:: Duygusuz.com - Dostluk ve Arkadaşlık Sitesi

Orjinalini görmek için tıklayınız: ` Yüréğimin Ucuna Géldin yiné ~
Şu anda (Arşiv) modunu görüntülemektesiniz. Orjinal Sürümü Görüntüle internal link
Sayfalar: 1 2
Yüreğimin ucuna geldin yine
Dilimin ucuna gelir gibi..
Aklım seni sileli çok oldu
Arada bir yokluğun yokluyor işte
Anlık bir acıyla yüreğimin ucuna değip geçiyorsun.
Canımı eskisi gibi yakmıyorsun
Yakamıyorsun...

Bir zamanlar yaşandı ama bitmemeli derken
Bitti diyebiliyorum artık
İlk defa zaman merhem oldu yarama
İlk defa adın dilime düştüğünde elimi yüreğime koyup
Ağlamıyorum...

“beni unut” dediğinde
Yana yakıla ağlamış
“bu onun için son ağlayışım” demiştim kendime
O günden sonra tek bir damla bile akmadı gözümden
Çünkü;
O gün düşmüştün gözümden
Benim kitabımda değen için ağlanırdı
Değen için can yanardı..

*Biliyor musun
Şiirlerim bile sensizliğe alıştı
Aylardan sonra ilk defa senin için yanyana geliyor heceler..
Oysa ki bir zamanlar savaşırdı yüreğimdeki tüm harfler
Adınla varolan senli cümleler kurmak için
Şimdi zoraki bir tebessümle kağıda dökülüyorlar
Bir daha senin için biraraya gelirler mi bilmem

Bilmek de istemem...
gözlerimi kapasam hiç duymasam sesini rüzgarın
boğazımda düğüm düğüm bir şiir var
ellerinden tutsam, yanılmasam
dizlerine kadar uyusam, uyusam...
hani tutsan istanbul'un bir kenarından yazgısı göğsüne yapışır
eğer ki yaşıyorsan, beni duyuyorsan
henüz bitmemiş demektir bu şehirde akşam

kilitleyip gökyüzünde yıldızları
üzerine havlu attım
eğer ki ay'ı kestiriyorsan gözlerinde, tutulurcasına seviyorum demektir
ay'ı gözlerinde, gözlerinde ay'ı uyutuyorum demektir bir çırpıda
eğer ki seviyorsan
yalnızlık gibi üzerine düşüyorsam, rüyalar görüyorsan denizli, vapurlu
eğer ki seviyorsam
uzak şehirlerde de olsa, birgün çıkagelirim demektir yalnızlığından

boğazımda düğüm düğüm bir şiir var
ellerinden tutsam, yanılmasam
dizlerine kadar uyusam, uyusam...

geceleri gelir gelin olur, pazar üzeri yol olur, su olur, toprak olur
sen beni burda bekle, belki gelirim uzun uykuya yatmadıysam
idillerinden tut savrulsun kelimeler hoyrat rüzgarda
boş bir bardak al, dök içindeki gök gürültülerini
geceler uzundur her şarkıdan, geceler yavan
her yeni sancıda biraz daha, biraz daha birbirimize dağılan

duyuyor musun çığlını şarkıların, uyuyor musun
su olsan da gel ateş olsan da
kadınsın, tapınılan...

güz mü biraz
akşamüstü saadet mümkün mü
eylülde belki
sonbahara dokunmamız
sararmadan...
Boğazımdaki her şiiri bıraksam yüreğimden içeri.. Yüreğim yanar.. Kaleme bıraksam kağıt yanar..

Paylaşıma çok teşekkür ederim acemhe.
Okuyan gözlerine sağlık Nare..[url=http://www.duygusuz.com/uyeler/nare-16077.html][/url]
Yüzün aya benzerdi,.gif ay yüzüne,.gif kıskanırdı geceler yüzünü… Gözlerin parıltısını yıldızlardan alırdı sanki,.gif yıldızlar parıltısını gözlerinden… İçim titrerdi her baktıkça yüzüne, sonsuz bir sevdayı anlatırdı menekşe gözlerin..gif Ben o sevdanın tutkunu olurdum… Ay kokardı her yanın dolunaylı gecelerde,.gif sevda kokardı boydan boya... Ben bir aya,.gif bir sana vurgundum, kimse bilmezdi... Gecelere fısıldanan aşk sözcükleri kokardı sesin ruhumda... Bir senin için atardı kalbim... Kimse görmezdi...



Her gece ay ışığı olur doğardın gönlüme, yaprakların kımıldanışında,.gif suların akışında,.gif ceylanların bakışında seni bulurdum..gif sesini duyardım...
Sevdan her gün biraz daha büyürdü içimde, sığmazdı yere göğe, sığmazdı dağlara, ovalara, denizlere…
Geceleri sensiz kaldığımda, yalnızlık bir bıçak gibi saplanırdı yüreğime..gif Yinede gönlüme birkaç umut ve sevgi kırıntısını toplayıp acemice şiire dönüştürürdüm..gif Her dizesi seni anlatırdı,.gif her dizede sen kokardın… Her dizede hayalin olurdu, gülüşün, duruşun, sesin olurdu,.gif sen olurdun… Saklardım yazdıklarımı kimse görmesin,.gif kimseler bilmesin diye, kimsenin bulamayacağı yerlere saklardım…

Bir gün ayrıldı yollarımız,.gif savrulduk ayrı ayrı iklimlere..gif Sensiz geçen ömrümün her anı işkenceye döndü..gif Umutsuz,.gif ışıksız kaldım… Oysa yalnız seninle beraber olmayı istemiştim ben,.gif tek sevdiğim,.gif gönlümü aydınlatan tek ışığım olmanı ve yalnız seninle bir ömür geçirmeyi istemiştim… Ama olmadı,.gif aramızdaki bütün yollar kapandı... Bütün köprüler yıkıldı...
Seninle bir ayışığında buluşmayı,.gif sana sarılmayı,.gif elini tutmayı,.gif başın göğsümde nefes almanı,.gif saçlarının kokusunu öpmeyi ne çok isterdim... Ne çok isterdim düşlerde de olsa seninle gökyüzüne kanatlanmayı... Menekşe gözlerinin rengiyle yüreğimi sevince ve mutluluğa boyamayı...
Aradan onca yıl geçti içimde hala yokluğun kanıyor,.gif gözbebeklerimde gözlerin ağlıyor... Biliyorum her ikimizde dudakları kanayan bir zamanın tünelinde, ağrılı şiirler topluyoruz gecelere... Sessiz özlemlerimizi gömerek içimize, yaşamın kahır duraklarında bir imkansıza yaslanıp,.gif kavuşmayı bekliyoruz…
Oysa biliyoruzki,.gif zaman suskun ve ağrılı bir sözcük yüreğimizde… Ellerimiz hiçbir zaman kenetlenmeyecek,.gif hasretin avuçlarında hep imkansızlığı kanayacak yüreklerimiz..gif..gif..gif..gif

Bilsen seni ne çok özledim..gif Ayın ve yüzünün saflığını,.gif yıldızları, buluştuğumuz geceleri,.gif o pınar başını... Bilsen ne çok özledim el ele yürüdüğümüz yolları, gürüldeyen suları,.gif ilkbaharları,.gif yemyeşil kırları,.gif dağ başlarını... Sesini duymayı, saçlarına dokunmayı,.gif gözlerine bakmayı,.gif bilsen ne çok özledim seninle birlikte olmayı...
Ne çok isterdim uzanıp yıldızların altında dizlerinde uyuyup, bedenimi sarmalayan tüm acıları dağıtmayı..gif Gözlerimi gözlerine dikip susmayı,.gif yalnız yüreğimle konuşmayı,.gif ellerimi ellerine uzatmayı ne çok isterdim..gif Ne çok isterdim zamanı durdurup seninle bir yayla yolunda buluşmayı,.gif sevdamızı kanat yapıp kimsenin bizi bulamayacağı bir yere uçmayı...

Ah! ay bakışı yaralım bir gün ırmaklar karışınca denizlere,.gif yapraklar düşünce,.gif üşüyünce gönüller,.gif sevdalar küçülünce,.gif özlemler büyüyünce,.gif hayalin çekilince gözlerimden,.gif rüzgar susturunca şarkımızı..gif İsterse parçalasın yüreğimi acılar,.gif kopsun kıyamet,.gif senin gamzeli gülücüğünde öleyim yeter!...
74361093ux3pw0.jpg
Ne açtığın boşlukları doldurabiliyorum ne de yaşayabiliyorum içinde.
Gecenin segahını mesken edindi yüreğim,umut mahsulu saatler bana varmadan ölüyor.
Bir kapsüle sığmayacak kadar çoğaldı içimde yaralar yarım bardak uykuyla susturamıyorum kendimi.
Dilime acımı bağlayıp haykırıyorum acım dinmiyor.Haykırışlar yetse de kırılışları anlatmaya ,anlattığını dinletmeye yetmiyor.
Ruh esiraşk dirikalem küskün...
İz bırakmış gölgelerle yaşanmıyor aşk kavradım.
Kapatılmamış defterlerinin ağrısı volta atıyor şimdititreyen kıyılarımda.
Tanımadığım suretlerin hoyratlığını yudumluyorum avuçlarından...
Eskitemediğin acılarına sattın sevgimi!
Halbuki ben yüreğine baştan borçlu yazıldığımdan bihaberdünyaya sığdıramadığın ismini tek heceye sığdırmıştım.
Yorgun düşmüş yüreğini dokunmadan tutmuş"sus"olup sancılarında su olup akmıştım yeşertmeye çalıştığın ne varsa...
Sen bütün sebepleri buruşturup savururken çöp kutularına
sonuçları birbirine geçirip yollar yaparken ayaklarına ben sadece kendime söylemişim anlıyorum.
Çok gördüm aslında herhangi bir zamanın içinde kaybolanı ama görmedim kaybolduğu yerde bulunanı.
Sen kendini hep yanlış yerde aradın bulamadıkça vazgeçtin, en insancıl yanlarından da...
Anlık hazları diyarına hükümdar yaptın koynundan çıkaramadın tek duyumluk dokunmaları.
Anlamadın yar hiç anlamadın ;
[SIZE=6]Başını kuma gömüp yaşanmaz hayat...
[/SIZE]
“ Aşk nasıl akar bir yürekten diğer bir yüreğe?
Belki bir şarkıyla, belki bir şiirle gelir.
Belki de bir yıldız olarak düşer avucunuza, dilek tuttuğunuz bir gecede...
Uzak bir kentte bir yürek şiirler yazar adınıza...
Her dizede onu bulursunuz, her dizede kendinizi...
160 karaktere sığdırmaya çalışırsınız içinizden taşan her duyguyu...
Sığdıramazsınız...
Sonra beceremeseniz de şiir yazmayı onun kadar güzel, bir şiir dökülür kaleminizden...



Sesini hiç duymadığım,
Hiç dokunmadığım ellerine,
Bir şaire vurgunum şimdi.
Ben hiç oldum, o herşey!
Yaşadığı kentte,
Bir gece olsun uyumadım,
Gezmedim sokaklarında,
Duymadım o kentin gürültüsünü
Ve koklamadım denizinin kokusunu...
Ben onun avucundaki yıldız oldum,
O benim içimde ümit..
İşte bu yüzden;
Aşkın adı ümittir artık, ümidin adı aşk! ”
d78d48d1e1xy4.jpg
Beyaz sevdam kelimelerim yüreğinin kuytularına vuruyor... Duyuyor musun? Meçhul bir yalnızlıktan titrek bir dalgayla geliyorum bu gece sana... Sessiz kalıyorum, oysa ta kendisindeyim hayatın... Beni seviyor olmana sessiz kalıyorum, enkaza dönüşmüş yüreğimi güzelleştirme çabasından, her ne kadar ihtiyacım olsa da kaçıyorum... Ben sanırım mutlu olmaktan korkuyorum... Gözleri umut dolu bir sevdanın, kör ebe oynamasına izin veriyorum... Nedenim yok bu oyunda...Yorgun düştüğüm için sana ait olmak beni korkutuyor...
Vurgun vakitlerimi, geçmişin tozlu raflarını unutmak için işte duy ; seviyorum seni... Sesini duymadan senin oldum.. Yüreğimin oldun... Şimdi bunları anlatmak bi hayli ağır gelir bana ...Korkağıyım bir aşkın esiri olmanın... Taşıyamıyorum bu yükü... Bi ucundan sende tutsan diyorum...
Senden şunu istiyorum bir dilekçe yazsan yüreğime... Kalbin emanetim olsa... En kanayan yerimden sevmeye başlasan beni... Gelsen sen en büyük çığlıkla git dediğim anda...
Artık hayallerimi avuç avuç, kana kana içsem diyorum. Nedense sana beyhude bi özlemle kavuşmayı diliyorum. Sevda yokuşlarını tırmanıyorum senin için, belki yüzünü görebilirim diye... Çöl sürgünü yüreğime sevda ekiyorum filizlenir belki diye...
Kan gölüne dönüşen yüreğimi kirlerinden arındırıyorum bu gün... Dezanfektan bir yalnızlıkla... Karaborsaya düşmüş yüreğimle... Çöl yangını edasıyla; sana yazılırım bu gece...
Seni yazıyorum bu gece, akıl almaz hecelere varlığından bahsediyorum...Yokluğunu aheste yaşıyorum... Dargın ümitlerime güçlü cümlelerden bahsediyorum... Bavuluma tüm umutları dikkatlice yerleştiriyorum.
Öyle derin ki soluğum tek nefeste içime çekebilirim seni... Bilirsin aşka olan hasretimi... Kızıl nehirlere olan tutkumu da... Canımı acıtmak için, nasıl da yaramı kurcalamayı sevdiğimi de bilirsin... Bir küçük çocuk inadıyla, nasıl telef ederim her defasında yüreğimi... Ve sana koşmak için çabaladığımı... Aslında bilmezsin bunları; sen bana hep vurgun saatlerimde gelmiştin... Artık korkmuyorum seni sevmekten, seni severken içimde ki beni de terk edip sevmekten...
Şimdi gecenin en sessiz en derinine seni yazıyorum... Bir ufacık beyaz sevda diliyorum. Çocuk kalbimle elimden tutmanı ve göz yaşımı silmeni istiyorum. İstiyorum ki kalbimi koru... Kalbini avuçlarıma bırak... Doğan güneşten de; gece hatırına, seni bana vermesini ve elimi hiç bırakmamanı diliyorum...
Suretini bilmediğim...
Biliyorum ki uzaklarda bir yerde beklediğin benim...

Ey Aşk ! Yarala beni... Dağıt bedenimi, paramparça olsun ...

Yüreğimi tek kurşunla vur

Vur ! İstiyorum... En kanadığım yerden vur beni.

İki kere ölmem ki ...

Ölürsemde; varsın olsun... Gözlerine göm beni

Gözlerinden akan ben olmalıyım

Sen olup, bir müsaitsiz vakit yüreğine akmalıyım...

Yüreğinin kıyısına vurup "beyaz sevda" zikretmeli dilim...
Etkileyici bir yazı olmuş gerçiekten.

Yüreğin dert görmesin acemhe, teşekkürler . .
onu seviyorum, kimseyi hiç bu kadar sevmemiştim.”

Yıllar önce okuduğum bir romanın orta yaşlı kahramanı yıllarca gizli kalan ve derin bir yarayı andıran aşkını bu sözlerle itiraf eder.
Nasıl sevmiştir peki o kadını? Nedir sevgisinin karakteri?
Şu sözleri ilişkilerinin bütün boyutlarını en kestirmeden ama çıplak biçimde ortaya koyar:
“Onu bir dilenci, bir kurt, bir ısırgan otu gibi seviyorum. Camda bir kesik gibi seviyorum. Onu seviyorum çünkü hayatta yalnızca onu; onun kemiklerini, yoksul kokusunu seviyorum.”



“Beni seviyor musun?” sorusu (daha çok kadınların sorusudur bu) tedirgin edicidir çoğu zaman, hatta kimi zaman iticidir.
Çünkü yanıtı yoktur; söylenen her sözcük, art arda tekrarlanacak “evet”ler bile bu soruya karşılık olamaz.
Kadınlar bu yüzden sık sık tekrarlarlar:
“Beni seviyor musun?”

Belki bir mucize olur, soruya yanıt bulunur belki. Bulunur da bazen. Ama sözle gelmez yanıt. Gözde bir parıltı ya da bir anda oluşan solgunlukla; dudakların kenarına yerleşen bir çizgiyle, başın hafifçe yana dönüşündeki buruk gerçeklilikle belki…

Erkekler ise ya “onu seviyor muyum?” diye sorarlar sık sık içlerinden ya da beni seviyor” rahatlığı ile “beni sevmiyor” kıskançlığı arasında gidip gelirler (bu ayrı bir durumdur, yakıcıdır, zordur…)

Ama asıl önemli soru şudur:

“Beni nasıl seviyorsun?..”

Asıl olan, açıklayıcı olan, ilişkinin karakterini belirleyici olan bu sorunun yanıtıdır.

“Beni nasıl seviyorsun?..”
“Ne kadar?” filan değil, [SIZE=6]“Nasıl?”[/SIZE]

Ama bu soru sorulmaz, sorulamaz.

Çok mahremdir yanıtı. Sevgiliden dahi kaçırılıp, saklanacak, içerlerde bir yerlerde tutulacak kadar özeldir.

Geçen bir gece yarısı…
Çok sevdiğim bir filmi bilmem kaçıncı kez izlerken elektrikler kesildi…
Koyu bir karanlık. Sevdim. Çevremde bir yerde duran mumlara doğru davranmak içimden gelmedi.

Belki bir tek kırık, dökük ve ılık sözlerden oluşan bir cep mesajının telefonu aydınlatması yeterdi bana, o kadar.

O karanlıkta düşündüm.
İnsan başkalarını nasıl severdi?
Nasıl seviyordum?
Ne gibi sevmiştim onları?

Televizyonu açık unutulmuş, ıssız uykulara dalınmış, hüzünlü bir otel odası gibi seviyorum...

Severken haylaz bir çocuk gibiydim, arka bahçemdeki dut ağacı gibi seviyorum…

Bazen akmayan gözyaşıma, bazen öfkeme ekmek banar gibi seviyorum…

Öyle seviyorum işte, önce bir dilenci, sonra bir kapkaççı gibi…

Zamansız bir zamanda, telefonda “ondan uzak duracaksın… bir daha arayıp sorma” diyen çatlak sese, cevap verememenin ızdırap verici sıkıntısı içinde, içimde uyanan isyan hissi ile seviyorum…

Üşümüş, ıslanmış bir kedi gibi seviyorum… Kaşın tam kenarına atılmış bir tırmığın izi gibi seviyorum…

[SIZE=7]Çok seviyorum, [/SIZE]
kocaman bir kahkaha, ortaklaşa ısırılarak yenilen bir çikolata gibi… Neden sonra anladım ki yalan gibiymiş aynı zamanda…

Karanlık ve çamurlu bir arka sokakta ellerim cebinde, yüreğim yerlerde yürür gibi…

Bir sabah demlikten çıkan buharla buğulanan pencerenin camındaki dağınık şeKiller gibi…

Batıya bakan bir deniz kenarını yangın yerine çeviren akşam güneşi gibi…



İşte böyle kaptırmışken kendimi elektrikler geldi…
Karanlıkta bütün hayallerim, hayaletlerim birer birer etrafımda dönerken elektrikler geldi… her şey aydınlıktan korkup kendi kuytusuna geri döndü…
Ortalık yerde yapayalnız kaldım…
Sayfalar: 1 2