| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.
|
| Kimler Çevrimiçi |
Toplam: 172 kullanıcı aktif » 0 Kayıtlı » 168 Ziyaretçi Applebot, Baidu, Bing, GoogleBot
|
| Son Aktiviteler |
Allah’ın Bizlere Güvendiğ...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-25-2026, Saat: 11:04 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 30
|
Allah’ın Dini İslam’ı Yaş...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-24-2026, Saat: 12:01 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 31
|
Saff Suresi 6. Ayet Üzeri...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-18-2026, Saat: 12:14 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 41
|
Namaz Dinin Direği Midir?
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-13-2026, Saat: 10:12 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 58
|
Atatürk'ün Çocukluk Anıla...
Forum: Hayatı ve Anıları
Son Yorum: Serdar102
03-28-2026, Saat: 09:08 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 98
|
Mavi'ye..
Forum: Aşk Hikayeleri
Son Yorum: SunSet
03-11-2026, Saat: 08:23 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 177
|
Keloğlan Çataltepe Tekfur...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:45 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 349
|
Kısa Keloğlan Masalları -...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:26 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 223
|
Keloğlan Ve Pinokyo - Ser...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:22 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 203
|
Dev Hamsi - Serdar Yıldır...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:19 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 194
|
|
|
| Her Kadın Bilmeli... |
|
Yazar: MaSaL - 04-21-2011, Saat: 03:00 PM - Forum: Kadın Özel Diğer
- Yorumlar (1)
|
 |
Bir kadın hiç istemese ihtiyacı olmasa bile istediğinde evden ayrılıp,kendine ev kiralayacak kadar paraya sahip olmalı
Bir kadın giyecek mükemmel bir şeye sahip olmalı ki patronu ya da hayallerinin aşkı bir saat içinde onu görmek isteyebilir
Bir kadın dönüp baktığında hoşnut olduğu bir gençliğe sahip olmalı
Bir kadın yaşlandığında yeniden anlatmayı dört gözle bekleyeceği yeterince
ilginç bir geçmişe sahip olmalı
Bir kadın bir tornavida setine,bir kablosuz matkaba sahip olmalı
Bir kadın onu her zaman güldüren ve onun ağlamasına izin veren bir arkadaşa sahip olmalı
Bir kadın daha önce ailesinde kimseye ait olmayan iyi bir mobilyaya sahip olmalı
Bir kadın misafirlerini şereflendirecek sekiz eş tabak,ayaklı şarap kadehi ve yemek tarifine sahip olmalı
Bir kadın kaderini kontrol edebileceği duygusuna sahip olmalı
Her kadın kendini kaybetmeden aşık olmayı bilmeli
Her kadın bir işi bırakmayı,bir sevgiliden ayrılmayı ve arkadaşlığa zarar vermeden arkadaşına karşı durmayı bilmeli
Her kadın ne zaman daha fazla deneyeceğini ve ne zaman yoluna devam
edeceğini bilmeli
Her kadın vücut ölçülerini ya da ailesinin doğasını değiştiremeyeceğini bilmeli
Her kadın bilmeli ki çocukluğu mükemmel geçmemiş olabilir ama o bitti .
Her kadın aşk ya da daha başka şe yler için ne yapıp ne yapmayacağını bilmeli
Her kadın sevmese de nasıl yalnız yaşanacağını bilmeli
Her kadın kime güvenebileceğini,kime güvenemeyeceğini ve bunun kişisel
olarak algılanmaması gerektiğini bilmeli
Her kadın ruhu yatıştırılmaya ihtiyaç duyduğunda nereye gideceğini bilmeli
(En iyi arkadaşının mutfak masası yada balkonu)
Her kadın bir günde,bir ayda,bir yılda ne başarabileceğini,ne
başaramayacağını bilmeli...
|
|
|
| Erkeklerin Kadından Soğuma Sebepleri |
|
Yazar: MaSaL - 04-21-2011, Saat: 02:59 PM - Forum: Erkek Özel Diğer
- Yorumlar (1)
|
 |
50 erkeğe sorduk; neler bir kadından soğumalarına neden olur; neler bir kadını onların gözünde itici yapar? İşte sonuçlar…
Bazen kendimizi tutamıyoruz, ağzımızdan çıkıveriyor, bazen bunun bir erkeğe itici gelebileceği aklımızdan bile geçmiyor, bazen de inadına yapıyoruz. Ve sonuç olarak, erkekleri gıcık etmeyi başarıyoruz.
Aşağıdaki maddelerden en azından birkaç tanesi kesin size de uyuyor. Ama ne yapalım, belki biraz da bunlar bizi kadın yapıyor. Yeter ki abartmayalım, erkeklerin kabusu olmayalım.
Dış görünüş
Bir kere şunu söylemek gerek; erkekleri kadınlardan soğutan nedenler, fiziksel özellikleirnden çok kişiliğimizle ilgili. Yani biraz daha bakımlı olsak yeter!
• Kıllar, erkek vücuduna ait olmalı. Özellikle bıyık, favori, ayak parmaklarının üzerindeki ve beldeki kıllara dikkat! Erkekler bu konuda çok kıl!
• Tamam, her daim topuklu giymenizi beklemiyorlar ama en azından ayakkabılarınız temiz ve bakımlı olmalı. Ve açık ayakkabı giyiyorsanız mutlaka tırnaklarımız ojeli olmalı.
• Bu arada, yürümeyi başaramıyorsanız, topuklu da giymeyin.
• Farkında olmadan Notre Dame’ın kamburuna dönüşmeyin; lütfen daima dik oturun.
• Tanda veya g-string çok rahat olmayabilir ama bari benekli külotunuzun kotunuzun arkasından gözükmesine engel olun.
• Dekolte giyecekseniz, onu taşımayı bilin. Giydikten sonra onu çekiştirip durmayın.
• Şeffaf sutyen askıları kurtarıcı değil; tam tersine, çok çok itici erkeklerin gözünde.
Davranışlara çeki düzen
“Can çıkar, huy çıkmaz” derler; ama biraz gayretle, en azından belki törpülersiniz onları sinir eden yönlerinizi.
• Kız arkadaşınızla bir araya geldiğinizde fısıldaşmadan durmayı deneyin.
• Erkeklerin, duyguları halkında konuşmaktan nefret ettiğini lütfen öğrenin artık.
• Şoförlük 1000 yıl geçse de erkeklerin gözünde erkekler mahsus olacak. O yüzden onların şoförlüğünü eleştirmekten vazgeçin.
• Kıskançlık, sizi kendine güvensiz göstermekten başka işe yaramıyor.
• İlgi duyduğunuz erkeğin yanında rahat olmak isteseniz de çizgiydi aşmayın, sarhoş olmayın.
• Erkeklerin gözünde trip = şımarıklık. Şımarık bir çocuk gibi gözükmek istediğinize emin misiniz?
Erkeklerin favori cümleleri
Haydi bu cümleleri bir kere olsun söylemedim demeyin. Galiba bu cümleler, tüm kadınların fabrika ayarlarında otomatik olarak yükleniyor.
• “Benimle niye ilgilenmiyordun?” Bunaltmayın.
• “Ne düşünüyordun?” Cevabı olmayan sorular sormayın.
• “Bu ne demek şimdi?” Her hareketinden derin anlamlar çıkarmayın.
• “Sence kilo almış mıyım?” Ona tartı muamelesi yapmayın.
• “Hmmm karar veremiyorum. Sence?” Kararsızlık abidesi olduğunuzu ona her fırsatta göstermeyin.
• “Bana anlatabilirisin.” Psikologluk mesleğini psikologlara bırakın.
Zirvedekiler
Ve işte en çok oy alanlar…
• Dır dır dır dır…
• Fark etmiyorlar sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. Uçları çıkmış, bozulmuş ojelere neredeyse hemen hepsi deli oluyor.
• Bebek gibi konuşmayı bebeklik yıllarınızda bırakmalıydınız. Şirinlik muskası halleriniz, sadece ve sadece tüylerini diken diken ediyor.
• Küfürlü, ‘Lan’lı konuşmalar da sizi bir o kadar itici yapıyor.
• Futbolu seviyor olabilirsiniz. Ama ahkam kesmeyin, teknik direktörlüğü erkeklere bırakın.
• Diğer kadınları aşağılamaya bayılıyoruz. Diyelim bundan vazgeçemiyoruz; bari erkeklerin yanında değil, kız arkadaşlarımızla yapalım.
Ve işte sürprizler
Bunların, erkeklerin soğuma nedenleri olduğu kimin aklına gelirdi?
• Dudaklarımızı öpülesi gösteriyor sandığımız parlatıcılar, tam tersine onlara yapış yapış geliyor.
• Onların gözünde yaratmaya çalıştığımız, “ben diğer kadınlardan farklıyım” etkisi, sadece tepki doğuruyor.
• Komik olmak için yaptığız kıro taklitleri veya şiveli konuşmalar, biz farkında olmasak da ortamı ısıtmıyor, aksine buz gibi soğutuyor.
En büyük sürpriz
Bizim en büyük kabuslarımızdan olan, kurtulmak için paralar harcadığımız, kocakarı ilaçlarından tutun, en teknolojik aletlere kadar her yolu denediğimiz biricik selülitlerimiz, 50 erkekten sadece birinin aklına geldi. Demek ki neleri kafamıza takmamız gerektiğini bir kere daha düşünmenin tam zamanı!
|
|
|
| İlişkiyi bunlar bitiriyor |
|
Yazar: MaSaL - 04-21-2011, Saat: 02:58 PM - Forum: Genel
- Yorumlar (6)
|
 |
[INDENT] Aslında ne tür erkek olunmaması konusunda bir kadının yazdığı bir yazı. Erkeğim ama söylediğinin birçok kısmına katılıyorum. Özellikle "slip don" tarifi yapan bu bayanın yazdığı satırlarda kahkahamı tutamadım.
Buyrun o güzel ve komik yazı.....
Her ne kadar erkekler bu halimizden nefret etse de erkeği erkek yapan kadındır. Erkekler de bunun farkında!

Biz kadınlar detayları görmek için yaratılmışız. Her şeyi en ince ayrıntısına kadar incelemek, üzerine yorum yapmak, bildiğimiz/gördüğümüz her şeyi paylaşmak için var olmuşuz. Erkekler bu huyumuzdan nefret etse de bizi biz yapan özelliklerden birisidir detaycılık...
Eğer kadın detaycı olmasaydı, dünyanın halini hadi dünyayı geçtim evlerin halini bir düşünsenize? Ütüsüz pantolonlar, yamuk kravatlar, kolasız gömlekler, yıkanmamış çamaşırlar, sümüklü çocuklar, düzensiz bir yaşam, yemeksiz sofralar...
İşte her ne kadar erkekler bu halimizden nefret etse de erkeği erkek yapan kadındır. Erkekler de bunun farkında! Mesela bir erkek hoşlandığı kadınla buluşacak; ilk randevu. Tanrım, bir hazırlıktır sorma gitsin, ne giysem, saçımı sağa mı atsam sola mı tarasam, sakal tıraşı olayım paniği, sahneye çıkarcasına paçalara kadar sıkılan parfümler! İlişki rayına oturdu zaman da sal kendini gitsin… İşte kadın, detaycılığını bu trajikomik sayılacak zamanlarda ortaya koyar. Sami dişlerini fırçaladın mı bugün? Cık... Sami, banyo yapsana göbeğini kaşıyacağına! Cık... Sami, bir berbere gitsen artık yelelerin rüzgârda savruluyor! Cık... Sonra bu Sami gece sırnaşır, kadın da başım ağrıyor dediğinde; suçlu olur!
Bir de bu kadar hazırlık yapsa da bazı detayları atlayan erkekler vardır. Düşünsenize dişlerini fırçalamayan ya da dişçi fobisi olduğu için iki asırdır doktora gitmeyen bir adamla öpüştüğünüzü! Kaç, meydanı terk et! Cadı Sila’nın amcaoğlu tescilini alacak kadar uzun ve bakımsız tırnaklara sahip bir adam, aman Tanrım...
Ya ayakları kokan erkekler, onları nasıl ıslah edeceğiz? Ucuz parfüm kullananlar var bir de; oda spreyi tadında keskin bir koku yayıp mekândaki herkesi bayıltabilen türden...
Düşünsenize size sarılmak için yaklaşıyor; bir adım, iki adım, üç adım güm yerdesiniz. Ambulansın gelmesi an meselesi!
A en önemli detay tabii ki de; slip don giyen erkekler! Onlar ölmediler, hala aramızda yaşıyorlar! Hatta ben onların bir örgüt kurduklarını düşünüyorum. Ayda bir buluşup slip donlarını ellerinde sallayarak halay çekiyorlar, deşarj olup aramıza geri dönüyorlar. Kör olasıca dışarıdan anlayabileceğimiz bir detay değil ki, gördün slip donu kaç hadi bakalım! Nereye kaçacaksın? Ocakta yemeğim var deyip gidebileceğin bir an değil ki!
Bir de ilginç yemek yeme stillerine sahip erkekler vardır. Ağzını şapırdata şapırdata tabağındaki her şeyi silip süpürür. Sonra da size gülümser, bir bakarsınız maydanoz kardeş şapırdatıdan kendinden geçmiş ve sindirim sistemine girememiş. Ya ince bir ses tonuyla kesik kesik gülen erkekler! Rezilliğin son perdesi, bütün gece espri yapmamak için kastığınız anlar boşa gider, o adam illa ki gülecek bir sebep bulur. Bugüne kadar kimse ona çok kötü bir gülüşü olduğunu söyleyememiştir, çünkü ilk taksiyle olay mahallini terk ediyordur. İhalenin sizde kaldığını düşünseniz de sakın uyarmayın, suçlu siz olursunuz.
Altı kaval üstü şeşhane giyinenleri ne yapmalı? Kahverengi pantolon üzerine, kırmızı gömlek. Ayrılmaz ikili; beyaz çorap ve siyah ayakkabı... Vazoya zorla sığdırılmış çiçek demeti gibi kotun üstünden fırlayan göbek ve gömlek kombini... Bunlara kim dur diyecek? Nerede bu devlet!
Metroseksüellik çıktı çıkalı fondöten süren, rimelle kirpiklerini belirginleştiren, sürme çeken adamlar türedi. Tamam, bir erkek bakımlı olmalı da bu kadarı da abartı değil mi? Nasıl yani, ben mi yanlış düşünüyorum, bilemedim. Fondöten süren bir adam istemem hayatımda yahu! Ben kullanmıyorum, ona ne oluyor!
Evet, erkek bakımlı olmalıdır. Temiz tırnakları, beyaz dişleri, hoş bir parfümü, uyumlu bir giyimi ve tok bir gülüşe sahip olmalıdır. Ama daha ötesini bünye kabul etmiyor! Bunlar ilk anda aklıma gelen detaylar... [/INDENT]
|
|
|
| Kıskanan birçok duyguyu birden yaşar .... |
|
Yazar: MaSaL - 04-21-2011, Saat: 02:56 PM - Forum: Erkek Özel Diğer
- Yorumlar (1)
|
 |
Kıskançlığın ölçüsü kaçtığında etkileri ağırlaşır. İşte kendisi veya eşi kıskanç olanların yapması gerekenler…
Genç-yaşlı, kadın-erkek herkes hayatında en az bir kere kıskanır. Aşık olunan kişinin başkasına ilgi göstermesi, şüpheli davranışlar, aldatma… Kıskançlık hem kıskananın, hem de kıskanılanın hayatını zehir edebilir. BBC, herkese tanıdık olan bu duyguyu araştırmış.
Ara sıra yapılan kıskançlık, bir ilişkinin canlı kalmasını sağlayabilir. Ancak, rahatsız edici ve mantık dışı boyutlara ulaştığında, çok zarar verici olabilir. Kıskançlığın etkilerini hafifletmek için yapılabilecekler var. İlişki psikoterapisti Paula Hall, kıskançlığın etkilerini azaltmanın sabır ve çaba gerektirdiğini söylüyor.
Herkesin kıskanma nedenleri ve hissettikleri farklı. Psikolog Ayala Malach’a göre kıskançlık, ‘varolan bir aşka, ilişkiye veya onun kalitesine yönelik tehdide bir tepki’… Gıpta ve hasetten farklı olarak hep üç kişi ve kaybetme korkusu vardır. Kıskanan insan birçok duyguyu aynı anda yaşar, aklından bin türlü düşünce geçer, bir sürü farklı davranış biçimleri sergiler.
Duygular: Acı, kızgınlık, kin, üzüntü, haset, keder, aşağılanma.
Düşünceler: İçerleme, suçlama, kendini rakiple kıyaslama, imajın sarsılmasından korkma, kendine acıma.
Davranışlar: Kendini bitkin hissetmek, titremek ve terlemek, sürekli soru sormak ve karşındakinden sürekli güvence istemek, saldırgan davranışlar, hatta şiddet.
Öldürür de, diriltir de
Kıskançlık dozunda olduğu sürece, var olan bir ilişkinin korunmasını bile sağlayabilir. Kişilere, sevgililerinin, eşlerinin çantada keklik olmadığını hatırlatır. Karşındakine emek vermeye, onun kendisini değerli hissetmesi için çaba göstermeye yöneltir. Üstelik duyguları güçlendirir, aşkın ateşlenmesini sağlar ve sevişmeleri daha ihtiraslı kılar. Ama bir de aşkın dozunda olmadığı durumlar var…
Bazen kıskançlıkta ölçü kaçar. Örneğin eşi eski bir arkadaşıyla dans ettiği için bir erkek kavga çıkarabilir veya kadın eşinin yeni patronu güzel bir kadın olduğu için çileden çıkar. İşte bu tarz kıskançlıklar gerginlik yaratır. Karşıdaki, kıskançlığa mahal vermemek için sürekli temkinli davranmak, tetikte olmak zorunda hisseder. Durumun farkında olan kıskanç taraf ise kendini suçlama ve haklı çıkarma arasında gidip gelir.
Nasıl başa çıkılır?
Çiftlere bazen hayatı zehir eden, ayrılmalarına bile yol açan kıskançlık duygusuyla başa çıkmak aslında hiç de kolay sayılmaz. Uzun zaman ve emek isteyen bir mücadele olabilir. Eğer, kıskançlığınızın çocukluğunuzda yaşadıklarınızdan kaynaklandığını düşünüyorsanız, bir psikolağa başvurmanızda yarar var.
Çocukluğunuzla ilgili bağlantı kuramıyorsanız o zaman şu noktaları gözden geçirmeniz faydalı olabilir… Kıskançlığınızın gerçekçi olup olmadığını gözden geçirin. Onu neden kıskandığınızı düşünün. Gerçekten ilişkinize yönelik bir tehdit söz konusu mu? Sizin tavırlarınız ilişkinizi kötüleşmesine neden mi?
Kendi kendinizi telkin edin. Kıskançlık belirtileri hissettiğinizde partnerinizin sizi sevdiğini, size bağlı olduğunu ve size saygı duyduğunu hatırlayın. Sevilmeye layık, hoş bir insan olduğunuzu ve ters giden bir şeylerin olmadığını söyleyin kendi kendinize.
Eşiniz size göz açtırmıyorsa…
*Olaya farklı bir açıdan yaklaşın. Kıskançlığın aşkın belirtisi olduğunu anımsayın. Hemen savunmaya geçmektense, onu anlamaya çalışın.
*Kendi davranışlarınızı gözden geçirin. Belirli davranışlarınızın partnerinizin sizi kıskanmasına neden olduğunu biliyorsanız, bu davranışlarınızı değiştirmeye çalışın.
*Verdiğiniz sözleri tutun, yapamayacağınız sözler vermeyin.
*Onun güvenini geliştirin. Ona, onu ne kadar sevdiğinizi söylemek için her fırsatı değerlendirin. Onu neden sevdiğinizi anlatın. İltifat edin, gelecek hayallerinizi paylaşın.
*Bu konuyu konuşmayı deneyin. Yine sonuç alamıyorsanız birlikte bir uzman psikoloğa danışabilirsiniz.
|
|
|
| Aramayan Erkeğe Ne Yapmalı ? |
|
Yazar: MaSaL - 04-21-2011, Saat: 02:55 PM - Forum: Kadın Özel Diğer
- Yorumlar (11)
|
 |
[INDENT] 
Ne yapmalı ne etmeli bir bilene mi danışmalı?
Familyasıyla mı tanışmalı?
Bu Türk erkeğini ne yapmalı da yola koymalı.
Sevgili Dilek Önder ‘in son yazılarından öyle keyif aldım ki.
Yani ağzından bal damladı.
"Özellikle Aramayan Neden Aramaz" başlıklı yazısında döktürdü.
Ama ekleyeceklerim var elbet.
Bunca zaman içimde tuttuklarımı yazıyı okuduktan sonra 1 dakika daha İçimde tutamam
Evet aramayan neden aramaz
Ona gelelim.
Bir tartışma yada tatsız birşey geçmiştir aranızda, ee olur böyle şeyler.
Tabi yaşanan tatsızlık telafi edilmemiştir. Siz de arasın diye beklersiniz.
Ama
Aramaz
çünkü bir süre aramamıştır.
Yani işi vardır aramamıştır, canı istemez aramamıştır,
Belki sırf gıcıklıgından aramamıştır.
ama o saatten sonra arayası gelse de ''iki ucu .. değnek'' olduğunu bilir.
Aradan 2 gün gecer.
Baktı olmayacak arayası geldi
Ama yemez
Aramaz...
Bilir türk erkeği kadın milletini
Yani suçunu da bilir de yine de aramaz arayamaz.
Bir kere erkek dediğin
Yaptığı hatanın onun yüzüne vurulmasını hiç hazmedemez
Gerekirse kanının son damlasına kadar aramaz
Aramasın.
Ne olcak ki!
Eninde sonunda ya seve seve ya..
Seviyorsa arar yani
Ama artık iş işten gecer, sizi sinir basar
Hatta arasa da açmam dersiniz, ne hali varsa görsün dersiniz. Öyle mi!
değiiilllll....
Aramaz genelde delirtene kadar.
Hadi aradı diyelim.
3 kere de çaldı telefon üstelik.. Ay o 3 kez çalışı nasıl zevk verir.
Arandığınızı ve ulaşılmaz olduğunuz hissiyle kabarırsınız
Ee
Biraz daha çalsa kabarmaktan patlayacaksınız da
İşte orada burada farklı gruplara ayrılır kadın milleti
1.grup : Arasında ben ona yapacağımı bilirimciler.
Dayanamaz açar. Dolmuştur kaç zamandır. İşte aradı! Fırsat bu fırsat.
Arar aramasına da açarsınız.
Trip yapayım da biraz görsün gününü diye.
Ama öyle sandığınız gibi olmaz. Bir açarsınnız , Horoz :‘Niye açmıyosun kaç kere çaldırdım’ deyiverir.
Hoppalaaa.
Noldu şimdi ya.
'Hani tribi ben yapacaktım' olursunuz.
Bir de bunun yüzsüz versiyonu var tabi. Arar, ee siz de açarsınız "Niye aramıyosun kaç gündür" der.
Üste çıkacak ya
Hem suçlu hem arsız..
2. Grup: Peşimde sürünecek, arayacak açmayacağım grubu
1 çalar açmaz. 2 çalar açmaz. Telefon elinde keyfini çıkarıyor.
Oh olsun der açmayacağım.
Sanar ki karşıdaki erkek sinir oluyor
3 çalmaaaazzzz.....
Aaaaa
Noldu susuverdi telefon. Kalakalırsın
Ee karşıdaki üste çıkacak ya akıl var mantık var. Erkek o, onun kafası öyle çalışıyor.
Az çaldıracak ki 2. arayısında "Aradım da açmadın" demeye yüzü olsun değil mi !
Öyle telefon elinde kalır bu gruptaki bayanlar.
Noldu.hevesin kursağında kaldı. Hani arıycak arıycak açmıycaktın
bir daha arasın yine açmayacağım diye kendine avutursun. Aslında o aradı 10 kere çaldı da açmadın sanki
ne alaka. Çalmadı ki
Aslında baya çalsa acacaksın da
Çalmadı ki.. Çalmadı ki...
Kal geldi tabi.
Elinde telefon bekliyosun bi daha arasın da bu sefer mesgul tonu vericeğim diye.
Haklısın ya, karsındaki de aramıyor kaç gündür .
Aradı sonunda onun bile keyfini çıkaramadın falan
Elde telefon
Ara ara diye sayıklarsın
Beklersin beklersin sonra
Sonrası malum
Tribini yapamamış hatun kişisi kafesten kaçmış kartal gibidir. Saldıracak illa. Sanki kafeste aç bırakmışlar Ne kadar dişini sıksa da sonunda saldırmadan rahatlayamaz ve
Dayanamaz arar
Kursağında kalmıs ya
Hiçbişey yokmuş gibi, telefon elinde beklememiş gibi, telefon 3. kez çalmadığını da bilmiyor gibi üstelik...
hatun kişi: -Noldu beni aramışsın, der.
Ama erkek var karsıda unuttu bizimki!
Hemen daha gururlu bir hindi konusur.
-Aradım da açmadın.
-Bişey mi söyliycektin?
-Yok söyliycektim de hevesim kaçtı
(Hay ben senin....)
Sanmayın ki erkek adam, kossskoca erkek, koca gururlu hindi tüylerini üstüne yapıştıracak
Hahah
Zoorr. Kal gelir öyle kızımıza yine. Saldıramadığıyla kalır.
-İyi o zaman, der, susar.
İşte kapatacaksın telefonu, susmaya fırsat kalmadan , öyle çat diye...
Karşıdakine naz yapmak için, için içini yiyor onu biliyoruz da, kapat işte kapaaatttt.
Kapatmazsan baştan kaybedersin, kavga başlar ve sen alttan almak zorunda kalırsın.
Kapatırsan belki bir ihtimal geri arar.
Bir de 3. grup var: Daha ilk çalışta telefona mesgul tonu verir bunlar.
işte karşınızda ''Bu kadar zamandır aramadıysa aramasın. Ne söyleyecekse içinde patlasın’ cılar
Bencede patlasın
Hatta yarasın. Bak sonra 2.yi 3.yü nasıl arıyor. hemde bir saat içinde Kusku insanı delirtir çünkü. Şimdi neden telefena mesgul tonu verdi diye uyuyamaz horozumuz
sabaha kadar öter durur
Aslolan tabi ''Aramazsan arama'’cılar dır.
Bu da 4. grup
Yani telefonla ilgilenmeyenler grubu.
Arasa açar aramasa telefona bile bakmaz. Telefonu elinde değil çantada taşır, sesini duyamazsam diye korkudan son sese ayarlamaz. Banyodan telefon mu çaldı diye koşarak fırlamaz, telefonunun şarjı azalmadan şarjı bitmesin diye şarja takmaz .
Ararsa açarmıyım diye Düşünmez bile
genelde de özellikle yapılmış şekil değil gerçekten duymaz telefonu.
Olan olmuştur. Kırılmıştır, küsmüştür.
Hata bizim horoz tarafından telafi de edilmemiştir.
Kendini bilmeyene ben mi hadiini bildirecem der
sallamaz
Boşvermiştir bunlar.
işte bu gruptaki hatunlar şarap gibi olur, yıllandıkça güzelleşir. Niye mi? çünkü kendine bir horozu dert etmez, çöplüğüne kışkışlayıverir,
Ne güzel
Dert yok tasa yok. Takılır hayatına devam edersin
Son grup da Kinci Koalalar grubu
İçindeki o deli gücünü çıkarmakla çıkartmamak arasında git gel yaşayanlar yani.
Kadın tehlikeli varlıktır. Kafası az bozulursa fena sarar ama çok bozulursa tozutur. Sınırlarını zorlarsanız delirir sonra durulur. Haberiniz bile olmaz. Bir bakmışsınız intikam yemini etmiş, bir bakmışsınız sessiz sedasız tekmeyi yemişsiniz.
Koala sanki. Önce sarılır sarılır bırakmaz, zorla da olsa onu o ağaçtan koparamazsınız. Ama çok zorlarsanız o ağaca küser bir daha da asla yaklaşmazKinci koala işte nolacak Etrafa saldırır, başkasının yemeğini falan çalmaya kalkar
Bu son grup tehlikeli yahu, korkulur bu gruptan.
En Mutlusu 4. grup
-aradı aramadı
-açtım açmadım
-nasıl sinir oldu ama
-nasıl arıyor ama .......demektense
Boşverir huzuru bulursun valla
horoz çöplük çöplük gezerken sen her geçen gün gençleşirsin. Dertsiz tasasız.
Zaten gidenin peşinden çok kafa yormayan hatun, kendine güvenir. EEee kendine güvenen hatunun hali de başka olur. Çevresi horoz çiftliğine döner
Ben herkese boşverebilme gücü diliyorum.
İyisi mi boşver gitsin...
Sevgilerle.

[/INDENT]
|
|
|
| Kendinizi Cezalandırmadan Çocuğunuzu Nasıl Cezalandırabilirsiniz |
|
Yazar: MaSaL - 04-21-2011, Saat: 02:53 PM - Forum: Anne ve Bebek
- Yorum Yok
|
 |
[INDENT] [SIZE=4]Kendinizi Cezalandırmadan Çocuğunuzu Nasıl Cezalandırabilirsiniz
Cezaların daha fazla cezanın gelişini önlemesi gerekir. Cezaların esas amaçlarının çocuğun olumsuz davranışlarını azaltmak hatta ortadan kaldırmak olduğu unutulmamalı. Eğer çocuğun olumsuz davranışları değişmiyorsa ceza ise yaramıyor demektir. Cezanın nasıl uygulanacağının yani sıra kimi cezalandırdığınızda önemlidir. Çocuğunuzun olumsuz davranışlarının sizi değil sizin bu davranışları cezalandırmanız gerektiğini unutmamalısınız.
Ailenin geri kalanıyla bir yere gitmek istemeyen çocuğunuzla ne yaparsınız? Bir bebek bakıcı tutar ve gitmeniz gereken yere gidip iyi zaman geçirirsiniz. Bu durumda çocuğunuza davranışlarının yol açtığı sonuçlara katlanması gerektiğini gösterebilmek önemlidir. Çocuğunuz bu olumsuz davranışların aileyi eğlenmekten alıkoyamayacağını öğrenmeli. Kendinizi değil çocuğunuzu cezalandıracak cezalar seçmeniz gerekir. Böylece çocuğunuz, olumsuz davranışlarının sadece kendisini etkilediğini öğrenebilir.
Aileler çoğu zaman tek bir çocuğa televizyon ayrıcalığını nasıl tanıyabilecekleri konusunda sorun yaşarlar. Eğer televizyonu kapatılırsa, diğer çocukta cezalandırılmış olacaktır. Bu yüzden tek bir çocuğu cezalandırmak için televizyonu kapamak yararlı bir yöntem değildir. Siz her zamanki düzeninizde televizyon seyretmeye devam edin ama cezalandırılan çocuğunuzu başka bir odaya gönderin. Bu doğru bir cezalandırma yöntemidir. Çünkü televizyon seyretmemesi gereken biri yüzünden evde kimse televizyon seyredemiyor ise, çocuğunuza bütün aile yönetme gücünü vermişsiniz demektir.
TUTARLI CEZALAR SEÇİN
Kolayca uygulayabileceğiniz cezaları tercih edin. Eğer cezalar uygun değil ve zahmetliyse, bir zaman sonra sizde tutarlılığınızı kaybedersiniz. Eğer seçtiğiniz ceza onu oyuncaklarından mahrum etmek ise bunu her olumsuz davranışında yenileyin. Bazı olumsuz hareketlerinin sonucunda oyuncağı alıp, bazılarında sadece ona kızmakla yaptığı davranışlardan ders almasını sağlayamazsınız. Bu durumda sadece olumsuz hareketleri sonucunda istediği zaman istediği gibi davranabileceğini ve haftada bir - iki defa oyuncaklarının dolaba kilitlenebileceği dışında bir şey öğrenemez. Davranışlarının tutarlı olabilmesi için verilen cezalarında devamlılığının ve tutarlılığının sağlanması gerekir.
CEZAYI AÇIKLAYIN
Çocuğunuza verdiğiniz cezanın amacını ve nedenini açıklayın. Çocuğunuza cezayı açıkladığınızda, çocuğunuzun anlayışını ve işbirliğini artırmış olacaksınız. Ona onun tarafında olduğunuzu, onun düşmanı olmadığınızı açıklayın. Ona gelecekte daha iyi ve daha doğru kararlar verebilmesi için yardımcı olmaya çalıştığınızı anlaması cezanın daha etkili olmasını sağlayacaktır. Çocuğunuz cezalandırırken, onunla ödeşmeye çalışmadığınızı anlaması gerekir. ‘’bu cezayı benim için verdiğin yalanına inanmamı mi bekliyorsun?’’ tarzındaki yorumları duymazlıktan gelin. Sadece bir kere açıklama yapın. Uzun açıklamalardan ve tartışmalardan uzak durun.
GERÇEKÇİ CEZALAR KULLANIN
Suça uygun ceza seçin. Gerçek sonuçları kullanın. Ortalığı kirleten bir çocuk, kirlettiğini temizlemeli. Yaramazlık sonucu bir şeyi kıran çocuk, ye onu tamir etmeli yada harçlığından kırdığı şeyin parasını vermelidir. Eve izin verilen saatten sonra gelen bir çocuk ertesi gün dışarı çıkmamalıdır. Kirlilerini, kirli sepetine koymayan çocuk kendi çamaşırlarını kendi yıkamalıdır. Bu örnekler olumsuz davranışların sonuçlarını gösteren cezalardır. Çocuğunuzun olumsuz davranışlarından bir şeyler öğrenmesini sağlar.
Bazı çocuklara kendi cezalarını seçimi konusunda güvenilebilir. Bu öğrenmelerini hızlandırır. Onlara adil olmaya çalıştığınızı göstermiş olursunuz. Ayni zamanda onları olgun olmak için cesaretlendirir.
BÜYÜK DAHA İYİ DEMEK DEÄžİLDİR
Ilımli cezalar çoğu zaman sert cezalardan daha etkili olurlar. Küçük ve yumuşak olan cezalar daha iyi dersler alınmasını sağlar. Büyük cezalar genellikle kızgınlık ve intikam duygularının ortaya çıkmasına yol açarlar. Çocuğunuz kızgın olduğunda, daha az şey öğrenecektir. Çocuğunuz verdiğiniz cezada haksız olduğunuza inanırsa, genellikle bu duruma karsı bir misilleme yapar yada sizinle tartışır. Bu negatif bir çemberin oluşmasına yol açar. Cezalandırıyorsunuz, çocuğunuz sinirleniyor ve olumsuz davranışını tekrarlayarak misilleme yapıyor, hatta belki de öncekinden daha kötü bir davranışla. Onu doğruyu görebilmesi için bir kere daha cezalandırıyorsunuz. Çocuğunuz daha da sinirleniyor ve size daha da kötü bir davranışla bir misilleme daha yapıyor. Bundan kaçınmak için cezanın öğretici olmasını yanında etkili olması gerekir. Sert ve uzun zamana yayılmış cezalar olumlu davranışa yöneltmek yerine çocuğunuzun sinirle ve kızgınlıkla hareket etmesine ve olumsuz davranışları tekrarlamasına neden olabilir.
SINIRLAYICI CEZALAR KULLANIN
Sınırlama hem çocuklar hem de ergenler için etkili bir cezadır. Cezalı olmak bir çeşit sınırlamadır. Sınırlama, belli bir süre boyunca, birkaç ayrıcalığı kaybetmek demektir. Sınırlanacak önceliğin ne olacağına sizin karar vermeniz gerekir. Örneğin; televizyonun yasaklanması, yatma saatinin erkene alınması, arkadaşlarıyla görüşmelerinin sınırlanması gibi. Uygulaması kolay bir sınırlama seçin ve suçu isleyen kimsenin dışındakileri etkilemediğinden emin olun.
Sınırlama yönteminin de kendi içinde bazı problemleri var. Örneğin çocuklar sınırlanan öncelikleri için hiçbir umut olmadığını bildiklerinden davranışlarını değiştirmekte bir anlam göremiyorlar. Böyle bir tutumdan kaçınmak için çocuğunuzun bazı önceliklerini sınırlarken makul olan gün şayisini belirleyin. Günü belirlerken suçun büyüklüğünü ve çocuğunuzun yaşını göz önünde bulundurmayı unutmayın. On iki günden uzun cezalar genellikle etkilerini yitirirler.
Günü belirledikten sonra, çocuğunuza her iyi davrandığı günün cezasından kesileceğini açıklayın. Bu yöntem çocuğunuza adil olmaya çalıştığınızı gösterir. Aynı zamanda çocuğunuza olumlu davranışlarının sınırlama altında olsa bile kabul göreceğini ve olumlu davranışlarının önemini anlatmış olursunuz.
Feriha Şenkaya Dildar Uzman Pedagog
[/SIZE] [/INDENT]
|
|
|
| söz verme aşkım |
|
Yazar: ask_sehidi - 04-21-2011, Saat: 01:53 PM - Forum: Güzel Sözler
- Yorumlar (5)
|
 |
Biri kollarımda uyuyup gitmem diyordu gitti , biri can veripte ölsem bitmez diyordu bitti , yüreğim ses etmez inanır sözler şerefsiz oldu bu yolu sonu yok ne olur sende söz verme aşkım ...
|
|
|
| Biraz Geç Kaldın * Candan Ünal |
|
Yazar: acemhe - 04-21-2011, Saat: 12:21 PM - Forum: Makale
- Yorumlar (10)
|
 |
[INDENT] Hepsi bir zaman hatası.. Birkaç yıl erken doğmalıydın, biraz daha erken gelmeliydin kollarıma.. Zamanı kırdık ilk göz göze gelişimizde. [INDENT]
[/INDENT][INDENT][INDENT][/INDENT][/INDENT]Biraz Geç Kaldın..
Neleri değiştirdik bilmeden dün gece? Birkaç kaçamak bakışı yakaladık birbirimizde. Senin de kalbin çarptı biliyorum, elim eline yanlışlıkla değdiğinde.
Kalksak mı hiç tanımadan birbirimizi? O ateşli tutkuyu hep hissetsek mi? Bozulacak biliyorum büyüsü bu düşlerin, sen ve ben hep uzak yaşayıp gitsek mi?
Hala vakit varken, ikimiz ayrı kapılara gidip, dönsek mi köşeleri? Biliyorum daha önce de gördüm böyle yanıp sönen hevesleri..
Birkaç yıl geç geldin. Ruhum o kadar yaşlandı ki! Önümden gemiler geçti, üstümden dalgalar; ben hep limandım, onun gibi direndim.
Eski bir kitabın ilk baskısı gibiyim. Sayfalarım sarardı, çizildi satırlarım. Elden ele dolaştım ama değerimi yitirmedim.
Yine de çok yaşlandı gözlerim. Artık parlamıyor gözbebeklerim. Sen çok geç kaldın güz rüzgarı, biraz önce gelsen, bende de eserdin.
Öyle açken gönlüm aşka, bir sokak çocuğunun şekere baktığı gibi bakıyorum sana. Gücüm yetmez ellerini tutmaya, sen gelsen bile ben düşerim.
Yalpalayarak çarpıyorken duygularım duvarlara, seni de belki görmeden geçerim. Hiç kimseye aidim, kalbim istiyor ama aşka bile hiç olmadığım kadar yabaniyim.
Biraz geç kaldın gözleri güzel bakan küçük şehrin erkeği, ben senden önce elendim. Şimdi duvara asılmış o elekte, bir un tanesiyim.
Candan Ünal
[/INDENT]
|
|
|
| Eroinle Dans/Canan Tan |
|
Yazar: sun fairy - 04-21-2011, Saat: 11:36 AM - Forum: Kitap
- Yorumlar (5)
|
 |
Eroinle Dans.

"Çok şaşıracaksın ama... Sana olan tutsaklığım buraya kadar Eroin! Vedalaşmamızın zamanı geldi. Her şey ne güzel başlamıştı oysa...
Yepyeni ufuklar açmıştın önüme. Bulutların üzerine çıkarıp özgür bırakmıştın beni. Bambaşka bir özgürlüktü bu; çevremdekilerden farklı kılan, sıkı sıkıya bağlanmaya değer, çekici, vazgeçilmesi güç bir büyü...
Asıl tutulduğum da buydu galiba. Eros, dedim sana! Aşk tanrım oldun benim. Mutluydum kollarında... Beni dansa kaldırdığında, geri çeviremedim; tam tersine havalar uçtum sevincimden... Ayaklarımızın uyumu harikaydı. Bana bırakmıştın kendini, istediğim gibi yönetebiliyordum seni. Hep böyle sürecek sandım..."
"... Tüm sorumluluğu sana yüklemek haksızlık olur. Nereye sürüklendiğim belliydi, gene de koştum peşinden. Canımdaki canı çekip alman da ders olmadı bana. Senden kaçarken, sana sığındım. Yaptığımızın ölüm dansı olduğunu bile bile, kollarındaki sarhoşluğumu sürdürdüğüm için, ben de en az senin kadar suçlu değil miyim? Ama bitti artık...
Ölüm dansı tek kişiliktir! Bundan sonrasından bana eşlik edemeyeceksin. Ölümüm senin elinden olmayacak Eroin! Bu zevki tattırmayacağım sana..." Eroinle ölümüne dans! Bitti, deseniz de bir yerlerde sürüyor hala. Değişen, yalnızca dans edenler...
Not:Şiddetle tavsiye ederim..
|
|
|
|