:: Duygusuz.com - Dostluk ve Arkadaşlık Sitesi
Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adınız:
  

Şifreniz:
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler: 16,694
» Son Üye: ymptk22
» Toplam Konular: 98,585
» Toplam Yorumlar: 1,065,564

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Toplam: 160 kullanıcı aktif
» 0 Kayıtlı
» 156 Ziyaretçi
Applebot, Baidu, Bing, GoogleBot

Son Aktiviteler
Allah’ın Bizlere Güvendiğ...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
, Saat: 11:04 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 17
Allah’ın Dini İslam’ı Yaş...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-24-2026, Saat: 12:01 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 26
Saff Suresi 6. Ayet Üzeri...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-18-2026, Saat: 12:14 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 38
Namaz Dinin Direği Midir?
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-13-2026, Saat: 10:12 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 57
Atatürk'ün Çocukluk Anıla...
Forum: Hayatı ve Anıları
Son Yorum: Serdar102
03-28-2026, Saat: 09:08 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 90
Mavi'ye..
Forum: Aşk Hikayeleri
Son Yorum: SunSet
03-11-2026, Saat: 08:23 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 174
Keloğlan Çataltepe Tekfur...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:45 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 347
Kısa Keloğlan Masalları -...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:26 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 221
Keloğlan Ve Pinokyo - Ser...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:22 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 199
Dev Hamsi - Serdar Yıldır...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:19 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 192

 
  Kızını Taciz Eden Sevgilisinin Penisini Kesti
Yazar: YasSmin - 04-26-2011, Saat: 02:17 PM - Forum: Güncel Haberler - Yorumlar (1)

Kocaeli'nin Kartepe ilçesinde bir kadın, kızını taciz ettiğini öne sürdüğü birlikte yaşadığı kişiyi, cinsel organını keserek yaraladı...

Bahçelievler Mahallesi'ndeki evlerinde Nebahat Ö, 16 yaşındaki kızı G.Ö'yü taciz ettiğini iddia ettiği birlikte yaşadığı Hasan Ö. ile tartışmaya başladı.

Tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine Hasan Ö, Nebahat Ö. ve kızı G.Ö'yü darbetmeye başladı. Bu sırada Nebahat Ö, evde bulunan biber gazını alarak Hasan Ö'ye sıktı.

Fenalaşarak yere düşen Hasan Ö'nün cinsel organını mutfaktan aldığı bıçakla kesen Nebahat Ö, 112 Acil Servis ekiplerine haber verdikten sonra kızını da alarak polise teslim oldu.

Ambulansla Kocaeli Devlet Hastanesine kaldırılan Hasan Ö'nün cinsel organının olmadığını fark edilmesi üzerine sağlık ekipleri olayın yaşandığı eve geri döndü. Sağlık durumu ağır olan Hasan Ö. ise Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine sevk edildi.
Sağlık ekiplerinin cinsel organı hastaneye getirmesi üzerine Hasan Ö. ameliyata alındı. Cinsel organın ameliyatla yerine dikileceği öğrenildi.


Yorum: Ah niye dikiyorlarki atsınlar çöpe gitsin şerefsizzz

Bu konuyu yazdır

  Bir Tecavüz de Muhteşem Yüzyıl'da!
Yazar: YasSmin - 04-26-2011, Saat: 01:51 PM - Forum: Güncel Haberler - Yorumlar (4)



1303742840_28_muhtesemt.jpg

Fatmagül'ün Suçu Ne? dizisi ile birlikte rating listelerinde yer almak isteyen yapımlar tecavüz sahnelerine yer verir olmuştu. Şimdi ise yayınlandığı ilk bölümden itibaren izleyiciyi ekran karşısına çivileyen Muhteşem Yüzyıl dizisinde çok çarpıcı bir tecavüz sahnesi olacak.

Fragman için



Bu konuyu yazdır

  Cemile'ye Tecavüz Can Dündar'ı İsyan Ettirdi!
Yazar: YasSmin - 04-26-2011, Saat: 01:49 PM - Forum: Güncel Haberler - Yorum Yok

Ali Kaptan, Cemile ve tecavüze dair

Ali Kaptan her zamanki gibi sarhoştu. Boşandığı eşinin evine destursuz girdi.
Çocukların okulda olmasını, küçük Osman’ın dışarıda oynamasını fırsat bildi.
Ve boşandığı karısı Cemile’ye döve döve tecavüz etti.
Osman eve döndüğünde annesini yaralar içinde yerde buldu.
Ve ertesi gün söylenenlere bakılırsa “Öyle Bir Geçer Zaman Ki”nin son bölümündeki bu sahne, “dizinin fanatiklerini bile isyan ettirdi.”

* * *
İyi de, bu sahnede isyan eden yüz binlerden birkaç yüzünün bile kocasının tecavüzü ve dayağı sonucu öldürülen Ayşe Paşalı olayında müdahil olmamasına, “kurmaca Cemile”yi sahiplendiği kadar “gerçek Ayşe”ye sahip çıkmamasına ne demeli?
Tembellik mi?
TV karşısında çekirdek çitlerken keş Ali’ye “Boyun devrilsin” diye beddua etmenin, mahkeme kapısında aile içi şiddeti protesto etmekten daha güvenli olmasından mı?
Yoksa “Diziler göstermese gerçek hayatta da şiddet olmaz” yanılgısından mı?

* * *
Öfkeli izleyiciler internete dalıp “Bu manyak nesil işte böyle yetişiyor” diye kazan kaldırmış.
Yumurta-tavuk hikâyesi...
Şiddet, diziden beslenmiyor ki; dizi, şiddetten besleniyor.
Kadına şiddet, “Zaman Öyle Bir Geçmeden” önce de vardı.
Televizyondan önce de...
Hatta elektriğin icadından önce de...
Senarist, evlerin çoğunda yaşananı teşhir ediyor.
Bunu yazdığı için eleştirilebilir mi?
Öyle bakılırsa ne uyuşturucunun filmi çekilebilir; ne ensestin, ne terörün...
Çekilse de o, sanat eseri olmaz, ahlak dersi olur.
Sanıldığı gibi tedavi edici bir etki de yapmaz.

* * *
Aynayı taşlıyoruz.
Kadın, evde nemrut babasına, komşunun belalı kocasına, okulun dayakçı hocasına duyduğu öfkeyi Ali Kaptan’dan çıkarıyor.
Cemile’ye gözyaşı dökerken de kendi mağduriyetine ağlıyor.
“Ölçü iyi ayarlanmalı” diye yazmış izleyiciler...
İyi de; kim verecek bu ayarı?
RTÜK mü?
Seyirci anketi mi?
Kanal mı?
Hiçbirinin buna hakkı yok ki?
RTÜK, olsa olsa yaş sınırı getirebilir, küçükler için uyarı koyabilir; Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı’nın yaptığı gibi “Destek vereyim, bu durumdaki kadınların haklarından da bahset, çözüm yolunu da göster” pazarlığı yapılabilir.
Kaldı ki dizi, müptelalarının iyi bildiği gibi, Cemile’nin kişiliğinde çok güçlü bir kadın karakter yarattı.

* * *
Hoş, o müptelalardan biri olarak ben de dizide -biraz da zorlamayla- nicedir acı eşiğinin bir hayli aşıldığını düşünüyorum.
Baştaki lezzeti veren dönem havasının neredeyse tamamen bir yana bırakıldığını, toplumsal fonun ortadan kalktığını ve dizinin, döktürdüğü gözyaşında boğulma tehlikesine düştüğünü görüyorum.
Ama tecavüz sahnesi beni rahatsız etmedi.
Gerçekçiydi.
Fatmagül’deki gibi piyasada ticarete de dökülmedi.
Şöyle düşünün:
Hangi senarist, 4 ergin evladın annelerinin ardından peş peşe kendilerini ipe çekişini hayal edip yazabilirdi ki?
Zalimlikte hiçbir senarist hayatla yarışamaz.
Deva bulunması gereken de o; onu anlatanlar değil...

Kaynak: CAN DÜNDAR/MİLLİYET

Bu konuyu yazdır

  Guatr hastalığının yanlış bilinenleri
Yazar: sıla - 04-26-2011, Saat: 01:28 PM - Forum: Sağlık - Yorum Yok

[SIZE="4"][COLOR="DarkOliveGreen"]Tiroit sorunlarına kadınlarda daha sık rastlanıyor. Topraklarımızın iyottan fakir olması nedeniyle guatr bizde beklenenden çok görülüyor. Tiroit hastalıkları ile ilgili birçok şehir efsanesi var. Yani doğru bilinen yanlışlarla, yanlış bilinen doğruların sayısı oldukça fazla. İşte örnekleri…
İyotlu tuz kullanımının yaygınlaşması sorunun çözümünde yararlı olduysa da kadınlarımızın çoğunda diffüz veya nodüler guatr var. Bunların bir kısmında tiroit fonksiyonları (T3, T4, TSH) normal. Bir kısmındaysa tiroit bezi gereğinden az ya da çok çalışıyor. Her üç durumda da tıbbi tedavi ya da cerrahi tedavi gerekiyor.

[b]Yanlış 1: Tiroit hormonları kemik erimesi yapar.

Tiroit hormonu yüksek dozda ve uzun süre verilmediği sürece böyle bir tehlike yoktur. Tiroit bezi tembelliği -hipotiroiti- nedeniyle tiroit hormonu tedavisine alınan hastalarda yüksek dozda tiroit hormonu verildiği zaman (tıpkı hipertiroitili hastalarda olduğu gibi) kemik erimesi riski artabilir. Eğer tedavi dikkatli yapılır, TSH normal sınırlar içinde kalacak şekilde sürdürülürse tiroit hormonunun kemiklere bir zararı olmaz.
Bununla birlikte özellikle menopoz dönemindeki kadınlarda tiroit hormonu uzun süre kullanılacaksa kemik erimesi bakımından uyanık olmakta, kalsiyum desteklerinden faydalanıp kontrolleri sıklaştırmakta fayda vardır.

Yanlış 2: Tiroit hormonu tüy çıkarır, saç döker.
Tiroit hormonu kullananlar arasında yaygın bir şehir efsanesi de tüylenme yaptığıdır. Tiroit hormonlarının saçları döktüğü de doğru değildir. Tersine vücuttaki kılların -ve tabii ki saç kıllarının, hatta kaş kıllarının- normal gelişimi için tiroit hormonlarına ihtiyaç vardır. Tiroit bezi yetersizliğinde saçların, kaşların dökülmesi bundandır.
Ayrıca hipotiroitili hastalarda metabolizma bozulduğundan saç gelişimi için lazım olan vitamin ve minerallerin bağırsaktan emilmesi de bozulmaktadır. Bu nedenle tiroit yetersizliği olanlarda tiroit hormonu kullanmaya başlanınca saç ve kaş dökülmesi durur, yerine yenileri çıkar.

Yanlış 3: Tiroit ilaçları tok karna da alınabilir.
Tiroit ilaçlarını her zaman alabilirsiniz ama en doğru zaman sabah uyanır uyanmaz, mideniz boşken, aç karna kullanmanız ve en az 30 dakikadan önce kahvaltı yapmamanızdır.
Tiroit hormonlarının başka ilaçlarla da (örneğin kalsiyum antiasitaplar gibi) reaksiyona girme ihtimali olduğu için bu ilaçları mümkün olduğu kadar diğer ilaçlarla birlikte kullanmaktan da kaçınmalısınız.

Yanlış 4: Mineral destekleri tiroit hastalığını ilerletebilir.
Tam tersine tiroit hastalarının dengeli ve yeterli beslenmeleri vücutlarına yeteri kadar mineral kazandırmaları şarttır. Özelikle Haşimato hastalarının daha fazla selenyum kazanmaları tavsiye ediliyor. ıyot ve selenyum yetersizliği tiroit hastalıklarının önemli bir nedeni olarak gösteriliyor.
İyot eksikliği konusu iyotlu tuz yemekle halledilebiliyor ama selenyum eksikliğini telafi etmek için biraz daha fazla dikkatli olmak lazım. Bana sorarsanız, tiroit problemi olanlar selenyum ve çinkodan zengin olan ceviz, badem ve fındığı, tam tahılları, bakliyat grubunu (kuru fasulye), yumurtayı, süt ve süt ürünlerini, kırmızı eti düzenli yeme konusunda dikkatli olmalı.

Yanlış 5: Karalahana guatr yapar.
Guatr konusundaki yanlış inanışlardan biri de karalahana, turp, şalgam, karnabahar gibi sebzelerin guatr yapacağı korkusudur. Bu sebzelerden hiçbiri her gün yeseniz bile guatra yol açmaz.
Guatrla doğrudan ilişkisi olduğu bilinen tel yiyecek soya fasulyesidir ama o da yalnızca iyot yetmezliği olanlarda guatra yol açabilir.

Yanlış 6: Tiroit biyopsisi yaptırmak tehlikelidir.
Tiroit ince iğne biyopsisi, tiroit bezinde belirlenen bir nodülün kanser olup olmadığını anlamakta en etkili araştırma yöntemidir. Ne var ki biyopsi önerilen hastaların çoğu bu işlemi yaptırmaktan hâlâ korkuyor. Biyopsi yaptırmanın sağlık açısından herhangi bir riski ya da tehlikesi söz konusu değildir. Yöntem son derece kolay ve pratiktir. Ayrıca herhangi bir kanser söz konusuysa biyopsi işlemi kanserin yayılmasına da yol açmaz.
Aslında biyopsi, tiroit nodülü olan tüm hastalara yapılması gereken bir tekniktir. Biyopside kullanılan enjektörler damardan kan almak için kullanılan plastik enjektörlerden farklı değildir. Eğer analiz için damarınızdan kan alınmasından korkmuyorsanız, tiroit biyopsisi yaptırmaktan da korkmamalısınız.

Yanlış 7: Nodül mutlaka ameliyat gerektirir.
Tiroit nodüllerinin tedavisi herkes için farklıdır. Tedavinin nasıl planlanacağına tiroit biyopsisinin sonuçlarına göre karar vermek gerekir. Özellikle çapı 2,5-3 cm’den büyük nodüllere mutlaka biyopsi yapılması tavsiye edilir. Sıcak nodüllerde tiroit hormonu tedavisinin bir faydası yoktur. Tersine, tiroit hormonu bu hastalarda sorunu daha da riskli hale getirebilir.
Soğuk nodüllerde de ya hasta cerrahi uygulamaya sevk edilir ya da takibe alınır. Ayrıca her nodülün ameliyat olması da gerekmez. Araştırmalar ameliyat sonrasında yüzde 20-30 hastada tekrar nodül geliştiğini gösteriyor. Ameliyat edilmesi gereken nodüller kanserli ya da kanser şüphesi taşıyan nodüllerdir. Bunu anlamanın yolu da mutlaka ameliyattan önce biyopsi uygulamaktır. Bazen çok büyük ve etrafına baskı yapan nodüller kanser olmasalar bile ameliyat edilebilir.

Yanlış 8: Guatr bir kadın hastalığıdır.
Guatr ve Haşimato hastalarının çoğu kadındır ama erkeklerde de bu hastalıklar görülebilir. Haşimato hastalığı, kadınlarda erkeklerden daha fazla görünüyor. Hastalık 30-50 yaş kuşağında daha sık saptanıyor. Önemli bir genetik geçiş söz konusu olduğu için hastalığa yakalananların ailelerinde de en azından antikorlar yüksek bulunuyor. Bu nedenle Haşimato tiroititi saptananların aile üyelerine de tiroit tetkiki yapılmasında fayda var.[/COLOR][/SIZE][/b]

Prof. Dr. Osman Müftüoğlu

Bu konuyu yazdır

  Yulaf guatr hastalığını önlüyor
Yazar: sıla - 04-26-2011, Saat: 01:24 PM - Forum: Sağlık - Yorum Yok

[SIZE="4"][COLOR="Sienna"]Uzmanlar, guatr hastalığına yol açan tiroidin düzenli bir şekilde işlev görmesi için yulafın ideal bir besin olduğunu belirtiyor ve bol bol yulaflı gıdalar tüketilmesini tavsiye ediyor.
Tiroid bezi yavaş çalıştığı zaman bitkinlik, soğuğa karşı dayanıksızlık ve çabuk üşüme gibi sorunların ortaya çıkmasına neden oluyor.
Tiroid ile birlikte kan dolaşımı da yavaşlıyor. Halsizlik ve baş dönmesi gibi sorunlar ortaya çıkıyor. Bu konuda şikayetleriniz varsa, kahvaltıda her gün düzenli olarak yulaflı yiyecekler tüketin.
Ayrıca, nekahat dönemindeki hastalar için yulaf çok yararlı bir besin. Vücut bitkin olduğu zaman, yulaf her türlü fiziksel ve beyinsel yorgunluğu giderip, zindelik veriyor.

Çok enerjik bir besin olduğu halde, son derece hafif ve hazmı da kolay.
Yulaf, vücuda doğru miktarda karbonhidrat, B grubu vitaminleri, demir, fosfor ve kalsiyum sağlayarak, kas ve kemikleri güçlendiriyor.
Yulaf, dişleri koruyor ve sinir sisteminin düzenli çalışmasına yardımcı oluyor.[/COLOR][/SIZE]

Bu konuyu yazdır

  Kleine-Levin Sendromu nedir?
Yazar: sıla - 04-26-2011, Saat: 01:12 PM - Forum: Sağlık - Yorumlar (2)

[SIZE="4"][COLOR="DarkRed"]“Uyuyan güzel hastalığı” olarak adlandırılan “Kleine-Levin Sendromu” hastalığından muzdarip olanlar, günde 20 saat uyuyabiliyor ve sadece yemek ya da tuvalet ihtiyaçları için kalkıyorlar.
“Kleine-Levin Sendromu” hastalığında kişi, mekân ve zaman gözetmeden her yerde uyuya kalabiliyor
İngiltere’nin Yorkshire Bölgesi’nde yaşayan 30 yaşındaki Nathalie Hoyland’da çok nadir görülen “Kleine-Levin Sendromu” var.
Bu rahatsızlıkta kişi, mekân ve zaman gözetmeden her yerde uyuya kalabiliyor.
Bu durum mayıs ayında doğum yapacak olan Hoyland’ı endişelendiriyor. Hoyland endişelerini şöyle dile getiriyor:
“Doğum sırasında da uyuyakalmaktan çok korkuyorum. Doğumu atlatsam bile sonrası var, kendi başına olduğunuzda uyuya kalmak o kadar sorun değil belki, ama bakmanız gereken bir bebek söz konusu olduğunda, işler daha da zorlaşıyor.”[/COLOR][/SIZE]

Bu konuyu yazdır

  Hazırlıklar Tamamlandı
Yazar: Hasretiim - 04-26-2011, Saat: 01:11 PM - Forum: Spor - Yorum Yok

G.SARAY dün akşam yaptığı idmanla Kayseri maçı hazırlıklarını tamamladı. 5'e 2 ve kondisyon çalışması gerçekleştiren sarı-kırmızılılarda Yekta salonda çalışırken Kewell'ın tedavisine devam edildiği bildirildi.smiley.gif smiley.gif

G.SARAY dün akşam yaptığı idmanla Kayseri maçı hazırlıklarını tamamladı. 5'e 2 ve kondisyon çalışması gerçekleştiren sarı-kırmızılılarda Yekta salonda çalışırken Kewell'ın tedavisine devam edildiği bildirildi.

Bu konuyu yazdır

  Duane Sendromu nedir?
Yazar: sıla - 04-26-2011, Saat: 01:10 PM - Forum: Sağlık - Yorum Yok

[SIZE="3"][COLOR="DarkGreen"]Duane Sendromu genellikle sol gözde ortaya çıkar ve tutulan gözde dışa doğru hareket kısıtlılığı vardır. Kadınlarda erkeklere oranla daha sık görülür.
Duane Sendromu’nun 3 tipi mevcuttur:

Tip A Duane Sendromu
Gözün dışa hareketinde aşırı kısıtlılık vardır. Göz içe doğru hareket ettiğinde, göz kapak aralığında daralma ve gözde içeri doğru çekilme olur. Dışa doğru bakışta ise göz kapak aralığında genişleme görülür. Baş, etkilenen göz tarafına dönüktür. İçe bakışta bir miktar kısıtlılık olur.

Tip B Duane Sendromu
Dışa bakışta kısıtlılık vardır ama içe bakış normaldir.

Tip C Duane Sendromu
Dışa bakışta kısıtlılık, içe bakışta daha az kısıtlılık vardır.
Duane Sendromu’nda baş pozisyonu nedeniyle diplopi yani çift görme yoktur. Primer pozisyonda genellikle içe kayma vardır. Ampliyopi yani göz tembelliği oldukça nadirdir. Eğer anizometropi (yani 2 göz arasında diyoptri farkı çoksa) varsa, o zaman göz tembelliği olabilir.

Duane Sendromu ayrıca başka konjenital (doğuştan) anomalilerle beraber olabilir. Katarakt, pupiller anomaliler, sağırlık, yarık damak, yüz anomalileri, ayak anomalileri ve spina bifida gibi. Bu yüzden, bu hastaların mutlaka sistemik muayeneleri yapılmalıdır.
Duane Sendromlu hasta genellikle durumundan şikayet etmez. Kimisinde bir miktar baş pozisyonu vardır. Yani baş, tutulan göze doğru dönüktür fakat genellikle rahattır.
Bazı durumlarda cerrahi tedavi gerekebilir. Ancak cerrahi tedavi ile de dışa bakış sağlanamaz.

Cerrahi müdahale bazen ikinci kez gerekebilir.
1. Belirgin şaşılık varsa,
2. Baş pozisyonu fazla ise.[/COLOR][/SIZE]

Bu konuyu yazdır

  Bebeğinize 7 günde uyku düzenini öğretin
Yazar: sıla - 04-26-2011, Saat: 01:04 PM - Forum: Anne ve Bebek - Yorum Yok

[SIZE="4"][COLOR="Teal"]Yeni doğan bebek ihtiyacı olduğu kadar uyur. Yalnız uyku saatleri size uygun olmayabilir. Uyku düzeni oluşana kadar sizi biraz üzecek biraz da uykusuz bırakacaktır. Bu dönemde ona karşı anlayışlı olmanız gerekir.
Gündüz çok güzel uyuyup tam sizin uyumak istediğiniz zamanda kalkıp oyun oynamak isteyebilir. Uyku düzeninin oluşması zaman alacaktır. Bebeğinizin rahat rahat uyuması için odasına ve yatağına özen göstermeniz gerekir. Temizliğine, rahatlığına ve ışık düzenine de dikkat etmelisiniz.
En az iki yaşına gelene dek yastıkta uyutmamanız tavsiye edilmektedir. Bebeğin yatış konumu hakkında ise ortak ve en iyi denilebilen bir kanı yok. Ancak nasıl yatırırsanız yatırın sık sık kontrol edin. Yatırırken bebeği aşırı sarmalamayın ve odasını ılık tutun. Oda sıcaklığının 18-20 derece olması en iyisidir.

Bebeğinize uyumayı 7 günde öğretebilirsiniz
Bazı bebekler vardır; doğumdan hemen sonra hayatlarının başlayacağı eve geldiklerinde ya tüm ev halkına hükmeder, istediğini yaptırır, ya da söz dinleyen bir bebek olur. (Tabii bu nadiren görülür). Bazı bebekler vardır ki annelerini geceler boyunca uyutmaz, gündüzleri uyur, geceleri oyun oynamak ister. Zavallı anne uykusuzluk çeker, yorgun düşer.
Bebeğiniz doğduğu andan itibaren onun için her şeyin en iyisini istiyorsunuz. Belki de bu yüzden ilk günlerde geçirdiğiniz uykusuz geceler sizin için hiç önemli değil. Ama bu tempoya ne kadar dayanacaksınız! Haftalar hatta aylar boyu gecenin bir yarısında tatlı uykunuzdan uyanmak hiç hoş olmasa gerek Geceleri arada bir eşinizden yardım isteyecek oluyorsunuz ama o yorganı başına çekip daha derin bir uykuya dalıyor. Bir gün olsun yataktan dinlenmiş ve kendinizi iyi hissederek kalkmanın nasıl bir his olduğunu unuttunuz artık!
Siz bebeğinize düzenli bir uyku alışkanlığı kazandırmak istiyorsanız en başta karar vermelisiniz. Sabırlı olacak, bu yaptıklarınızın sonucunda bebeğinize uyku alışkanlığı kazandıracağınızı aklınıza getireceksiniz.
Bebekler onlara izin verildiği takdirde 3-4 ay arasında kendiliğinden uyuma alışkanlığı kazanıyor. Tabii bu söylenen, siz onu yıllarca sürecek yanlış bir uyku düzenine alıştırmazsanız geçerli. Hele ki bebeğiniz 6 aylıksa ve siz hala gece kuşu olmayı sürdürüyorsanız burada bahsedeceğimiz programı hemen uygulamaya başlayın. Çünkü 7 günde düzenli uykuyu garanti ediyoruz, bizden söylemesi…

1. Gün: Yeni Bir Düzen Kurun
Uzun saatler süren öğle uykusu nedeniyle birçok bebeğin günü ve gecesi birbirine karışıyor. Böylece bebek uykuda olması gereken bir saatte oyun oynamayı tercih ediyor. Şimdi bu durumu düzeltmenin zamanı geldi! Son araştırmalar bebeklerin gece ile gündüzü ayırt edebildiğini ortaya koyuyor. Bunun için ona gerekli ipuçlarını vermeniz yeterli.
Yarından başlayarak onu sabah erkenden kaldırın ve her gün aynı saatte uyandırmaya özen gösterin. Yatağını pencerenin yakınına koyun ve perdeleri aralık bırakın. Gün ışığı onun uyanmasına yardımcı olacaktır. Öğle uykusuna yatırdığınız zaman bile hava kararmadan önce onu uyandırın. Böylece gün ışığında uyanması gerektiğini, gece ise uyuması gerektiğini anlayacaktır. Bebeğinizi akşamları da aynı saatte yatağına yatırın. Gerekirse loş ışıkta ona kitap okuyun veya şarkı söyleyin.

2. Gün: Uygulamaya Devam
Dün başladığınız rutin programa devam edin. Hemen pes etmeyin. Geceleri karnı acıktığı için ağlamaya devam edebileceğini unutmayın. Onu emzirmek ya da beslemek zorunda kaldığınızda bunu hafif karanlık bir ortamda yapın. Özellikle geceleri bebeğinizi nelerin rahatlattığını iyi gözlemleyin. Ilık banyonun bir çocuk için sakinleştirici, bir başkası içinse tam tersi olabileceğini aklınızdan çıkarmayın. Gece yatırdığınızda müzik dinletmek gibi rutin alışkanlıklar kazandırın.

3. Gün: Ağlama Başlıyor
Ağlamak çocukların en büyük silahı! Anne ve babaların da dayanamadığı bir durum. Ancak sabırlı olun ve kendi kendinize şunu mırıldanın; “Sonuç uyku olacak!” Onu uyutmaya çalışırken ağlaması karşısında endişelenmeyin. Bırakın koyduğunuz uyku kurallarına alışsın.
Program değişiklikleri 6 aylıktan küçük çocukları çok daha fazla üzüyor. Bebeğiniz en fazla 15-20 dakika ağlar ama kötü uyku alışkanlığı yıllarca sürebiliyor. Unutmayın ki bu çocuğunuzla sizin aranızdaki bir savaş.
Onunla ilgilenmeyin ama kendi merakınızı gidermek için 5-10 dakikada bir kapı aralığından onu kontrol edin. Susması için ışıkları açmayın, yataktan çıkarmayın ya da biberon vermeyin, aksi takdirde ertesi gece de dakikalarca ağlayacağından emin olun.

4. Gün: Ağlama Savaşı Sürüyor
Geçen gece oldukça uzun sürdü değil mi? Bu gece biraz daha rahat geçecek. Ama bilin ki o yine de ağlamaya devam edecek. Ancak bu kez daha kısa sürecek, bize inanın. Bunun için kurallarınızın kesin olduğunu ona ispatlamanız gerekiyor. Sabırlı davranmaya devam edin. Ona karşı yumuşak olduğunuz hissini uyandırmayın. Yoksa geçen geceye göre 2 kat daha fazla ağlayacaktır. Sakın ona bu kozu vermeyin.

5. Gün: Bebeğiniz Sakinleşiyor
Bebeklerin çoğu 3-5 gün içersinde bu programa alışıyor. Dolayısıyla, bu gece belki de şanslı geceniz! 5 dakikada bir onu kontrol etmeyin, en az 15 dakika aralıklarla odasına uğrayın. Bazı bebekler odaya sık sık girilmesinden rahatsız oluyor. Bu nedenle kapı aralığından onu izleyin. Hem unutmayın ki bu gece daha az ağlıyor.
Uyku problemlerinin arasında sıkça rastlananların başında gece emzirmesi ve alt değiştirme geliyor. Tabii ki size bunları yapmayın demiyoruz ama mümkün olduğunca kısa ve sessiz olmasına özen gösterin. Altını değiştirirken bile kesinlikle ışıkları açmayın. Gereğinden çok emzirmeyin. Böylece hem onu rahatsız etmemiş olursunuz, hem de yeniden altını değiştirmek, zorunda kalmazsınız!

6. Gün: Bebeğiniz Uyuyor
Mucize gibi geliyor değil mi? Sakın, bu mutluluğu günlerdir uyguladığınız kuralları rafa kaldırarak bozmayın. Uyumasını garip karşılayarak onu sık sık kontrol etmeyin, gevşeyin!
Onu sıcak tutan bir pijama giydirin. Böylece üstünü açmasını kendinize dert etmeyin. Bebek monitörünün sesini kısın ve sadece çok ihtiyacı olduğunda onu duyun. Başarınızı gölgeleyecek davranışlarda bulunmamaya özen gösterin.

7. Gün: Uyku Sırası Sizde
Kendinize bir iyilik yapın ve bu gece derin bir uyku çekin. Son 6 gündür belki çok uykusuz kaldınız ama buna değdi değil mi? Çocuğunuza muhteşem bir armağan verdiniz; düzenli uyku alışkanlığı. Hiç şüphe yok ki, bu program hastalık, tatildeki otel odası gibi etkenler nedeniyle zaman zaman aksaklığa uğrayacaktır. Oysa unutmayın ki, hiç uyku problemi yaşamamış bebekler bile bu durumlarda sorun çıkarıyor. Uyku problemi yeniden baş gösterecek olursa planı en baştan yeniden uygulayın, ikinci sefer ilkinden çok daha kolay olacaktır.[/COLOR][/SIZE]

Bu konuyu yazdır

  Cana Belirsiz
Yazar: Hasretiim - 04-26-2011, Saat: 01:03 PM - Forum: Spor - Yorum Yok

G.SARAY'ın dünkü idmanında dizinde şişlik oluşan Cana'nın bugünkü maçta oynayamayabileceği belirtildi. Bülent Ünder'in Mustafa Sarp'ın yerine forma vermeyi düşündüğü Arnavut oyuncunun son durumu maçtan önce netlik kazanacak.

Bu konuyu yazdır

  Tarih: 04-26-2026, 11:44 AM