. Bu dönemde çok salyası akan bebeğin sıvı ihtiyacı artar.
* Diş çıkaran bebekleri rahatlatmak amacıyla üretilen diş eti jellerini de doktorunuza danışarak kullanabilirsiniz.
* Bebeğinizin diş çıkarırken yaşadığı yan etkileri de başlı başına birer hastalık olarak kabul edin ve tedavisi için harekete geçin.
Ateşlenen bebeğinize mutlaka ateş düşürücü şuruplar verin. Pişikleri kremlerle tedavi edin. Yan etkiler beklenenden uzun sürerse mutlaka doktorunuza başvurun.

Sağlıklı dişler için 4 aşamalı plan

Bebeğinizin dişleri çıkmaya başlar başlamaz onlara iyi bakmanız hayati önem taşır. İlk başlarda bebeklerin dişlerinin pamuklu çubuk yardımıyla temizlenebileceğini söyleyen uzmanlarsmiliv.gif belli bir süre sonra diş fırçası kullanmaya başlayabileceğinizi belirtiyorlar. Bu konuda dikkat etmeniz gereken bazı noktalar şunlardır:
1- Diş macununun bebeğinizin yaşına uygun olmasına dikkat edin. Az miktarda florid bulunduran macunları tercih etmelisiniz. Fazla miktarda florid dişlerin renginin koyulaşmasına neden olabilir.
2- Bebeğinize ilk doğduğu andan itibaren ortodontik emzikler verin. Böylece damak yapısı bozulmadan emzik emebilir. Ayrıca emziği mümkün olduğunca erken bırakmasına yardımcı olun. örneğinsmiliv.gif 1 yaşındayken onu yavaş yavaş emzikten uzaklaştırın.
3- Emziğini asla tatlı bir şeylere batırıp vermeyin.
4- Şeker içeren içecekleri sadece yemekle içirin ve arkasından hemen dişlerini fırçalayın.
Bebeğinizin biberonuna sadece su veya süt koyun ve bunlara asla şeker eklemeyin. Ayrıca mümkün olduğunca erken bir dönemde örneğinsmiliv.gif 1 yaşındayken bebeğinizi biberondan uzaklaştırarak ağızlıklı bardaklara alıştırın. Süt dişleri kırılabilir ya da renkleri değişebilir. Ancak bu durum ikinci ve kalıcı dişlerin sağlığını etkilemez. Önemli olan ilk dişlere ve diş etlerine mümkün olduğunca titizlikle bakmaktır.[/INDENT]

Bu konuyu yazdır

  Bebeğinizi kitap kurdu haline getirecek 8 yöntem
Yazar: MaSaL - 03-02-2011, Saat: 05:54 PM - Forum: Anne ve Bebek - Yorum Yok

Bebeğinizi kitap kurdu haline getirecek 8 yöntem

Ülkemizde kitap okuma oranının düşük olduğunu hepimiz biliyoruz. Ancaksmiliv.gif bilinçli anne ve babalar gelecek nesillerin kitap okumasını istiyorsasmiliv.gif onlara pahalı hediyeler almak yerine kitap okumayı sevdirmelisiniz.

Reader's Digest dergisinde yer alan habere göresmiliv.gif işte daha bebeklik döneminde çocuğunuza kitap okumayı sevdirmenin yolları:
1. Doğduğu andan itibaren bebeğinizle konuşun ve ona kitap okuyun: Çocuğunuza kitap okumak için asla erken değildir. Çocuğunuzun gelecekteki okuma yeteneğini etkileyen iki faktör şudur: Çocuğunuzla ne kadar konuştuğunuz ve ona ne kadar kitap okuduğunuzdur. Çocuklar dillerini sık sık duyduklarındasmiliv.gif sesleresmiliv.gif kelimelere daha aşina olurlar ve okuma için daha hazırlıklı olurlar.
2. Kitap okurkensmiliv.gif bebeğinizi kucağınıza oturtun: Bebeğiniz siz kitap okurken kendini mutlu hissediyorsasmiliv.gif ileride de kitap okurken iyi duygular hissedecektir.
3. Bebeğinizin kitabı tutmasına izin verin: Bebeklersmiliv.gif kitapları kendi elleriyle ve ağızlarıyla keşfetmek ister. Bebeğinizin kitapları nasıl inceleyeceğini öğrenmesine yardım edin. Açınca içinden hareketli parçalar çıkan ya da dokusunu hissedebilecekleri kitapların yanındasmiliv.gif dayanıklı kitaplar seçin.
4. Kafiyeli kitaplar seçin: Kafiyeler dil ahenginin ve yapısının pekiştirilmesine yardım eder. Ayrıcasmiliv.gif kelime hazinesinin gelişmesi için önemlidir. Bu kelimeler küçük çocukların kulaklarına hitap eder. Araştırmalarsmiliv.gif kafiyelerin ve ahengin çocukların kelimeleri hatırlamalarını kolaylaştırdığını gösteriyor.
5. Pekiştirin ve geliştirin: Bebeğiniz konuşmaya başladığındasmiliv.gif kelimelerini geliştirin. Bebeğiniz kediyi işaret ederek "tedi" dediğindesmiliv.gif "Evetsmiliv.gif bu kedi" şeklinde ya da kalemi gösterip "dalem" dediğinde ise "Evetsmiliv.gif bu mavi kalem" şeklinde çocuğunuzun kelime hazinesini geliştirin.
6. Rol model olun: İyi bir kitabın hazzı çabuk yayılırsmiliv.gif bulaşıcıdır. Bebeklersmiliv.gif ailelerini kitap okurken gördüklerinde kendileri de kitap okumaya heveslenir.
7. Kitapların çocukların ulaşabileceği yerlerde bulundurun: Çocuğunuzun kendi odasındaki kitaplığında bulunan kitaplara rahatça ulaşabilmesini sağlayın. Kendi kitaplarıyla oynamasına ve okumak için kendi istediğini seçmesine izin verin. Aynı kitabı defalarca okumak sizi çıldırtabilirsmiliv.gif ancak tekrarlar bebeğinizin öğrenmesine yardım eder.
8. Kitap okumayı [b]eğlenceli hale getirin:[/b] Bebeğiniz kitap okumayı zevksiz bir şey olarak düşünmemeli. Bu nedenle çocuğunuzla komik şarkılar söyleyip ya da kelime oyunları oynayıp kitap okumayı eğlenceli hale getirin.

Bu konuyu yazdır

  Bebeği Bezden Kurtarmanın Basit Yolları Nelerdir
Yazar: MaSaL - 03-02-2011, Saat: 05:53 PM - Forum: Anne ve Bebek - Yorum Yok

Bebeği Bezden Kurtarmanın 8 Yolu



e8d4dd105171e8deca475ab9ed763556.jpg



Her çocuğun kendine ait bir gelişim çizgisi var. Bebeğin bezden kurtulması da çocuğun gelişim sürecine bağlı olarak değişiyor.




Her çocuğun kendine ait bir gelişim çizgisi var. Bebeğin bezden kurtulması da çocuğun gelişim sürecine bağlı olarak değişiyor. Anne ve baba olarak size düşen en büyük görev ise; bu dönemde ona karşı anlayışlı ve sabırlı davranmak. Acele davranmadığınız takdirde onu bezden kurtarmanız zor değil. İşte size bebeğinizin bezden kurtulması için 8 altın anahtar...



1 Baskıdan etkilenmeyin!



Anne babasmiliv.gif şu soruyla sık olarak karşılaşıyor: "Çocuğunuzun altını hala bağlıyor musunuz?". Çoğu zaman babaannelersmiliv.gif teyzeler ya da arkadaşlarsmiliv.gif "Benim çocuğum daha 1 yaşındayken tuvaletini tek başına yapabiliyordu"smiliv.gif diyerek genç annelere fark etmeden baskı yapar. Oysa ki bu baskılardan etkilenen anneninsmiliv.gif çocuğa yapacağı zorlamalar olumsuz sonuçlar doğuruyor. Zamanından önce tuvalet eğitimine başlayan çocuk bu alışkanlığı daha zor kazanıyor.



2 Doğru zamanı bekleyin



Tuvalet eğitiminin ne zaman başlanacağına dair bir kural yok. Doğru zamanlamasmiliv.gif çocuğun hem fizikselsmiliv.gif hem de psikolojik olarak hazır olmasına bağlı. 12. aya kadar hiçbir çocuk mesane ve bağırsaklarını istemli olarak kontrol edemez. 12. - 18. aylarda ise çok azı kontrol edebilir. Birçok çocuk 18. - 24. aylarda tuvalet eğitimi için hazır olabilir. Bazı çocuklar ise 30. aya kadar eğitilemez. Araştırmalarsmiliv.gif annesi tarafından sıklıkla ve zorla oturağa oturtulansmiliv.gif gece tuvaletini yapması için uyandırılan çocukların ortalama 28 aylıkken bezi bıraktıklarını gösteriyor.



3 Çocuğunuzu gözlemleyin



Çocuğunuzun tuvalet eğitimi için hazır olup olmadığını anlamanız mümkün. İşte bazı kriterler:



• Altı gündüzleri 2 saatten daha uzun süre ve uyandığında kuru kalıyorsa.



• Bağırsak hareketleri düzenli ve günün belirli saatlerinde gerçekleşiyorsa.



• Yüz ifadesismiliv.gif hareketleri ya da konuşmasıylasmiliv.gif tuvaletinin geldiğini hemen belli ediyorsa.



• Basit emirleri yerine getirebiliyorsa.



• Kirli bezden rahatsız olupsmiliv.gif altının değiştirilmesini istiyorsa.



• Oturak ya da tuvaleti kullanma isteği içindeyse.



• Külot giymeyi istiyorsa.



• Sizin ya da eşinizin ve büyük kardeşlerinin peşi sıra tuvalete gidereksmiliv.gif orada ne yaptığınızla ilgileniyorsa tuvalet eğitimine hazır demektir.



4 Sabırlı olun



Çocuğun oturağı kullanabilmesismiliv.gif bağırsaklarını istemli kullandığı anlamına gelmiyor. Zaten çocuk belli bir yaşa gelmeden oturak ve bez ayrımı yapamıyor. Unutmayın kismiliv.gif çocuklarınsmiliv.gif bezden kurtulabilmek için ilgismiliv.gif sevgismiliv.gif sabır ve anlayışa ihtiyaçları var.



5 Seçimi çocuğunuz yapsın



Bazı çocuklar tuvalet eğitimine oturakla başlamayı tercih ediyor. Oturağın avantajlarından birismiliv.gif çocuğun rahatça oturabileceği bir yükseklikte olması ve dolayısıyla düşme tehlikesi taşımaması. Bazı çocuklar dasmiliv.gif tıpkı yetişkinler gibi tuvaleti kullanmayı tercih edebilir. Bu durumda klozet üzerine yerleştirilen küçük plastik kapakları kullanabilirsiniz.



6 Çocuğunuzu fazla giydirmeyin



Çocuğun kendi kendine tuvalete gidebilmesi için giysilerinin kolay çıkarılabilir olması gerekiyor. Bahçıvan pantolonlarsmiliv.gif çok düğmeli giysiler ve külotlu çoraplar onun tek başına soyunmasını güçleştireceğindensmiliv.gif altına kaçırmasına neden oluyor.



7 Onu anlamaya çalışın





Fiziksel özelliklerin yanı sıra çocuğunuzun psikolojik olarak da eğitime hazır olması şart. Çocuğunuzsmiliv.gif tuvalet eğitimini kendisi istemeli ve buna uyum göstermeli. Korkar ya da itiraz edersesmiliv.gif tuvalet eğitimi bir süre erteleyin. Ayrıca evdeki stres de tuvalet eğitimini olumsuz etkiliyor. Aşağıdaki durumlardasmiliv.gif tuvalet eğitimini belli bir süre geciktirin.



8 Belli bir düzen kurun



Çocuğun tuvaletini yapabilmesi için belli saatler ayarlayın. Örneğinsmiliv.gif evden ayrılmadan ya da öğle uykusundan önce tuvaletini yapması konusunda onu alıştırın. Kısa bir süre sonra çocuğunuz hatırlatmanıza gerek kalmadan tuvalet alışkanlığını kazanacak. Ayrıca tuvaletini yapacağı ortamın sessiz olmasına özen gösterin.

Bu konuyu yazdır

  Doğumda ve Sonrasında Bıngıldak
Yazar: MaSaL - 03-02-2011, Saat: 05:53 PM - Forum: Anne ve Bebek - Yorum Yok

Doğumda ve Sonrasında Bıngıldak

Anne-babalar yeni doğan bebeğin başına dokunmaktan çekinirler. Çünkü bebeğin kafatasında birbirinden ayrık olan kemiklerin aralarında esnek doku bulunur. Kemiklerin büyüyüp kaynaşmasını sağlayan sütürler arasındaki bu yapıya bıngıldak (fontanel) denir. Bebeğin kafasında bulunan bu bölümlere dokunulduğunda kafatası hafifçe içeri çöker.

ra0sc3.jpg

Yeni doğan bebeğin kafasında fark ettiğimizsmiliv.gif fakat zarar verme korkusuyla fazla dokunamadığımız bıngıldaklar -hâlbuki bıngıldağa dokunmak herhangi bir zarara yol açmaz- oldukça dayanıklıdır. Bebeğin kafasında altı adet bıngıldak vardır. Elle dokunulduğunda ancak ön ve arkadaki iki bıngıldak fark edilebilir. Bebeğin fark edemediğimiz ön-yan bıngıldakları doğumundan sonraki 2–3 ay; arka-yan bıngıldakları isesmiliv.gif 1 yıl içinde kapanır. Alnın hemen üzerinden başlayansmiliv.gif başın üstüne hafifçe bastırıldığında fark edilen büyük veya ön bıngıldağın genişliği beş santimetreyi bulabilir. Baklava dilimine benzeyen ve bebek altı aylıkken kapanma sürecine giren bu bıngıldaksmiliv.gif 1smiliv.gif5–3 yaş döneminde tamamen kemikleşip kapanır. Hayatın ilk birkaç ayında genişleyebilen ön bıngıldağınsmiliv.gif ortalama 13smiliv.gif8 ayda kapandığı rapor edilmiştir; üç aylık dönemde bebeklerin % 1’indesmiliv.gif 12 aylık dönemde % 38’indesmiliv.gif 24 aylık dönemde de % 96’sında kapanmış olduğu belirtilmiştir. Başlangıçtaki boyutusmiliv.gif ne zaman kapanacağı hususunda bir gösterge olmayan ön bıngıldaksmiliv.gif erkek bebeklerde kızlara nazaran daha erken kapanmaktadır. Ön bıngıldağın dört aydan erken kapanması beynin gelişimini engelleyebileceği içinsmiliv.gif dikkatli olunmalıdır. Kafanın arka bölümünde bulunansmiliv.gif ön bıngıldağa nazaran daha az fark edilen ve küçük bir üçgene benzeyen arka bıngıldak ise üçüncü ayda kapanır. Tiroit hormonu eksikliği veya D vitamini yetersizliğinde bıngıldaklar geç kapanabilir. Bıngıldakların geç kapanmasısmiliv.gif bir hastalık belirtisi olabilir.

Bebeklersmiliv.gif kafatası kemikleri henüz tam gelişmeden dünyaya gelir. Araştırmalarsmiliv.gif bu hususun mühim hikmetlerinin olduğunu göstermiştir. Açık bir ilimsmiliv.gif kudretsmiliv.gif rahmet ve hikmet eseri olaraksmiliv.gif ayrık kafatası kemikleri arasındaki esnek doku (yumuşaklık) sayesindesmiliv.gif doğum esnasında bebek oldukça dar olan doğum kanalından zarar görmeden geçmektedir. Takip eden dönemde isesmiliv.gif beynin büyümesine paralel olarak bebeğin kafatası da genişleyebilmektedir.

Doğum esnasındasmiliv.gif bu zarımsı yumuşak kemik taslağı (bıngıldak) sayesinde kafatası kemikleri birbirine yaklaşırsmiliv.gif hattâ üst üste binebilir; böylece bebeğin kafasısmiliv.gif doğum kanalının şeklini alıncaya kadar küçülür ve doğum bu sayede gerçekleşir. Bebeğin beyni bu sıkışmadan zarar görmez. Doğum sonrası kafatasının belirli bir süre sivri kalması doğum kanalından geçişte oluşan bu uyum sebebiyledir.

Kafa kemiklerinin ayrık ve yumuşak olduğu bu dönemdesmiliv.gif beynin büyümesine paralel olarak kafatası da genişler. Beynin büyümesi ilk aylarda çok hızlıdır. İki yaşında erişkin bir beynin % 60’ınasmiliv.gif 6 yaşında ise % 90’ına ulaşılır. Bıngıldaklar olmasasmiliv.gif kafatası kemikleri büyüyemeyeceği içinsmiliv.gif gelişen beyin açısından çeşitli problemler ortaya çıkabilecek ve hassas beyin dokusu kalıcı zararlar görebilecekti.

Kafatasının altındasmiliv.gif bebeğin beynini kalkan gibi korumakla vazifelendirilmiş bir zar bulunmaktadır. Oldukça sağlam olan bu zar sayesindesmiliv.gif kafatası çok ağır bir darbe almadıkça beyin hasar görmez. Bıngıldakların -özellikle de ön bıngıldağın- kapanma süresinin değerlendirilmesi boyutlarısmiliv.gif dışarı veya içeri doğru şekil değiştirmesi hem çocuğun sağlıklı gelişip gelişmediği hakkında ipuçları verir hem de birçok önemli hastalığın erken teşhisine yardımcı olur. ‘Geniş bıngıldak’ ile ‘gecikmiş bıngıldak kapanması’ buna misâldir. Bıngıldağın genişlemesi veya geç kapanmasısmiliv.gif ırsî tiroid bezi yetmezliğismiliv.gif Down sendromusmiliv.gif kafa içi basıncının artması ve Raşitizm gibi rahatsızlıklarla doğrudan alâkalıdır. ‘Erken bıngıldak kapanması’ veya ‘küçük bıngıldak’ gibi problemler isesmiliv.gif baş kemiklerinin erken kapanması (kraniosinostozis) ve beynin anormal gelişmesi ile alâkalıdır. D vitamini desteğinin bıngıldakların erken kapanmasına bir tesiri yoktur. Sütür kapanması genellikle doğum öncesinde olduğundansmiliv.gif doğumda bu bebeklerin kafatasında şekil bozuklukları görülür.

Bıngıldakta dışa (şişme) veya içe doğru (çökme) şekil değişiklikleri de görülebilen muhtemel rahatsızlıklardandır zîrâ bıngıldak normalde düzdür. Bu yumuşak bölgede nabız atışının hissedilmesi veya bebek ağladığında bıngıldağın sivrileşmesi birer fizyolojik uyumdursmiliv.gif endişelenmeye gerek yoktur. Bununla beraber uzun süreli bir şişlik veya çökme fark edilir ve bunlara bebeğin anormal davranışları eklenirse tıbbî yardım istenmelidir.

İshal veya kusma gibi vücudun sıvı kaybına sebep olan durumlarda bıngıldakta çökme meydana gelir; içe doğru çökmüş bıngıldaksmiliv.gif bebeğin su ihtiyacı olduğunu gösterir. Bu durumda bebeğe acilen yeterli miktarda su verilmelismiliv.gif ishal veya kusmayı önleyici tedbirler alınmalıdır. Bıngıldağın olduğundan fazla çıkıntılı durması isesmiliv.gif kafa içi basıncının arttığına işaret eder. Bu şişmesmiliv.gif menenjit denen beyin zarı iltihapları (menenjit) ve beyin omurilik sıvısının artması (hidrosefali) ile bağlantılı olabilir.

Kâinattaki bütün güzelliklersmiliv.gif Allah’ın Cemal isminin tecellisidir. Bunların her biri aynı zamanda hikmetli ve bizi tefekküre sevk eden san’at tablolarıdır. Bıngıldaklar da en güzel surette yaratılan insanınsmiliv.gif ana rahminden dünyaya devam eden yolculuğunun sağlıklı şekilde tamamlanmasında vazife gören binlerce unsurdan sadece biridir.

Kaynaklar
- Kiesler J Ricer R. The abnormal fontanel. Am Fam Physician 2003;67:2547–52
- Simpson DP. Cassell’s Latin dictionary: Latin-English English-Latin. New York: Macmillan 1968.
- Kliegman RM. The newborn infant. In: Behrman RE Kliegman RMsmiliv.gif Arvin AMsmiliv.gif Nelson WE eds. Nelson Textbook of pediatrics. 15th ed. Philadelphia: Saunderssmiliv.gif 1996:433–40.
- Duc Gsmiliv.gif Largo RH. Anterior fontanel: size and closure in term and preterm infants. Pediatrics 1986; 78:904–8.
- Tunnessen WW Roberts KB. Signs and symptoms in pediatrics. 3d ed. Philadelphia: Lippincott Williams & Wilkinssmiliv.gif 1999.
- Rothman SM Lee BC. What bulges under a bulging fontanel? Arch Pediatr Adolesc Med 1998;152:100–1.

Doç.Dr. Can Uyumlu

sızıntı dergisi
alıntı

Bu konuyu yazdır

  Tarih: 05-03-2026, 12:26 PM