| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.
|
| Kimler Çevrimiçi |
Toplam: 164 kullanıcı aktif » 0 Kayıtlı » 161 Ziyaretçi Baidu, Bing, GoogleBot
|
| Son Aktiviteler |
Saff Suresi 6. Ayet Üzeri...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-18-2026, Saat: 12:14 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 35
|
Namaz Dinin Direği Midir?
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-13-2026, Saat: 10:12 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 54
|
Atatürk'ün Çocukluk Anıla...
Forum: Hayatı ve Anıları
Son Yorum: Serdar102
03-28-2026, Saat: 09:08 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 89
|
Mavi'ye..
Forum: Aşk Hikayeleri
Son Yorum: SunSet
03-11-2026, Saat: 08:23 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 163
|
Keloğlan Çataltepe Tekfur...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:45 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 340
|
Kısa Keloğlan Masalları -...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:26 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 215
|
Keloğlan Ve Pinokyo - Ser...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:22 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 191
|
Dev Hamsi - Serdar Yıldır...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:19 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 183
|
Diş Hekiminin Aşkı - Serd...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:18 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 197
|
İslam Toplumu, İşte Böyle...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
01-10-2026, Saat: 05:07 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 253
|
|
|
| Başak 14.05.2011 |
|
Yazar: ZencefiL - 05-14-2011, Saat: 10:00 AM - Forum: Başak
- Yorum Yok
|
 |
Arkadaşlarınızı arama ihtiyacı içindesiniz. Gücü seviyor ve özel dostlarınızı ihmal etmek istemiyorsunuz. Onlarla ortak çalışmalar için, bazı planlarınız var ve çevresel koşullarında aynı paralellikte olmasına dikkat etmelisiniz
|
|
|
| Aslan 14.05.2011 |
|
Yazar: ZencefiL - 05-14-2011, Saat: 09:59 AM - Forum: Aslan
- Yorum Yok
|
 |
Siz her anlamada tatmin sağlayacak işlerden hoşlanmanıza rağmen, olaylara aktiflik kazandırmak için zamana ihtiyacınız var. Sorunları önlemek için küçük molalar vermeli ve her şeyi ince ayrıntılarına kadar düşünmelisiniz
|
|
|
| Yengeç 14.05.2011 |
|
Yazar: ZencefiL - 05-14-2011, Saat: 09:59 AM - Forum: Yengeç
- Yorum Yok
|
 |
Bugün çok fazla meraklısınız. Mesleki ilişkileriniz başarılı bir şekilde ortaya koyarken, inatçı yapınız bir kez daha vurgulayacaksınız. Bugün,güçlü bilinçaltınızı, yaşama geçirmek için başlattığınız savaştan galip çıkmak isteyebilirsiniz.
|
|
|
| İkizler 14.05.2011 |
|
Yazar: ZencefiL - 05-14-2011, Saat: 09:57 AM - Forum: İkizler
- Yorum Yok
|
 |
Yakınlarınızdan destek görmek isteyebilirsiniz. İlişkilerinizde güçlü olma isteğiniz nedeniyle, çevreniz üzerinde kontrol kurmaya kalkışabilirsiniz. İçinizdeki kıskançlık duyguları sonucu sahip olduğunuz değerleri kısıtlayabilir ve onlarla aranızda kırgınlık oluşturabilirsiniz. Bugün, insanlardan uzak kalma ve dinlenme isteğiniz yüksek olacaktır. Kendi işleriniz dışındaki sorumluluklar nedeniyle yorulmuş olabilirsiniz. İletişim konusundaki sertlikler görülebilir. Dostlarınızla birarada olduğunuz halde yalnızlık hissedebilirsiniz. Durgunluğunuz gözlerden kaçmayacaktır. Sessiz ve sakin ortam arzular yada kendiniz bu ortamı yaratmaya çalışabilirsiniz.
|
|
|
| Boğa 14.05.2011 |
|
Yazar: ZencefiL - 05-14-2011, Saat: 09:57 AM - Forum: Boğa
- Yorum Yok
|
 |
Takıldığınız konularda ısrarcı davrandığınız zaman, çevrenizdekilerin sizden uzaklaşmasına neden olabilirsiniz. Güçlü egonuz yüzünden, olaylara karşı alıngan bir tutumla yaklaşıyorsunuz. Anıları düşünmek yerine, yaratıcılığınız konusunda yoğunlaşmaya çalışmalısınız.
|
|
|
| Koç 14.05.2011 |
|
Yazar: ZencefiL - 05-14-2011, Saat: 09:56 AM - Forum: Koç
- Yorum Yok
|
 |
Bugün, idealist yönünüzü güçlü bir şekilde ortaya koyuyor, kendinizi her konuda üstün görüyorsunuz. Sahip olduğunuz değerlerin farkında oluşunuz sizi bencil yapabilir. Olayları irdelerken, karşı tarafında fikriniz almalısınız. Ay'ın bulunduğu konum, çevrenizdeki sahtelikleri görmenize yardım ediyor.
|
|
|
| Bir İstanbul var bu işin içinde… |
|
Yazar: acemhe - 05-14-2011, Saat: 02:19 AM - Forum: Aşk (Genel)
- Yorumlar (1)
|
 |
[INDENT]
Bir İstanbul var bu işin içinde,
Martıların gözleri maviye bakmaktan yorgun,
Bir İstanbul var bu işin içinde Bedirhan,
An be an yalnızlığa yaklaşıyor insan;
Bu nasıl şehir,
Bu nasıl kuşatma?
İçime yağıyor serin ve nemli,
İçimde, içimden habersiz bir iç senin gibi,
Dışımda…
Dışımızda korkular gemi azıya almış,
Dışımızda yabanıl renkler,
Yabanıl sesler ve yüzler…
Boğazsa sisli…
Boğaz hayli içli,
Boğaz, sessiz sessiz,
İçine ağlayan bir kadın gibi…
Bu şehir sadece ilkbaharda fethedilmeli!
Sence öyle değil mi?
Bak… Sanki,
Buharlanmış camların ardında en az üç kişi,
Ya da en fazla üç kişiydik…
İki yaşamak; bir baldıran,
Kaldır Allah’ım şımarık ayrılıkları, kaldır aradan…
Ben… Sen Bedirhan ve…
Ve’lere takılmış,
Yutkunamıyoruz o gerçeği haykıran suskunluğu…
Kimler tutuyor ufkumuza o kara perdeyi?
Yok, yok…
Bir İstanbul var bu işin içinde Bedirhan…
Zamanın gözlerini yiyor zaman,
Mehtap,
Bir fener olma yaşını çoktan geçmiş,
Yakamozlar kenar süsü,
Usta ebrular çiziyor denize,
Bir imparatorluk mirasından,
Bize acı vaat ediyor, suskun kıyısından!
Bak…
Gece çoktan sahibini bulmuş bile, iyi ya;
Bizim olmuş, olsun;
Körleştikçe görüyor insan Bedirhan,
Bak,
Açıktan geçen her gemi,
Yüreğimizden bir parçayı alıp gidiyor bir yerlere,
Gitsin… ‘Gidene git, gelene gel denilmez’…
İzsiz yolların gözleri nemli, ne var, olsun;
Desem ki, yalan,
Asla…
Kendini inkar edebilir mi insan,
Soyunabilir miyiz artık bu geceyi;
Bu aşkı,
Bu bozgun yeri Bizans’ı? ..
Dönebilir miyiz bu seferden kahraman olmadan,
Giden biz miyiz, kalan biz mi Bedirhan?
Hangisi yalan,
Gerçek ne;
Hangi aşk bu şehre benzer,
Bozulmuş artık ezber…
Hangi şehir İstanbul kadar insanın içine işler,
Bir İstanbul var bu işin içinde Bedirhan,
Bir İstanbul var,
Bir de biz
Sen, ben ve…
Var… Var var… Bu işin içinde bir İstanbul var,
Bir de biriktirilmiş yalnızlıklar,
Sonra, uzun zamanlara sıkıştırılmış,
Sıkıştırıldıkça büyümüş,
Patlamaya hazır tarihsiz acılar,
Yani, kutsal aşk savaşında,
İnsanın işine en çok yarayacak olanlar,
Can kurtaracaklar;
Ve bir de,
Buzdan bir güneşin avucunda kurumaya asılan
Ve nedense hep cansız zannedilen gelincik kokulu çamaşırların,
Mandal izlerinde içten içe, inceden kanayan,
Tertemiz bir çift yürek,
Herkes sende kururken hani,
Sen kendini ağlamaktan sırılsıklam,
Sen kendine saklanan,
Sen kendini yaralamaktan,
Sen kendini unutup unutup hatırlamaktan yorulursun ya,
Hani bir an gelir,
Bir ad koyamaz ya insan yaşadıklarına,
Çoğalır ya sustukça,
Dirilir ya öldükçe,
Ya da hissettikçe, zehirli bir ok gibi saplanır ya hisler insana,
Kanayan her yerinden kar çiçekleri gibi fışkırır ya isyan,
Tam da öyle,
Ne kadar derinse aşk,
Ne kadar yakınsa uzak,
Ve ne kadar uzaksa yakın gibi görünen,
Acısı,
Ya da sevinci, hani o kadar sarsar ya insanı;
Var… Var… Bir İstanbul var bu işin içinde…
Acımasızlığı kadar şefkatli,
Hiddetinde kristal, durgunluğunda sükût
Dua kadar içten ve sevinçli, günah kadar kederli,
Boğaz…
Martılar…
Her umutsuz sevgiliye umudun anıtı Kız Kulesi,
Olmazları olduran hani,
Hani akıldı mağrip, hani histi ya maşrık,
Birleşmezdi hani, iki kör aşık;
Hani bize hatalar değil, dersler sunan tarih,
Birbiriyle barışık Sultanahmet, Ayasofya,
İşte tam da öyle,
Birleşmez denilen yerde…
Üç serseri yürek yedi tepeli şehirde, yaşamak gibiydik,
Üç yitik, üç gölge, aşk pazarında üryan üç can,
Rüzgârda dağılıp dağılıp toplanan,
İsimleri artık bu şehrin namusuna gizli kaydıyla yazılan,
Gülmeye emeklerken tökezleyen, ama yine de gülümseyen,
Gülümsedikçe gamzelerine lodosun çocuksu resimler çizdiği,
Gecenin cesarete ürperttiği,
Üç kişiydik,
- Aman sabah olamasın denilen sahilde yürüyerek,
Eminim delirecek,
Eminim delirecek Bedirhan,
Eminim gün doğsa ölecek,
Doğmasa ölecek…
Sen ve…
Dedim ya,
Bir İstanbul var bu işin içinde,
Anka kuşu gibi yaşıyor küllerin altında aşk,
Zaman yeknesak;
Öyle ya,
Bir de biz, kırılgan, çizgilerin ötesinde, üstelik yasak;
Özgürlüğün esaretinde aşka umut düşenler,
Biz, tam da insanca, tam da yaşamak gibi,
Korkunun fanusu kırıldığında,
Yani dostum,
Eminim,
Bir adım atıldığında,
Kuşatma yarılacak,
Düşecek İstanbul bu ilkbaharda,
Bu işte bir aşk var…
Kaybedilen savaş kazanılacak,
Bu şehri alacak gibiyiz;
Bu şehri daha çok biz yaşayacak gibiyiz,
Sonra eminim güleceğiz Bedirhan,
Eminim güleceğiz…
‘Darlığın anahtarıydı ya sabır’,
Dahası var mı,
Ama önce biraz ağlasak mı Bedirhan;
Biraz…
Ağlasak mı? ..
Bedirhan Gökçe'ye ithafen yazılmıştır...
[/INDENT]
|
|
|
| Yine gelecek misin? |
|
Yazar: acemhe - 05-14-2011, Saat: 02:00 AM - Forum: Aşk (Genel)
- Yorumlar (1)
|
 |
[INDENT]
Dur gitme daha çok erken,
Sessiz ol;
Duymasın ne ay,ne yıldızlar..
Duvarlar,neden üstüme gelmiyor,bu gece!
Bak, yine yüzüm gülmeye başladı,
Gamzelerim kızardı,
Yavaş ol,
Balerin kuğuları gibi gel,
Ilık soluğun değsin,kalbime.
Görüyor musun; odam sen kokuyor.
Bu gece ne kadar gururlu,üzerime gelen duvarlar,
Nasıl da,onurla taşıyorlar resmini,
Bak nasılda gözlerin;’’canımın içi’’ diyor..
Asil ,bal köpüğü gözlerin..
Otur şuraya,seni düşlediğim o koltukta hep yalnız;
Seni düşünür,şiirlerini okur,geceye bakardım..
Şimdi sen geldin,
Otur kimseler duymasın..
Gözlerini kapa şiirlerimden seç,birini..
Aç gözlerini ve oku şiiri..
Büyülü sesinden,tümceler anlamlarını ayrıştırsın odama..
Sessin yerleşsin yatağıma,yastığıma..
Çarpsın yüreğim,gözüm gözünde asılı kalsın..
Ne de güzel okuyorsun;
Yine hoşnut oldum,dizelerinde..
Gülümsedi ruhum,
İçten bir kahkaha sesi yayıldı odama..
Bak,masada nazar bocuğu;
Değmesin sevgine,gelmesin sana diye zarar..
Daha gece devam ediyor,
Daha çok erken,
Güneş doğmadı,kal yanımda..
Sabah olursa hırslanırım,
Tutmak isterim elini,
Isıtmak isterim yüreğimi göğsünde..
İşte o zaman;kaybetmekten korkarım seni..
Ne olur;gitme,biraz daha kal..
Bak,hala gökyüzü siyah, pırıltılı bir gece..
Şiirler mi okunmuyor,sen mi sustun?
Nerdesin?
Koltuk boş,pencerenin camları buğulu..
Ağlayan serçeler belirdi,
Güneş doğuyor,
Arıyorum seni;yoksun!
Kalemini unutmuşsun;
Üzerinde elinin kokusu,
Dişlerinin izi…
Anlıyorum ki vedasız değil gidişin..
Gece karanlık vurunca ruhuma,
Yine gelecek misin?
Şiirler okuyacak,sesinle ruhumu ısıtacak mısın?
Hadi söyle;
Özledim yine seni..
Kaç zaman sonra geleceksin?
Bak gece oldu!
Nerdesin?
[/INDENT]
|
|
|
| Dileğim Sensin!*Candan Ünal |
|
Yazar: acemhe - 05-14-2011, Saat: 12:22 AM - Forum: Makale
- Yorumlar (1)
|
 |
[INDENT]
Dileğim Sensin!
Hayatıma girip her şeyi değiştirmeni umuyorum. Ayaklarımın yerden kesileceği, yüreğimin bedenime sığmayacağı o güzel anları yaşamak istiyorum.
Biliyorum, sen gelince rengi değişecek dünyamın. Bütün siyahlar dağılacak, dönecek çiçeklerin yüzü aşka. Isınacak ruhum, can bulacak.
Sen gelince, yeni dünyalar tanıyacağım. Hiç bilmediğim diller öğrenip, kendimi seninle çoğaltacağım. Yeni insanlar, yeni dostluklara kavuşacağım.
Hiç görmediğim bir resme bakar gibi şaşkın, durup seni izleyeceğim. Nasıl güldüğünü, nasıl öptüğünü, nasıl seviştiğini bileceğim.
Aşkın kıvrımlarında yol alacağım seninle. Daha güzel şarkılar söyleyeceğim, uzun şiirler yazacağım. Kelimelerim bile değişecek belki…
Biliyorum, sen geldiğinde hayatın anlamı farklılaşacak. Başkası için değil ama başkasıyla yaşamanın o garip tadını bulacağım.
Büyüteceksin beni, kendimi eleyeceğim. Daha önce hiç sevmemiş gibi yapamam ama seni bir başka seveceğim.
Aptallaşacağım bazen, aklım hep sende olduğundan sakarlaşacağım. Telefonu elimden bırakmadan uyuyup, gözümü açar açmaz mesajın geldi mi diye bakacağım.
Kahvem gibi, sigaram gibi, seni de alışkanlıklarım arasına alacağım. Bağımlılığım değil, vazgeçmesi zor olan sevdiklerim arasında yerini alacaksın.
Ne zaman dua etsem, seni diliyorum. Biliyorum, sen geldiğinde gözlerim başka parlayacak. Aşk, üstümde güzel bir elbise gibi duracak ve ben seni sevmenin keyfini çıkaracağım.
Seni diliyorum düş saatlerinde ve biliyorum mutlaka tanışacağız ömrün bir yerinde!
Candan Ünal
[/INDENT]
|
|
|
| Mutlu Bitmeyen Masal.. |
|
Yazar: MeLeksi - 05-13-2011, Saat: 03:45 PM - Forum: Aşk (Genel)
- Yorumlar (2)
|
 |
[SIZE=4]Mutlu Bitmeyen Masal..[/SIZE]
Öyle bir söz söyledi ki genç kadın; aşka dair söylenmiş tüm kelimeler kirlenmiş hissetti kendini. Hayatın dili tutuldu, kuşlar sustu,dallar kıpırdamadı, yapraklar oynamadı. Bulutlar ağlamaya başladı, güneş üzüntüsünü gizlemek için bir bulutun arkasına saklandı, renkler siyahta bütünleşip matem bağladı, deniz dalgalanmadı,balıklar nefes almadı…
Rüzgar yüze vurdu gerçeği söylenen sözün arkasından, cellat bir aşkın daha ipini çekmek için uyandı uykusundan, Azrail yaklaşamadı adama korkusundan. Gökyüzü anı ölümsüzleştirmek için flaş patlattı, zaman şuurunu yitirdi aptallaştı, kalpler göğüs kafesini çatlattı. Her şey ama her şey durup kulak kabarttı.
Evren biten bir aşka şahitlik yapmaktaydı…
Hiçbirimiz seçtiğimiz hayatları yaşamıyoruz kuşkusuz. Yaşamak zorunda bırakıldığımız onlarca şey var hayatımızda. Bir zorundalığa boyun eğmek, sahip olmayı dilediğimiz şeyler için savaşmaktan daha kaçınılmaz olmadı mı hep ?
Genç adam hiçbir zaman tesadüf diyemeyeceği bir şekilde tanımıştı onu. Önce etkilenmiş, sonra bir şeyler hissetmişti. Kadın bir şarkının notalarında hayat bulmuş, yüreğine işlemişti. Çok sevmişti genç adam; bildiği kelimelerle aşkını anlatmayı beceremeyecek kadar çok… Sevgisine karşılık olmuyordu hiçbir kelime,kalbiyle örtüşmüyor,onu anlatmıyor, içleri boşalıyor,anlamını yitiriyor, kifayetsiz kalıyorlardı. Onun aşkını anlatacak kadar derin anlamları olan, sevgisinin büyüklüğüne sınır koymayan bir kelime yoktu hiçbir ülkenin lügatinde, bunu biliyordu. İşte sırf bu yüzden hiçbir şey söylemeden kadın görsün , hissetsin istiyordu…
Onu tanıdıkça yanılmadığını anlıyordu genç adam. Tanıdıkça duyguları kabarıyor, sevgisi depreşiyor büyüleyen bir hal alıyordu. Onunla konuşmak, onunla anı paylaşmak, onu anlamaya çalışmak, ona yardımcı olmak… Bütün bunları yapmaktan keyif alıyordu doğrusu ve istediği tek şey onunla bir ömür yaşamaktı şüphesiz. Bunu gerçekten kelebek olarak hayat bulmuş bir tırtılın yeniden yaşama dönme çabası yada miladı dolmuş can çekişen bir hastanın huzuru isteyişi gibi, ölümü isteyişi gibi istiyordu.
İçi gökyüzüne bakan iki avucun, dilin çırpınışlarıyla vuku bulan tılsımında, dualarında ilk önce onun adına hayat veriyor, onun mutluluğu için dua ediyor,onun huzurlu ve sağlıklı olmasını istiyordu. Ve içten içe şükrediyordu Allah’a cennetinden bir meleği yanı başına kadar yolladığı için. Daha ölmeden dünyasına cennet büyüsü kattığı için…
Meleğim diyordu ona, sen benim meleğimsin… Kanatlarını bir yerde unutmuş olabilir misin?
Ellerini bile tutmaktan korkuyordu incitirim diye. Üzülsün, kırılsın, incinsin istemiyordu. Sahip olup olabileceği en değerli şeyi; Allah’ın kendine verdiği hediyeyi koruma içgüdüsüydü bu…
Çok seviyor diye balık taklidi yapıyordu ona. Alık bir balık. Onu mutlu görünce daha bir alıklaşıyor rolüne kendini kaptırıyordu. Ona onu mutlu eden her şeyi vermek istiyordu. Yapamayacağı şey yoktu. Zaten sevmek yaşamaktı, yaşamaksa savaşmak. Kaybedeceği bir şey yoktu. Ama hiçbir şey…
Dünya döndü, zaman geçti. Her zaman hesap edilemeyen bir olasılık vardır teorisi gerçekleşti. Allah genç adamın kalbindeki meleğin sevgisinin kendine olan sevgiden kat kat fazla olduğunu sezdi ve içerledi. Meleği genç adamdan almaya karar verdi.
Mutlu çift her vakit Allah’ın nameleri minarelerden yükseldikçe hissetmeye başladılar kalplerinde bir şeyler eksildiğini. Her gün biraz daha çok hissediyorlardı ayrılacaklarını. Birbirlerine tutunuyor, savaşıyor, mücadele ediyor engel olamıyorlardı. İrili ufaklı parçaları kaybediyorlardı sevgilerinden. Anlamsız bir yaşanmışlıktı ama son zamanlarda sürekli birbirlerini incitmekten, yıpratmaktan, mutsuz etmekten bahseder olmuşları. Belki de Allah vicdan denilen duygu üzerinden yapmıştı ayrılık planını kim bilir. Zamanını, yerini şeklini dahi belirlemiş kader kalemiyle alınlarına dokundurmuştu onların. Geriye sadece beklemek kalmıştı. Ayrılacakları günü beklemek…
Zaman doldu, şartlar olgunlaştı. Yine bir gün genç adam ve genç kadın konuşmaktaydı… Duygular taşınmaz hale geldi ve aniden öyle bir söz söyledi ki genç kadın; aşka dair söylenmiş tüm kelimeler kirlenmiş hissetti kendini. Hayatın dili tutuldu, kuşlar sustu,dallar kıpırdamadı, yapraklar oynamadı. Bulutlar ağlamaya başladı, güneş üzüntüsünü gizlemek için bir bulutun arkasına saklandı, renkler siyahta bütünleşip matem bağladı, deniz dalgalanmadı,balıklar nefes almadı…
Rüzgar yüze vurdu gerçeği söylenen sözün arkasından, cellat bir aşkın daha ipini çekmek için uyandı uykusundan, Azrail yaklaşamadı adama korkusundan. Gökyüzü anı ölümsüzleştirmek için flaş patlattı, zaman şuurunu yitirdi aptallaştı, kalpler göğüs kafesini çatlattı. Her şey ama her şey durup kulak kabarttı.
Evren biten bir aşka şahitlik yapmaktaydı…
‘ Bitti’ dedi genç kadın.
‘ Bitti, gidiyorum’
Genç adam kalbini acıdığını hissetti aniden. Ölecek gibi oldu, bir şey söyleyemedi. Eli koynunda kanayan yarasında, peşi sıra giden kadını seyretmekle yetindi sadece. Ve kalbi kadının ellerinde…..
|
|
|
|