| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.
|
| Kimler Çevrimiçi |
Toplam: 223 kullanıcı aktif » 0 Kayıtlı » 219 Ziyaretçi Applebot, Baidu, Bing, GoogleBot
|
| Son Aktiviteler |
Allah’ın Bizlere Güvendiğ...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-25-2026, Saat: 11:04 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 38
|
Allah’ın Dini İslam’ı Yaş...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-24-2026, Saat: 12:01 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 42
|
Saff Suresi 6. Ayet Üzeri...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-18-2026, Saat: 12:14 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 43
|
Namaz Dinin Direği Midir?
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-13-2026, Saat: 10:12 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 63
|
Atatürk'ün Çocukluk Anıla...
Forum: Hayatı ve Anıları
Son Yorum: Serdar102
03-28-2026, Saat: 09:08 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 103
|
Mavi'ye..
Forum: Aşk Hikayeleri
Son Yorum: SunSet
03-11-2026, Saat: 08:23 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 183
|
Keloğlan Çataltepe Tekfur...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:45 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 352
|
Kısa Keloğlan Masalları -...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:26 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 230
|
Keloğlan Ve Pinokyo - Ser...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:22 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 206
|
Dev Hamsi - Serdar Yıldır...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:19 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 197
|
|
|
| Sen Benim... |
|
Yazar: YasSmin - 03-28-2011, Saat: 01:31 PM - Forum: Kişisel Aşk Yazıları
- Yorumlar (5)
|
 |
Sevgi sensen eğer ve sonu olmayan bir ölümse sevgin, ben sadece seni yaşamak için varım o sevgiye. Gözü kapalı giderim ölüm denen şeye…
Hayat denen engebeli yolda o kadar düştüm, o kadar yoruldum ki, sığınacak liman bulamadım kendime. Her liman ayrı bir koku, her liman ayrı bir öykü, her liman farklı bir sevda biriktirmiş kendinde. Ve hiçbir kokuyu bu denli takip edip, varmadım senin limana uğramadan önce. Ve hiçbir liman bu kadar kol kanat germedi benim bu yorgun, aşka susamış benliğime.
Atmalıydım kendimi bir limana. Dinlenmek, yeniden canlanmak gerekliydi. Ben dinlenecek bir liman, sense dinlendirebileceğin bir yorgun bekliyordun, sana uğradığımda…
Yadırgamadım senin kokunu takip ederken ve rotam belli belirsiz kaydı birden yörüngene. Gözlerimi açtığımda huzurun kollarındaydım ve bu huzur benim için yaşama sevinciydi. Bu koku deniz kokusu, bu koku cennet kokusuydu benim için. Ve benim cennetim, minik bir kalbe sığacak ama dünyayı saracak kadar bir şeydi.
Ne sen bana yasak meyveydin, ne de ben sana. Cennetten kovulmamıza gerek kalmayacaktı. Cennet en güzel evimiz, tek limanımız, ortak noktamızdı bizim. Ve bu cennet gün ve gün büyüyen bir sevgiyle daha da güzelleşiyordu.
Her sevda da vardır üzüntüler, bizimkinde olduğu kadar olmasa da. Ama her acı biraz daha yaklaştırır birbirine sevenleri, aksini iddia edenlerin tersine.
Sevgi acıdır, sevgi mutluluktur. Sevgi ağlarken gülmek, gülerken hıçkırıklara boğulmaktır. Delice kıskanmak, gözünden sakınmaktır. Acı çekeceğini bildiğin anda acısına ortak olmaktır. Sevgi emektir. Ve sevgi ruhtur.
Sen benim ruhum, sen benim cennetim, sen benim NEFESİM…
*** Her hayal aşka dair, aşk ise ölüm kokuyor ***
|
|
|
| Kırma kendini* İclal Aydın |
|
Yazar: acemhe - 03-28-2011, Saat: 01:30 PM - Forum: Makale
- Yorumlar (1)
|
 |
Kendi bildiğim sporu yapıyordum. Öyle müzik dinleyip, koştur koştur, kafadan on bin şeyi geçir, gemiler ayrılsın zihin limanından filan...
Boynum ve belimdeki fıtıklaşmalar sonunda ara vermek zorunda kalmıştım. Boynumda ciddi bir düzleşme hatta hafifçe öne doğru bir eğilim var. (Ah, başım öne eğilmesin Allahım!)
Bugünlerde bir doktor antrenörle çalışıyorum. Oracığımda bir kas olduğundan bile haberdar olmadığım yanlarım ağrı içinde. O ise gayet sakin, eşinden, eşinin benim yazılarımı nasıl okuduğundan ama kendisinin dizilerimi daha çok sevdiğinden söz ederken “Hadi 20 tane daha” diyor arada...
Ben orada ruhumu teslim etmek üzereyim ama yiğitliğe de leke süremediğimden yapmamı istediği hareketleri canımı dişime takarak tamamlıyorum... Kendimi Siyah Kuğu filmindeki balerin rolüne hazırlanan bir Natalie Portman, Milyonluk Bebek’teki hırslı boksör rolüne hazırlanan bir Hilary Swank, en kötü olimpiyata gitmeye hazırlanan bir Naim Süleymanoğlu gibi düşünüyorum o sırada... Bak bak...
(En kötüsü olimpiyata hazırlanan Naim’miş) Doksanlarda kalan beynim bu kadar çalışıyor işte. Halter sporunda “Nayım”dan sonrası finiş...
Lafı dolandırmayayım; kendimi kim olarak düşünürsem düşüneyim, her dersin sonunda sürünerek arabama biniyor, direksiyonu tutan ellerimin bağlı olduğu kollarıma bağırarak komutlar veriyorum! “Yanma, sola çevir şimdi, düz tut, kırma kendini...”
Acıyan kaslarıma aldırmadan delikanlı takılmaya çalışıyor ve hayatımı normal şekilde sürdürmeye gayret ediyorum.
Kaslarıma karşı iradem yani!
***
Aslında...
Tuhaf işler oluyor... Nicedir oluyor...
Siz de biliyorsunuz...
Bir gazetecinin bilgisayarına girip “sil” emri veriyor otorite.
“Yazma, düşünme, yapma” diyor.
Hür iradeye karşı “otorite” yani...
Bilgisayarım ya da cep telefonum bozulduğunda tamire vermek yerine yenisini almak daha güvenli geliyor bana... Ben kimim? Hiç kimse!
Bir notun, bir fotoğrafın, bir mesajın ya da bir e-postanın “nelere sebep olabileceğini” kestirebilen var mı içinizde? Son derece masum görünen, sıradan günlük konuşmaların arasından kendimiz için değilse bile bir başkası için delil üretilmeyeceğini, üretilemeyeceğini nereden biliyoruz?
Paranoyak mı olduk cümleten?
***
Ağrıyan tek yanım kaslarım değil elbette...
Oracığımda bir “bilinmez” olduğundan habersiz olduğum yanlarım ağrıyor. Bir baş ağrısı gibi, bir boyun ağrısı gibi, bir diş ağrısı gibi... Çıktığı yerde sabit kalmayan başka tarafları da tetikleyen, sıçraya sıçraya giden bir ağrı bu...
İlk defa canım benim, biriciğim sevgili “oy”um için sandığa gitmek istemiyor canım. İzlediğim, gördüğüm her şey “ağrı” yapıyor, “ağır” geliyor...
Türbanlı kadının mecliste duruşuyla ilgili komik formüller, Kürt milletvekillerinin patlayan öfkeleri, iç fokurdaması hiç-bir-zaman-bitmeyen-CHP... Basılamayan kitaplara karşın, baskına uğrayan gazeteler, gazeteciler...
Gülmek istiyorum oysa. Şakalar yapmak istiyorum. Ama gel gör ki ne dünya ne ülkem buna izin veriyor... Kollarıma komut veren yüksek sesim “hadi diyor, dik tut kollarını, kırma kendini” diyor...
Ama ne zaman bir “şaka yapsam” hemen ardından gelen bir cümle yeni bir haber insanlığımdan utandırıyor beni...
Doksanlarda “Nayım”da kalmış zihnim keşke hep orada kalsaydı...
İşte gördünüz... Hepimizin her günü aha işte bu yazı gibi gelişiyor.
Nasıl başladığı ayrı, nasıl bittiği ayrı mevzu.. Oysa gülmek için başlamıştık güne...
Komut: Kırma kendini, çeneni kaldır ve en zor hareketi yaparken uzun uzun nefes ver. “Başın öne eğilmesin” elbette...
|
|
|
| Vazgeç ki... |
|
Yazar: YasSmin - 03-28-2011, Saat: 01:26 PM - Forum: Kişisel Aşk Yazıları
- Yorumlar (10)
|
 |
Büyük aşklar nefretle başlar sözcüğünün anlamını biz taşıyorduk. Sözlükte ki açıklamasında, ikimizin ismi yazıyordu ve biz her hikâyeye dıştan benzeyip, içten yeterince farklılığımızla bu aşkı yaşatmaya çalışıyorduk.
Her ne kadar uğraşsam da seni atmak için kalbimden, her defasında bir o kadar başarısız oluyorum. Sevgini kaldırdığın o yer, her kaldırışımda elimden kayıp düşmesiyle daha da yer ediyor içimde ve daha da yerleşiyor benliğime.
Hani hep sözlerde görürüz ya dile dolanmıştır birkaç kelime damar cümleler diye. Hani hani tek bir sigaraya isim yazarlar, sigara bitene kadar yazılan isim düşünülür ya. İzmarite gelince de o kişinin bittiği sanılır sigaranın bittiği gibi. Ama bilmezler, aslında içlerine nefes nefes çekip, hücrelerine tek tek nakış gibi işlediklerini amacı dumanlar arasında boğmak istemeleri olsa da. Aynı onun gibi ben de seni gün ve gün düşünerek yok etmek istedim, ama olmadı. Her kötülüğünü örten bir iyilik buldu gene kalbim. En büyük iyilik ise, yine benden geldi. Sevgim ağır bastı, tüm yaptıklarını bir çırpı da sildi.
Sensiz de acı çekiyorum, seninleyken de. Sensiz yarımım ama senle de acıyla işlenmiş bir bütünüm. Ne yanıma dönsem sen. Benliğime o kadar işlemişim ki seni, tek tek söküp atabilecek kadar ne benim zamanım, ne gücüm, ne de bunu yüklenecek kaldıracak bünyem kaldı.
İstediğim sadece bir parça mutluluktu. Ve ben hep, azla yetindiğim gibi, küçük sevgi gösterilerine de kandım bile bile. Sen kendini kandırırken sevdiğini sanıp, ben gözü kapalı inanmak istedim beni sevdiğine. Ve ben gözlerimi bir kapadım ki, sen kendine geldiğinde, ben hala sendeydim.
Ve şuan, sevgim hala öyle büyük ki, seni içime sığdırmamak mümkün değil. Ve sana nefretim de öyle şiddetli ki, dursan önümde seni ezip geçebilir.
Çok mu istediğim sadakat ya da sevgi gösterisi. Hak ettim ben bunları be sevdiğim. Hak ettim artık mutlu olmayı. Ve eğer mutlu edeceksen çık karşıma ben yenilmeden duygularıma. Ama etmeyeceksen de bırak vazgeç benden. Vazgeç ki, bende vazgeçeyim yüreğimden…
|
|
|
| Gözlerinden Kayan Binbir Yıldız Masalları |
|
Yazar: acemhe - 03-28-2011, Saat: 12:58 PM - Forum: Şiirler
- Yorumlar (3)
|
 |
kırılmıştım
tüm kırılmışlıklarımı üst üste dizmiş
dipsiz bir uçurum kıyısından kendimi bırakmaya hazırlanıyorken
dur bile demeyen Pollyanna'dan dost olmazdı anladım
içinde besle büyüt yıllarca
kendi infazına göz yumsun
Bugün Pollyanna'ya rest çektim bayım
büyükannemin kılığına bürünse de
açmayacağım hiçbir masal kapımı
Masalların acıtan taraflarını törpülemeye kalktım az önce
gerçeklerin keskinliği size zarardı bayım
en az Pollyanna kadar kırgındım size
eski kırık kalbini getirene yenisini veren bir kampanya da yoktu üstelik
umudumun yırtık zarını güzel yalanlarla yamaladım
dikiş yerleri siz kanadı bayım
bir film şeridi gibi gözümün önünden geçerken aldanışlarım
acilen hayatıma cüzi dozda şiir almalıydım
Dip bucak temizlik yapmaya karar verdim masallarda
ne Pamuk Prenses'in çürüyen elması kaldı
ne Hansel ile Gratel’in ekmek parçalarını yiyen kuşların pisliği ormanda
ne Pinokyo’nun tahta tozları arasında yalanları
ne de külleri Pollyanna'nın
intiharın eşiğinden dönerken bayım
içimde kalan siz kalıntıları
bir şiirde can verecekti
Şiirden de geçtim bayım
kendime geldim
masallar duruyordu
siz yoktunuz
|
|
|
| Dügün Gecesi Gelini Dövdü |
|
Yazar: Hasretiim - 03-28-2011, Saat: 11:21 AM - Forum: Güncel Haberler
- Yorumlar (2)
|
 |
Düğün Gecesi Damat Tarafından Dövüldüğü İleri Sürülen Gelin, Hastaneye Kaldırıldı.
Bursa'nın İnegöl ilçesinde, düğün gecesi çıkan tartışmada damat tarafından dövüldüğü ileri sürülen gelin, hastaneye kaldırıldı.
Alınan bilgiye göre, Akhisar Mahallesi'nde, düğünün ardından, gece geç saatlerde evlerine giden gelin D.O ve damat arasında, "kayınvalide tartışması" çıktı.
Tartışmanın büyümesi üzerine damat tarafından darbedildiği ve yüzünde şişlikler oluştuğu öne sürülen D.O, ambulansla İnegöl Devlet Hastanesine kaldırıldı.
Tedavisi tamamlanan gelin, eşinden şikayetçi olmayınca yakınları tarafından tekrar damadın yanına, evine götürüldü. -
|
|
|
| YGS'de Başörtüsü Zulmü... Hala! |
|
Yazar: Hasretiim - 03-28-2011, Saat: 11:10 AM - Forum: Güncel Haberler
- Yorumlar (1)
|
 |
Ankara Batıkent'te Bazı Kendini Bilmezler Başörtülü Kızların Sınava Girmesini Engellemek İstedi.
ÖSYM'nin kararına rağmen Ankara Batıkent'te bazı kendini bilmezler başörtülü kızların sınava girmesini engellemek istedi. Büyük maratonun ilk etabı dün tamamlandı. Adayların polis tarafından tek tek aranarak sınava alınması öğrencileri strese soktu. ÖSYM'nin kararına rağmen Ankara Batıkent Lisesi'nde bazı kendini bilmezler başörtülü kızların sınava girmesini engellemek istedi. Morallari bozulan öğrenciler gözyaşlarına boğuldu.
Üniversiteye girişte ilk aşama sınavı olan Yükseköğretime Ge çiş Sı na vı (YGS) dün ger - çekleşti. Sınavda, 1 milyon 692 bin 345 aday ter dök tü. Aday la rın sı na va saçlarından ayaklarına kadar polis tarafından Elle aranarak girmesi öğrencileri bunalttı.
'Başınızı açacaksınız'
Ankara Batıkent Lisesi'nde sınava giren öğrenciler ise başörtüsü şoku yaşadı. Başörtülü öğrencilerden başlarını açmaları istenirken, çok sayıdaki Öğrenci başını açarak sınava girdi. Bu durum karşısında moralinin bozulduğunu ve sınavının kötü geçtiğini söyleyen Vahide Yalçın adlı Öğrenci, sınav sonrası gözyaşlarına boğul du. İmam Ha tip Li se si son sı nıf öğrencisi Yalçın, "Hoca 'başörtüsünü çıkarman gerekiyor' dedi. Açmazsam tutanak tutacak. 'Ne olacak aç' dedi. Çıktım dışarı ağladım. O şekilde de sınava girdim kötü geçti" dedi.
Yazılı belge gösteremediler
Yeşim Öz isimli Öğrenci, "Sınıfa girdikten sonra öğretmenler sınıfları dolaştı. Tek tek başımızı açmamız istendi. Biz de açtık. Karşı gelseydik sorun yaşardık. Moralimiz bozulsa da sınava girmek zorunda kaldık. Gerekçe olarak, kanun varmış, o değişti dediler" dedi.
Güvenlikçiler almadı
Batıkent Lisesi'nde başörtüsü şoku yaşayan öğrencilerden bir diğeri de Ayşenur Tutucu oldu. Tutucu, "Güvenlik görevlileri 'Alamayız. Binanın idari sorumlusu bunu kabul etmiyor' dediler. İdari sorumlu ile bir türlü görüştürmediler. Giremeyeceğime dair yazılı belge istedik, gösteremediler. Çoğu Öğrenci başını açıp gir di, ama ben sırf on lar is - tiyor diye başımı açmadım" diye konuştu. Tutucu, hakkında bir tutanak tutulmadığını da sözlerine ekledi.
Çocukları için dua ettiler
Öğrenciler sınıflarda ter dökerken, aileler dışarıda dua edip, Kur'an okuyarak çocuklarına manevi destek oldu. Özellikle sınava ilk kez girecek öğrencilerin ailelerinin daha çok heyecanlı oldukları gözlendi. Samsun'da sınava giren Derya Tuncer, heyecandan panik atak geçirdi. Tuncer için 112 Acil Servis çağrıldı. Ambulansta tedavi edilen genç kız sınava alınmadı.
Binlerce genç sevinç ve hüznü aynı gün yaşadı
Tek oturumda tamamlanan ve 160 dakika süren sınavdan çıkan öğrenciler sevinç ve hüznü bir arada yaşadı. Sınavda başarılı olan öğrenciler kendilerini kapıda bekleyen ailelerine sarılarak sevinçlerini paylaşırken, strese girip az soru çözen kimi öğrenciler de gözyaşlarını tutamadı. Ağlayan öğrencileri yakınları sakinleştirdi.
Matematik zor tarih sorularının formatı değişmiş
FEM Dershanesi Yayın Kurulu Üyeleri, sınavın telafisinin olduğuna dikkat çekti. Adayların kalan zamanı iyi değerlendirerek hedeflerine ulaşabileceğini belirten FEM Dershaneleri Rehberlik Uzmanı Faruk Ardıç, Türkçe bölümünde anlam sorularına ağırlık verildiğini söyledi.
Paragraf sorularının önceki yıllara göre daha anlaşılır olduğunu belirten Ardıç, matematik sorularının zorluk derecesinin ise arttığını söyledi. Soruların işlem ağırlıklı olduğunu ve problem sorularının çokluğuna işaret eden Ardıç, "Üniversite sınavlarında sorulmamış olan optik sorusu öğrencileri zorlamış olabilir. Kimya soruları önceki yıllarla aynı düzeyde. Biyoloji soruları tüm öğrencilere hitap etmekten uzak. Tarih sorularında format değişmiş. Coğrafyada ise müfredata uygun sorular var" dedi.
Sonuçlar bir ay sonra açıklanıyor
Ölçme Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Prof. Dr. Ali Demir, Ygs sonuçlarının bir ay içinde açıklanacağını bildirdi. Demir, sınavın sorunsuz bir şekilde tamamlandığını, bütün sınav merkezlerinden gelen mesajlara göre herhangi bir sıkıntının söz konusu olmadığını söyledi.
Sınavın ÖSYM tarafından belirlenen bazı salonlarda kamerayla kayıt altına alındığını, başarılı bir şekilde kayıt yapıldığını belirten Demir, "Bu uygulamanın çok etkin olduğunu düşünüyoruz. Güvenlik açısından herhangi bir sıkıntı yaşanmadı" dedi
|
|
|
| Bugün Doğanlar 28.03.2011 |
|
Yazar: sıla - 03-28-2011, Saat: 10:48 AM - Forum: Astroloji
- Yorum Yok
|
 |
Canlı ve yerinde duramayan yapılarının bir tek katalizörü vardır. O da; hareketlerini sınırlandıran çevresel koşulların olmaması veya şartları kendisinin belirlemesidir.
|
|
|
| Balık 28.03.2011 |
|
Yazar: sıla - 03-28-2011, Saat: 10:46 AM - Forum: Balık
- Yorum Yok
|
 |
Sevgilinizin kendi iş hayatındaki problemlerinin stresiyle değişebileceğinden korkuyorsunuz. Bu korkunuz boşuna! Karşınıza çıkacak ilginç teklifleri değerlendirmek için sezgilerinize kulak verin. Daha önceden bu konularda tecrübesi olan dostlarınızdan da yardım alabilirsiniz. Beklediğiniz yüklü miktarda bir paranın gecikmesi, sizi ister istemez biraz eli sıkı biri yapıyor. Sağlığınıza özen gösterin. Fazla sigara içmemeli ve soğuk algınlıklarına karşı tedbirli davranmalısınız.
|
|
|
| Kova 28.03.2011 |
|
Yazar: sıla - 03-28-2011, Saat: 10:45 AM - Forum: Kova
- Yorum Yok
|
 |
Bitmek üzere olan ilişkinizi bırakmayı istemeyebilirsiniz, fakat unutmayın ki değişim kaçınılmaz bir şeydir ve ilişkiler doğal olarak başlarlar ve biterler. Üçüncü bir kişi bu değişmenin nedeni olabilir. İşinizle ilgili yeni istekler içine girecek ve bunları gerçekleştirmek için harekete geçeceksiniz. Yapabileceklerinizden fazla sorumluluk almaktan kaçının. Parasal konulara yönelik yeni gelişmeler meydana gelecek. Metabolizma hızınız bu aralar yavaş. Kilo problemi yaşayabilirsiniz.
|
|
|
|