:: Duygusuz.com - Dostluk ve Arkadaşlık Sitesi
Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adınız:
  

Şifreniz:
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler: 16,695
» Son Üye: floralpops
» Toplam Konular: 98,587
» Toplam Yorumlar: 1,065,567

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Toplam: 178 kullanıcı aktif
» 0 Kayıtlı
» 174 Ziyaretçi
Applebot, Baidu, Bing, GoogleBot

Son Aktiviteler
Bir Demet Söz
Forum: Güzel Sözler
Son Yorum: SunSet
, Saat: 11:22 AM
» Yorumlar: 70
» Okunma: 10,423
Kur’an’da Allah Zekâtı, M...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
05-03-2026, Saat: 11:57 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 33
İslam’ı Yaşarken İzlediği...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-30-2026, Saat: 01:06 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 31
Allah’ın Bizlere Güvendiğ...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-25-2026, Saat: 11:04 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 58
Allah’ın Dini İslam’ı Yaş...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-24-2026, Saat: 12:01 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 52
Saff Suresi 6. Ayet Üzeri...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-18-2026, Saat: 12:14 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 54
Namaz Dinin Direği Midir?
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-13-2026, Saat: 10:12 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 72
Atatürk'ün Çocukluk Anıla...
Forum: Hayatı ve Anıları
Son Yorum: Serdar102
03-28-2026, Saat: 09:08 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 114
Mavi'ye..
Forum: Aşk Hikayeleri
Son Yorum: SunSet
03-11-2026, Saat: 08:23 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 196
Keloğlan Çataltepe Tekfur...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:45 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 371

 
  Kapını çalıp kaçmaktı Niyetim . .
Yazar: ÐŽeşaren - 02-19-2011, Saat: 01:21 AM - Forum: Resimlerde Aşk - Yorum Yok

bf42524ff1730f75.jpg

'' biliyorum,
olmayacak bir şey sana dirilmem
çocuk aklıma uyup da yürüdüm meydanlarında
kapını çalıp kaçmaktı niyetim
bir satır başında birden karşına çıkmak,
ve düşürmek kolunun altındaki cümleleri

olmadı[b]..[/b]
Ezberimde kaldın karıştırırken gülüşlerini ''


where_did_you_go_by_alex_malex.jpg


bayanpipo.jpg


unification_by_azarova.jpg

n_030_by_scarabuss.jpg

Bu konuyu yazdır

  İsmindeki Sesli Harfler . .
Yazar: ÐŽeşaren - 02-19-2011, Saat: 01:15 AM - Forum: Resimlerde Aşk - Yorum Yok

1973_by_iNeedChemicalX.jpg




'' ne kadar övülsen az
avazım çıktığı kadar
susuyorum
ismindeki sesli harfleri ''


Smoke_by_VIIIIZZZZ.jpg





guzelyerbr9.jpg


b027703a044e4fdc561e4b00d2f65d8d.png


lost_at_sea_by_Jenniholma.jpg

Bu konuyu yazdır

  2610 güvenlik kodu
Yazar: sHeqKer - 02-19-2011, Saat: 12:29 AM - Forum: Cep Telefonu - Yorumlar (6)

telefonum 2610 güvenlık kodunu unuttum nasıl bulabılırım guvenlık kodunu yardım edermsnz ?

Bu konuyu yazdır

  Bi de sadece sen olsan...
Yazar: history - 02-19-2011, Saat: 12:21 AM - Forum: Aşk (Genel) - Yorumlar (1)

154254_178182205540321_175141702511038_5...0055_n.jpg


Büyüdüm...
Meğer büyüdükçe büyür ve azalmaz, içimde azarmış özlemin...


Azaldım...
Her şeyim azaldı, nem varsa tükendi, eridi, gitti ve sadece, içimdeki özlemek kaldı!
Sanki artık sadece “özlemek” biliyorum; konuşmak bilmiyorum, susmak bilmiyorum, bakmak bilmiyorum ve baksam görmüyorum zaten...
Acıkmak, susamak; uyumak, uyanmak; kelebek kovalamak bilmiyorum...
Savrulan gökkuşağımın çözülen iplerini bir araya toplamak bilmiyorum!
Sadece özlemek biliyor, özlemek içiyor, özlemek soluyorum; etim, kemiğim, saçım, kirpiğim, dudağım özlem kokuyor; ve en çok da bakışlarım...
Özlem olmak neye benziyor?


Ben, yok’um...
Sen bile yoksun özlemin kadar! Senden bile çok seni özlediğimi hisseder oldum...
Özlemeden sadece sen olsan, ne olur? Bi de sadece sen olsan, ne olur; sadece seni duysam ve özlemin çınlamasa kulaklarımda...
Özlemin çığlık atmasa!


Bi de sadece sen olsan... İçiiim ahh, böyle kurumuş olmasa özlemekten;
..ve doysam...


Bekledim!
Ben büyürüm de bir gün; özlemin küçülür biter, dedim...
Bitmedi!
Ve yine anladım ki; olmayışın bile var oluşunun delili!

Bu konuyu yazdır

  Ve Mehmet Günsürr !
Yazar: DummeN - 02-18-2011, Saat: 09:31 PM - Forum: Resimler Diğer - Yorumlar (7)

62912734qa9.jpg
99cd3rj6.jpg

elele04jpg5xddu0ac3.jpg

memo7duba4.jpg

30464.jpg

23310.jpg

:O_O:
aneeaaağm Big Grin Allah eşine çocuklarına bide bize bağışlasıın Big Grin
tü tü tü Big Grin

Bu konuyu yazdır

  Gereksiz bilgiler
Yazar: sıla - 02-18-2011, Saat: 05:13 PM - Forum: Diğer (Genel) - Yorumlar (20)

Matematikte niçin (-2) ile (-2) nin çarpımı (+4) tür? Haftanın beş günü işe otobüs ile gidip geldiğinizi varsayalım. Her sefer bir milyonluk bir biletle yapılıyor. On milyon tutarında on tane bilet aldınız. Hergün gidiş geliş kullandıkça iki tanesi eksiliyor. Bunun eşitlikteki yeri (-2) dir. Siz bu işi beş gün süresince yani 5 kez yaparsanız (-2)x(+5)= 10 olur. Diyelim ki bayram tatilinin iki günü o haftanın Perşembe ve Cuma günlerine geldi ve tatil. Bu kez yapmanız gerekeni yapmıyorsunuz. İki günlük 4 bileti kullanmıyorsunuz. Bu hareket, yapmanız gerekene göre negatif yani ters yönde bir harekettir. Hergün bilet almak yerine iki gün süresince hiç bilet kullanmıyorsunuz.İki kere negatif hareketi “-2″ bilet üzerinde yapınca o hafta elinizde (-2)x(-2) =(+4) bilet kalıyor.

ben hiç bişey anlamadım boşuna :yikildim:

Bu konuyu yazdır

  Öksürüğe karşı ıhlamur ve ayva
Yazar: MaSaL - 02-18-2011, Saat: 04:04 PM - Forum: Sağlık - Yorumlar (1)

Ihlamur çiçeklerinin iltihap giderici etkisi olduğunu belirten uzmanlar, öksürüğü yatıştırarak boğazı yumuşatmada ayva ve ıhlamur karışımı çayların etkili olduğunu söylüyor.
Soğuk algınlığı denince ilk akla gelen bitkilerden birinin ıhlamur çiçekleri olduğunu belirten Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi ve Fitoterapi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erdem Yeşilada, ıhlamur çiçeklerinin “iltihap giderici” etkiye sahip olduğunu söyledi.
Bu etkinin deneysel olarak kanıtlandığını söyleyen Prof. Dr. Erdem Yeşilada, ıhlamur içerisindeki bileşenlerden bazılarının (flavonoit) iltihap giderici ve ağrı kesici etki gösterirken, bazı bileşenlerin (müsilaj) de boğazı yumuşatarak, tahrişi önlediğini ve soğuk algınlığı şikâyetlerini hafiflettiğini belirtti. Prof. Yeşilada, ıhlamurun vücut üzerindeki etkileri konusunda şunları kaydetti:
“Özellikle soğuk algınlığı riskinin arttığı sonbahar ve kış dönemlerinde doğanın bizlere sunduğu bu etkili ve güvenilir silahlardan yararlanmak en akılcı yaklaşım olacaktır. Hiç şüphesiz, öncelikli hedef; hastalığa yakalanmamaktır. Bu konuda bağışıklığı destekleyici bu tip ürünler koruyucu olarak yararlı olabilmektedir. Hastalığa yakalanma durumunda ise bu tip ürünlerden, temel tedavinin yanı sıra şikâyetlerin hafifletilmesinde de yararlanılabilir.”


[b]AYVA VE IHLAMUR BOÄžAZI RAHATLATIR[/b]

Prof. Dr. Erdem Yeşilada, öksürüğü yatıştırmak ve boğazı yumuşatmak için ıhlamur çiçeği ve ayva tohumunun birlikte kullanılmasını önerdi.
“Ayva meyvesi ve yaprakları da taşıdığı bileşenler nedeniyle öksürüğün giderilmesine yardımcı olmaktadır. Ayva ve ıhlamur karışımından elde edilen çaya şeker yerine bal ilave edilebilir. Böylece öksürük ve soğuk algınlığı belirtileri daha etkili şekilde kontrol altında tutulabilir.”

Bu konuyu yazdır

  Kanser hastaları ‘alternatif’lere soğuk bakıyor
Yazar: MaSaL - 02-18-2011, Saat: 04:00 PM - Forum: Sağlık - Yorum Yok

  • Bir araştırmaya göre, Türkiye’deki kanser hastalarının sadece yüzde 20’si tamamlayıcı tedavi yöntemlerini kullanıyor. Onkologlar memnun, zira ABD’de bile oran yüzde 70’in üzerinde.
Bitkiler, hayvansal ürünler veya vitaminlerle yapılan tedaviler, kanserde ‘tamamlayıcı veya destekleyici tedavi’ olarak nitelendiriliyor. Kanser hastaları genellikle bu tür tedavileri doktorlarına danışmadan kullanıyor. Ancak uzmanlara göre, cerrahi, kemoterapi, hormon terapi ve radyoterapi seçeneklerinin uygulandığı kanser tedavisinde bu tür destekleyici yaklaşımlar, tıbbi tedaviyi olumsuz yönde etkileyebilir.
VI. Ulusal Onkolojik Araştırmalar Çalıştayı’nda da Türkiye’deki kanser hastalarının bu tür tamamlayıcı tedavi yöntemlerine yaklaşımları araştırıldı. Çalıştay sonuçlarını ntvmsnbc’ye değerlendiren Marmara Üniversitesi Hastanesi Onkoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Serdar Turhal, araştırma sonucunun Türkiye’deki hastaların pozitif bilimlere yaklaşımı açısından memnuniyet verici olduğunu söyledi.

Benzer çalışmaların daha önce tek tek ve değişik merkezler tarafından yapıldığını belirten Prof. Turhal, “Türkiye genelinde ilk kez böyle bir çalışma yapıldı. Çalışmada, toplam 10 merkezden 900’e yakın hastanın verisi analiz edildi. Hastaların üçte ikisi büyük şehirlerde yaşayan hastalar. Araştırmaya katılan hastalar çoğunlukla mide/bağırsak sistemi, meme ve akciğer kanseri hastaları oldu” diye konuştu.

[b]EN ÇOK BİTKİLERE UMUT BAÄžLANIYOR[/b]
Tamamlayıcı tedavi yöntemlerinin kullanımına yönelik araştırma, son 3 yıl içerisinde tanı almış, hastalığı şifa bulamayacak derecede ileri evrede olan ve yüzde 80’i kemoterapi gören hastalar arasında yapıldı.

Araştırmaya göre, kanser hastalarının kullandığı tamamlayıcı tedavilerin büyük çoğunluğunu bitkisel tedaviler oluşturuyor. Vitamin desteklerinin kullanım oranı yüzde 10’un, hayvansal ürünlerin kullanım oranı ise yüzde 1’in altında.

[b]DOKTORLARA SÖYLENMEDEN KULLANILIYOR[/b]
Hastalar destekleyici tedavi yöntemleri ile ilgili bilgiyi yüzde 40 oranında yakınlarından, yüzde 25 televizyondan, yüzde 15 internetten, yüzde 15 de tedavi gören diğer kanser hastalardan aldıklarını ifade ediyor. Hastaların üçte ikisi bu tür tedavilerden fayda gördüğüne inanıyor. Hastaların yarısı kullandığı tedaviden doktoruna haber vermediğini söylüyor, çünkü doktorun bu durumu hoş karşılamayacağını düşünüyor. Hastaların hemen hepsi bu tedavilerin herhangi bir yan etki yapmadığı görüşünde. Yüzde 65’i ise destekleyici tedavi yöntemleri hakkında doktorlarından bilgi almak istediğini, böylece kendisini daha güvenli hissedeceğini söylüyor.

bitki-kanser-3.gif
Türkiye’de destekleyici tedavilere yaklaşımda bölgesel farklılıklar olduğunu belirten Prof. Turhal, “Tamamlayıcı tedaviye yönelen hastalar arasında yaş, eğitim seviyesi, cinsiyet ve aylık gelir durumu açısından fark yok. Değişik kanser türleri arasında da tamamlayıcı tedavi kullanma arasında öne çıkan bir kanser görülmedi” dedi.

[b]PLASEBO ETKİSİ YAPABİLİR[/b]
Tıbbi tedaviyi olumsuz etkileme riski bulunan yöntemlerden uzak durulması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Serdar Turhal’ın, ‘Özellikle ileri evre kanserlerde bu tür uygulamaların plasebo etkisi yaparak hastayı rahatlatabileceğine inanıyor musunuz?” sorusuna cevabı, “Olabilir ancak masum görünen bazı maddeler zararlı da olabilir. Alınmasını bizzat önermiyorum, hasta riskini bildiği halde alırsa da buna saygı duyarım” şeklinde oldu.

[b]BİLİMSEL TEDAVİNİN ETKİNLİÄžİNİ AZALTABİLİR[/b]
Hastaların yarısının kullandıkları bitkisel tedavilerden doktorlarını haberdar etmemesini doğru bulmadığını belirten ve “Bu tedaviler sakıncalı olabilir, tedaviyi aksatabilir ve bilimsel tedavinin yan etkilerini arttırabilir” diyen Prof. Turhal, kanser hastalarına şu öneride bulundu:
“Herhangi bir risk almamak adına ek bir şey kullanmamalarını öneriyorum. Kullanacaklarsa da aklıselimin dışına çıkmamalarını istiyorum.”
Prof. Turhal, “Hastaların ortalama yüzde 90’ının bu tür tedavileri kullandığı yönünde bir beklenti vardı. Bu nedenle sonucun böyle çıkması bizi sevindirdi. Bu iyi bir gelişme. Çünkü ABD’de bile tüm popülâsyon açısından bakıldığında bu oran yüzde 70’in üzerindedir” dedi.

Bu konuyu yazdır

  İnternet ve televizyon üzerinden bitkisel ilaç alırken Dikkat
Yazar: MaSaL - 02-18-2011, Saat: 03:57 PM - Forum: Sağlık - Yorum Yok

Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü, internet ve televizyon üzerinden alınan bitkisel ilaçlar konusunda vatandaşı uyardı.


Uzmanlar, "Burada satış yapanların amacı sadece para kazanmaktır. Onların halkımızın sağlığını korumak gibi bir düşünceleri yoktur" dedi.

Bitkisel ilaçların kullanılmasında son derece tedbirli olunması gerektiğini vurgulayan Bakanlık, bitkisel ilaç kullanırken hekimin uyguladığı tedavinin tehlikeye girebileceği konusunda uyardı. Açıklamada, bitkisel ilaçların sentetik ilaçlardan ayrı tutulmaması gerektiğini vurgulayan uzmanlar, bu tip ürünleri kullanırken tıpkı sentetik ilaçlarda olduğu gibi son derece tedbirli olmak gerektiğini söyledi:

"Çünkü bitkisel ilaç içinde tek bir bileşiğin varlığından söz etmek mümkün değildir. Tek bir bitkide bile birçok bileşik bulunmaktadır. Bu bileşikler birbirleriyle etkileşime girerek her birinin tek başına gösterdiği etkiden daha güçlü etki gösterebilir. Hatta bazen toksik doza da erişebilir. Bazı durumlarda da bitkisel ilaçlar hekimin uyguladığı tedaviyi engelleyebilmektedir. Bu tabloya daha çok kemoterapi ve radyoterapi gören hastalarda rastlayabilmekteyiz.”

Para kazanmak amaçlanıyor

Tüketicilerin internet üzerinden bitkisel ilaçları satın almalarının son derece yanlış olduğunu kaydeden uzmanlar bitkisel ilaçların sadece eczanelerde satılması gerektiğine dikkat çekti. İnternet üzerinden satın alınan ürünlerin halk sağlığı yerine para kazanmayı amaçladıklarını kaydeden Sağlık Bakanlığı yetkilileri, "Tüketicilerin internet üzerinden satılan ürünleri alması da son derece yanlıştır. Burada satış yapanların amacı sadece para kazanmaktır. Onların halkımızın sağlığını korumak gibi bir düşünceleri yoktur. Yaptıkları işin oluşturabileceği sorunlar karşısında kendilerinde bir sorumluluk hissine sahip değildirler. Bitkisel ilaçların etkinliği, güvenilirliği ve kalitesi kanıtlanmamışsa ve bu tip ürünler Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmamışsa her zaman için vatandaşımız için çok tehlikelidir. Kaldı ki ruhsatlı olsa bile satış yeri yalnızca eczanedir." açıklamasını yaptı.

Sigara ve tütünü bırakmak isteyen tüketiciler televizyon kanalı ile alınan üründen memnun kalmadıklarını ve bir etkisini göremediklerine yönelik şikayetlerinin hatırlatılması üzerine değerlendirme yapan uzmanlar, bitkisel ürünlerin başka bir hastalığı tehlikeye sokabileceği uyarısında bulunarak televizyonda tanıtımı yapılan ürünün içeriği hakkında şunları söyledi:

"Tütünü bırakmak için televizyon kanallarında reklamı yapılan ve şikayet edilen ürünün içeriğine baktığımızda bu bitkilerin her birinin farklı etki mekanizmalarıyla değerlendirilmesi gerektiğini görürüz. Örneğin bu karışım içinde bulunan Hypericum perforatum (sarı kantaron) uzun yıllardır üzerinde bilimsel çalışma yapılmış olup içerdiği hiperisinden dolayı antidepressan; biflavonoitlerden dolayı sedatif, antienflamatuvar, antiülser ve analjezik; flavonoit ve tanenlerden dolayı diüretik ve astrenjan; uçucu yağından dolayı da antifilojistik etkilidir. Yine haricen yara iyileştirici etkisi de vardır. Sadece bir bitkinin kimyasal içeriğinden ileri gelen farklılıklar bile çok çeşitli yerlerde kullanılmasını gerektirmektedir. Bir de tüm bitkilerde olduğu gibi bu bitkiyi kullananların ilaç-bitki etkileşmesine de dikkat etmesi gerekir. Bu bitkiyi antikoagülan, teofilin, digoksin tedavisi gören bir kişiye kullanamazsınız. Tütünü bırakmak için pazarlanan bu ürünün içindeki bir başka bitki meyan (Glycyrrhiza glabra) kökü (Radix Liquiritiae) yüksek tansiyonu olan hastalar için çok tehlikelidir. Melissa officinalis (oğulotu) sedatif etkilidir. Karanfil içinde bulunan yüksek orandaki uçucu yağın bileşiminde bulunan bileşiklerden biri olan öjenol antiseptik ve kuvvetli analjeziktir. Yine tarçın ve karabaş otu taşıdığı uçucu yağ içeriğindeki kimyasal bileşenler bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gereken bitkilerdir."

Bu konuyu yazdır

  Isırgan otunun faydaları bilimsel olarak ispatlandı
Yazar: MaSaL - 02-18-2011, Saat: 03:57 PM - Forum: Sağlık - Yorumlar (1)

Isırgan otunun ülseri önlediği, yaraları iyileştirdiği, ağrı kesici özelliğinin olduğu bilimsel olarak kanıtlandı.

Atatürk Üniversitesi (AÜ) Fen Fakültesi Kimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. İlhami Gülçin, ısırgan otunun ülseri önlediğini, yaraları iyileştirdiğini, dirençli mikroorganizmaların yayılmalarınını bile engellediğini ve ağrı kesici özelliğinin olduğunu, yaptığı çalışmayla bilimsel olarak kanıtladığını söyledi.


Gülçin, ısırgan otunun çeşitli faydalarının olduğunu ancak bunların çoğunun bilimsel olarak ispatlanıp, bir yerde toplanmadığını dile getirdi. Isırgan otu üzerine Türkiye'de yapılan çalışmaların çok ses getirmesine rağmen bunların bir veriye dönüştürülemediğini, hep kağıt üzerinde kaldığını savunan Gülçin, “Ben de doktora tezimde tüm bu çalışmaların derlenmesiyle birlikte ısırgan otu üzerine bilimsel bir çalışma yaptım. 5 yıl süren doktora çalışmamda, ısırgan otunun bazı faydalarını, özellikle bilimsel olarak ispatladım” dedi.


Çalışmalarında, ısırgan otunun antioksidan aktivite, anti-mikrobiyal aktivite, radikal giderme, ülser giderici (anti-ülser) ve ağrı kesici aktiviteler üzerinde durduklarını anlatan Gülçin, daha sonra geniş kapsamlı bir çalışma yaptıklarını ve bu çalışmayı gerçekleştirirken farmakologların deneyimlerinden de yararlandıklarını vurguladı. Isırgan otunun mükemmel, sağlık açısından önemli bir bitki olduğunu ifade eden Gülçin, ısırgan otunun Anadolu kültüründe de bol miktarda kullanıldığını belirtti.
Isırgan otunun çok dirençli mikropların bile yayılmasını engellediğini ileri süren Gülçin, şunları kaydetti:


“Sağlık açısından bu kadar faydalı olan ısırgan otunun bir avantajı da Anadolu topraklarında bol miktarda bulunmasıdır. Halk arasında kullanımı yaygındır. Isırgan otu salatalarda kullanıldığı gibi ısırgan çayları, yemekleri de vardır. Bizim yapmış olduğumuz bu çalışmada ısırgan otunun antioksidan etkisi yanında, mikroplara karşı öldürücü etkisi ve ülsere iyi geldiğini tespit ettik. Ülser yapılmış farelere ısırgan otu özütünü oral olarak verdik. Bunun sonucunda ülser hastası farelerin iyileştiğini gözlemledik. Böylece ısırgan otunun ülser hastalığına iyi geldiğini tespit ettik. Ülseri yüzde 68 oranında engellediğini ispatladık.”


Gülçin, “Stafilokok ailesi çok dirençli bir mikrobiyal ailedir. Isırgan otunun bu mikroorganizmaların büyümesini engellendiğini ve antikandidal özelliğinin de etkili olduğunu gözlemledik. Standartlarla kıyasladığımız zaman ısırgan otunun anti-mikrobiyal özelliğinin gayet iyi olduğunu gözlemledik” diye konuştu.


Ağrıyı yüzde 62 oranında engelliyor
Yaptığı çalışmada, ısırgan otunun ağrı kesici özelliğini ortaya koyan Gülçin, “Çalışmamızda, ısırgan otunun ağrı kesici özelliği olduğunu kanıtladık. Deney hayvanları üzerinde yapılan diğer bir çalışmada kuvvetli bir ağrı kesici olarak ağrıyı yüzde 62 oranında engellediği belirlendik. Isırgan otunun ağrı kesici özelliği halk arasında fazla bilinmemekte” şeklinde konuştu.
Isırgan otu deyince halkın aklına ısırma özelliğinin geldiğini dile getiren Gülçin, “Isırgan otunun ısırma özelliğinin karınca asidinden kaynaklandığı söyleniyordu. Halk arasında da ve bilimsel alanda da yanlış biliniyordu. Ancak yapılan bilimsel çalışmalarda, ısırgan otunun yapraklarında bulunan histamin molekülünden kaynaklandığı tespit edildi” dedi.

Ülkemizde çok yaygın olan ısırgan otunun Anadolu'da 3 çeşidinin bulunduğunu anlatan Gülçin, özellikle Urtica dioica türünün bahçelerde, duvar kenarlarında bol miktarda bulunduğunu belirterek, bu türün tüketilmesini önerdi.

Isırgan otunun dişi ve erkeğinin de ayrı bitkiler olduğunu kaydeden Doç. Dr. Gülçin, şöyle konuştu:
“Özellikle bahar aylarında çıkan ısırgan otunun çok daha şifalı olduğunu söyleyebiliriz. Sonradan çıkan sürgülerde bazı bileşiklerin ve özelliklerinin olmadığını gözlemledik. Bu özellikler daha çok baharın çıkan ısırgan otunda bulunur. Bahar aylarında çıkan ısırgan otu toplanarak, gölgede kurutulup, çay, salata ve yemeklerde kullanılabilir. Taze olarak da tüketilebilir. Günde çok tüketmek yerine, her gün azar azar tüketilmesi daha faydalıdır.”


Çok sayıda hastalığa iyi geliyor
“Kullanmamız gereken ısırgan otunu diğerlerinden ayırt etmek için elimizi vurduğumuzda acı hissettiğimiz ısırgan otu, bizim aradığımız ısırgan otudur” diyen Gülçin, ısırgan otunun çok sayıda hastalığa iyi geldiğini belirterek, şöyle devam etti:
“Yaptığımız çalışmada, ısırgan otunun ülseri önlediğini, yaraları iyileştirdiğini, çok dirençli mikroorganizmaları bile yayılmasını önlediğini ve ağrı kesici özelliği olduğunu bilimsel olarak kanıtladık. Ülser ve harici yaralarda kullanılabilir. Hiçbir yan etkisi yoktur. Yaraları iyileştirmek için kullanılacaksa, havanda biraz dövüp, sıvılaşır bir hale geldiğinde yaranın üzerine sürmeliyiz. Çünkü ısırgan otunun çok iyi anti-mikrobiyal bir özelliği var, bu özelliği sayesinde yaraları iyileştiriyor.”
Bir araştırmacı olarak, ısırgan otunun faydalarını bilimsel olarak ispatlayabilmek için çalışmasını 5 yıl boyunca sürdürdüğünü anlatan Gülçin, Anadolu'da bol miktarda bulunan ısırgan otunun, hazır çaylar yerine, taze olarak toplandıktan sonra gölgede kurutularak ya da taze olarak kullanılmasının daha sağlıklı olduğunu vurguladı.

Isırgan otunun ülkemizde bol miktarda bulunduğunu, aktarlarda da çok ucuza satıldığını anlatan Gülçin, yıl boyunca günlük azar azar tüketilmesini önerdi.
Isırganın ilaç sektöründe yaygın olarak kullanıldığını ifade eden Gülçin, “Tıpta haplaştırılmış bileşenlerin kullanılması yaygındır. Almanya ve Hollanda'da ısırgan otundan elde edilen lifler, tekstil ürünleri olarak kullanılıyor. Yüzde 100'e yakın hiçbir yan etkisi bulunmamaktadır ve rahat bir şekilde giyilmektedir” diye konuştu.

Doç. Dr. Gülçin, ısırgan otunun uygun kullanıldığı zaman hiçbir yan etkisinin bulunmadığını ifade ederek, günlük çok fazla kullanıldığı zaman bağırsak temizleyici özelliğinden dolayı müshil etkisinin olabileceğini dile getirdi.
Isırgan üzerine yaptığı doktora tezini 5 yılda tamamlandığı ifade eden Gülçin, “Isırgan üzerine yaptığım çalışmam, endemik ve halk arasında kullanılan bitkilerle ilgili bilimsel çalışmaların yayımlandığı 'Journal Of Etnopharmacology' dergisinde, yine çalışmamın ikinci ayağı olan enzimile ilgili kısmı ise “Journal Of Enzyme Inhibition and Medicinal Chemistry' dergisinde yayımlandı” diye konuştu.

Bu konuyu yazdır

  Tarih: 05-08-2026, 05:24 AM