| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.
|
| Kimler Çevrimiçi |
Toplam: 207 kullanıcı aktif » 0 Kayıtlı » 203 Ziyaretçi Applebot, Baidu, Bing, GoogleBot
|
| Son Aktiviteler |
Bir Demet Söz
Forum: Güzel Sözler
Son Yorum: SunSet
05-07-2026, Saat: 11:22 AM
» Yorumlar: 70
» Okunma: 10,459
|
Kur’an’da Allah Zekâtı, M...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
05-03-2026, Saat: 11:57 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 36
|
İslam’ı Yaşarken İzlediği...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-30-2026, Saat: 01:06 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 32
|
Allah’ın Bizlere Güvendiğ...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-25-2026, Saat: 11:04 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 59
|
Allah’ın Dini İslam’ı Yaş...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-24-2026, Saat: 12:01 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 56
|
Saff Suresi 6. Ayet Üzeri...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-18-2026, Saat: 12:14 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 54
|
Namaz Dinin Direği Midir?
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-13-2026, Saat: 10:12 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 73
|
Atatürk'ün Çocukluk Anıla...
Forum: Hayatı ve Anıları
Son Yorum: Serdar102
03-28-2026, Saat: 09:08 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 115
|
Mavi'ye..
Forum: Aşk Hikayeleri
Son Yorum: SunSet
03-11-2026, Saat: 08:23 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 202
|
Keloğlan Çataltepe Tekfur...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:45 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 376
|
|
|
| İlginc Dolandiricilik Yöntemleri " |
|
Yazar: MaSaL - 02-06-2011, Saat: 10:07 PM - Forum: Genel
- Yorum Yok
|
 |
Güvenlik güçlerinin uyarılarına rağmen vatandaşlar, dolandırıcılık olaylarında mağdur olmaya devam ediyor. Her geçen gün kendilerini yenileyen zanlıların, dolandırıcılık yöntemleri duyanları şaşırtıyor.
Adana Emniyet Müdürlüğü yetkilileri, tüm yurtta mala karşı işlenen asayiş suçlarının arasında en zekice ve planlı olanlarının hep dolandırıcılık olayları olduğunu vurguladı.
Dolandırıcıların yakalanıp cezaevine girdiklerinde bile yöntemlerini geliştirmeye, tatbik etmeye devam ettiğini belirten yetkililer, zanlıların kullandıkları yöntemlerin zaman zaman binlerce olayla karşılaşmalarına rağmen kendilerini bile hayrete düşürdüğünü vurguladı.
Dolandırıcıların kullandığı yöntemlerin başında "falcı/büyücülük", "evlilik", "tanıma/tavlama", "tırnakçılık", "pislikçilik", "zarfçılık", "para üstü", "sahte altın" ve "mevlit okuma" gibi tuzakların bulunduğu bildirildi.
"DOMATESTEN MUSKA"
Zanlıların sıklıkla kullandığı "falcılık/büyücülük" yönteminde dolandırıcılar genelde MOBESE kameralarının olmadığı, göçle oluşan, yoğunlukla müstakil evlerin bulunduğu mahalleleri seçiyor.
Özellikle yaz günleri balkonda veya kapı önünde sohbet eden kadınları gören dolandırıcılar, çeşitli bahanelerle yanlarına gidip, sohbet kurarak evlerine girmeyi başarıyor.
Kentte son olarak, iki kadın zanlı, kapısının önünde duran N.S’nin evine su içme bahanesiyle girip, kendini titreterek, "Sizin üzerinizde büyü var. Çok ağırlaştım" dedi.
"Evde domatesin varsa getir, ona dualar okurum. Eğer büyü varsa ortaya çıkar" diyen zanlı, N.S’nin mutfaktan getirdiği domatesi bir mendile sarıp, el çabukluğuyla cebindeki başka domatesle değiştirdi. Zanlının daha önceden içine yerleştirdiği muskayı domatesin içinden çıkarttığını gören N.S, zanlının büyünün bozulması için bir bez parçasının içine evdeki tüm ziynet eşyalarını konulmasını ve kendisine getirilmesi isteğini hemen yerine getirdi.
Daha sonra zanlıların isteğiyle odanın kapısını kilitleyerek büyünün bozulması için sokaktan küçük taşlar toplamaya çıkan N.S, eve döndüğünde büyü bozduğunu iddia eden kadının altınlarla ortadan kaybolduğunu görünce dolandırıldığını anladı.
“YUMURTADAN KIL"
Bir diğer olayda ise zanlılar, başka bir ev sahibi kadını değişik yöntemlerle kandırıp evine girdikten sonra "size bir muska yapmışlar" diyerek kadından yumurta getirmesini istiyor.
Dolaptan çıkardığı yumurtayı veren kadın olanları izlerken bir sihirbaz gibi hızlı davranan zanlılar, içinde kıl yumağı bulunan mendile sardıkları yumurtayı kırıp, "Bak içinden çıkan sarılmış haldeki kıllar senin kısmetinin sarılması anlamına geliyor" diyerek ev sahibini korkutmayı başardı.
Bu sorunu çözmek için evde bulunan tüm altınların getirilmesini isteyen zanlılar, daha sonra altınları sardıkları mendili ve eşarbı, el çabukluğuyla kendi cebindekilerle değiştirip ev sahibi kadına teslim ederek dolandırdı.
"BULGARİSTAN’DAN EVLİLİK TEKLİFİ"
Son bir yılda gelişen yeni "evlilik" yöntemli dolandırıcılıkta, zanlılar rastgele telefon numarası çevirerek orta yaşın üzerinde, kendilerine inanabilecek kişileri belirliyor.
Kadın zanlılar, çoğunlukla "Bulgaristan’a göçmen olarak geldiğini, burada evlendiğini mutsuz olduğunu, kocasından sürekli dayak yediğini, ayrılmak istediğini, kendisiyle evlenebileceğini" belirterek "kurbanları" ile sohbet kuruyor.
Zanlılar, mağdurlardan pasaport, gümrük vergisi, rüşvet vermek için paralar istiyor. Bir süre sonra ise başka bir kadın arayarak, Türkiye’ye gelecek arkadaşının gümrükte yaşanan sıkıntı nedeniyle cezaevine girdiğini, bir kaç bin Avro daha göndermesi gerektiğini söylüyor.
Son olarak, eşinden boşanmış A.D. (50), Bulgaristan’da "evleneceği kadına" 17 bin 500 Avro gönderdiğini ancak, aylardır kendisine ulaşamadığını belirterek, dolandırılmış olabileceği şüphesiyle polise başvurdu.
Adana’da yaşanan farklı bir "evlendirme vaadiyle dolandırıcılık" olayında ise 65 yaşındaki N.K, cami ve gittiği vakıf evlerinde, kendini 2 kez hacca gitmiş biri gibi tanıtıp, eşi ölmüş veya ayrılmış yaşıtlarına "kuzeni ile evlendirebileceğini" söyleyerek, nişan hazırlığı için para talep etti. N.K’nın bu şekilde 15′in üzerinde kişiyi dolandırdığı tespit edildi.
"SAHTE ALTIN"
Altın çakmak veya takısını "acil ihtiyaçtan satmak istediğini" belirten zanlılar, vatandaşları bu yöntemle kandırıp paralarını alıyor.
Özellikle kuyumcuların kapalı olduğu saati seçen zanlılar, caddede kendilerine seçtikleri mağduru durdurarak, adres sorma bahanesiyle sohbet kuruyor.
Çoğunlukla başka ülkeden geldiklerini anlatan zanlılar, ceplerinden çıkardıkları altın görünümündeki çakmak ve saati, gerçek bedelin neredeyse 10 katı aşağısında satmak istediklerini belirtiyor.
Vatandaşlar ise ucuza altın çakmak veya takı alacağı düşüncesiyle kabul ederek, kandırılıyor.
"PERU PARASINA DİKKAT"
Son dönemde artan dolandırıcılık yöntemlerinden birinin de Peru parasıyla vatandaşların kandırılması olduğu biliniyor.
Dolandırıcılar, kimi zaman ev kiralama bahanesiyle ev sahibini, kimi zaman hayvan alacağını belirterek besicileri, kimi zaman ise hizmet alımında anlaştığı kişileri, düşük değerdeki Peru parasını yüksek değerdeymiş gibi anlatarak kandırıyor.
Üzerinde Türk parası bulunmadığını belirten zanlılar, örneğin bin 700 liralık borcu için bin Peru parası vererek, karşılığının 2 bin TL olduğunu söyleyip paranın üstünü Türk lirası olarak vatandaşlardan alıyor.
Bazı zanlılar, benzerliğinden ötürü Peru parasını Avro gibi tanıtarak vatandaşı dolandırıyor.
"ZARFÇILIK"
Dolandırıcıların gözdeleri arasında yer alan "zarfçılık" yönteminde zanlılar genellikle bankadan çıkarken takip ettikleri yaşlı ve saf kişileri tercih ediyor.
Mağdurun yanına yaklaşan zanlı, başka biri tarafından yere atılan zarfı alarak "para buldum" deyip, kendisinin olup olmadığını soruyor, ardından paylaşmayı teklif ediyor.
Daha sonra vatandaşı bir köşeye çeken zanlı paraları pay etmeye çalışırken, yanına işbirlikçisi gelerek "Param buralarda düştü siz gördünüz mü?" diye sorması üzerine birinci zanlı yanındaki vatandaştan da onay alarak görmediğini söylüyor. İkinci zanlının ısrar etmesi karşısında ise birinci zanlı vatandaşın cebindeki paraları alarak başka bir zarfa koyuyor, gerekirse üstünü arayabileceğini bunun haricinde para olmadığını belirtiyor.
Bu arada zanlı vatandaşın paralarını koyduğu zarfı el çabukluğuyla içi kağıt dolu başka bir zarfla değiştiriyor. İşbirlikçi, sözde para dolu zarfını bulamayıp geri dönerken, zanlı vatandaşa "bu senin zarfın cebine koy, yerden bulduğumuz zarf da sende kalsın sonra buluşur, paylaşırız" diyerek uzaklaşırken, vatandaş da "para bulmanın sevinciyle" evine gidiyor ancak kendisine ait olduğunu sandığı zarftan kağıt deste, yerden bulunan zarfta ise bir birkaç banknota sarılı kağıtlar olduğunu görünce dolandırıldığını anlıyor.
"ASKER ARKADAŞIYIM"
Oğlu askerde bulunan aileleri tespit eden zanlı, asker ailesine ziyarette bulunarak "Ben askerdeki oğlunuzun arkadaşıyım, yanından geliyorum sizlere selamı var" dedikten sonra kendisini acındırarak, annesinin öldüğünü, memleketine gideceğini, parasının olmadığını söyleyip vatandaşları dolandırıyor.
"Tavlama" olarak da adlandırılan bu yöntemin bir türü olarak, zanlı yolda durdurduğu yaşlı şahısı "köyden tanıdığı" olduğuna inandırarak, oğluna borcu olduğunu, bunu ödemek istediğini ancak, üzerinde bozuk para bulunmadığını söylüyor. Vatandaştan para üstünü peşin alan zanlı, önlerinde durdukları binanın ikinci katındaki ofisine çıkacağını söyleyerek, oradan uzaklaşıyor. Vatandaş ise bazen bir kaç saat bekledikten sonra dolandırıldığını anlıyor.
"PİSLİKÇİLİK"
Dolandırıcılar, gözlerine kestirdikleri kişilerin, üzerlerinde pislik olduğunu söyleyerek temizleme bahanesiyle para veya değerli eşyalarını çalıyor.
Vatandaşın üzerine tutkal, çiğnenmiş sakız veya mercimek atarak, temizlemek için yaklaşan zanlı, şahsın pantolonunu temizlerken cüzdanını veya cebindeki parasını el çabukluğuyla alıyor.
"MEVLİT OKUTMA BAHANESİ"
"Mevlit Okutma" yönteminde ise zanlı, tanışarak güvenini kazandığı vatandaşa babasının öldüğünü mevlit okutacağını ayrıca, para vereceğini söylüyor. Vatandaşı kandırmayı başaran zanlı, şahsın üzerindeki para ve altını da kendisinin vereceği parayla birlikte bir hocaya götürterek okutacağını söyleyerek alıyor. Zanlı bir binaya giriyor ve kaçıyor.
"PARA ÜSTÜ"
"Para üstü" yönteminde genelde market veya iş yerlerine birden fazla zanlı giderek, birisi kasada alışveriş yaparken diğerleri kasiyerin dikkatini dağıtmaya çalışıyor.
Elinde 100 veya 200 TL gibi banknot tutan zanlı, bir yandan da kasiyerle sohbet ederek, kafasını karıştırmayı başarıyor. Kasiyer, zanlının uzattığı paraya göre üzerini hazırlayıp verirken, zanlı parayı verdiğini iddia ederek hızlıca oradan uzaklaşıyor.
"TIRNAKÇILIK"
"Tırnakçılık" yöntemi ise son aylarda özellikle İran ve Suriye uyruklu kişiler tarafından sıklıkla yapılıyor.
Yabancı uyruklu zanlılar, üzerinde yüklü miktarda para olduğunu bildikleri, takip ettikleri bir kişiyi durdurup Türk parasını tanımadıklarını kendilerine üzerinde varsa göstermelerini istiyor.
Genelde zanlının yanında bulunan kadın vatandaşın dikkatini dağıtırken, parayı alan zanlı sayarken, el çabukluğuyla desteden iki parmağını kullanarak paraları çekip avucunun içinde saklıyor.
kaynak: mynet..
|
|
|
| Bozuk TV'leri yola dizdi, toz kalkmasını önledi.. |
|
Yazar: MaSaL - 02-06-2011, Saat: 10:06 PM - Forum: Genel
- Yorumlar (2)
|
 |




Artvin'de evinin önündeki toprak yoldan geçen araçların kaldırdığı tozdan rahatsız olan kişi, yolun her iki tarafına eski televizyonlar yerleştirdi.
Borçka ilçesinin Alaca köyüne bağlı Yanıklı Mahallesi'nde yaşayan Kenan Yılmaz (57), AA muhabirine yaptığı açıklamada, 5 yıl önce emekli olarak köyüne yerleştiğini, burada ailesiyle birlikte stresten uzak bir hayat sürdürmeye çalıştığını söyledi.
Yılmaz, köy yaşamını çok sevdiğini, tek sıkıntısının evinin önündeki toprak yoldan kalkan tozun verdiği rahatsızlık olduğunu belirterek, "Evim toprak yolun hemen kenarında. Yoldan araçların geçişi sırasında oluşan toz evin her tarafını etkiliyor. Özellikle balkona hiç çıkamıyoruz, hatta eşim çamaşır asamıyor" dedi.
Toprak yolu toz kalkmaması için sürekli hortum yardımıyla ıslattığını ifade eden Yılmaz, "Yaz mevsimi dolayısıyla yol hemen kuruyor ve yeniden toz yükselmeye başlıyor. Bu durum beni ve ailemi çok fazla rahatsız ettiği için 'bu sorunu nasıl çözebilirim' diye düşünmeye başladım. Bunun üzerine aklıma yoldan geçen araçların hızını kesmek için bir fikir geldi" diye konuştu.
Yılmaz, Artvin'deki bir televizyon tamircisinden çalışmayan 3 adet televizyon satın aldığını anlatarak, şöyle devam etti:
"Aldığım televizyonlardan ikisini evin biraz ilerisinde yolun her iki tarafına, diğerini de evin hemen önüne yerleştirdim. Yolun kenarındaki televizyonları gören sürücüler ne olduğunu anlamaya çalıştıkları için hızlarını düşürüp, buradan yavaş geçmeye başladılar. Böylece artık yoldan toz kalkmıyor. Biz de balkonda rahatça oturabiliyoruz. Eşim çamaşırları istediği gibi balkona asabiliyor. Yaklaşık bir ay önce hayata geçirdiğim bu sistem çok başarılı oldu."
Bazı sürücülerin araçlarından inip televizyonları incelediklerini vurgulayan Yılmaz, "Zaman zaman eve kadar gelen sürücüler, televizyonların niçin yola koyulduğunu soruyorlar. 'Kamera şakası mı yapıyorsunuz' diyen bile oluyor. Bu sistemi öğrenenler, yoldan tekrar eskisi gibi hızlı geçmeye başlıyorlar" dedi.
Yoldan geçen sürücülerden Nurettin Gündoğdu ise yol kenarında bulunan televizyonların dikkatini çektiğini belirterek, "İlk zamanlar bunların MOBESA sistemi olduğunu sanmıştım. Mecburen yavaş geçiyordum. Merak edip arabadan inip ev sahibine sordum. Aldığım cevap karşısında çok şaşırdım" diye konuştu.
Gündoğdu, böyle bir yöntemi, ancak Karadenizli birinin yapacağını ifade ederek, "Karadeniz insanın üstün zekasını bir kez daha burada gördüm. Bence başarılı da olmuş. Biz de bu sistemi kendi evimizin önünü kurmayı düşünüyoruz. Bizim evimizde yol kenarında" dedi.
ARTVİN -AA-
|
|
|
| Masalım/sı III |
|
Yazar: ÐŽeşaren - 02-06-2011, Saat: 09:42 PM - Forum: Aşk Mektupları
- Yorumlar (2)
|
 |
Sevgilim,
Adın bir ses boyu yazıldığını ben söylemedim. Kimse de duymadı sesin susulduğunda silindiğini.
Ben tüm konuşmalarımı harflere havale ettim. Tüm atlıkarıncalar kanatlanıp uçmadan önce döndüler pervane.
Bir tasa su konulup kuru ekmeğin batırılıp yendiğini duymuştum. Yalnızlığımla kırıldığımda anımsadım yumuşatılıp yutulduğunu.
Sesim sözüme acı. Sözüm yetmiyor tırmalıyor sayfaları. İşte bu yüzden bazı harflerin kayboluşu, açılan boşluklara düşüşü.
Bir kör kuyunun üzerini dallarla örtüp yol sermişler üstüne, sürmüşler peşinden takip edenleri. Kimse kımıldamadığından yerinden yol öylece kalmış. Çünkü sevgililerini susarak çağırıyorlarmış.
Evinin önünde çamur birikintisinden tencere, tabak yapan minik kız, zülüflerini sıyırmış gözünden. Türküsünde çorba pişirip, ekmek doğramış, karnı doyuvermiş. Yoksa sininin başında bağdaş kurmayı bilirmiş.
Sonra bir tilki gelmiş. Kurt bunu da bilmiş. Ayı "İn evimin çatısından, çocuklarımın aşına toz dökme!" demiş. Keçinin boynuzunu inceltip, dava açmışlar aslana. Hakim akrepmiş. Kendini sokup öldürmüş.
Kim hangi masalı okusa o sesi duyarmış aslında... Sanki uyuma diye fısıldarmış ülkelerinin kapısı daha açılırken, gözlerin kapanmasına. Fakat masallar hiç alınmazmış.
Deve geçmiş elekten de dikenine gül takılmış. Görmek isteyenin gözüne, tutmak isteyenin eline batmış. Tahtı, kereveti yokmuş da, çıkan mı olmamış...
Sevgilim,
Masalım
Bugün de
Gördüğün gibi
Masaldım...
|
|
|
| Masalım/sı II |
|
Yazar: ÐŽeşaren - 02-06-2011, Saat: 02:16 PM - Forum: Aşk Mektupları
- Yorum Yok
|
 |
Sevgilim,
Kurumuş çınar ve palamut yapraklarından sesim bu sabah.Birkaç kırmızıya dönmüş duvar sarmaşığından.
Nasıl olurdu, düşerken dalından ben de içinde olsam dönsem dönsem konsam kaldırımın ışığına. Farkeden olur muydu dersin ya da eline alıp bakan içinde biri var mı diye?...
Sana sesim ilkbaharı, yazı tutar gibi parmaklarını yummuş, kıvrılmış kuru bir çınar yaprağından. Bu sabah biraz güzü gezdi gözlerim, örgüsünün ilmeğine dokundu, kırılgan. Her zamanki gibi getirdi avuçlarca serdi masama. Bir cam fanusum var. Adı güz bahçesi. Onu izlemek her parçasıyla içinde dolaşmak gibi. Bir tek rüzgârı eksik fakat soğuğu günle beraber ve güz de benle...
Sevgilim, mintanın da süveterin de bilmem ki bu baharın hangi uykuya yatan ağacının yorganı? Belki de yastığı, öyle yumulmuşlar ki sıcağına, bu yüzden göremiyorum. Yoksa hazırdı ne zamandır. Şakaydı. Yoksa onları izleyerek uykuma dalmazdım üzerinde Güneş sıcaklığı, Ay renginde anlatırken masalımı...
Ülkemin bir ucunda soğuğa kucak, dağlarına yuva yapmış köylerinde, kağıt ve kalemlere gülümseyen, sobanın etrafında giysilerini yoksunluk giyen gözlerim var . Sanki bekleyişleriyle sıraya koyuyorlar sevinçlerini. Bu aralar ayrılamıyorum yanlarından... Bir de sana kelimeleri tümce yapmaktan...
Güz doğmaya hâlâ devam ediyor. Kışa uyumadan önce yaprak yaprak masalını kendine yazması gibi geliyor bana. Göğünün açıklığında nasıl parklardaki çocuklarla kulağıma dolan cıvıltısıysa kuşlarının sesi; yağmuru, şimşeği ve gürlemesiyle de endamına yakışır bir ses ve oluk oluk taşan yollarıyla kim olduğunu gösteren boyu bosu, cüssesi... İyi ya da kötü belki, fakat ben hiçbir zaman korkmadım ki. Hep muzip bir gülümseme düşmüştür yüzüme. Yağmuruna ise sırılsıklam atmak kendimi...
Kısaca Sevgilim,
Ben bugün pek bir güzüm.
İki gözüm
Sözüm...
Gününü giyinirken mevsimi hatırla ki
Yerini bulsun gülüşüm...
|
|
|
|