| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.
|
| Kimler Çevrimiçi |
Toplam: 165 kullanıcı aktif » 0 Kayıtlı » 161 Ziyaretçi Applebot, Baidu, Bing, GoogleBot
|
| Son Aktiviteler |
Bir Demet Söz
Forum: Güzel Sözler
Son Yorum: SunSet
05-07-2026, Saat: 11:22 AM
» Yorumlar: 70
» Okunma: 10,486
|
Kur’an’da Allah Zekâtı, M...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
05-03-2026, Saat: 11:57 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 45
|
İslam’ı Yaşarken İzlediği...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-30-2026, Saat: 01:06 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 38
|
Allah’ın Bizlere Güvendiğ...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-25-2026, Saat: 11:04 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 64
|
Allah’ın Dini İslam’ı Yaş...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-24-2026, Saat: 12:01 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 61
|
Saff Suresi 6. Ayet Üzeri...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-18-2026, Saat: 12:14 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 60
|
Namaz Dinin Direği Midir?
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-13-2026, Saat: 10:12 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 77
|
Atatürk'ün Çocukluk Anıla...
Forum: Hayatı ve Anıları
Son Yorum: Serdar102
03-28-2026, Saat: 09:08 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 122
|
Mavi'ye..
Forum: Aşk Hikayeleri
Son Yorum: SunSet
03-11-2026, Saat: 08:23 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 209
|
Keloğlan Çataltepe Tekfur...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:45 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 384
|
|
|
| Ders Veren Hikayeler - Asla Yalan Söyleme |
|
Yazar: MaSaL - 01-16-2011, Saat: 12:30 AM - Forum: Hikayeler
- Yorum Yok
|
 |
İnsan hayatında en kötü şeylerden birisi yalan söylemektir.Doğruluk bir erdemdir ve insan doğruluk çizgisinden şaşmalalıdır bence.Ama günümüzde hayatını doğruluk eksenine kuran insanlar hayatın bir çok alanında hakettiği yere gelmezken yalan söylemeyi hayat felsefesi yapanlar toplum içinde sevilen ve değer gören insanlar olmaktadır.Kişisel görüşüm yalan ile bir yerlere gelmektense doğru söyleyip bir yere gelememek daha mantıklıdır.Asla Yalan SöylemeEski zamanlarda, insanlar ilim öğrenmek için çok çalışırlar, her türlü güçlüklere katlanırlardı. Küçük yaşlarında köylerinden, ailelerinden ilim öğrenmek için ayrılırlar, yıllarca onlardan uzaklarda zor şartlar altında yaşarlardı.
Seyyid Abdulkadirin de küçük yaşta içine öğrenme arzusu düşmüş, bunun çarelerini aramaya başlamıştı. Sonunda dayanamadı, annesine gelerek;
-Anneciğim, ilim öğrenmek için Bağdata gitmek istiyorumdedi.
Annesi ise;
-Senden ayrılmaya gönlüm razı olmuyor. Ancak seni de Allah yolundan alıkoymak istemem.
Annesi Abdulkadir için yol hazırlıkları yaptı. En sonunda da oğluna lazım olur diyerek, 40 altını kaybetmemesi için bir kese içinde yeleğinin koltuk altına dikti. Sonra oğlunun gözlerinin içine bakarak şöyle dedi;
-Sana son olarak nasihatim şudur ki, eğer beni ve Allahı memnun etmek istiyorsan asla yalan söyleme, doğruluktan ayrılma. Allah her zaman ve her yerde doğruların yardımcısıdır.
Seyyid Abdulkadir annesine söz verdi ve ağlayarak elini öptü. Bağdata giden bir kervana katılarak yola çıktı.
Hemedan yakınlarında dar bir geçide girdiklerinde kervanda bir bağrışma koptu. Eşkıyalar kervana saldırmışlardı. Bir anda bütün sandıklar yere yıkıldı, eşyalar yağma edilmeye başlandı. Haydutlar kervandakilerin neyi var neyi yoksa hepsini alıyorlardı. Eşkıyalardan biri de Abdulkadirin yanına geldi. Onun fakir haline bakarak şaka olsun diye;
-Söyle bakalım senin neyin var fakir çocuk?
Abdulkadir;
-Yalnız 40 altınım var, diye cevap verdi. Haydut önce şaşırdı sonra gülmeye başladı. İnanamadı ve tekrar sordu;
-Doğru mu söylüyorsun?
Abdulkadir:
-Evet, doğru söylüyorum, 40 altınım var.
Eşkıya meraklandı. Abdulkadiri elinden tutup reislerine götürdü.
Durumu reislerine anlattı. Haydutların başı;
-Senin 40 altının varmış, doğru mu bu?
Abdulkadir;
-Evet doğru.
Reis;
-Söyle bakalım. Onu nereye sakladın?
Abdulkadir;
-Hırkamın içinde koltuğumun altında saklı.
Bunun üzerine haydutlar hırkasının içinde, koltuğunun altında saklı bulunan 40 altını bularak reislerine verdiler. Herkes çok şaşırmıştı.
Reis hayretle sordu;
-Peki evladım, sen niçin üzerinde altın olduğunu söyledin? Eğer bize söylemeseydin onları bulamazdık.
Abdulkadir;
-Ben annemden ayrılırken, asla yalan söylemeyeceğime dair söz vermiştim. Arkadaşınız senin bir şeyin var mı diye sorunca, altınlarım olduğunu söyledim. 40 altın için verdiğim sözden döneceğimi mi zannediyorsunuz?
Bu sözleri duyan haydutların reisi çok şaşırdı ve derin bir düşünceye daldı. Sonra etrafındakilere dönerek;
-Yazıklar olsun bizlere. Bu çocuk kadar olamadık. Bu çocuk annesine verdiği sözünden dönmemek için her şeyini veriyor. Bizler ise Allaha söz verdiğimiz halde, hiçbir zaman verdiğimiz sözlerde durmadık. Onun yapma dediklerini yaptık yarın Allahın huzuruna çıktığımızda halimiz nice olacak?
Sonra şöyle devam etti:
-Sizler şahit olun. Şuanda bu çocuk benim kötü yoldan dönmeme sebep oldu.Şimdiye kadar yaptığım bütün günahlarım için pişman olup tövbe ediyorum. Bundan sonra iyi bir insan olup, Rabbimin sevmediği işleri yapmayacağım.
Reislerine çok bağlı olan haydutlar hep bir ağızdan;
-Reisimiz, biz senden ayrılmayız.Sen hangi yolda yürürsen biz de o yolda yürürüz diyerek hepsi birden pişman olup tövbe ettiler.
Kervandaki insanlardan ne aldılarsa hepsini geri verdiler ve bir daha haydutluk yapmayacaklarına söz verdiler.
Seyyid Abdulkadir ise yoluna devam ederek Bağdata ulaştı. Orada ilim tahsiliyle meşgul oldu. Kısa bir zaman içinde çok ünlü bir alim oldu. Binlerce insanın
Kötülüklerden vazgeçip iyi birer insan olmalarına vesile oldu..
alıntı
|
|
|
| Gerçekten saygılı olmak herkesin harcı değildir! |
|
Yazar: MaSaL - 01-16-2011, Saat: 12:28 AM - Forum: Genel
- Yorum Yok
|
 |
Gerçekten saygılı olmak herkesin harcı değildir!
Saygı,
Mutlu ve sakin olduğunda gösterilen, öfkelendiğinde umursamayacağın bir olgu mudur?
Saygı,
Sizinle aynı statüdeki insanlara hürmet edip farklı statüdekileri aşağılamak mıdır?
Saygı,
Sadece sevdiklerine gösterdiğin sevmediklerinden esirgediğin bir hürmet olabilir mi?
Saygı,
Sadece anlaştığın sürece nazik davranmak mıdır ? Anlaşamadığın noktada karşındakinin gururunu
ve incinmesini düşünmeden cümleler sarfetmek...
Saygı,
Senin gibi düşünene özgürlük tanıyıp farklı düşünenlerin özgürlüklerini ellerinden almak mıdır?
Herşey istediğin gibiyken gösterilen hürmet, nezaket,anlayış gerçek bir saygının göstergesi midir?
Gerçek saygı farklılıkların ardına gizlenmiş ulvi bir olgudur.
Gerçek saygı öfkeni bile sınırlıca yaşamak haddini aşmamaktır.
Gerçekten saygılı olmak herkesin harcı değildir!
ALINTI
|
|
|
| Geleceğini biliyordum... |
|
Yazar: MaSaL - 01-16-2011, Saat: 12:26 AM - Forum: Dostluk
- Yorum Yok
|
 |
Savaşın en kanlı günlerinden biriydi. Asker, en iyi arkadaşının az ilerde kanlar içinde yere
düştüğünü gördü. İnsanın başını bir saniye bile siperin üzerinde tutamayacağı ateş yağmuru
altındaydılar. Tam siperden dışarı doğru bir hamle yapacağı sırada, başka bir arkadaşı onu omzundan
tutarak tekrar içeri çekti,
-Delirdin mi sen? Gitmeye değer mi? Baksana delik deşik olmuş. Büyük bir ihtimalle ölmüştür. Artık
onun için yapabileceğin bir şey yok. Boşuna kendi hayatını tehlikeye atma.
Fakat asker onu dinlemedi ve kendisini siperden dışarıya attı. İnanılması güç bir mucize
gerçekleşti, asker o korkunç ateş yağmuru altında arkadaşına ulaştı. Onu sırtına aldı ve koşa koşa
geri döndü. Birlikte siperin içine yuvarlandılar. Fakat cesur asker yaralı arkadaşını
kurtaramamıştı. Siperdeki diğer arkadaşı;
-Sana değmez demiştim. Hayatını boşu boşuna tehlikeye attın.
-Değdi, dedi, gözleri dolarak,
-Değdi...
-Nasıl değdi? Bu adam ölmüş görmüyor musun?
-Yine de değdi. Çünkü yanına ulaştığımda henüz sağdı. Onun son sözlerini duymak, dünyalara bedeldi
benim içim.
Ve hıçkırarak arkadaşının son sözlerini tekrarladı:
-Geleceğini biliyordum... Geleceğini biliyordum...
....Güven vermek önemlidir. Güven duymak önemlidir. Duyulan güveni boşa çıkarmamak daha da
önemlidir.....
Böyle dostlara sahip olmanız dileğiyle ...
|
|
|
| Hiç Düşündünüz Mü Hayatınızı Nasıl Yaşıyorsunuz |
|
Yazar: MaSaL - 01-16-2011, Saat: 12:24 AM - Forum: İslam
- Yorum Yok
|
 |
Ahirette hesabını verebileceğiniz bir hayat yaşadığınızdan emin misiniz? Yani memnun musunuz hayatınızın bugüne gelinceye kadar tükettiğiniz kısmından?..
Diyebilirsiniz ki: - Hayat nasıl yaşanırsa memnun olunur, onu bir hatırlayalım ki soruya doğru cevap vermiş olalım… Hemen arz edeyim.
- Hayat, bu hayatı verenin rızasını kazanma esas alınarak yaşanıyorsa memnun olunur, mutluluk duyulur. Şayet hayatın geçen devrelerinde hayatı verenin rızasını kazanma yolunda hizmet yoksa, hep nefsi nefsi diyerek tüketilen bir ömür söz konusu ise, bir yaralı parmak sarılmamış, bir gözyaşı silinmemiş, bir hayırlı hizmetin ucundan bucağından tutulmamış, hep nefsine yönelik bencil hayat yaşanıyorsa, sahip olunan imkanlar yalnızca nefsine hizmete kilitleniyor, çevredeki muhtaçlara, bekleşenlere hiç destek verilmiyor, hep ilgisiz kalınıyorsa... İşte pişmanlık duyulacak bir hayat... İrşad eserlerindeki ifade ile, içinde altını olmayan bakır bir hayat... Halbuki hayatın içine hizmet altını katılmalı, hep nefsi nefsi diyerek değil biraz da hizmeti hizmeti diyerek yaşanmalı, ‘ben de varım, yalnız değilsiniz, diyebilmeli...
Bazı kimseler görmekteyim. Elinde imkanı da var, salahiyeti de var, şan şöhreti de mevcut... Ama yanında götüreceği hiçbir himmet ve hizmeti mevcut değil... Bütün imkanlarını şahsi hayatına, yani nefsine tahsis ediyor. Hiçbir hizmete, himmete ve toplumsal hayra desteği ve ilgisi olmuyor. Bunca imkanı ha varmış ha yokmuş, bir farkı olmuyor. Yok olanın da hizmeti, himmeti yok; var olanın da hizmeti himmeti yoksa, var olan da yoksulun ta kendisi demek değil midir?.. O da bunca varlıklarına rağmen yoksul olarak gidecektir öbür âleme. Defteri boş, hizmet ve himmet hanesi tamtakır... Ne kıymeti var bu varlık ve imkanın? Salahiyet ve şöhretin?..
İnsan, hayatının geçen kısmını gözden geçirirken bunları düşünmelidir... Bir gözyaşını silmiş mi, bir yaralı parmağı sarmış mı, çevresindeki bir yoksula yardım edip derdine derman olmuş mu? Bir hayır hizmetinin ucundan bucağından tutmuş, insan yetiştirmede karınca kararınca görev almış, hizmet ve himmet yüklenmiş, ben de varım, diyebilmiş mi?
İşte bu sorulara vicdanından ‘evet’ cevabı geliyorsa ne mutlu ona. Sevinç duymalı, şükürler etmeli, yaşadığı hizmet ve himmet dolu hayatından dolayı... Daha fazlasını, daha özelini ve güzelini yaptırması için Rabb’ine dualarını sürdürmeli...
Yaşadığı her günün hesabını yapan büyük halife Hazreti Ömer (ra) akşam, yatağına uzanırken nefsine sorduğu soru aynen budur:
-Ey Ömer! Bugün Allah için ne yaptın? Var mı Allah için bir himmet ve hizmetin?
Hayatının tamamı zaten himmet ve hizmetle geçen büyük halife her akşam böylesine bir nefs muhasebesine girer de tekrar nefsini sorguya çekerse, bizim nasıl bir nefs muhasebesi içinde olmamız gerekir siz düşünün. Efendimiz (sas)’in ikazı da bu muhasebeyi sağlamak içindir zaten: “Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin!..”
Şimdi baştaki soruyu bir daha sorabilir miyim? -Hayatınızı nasıl yaşıyorsunuz? Size bu hayatı verenin rızası yolunda mutluluk veren himmet ve hizmetle geçen bir hayat mı? Yoksa sadece nefsi nefsi diyerek tükettiğiniz bencil bir hayat mı? Kararı siz verin. Çünkü karar verdiğiniz hayatın hesabını da siz vereceksiniz...
Alıntı
|
|
|
|