:: Duygusuz.com - Dostluk ve Arkadaşlık Sitesi
Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adınız:
  

Şifreniz:
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler: 16,694
» Son Üye: ymptk22
» Toplam Konular: 98,581
» Toplam Yorumlar: 1,065,560

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Toplam: 245 kullanıcı aktif
» 0 Kayıtlı
» 240 Ziyaretçi
Applebot, Baidu, Bing, GoogleBot, Yandex

Son Aktiviteler
Atatürk'ün Çocukluk Anıla...
Forum: Hayatı ve Anıları
Son Yorum: Serdar102
03-28-2026, Saat: 09:08 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 64
Mavi'ye..
Forum: Aşk Hikayeleri
Son Yorum: SunSet
03-11-2026, Saat: 08:23 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 120
Keloğlan Çataltepe Tekfur...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:45 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 210
Kısa Keloğlan Masalları -...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:26 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 179
Keloğlan Ve Pinokyo - Ser...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:22 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 161
Dev Hamsi - Serdar Yıldır...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:19 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 153
Diş Hekiminin Aşkı - Serd...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:18 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 153
İslam Toplumu, İşte Böyle...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
01-10-2026, Saat: 05:07 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 204
Keloğlan Leyleklerin Padi...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
01-07-2026, Saat: 02:21 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 240
Yahudiler Dünyayı, İnancı...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
01-07-2026, Saat: 10:20 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 195

 
  Mevsimsel Gribe Karşı Neden&Nasıl Korunmalıyız?
Yazar: saglikveyasam - 08-16-2011, Saat: 10:19 AM - Forum: Sağlık - Yorum Yok

Herşeyden önce bilinmesi gereken en önemli nokta: ‘Mevsimsel grip, basit bir soğuk algınlığı değildir’. Herkes mevsimsel gribe yakalanabilir.

Ancak risk grubu kişilerde daha ağır komplikasyonlara ve ölümlere yol açmaktadır. Aşılama, çok bulaşıcı olan mevsimsel gribi önlemenin en iyi yoludur.


Mevsimsel grip Influenza virüslerinin neden olduğu çok bulaşıcı bir solunum sistemi enfeksiyonudur. Grip virüsü bir kez bulaştığında en az 1 ya da 2 kişiye geçebilir. İlk belirtiler görülmeden bile başkalarına bulaşabilir.

Halkımız tarafından yeterince önemsenmeyen ‘Mevsimsel Grip’ hakkında sorular ve cevaplara gelince;

*’Mevsimsel Grip’ önemsenmesi gereken bir hastalık mıdır?

Genellikle sonbahar-kış aylarında görülen mevsimsel grip hastalığı, halk arasında sıklıkla soğuk algınlığı ve nezle ile karıştırılan, ancak sanıldığının aksine tehlikeli, hatta ölümcül olabilen bir hastalıktır. Kısacası; mevsimsel grip, basit bir soğuk algınlığı değildir .

* Dünyada yılda kaç kişinin grip nedeniyle hayatını kaybettiği tahmin ediliyor?

Her yıl influenza virüsünün; dünyada 3 ile 5 milyon arasında ciddi olguya, 250 bin ile 500 bin arasında ölüme neden olduğu tahmin edilmektedir. Çocukların %20’si gripten her yıl zarar görmektedir. Ayrıca tüm dünyada işgücü kaybının en önemli nedenidir. İşgücü kaybının % 10-12 sinin gripten kaynaklandığı bildirilmektedir. İkincil enfeksiyonları tetikleyip altta yatan hastalıkları alevlendirerek ciddi vakaların oluşmasına sebep olduğu da unutulmamalıdır.

*Grip hangi kişilerde daha tehlikelidir?

Grip, Influenza virüslerinin neden olduğu çok bulaşıcı bir solunum sistemi enfeksiyonu olduğu için herkes bu hastalığa yakalanabilir. 65 yaş üstü kişilerde ve küçük çocuklarda çok daha ciddi seyredip ölümlere yol açabilir.

Risk Grupları:

- 65 yaşından büyük kişiler
- Şeker hastaları (diyabet)
- Astım hastaları
- Kronik akciğer hastaları (bronşit vb.)
- Kronik kalp ve damar sistemi hastaları (koroner arter hastaları)
- Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler (kronik kan hastalığı olanlar, kanser hastaları, immünsupresif kullananlar)
- Huzurevi, bakımevi vb. ortamlarda yaşayanlar
- Böbrek bozukluğu (renal disfonksiyonu) olanlar

* Bu kişilerde grip nedeniyle gelişebilecek ciddi tablolar nelerdir?

Zatürre gribin önemli bir komplikasyonudur. Grip mikrobunun kendisi zatürreye yol açabileceği gibi grip zemininde üzerine eklenen diğer mikroplarda zatürrenin gelişme riskini artırır. Özellikle risk gruplarında zatürre gelişme riski çok fazladır. Bu tür gruplarda ölüm riski % 20’lere kadar çıkmaktadır. Bunun haricinde gribin belki de en önemli komplikasyonu altta yatan hastalığın alevlenmesidir. Grip nedeniyle kaybedilen hastaların büyük bir çoğunluğu biraz önce de belirttiğim gibi altta yatan diyabet, astım, koah, kalp, böbrek, karaciğer gibi hastalıkların komplikasyonlarının ortaya çıkmasıyla yaşamını yitirmiştir. Bu durum sık görülmektedir.

*Mevsimsel grip aşısı yaptırarak grip ve ona bağlı hastalıkları engellemek ya da korunmak mümkün mü?

Aşılama, çok bulaşıcı olan mevsimsel gribi önlemenin en iyi yoludur. Grip virüsü sürekli antijenik yapısını değiştiren bir mikroptur. Dolayısıyla grip aşısı her yıl bir önceki sene en sık rastlanan grip mikrobu türlerinin antijenik yapısı gözönünde bulundurularak hazırlanır. Dolayısıyla mevsimsel grip aşısı ile bu risklerden korunmak mümkündür.

* ‘Grip zatürreye çevirince öldürür’ söylemi doğru mudur? Bu durumdan aşıyla korunmak mümkün mü?

Gribe yakalanmak zatürreye neden olan mikropların yerleşmesine olanak sağlayarak zatürre gelişmesine neden olabilir. Gribin üzerine zatürre gelişirse hastaneye yatış ve ölüm riski artar. Bu nedenle mevsimsel grip aşısı ile bu risklerden korunmak mümkündür.

*Ülkemizdeki risk grubu kişiler mevsimsel grip aşı yaptırıyor mu?

Ülkemizde risk gruplarında erişkin aşılanma oranları çok düşüktür. Şuan % 5.9 – 14.9 grip aşılanma oranının %75 olması hedeflenmektedir.

*Daha fazla kişiyi aşılamak için neler yapılmalı? Grip aşısının hapını çıkarsalar, olmaz mı?

Daha fazla kişiyi aşılayabilmek için kişinin çok az acı hissedeceği mikroenjeksiyon türü intradermal (deri içi) aşılar çok yararlıdır. Gerek teknik nedenlerle gerekse de aşını her yıl değişkenlik göstermesi nedeni ile oral tablet eklinde aşı yapmak mümkün değildir.

*Deri-içi ‘Grip Aşısı’nın diğer aşıdan farkı nedir?

Çevreden gelen potansiyel olarak tehlikeli tehditlere karşı ilk savunma hattı deridir. Mevcut deneyimler, intradermal yolun son derece etkili olduğunu göstermektedir. Mikro-injeksiyon sistemi ile tam olarak dermise doğru miktarda antijeni verir. Deri içi grip aşısı 1,5 mm uzunluğunda çok küçük iğnesi olan mikroenjeksiyon sistemdir. Daha az miktarda aşı enjeksiyonu ile deri içine uygulaması kolaydır. (iğne korkusunu yenersiniz!) Kitlesel uygulamalar için de çok uygundur.

*Grip aşısını ne zaman yaptırmalıyız? Yılda kaç kez yaptırmak gerekir?

Ağustos ayı sonundan başlayarak sonbahar ve kış başlangıcı dönemi grip aşısının yapılması (mayıs ayına kadar aşı uygulanabilir) için ideal bir zamandır. Erişkinde yılda bir kez yapılması yeterlidir.

* Grip ve zatürre aşılarını ücretsiz yaptırabiliyor muyuz?

65 yaş üstü kişiler altta yatan bir hastalık olmasa bile grip ve zatürre aşısını ücretsiz olarak yaptırabilirler. Altta yatan kronik akciğer hastalığı, diyabet, kalp rahatsızlıkları, böbrek ve karaciğer yetersizlikleri olan hastalar, bu hastalıklarına ait bir sağlık kurul raporu aldıkları takdirde grip ve zatürre aşısından ücretsiz olarak yararlanabilirler.

Bu konuyu yazdır

  Üç harfli...
Yazar: acemhe - 08-16-2011, Saat: 02:23 AM - Forum: Güzel Sözler - Yorum Yok

[INDENT][INDENT]


Bildiğim tüm acılar üç harfli,
Aşk , sen hatta acı"nın ta kendisi , üç harfli,
Koynuma sokulan karabasan sebepleri üç harfli,
Genelde bu kelimerin tek harfi sesli,
Tıpkı ben gibi,
Şimdi ölüm"e söyler misin sevgili,
Kaldırsın üstündeki aitlik ekini,
Ortaya iki sesli,
Ama ardından feryat konvoyu oluşturacak bir kelime çıksın,
Örneğin "ölü" gibi..
Düş"de üç harfli,
Tıpkı yok"luğun gibi,
Ben"de üç harfliyim,
Tıpkı boş"luğun gibi...


[/INDENT][/INDENT]

Bu konuyu yazdır

  Bir Daha Hiç Rastlamadım Sana ..
Yazar: acemhe - 08-16-2011, Saat: 12:41 AM - Forum: Aşk (Genel) - Yorumlar (1)

[SIZE="3"][INDENT][INDENT]O akşam terastaydık gene. Gün çoktan batmıştı. Çamaşırlar asılıydı uzaktan şarkılar geliyordu ve kekik kokuları. Nedense her zamankinden başka bakıyordun bana.

Sonra usulca dedin ki:
'İlk kez bir erkeğin tenine dokunma isteği duyuyorum içimde.'
Benim için yaz başlamıştı.
'Dokun öyleyse,' dedim.

Sustun. Uzun uzun baktık birbirimize. Kendine nasıl karşı koyduğun okunuyordu yüzünün derinliklerinde. Sonra hiçbirşey söylemeden usulca kalktın, odana gittin, yavaşça örttün kapını. Saatlerce orada, gecede ve o terasta kaldım.
Sabah uyandığımda odanın kapısı açıktı, eşyalarını toplayıp gitmiştin baktım. Yalnızca terasta unuttuğun havlu çırpınıyordu rüzgârda.

Bir daha hiç rastlamadım sana, hirbir yerde hiçbir yazda. Düşünüyorum aradan tam on üç yıl geçmiş.On üç yıl önce içinde uyanan isteğin anısı saklı duruyor mu sende?

Birden adını hatırlamadığımı farkettim bu şiiri yazarken, ama terasta çırpınan havlunun rengi hâlâ gözlerimin
önünde.


Murathan Mungan.[/INDENT][/INDENT][/SIZE]

Bu konuyu yazdır

  Allah a ve elçisine yaptığımız büyük yanlış.
Yazar: halukgta - 08-15-2011, Saat: 03:35 PM - Forum: İslam - Yorum Yok

Bizler İslam ı yaşarken, ne yazık ki Kur’an ile aramıza öyle yüksek duvarlar örmüşüz ki, Allahın güneşinden, aydınlığından, rehberliğinden istifade edemez olmuşuz.

Bugün sizleri düşünmeye davet etmek istediğim konu, bizlere öğretildiği gibi, Kur’an her konuda ayrıntılı bilgi vermemiş midir? Örneğin namaz kılın dediği halde, nasıl kılınacağını anlatmamış olabilir mi? Oruç tutmamızın bizlere sağlık getireceğini anlatan Allah, bu konuda gereken detayı vermemesi mümkün mü? Yine birçok kez bizleri zekât vermek için teşvik eden Allah, nasıl ve ne kadar, kimlere zekât verileceği konusunda, açıklama yapmamış olabilir mi? Hacca gidin emrini vermesine rağmen, bu konuda gerekenleri söylememiş olacağını düşünmek, ne kadar doğru olur?


Gerçekten bu konular öne sürülerek, İslam âlemi sonu belli olmayan bir yola doğru sürüklenmektedir. Bizlere Kur’an dışından öğretilenleri, Kur’an da bulamadığımızda, bakın Kur’an da her şey yokmuş diyerek, Allaha çok büyük saygısızlık yapmış olmuyor muyuz? Allah onlarca kez zikrettiği namaz kılın, zekât verin emrini vermesine rağmen, bu konuda açıklık getirmediğini söyleyerek, bu konuların detayını peygamberimize bırakmıştır sözlerine inanmamızı Kur’an onaylar mı, gelin birlikte Allahın rehberine bu soruyu soralım, bakalım ne cevap verecek.



Meryem 64: Biz sadece Rabbinin emrini indiririz/biz ancak Rabbinin emriyle ineriz. Önümüzdeki, arkamızdaki ve bunlar arasındaki her şey O'nundur. Rabbin asla unutkan değildir.


Ankebut 51: Kendilerine okunmakta olan Kitabı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu? Şüphesiz bunda iman eden bir kavim için gerçekten bir rahmet ve bir öğüt (zikir) vardır.



Araf 52: “çünkü Biz, gerçekten de onlara, inanacak bir toplum için bir doğru yol, içinde bilgiye dayalı, ayrıntılı açıklamalarda bulunduğumuz bir kitap ulaştırmıştık”.



Enam 38: Yeryüzünde hiç bir canlı ve iki kanadıyla uçan hiç bir kuş yoktur ki, sizin gibi ümmetler olmasın. Biz Kitap'ta hiç bir şeyi noksan bırakmadık, sonra onlar Rablerine toplanacaklardır.




Yunus 37: Bu Kur'an, Allah'tan başkası tarafından yalan olarak uydurulmuş değildir. Ancak bu, önündekileri doğrulayan ve kitabı ayrıntılı olarak açıklayandır. Bunda hiç şüphe yoktur, âlemlerin Rabbindendir.


Kehf 54; Yemin olsun, biz, bu Kuran'da, insanlar için her türlü örneği değişik ifadelerle gözler önüne koyduk. İnsan ise varlığın, tartışmaya en çok tutkun olanıdır.



Nur 34: Andolsun ki biz size (gerekeni) açık açık bildiren ayetler, sizden önce yaşayıp gitmiş olanlardan örnekler ve takvaya ulaşmış kimseler için öğütler indirdik.



Nahl 89 :……. Sana bu Kitap'ı indirdik ki her şey için ayrıntılı bir açıklayıcı, bir kılavuz, bir rahmet, Müslümanlara da bir müjde olsun.



Yukarıdaki ayetlere benzer, daha birçok ayet yazabiliriz. Hepsinde anlatılmak istenen konu, Kur’an ın ayrıntılı açıklandığı, her şeyi açık seçik bildirdiği, hiçbir şeyi noksan bırakmadığını bizlere anlatıyor. Peki, bu kadar açık ayetleri görmemize rağmen, bizler neler söylüyoruz? Allah emrettiği ibadetleri detaylı açıklamamış, onu da peygamberimize bırakmıştır. Bunun ne kadar büyük bir hata olduğu, yukarıdaki ayetlerden sizce anlaşılmıyor mu?

Bakın bu konu ile ilgili Rabbim elçisine, bizlere neler söylemesini istiyor, bizlerin ve elçisinin, nereye uymasını emrediyor.


Ahkaf 9: De ki: 'Ben elçilerden bir türedi değilim, bana ve size ne yapılacağını da bilemiyorum. Ben, yalnızca bana vah yedilmekte olana uyuyorum ve ben, apaçık bir uyarıcıdan başkası değilim.



Enam 19: Sor: "Tanıklık bakımından hangi şey daha büyüktür?" De ki: "Benimle sizin aranızda Allah tanıktır. Bu Kur’an bana vahyolundu ki, onunla sizi ve ulaştığı herkesi uyarayım…..



Maide 45: ……Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, zalim olanlardır.



Ahzap 2: Rabbinden sana vah yedilene uy! Allah, yapmakta olduklarınızdan en iyi biçimde haberdardır.


Araf 3: (Ey insanlar), Rabbinizden size indirilene uyun ve O'ndan başka velilere uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!


Maide 67: Ey resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan onun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah seni insanlardan korur. Allah, küfre batmış topluluğa kılavuzluk etmez.




Aslında ayetler çok açık ve net, her şeyi anlatıyor. Allah elçisine, söyle onlara ben yalnız, bana vah yedilen yani Kur’an a uyuyorum, de onlara diyor. Devamında da yetki ve sorumluluğunu da açıklıyor. Ben apaçık bir uyarıcıdan başkası değilim. Yine yukarıdaki ayetlerde anlatılmak istenen ana konu, Allahın elçisinin yalnız Kur’an a uyacağı ve Kur’an ı bizlere tebliğ edip, ilmiyle sapmış toplumu ikna edip, onları Kur’an a davet edeceği anlatılıyor. Allah elçisine, sana vah yedilene uy, eğer sana vah yettiğimizi yani Kur’an ı, tebliğ etmezsen, görevini yapmamış sayarız diye de dikkatini çekiyor.


Bu ayetleri okuyan bizler, hala nasıl olurda Kur’an da namazın, orucun, zekâtın, Haccın detayı yok deriz dostlar. İşte bu yaptığımız apaçık Allah ın kelamına, nuruna saygısızlıktır. Bizler Kur’an dan öyle uzaklaştırılmışız ki, Allahın ayetlerine karşı kör olmuşuz. Bizler Kur’an dan öyle uzaklaştırılmışız ki, gözlerimize perdeler inmiş, gönüllerimiz taşlaşmış adeta, göremez olmuşuz gerçekleri. Kur’an dışından hurafelerle öyle beynimiz yıkanmış ki, apaçık ayetleri gördüğümüz halde, körlük yapmaya devam ediyoruz.


Allah Kur’an da her şeyi detaylı gönderdim ki anlayasınız diyor, bizler hala inatla Kur’an da her detay yoktur, deme gafletine düşüyoruz. Beşerin dine ilavelerini, adeta Kur’an ın HÂŞÃ‚ eksiği gibi görmeye devam ediyoruz. Rabbim bizleri affetsin. Allah ın apaçık söylediği sözlerin üstü örtülmüş, beşerin yalanları muteber olmuş ne yazık ki.


Bizler Allahın kelamı elimizin altında olmasına rağmen, anlamadan okuduğumuz içindir ki, Rabbin hükümlerinden habersiz yaşıyoruz. Bundan dolayıdır birileri, bizleri istediği gibi yönlendiriyor. Allahın ne söylediğinden habersiz bizler, kendimizi temize çıkarıp, karşımızdaki insanlara erdemli olmayı, nasıl İslam ı doğru yaşanması gerektiğini öğretmeye çalışıyoruz. Kur’an dan habersiz. Bakın Allah bu insanlara ne söylüyor.


Bakara 44: Siz kendinizi unutarak diğer insanlara erdemli olmayı mı öğütlüyorsunuz -hem de ilahi kelamı okuyup durduğunuz halde?- Siz hiç aklınızı kullanmaz mısınız?



Bizler Allahın kelamını okuyoruz ama anlamadan, bu durum da nasıl olurda ayetler üzerinde düşünebiliriz, aklımızı kullanabiliriz. Ne yazık ki günümüzde birileri Kur’an dan çok uzak, bunlar Kur’an dandır diyerek, büyük bir yanılgının peşinden gidiyorlar. Bunun farkına varalım ve Kur’an ı anlayarak, düşünerek, aklımızı kullanarak iman edelim ki, Rahmanın doğru kulları olabilelim.


Allah elçisinin öyle bir dikkatini çekmiştir ki, biz ümmetine Kur’an dışından, hiçbir şeyi, bunlarda Allah katındandır demesi, mümkün değildir. Çünkü bakın elçisine Rabbim ne diyor.

Hakka 44; Eğer bazı lafları bizim sözlerimiz diye ortaya sürseydi, 45 Yemin olsun, ondan sağ elini koparırdık. 46 Sonra ondan can damarını mutlaka keserdik.



Sizce Yüce Rabbim, daha nasıl anlatsın bizlere. Kur’an dışından bazı hükümleri, bilgileri Allah sözüdür diye, sizlere anlatsaydı, onun canını alırdık dedikten sonra, sizce peygamberimizin Kur’an da olmayan bir hükmü, bilgiyi, detayı, bunlarda Allah katındandır, uymamız gereken kesin hükümlerdir der mi?

Allah elçisinin görev ve sorumluluğunu çok açık birçok kez bizlere söylediği halde, bizler hala peygamberimizi, Allahın hükümlerine ortak etmeye çalışarak büyük günahlar işlemekteyiz. Bu yanlışı hatırlatanlara da, ne yani peygamberimiz postacımıydı diyerek, ona da büyük saygısızlık yapmaktayız. Allah affetsin. Hâlbuki Rabbim elçisinin yetki ve sorumluluklarını aşağıdaki ayette çok açık söylemiyor mu sizce?

Gaşiye 21: Artık sen, öğüt verip hatırlat. Sen, yalnızca bir öğüt verici, bir hatırlatıcısın.


Neml 92: 'Ve Kur'an'ı okumakla da (emrolundum). Artık kim hidayete gelirse, kendi nefsi için hidayete gelmiştir; kim sapacak olursa, de ki: 'Ben yalnızca uyarıcılardanım.'


Ahzap 45: Ey Peygamber! Hiç kuşkusuz, biz seni bir tanık bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik. 46 Ve Allah'ın izniyle bir davetçi, ışık saçan bir kandil olarak.

Ankebut 50: Dediler ki: “Ona Rabbinden mucizeler indirilseydi ya!” De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır ve ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.”


Kehf 56: Biz elçileri, müjde vericiler ve uyarıcılar olmak dışında (başka bir amaçla) göndermeyiz. İnkâr edenler ise, hakkı batıl ile geçersiz kılmak için mücadele ediyorlar. Onlar benim ayetlerimi ve uyarıldıklarını (azabı) alay konusu edindiler.



Yukarıdaki ayetleri okuyarak tebliğ alan bir Müslüman, hala peygamberimizin görev ve sorumluluğunu anlamıyorsa, anlamak istemiyorsa, ona söyleyecek söz yok demektir. Allah açıkça biz elçilerimizi, müjde verici ve uyarıcı olmak dışında başka bir amaçla göndermeyiz dediği halde, bizler hala peygamberimizi, Allahın HÂŞÃ‚ hükmüne ortak edercesine, Kur’an dışından hükümler verme yetkisine sahiptir diyerek, nasıl büyük bir hatanın içinde olduğumuzun farkında bile değiliz.


Allah bizlere onlarca ayetinde, Kur’an ın ipine sarılmamızı, onu anlayarak okuyup, üzerinde dikkatle düşünmemizi emreder. Bakın bu konuda indirdiği ayet sizce çok açık değil mi? Kur’an ı sizler anlayamazsınız diyenleri, Rabbin bu sözleri onaylıyor mu?


Muhammet 24: Onlar Kur'an'ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalpleri kilitli mi? 25. Şüphesiz ki, kendilerine doğru yol belli olduktan sonra, arkalarına dönenleri, şeytan sürüklemiş ve kendilerine ümit vermiştir.



İşte üzerinde düşünmemiz gereken çok önemli bir ayet. Allah Kur’an üzerinde düşünmemizi, akıl yürütmemizi emredir. Kendilerine doğru yolu gösteren Kur’an geldikten sonra, sarılacakları rehber Kur’an olması gerekirken, bu kitabı bizler anlaşılması zor yapıp, bu kitapta her şeyin olmadığını söyleyerek, ayette Allahın söylediği gibi, doğru yolu gösteren Kur’an bizlere geldiği halde, başka kaynaklar arayanları şeytan kandırmış, bir bilinmeyene sürüklemiş ve kendilerine ümit vermiştir diyor. Anlayana sanırım yalnız bu ayet bile yeter. Anlamayana sözümüz meclisten dışarı.

Kur’an da bahsettiğimiz konu hakkında o kadar çok delil var ki, yeter ki onu anlamak için çaba gösterelim. Bakın Rabbim Kur’an da her şeyi bulamayanlara ne diyor.


Araf 185: Göklerin ve yerin hükümranlığına, Allah'ın yarattığı her şeye ve ecellerinin yaklaşmış olabileceğine bakmadılar mı? O halde Kur'an'dan sonra hangi söze inanacaklar?


Allah bizleri affetsin, bizler bu ve buna benzer onlarca ayetlerin üzerini örtüp, bu ayetler o devrin insanlarını ilgilendiriyor, bizleri kapsamıyor diyerek, şeytanın kucağına düşmüşüz. Kur’an dan sonra hangi sözlere, hangi kitaplara, edindiğimiz hangi velilere inandığımızı ve bugün ne hallere düştüğümüzü, düşünmek bile istemiyorum.


Sizlere Allahın rehberinden, birçok ayet örnekleri verdim. Başka bir ayet daha sizlere hatırlatmak istiyorum. Sizce Allah bizleri Kur’an dan imtihan edeceğini söylediği halde, bunun dışından da sorumlu tutar mı dersiniz? Lütfen ayet üzerinde dikkatle düşünelim.

Zühruf 44: Doğrusu Kur'an, sana ve kavmine bir öğüttür. İleride ondan sorumlu tutulacaksınız.


Allah sözünde durandır. Sizleri Kur’an dan sorumlu tutuyorum diyorsa, onun dışından asla hiçbir bilgiden, hükümden, detaydan sorumlu tutmayacaktır. Bize öğretilenleri lütfen Kur’an süzgecinden geçirelim. Kur’anı anlayarak bolca okuyalım, üzerinde bir öğrenci gibi düşünelim, akıl yürütelim, çünkü bu yolu ve yöntemi Rabbim söylüyor. Hepimiz Kur’an dan imtihan olduğumuzun bilincinde olalım. Onu sen anlayamazsın diyenlerin tuzaklarına düşmeyelim. Şunu sakın unutmayalım. Allah kullarına rehber olsun diye gönderdiğini söylediği kitap, asla zor anlaşılır olmaz. Kur’an da her detay yoktur diyenler, bizleri Kur’an dışına yönlendirenlerdir, lütfen onların tuzaklarına da düşmeyelim. Allah vermediği bir detay, açıklamadığı bir hükümden asla sorumlu tutmayacağını da unutmayalım.


Allah biz kullarını uyarıp, bakın nasıl dikkatimizi çekiyor.


İsra 36: Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.


Kesin bilgi, emin kaynak yalnız Kur’an dır. Bunu Kur’an söylüyor. Ona uyan, onun süzgecinden geçen her bilgide, bizlerin başının tacıdır. Bizler eğer emin olmadığımız bilgilerle, Kur’an ın onay vermediği rivayetlerle İslam ı yaşamaya devam edersek, hakka batıl karıştırırsak, bunun hesabını da vereceğimizi lütfen unutmayalım.


Yazdıklarım, Rabbin rehberinden ayetler üzerinde düşündüğümde, kendi imtihanıma hazırlandığımda, benim anladıklarımdır. Sizlere düşen kendi imtihanınıza bizzat kendiniz hazırlanmak olmalı ve Kur’anı anlayarak bolca okuyup, onu başucumuzdan ayırmadan, gerektiğinde ona müracaat etmek olmalıdır.


Hiçbir şefaatin kabul görmediği o gün, yüzleri gülen kullarından olmak isteyen, Allahın rehberine sarılır ve onu anlayarak okuyup aklıyla, kalbiyle iman eder. Hiçbir velinin ardına düşmeden, yalnız Allah ı veli edinen, Kur’anı rehber alan kullarından olur.

Dilerim Rabbimden, kula kul olmayan, Allahın rehberine bilerek, anlayarak sarılan, düşünen aklını kullanan kullarından oluruz.


Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK

Bu konuyu yazdır

  Allah a ve elçisine yaptığımız büyük yanlış.
Yazar: halukgta - 08-15-2011, Saat: 03:17 PM - Forum: İslam - Yorum Yok

Bizler İslam ı yaşarken, ne yazık ki Kur’an ile aramıza öyle yüksek duvarlar örmüşüz ki, Allahın güneşinden, aydınlığından, rehberliğinden istifade edemez olmuşuz.

Bugün sizleri düşünmeye davet etmek istediğim konu, bizlere öğretildiği gibi, Kur’an her konuda ayrıntılı bilgi vermemiş midir? Örneğin namaz kılın dediği halde, nasıl kılınacağını anlatmamış olabilir mi? Oruç tutmamızın bizlere sağlık getireceğini anlatan Allah, bu konuda gereken detayı vermemesi mümkün mü? Yine birçok kez bizleri zekât vermek için teşvik eden Allah, nasıl ve ne kadar, kimlere zekât verileceği konusunda, açıklama yapmamış olabilir mi? Hacca gidin emrini vermesine rağmen, bu konuda gerekenleri söylememiş olacağını düşünmek, ne kadar doğru olur?


Gerçekten bu konular öne sürülerek, İslam âlemi sonu belli olmayan bir yola doğru sürüklenmektedir. Bizlere Kur’an dışından öğretilenleri, Kur’an da bulamadığımızda, bakın Kur’an da her şey yokmuş diyerek, Allaha çok büyük saygısızlık yapmış olmuyor muyuz? Allah onlarca kez zikrettiği namaz kılın, zekât verin emrini vermesine rağmen, bu konuda açıklık getirmediğini söyleyerek, bu konuların detayını peygamberimize bırakmıştır sözlerine inanmamızı Kur’an onaylar mı, gelin birlikte Allahın rehberine bu soruyu soralım, bakalım ne cevap verecek.



Meryem 64: Biz sadece Rabbinin emrini indiririz/biz ancak Rabbinin emriyle ineriz. Önümüzdeki, arkamızdaki ve bunlar arasındaki her şey O'nundur. Rabbin asla unutkan değildir.


Ankebut 51: Kendilerine okunmakta olan Kitabı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu? Şüphesiz bunda iman eden bir kavim için gerçekten bir rahmet ve bir öğüt (zikir) vardır.



Araf 52: “çünkü Biz, gerçekten de onlara, inanacak bir toplum için bir doğru yol, içinde bilgiye dayalı, ayrıntılı açıklamalarda bulunduğumuz bir kitap ulaştırmıştık”.



Enam 38: Yeryüzünde hiç bir canlı ve iki kanadıyla uçan hiç bir kuş yoktur ki, sizin gibi ümmetler olmasın. Biz Kitap'ta hiç bir şeyi noksan bırakmadık, sonra onlar Rablerine toplanacaklardır.




Yunus 37: Bu Kur'an, Allah'tan başkası tarafından yalan olarak uydurulmuş değildir. Ancak bu, önündekileri doğrulayan ve kitabı ayrıntılı olarak açıklayandır. Bunda hiç şüphe yoktur, âlemlerin Rabbindendir.


Kehf 54; Yemin olsun, biz, bu Kuran'da, insanlar için her türlü örneği değişik ifadelerle gözler önüne koyduk. İnsan ise varlığın, tartışmaya en çok tutkun olanıdır.



Nur 34: Andolsun ki biz size (gerekeni) açık açık bildiren ayetler, sizden önce yaşayıp gitmiş olanlardan örnekler ve takvaya ulaşmış kimseler için öğütler indirdik.



Nahl 89 :……. Sana bu Kitap'ı indirdik ki her şey için ayrıntılı bir açıklayıcı, bir kılavuz, bir rahmet, Müslümanlara da bir müjde olsun.



Yukarıdaki ayetlere benzer, daha birçok ayet yazabiliriz. Hepsinde anlatılmak istenen konu, Kur’an ın ayrıntılı açıklandığı, her şeyi açık seçik bildirdiği, hiçbir şeyi noksan bırakmadığını bizlere anlatıyor. Peki, bu kadar açık ayetleri görmemize rağmen, bizler neler söylüyoruz? Allah emrettiği ibadetleri detaylı açıklamamış, onu da peygamberimize bırakmıştır. Bunun ne kadar büyük bir hata olduğu, yukarıdaki ayetlerden sizce anlaşılmıyor mu?

Bakın bu konu ile ilgili Rabbim elçisine, bizlere neler söylemesini istiyor, bizlerin ve elçisinin, nereye uymasını emrediyor.


Ahkaf 9: De ki: 'Ben elçilerden bir türedi değilim, bana ve size ne yapılacağını da bilemiyorum. Ben, yalnızca bana vah yedilmekte olana uyuyorum ve ben, apaçık bir uyarıcıdan başkası değilim.



Enam 19: Sor: "Tanıklık bakımından hangi şey daha büyüktür?" De ki: "Benimle sizin aranızda Allah tanıktır. Bu Kur’an bana vahyolundu ki, onunla sizi ve ulaştığı herkesi uyarayım…..



Maide 45: ……Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, zalim olanlardır.



Ahzap 2: Rabbinden sana vah yedilene uy! Allah, yapmakta olduklarınızdan en iyi biçimde haberdardır.


Araf 3: (Ey insanlar), Rabbinizden size indirilene uyun ve O'ndan başka velilere uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!


Maide 67: Ey resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan onun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah seni insanlardan korur. Allah, küfre batmış topluluğa kılavuzluk etmez.




Aslında ayetler çok açık ve net, her şeyi anlatıyor. Allah elçisine, söyle onlara ben yalnız, bana vah yedilen yani Kur’an a uyuyorum, de onlara diyor. Devamında da yetki ve sorumluluğunu da açıklıyor. Ben apaçık bir uyarıcıdan başkası değilim. Yine yukarıdaki ayetlerde anlatılmak istenen ana konu, Allahın elçisinin yalnız Kur’an a uyacağı ve Kur’an ı bizlere tebliğ edip, ilmiyle sapmış toplumu ikna edip, onları Kur’an a davet edeceği anlatılıyor. Allah elçisine, sana vah yedilene uy, eğer sana vah yettiğimizi yani Kur’an ı, tebliğ etmezsen, görevini yapmamış sayarız diye de dikkatini çekiyor.


Bu ayetleri okuyan bizler, hala nasıl olurda Kur’an da namazın, orucun, zekâtın, Haccın detayı yok deriz dostlar. İşte bu yaptığımız apaçık Allah ın kelamına, nuruna saygısızlıktır. Bizler Kur’an dan öyle uzaklaştırılmışız ki, Allahın ayetlerine karşı kör olmuşuz. Bizler Kur’an dan öyle uzaklaştırılmışız ki, gözlerimize perdeler inmiş, gönüllerimiz taşlaşmış adeta, göremez olmuşuz gerçekleri. Kur’an dışından hurafelerle öyle beynimiz yıkanmış ki, apaçık ayetleri gördüğümüz halde, körlük yapmaya devam ediyoruz.


Allah Kur’an da her şeyi detaylı gönderdim ki anlayasınız diyor, bizler hala inatla Kur’an da her detay yoktur, deme gafletine düşüyoruz. Beşerin dine ilavelerini, adeta Kur’an ın HÂŞÃ‚ eksiği gibi görmeye devam ediyoruz. Rabbim bizleri affetsin. Allah ın apaçık söylediği sözlerin üstü örtülmüş, beşerin yalanları muteber olmuş ne yazık ki.


Bizler Allahın kelamı elimizin altında olmasına rağmen, anlamadan okuduğumuz içindir ki, Rabbin hükümlerinden habersiz yaşıyoruz. Bundan dolayıdır birileri, bizleri istediği gibi yönlendiriyor. Allahın ne söylediğinden habersiz bizler, kendimizi temize çıkarıp, karşımızdaki insanlara erdemli olmayı, nasıl İslam ı doğru yaşanması gerektiğini öğretmeye çalışıyoruz. Kur’an dan habersiz. Bakın Allah bu insanlara ne söylüyor.


Bakara 44: Siz kendinizi unutarak diğer insanlara erdemli olmayı mı öğütlüyorsunuz -hem de ilahi kelamı okuyup durduğunuz halde?- Siz hiç aklınızı kullanmaz mısınız?



Bizler Allahın kelamını okuyoruz ama anlamadan, bu durum da nasıl olurda ayetler üzerinde düşünebiliriz, aklımızı kullanabiliriz. Ne yazık ki günümüzde birileri Kur’an dan çok uzak, bunlar Kur’an dandır diyerek, büyük bir yanılgının peşinden gidiyorlar. Bunun farkına varalım ve Kur’an ı anlayarak, düşünerek, aklımızı kullanarak iman edelim ki, Rahmanın doğru kulları olabilelim.


Allah elçisinin öyle bir dikkatini çekmiştir ki, biz ümmetine Kur’an dışından, hiçbir şeyi, bunlarda Allah katındandır demesi, mümkün değildir. Çünkü bakın elçisine Rabbim ne diyor.

Hakka 44; Eğer bazı lafları bizim sözlerimiz diye ortaya sürseydi, 45 Yemin olsun, ondan sağ elini koparırdık. 46 Sonra ondan can damarını mutlaka keserdik.



Sizce Yüce Rabbim, daha nasıl anlatsın bizlere. Kur’an dışından bazı hükümleri, bilgileri Allah sözüdür diye, sizlere anlatsaydı, onun canını alırdık dedikten sonra, sizce peygamberimizin Kur’an da olmayan bir hükmü, bilgiyi, detayı, bunlarda Allah katındandır, uymamız gereken kesin hükümlerdir der mi?

Allah elçisinin görev ve sorumluluğunu çok açık birçok kez bizlere söylediği halde, bizler hala peygamberimizi, Allahın hükümlerine ortak etmeye çalışarak büyük günahlar işlemekteyiz. Bu yanlışı hatırlatanlara da, ne yani peygamberimiz postacımıydı diyerek, ona da büyük saygısızlık yapmaktayız. Allah affetsin. Hâlbuki Rabbim elçisinin yetki ve sorumluluklarını aşağıdaki ayette çok açık söylemiyor mu sizce?

Gaşiye 21: Artık sen, öğüt verip hatırlat. Sen, yalnızca bir öğüt verici, bir hatırlatıcısın.


Neml 92: 'Ve Kur'an'ı okumakla da (emrolundum). Artık kim hidayete gelirse, kendi nefsi için hidayete gelmiştir; kim sapacak olursa, de ki: 'Ben yalnızca uyarıcılardanım.'


Ahzap 45: Ey Peygamber! Hiç kuşkusuz, biz seni bir tanık bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik. 46 Ve Allah'ın izniyle bir davetçi, ışık saçan bir kandil olarak.

Ankebut 50: Dediler ki: “Ona Rabbinden mucizeler indirilseydi ya!” De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır ve ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.”


Kehf 56: Biz elçileri, müjde vericiler ve uyarıcılar olmak dışında (başka bir amaçla) göndermeyiz. İnkâr edenler ise, hakkı batıl ile geçersiz kılmak için mücadele ediyorlar. Onlar benim ayetlerimi ve uyarıldıklarını (azabı) alay konusu edindiler.



Yukarıdaki ayetleri okuyarak tebliğ alan bir Müslüman, hala peygamberimizin görev ve sorumluluğunu anlamıyorsa, anlamak istemiyorsa, ona söyleyecek söz yok demektir. Allah açıkça biz elçilerimizi, müjde verici ve uyarıcı olmak dışında başka bir amaçla göndermeyiz dediği halde, bizler hala peygamberimizi, Allahın HÂŞÃ‚ hükmüne ortak edercesine, Kur’an dışından hükümler verme yetkisine sahiptir diyerek, nasıl büyük bir hatanın içinde olduğumuzun farkında bile değiliz.


Allah bizlere onlarca ayetinde, Kur’an ın ipine sarılmamızı, onu anlayarak okuyup, üzerinde dikkatle düşünmemizi emreder. Bakın bu konuda indirdiği ayet sizce çok açık değil mi? Kur’an ı sizler anlayamazsınız diyenleri, Rabbin bu sözleri onaylıyor mu?


Muhammet 24: Onlar Kur'an'ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalpleri kilitli mi? 25. Şüphesiz ki, kendilerine doğru yol belli olduktan sonra, arkalarına dönenleri, şeytan sürüklemiş ve kendilerine ümit vermiştir.



İşte üzerinde düşünmemiz gereken çok önemli bir ayet. Allah Kur’an üzerinde düşünmemizi, akıl yürütmemizi emredir. Kendilerine doğru yolu gösteren Kur’an geldikten sonra, sarılacakları rehber Kur’an olması gerekirken, bu kitabı bizler anlaşılması zor yapıp, bu kitapta her şeyin olmadığını söyleyerek, ayette Allahın söylediği gibi, doğru yolu gösteren Kur’an bizlere geldiği halde, başka kaynaklar arayanları şeytan kandırmış, bir bilinmeyene sürüklemiş ve kendilerine ümit vermiştir diyor. Anlayana sanırım yalnız bu ayet bile yeter. Anlamayana sözümüz meclisten dışarı.

Kur’an da bahsettiğimiz konu hakkında o kadar çok delil var ki, yeter ki onu anlamak için çaba gösterelim. Bakın Rabbim Kur’an da her şeyi bulamayanlara ne diyor.


Araf 185: Göklerin ve yerin hükümranlığına, Allah'ın yarattığı her şeye ve ecellerinin yaklaşmış olabileceğine bakmadılar mı? O halde Kur'an'dan sonra hangi söze inanacaklar?


Allah bizleri affetsin, bizler bu ve buna benzer onlarca ayetlerin üzerini örtüp, bu ayetler o devrin insanlarını ilgilendiriyor, bizleri kapsamıyor diyerek, şeytanın kucağına düşmüşüz. Kur’an dan sonra hangi sözlere, hangi kitaplara, edindiğimiz hangi velilere inandığımızı ve bugün ne hallere düştüğümüzü, düşünmek bile istemiyorum.


Sizlere Allahın rehberinden, birçok ayet örnekleri verdim. Başka bir ayet daha sizlere hatırlatmak istiyorum. Sizce Allah bizleri Kur’an dan imtihan edeceğini söylediği halde, bunun dışından da sorumlu tutar mı dersiniz? Lütfen ayet üzerinde dikkatle düşünelim.

Zühruf 44: Doğrusu Kur'an, sana ve kavmine bir öğüttür. İleride ondan sorumlu tutulacaksınız.


Allah sözünde durandır. Sizleri Kur’an dan sorumlu tutuyorum diyorsa, onun dışından asla hiçbir bilgiden, hükümden, detaydan sorumlu tutmayacaktır. Bize öğretilenleri lütfen Kur’an süzgecinden geçirelim. Kur’anı anlayarak bolca okuyalım, üzerinde bir öğrenci gibi düşünelim, akıl yürütelim, çünkü bu yolu ve yöntemi Rabbim söylüyor. Hepimiz Kur’an dan imtihan olduğumuzun bilincinde olalım. Onu sen anlayamazsın diyenlerin tuzaklarına düşmeyelim. Şunu sakın unutmayalım. Allah kullarına rehber olsun diye gönderdiğini söylediği kitap, asla zor anlaşılır olmaz. Kur’an da her detay yoktur diyenler, bizleri Kur’an dışına yönlendirenlerdir, lütfen onların tuzaklarına da düşmeyelim. Allah vermediği bir detay, açıklamadığı bir hükümden asla sorumlu tutmayacağını da unutmayalım.


Allah biz kullarını uyarıp, bakın nasıl dikkatimizi çekiyor.


İsra 36: Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.


Kesin bilgi, emin kaynak yalnız Kur’an dır. Bunu Kur’an söylüyor. Ona uyan, onun süzgecinden geçen her bilgide, bizlerin başının tacıdır. Bizler eğer emin olmadığımız bilgilerle, Kur’an ın onay vermediği rivayetlerle İslam ı yaşamaya devam edersek, hakka batıl karıştırırsak, bunun hesabını da vereceğimizi lütfen unutmayalım.


Yazdıklarım, Rabbin rehberinden ayetler üzerinde düşündüğümde, kendi imtihanıma hazırlandığımda, benim anladıklarımdır. Sizlere düşen kendi imtihanınıza bizzat kendiniz hazırlanmak olmalı ve Kur’anı anlayarak bolca okuyup, onu başucumuzdan ayırmadan, gerektiğinde ona müracaat etmek olmalıdır.


Hiçbir şefaatin kabul görmediği o gün, yüzleri gülen kullarından olmak isteyen, Allahın rehberine sarılır ve onu anlayarak okuyup aklıyla, kalbiyle iman eder. Hiçbir velinin ardına düşmeden, yalnız Allah ı veli edinen, Kur’anı rehber alan kullarından olur.

Dilerim Rabbimden, kula kul olmayan, Allahın rehberine bilerek, anlayarak sarılan, düşünen aklını kullanan kullarından oluruz.


Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK

Bu konuyu yazdır

  Gideгseп Küseгim.
Yazar: eRCi - 08-14-2011, Saat: 10:05 PM - Forum: Aşk (Genel) - Yorum Yok

[COLOR="Purple"] [SIZE="3"]Uzun uzun acilarimdan bahsetmek kissa kissa yazmak adini .
Uzaklardan hiç olmamissin gibi davranmak içden içe yanip kavrulmak .
Ve rivayeti belli olmayan acimsi tat veren bir omur icerisinde saatler haftalar aylar yillar . .
Baska bir deyisle " içerimde hâyal olan bekleyisler bekleyisler bekleyisler ve Kucultulmus vuslat âni . . " [/SIZE][/COLOR]







[COLOR="Purple"][SIZE="3"]Ellerime birakdigim teselliyi savuruyorum dogubatiguneykuzey. Hangi yorungeden gelip-gidecegin belli degil yâr .
Gonlumu avuttugum Senliklerim zaten defnediliyor yuregimden birer birer .
Be kadın gecmezmi benden senliklerim . .
Birakmazmi mazi ben'i gelecegin yorungesinde .? Yapdiklarin yapmadiklarin gozlerimin nâr-i figanlarinda .
Damla damla sen'i akitiyor okyanuslara Ve kocaman bir atlantis olusduruyor söz/yaslarim . .
Satir aralarinda kac defa 'sen' geciyor bilemiyorum .
Haram kiliniyor her bir kelime lugatimda helallik isteniyor her bir kelimeden .
Sozlerimin en mabetli yarasi oluyorsun izimde . Bire bir kiyaslama yapiliyor omrumde gidersen yok gelirsen yok !
Yokluklarinin arasinda varligina kavusmak o kadar inatci birsey ki hayallerde birakdigim vuslat ani dusuyor duslerimden . .
Ellerini en cokda gozlerini dusuruyorum satir aralarindan koca bir serinlik giriyor satirlarima . .
Buzul kelimeler yalpalaniyor dort bir yana bana adadigin ozlemler hasretlikler Ve o bas agritici gurbetin basrollerde !!
bu romanin bitmesine hazirlaniyorlar . [/SIZE][/COLOR]

[COLOR="Purple"][SIZE="3"]Fusunkar kelimeler siziyor murekkebimden iceri en çokda hüzne feda etmisim sözlerimi suskunlugumu içden içe feryadlarimi . .
Ve yarim senin yoklugun alisilmamis varliginin yarasiydi hayatimda . Hayat romaninda kalemi elime aldiran hep yârdi yâr olan hep nârdi .
Acitirdi yakardi kavururdu ustu ustune severdi mutlu ederdi ama yinede acitirdi ...
Bir halka gibi donup dururdu kendi etrafinda mutluluklar ozlemler hasretlikler gurbetlikler ve en sonunda bizi mahvetmeyi becerebilen yâra ' yâr' . [/SIZE][/COLOR]



[COLOR="Purple"][SIZE="3"]Gelmeleri gitmelerinden dahada can yakardi .
Varliginin cirasi yakip kavururdu benliklerimi kendimden gecerdim bu sensizlik mevsimlerinde.
O yuzden usul usul cekil gitmeye meyilliyim su saatlerde saat kac olursa olsun . Ben'i sen gecmekde .
Ayrilik yelkovanlari hizlica gecmekde .
Hoscakalmalara denk geliyor seni sevdigim zamanlar .
Geceyi vurdugu an zaman hoscakalmalari ayriliklar geciyor . .
Kapaniyor gonul kapilari !!
Anlamsizliklar kurcaliyor huznumu Anlayamiyorum anlamak istemiyorum .
Karmakarisikligin icinde sukutumun tek sesi oluyor seviyorumlar yine de vazgecememek yinede sevmek yinede aci cekmek . .
-Aman aman aman . .-
Gidesim geliyor sen'li hayat romanindan gecmisin izlerini bir cirpida silesim geliyor .
[COLOR="Red"]Git'ler sizlaniyor kose bucak . .
Git sen dogu guney bati kuzey . Karissin dunyam .
Git sen bAska bAska . .
Git sen . . . . [/COLOR]
Git ki tek noktada toplanayim yillarimin uzerinden acili bir ben gecirip yine yeniden yeni maceralara adimlarimi atayim .
Her son ki gibi hoscakal'lar serpilsin basimdan asagi.
Her son gibi elvedalari serpeyim basindan asagi .

Ve sende her son ki gibi gozlerini kacirip git ben'den .
Sessiz sessiz usul usul Goc yuregimden .
Ve bende gururumun verdigi son kararla yoluna guller serpeyim . . sahte tebessumlerimin ardinda saklansin cocuksu mirildanislarim . [/SIZE][/COLOR]





[COLOR="Purple"][SIZE="4"]" Gidersen kuserim sen gidersen kuserim " . .

" Ne aman'li bir yàr bendeki ne zamansiz bir nâr. Yakdi kavurdu bitirdi . Icimdeki lâl kelimeler olâl oldu çekdi gitti " [/SIZE][/COLOR]


..alıntıdır..

Bu konuyu yazdır

  Tevessül Duası ve Anlamı
Yazar: Hasretiim - 08-14-2011, Saat: 06:51 PM - Forum: İslam - Yorum Yok

TEVESSÜL DUASI :

Allahumme innî es eluke ve eteveccehu ileyke bi nebiyyike nebiyyir rahmeti muhammedin sallallâhu aleyhi ve âlihi yâ ebel qâsim yâ resulellâh yâ imâmer rahmeti yâ seyyidenâ ve mevlânâ innâ teveccehnâ vesteşfa’nâ ve tevesselnâ bike ilellâhi ve qeddemnâke beyne yedey hâcâtinâ yâ vecihen indellâh işfa’ lenâ indellâh.

Yâ Ebel Hasen,Yâ Emir’el Mu’minin,Yâ Eli yebne Ebi Tâlib,Yâ Huccetellâhi elâ xalqihi yâ seyyidenâ ve mevlânâ innâ teveccehnâ vesteşfa’nâ ve tevesselnâ bike ilellâhi ve qeddemnâke beyne yedey hâcâtinâ yâ vecihen indellâh işfa’ lenâ indellâh.

Yâ Fâtimetezzehrâ,Yâ binte Muhammedin, yâ qurrate aynirresul yâ seyyidetenâ ve mevlâtenâ innâ teveccehnâ vesteşfa’ nâ ve tevesselnâ biki ilellâh ve qeddemnâki beyne yedey hâcâtinâ yâ veciheten indellâh işfa’î lenâ indellâh.

Yâ Ebâ Muhammedin, Yâ Hasenebne Ali,eyyuhel Muctebâ yebne resullillâh,yâ huccetellâhi alâ xelgihi yâ seyyidenâ ve mevlânâ innâ teveccehnâ vesteşfa’nâ ve tevesselnâ bike ilellâhi ve qeddemnâke beyne yedey hâcâtinâ yâ vecîhen indellâh işfa’ lenâ indellâh.

Yâ Ebâ Abdillâh,Yâ Huseyn ebne Aliyy eyyuheşşehid yebne resullillâh,yâ huccetellâhi alâ xelgihi yâ seyyidenâ ve mevlânâ innâ teveccehnâ vesteşfa’nâ ve tevesselnâ bike ilellâhi ve qeddemnâke beyne yedey hâcâtinâ yâ vecîhen indellâh işfa’ lenâ indellâh.

Yâ Ebel Hasen,Yâ Aliyyebne’l Huseyn,Yâ Zeyne’l Abidin yebne resullillâh,yâ huccetellâhi alâ xelgihi yâ seyyidenâ ve mevlânâ innâ teveccehnâ vesteşfa’nâ ve tevesselnâ bike ilellâhi ve qeddemnâke beyne yedey hâcâtinâ yâ vecîhen indellâh işfa’ lenâ indellâh.

Yâ Ebâ Ca’fer, Yâ Muhammed ebne Aliyy eyyuhel Bâqir yebne resullillâh,yâ huccetellâhi alâ xelgihi yâ seyyidenâ ve mevlânâ innâ teveccehnâ vesteşfa’nâ ve tevesselnâ bike ilellâhi ve qeddemnâke beyne yedey hâcâtinâ yâ vecîhen indellâh işfa’ lenâ indellâh.

Yâ Ebâ Abdillâh,Ya Ca’fer ebne Muhammed eyyuhes’ Sâdiq yebne resullillâh,yâ huccetellâhi alâ xelgihi yâ seyyidenâ ve mevlânâ innâ teveccehnâ vesteşfa’nâ ve tevesselnâ bike ilellâhi ve qeddemnâke beyne yedey hâcâtinâ yâ vecîhen indellâh işfa’ lenâ indellâh.

Yâ Ebel Hasen, Yâ Musebne Ca’fer,eyyuhel Kâzım yebne resullillâh,yâ huccetellâhi alâ xelgihi yâ seyyidenâ ve mevlânâ innâ teveccehnâ vesteşfa’nâ ve tevesselnâ bike ilellâhi ve qeddemnâke beyne yedey hâcâtinâ yâ vecîhen indellâh işfa’ lenâ indellâh.

Yâ Ebel Hasen, Yâ Ali yebne Musâ eyyuher Rızâ yebne resullillâh,yâ huccetellâhi alâ xelgihi yâ seyyidenâ ve mevlânâ innâ teveccehnâ vesteşfa’nâ ve tevesselnâ bike ilellâhi ve qeddemnâke beyne yedey hâcâtinâ yâ vecîhen indellâh işfa’ lenâ indellâh.

Yâ Ebâ Ca’fer, Yâ Muhammedebne Aliyy eyyuhet Taqiyyul Cevâd yebne resullillâh,yâ huccetellâhi alâ xelgihi yâ seyyidenâ ve mevlânâ innâ teveccehnâ vesteşfa’nâ ve tevesselnâ bike ilellâhi ve qeddemnâke beyne yedey hâcâtinâ yâ vecîhen indellâh işfa’ lenâ indellâh.

Yâ Ebel Hasen, Yâ Aliyyebne Muhammed eyyuhel hadîyyunnaqiyy yebne resullillâh,yâ huccetellâhi alâ xelgihi yâ seyyidenâ ve mevlânâ innâ teveccehnâ vesteşfa’nâ ve tevesselnâ bike ilellâhi ve qeddemnâke beyne yedey hâcâtinâ yâ vecîhen indellâh işfa’ lenâ indellâh.

Yâ Ebâ Muhammed, Yâ Hasenebne Aliyy, eyyuhezzekiyyul Askeriyy yebne resullillâh,yâ huccetellâhi alâ xelgihi yâ seyyidenâ ve mevlânâ innâ teveccehnâ vesteşfa’nâ ve tevesselnâ bike ilellâhi ve qeddemnâke beyne yedey hâcâtinâ yâ vecîhen indellâh işfa’ lenâ indellâh.

Yâ vasiyyel Hasen,vel xelefel Huccete eyyuhel qâimul muntazerul Mehdiyy yebne resullillâh,yâ hoccetellâhi alâ xelgihi yâ seyyidenâ ve mevlânâ innâ teveccehnâ vesteşfa’nâ ve tevesselnâ bike ilellâhi ve qeddemnâke beyne yedey hâcâtinâ yâ vecîhen indellâh işfa’ lenâ indellâh.

(Bu arada Allah’tan dileğini dile ve şunları söyle..)

Yâ sâadeti ve mevâliyye innî teveccehtu bi kum eimmetî ve uddetî li yevmi faqrî ve hâcetî illellâhi ve tevesseltu bi kum illellâh vesteşfa’tu bi kum ilellâh feşfaû lî indellâh vestenqizûnî minzunubî indellâh fe innekum vesîletî illellâh ve bi hubbikum ve qurbikum ercû necâten minellâhi fe kûnû indellâhi recâî yâ sâadeti yâ evliyâ Allâh sallallâhu aleyhim ecmaîn ve la’enallâhu a’dâ Allâhi zâlimîhim minel evvelîne vel âxirîn.Âmîn ya Rabbel Âlemîn..

ANLAMI:

Allah’ım! ben, rahmet peygamberi Muhammed Sallallahu aleyhi ve alih’i huzuruna vasıta ederek niyaz ediyor ve Sana yöneliyorum.

Ya Eba’l-Kasım, Ey Allah’ın resulü, ey rahmet önderi, ey efendimiz ve mevlamız!

Gerçekten biz seni vasıta ederek Allah’a yöneldik, şefaat diledik ve Allah’a yakınlaştık;

ve hacetlerimizin verilmesi için seni önümüze aldık;

Ey Allah katında şerefli olan, bize Allah indinde şefaat eyle.

Ya Eba’l-Hasan, Ey Müminlerin Emiri, Ey Ali b. Ebi Talib, Ey Allah’ın yaratıkları üzerindeki hücceti, ey efendimiz ve mevlamız!

Gerçekten biz seni vasıta ederek Allah’a yakınlaştık;

ve hacetlerimizin kabulü için seni öne aldık.

Ey Allah katında şerefli ola, şefaat eyle bize Allah indinde.

Ey Fatımet’üz Zehra, ey Muhammed (s.a.a) in kızı, ey peygamberin gözünün nuru, ey seyyidimiz ve serverimiz!

Gerçekten biz seni vasıta ederek Allah’a yöneldik, şefaat diledik ve Allah’a yakınlaştık;

ve hacetlerimizin verilmesi için seni öne aldık;

Ey Allah katında şerefli olan, şefaat eyle bize Allah indinde.

Ey Eba Muhammed, Ey Hasan İbn-i Ali, ey Mücteba, ey peygamberin torunu!

Ey Allah’ın yarattıklarına hücceti olan, ey efendimiz ve mevlamız! Gerçekten biz seni vasıta ederek Allah’a yöneldik, şefaat diledik ve Allah’a yakınlaştık;

ve hacetlerimizin verilmesi için seni öne aldık;

Ey Allah katında şerefli olan, şefaat eyle bize Allah indinde.

Ey Eba Abdillah, ey Hüseyin İbn-i Ali, ey şehid ve ey peygamberin torunu!

Ey Allah’ın yarattıklarına hücceti olan, ey efendimiz ve mevlamız!

Gerçekten biz seni vasıta ederek Allah’a yöneldik, şefaat diledik ve Allah’a yakınlaştık;

ve hacetlerimizin verilmesi için seni öne aldık;

Ey Allah katında şerefli olan, şefaat eyle bize Allah indinde.smiley.gif

Ey Eba’l-Hasen, ey Ali İbn-i Hüseyin, ey Zeynel-Abidin, ey peygamberin torunu!

Ey Allah’ın yarattıklarına hücceti olan, ey efendimiz ve mevlamız!

Gerçekten biz seni vasıta ederek Allah’a yöneldik, şefaat diledik ve Allah’a yakınlaştık;

ve hacetlerimizin verilmesi için seni öne aldık;

Ey Allah katında şerefli olan, şefaat eyle bize Allah indinde.

Ey Eba Cafer, ey Muhammed İbn-i Ali, ey İmam-ı Bakır, ey peygamberin torunu!

Ey Allah’ın yarattıklarına hücceti olan, ey efendimiz ve mevlamız!

Gerçekten biz seni vasıta ederek Allah’a yöneldik, şefaat diledik ve Allah’a yakınlaştık;

ve hacetlerimizin verilmesi için seni öne aldık;

Ey Allah katında şerefli olan, şefaat eyle bize Allah indinde.

Ey Eba Abdillah, ey Cafer İbn-i Muhammed, ey İmam-ı Sadık, ey peygamberin torunu!

Ey Allah’ın yarattıklarına hücceti olan, ey efendimiz ve mevlamız!

Gerçekten biz seni vasıta ederek Allah’a yöneldik, şefaat diledik ve Allah’a yakınlaştık;

ve hacetlerimizin verilmesi için seni öne aldık;

Ey Allah katında şerefli olan, şefaat eyle bize Allah indinde.

Ey Eba’l-Hasen, ey Musa İbn-i Cafer, ey İmam-ı Kazım, ey peygamberin torunu!

Ey Allah’ın yarattıklarına hücceti olan, ey efendimiz ve mevlamız!

Gerçekten biz seni vasıta ederek Allah’a yöneldik, şefaat diledik ve Allah’a yakınlaştık;

ve hacetlerimizin verilmesi için seni öne aldık;

Ey Allah katında şerefli olan, şefaat eyle bize Allah indinde.

Ey Eba’l-Hasen, ey Ali İbn-i Musa, ey İmam-ı Rıza ve ey Peygamberin torunu!

Ey Allah’ın yarattıklarına hücceti olan, ey efendimiz ve mevlamız!

Gerçekten biz seni vasıta ederek Allah’a yöneldik, şefaat diledik ve Allah’a yakınlaştık;

ve hacetlerimizin verilmesi için seni öne aldık;

Ey Allah katında şerefli olan, şefaat eyle bize Allah indinde.

Ey Eba Cafer, ey Muhammed İbn-i Ali, ey İmam Takıyyül-Cevad, ey peygamberin torunu!

Ey Allah’ın yarattıklarına hücceti olan, ey efendimiz ve mevlamız!

Gerçekten biz seni vasıta ederek Allah’a yöneldik, şefaat diledik ve Allah’a yakınlaştık;

ve hacetlerimizin verilmesi için seni öne aldık;

Ey Allah katında şerefli olan, şefaat eyle bize Allah indinde.

Ey Eba’l-Hasen, ey Ali İbn-i Muhammed, ye İmam-ı Hadi Naki, ey peygamberin torunu!

Ey Allah’ın yarattıklarına hücceti olan, ey efendimiz ve mevlamız!

Gerçekten biz seni vasıta ederek Allah’a yöneldik, şefaat diledik ve Allah’a yakınlaştık;

ve hacetlerimizin verilmesi için seni öne aldık;

Ey Allah katında şerefli olan, şefaat eyle bize Allah indinde.

Ey Eba Muhammed, Ey Hasen İbn-i Ali, ey İmam Zekiyyül-Askeri, ey peygamberin torunu!

Ey Allah’ın yarattıklarına hücceti olan, ey efendimiz ve mevlamız!

Gerçekten biz seni vasıta ederek Allah’a yöneldik, şefaat diledik ve Allah’a yakınlaştık;

ve hacetlerimizin verilmesi için seni öne aldık;

Ey Allah katında şerefli olan, şefaat eyle bize Allah indinde.

Ey İmam Hasen’ül-Askeri’nin vasisi ey (peygamber soyundan) hüccet olarak kalan iyi halef, ey kıyam etmesi beklenen Mehdi, ey peygamberin torunu!

Ey Allah’ın yarattıklarına hücceti olan, ey efendimiz ve mevlamız!

Gerçekten biz seni vasıta ederek Allah’a yöneldik, şefaat diledik ve Allah’a yakınlaştık;

ve hacetlerimizin verilmesi için seni öne aldık;

Ey Allah katında şerefli olan, şefaat eyle bize Allah indinde.

Ey efendilerim ve mevlalarım, ey İmamların, ey yoksulluk ve hacet günlerimde (yardımıma koşacak) vasilerim, ben sizi vasıta ederek Allah’a yöneldim;

ve sizinle Allah’a yakınlaştım, şefaat diledim;

Artık şefaat edin bana Allah indinde ve Allah katında beni yaptığım günahlardan kurtarın; sizsiniz benim Allah katındaki vesilelerim;

ve sizi sevmek, size yakınlaşmakla, Allah’tan kurtuluş ümit ederim.

Öyleyse Allah katında ümit (sermayesi) olsun bana ey efendilerim, ey Allah’ın velileri!

Allah rahmet etsin bütün onlara.

Allah lanet etsin, onlara zulmeden Allah düşmanlarına; evvellerinden sonlarına kadar…

Amin ey Alemlerin Rabbi!

Bu konuyu yazdır

  Nadi Ali Duası ve Anlamı
Yazar: Hasretiim - 08-14-2011, Saat: 06:47 PM - Forum: İslam - Yorum Yok

Nadi Ali Duası:

Bismillahirrahmanirrahim

Nâdi Aliyyen mazharal acâib, tecidhu avnen leke fin nevâib. Lî ilallâhi hâcetî ve aleyhi mu’avvelî, kullemâ emartehu ve rameytu munqazî .Fi zillillâhi ve yuzlilillâhu lî. Ed’ûke kulle hemmin ve ğammin seyencelî.

Bi azametike yâ Allah. Bi nubuvvetike yâ Muhammed. Bi vilâyetike yâ Aliyyu yâ Aliyyu yâ Aliyy. Edriknî, bi haqqi lutfikel xafiyy. Allâhu ekberu ene min şerri a’dâike berî. Allâhu samedî, min indike mededî ve aleyke mu’temedî. Bi haqqi iyyâke na’budu ve iyyâke nesta’în.

Yâ ebel ğaysi eğisnî. Yâ ebel Haseneyni edriknî. Yâ seyfellâhi edriknî. Ya bâbellahi edriknî. Yâ huccetellâhi edriknî. Yâ veliyallâhi edriknî. Bi haqqi lutfikel xafiyy. Yâ qahhâru teqahharte bilqahr, vel qahru fî qahri qahrik. Yâ qahhâru yâ qâhiral aduvv. Yâ velliyel vâli. Yâ mazharal acâib. Yâ Murtazâ Ali.

Rameyte men beğa aleyye bi sehmillâhi ve seyfillahil qâtil. Ufevvizu emrî ilallâh. İnnellâhe basîrun bil ibâd ve ilâhukum ilâhun vahid. Lâ ilâhe illâ huver rahmânur rahîm.

Edriknî yâ ğiyâsel mustâğisîn. Yâ delîlel mutehayyirîn. Yâ emânel xâifin. Yâ mu’înel mutevekkilîn. Yâ râhimel mesâkîn. Yâ ilâhel âlemîn, bi rahmetike ve sallallâhu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihi ecma’în. Vel hamdu lillâhi rabbil âlemîn.

Anlamı:

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

Çağır Ali’yi;(zira o,) olağanüstü işlerin mazharıdır. Çağır ki, zorluklar anında onu kendine bir yardımcı bulasın. Benim Allah’tan bir dileğim var ve ona dayandım. Seni çağırıyorum ey Ali! Bütün hüzünlerim ve kederlerim yok olsun diye.

Ey Allah’ım, senin azametin; ey Muhammed, senin nübüvvetin ve ey ali, ey Ali, ey Ali, senin velayetin hürmetine! Bana yardım et, gizli lütfunun hakkı için! Allah (her yüce vasıftan) daha büyüktür. Ben düşmanlarından uzağım. Allah’a güveniyor, ondan yardım diliyorum. (Ey Allah’ım! Namazlarda okuduğumuz) “Yalnız sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz” cümlesinin hakkı için.

Ey yardımın babası, bana yardım et! Ey Hasan ile Hüseyin’in (as) babası, bana yardım et! Ey Allah’ın kılıcı, bana yardım et! Ey Allah’ın velisi, bana yardım et! Gizli lütfunun hakkı için, ey alt edici, sen alt edici yanınla alt ettin ve alt edicilik de senin alt ediciliğinin alt ediciliğindendir. smiley.gif

Ey alt edici, ey düşmanları alt eden ve ey sevenlere sevgili olan! Ey olağanüstü işlerin mazharı! Ey Murtaza Ali! Bana karşı saldırıya geçen azgınlara karşı Allah’ın okunu attın ve Allah’ın öldürücü kılıcı ile onları helak ettin! (O halde) işlerimi Allah’a havale ediyorum. Hiç kuşkusuz Allah, kullarını gözetendir ve ilahınız da tek ilahtır. Ondan başka ilah yoktur; bağışlayan-esirgeyendir.

Yetiş bana ey medet umanların mededi, ey şaşkınların kılavuzu, ey korkanların güvencesi, ey kendisine tevekkül edenlerin yardımcısı, ey miskinlerin acıyanı ve ey âlemlerin ilahı (olan Allah’ım)! Rahmetin hürmetine (sesimi duy)! Allah, efendimiz olan Muhammed’e (saa) ve onun Ehlibeyt’inin (as) tamamına salât göndersin. Tüm övgüler âlemlerin Rabbi Allah’adır.

Bu konuyu yazdır

  Erbain Ziyareti ve Anlamı
Yazar: Hasretiim - 08-14-2011, Saat: 06:45 PM - Forum: İslam - Yorum Yok

Bu ziyaretin (Sefer ayının yirminci) İmam Huseyn’in (aleyhisselam) şehadetinin 40. günü okunması tavsiye edilmiştir. Tezhip ve Misbah kitaplarında kaydedilen Sehmanı Cemalin İmam Caferi Sadık’tan (aleyhisselam) rivayet ettiği ziyaret şöyledir:

Erbain Ziyareti Okunuşu:

Esselamu alâ veliyyillahi ve habibih.Esselamu alâ halilillahi ve necibih.Esselamu alâ safiyyillahi vebne safiyyih.Esselamu alel Huseyn il mazlum işşehid.Esselamu alâ esir il kurubât ve qatil il eberât. Allahumme inni eşhedu ennehu veliyyuke vebnu veliyyik.ve safiyyuke vebnu safiyyik.Ekremtehu bişşehadeti ve hebevtehu bissaadeti vectebeytehu bi tiybil viladeti.Ve ceeltehu seyyiden mines sade ve qaiden minel qade.Ve zâiden minez Zâde.Ve a’ateytehu mevâris el enbiya,ve ceeltehu hucceten elâ halqike minel evsiyâ.Fee’zere fidduâve menehen Nushe ve bezele muhcetehu fik.Liyestenqize ibâdeke minel cehaleti ve hayretiz zalâle.Ve qed teğazere aleyhi men ğerrethud dünyâ.Ve baâe hazzehu bil erzelil edna.Ve şerâ ahiretehu bissemenil evkes.Ve teğetrese ve teredda fi havahu ve esheteke ve eshete nebiyyeke ve etae min ibadike ehpleş şiqaqi ven nifaq,ve hameletel evzar el mustevcebinen nar.Fe cahedehum fike sâbirenmuhtesiben hetta sufike fi taetike demuh vestubihe herimuh.Allahumme fel’enhum le’nen vebila ve ezzibhum ezaben elima.Esselamu aleyke yebne Resulillah.Esselamu aleyke yebne seyyidil evsiyâ.Eşhedu enneke eminullâh vebnu eminih.İyşte saida ve mezeyte hamiydâ ve mutte feqidâ mezlumen şehidâ.Ve eşhedu ennellahe muncizummâ veedeke ve muhlikun men hezeleke ve muezzibun men qeteleke.Ve eşhedu enneke vefeyte bi ehdillah ve cahedte fi sebilihi hetta etakel yeqin.Feleenallahu men qeteleke.Veleenallahu men zelemeke. Veleenallahu ummeten semiet bizalike fereziyet bih. Allahumme inni uşhiduke enni veliyyun limen vâlah.Ve eduvvun limen âdâh.Bi ebi ente ve ummi yebne Resulillah.Eşhedu enneke kunte nuren fil eslabiş şamihe vel erhamil mutehere.Lem tunecciskel cahiliyyetu bi encasiha ve lem tulbiskel mudlehimmatu min siyabiha.Ve eşhedu enneke min deâimid din ve erkan il muslimin.Ve me’qilil mu’minin.Ve eşhedu ennekel imam ul berrut teqiyyur reziyy ezzekiyyul hâdiyyul mehdi.Ve eşhedu ennel eimmetu min vuldike kelimetut teqva ve e’elamul hudâ vel urvet ul vusqa,vel huccetu elâ ehlid dunya.Ve eşhedu enni bikum mu’min vebi iyâbikum mûqin. Bi şeraiyi dini ve hevatimi ameli.Ve qelbi liqelbikum silmun ve emriy li emrikum mutte’bi.Ve nusretiy lekum muedde.hetta ye’zenellahu lekum.Meekum meekum lâ mee eduvvikum.Salavatullahi aleykum.ve ela ervahikum ve ecsadikum ve şahidikum ve ğaibikum ve zahirikum ve batinikum.

Erbain Ziyareti Anlamı:

Selam olsun Allahın velisine ve habibine. Selam olsun Allahın dostuna ve seçtiğine. Selam olsun Allahın halis kuluna ve halis kulunun oğluna. Selam olsun mazlum ve şehit Huseyn’e (aleyhisselam). Selam olsun bela ve hüzünler esirine ve gözyaşlarıyla katledilene.
Allah’ım! Şehadet ederim ki O senin lütfun ve ikramınla kurtuluşa eren velin ve velinin oğludur, Seçkin kulun ve seçkin kulunun oğludur. Sen kendisine şehadetle lütufta bulundun, saadete has kıldın, soyunun temiz olmasıyla seçtin, Onu yüce kişilerden yüce bir kişi, önderlerden bir önder ve savunanlardan bir savunucu kıldın, kendisine bütün velilerin mirasını verdin, vasilerden kılıp yaratıklarına hüccet ettin. O da halka hücceti tamamladı ve ümmete mazeret bırakmadı, yumuşaklıkla nasihat etti ve kullarını cehaletten ve delalet şaşkınlığından kurtarmak için senin yolunda kanını akıttı. Dünyanın aldattığı ve payını dünyanın değersiz alçak metasına ve ahiretini en değersiz paraya satan, heva ve hevesine dalan ve alçalan kimseler Onun aleyhine birleştiler ve Ona sitem ettiler. Onlar öyle kişilerdir ki seni ve nebini öfkelendirdiler ve kullarının ateşi hak eden omuzlarında ağır günah yükünü taşıyan, şekavet ve nifak ehli kimselere itaat ettiler. O da sabır ve tahammül ederek senin yolunda onlarla cihat etti. Nihayet sana itaat yolunda kanı döküldü ve saygınlığını çiğnemek mubah bilindi. Allah’ım onlara şiddetli bir lanetle lanet net ve onları acılı bir azapla azaplandır.

Selam olsun sana ey Resulullah’ın (sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem) oğlu. Selam olsun sana ey vasilerin efendisinin oğlu. Şehadet ederim ki sen Allahın emini ve emininin oğlusun. Saadetli yaşadın ve beğenilmiş olarak geçip gittin, adsız, sansız, mazlum ve şehit olarak dünyadan göçtün. Şehadet ederim ki Allah sana vaat ettiği şeyi gerçekleştirecek, sana yardım etmeyip seni alçaltanı helak edecek ve seni katledeni azaplandıracaktır. Şehadet ederim ki sen Allahın ahdine vefa ettin, ölüm gelip seni buluncaya kadar Allah yolunda cihat ettin. Seni katledenlere Allah lanet etsin, sana zulmedenlere Allah lanet etsin, bunu duyup da razı olanlara Allah lanet etsin. Allah’ım seni şahit tutuyorum ki ben Onun dostuyla dost ve Onun düşmanıyla düşmanım. Anam babam sana feda olsun ey Resulullah’ın (sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem) oğlu! Şehadet ederim ki sen yüce sülblerde ve temiz rahimlerde bir nurdun. Cahiliyet devri tüm necasetleriyle seni kirletemedi ve cahiliyetin zifiri karanlıkları sana cahiliyet elbiselerinden giydiremedi. Şehadet ederim ki sen dinin direklerinden, Müslümanların rükunlarından ve muminlerin sığınaklarındansın. Şehadet ederim ki sen iyi, takvalı, beğenilmiş, arınmış, hidayet edici ve hidayet üzere bir imamsın. Şehadet ederim ki senin evlatlarından olan imamların hepsi takva nişanesi, hidayet bayrakları, sağlam kulp ve dünya ehline Allahın hüccetidirler. Şehadet ederim ki ben size ve sizin dönüşünüze inanıyorum, dinimin ahkâmına ve amelimin sonuçlarına yakinim vardır. Kalbim sizin kalbinize teslimdir ve işlerim sizin işlerinize tabidir. Allah izin verdiği an size yardımım hazırdır. O halde ben sizinleyim sizinle, düşmanlarınızla değil. Allahın rahmeti sizin üzerinize, sizin ruhlarınıza, sizin cesetlerinize, sizin hazırınıza, sizin gizlinize, sizin zahirinize ve sizin batınınıza olsun. Duama icabet et ey alemlerin Rabbi!

Bu konuyu yazdır

  Hz. Imam ali’den (as) dualar
Yazar: Hasretiim - 08-14-2011, Saat: 06:43 PM - Forum: İslam - Yorum Yok

Nehcü’l-Belaga’da Hz. Ali’den (Aleyhisselam) nakledilen onlarca dua vardır ve her biri insanlara nasıl dua edeceklerini ve dualarında Allah’tan neler istemlerini öğretmektedir. Hazretin dualarından birkaçını hatırlatmakta fayda vardır.

1-Sefer Duası

İmam Ali (Aleyhisselam) Kufe dışında Nuheyle denilen yerde Muaviye ile savaşa gitmek için atına binerken şöyle dua etti; “Allah’ım! Yolculuğun zorluğundan (ağır kayıplarla) dönüşün kederinden ve (döndüğümüzde) ailemizden, mal ve evlatlarımızdan kötü bir şey görmekten sana sığınırım. Allah’ım sensin yolculukta yoldaşımız ve sensin ehlimizi bıraktığımız (emanet) ettiğimiz. Bu ikisi senden gayrisinde toplanmaz. Zira ehlimiz emanet ettiğimiz, bizimle yoldaş olmaz, bize yoldaş olan da ehlimizle (ailemizle) geride kalamaz (Her yerde hazır ve nazır olan sadece sensin)”

2-İmam Ali’nin (Aleyhisselam) Sıkça Okuduğu Dua

Hazret, sürekli Allah’a şöyle dua ederdi; “Allah’ım! Benim üzerimde hüccetin var, benim sana karşı bir hüccetim yok. Ancak bana verdiğini almaya, beni koruduğunda korunmaya güç yetire bilmiyorum. Allah’ım! Senin zenginliğinin içinde fakir olmaktan, hidayetinden sapmaktan, egemenlik sana aitken mağdur olmaktan sana sığınırım. Allah’ım! Nefsimi, bahşettiğin nimetlerden alacaklarının ilki, bana verdiğin emanetlerden gelen hidayeti bırakıp nefsanî arzularımıza uyarak sapıtmaktan evveli karar kıl! Allah’ım! Sözden uzaklaşmaktan, dinden fitneye düşmekten, senin katından gelen hidayeti bırakıp heva ve heveslerimize uyarak sapıtmaktan sana sığınırız.”

3-Yağmur duası

Yağmur yağmadığı zaman şu duayı okurdu; “Ey Allah’ım! Biz çocuklarımız ve hayvanlarımızın bağrışmaya başlamasından sonra, örtülerimiz ve gölgeliklerimizin altında senin rahmetini umarak, nimetlerinin bolluğunu dileyerek, azabından ve belalarından korkarak sana geldik. Ey Allah’ım bereketli yağmurunla bizleri sula. Bizleri ümitsizlerden etme. Kıtlıkla bizleri helak etme. İçimizdeki beyinsizlerin yaptıklarından dolayı bizleri hesaba çekme, ey merhametlilerin en merhametlisi! Zorluklar ve sıkıntılar başımıza çöreklenince, kıtlık dolu seneler bizi bu duruma getirince, zaruri ihtiyaçlar usandırınca ve ağır belalar peş peşe üstümüze gelince, sana gizli olmayan durumumuzu şikâyet etmek için huzuruna geldik. Ey Allah’ım! Bizi ümitsizlikle, hüzünle geri çevirme, bize günahlarımızla hitap etme, bizi amellerimizle ölçme. Ey Allah’ım! Üzerimize bol yağmurunu, bereketini, rızkını yağdır ve rahmetini üzerimize yay.”

4-Savaşa Başlarken Okuduğu Dua

Sıffın’da Muaviye’nin ordusuyla çarpışmaya gittiğinde şu duayı okudu; “Ey yeryüzüne çivi ve halka güven veren sabit dağların Rabbi! Düşmana galip getirirsen azıp zulüm etmekten koru, hakka dayandır bizi. Onları bize galip getirirsen, bizi şahadetle rızkılandır ve fitneden koru.”

5-İmam Ali’nin (Aleyhisselam) Örnek Duası

İmam Ali (Aleyhisselam) insanlığa örnek olacak duası; “Allah’ım benden daha iyi bildiğin şeyler için beni bağışla. Ben yine ona dönersem, sen de bana mağfiretle yönel. Allah’ım! Söz verip vefa görmediğin ahitlerim için beni bağışla. Sana yaklaşmak için dilimle söylediğim halde, sonradan kalbimin muhalefet ettiği için de beni bağışla. Allah’ım gözlerimin işaretlerini, faydasız sözlerimi, kalbimin yersiz isteklerini ve dilimin sürçmelerini bağışlamanı diliyorum.”

6-Düşmanlar Hakkındaki Duası

Sıffın savaşının cereyan ettiği günlerde Hucr b. Adiyy ve Amr b. Humk gibi bazı yaranlarının Şam halkına küfrettiklerini duyduğu zaman şöyle buyurdu; “Allah’ım! Onların kanlarını da bizim kanlarımızı da ıslah et, onları sapıklıklardan kurtarıp hidayete ulaştır da bilmeyen hakkı tanısın! Sapıklıkta ve düşmanlıkta direnen vazgeçsin.”

7-Düşmanlara Beddua

İmam Ali (Aleyhisselam) ashabı ve müminleri cihada teşvik ederken düşmanlarına da şöyle beddua ediyor; “Allah’ım! Hakkı reddederlerse topluluklarını dağıt, ayrılığa düşür, suçlarına karşılık helak et onları. Onlar peş peşe vurulan mızrak darbeleriyle delik deşik olup deliklerinden hava çıkmadıkça, kafaları parçalanmadan, kemikleri kırılmadan, kolları ayakları kesilmeden yerlerinden kıpırdamazlar.”

8-Maddi Güç İçin Dua

İmam Ali (Aleyhisselam) ekonomik sıkıntıların bertaraf olması için Allah’a şöyle yakarıyor: “Ey Allah’ım! Yüzsuyumu ihtiyaçsızlıkla koru ve beni fakirlikle başkalarının yanında küçük düşürme! Bunları, senden rızık dileyenlerden istememek, mahlûkatının şerlerinden merhamet dilememek, bana vereni övmeye müptela olmamak ve benden esirgeyeni yermemekle imtihan edilmemek için istiyorum. Buna rağmen vermeye ve vermemeye muktedir olan sensin. smiley.gif smiley.gif

9-Hazreti Övenler Hakkında Okuduğu Dua

Bir grup Hazreti yüzüne karşı övünce şöyle buyurdu; “Allah’ım! Sen, beni kendimden daha iyi tanırsın, ben de kendimi onlardan daha iyi tanırım. Allah’ım! Bizi, onların sandıklarından daha iyi kıl ve hakkımızda bilmedikleri şeyleri de bağışla.

10-İmam Ali’nin (Aleyhisselam) Örnek Dualarından Biri

“Allah’ım! Zahirimin insanların gözünde güzel, batınımın ise senden gizlemeye çalıştıklarımla çirkin olmasından sana sığınırım. Senin de bildiğin şeyleri koruyarak zahirimin güzel, sana getireceğim amellerimin ise çirkin olmasından, böylece halka yakın, senin hoşnutluğundan uzak düşmekten sana sığınırım.”

Bu konuyu yazdır

  Tarih: 04-08-2026, 06:58 PM