| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.
|
| Kimler Çevrimiçi |
Toplam: 186 kullanıcı aktif » 0 Kayıtlı » 182 Ziyaretçi Applebot, Baidu, Bing, GoogleBot
|
| Son Aktiviteler |
Allah’ın Bizlere Güvendiğ...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-25-2026, Saat: 11:04 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 31
|
Allah’ın Dini İslam’ı Yaş...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-24-2026, Saat: 12:01 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 38
|
Saff Suresi 6. Ayet Üzeri...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-18-2026, Saat: 12:14 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 41
|
Namaz Dinin Direği Midir?
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-13-2026, Saat: 10:12 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 59
|
Atatürk'ün Çocukluk Anıla...
Forum: Hayatı ve Anıları
Son Yorum: Serdar102
03-28-2026, Saat: 09:08 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 99
|
Mavi'ye..
Forum: Aşk Hikayeleri
Son Yorum: SunSet
03-11-2026, Saat: 08:23 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 179
|
Keloğlan Çataltepe Tekfur...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:45 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 349
|
Kısa Keloğlan Masalları -...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:26 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 225
|
Keloğlan Ve Pinokyo - Ser...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:22 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 205
|
Dev Hamsi - Serdar Yıldır...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:19 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 194
|
|
|
| Ben, aşk dedikçe sen, dur dedin. |
|
Yazar: history - 04-17-2011, Saat: 11:46 AM - Forum: Aşk (Genel)
- Yorumlar (4)
|
 |
Gidiyor musun diye sorma bana.
Gönderen sensin.
Ne terk etmeyi istedim seni,
Ne de daha yaşamadığımız bu aşkı toprağa gömmeyi.
Senin kadar öfkeliyim ben de.
Senin kadar endişeli...
Bir dokunuşunla bin kenti yıkacak güç verirdin bana
Ama inandıramadım seni.
Sen, sorgularken beni kafanda
Ben, gözlerinin içine bakıyordum kuşkuyla.
Bir tek sözün bağlardı beni sana,
Oysa sen hep susmanın koynunda.
Aşkın içine bir kez girdi mi kuşku,
Teslim alır bedenleri de.
Sütten çıkmış ak kaşık değildim
Ama yalanı sokmadım iki kişilik dünyamıza.
O dünya ki bazen minicik bir odada
Bazen kentin ortasında şekillendi.
Nasıl da güzeldi...
Zaten varsın diye her şey güzeldi ama
Sen buna inanmadın. Ah bu sorular...
Yaşamak varken sevdayı delice,
Niye boğarız sorularla?
Nasıl ikna edebilirdim seni?
Ben, aşk dedikçe sen, dur dedin.
Ben, seninleyim dedikçe
Sen, hayır dedin.
Zaten az konuşan sen
Olumsuz ne kadar sözcük varsa
Bulup çıkardın ortaya.
Bense hiç bir şey diyemedim.
Demek ki; gitmelerin zamanı şimdi.
Biliyor musun bir tanem!
Gidişim yürekten değil, zorunluluktan.
Sanma ki, bu toy sevdayı başka kimliklere taşırım.
Sanma ki, benden sakladığın gülüşleri
yalancı yüzlerde ararım.
Seni de götürürüm yüreğimde.
Her zaman yokluğunu taşırım.
Bulup, bulup kaybettim seni bebeğim.
Ne yazık ki, tozduman edemedim kuşkularını.
Ne yazık ki, kalamadın bana.
Öpücüğümün kokusu kalacak kapının eşiğinde.
Kokladıkça; bizi bir yanlışa mahkum ettiğini anlayacaksın
|
|
|
| Yaktım Gemileri |
|
Yazar: Hasretiim - 04-16-2011, Saat: 11:37 PM - Forum: Aşk (Genel)
- Yorumlar (1)
|
 |
Yaktım Gemileri...
Gelişleri kim susarak karşılar ki..?
Hangi geliş gözü âmâ
Dili lâl yapar söyler misin..?
Gel heybemde renklerim
Dilimde cümlelerim var sana dair.
Gel
Sana yüzdürdüğüm kağıt gemilerin birine atlayıp gel kıyılarıma.
Güneşi alıp arkana
Denizimin mavisini giyin üzerine.
Başımı döndür baktığımda
Aklımı al ilk soluğunda.
Kar boran yoktur ülkemde.
Avuçlarıma gizlediğim gökyüzünün rengidir mavi
Denizimden alır rengini.
Sesimi dalgalara gizlerim yukarıda arama.
Ayrılık dediğin gördüğün karşı kıyı aslında.
Bakma yakın göründüğüne
Artık dönemezsin geri.
Bende böyledir
Gelenin yakılır gemisi..
|
|
|
| | Buradan atlasam canım acır mı anne ? | |
|
Yazar: Hasretiim - 04-16-2011, Saat: 11:16 PM - Forum: Genel
- Yorumlar (1)
|
 |
Uçurumun kenarındaki küçük kızım...
Anneme dönüyorum;yorgun yüzündeki masmavi gözlerine bakarak;
"Burdan atlasam canım acır mı anne?" diyorum...
"Olmaz.." diyor."Ben yanındayken sana birşey olmaz izin vermem!"
Şimdi yine uçurumun kenarındayım...
Bu sefer yalnız..
Annemin yüzündeki yorgunluğu miras edinip kendime;
uzun uzun bakıyorum uçuruma..
"SusuyoruM!"
Hayallerim geliyor gözlerimin önüne...
Karşılığını beklemeden tüm gücümle sevdiklerim!
En zor zamanlarında yanında olduklarım ve hiçbir zor zamanımda;
Yanımda bulamadıklarım!
Yüzümü rüzgara veriyorum...
Kollarımı iki yana açıp soruyorum;
"Buradan atlasam canım acır mı anne?"
Sen duymasan da bu soruyu ben cevabı biliyorum...
Ne atlayabiliyorum;ne kalabiliyorum..!
Uçurumun kenarında dizlerimin üzerine çöküp ağlıyorum...
Sana yalnızlığıma yaşadıklarıma...
"Canım zaten acıyor anne;
Atlayayım mı?"
|
|
|
| Gözyaşlarınla Yıka Bedenimi |
|
Yazar: Hasretiim - 04-16-2011, Saat: 11:14 PM - Forum: Aşk (Genel)
- Yorumlar (3)
|
 |
Sancımın boş sandallarıyla açıldım yokluğunun okyanuslarına
Yaslı yüreğimin gurbetinden kucak dolusu şiirler getirdim sana
Bağladım gönül halatlarımı maviye yağmur yağarken saçlarıma
Vakitsiz sevda gülleriyle karşıla beni yar son ver artık acılarıma
Boş bir sandalın sulara yakın yerinde denizi izliyorum. Güneşin yorgun ışıklarını süzüyor sular kendi görüntümün yansımalarından bir resim çiziyorum hızla tükenen günlerin terkisindeyim sanki resimde bir sevda dudağımda özlem şarkılarıyla kavrulmuş bir adam düşünüşü sularda. Martıların konseri duyuluyor uzaktan karmaşık bir düşünüşün sahnesi yakamozları ağırlayacak az sonra. Sırtımda güneş göğsümde anılar kürekleri çekiyorum sonuna kadar.
Kavuştuğumuz anların sarhoşluğu sindiğinde geceye merhaba diyen yüreklerimizin akışıydı oysa suların dansı. Coşup kabaran dinginleşip süzülen suyun senfonisi ile daldığımız düşlerin masalsı ilerleyişinde gün ağarana değin birbirimizin olur yükümüzün ağırlığı dağıtsa da tan yerini yorgun ama sevili gözlerimizle karşılardık mavi sabahların şavkını.
Gülkurusu dudaklarının ıslak kaygılarını dolayınca güne nefesi kesilirdi dağların. Yapışkan bir gecenin artığı olurdu suskunluk söz geçmeyen geceye. Yumup gözlerimi seni düşünürdüm gözyaşlarını silerken sen siyah bir peçeye. Doğrulurdum terli bir yatakta sarılırdım tekrar heceye. Sular dökülürdü bedeninden ardından avuçlarındaki alev sönerdi dudaklarına özlemin şarkıisı inerdi ve ruhun yeniden bana dönerdi.
Kapıların ardında beklerken tutku salınır bedenden aşağılara utku. Sızılı bir aynaya kapılır göz yavaşça çözülür söz. Yakarılar sarılır bedene düğmeler yuvasından ayrılır ve bir buluşmanın fısıltıları odaya yayılır. Özlem kahırlı bir düş ağrısıdır sularla avuçlara yansır. Gül bakışlar kapanır bildik bir sarılmayla göğsünün damaklarından dökülen yaşlarla canın acır.
Bütün soruların karşılığını zaman resimler. Bütün cevapların koynunda sana tutkun sevdana vurgun yüreğine tutkun bir sevenin gözyaşı damlar. Aynı karede olsaydık ve aynı yolların insanı olsaydık başka sorularla avuturduk gönlümüzü ve bambaşka bir dünyada sorgulamazdık gerçeğimizi. Yarım kalan uhdelerin değirmeni bu kürede varlığımız kadar yakınız aslında birbirimize ve yorgun sarılışlarla dokunacaktır ruhumuz bedenimize.
Yanından uzağa bıraktığın titreşimlerin sözlerine el uzattığında gülümseyişlerinin yerini bir yutkunuş alacak. Yarım kalan buluşmaların pulları yapışacak yeniden dudaklarına. Özlemin kapıları gıcırtıyla açılacak ve karanlıkta bedenin yine ters düz olacak. Az sonra sesimin sularını arayacaksın gülüşlerinin kapılarını sessizliğime açacaksın ancak çok geç olacak.
Göğsündeki ağrıya isim aradıkça bir yanık türkü olur sana dokunamamak ve ağrına çözüm bulamamak. Aynı sessizliğin yanıklarıydı çığlığım aynı kahroluşun sularıydı çırpındığım aynı ağrılardı kıvrılan yüreğime soğuk sularca çarptığım. Yankımın geri dönüşüyle yeniden doğdum senin nefesinin geri dönüşüyle hayatı yeniden sevdim ve yüce tanrıya diz çökerek seni bana geri verdiği için şükrettim.
Bundan böyle gölgenin koyusuna saklanacak yer arayacak yüreğin. Adımlarındaki tozları biriktirdikçe vahalar arayacaksın mutluluğun aykırı çöllerinde. Yapışkan sözcüklerimi özledikçe yüzüme dönecek yüzün tortusundan ayrılan kayalar gibi yeni denizler arayacaksın. Gözyaşlarımı da özleyeceksin kim bilir şarkıların adını unutunca ve içindeki coşku hakkına kavuşunca ışıkları erken sönen odalarda yeni medeniyetler düşleyeceksin.
Bir resim çizdir bana acemi ellerime yüreğinin kusursuz fırçasını tutuşturarak. Bir dünya iste benden en renkli kâğıtlara ismini yazayım isimsiz tüm şiirleri kıskandırarak. Bir ev bahçesinde en sevdiğin meyveler gözlerine serilecek çimenler ve istediğin bütün güzellikler. Bir resim ol bana seni çizerken görmesin seni kimseler. Dudağında kıvrım kıvrım gülücükler kucağında yeryüzünü donatan tüm çiçekler ve seni sevdiğimi bilmesin sakın kimseler.
Hangi acıya sırtını dönersen ve hangi dağın rüzgârına göğsünü gerersen bir yalnızlığın sızılarıyla tükenir kandilin. Yaşam savaklarına mili getirir nehirler gözyaşlarının kristalleriyle kavrulurken denizler. Nil derin bir bekleyişle belki de inler. Uykular sürdüğümüz gözkapaklarımızdaki sancıya ve göğsümüzdeki yabancıya aralarız ruhumuzu. Mil yerinden kayar Nil efsane gecelerin kum fırtınalarıyla evrimini tamamlar.
Işıkları sönünce günün derinlerin sızısıyla kapanır perde. Odada tutkuların kokusu dolaşırken ayaz geceler kendi kentlerine döner. Her dokunuşun eski günlüklerini anlar yırtar yürekteki gümbürtünün yankısı artınca hesaplamalar rafa kalkar. Çözülür düğme kanar aşk gülleri savrulur nazende bir nidayla ipekten öpüşlere. Dağılır yatak zonklar şakak kıvranır inleyişlerle aşk nefer biter gece kendini izler ve bir buluşma öyküsü günlüklerin derinlerine iner.
Sarılmasız geçen günlerin gelgitleriyle kavrulmuş bir gecenin içindeyim yine. Sensizlik serzenişlerinin en koyu deminden efkarı ayırdım kendime. Dilimde buruk bir türkü sözcükleri yudumluyorum mezesiz. Başımı döndürüyor tamamlanmayı bekleyen bir öykü türküde adın sazımda yasak bir sevdanın kahramanı kadın yatakta uykuların tadını çıkaran hayat arkadaşım. Uzakta bir yıldız gülümsemesi ve gecenin saatine vuruyor sızılara alışan ozan kalbim.
İnip çıktıkça göğsünün salkımları koyu bir sarhoşluğun terkisinden bakarım mor dağlara. Uyuşmuş bir bene ne sürsen faydasız ne yüklesen kantarsız ağrılarla dökülür anlar. Dudaklarımdaki hüzün kabuklarına değer susuz dilim. Boğazımdaki yutkunuşla ve yüreğimdeki savruluşla seni düşlerim. Yanağımdan akar ansız yaşlar büyüleyici güzelliğinin mahzenlerinde seni arar sabırsız özlemlerin kapaklarını delicesine dişler sensizlikte yaşananlar.
Yorgun saatlerin sorgularını atlatınca döneceksin sularıma yüzünü. Kancasını kemiren halkalar gibi küflü yalnızlığımın dubalarını çözeceksin derinliklerimden. Sesine sevdalı kayıklar geçecek yosunlu sularımdan bakışlarının girdaplarına dalgalarım vuracak birazdan. Ruhundaki sevişmeleri sıvayacaksın bedenime geç kalmış yolculuları toplayacaksın istasyonlardan. Sıkılı yumruklarıma yüz sürerek sevdanın adalarına dümen kıracağız yeniden.
Canının sularına dokunan tellerle patlardı öfkelerin. Sen çaresiz düşünüşlerinin dik direklerine tırmanmak istedikçe. Uzak yollardan şiirler sığınırdı yüreğine sessizce ağlardın. Bir sonraki güne saklanırdı özlem erteli sarılışların damarlarını geceye saklardın. Gözlerin ve gülüşlerin tüterdi burnumda kokunu götürsün diye rüzgârı hesaplardın. Sarsılırdın ansızın yaşamak olurdu hırsın ve sen kırmızı halılı odalarda mahpusluğunu adımlardın
Selahattin Yetgin
|
|
|
|