:: Duygusuz.com - Dostluk ve Arkadaşlık Sitesi
Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adınız:
  

Şifreniz:
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler: 16,694
» Son Üye: ymptk22
» Toplam Konular: 98,581
» Toplam Yorumlar: 1,065,560

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Toplam: 209 kullanıcı aktif
» 0 Kayıtlı
» 205 Ziyaretçi
Applebot, Baidu, Bing, GoogleBot

Son Aktiviteler
Atatürk'ün Çocukluk Anıla...
Forum: Hayatı ve Anıları
Son Yorum: Serdar102
03-28-2026, Saat: 09:08 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 68
Mavi'ye..
Forum: Aşk Hikayeleri
Son Yorum: SunSet
03-11-2026, Saat: 08:23 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 124
Keloğlan Çataltepe Tekfur...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:45 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 221
Kısa Keloğlan Masalları -...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:26 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 184
Keloğlan Ve Pinokyo - Ser...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:22 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 166
Dev Hamsi - Serdar Yıldır...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:19 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 158
Diş Hekiminin Aşkı - Serd...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:18 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 158
İslam Toplumu, İşte Böyle...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
01-10-2026, Saat: 05:07 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 215
Keloğlan Leyleklerin Padi...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
01-07-2026, Saat: 02:21 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 249
Yahudiler Dünyayı, İnancı...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
01-07-2026, Saat: 10:20 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 203

 
  Delikanlı Dediğin
Yazar: YasSmin - 06-15-2011, Saat: 11:19 PM - Forum: Güzel Sözler - Yorumlar (2)

Hiçbir " DELİKANLI " yatağa atmaz sevdiğini
ve
altına alıp evire çevire kirletmez henüz onun olmayan '' HELALİNİ ''.

Bu konuyu yazdır

  aşkım & ben
Yazar: MaNeSiA - 06-15-2011, Saat: 11:09 PM - Forum: Kişisel Resimler - Yorumlar (5)

14067.jpg

Bu konuyu yazdır

  Seni seviyorum*
Yazar: ZencefiL - 06-15-2011, Saat: 10:42 PM - Forum: Maxi Geyik - Yorumlar (6)

Seni Seviyorum : Teoride mi, pratikte mi?
Seni Seviyorum : Anlaşıldı. Tamam...
Seni Seviyorum : Ne güzel... Seninle beraber beni seven iki kişi olduk böylece...
Seni Seviyorum : Havalardandır, bana da oluyor bazen...
...
Seni Seviyorum : Et olarak mı, ruh olarak mı?
Seni Seviyorum : Neden? Bende benim bilmediğim bir şeyler mi var?
Seni Seviyorum : Çok hoş... Peki başka ne gibi hünerlerin var?
Seni Seviyorum : Beni bu işlere karıştırma ne olur...
Seni Seviyorum : Ben de senin, beni sevişini seviyorum.
Seni Seviyorum : Üzülme, zamanla geçer.
Seni Seviyorum : Hadi ya, çok ilginç... Eee sonra...
Seni Seviyorum : Ben de seni seviyorum. Eee, şimdi ne olacak?
Seni Seviyorum : Hayır izin vermiyorum! Bugün beni seven yarın kediyi köpeği de sever. Olmaz, ben ciddi biriyim
Seni Seviyorum : Teşekkür ederim... Bu benim için büyük bir şeref... Sevgine layık olmaya çalışacağım. Büyüklerimi sevip küçüklerimi koruyacağım.
Seni Seviyorum : Gücün bana mı yetiyor? Akranlarını sevsene!
Seni Seviyorum : Bu neye cevap olacak, neyi çözecek peki?
Seni Seviyorum : Allah razı olsun...
Seni Seviyorum : Sen aşmışsın, ben artık ne desem boş...
Seni Seviyorum : Olur paket mi olsun, burada mı seveceksin?
Seni Seviyorum : Seni seviyorumunda ekleyeceğin bir şey yoksa evlere dağılalım.
Seni Seviyorum : Beni sevmek demek, beni görmek demek değildir. Bu fani vücudum elbet bir gün toprak olacaktır fakat sevgin ilelebet payidar kalacaktır.
Seni Seviyorum : İyi de bunun sosyal güvencesi, sigortası filan var mı?
Seni Seviyorum : O vakit ağaç dik Türkiye çöl olmasın, güler yüzün gül yanağın solmasın, ben öleyim sana bir şey olmasın. (TEMA Vakfı)
Seni Seviyorum : Ömrünü, enerjini daha faydalı işlere harcasana canım... Yazık ediyorsun vallaha...
Seni Seviyorum : Elinden başka bir halt gelmez ki zaten...
Seni Seviyorum : Utanmadan bir de bunu yüzüme karşı söylüyorsun ha... Yıkıl karşımdan...
Veee Tabi ki...
Seni Seviyorum : Ben de seni seviyorum aşkım...

Bu konuyu yazdır

  yaşlandımmı ne :S
Yazar: MaNeSiA - 06-15-2011, Saat: 10:18 PM - Forum: Maxi Geyik - Yorumlar (94)

bi haftaya yakın zmndır foruma giriyorum gezerken eskiden yaptığım yorumlara açtığım konulara fln bakıorm da amma şımarıkmışım şimdi bunların hiiiiççç birini yapacak dermanım yok yaşlandımmı ne :S :S :S

Bu konuyu yazdır

  Çocuklarınızı Isırarak Sevmeyin !
Yazar: MaSaL - 06-15-2011, Saat: 07:25 PM - Forum: Anne ve Bebek - Yorum Yok

Minik çocuklar sevimli hareketleriyle çoğu zaman yetişkinlerin kanını kaynatır. Birçok insan ise sevgisini ifade etmek için genelde ya bebekleri ısırarak ya da sıkarak severler. Ancak bu davranışın birçok zararı bulunuyor.
04
Çocuklar sevilirken genelde öpülür sıkılır ya da ısırılır. Halbuki ısırarak sevmek çocuğun dişlerini çıkardığı bir dönemde çocuğun da çevresindekileri ısırmasına dönüşebilir.

Bu yaklaşım çocuğun dünyasında ise zamanla kendini ifade etmek için kullandığı bir davranışa dönüşmektedir. Örnek olarak; oral dönem dediğimiz özellikle diş çıkarmaya başladığı zamandan itibaren çocuk nesneleri ağzıyla ısırarak tanımaya başlar. İlk etapta size sevimli ve komik gelen bu davranışlar uygun bir yaklaşım sergilenmezse ilerleyen dönemlerde çocuğun her fırsatta annesini bakıcısını eve gelen misafirleri kreşe gidiyorsa kreşteki arkadaşlarını ısırması ile sevimsizleşir. Özellikle kreşe giden çocuklarda velilerin şikayete gelmesi ısıran çocuğun gruptan uzaklaştırılması gibi sonuçlarla karşılaşılmaktadır.

Nasıl davranmalıyız?

Çocuk gücünü ortaya koyan şeyleri yapıp denemek ister ve çocukta dişlerin çıkmaya başlamasıyla ısırma genellikle görülen bir durumdur. Önemli olan çocuğun bu tepkileri karşısında yetişkinlerin tutumudur. Eğer çocuklar ısırarak çevrelerinden almayı bekledikleri cevabı alıyorlarsa (ilgi gibi) çocuğun yanlış davranışları ebeveynleri ya da çevrelerindeki yetişkinler tarafından pekiştirilmiş olur. Burada yapılması gereken çocuklar doğru ve istenen davranışları uyguladıklarında bunun farkında olmak ve pozitif pekiştireçler kullanarak (sevgi sözleri sarılıp öpme alkışlama gibi) çocukların ilgi ihtiyaçlarını meşru yollardan doyurmaktır. Böylece çocuk ilgi görmek için ısırmaya ihtiyaç duymayacaktır. Örnek olarak çocuğu arkadaşlarıyla ısırmadan ve kavga etmeden geçirdiği oyunları için memnuniyetimizi belirten ifadelerle sarılıp okşamak işimizi kolaylaştırır. Çocuğunuzla yaşayacağınız her türlü problemin çözümü için püf noktası; çocuğun ilgi ve ihtiyacını karşılamak davranışlarımızda kararlı ve tutarlı olmaktır.

Kimi yetişkinler sevginin dozunu kaçırarak bebeklerin yanaklarını kolunu ve bacağını ısırarak sevmektedirler. Bu durum çocuğun hem ısırma isteğini tetiklemektedir hem de bebeklerin mikrop kapma riskini artırmaktadır. Yetişkinler çocuklara sevgilerini gösterirken peygamberî bir edeple onları örselemeden sevgilerini göstermelidir.

Çocukların ısırmaları bize komik gelebiliyor. Kimi zaman biz de onları ısırıyor ve gülüyoruz. Çocuğunuz ısırdığı zaman gülmeyin ve karşılık vermeyin. Çünkü belli bir davranış ödüllendirildiğinde bireyin o davranışı gelecekte tekrarlama ihtimali artacaktır.

Çocuğun ısırdığı durumlarda kalıp bir cümleyi tekrar ederek bu davranışını benimsemediğinizi jest ve mimiklerinizle de destekleyerek "Isırma!" "Isırmak yok" "Isırmanı istemiyorum" gibi cümlelerle kararlı bir şekilde söyleyin. Burada dikkat edilmesi gereken nokta; çocuğa doğru davranışın ne olduğunu anlatmak ve bir şey istediğinde arkadaşına vurmak ısırmak yerine size veya bakıcısına gelip söylemesini tembih etmektir. Bunu uygulamalı olarak çocuğunuzla oyun şeklinde yapabilirsiniz. Eğer çocuğunuz bunu anlayacak seviyede değilse (örnek olarak 11 aylık bebek ise) ısırdığı durumlarda eline oyuncak vererek dikkatini başka bir yöne çekebilirsiniz.

Bu konuyu yazdır

  Bİberonla besleme
Yazar: MaSaL - 06-15-2011, Saat: 07:24 PM - Forum: Anne ve Bebek - Yorum Yok

Bebeğinizi anne sütü yerine biberonla beslemeyi tercih edrseniz bunun dezavantajlarının yanında
avantajlarıda vardır.Besleme işlemini bir başkasıda yapabilirsmiliv.gifbebeğinizin ne kadar süt aldığınıda görebilirsiniz.
Biberonla beslemenin en büyük dezavantajı bebeğinizde mide rahatsızlıkları ve ishale yol açacak
bakterilere karşı daha dikkatli olmanız gerekecektir.Bunun için kullanacağınız tüm gereçleri
sterilize etmelisiniz.Mama hazırlarken de hazırlama şekline harfiyen uymalısınız.
Biberon memesinin deliklerini de sık sık kontrol etmelisiniz.Delik çok küçük olursa bebeğiniz
boşa çaba harcar va yorulur.
Biberon ile beslenen bebekler daha sonra anne memesini almakta zorlanabilirler. Kauçuk memesmiliv.gif uzun olup bebek çekmek zorunda kalmaz. Biberondan sonra anne
memesine geçilen bebekler meme başını lastik meme gibiymişcesine emmeye
çalışırlar. Meme başını çekmeyi öğrenemezler.


Emme Sorunları: Biberondan emmeyi öğrenen bebeksmiliv.gif anne memesini reddeder.
Meme başı şaşkınlığı adı verilen bir tablo ortaya çıkar. Anne sütü ile beslenmenin
yetersiz ve başarısız oluşu çoğunlukla birkaç kez bile olsa denenen biberondur.
Biberon Çürüğü : Normal koşullarda süt sıvı bir besin maddesi olduğundan ağızda ok kalmaz ve çürük oluşumuna neden olmaz. Ancak halkımız arasında çocuğun şekerli süt ile doldurulmuş biberonla beslenmesi ve bala veya reçele batırılmış yalancı emziğin uyumadan önce emdirilmesi yaygın bir alışkanlıktır. Ayrıca bazı anneler bebeklerini 2 sene gibi uzun bir süre anne sütü ile beslemektedirler. İşte bu şekilde beslenen çocuklarda 2-6 yaş arasında özellikle üst ön dişlerde yaygın kahverengi çürükler görülmektedir. Hatta çok ileri vakalarda dişlerin tamamı çürümektedir. Bu olay biberon çürüğü olarak adlandırılır. Etken devam ederse süt azılar da etkilenir.

Bu konuyu yazdır

  Yenidoğan işitme tarama testi
Yazar: MaSaL - 06-15-2011, Saat: 07:24 PM - Forum: Anne ve Bebek - Yorum Yok

bebegim_test.JPG

Her 1000 yenidoğan bebekten yaklaşık 1 ile 3’ ünde ve yenidoğan yoğun bakım ünitesine alınan bebeklerin %4–6’ sın da çeşitli tip ve derecede işitme kayıpları gözlenmektedir. Bebekte ve çocuklukta işitmenin azalmasısmiliv.gif konuşma yeteneğini azaltmakla birliktesmiliv.gif sosyalsmiliv.gif duygusal ve kavramsal gelişme üzerinde de olumsuz etkiler yaratmaktadır. Müdahale edilmemiş ciddi işitme kayıplarının IQ değerlerinin yaklaşık 30 puan azalmasına neden olduğu bilinmektedir. Yenidoğan İşitme Tarama Testismiliv.gif bebeklerin kohlealarından (iç kulak işitme organı) kaynaklanan oto-akustik sinyallerin noninvazif bir yöntemle ölçülmesine dayanmaktadır

Test sırasında bebeğin dış kulak yoluna bir mikrofon yerleştirilereksmiliv.gif iç kulakta oluşan sinyaller ölçülmekte ve bebeğe hiçbir fiziksel veya ruhsal rahatsızlık yaratmadansmiliv.gif Konjenital işitme kaybı için riskli bebekler tanınmaktadır. Bu testin önemli avantajları; bebeğe kesinlikle zarar verme riski bulunmamasısmiliv.gif hızlısmiliv.gif ekonomik ve hata oranının düşük olmasıdır. Yalnız unutulmaması gereken noktasmiliv.gif bunun bir tarama testi olduğusmiliv.gif bu testin yalnızca Konjenital işitme kaybı riski olan bebekleri belirleyebileceği ve bebeklik dönemindesmiliv.gif daha sonradan oluşabilecek işitme kayıpları için bir garanti olmadığı ve ailenin bebeğinin nasıl diğer gelişimini takip ediyorsasmiliv.gif işitme duyusunu da takip etmesi gerekliliğidir

Bu konuyu yazdır

  Bebeklerin kalbini en çok bu hastalıklar yoruyor
Yazar: MaSaL - 06-15-2011, Saat: 07:23 PM - Forum: Anne ve Bebek - Yorumlar (2)

Tüm dünyada yaklaşık bin canlı doğumdan 5-6’sı doğumsal kalp hastalığı ile dünyaya geliyor. Türkiye’de kapsamlı bir araştırma yapılmamış olsa da her 100 doğumdan birinde doğumsal kalp hastalığı bulunduğu tahmin ediliyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Pediatrik Kardiyoloji Bölüm Sorumlusu Prof. Dr. Ayşe Sarıoğlu Türkiye’de bir yılda dünyaya gelen bebek sayısının fazlalığı nedeniyle 100 doğumdan birinde kalp anomalisi bulunmasının ciddi bir oran olduğuna dikkati çekti.

Prof. Dr. Ayşe Sarıoğlu anne karnındaki bebekte hangi anomalilerin olabileceği hakkında şu bilgileri verdi:

En sık görülen anomalilerin başında kalpte ve kalpten çıkan damarlarda olan doğuştan anormallikler geliyor.

Kalp dört odacıklı bir organdır. Bu odacıklar arasında bölmeler vardır. Bu bölmelerde delikler olabilir. Biz bu deliklere VSD ve ASD adını veriyoruz.

Kalpten çıkan damarlarla ilgili anomaliler de vardır. Damarlardan birisi olmayabilir. Damarlar ince veya dar olabilir damarların çıkışı ters olabilir (transpozisyon). Bu anomali de sık görülmektedir. Damarların her ikisi sağ karıncıktan çıkabilir.

Kalp kulakçıkları ve karıncıkları arasında kapaklar var bunlarla ilgili sorunlar görülebilir. Bebekte doğuştan kalp kapağı olmayabilir.

Kapaklarda darlık yetersizlik olabilir.

Kapaktan geriye kan kaçırma olabilir.

Karıncıklar çok küçük olabilir.

Karıncıklar hiç gelişmemiş olabilir.

Kalpten çıkan damarlarda sorunlar olabilir.

Damarın herhangi bir yerinde darlık oluşabilir.

Akciğerlerden kalbe dönen damarlar yanlış yerlere dönebilir.

YÜZDE 90’ININ NEDENİ BİLİNMİYOR

Kalpteki anormalliklerin yüzde 90’ının nedenini bilmediklerini sadece yüzde 10’unun sebebinin bilindiğini ifade eden Prof. Dr. Ayşe Sarıoğlu bu yüzde 10’luk oranın içinde anne adaylarının hamilelik döneminden önce ve hamileliğin ilk aylarında yaptıkları yanlışların etkili olduğunu söyledi. Hamilelik sırasında gösterilecek özenin hamilelik öncesinde de gösterilmesinin önemine işaret eden Prof. Sarıoğlu “Bu nedenle biz anne adaylarına hamileliklerini planlı bir şekilde gerçekleştirmelerini öneriyoruz. Taşıdıkları birtakım risklerin önceden belirlenebilmesi amacıyla hekim kontrolünden geçmelerini istiyoruz” dedi.

BEBEKTE ANOMALİNİN BİLİNEN NEDENLERİ NELERDİR?

- Ailede bulunan hastalıklar: Ailede kardeşlerden birinde annede babada teyzede halada yani yakın akrabalarda doğumsal kalp hastalığı bulunması bu riski artırıyor.

Enfeksiyon geçirilmesi: Hamileliğin ilk 3 ayında anne adayında döküntülü hastalık görülmesi de bu sorunlara yol açabiliyor. Viral enfeksiyonlar özellikle kızamıkçık olarak bilenen hastalık kalp anomalileri açısından büyük risk yaratıyor. Bu nedenle genç kızlarımızın kızamıkçık aşısıyla aşılanmasını istiyoruz.

- Kromozom anomalileri: Bazı kromozom anomalileri örneğin Down sendromu tesbit edildiyse Trizomi dediğimiz anomaliler varsa dikkatli olunmalı. Eğer bebeğin bağırsakları ve böbreklerinde doğuştan anomali varsa anne karnında tespit edildiyse bebeğin kalbinde de anomali olabiliyor.

- Sigara ve alkol kullanımı: Bu da sorunlara neden oluyor özellikle alkol kullanımı soruna yol açıyor. Sigara bebeğin gelişmesine de engel oluyor

- İlaç kullanımı: Antibiyotikler bazı ağrı kesiciler sakinleştiriciler epilepsi ilaçları anfetamin ilaç grubu akne ilaçları tiroid ilaçlarının insülin ilaçlarının bebek üzerinde çok etkisi yok ama tiroid ilaçları bazen bebekte hipotirodi (tiroid bezinin yetersiz çalışması) sorunun oluşmasına neden oluyor. Bu nedenle diyabet ve tiroid hastalarının hamileliklerini planlı gerçekleştirmeleri kadın doğum uzmanları ve dahiliye uzmanlarıyla görüşmeleri gerekiyor. Aynı şekilde kalp hastaları da bazı ilaçlar aldıkları için bu kanı sulandırıcı ilaçların kullanımının da düzenlenmesi önem taşıyor.

- Röntgene maruz kalmak: Röntgen ışınları bebeklere zarar veriyor.

Bu konuyu yazdır

  Çocuk ve polenler
Yazar: MaSaL - 06-15-2011, Saat: 07:23 PM - Forum: Anne ve Bebek - Yorum Yok

İlkbaharın gelişiyle birlikte polen alerjisi olanlar özellikle de çocuklar için zor günler kapıda. Polenler sıklıkla havada uçuşurken gördüğümüz çiçek tozarıdır. Bitkilerin üremesi için genetik bilgileri taşıyan polenlerin diğer bitkilere rüzgar veya böceklerle taşınması gereklidir.

Alerjik açıdan önemli olan polen grubu 20-60 mikron büyüklüğünde olup çok uzak mesafelere taşınabilenlerdir. Bu polenler hava değişiklikleri ile daha küçük parçacıklara bölünür ve dağılmaları daha da kolaylaşırken alerjik kişileri hapşırtan öksürten veya kaşındıran yakınmalara yola açar.

Her polen alerjiye yol açmaz. Polen boyutları solunan havadaki polen miktarı ve polenlerin havada kalma süreleri alerjen yapılarını belirler. Ülkemizde bölgesel farklılıklar olmasına rağmen atmosferde en çok polen bulunan aylar nisan ve hazirandır. Bu aylarda sıklıkla çayır polenleri etkilidir. Hedef organları ise burun ve akciğerlerdir. Eylül ve ekim aylarında ise ot polenleri atmosfere yayılır.

Etkilenme burunda ise "alerjik nezle" akciğerde ise "alerjik astım" rahatsızlığı ortaya çıkar. Yeni yaklaşımlara göre burun ve akciğeri tek bir hava yolu olarak değerlendiriyoruz. Çünkü astımlı hastaların yüzde 80'inden fazlasında alerjik nezle gözlenir. Alerjik nezlesi olanların da yüzde 20-40'ında astım vardır.

Alerjik nezle burun akıntısı hapşırma burunda kaşıntı ve tıkanıklık; astım ise tekrarlayan öksürük hırıltı nefes darlığı ve atakları göğüsten ıslık sesi gelmesi koşma ağlama ve gülmekle ortaya çıkan veya gece uyandıran öksürük gibi belirtiler gösterir. Dış ortamda soluduğumuz havada dolaştıklarından polenlerden tam korunma mümkün değildir. Atmosferdeki polen miktarı sıcak kuru ve rüzgarlı havalarda çok fazladır. Yağmurlu günlerde ise polenler su ile yere indiklerinden havadaki miktarları hemen azalır ve alerjik kişiler rahatlar.

Polenlerden korunmanın yolları:

Hangi polenlere alerji geliştiği saptanmalı

Medyada polen mevsimine uygun günlük hava raporları olmalı ve bunlar takip edilmeli

Polenlerine alerjik olduğu bilinen bitkilerden olabildiğince uzaklaşın

Evin kapı ve pencereleri sıkıca kapatın

Evde ve arabada polen filtreleri kullanın

Evdeki polen düzeyi çok yüksek ise hava temizleyicisi kullanılmalı

Polenlerin atmosferde yoğun olduğu zamanlarda çocukları dışarı çıkarmayın

Dış ortamda ağzı ve burnu koruyan maskeler kullanın

Polen zamanı ağaçlık çimenlik yerlerden çok deniz kenarını tercih edin

Dışarıda çocuklarınıza güneş gözlüğü takın ve eve dönünce hemen yüzünü yıkayın

Şapka takın ve yatmadan saçlarını yıkayın çünkü yapışan polenler uykuda yakınmalara yol açabilir.

Eve gelir gelmez dış ortamda kullanılan giysileri çıkarın

Tedavi

Polen alerjilerine bağlı astım ve alerjik nezle hastasının temel tedavisi ilaç tedavisidir. Bunun için de hem polen mevsiminde yakınmaların ortaya çıkmasını önleyici koruyucu hem de yakınmaları ortadan kaldıran kurtarıcı ilaçlar kullanılır.

Sıklıkla polen dönemi süresince tedavi almak yeterlidir.

Polen aşısı

Polen alerjisine bağlı astım ve alerjik nezleye karşı polen aşısının da bir tedavi yöntemi olarak uygulanabilir. Aşı yalnızca ve yalnızca uygun ilaç tedavisine rağmen kontrol altına alınamayan hastalarda düşünülmeli kullanılıp kullanılamayacağına da alerji uzmanları karar vermelidir.

Alerjik nezlesi olan çocuklarda astım gelişme riski olduğundan ailelerin çocukların yakınmalarına duyarlı ve dikkatli olması gerekir. Çünkü alerjik nezle uygun tedavi edildiğinde astım gelişme riski de azaltılabilir.

Amerikan Hastanesi
Göğüs Hastalıkları Bölümü
Dr. Elif Altuğ Kolsuk

Bu konuyu yazdır

  Kız çocuğu içine atıyor, depresyona daha çok giriyor
Yazar: MaSaL - 06-15-2011, Saat: 07:22 PM - Forum: Anne ve Bebek - Yorumlar (1)

Çocuklarda depresyon görülme oranı yüzde 3-5 arasındayken ergenlerde bu oran yüzde 4-8’e kadar çıkabiliyor. Acıbadem Etiler Tıp Merkezi'nden Psikolog Reyan Kanyas depresyon belirtilerinin cinsiyete göre de değiştiğini belirtiyor. Araştırmalara göre kız çocuklarının sorunlara karşı tepkisi dışarı vurmaktan çok içine atmak. İşte bu tepki nedeniyle erkeklere göre depresif belirtiler gösterme ihtimallerinin daha fazla olduğunu belirten Psikolog Kanyas çocuklarda depresyon geçirme olasılığını arttıran nedenler arasında şunları sıraladı: Ailede depresyon geçiren bireylerin olması aile içi problemler anne-baba arasındaki sürekli çatışmalar kişiler arası ilişkilerdeki problemler terkedilme korkusu ve kayıplar… Stres altında bulunan çocuklar dikkat eksikliği öğrenme veya davranış bozukluğu olan çocukların da depresyon yaşama riski daha yüksek oluyor.

BEBEKLERDE AŞIRI AÄžLAMA DEPRESYON BELİRTİSİ

Çocuklarda görülen depresyon belirtileri yetişkinlerdekine benzer olabildiği gibi bazen çocukların yaşadığı depresyon kendini farklı şekillerde de belli edebiliyor. Bebeklik döneminde durgunluk aşırı ağlama huzursuzluk hırçınlık iştahta azalma kusma ishal kilo kaybı ve fiziksel gelişimde gecikme çocuktaki depresyonun habercisi olabilirken; daha büyük çocuklarda depresyon mutsuzluk sıkıntı ilgisizlik saldırganlık veya baş/karın ağrısı gibi fiziksel şikayetler şeklinde ortaya çıkabiliyor.

İnsanlar ile vakit geçirmekten hoşlanan bir çocuk artık yalnız kalmak istiyor ve hiçbir şeyle ilgilenmek istemiyorsa; eskiden onu eğlendiren şeyler artık onun için hiç veya çok az eğlenceli bir hal almışsa bu durum depresyon belirtisi olabilir. Depresyon geçiren bir çocuğun sevilmediğini düşünüp ‘kötü bir çocuk’ olduğu gibi söylemlerde bulunabileceğine dikkati çeken Reyan Kanyas “Olaylardan dolayı da sık sık kendini suçlar. Kendine güveni azalır çekingenleşir ölmek istediği gibi söylemlerde bulunup intihardan bahsedebilir. Depresyon yaşayan ergenler ise kendilerini daha iyi hissedebilmek için sigara alkol veya uyuşturucu kullanımında medet umabilirler” diye konuştu. Okulda veya evde düzeni bozan çocuklar da depresyon geçiriyor olabilir. Bazen çocuklar öfke saldırganlık gibi davranış problemleri sergileyerek depresyonlarını maskeliyor olabilirler. Ayrıca depresyon çocuğun okul başarısında düşmelere konsantrasyon ve dikkat eksikliğine sebep olabilir.

Reyan Kanyas çocuklarda görülen depresyon belirtilerini şöyle sıraladı:

Sık sık üzüntülü olma hali ve ağlama
Uyku bozuklukları ve yeme alışkanlıklarında değişim
Sevdiği aktivitelere ilgisizlik zevk almama
Enerji eksikliği
Kendini soyutlama iletişimsizlik
Öz saygı eksikliği suçluluk duygusu
Öfke yıkıcı haraketler saldırganlık
Konsantrasyonda düşüş okulda başarısızlık
Baş ağrısı karın ağrısı gibi bedensel şikayetler
İntihar veya kendine zarar verici davranış düşünceleri

Tanı konulmamış ve tedavi görmeyen kişilerde depresyon kişinin gündelik hayatında aksamalar yarattığı gibi intihar riskini de artırabiliyor. Dolayısıyla depresyonun teşhisi ve tedavisi önem taşıyor. Bu durumda anne-babaların ve öğretmenlerin çocukların ruhsal durumlarıyla ilgili kendilerini eğitmeleri ve çocukların davranışlarıyla ilgili iyi bir gözlemci olmaları; gerektiğinde profesyonel yardıma başvurmaları gerekiyor. Uzmanlar kapsamlı bir tedavi için kişisel terapinin yanında aile ile çalışmayı ve gerektiğinde ilaç kullanımını da önerebiliyorlar.

Bu konuyu yazdır

  Tarih: 04-12-2026, 12:38 PM