| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.
|
| Kimler Çevrimiçi |
Toplam: 157 kullanıcı aktif » 0 Kayıtlı » 152 Ziyaretçi Applebot, Baidu, Bing, GoogleBot, Yandex
|
|
|
| Sanki sana yetişmeden aşk bitecek... |
|
Yazar: acemhe - 05-02-2011, Saat: 12:01 AM - Forum: Şiirler
- Yorumlar (15)
|
 |
[INDENT]Sanki sana yetişmeden aşk bitecek
Sanki rüzgar kokunda esir...
Ne üzerindeki ürkek benlik
Ne geceye sığınan kahpe iştah
Sahte gülüşler ardı cilve pazarından
Ucuza kapatılmış göstermelik doygularda
Gece İhanetle yıkanacak...
Düşsellerinde maviye çalan yanaşma şehvet
Sen kokusu sarılan bedenler
Belki gezecek dil aldanmış aşk gölgelerinde
Belki düşecek takat umarsız yarınlara
Sıkıca örtecek geceyi üstüne
Avuç sıcaklarında sorguya çekecek adını
İnecek har sonrası vadi sessizliklerine hayat
Ele verecek gözler şimal rüzgarlarını
Gece tüketirken maraba vücutları
Hasretinde köhne titremeler aksedecek sabaha
Güneş her daim muayyen günlerinde
Kan rengiyle başlayıp karaya bağlayacak günü
Yine sahil banklarına vuracak sensiz ışıklar
Umurlar aksedecek boğazın ölgün sularına
Saracak yürek bağ kesisi düşünleri
Düşecek gönül
Şarkıların diline aheste... [/INDENT]
|
|
|
| Gece |
|
Yazar: ÇiLeK - 05-01-2011, Saat: 10:41 PM - Forum: Kişisel Aşk Yazıları
- Yorumlar (3)
|
 |
GECE …
Gece benim içim kadar karanlık mısın ? acaba
Senin siyahına düşen bir ay ışığı var benim yüreğime düşen ise yine karanlık
Küçük bir su damlası kadar bile ışığım yok benim
Külle dönmüş, gri bir köz yüreğim…
Alev sönüp küle dönse de yüreğim alevlendirip küle çeviriyor tekrardan o ateşi
Hiç mi ? Işığım olmadı oldu elbet ama aldılar o ışığı
Ay ışığı içimin karanlıklarına uğramayalı tam yüz yirmi gün oldu
Alışırsın derler ya ben alışamadım bu karanlığa
İçimde ki çocuk sanki vefat etmiş beni zehirliyor kimse bakmıyor dönüpte
Hem içimde ki çocuğu hem de beni zehirliyor bu karanlık
Karanlıklar şimdi yüreğimin konuğu ne kadar sürer bilmiyorum
Oysa ışığım kalacaktı benimle bir ömür boyu
Gitti ! Git-me diyemeden gitti benden
Şimdi kırık bir yürek,küllenip tekrar alevlenen bir “AŞK”
Ve karanlık ….
Yaralı yüreğim sus artık karanlıklardan bile duyuyorum sessini
Sol bağrımda atma yüreğim ,sağ yanım eksik benim
Yalan dimi yüreğim her şey yalan aldığım nefes bile yalan artık bana
Böylesine yarımken, karanlıkken ömrüm
Siyahlaşmış hayatım beyaz’ı yok sadece siyah
Birde tuz var yüreğimin acısına daha da acı veren
Gözyaşlarım durun artık ben yoruldum siz yorulmadınız mı ?
Berrak berrak akıp karanlığa yakmaktan beni yorulmadınız mı ?
Gecenin karanlığına eşlik eden yıldızlar ve ay ışığı
Bir parça bana da verin sadece bir geceliğine verin ışığınızdan
Başkasının artık o oysa bana ait olmalıydı sadece bende ona
Onu çok özlüyorum
Hiçbir şey eskisi gibi değil ışığım olmadan
Ama her şeyim onun bıraktığı gibi,aynı yerde onunla uyuyorum yine sessi olmasa da
Sarılıp sağ yanımı tamamlayacak yüreği olmasa da
Özlüyorum ay ışığı ,karanlık gece
O bulduğum an yitirilmekti hep ben hep yitirdim onu
Bekledim bekledim ama bir türlü vuslata eremedim
Her defasında yüreğimi yerinden sökercesine gitti
Karanlık kaldı ; ve sadece onun için atan kalbim
Çok sevdi bu yürek onu tek onu sevdi sonsuz kıldı
Limanımdı o benim aydınlık ufkumdu
Ondan sonrası karanlık,yıkım,acı …
Allah’ım isyan olarak kabul etme nolursun atmasın artık bu kalbim
Yoruldu çırpınmaktan karanlık okyanuslarda gezinmekten yoruldu
Acı enjekte etmişler sanki her bir hücreme
Küllenip bitsin artık bu “AŞK”
Ya da kalbim terk etsin bu bedeni
Hoş geldin gece en azından sende bir ışık var
Bense sana hoş geldin mi ? Bu karanlıkla bilmiyorum
Ben onu özledim yine saattim onu gösteriyor
Yüreğim yine onu istiyor
O yok
Olmayacakta hiçbir zaman biliyorum
Gitti gidişin de arkasına dönüp bakmak yok onun
Karanlık dünyama hoş geldin gece
Bak yazılarım bile kırık dökük , tıpkı kalbim gibi
Gözyaşlarımın bedelini istiyorum
Bu yüreğin bedelini istiyorum
Ve damarımda dolaşan acının bedelini istiyorum gece
Ben onu ÖZLEDİM gece
Onun için atan bu kalp onu özledi
Uyuyor dimi “o “ O suskunluklar ülkesine girdi benimle bir daha konuşmamak için yemin etti
Bense onun sessini son nefesimde duyabilmek için dua ediyorum artık
Karanlık kalan dünyamda
Gece , karanlığının içinde ışık barındıran gece bu kalp sadece onu sevdi ve onu severek ölecek.
30.04.2011
02:02
HİLAL
|
|
|
| Ayrılık Sevdâya Dâhil |
|
Yazar: cyrano - 05-01-2011, Saat: 09:59 PM - Forum: Şairlerimiz
- Yorum Yok
|
 |
1.
açılmış sarmaşık gülleri
kokularıyla baygın
en görkemli saatinde yıldız alacasının
gizli bir yılan gibi yuvalanmış
içimde keder
uzak bir telefonda ağlayan
yağmurlu genç kadın
-2.
rüzgâr
uzak karanlıklara sürmüş yıldızları
mor kıvılcımlar geçiyor
dağınık yalnızlığımdan
onu çok arıyorum onu çok arıyorum
her yerinde vücudumun
ağır yanık sızıları
bir yerlere yıldırım düşüyorum
ayrılığımızı hissettiğim an
demirler eriyor hırsımdan
-3.
ay ışığına batmış
karabiber ağaçları
gümüş tozu
gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar
yaseminler unutulmuş
tedirgin gülümser
çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
çünkü ayrılık da sevdâya dahil
çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili
hiç bir anı tek başına yaşayamazlar
her an ötekisiyle birlikte
her şey onunla ilgili
telaşlı karanlıkta yumuşak yarasalar
gittikçe genişleyen
yakılmış ot kokusu
yıldızlar inanılmayacak bir irilikte
yansımalar tutmuş bütün sâhili
çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
öyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil
çünkü ayrılık da sevdâya dahil
çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili
-4.
yalnızlık
hızla alçalan bulutlar
karanlık bir ağırlık
hava ağır toprak ağır yaprak ağır
su tozları yağıyor üstümüze
özgürlüğümüz yoksa yalnızlığımız mıdır
eflatuna çalar puslu lacivert
bir sis kuşattı ormanı
karanlık çöktü denize
yalnızlık
çakmak taşı gibi sert
elmas gibi keskin
ne yanına dönsen bir yerin kesilir
fena kan kaybedersin
kapını bir çalan olmadı mı hele
elini bir tutan
bilekleri bembeyaz kuğu boynu
parmakları uzun ve ince
sımsıcak bakışları suç ortağı
kaçamak gülüşleri gizlice
yalnızların en büyük sorunu
tek başına özgürlük ne işe yarayacak
bir türlü çözemedikleri bu
ölü bir gezegenin
soğuk tenhalığına
benzemesin diye
özgürlük mutlaka paylaşılacak
suç ortağı bir sevgiliyle
-5.
sanmıştık ki ikimiz
yeryüzünde ancak
birbirimiz için varız
ikimiz sanmıştık ki
tek kişilik bir yalnızlığa bile
rahatça sığarız
hiç yanılmamışız
her an düşüp düşüp
kristal bir bardak gibi
tuz parça kırılsak da
hâlâ içimizde o yanardağ ağzı
hâlâ kıpkızıl gülümseyen
-sanki ateşten bir tebessüm-
zehir zemberek aşkımız
Attila İLHAN
|
|
|
| Bekleyenler... |
|
Yazar: history - 05-01-2011, Saat: 12:56 PM - Forum: Aşk (Genel)
- Yorumlar (2)
|
 |
Camdan bakıyorum hava puslu, içim gibi… Issız bir şehir gibiyim. Yalnızlığım kan kaybediyor gecelerde ve sensizlik kokuyor her yanım.
Yakınımda, yanımda zannettiklerimin ne kadar uzakta olduğunu yeni öğrendim. Ne kadar yürüsem, o kadar uzaklaşıyorum. Hayat benden kaçıyor mu?
Gelmediğin her gün, yeni bir bekleyiş başlıyor. Eskinin üstüne katarsam büyüyecek, ağır gelecek omuzlarıma. O yüzden her sabah, dün gitmişsin gibi davranıyorum. Böyle kaç yıl geçti acaba?
Ben de eskiyorum. Evdeki eşyalar gibi yüzüm, tenim sararıyor. Ellerini ellerime kenetlediğin uykularımızı hatırlıyorum. Sabahları gözlerinin içinde uyanmanın ne güzel olduğunu düşünüyorum.
Bol bol kitap okuyorum. Dışarıdan, dünyadan uzak bir hayatın keyfine varıyorum. Sayfalarda yeni yaşamlar keşfediyorum. Sonra uyuyakalıyorum koltuğun üstünde. Sen olsan üstümü örterdin. Örter miydin? Hatırlamıyorum!
Bizim sokaktaki bakkal artık evlere servis yapmıyor. Çocuk işi bırakmış, telefonda uzun uzun anlattı. Neden dinledim, bilmiyorum? Ekmek, kahve ve sigara almak mecburiyeti olmasa, hiç dışarı çıkmayacağım. Aydınlık gözlerimi acıtıyor.
Yaşlanmaya başladım galiba, ev eczane gibi oldu. Ağrı kesiciler, soğuk algınlığı hapları, antibiyotikler, her gün başka bir yanım sızlıyor. Sensizlik ne kadar derine indi demek ki; içim çürüyor.
Bir arkadaşım aradı geçen gün, sensindir diye koştum telefona. Gözaltı torbalarını hemen geçiren mucize bir krem satıyormuş. Neden alayım? Artık gözlerime kimse bakmıyor….
Ömür! Anlamına göre ne kısa bir kelime! Oysa “teşekkürler” gibi, daha uzun bir sözcük olsaydı; çekilen eziyetin de tercümanı olurdu. Aslına bakarsan, ömür de kısa! Ben her gün seni bekliyorum diye çok uzun geliyor. Gelmiyorsun ya; ömrüm eksiliyor…
Candan ÜNAL

|
|
|
| Hayat ne garip |
|
Yazar: history - 05-01-2011, Saat: 12:42 PM - Forum: Güzel Sözler
- Yorumlar (4)
|
 |
Hayat ne garip değil mi ? Birisi "arabamı hazırlayın" diyebiliyorken, diğeri "abi 25 kuruş eksik binebilir miyim ?" diyor.
|
|
|
| Türkiye’de her dört çocuktan biri açlık sınırında yaşıyor! |
|
Yazar: history - 05-01-2011, Saat: 10:51 AM - Forum: Güncel Haberler
- Yorum Yok
|
 |
İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD), ilk kez aile değerleri üzerine hazırladığı raporunu yayınladı. “Aileler değişiyor” başlıklı raporda OECD’ye üye 34 ülkedeki kadın işgücü, aile ferdi sayısı ve yoksulluk ele alındı. Raporda, açlık sınırında yaşayan çocuk sayısı ile ilgili iç burkan bir tablo ortaya çıktı. Açlık sınırında yaşayan çocuklar hakkında “Türkiye’deki kadın işgücünün büyük ölçüde azalması çocukların açlık oranının artmasına sebep oldu” açıklaması yapıldı. İşte o rapordan çarpıcı sonuçlar şöyle sıralandı:
DÖRT ÇOCUKTAN BİRİ AÇ: Yoksulluk sınırında yaşayan çocuk sayısının Türkiye’de yüzde 24.6 olduğu belirtildi. Bu oranla Türkiye 39 ülke arasında İsrail ve Meksika’nın ardından üçüncü sırada. İstatistiklere göre Türkiye’de her 4 çocuktan biri açlık sınırında yaşıyor. OECD ortalaması yüzde 12.7.
YOKSUL ÇOCUKLAR CILIZ: OECD ülkeleri arasında yoksul aileden gelen çocuklar obez olurken Türkiye ve Rusya’daki çocuklarda aşırı kilo görülmemesine raporda dikkat çekildi.
ÇOCUK ÖLÜMLERİNDE ÖNDE: Türkiye çocuk ölüm oranında birinciliği kimseye bırakmıyor: Her 1000 doğumda 21 ölüm yaşanıyor. OECD ortalaması her 1000 doğumda iki ile üç arasında değişiyor. Türkiye’de çocukların yüzde 67’si hayatlarından memnun. Türkiye’nin önünde Macaristan (%81) ve Çek Cumhuriyeti (%81) bulunuyor. OECD ortalaması yüzde 86.
ANNE, BABA VE 2 ÇOCUK: Ortalama bir ailenin 4 ferdi olduğu Türkiye, OECD ülkeleri arasında en kalabalık aile olarak zirveyi Meksika ve Şili ile paylaşıyor. OECD ortalaması 2.56. Evli olmadan aynı evde yaşayan çiftlerin en az olduğu ülke Türkiye, listedeki 34 ülke arasında sonuncu. Türk insanının yüzde 45’inin ailesiyle, yüzde 5’inin yalnız yaşadığı belirtildi.
HER 5 ÇİFTEN BİRİ EÄžİTİMLİ: Türkiye’de çiftlerin yüzde 62’sinin eğitimsiz olduğu, yüzde 5.6’sında hem erkek hem de kadının yüksek eğitim aldığı bildirildi. Tek çalışanın olduğu aile oranı Türkiye’de yüzde 60.
GENÇ ANNE ORANI YÜKSEK: Doğum izninin en az olduğu ülkeler Türkiye, Yunanistan, İsviçre ve Slovenya. Doğum oranı 1995’te Türkiye’de 3 olarak belirlenirken bu oran 2009’da 2’ye indi. Türkiye, Şili, ABD ve Meksika ile birlikte genç doğum (19 yaşından önce anne olanlar) oranında üst sıralarda yer alıyor. Her 1000 doğumdan 35’inin genç anneler gerçekleştiriyor.
ÇALIŞAN KADIN ORANI DÜŞTÜ: 1980’e yüzde 40’ı çalışan Türk kadınının 2009’da bu oranının yüzde 26.4’e düştüğü belirtildi. Türkiye bu oranla Endonezya (49) ve Hindistan’ın (%34) gerisinde kalarak sonuncu oldu.
|
|
|
| Bugün Doğanlar 01.05.2011 |
|
Yazar: Hasretiim - 05-01-2011, Saat: 02:57 AM - Forum: Astroloji
- Yorum Yok
|
 |
[SIZE=2]Araştırmayı ve keşfetmeyi severler. Sempatik ve elinden her türlü iş gelen bir yapıya sahiptirler. Olağanüstü taklit etme kabiliyetleri vardır. Sanatçı yönleri çok güçlü olduğu için eğer fırsat verilirse, toplumda ün yapacaklardır. [/SIZE]
|
|
|
| Balık 01.05.2011 |
|
Yazar: Hasretiim - 05-01-2011, Saat: 02:55 AM - Forum: Balık
- Yorum Yok
|
 |
Aşkla ilgili olumlu kararlar vermek için önemli dönemlerinizden birindesiniz. Bugün, katılacağınız aktivitelerde, ilişkinizle ilgili aksiyonlar gündeme gelecek. Bir çok çalışmanızı partnerinizle ortak yapmaktan zevk duyacaksınız. Maddesel gücünüzü birleştirmek istiyor olmanız hata olabilir, dikkatli hareket edin.
|
|
|
|