:: Duygusuz.com - Dostluk ve Arkadaşlık Sitesi
Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adınız:
  

Şifreniz:
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler: 16,694
» Son Üye: ymptk22
» Toplam Konular: 98,583
» Toplam Yorumlar: 1,065,562

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Toplam: 226 kullanıcı aktif
» 0 Kayıtlı
» 221 Ziyaretçi
Applebot, Baidu, Bing, GoogleBot, Yandex

Son Aktiviteler
Saff Suresi 6. Ayet Üzeri...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-18-2026, Saat: 12:14 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 26
Namaz Dinin Direği Midir?
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-13-2026, Saat: 10:12 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 52
Atatürk'ün Çocukluk Anıla...
Forum: Hayatı ve Anıları
Son Yorum: Serdar102
03-28-2026, Saat: 09:08 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 86
Mavi'ye..
Forum: Aşk Hikayeleri
Son Yorum: SunSet
03-11-2026, Saat: 08:23 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 161
Keloğlan Çataltepe Tekfur...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:45 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 247
Kısa Keloğlan Masalları -...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:26 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 205
Keloğlan Ve Pinokyo - Ser...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:22 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 182
Dev Hamsi - Serdar Yıldır...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:19 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 175
Diş Hekiminin Aşkı - Serd...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:18 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 189
İslam Toplumu, İşte Böyle...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
01-10-2026, Saat: 05:07 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 250

 
  Bilerek Yaptım İtiraf Ediyorum
Yazar: YasSmin - 06-09-2011, Saat: 12:51 PM - Forum: Maxi Geyik - Yorumlar (11)

"Sen benden daha iyilerine layıksın." diyen sevgilime: "O zaman bul, tanıştırda öyle git pırasa* ! dedim. O Nasıl Göz* Oluştur♥

Telefonda Duyduğumuz, Onundα Sαnα Selαmı vαr Lαfı, Dünyαnın En Büyük Yαlαnlαrı Arαsındα İlk 10'α Rαhαtlıkla Girer ♥ Dimi ?


Fatura yatırmaya gttim parayı hazırladm kadın bana ödenecek mi dedi bende yok faturadan seninde haberin olsn diye getirdim dedim


Arkadaşlar Muhteşem Yüzyıl'ın finalini söylüyorum; Kanuni 1566 yılında ölecek ve II. Selim tahta çıkacak. xD

Pantolonun paçasını aşırı daraldan apaci genci bacağını kaybetti "herşeye rağmen dansımi yaparım"dedi gözyaşları sel oldu.

En güzel şapka ; top patladığı zaman topun yarısı ile yapılan şapkadır. Farklı bikere. Bu yaz moda olcak bak görürsünüz..

Bu konuyu yazdır

  Hiç Aklıma Gelmezdi :D
Yazar: YasSmin - 06-09-2011, Saat: 12:21 PM - Forum: Maxi Geyik - Yorumlar (16)

Google'de gitar çalacağım hiç aklıma gelmezdi. Aferin google.


246707_219660801401602_196159323751750_7...5711_n.jpg

:;;D: :;;D: :;;D: :;;D: :;;D:

Bu konuyu yazdır

  Kus(ku)lar
Yazar: YasSmin - 06-09-2011, Saat: 12:12 PM - Forum: Şairlerimiz - Yorumlar (8)

Hükmü gayr-i resmi yoldan azadeyken senden ellerim
Terk-i çogalmis sözlerin uyku vaktindeyim
Heycanla uçusan kuş(ku)lar havalandi içimden hüzne râm olmusken
Güzelligine söylenmis s/özlerin karanlik pusularina kandi gönlüm,
VE… içimde yüregimi tirmalayan koğus soğuklugu
Gözlerimde Gittigin Günün sevimsizligi kaldi yâr
Cehenneme ates biriktirmis sol yanim kaniyor benim
Biraz “Gazze” biraz “Kudüs” ortasinda acilarim
Z/aman simdi yaydan sendeledi tutanaksiz hizla tüm kâhro’luslara dogru..
Gözlerinden kargasalar kaldi yadigar bana..
Ayak direten gitmelerin c/ağlamalari
Sonrada uyku tutmayan kirgiklarim…
Nezaret korkusu sariyor misralarimi simdilerde..
Kimin diline takili kalacagini bilmeden s/üzülen sözlerim var benim..
VE… Kelepce kusatmali devrik cümlelerim …
B/akma öyle yar !
Kayip ilani verildi fail-i meçhul sevgime..
Bulana Hüzün Garantisi Veriliyor Namluya Sürülen Mermi Tadindaki Afisler
Ritmi bozuldu bakislarimin sensiz..
iki cümleden yoksun geçinen ömrün sancisi pedal çeviriyor simdilerde içimde..
sahipsiz yar/alarima kör kuyular kazdim gözlerinin bugusunda..
Bir Gülüsüne Gözlerimin Özgürlügünü İnfaz Ederim yâr
Her gün sükut olurum kendime..
Düğüm Düğüm sususlarimin C/esaretsizlik umuduna yenildim
Kalakaldim uçurum ellerinin tutamadigim kiyisinda..
Giyindi Tüm Cevapsizliklar A’dan Z’ye…
Ve Simdilerde
Sensiz kapimi calanlar tanidim yarim yamalak..
Hemen Hepsi Klasik Söyleside yâr ..
Misafir Dedigin 3 Gün Kalirmis..
Kapisini Mühürledim Yüregimin
Sensiz Evde YOKUZ …
“Kâh-roman”
Mass-Mavi


Kahraman Tazeoğlu

Bu konuyu yazdır

  Yitirilmiş ne varsa
Yazar: ZencefiL - 06-09-2011, Saat: 11:52 AM - Forum: Şairlerimiz - Yorumlar (8)


yalnzvq0.png

Çirkin çiçeklerle dolu katil bahçelerinde dolaştım,
Dalgındım,
Bıçak sırtı yaşamalarım, penceresizliğim
Ve öksüz düşlerim vardı ceplerimde,
Uğultusuzluğumu özlemiştim,
Hala bir ceylan ağlıyordu içimde,
hiç yoktan vurulan..

Senin şehirlerin uyurken,
Benim gözlerimi bıçakladılar.
Kör bir balıkçıyım şimdi,
Denizlere sarılıyorum
Hiç görmediğim vapurlara el sallıyorum
Rüyalarım da yaşlanmıyor

Kaybolan eylül gemilerimi,
Sonbahar sesiyle çağırsam gelir mi?
Ah vurulası yüreğim
Süpüremedin kapından yalnızlığı
Örselenmiş paslı yüreğim

Ellerim yumuk orman karanlıkları omuzlarımda
Ve ardından ağlayan ezgisiz türkülerdi gözlerim
Senin gözlerinin pusuna saklanıp
Senden kalan bu yıkıntılar arsında
Bizi büyüten ellerini aradım,
Öpülesi ellerini

Susuşlara prangalı dil
Kanlı düşler kuyusunda
Ölüm çığlıkları atabilir

Gözyaşı göllerinde durulanmalar vaktinden geliyorum
Sonunu hep unuttuğum
Dilsiz şarkılarım vardı inleten
Şimdi o şarkılar beni unuttu

Yıkık kentler konuşmaz bilirim
Cam kırıkları ve kırık dallar var
İncinen yüreğimin yaralarında
Ve bilir misin?
Güller hiç uyanmaz bu vadide
Gözlerin düşer aklıma
An gelir şavkın vurur yüzüme
O zaman vakit ölüm olur dudağımda
Kaçsam yakama yapışır gözlerin

Yılları ve yolları
Ödünç aldım
Yastığımdaki çukura dolan korkulu geceden
Düş düşkünü çocukluğumu çalmış namlı sevdalılar
Üstüne üstlük sensizim
Yani gölgesiz dolaşıyorum
Artık intiharlarda öldürmez beni
Yüreğimde konaklayan hüzünler
Senden gelir

Al dün gece seninle yoğurdum bu şiiri
Ekmek buğusu mübarekliğinde
Sıcacık
Nasıl olsa sana çıkmayan yol yok
Kaybolabilirim kuytularda
Dalıp dalıp giderim başka diyarlara
Bir gün dönmeyiveririm

Ama sen
Yine de biriktir gözyaşlarını
Belki bir gün
Tutuşturur seni bensizlik
Belki bir gün
Sende beni ağlarsın
Hoyratım benim

Şafaklar düşmüş alnına
Kırlangıçlar uçmuş koynuna
Bak
Hala aynı şarkıda irkiliyoruz

Bu aşkın adresi dursun sende,
Kelepçeli kuşlar
Yuva karmadan gözlerimize,
Belki geri döneriz
Ve geri veririz birbirimize
Yitirilmiş ne varsa


(Kahraman tazeoğlu)

Bu konuyu yazdır

  Çocuk Gelişiminde Babaların Rolü Ne Olmalı?
Yazar: MaSaL - 06-09-2011, Saat: 11:40 AM - Forum: Anne ve Bebek - Yorumlar (1)

Çocuk Gelişiminde Babaların Rolü Ne Olmalı?

4750.jpg
Aile sistemi içinde yer alan her birey birbirini etkiler. Annenin rolü farklı bir etkiyi barındırırken babanın rolü farklı bir etki oluşturur...




Babaları tarafından sevilen çocuklar, genelde duygusal açıdan daha dengeli, daha az öfkelenen, benlik algıları daha yüksek ve dünyaya pozitif bir bakış açısı geliştiren çocuklardır.
Baba çocuk ilişkisini araştıran uzmanlar; bir babanın, çocuğuna verebileceği en önemli armağanın sevgi ile şefkat olduğunu ve baba şefkatinin; depresyon, madde bağımlılığı ve davranış sorunlarına karşı en iyi önlem olduğunu belirtmektedirler.
Anneye düşen rolün babanınkinden ayrıldığı durumlar vardır. Bu gibi durumlarda anne ve baba birbirinin yerini tutamazlar. Yetişmekte olan bir çocuğun örnek alabileceği bir “kadın”, bir de “erkek” modele ihtiyacı vardır. Anne veya baba, bu rollerin ikisini birden oynayamaz.
Çocuk yetiştirirken, sadece babaların yapabileceği bir takım şeyler vardır ki, baba bunu yerine getirmezse anne –ne kadar iyi bir anne olursa olsun– bu görevin üstesinden tam anlamıyla gelemez.
Babanın; bebeğiyle birlikte olması, çocuğuna dokunması, konuşması, oynaması, çocuğuyla ilgili çeşitli kararlara aktif olarak katılması çocuğuyla arasında sıkı bir ilişkinin doğmasına yol açar. Bu da daha sonraki baba - çocuk ilişkisi için çok önemlidir. Baba yoksunluğu durumlarında ise aile bireylerinden, dede amca dayı gibi kişilerin çocukla zaman geçirip model oluşturmaları yararlı olacaktır.
Babalarından ilgi gören çocuklar kendi duygularını daha iyi düzenlerler. Bu çocuklar ayrıca, babaları yaşamlarında etkin olmayan çocuklara göre hem toplumsal becerilerini daha iyi sergilerler hem de okulda daha başarı olurlar.
Babalar, genellikle annelere oranla çocuğun bağımsız davranmasını, çevreyi keşfetmesini daha fazla cesaretlendiren bir tutum içindedirler. Bu, çocuğun zekâsını olumlu yönde etkiler. Babalar çocuklarıyla Oyun oynarken ve etkileşimde bulunurlarken kendilerine özgü bir yöntem kullanırlar. Hayal kırıklıklarıyla baş etmeyi özendirir ve becerilerini geliştirmelerine izin verirler.
Babasıyla yakın ve nitelikli bir ilişkiye sahip çocukların okul başarısı ve zihinsel gelişiminin olumlu etkilendiği tespit edilmiştir.
Babanın en önemli rollerinden biri de çocuğun psikoseksüel gelişimi üzerindeki etkileridir. Babanın aile içindeki tavrı ve çocuğu ile kurduğu yakın, açık, güvenli ilişki; özellikle erkek çocuğun baba ile özdeşimini kolaylaştırmakta ve kendi cinsiyet rolünü geliştirmesine yardımcı olmaktadır.
Aynı şekilde kız çocukları için de babanın rolü, çocuğun karşı cinsi anlaması ve kendine güven geliştirebilmesi açısından önem taşımaktadır. Yetersiz baba modeli, kız çocuklarını özellikle ergenlik döneminde etkilemekte ve bu dönemin sıkıntılarının şiddetli yaşanmasına neden olmaktadır.

Bu konuyu yazdır

  Uyanma diye
Yazar: ZencefiL - 06-09-2011, Saat: 11:38 AM - Forum: Şairlerimiz - Yorumlar (2)


yaln_z_alone_bilqi_yaln_zl_k__yalniz_yal...z__33_.jpg
saçlarını rüzgara satan kıza...

Uyanma diye açık pencereden içeri koşan sesleri yuttum
Şafak söktükçe ben diktim
Dimdiktim
Eğilmedim
Uyansan belki gidecektin

Caddelerde canhıraş kamyon sesleri
Caddelerden kırık farları topladım
Yoksa uyanacaktın
Yaz sıcağında tavla şakırtıları
Kulağından kırık zarları topladım

Bir vakit yastığından saçların aktı
Ak değil karaydı
Uçları kırıktı
Dallarındı
Kırılmış dal uçlarında sabahladım

Uyanma diye
Sayıklamalarını ayıkladım
Sesli harfleri çıkardım
Seslerini kulağına yasakladım
Duysan belki uyanacaktın

Sana bir şiir yaz'dım
Bir şiir sonbahar
Yanında kal'dım
Uykunda firar

Uyanma diye
Gökyüzünden en parlaklarını çaldım
Gecene uzak yıldızlar kaydırdım
Uyanma diye uyanmaları içime sakladım
Sabah ezanlarını senden kaçırdım
Yüzüne baktım
Yüzsüzlüğümden utandım

Derin uykuna düştüm
Rüyana masal

Boyundan geceye düştü yastık
Ellerimle saçlarına yas'tık
Sayamadım kaçtık
Geceyi sana yazdık

Ölme diye nefesini dinledim
Sen aldın ben verdim
Ben verdim sen aldım
Yoksa uyuduğumu sanacaktın
Uyanma diye ben öldüm
Ölmezsem uyanacaktın

(Kahraman Tazeoğlu)

Bu konuyu yazdır

  Yalnızlık Beyin Hücrelerine İyi Gelmiyor!
Yazar: MaSaL - 06-09-2011, Saat: 11:37 AM - Forum: Sağlık - Yorumlar (3)

5570.jpg Araştırmalar, yalnızlığın beyin hücrelerine iyi gelmediğini, beynin idrak ve algılama yetileriyle hafızayı olumsuz etkilediğini gösteriyor


Antalya’da düzenlenen Akademik Geriatri 2011 Kongresi Başkanı Prof. Dr. Servet Arıoğul, yalnız olan insanlarda Alzheimer riskinin, yalnız olmayanlara göre daha fazla olduğunu söyledi. Yaşam süresinin artmasıyla Alzheimer görülme sıklığının da arttığını belirten Arıoğul, yalnızlığın beyin üzerindeki etkisini şöyle açıkladı:
“Yalnızlık depresyona yol açarsa, Alzheimer açısından önemli olur. Çünkü depresyon bellek fonksiyonunu sağlayan hücreleri öldürür. İnsanın tek başına olması, paylaşmaması, konuşmaması, hiçbir faaliyette bulunmaması ve içe dönük yaşaması, sinir hücreleri arasındaki iletişimi bozar. Arkadaş edinme, kahvehaneye, kulübe gitme, sosyal hayatın içinde olma ve paylaşma hastalık riskini azaltır. Konuşma, sohbet etme ve içe dönük yaşamdan kurtulma nöronlar arasındaki bağlantıyı artırır.”
Prof. Arıoğul, izole yaşayan, kendisini eve kapatmış, sosyal ilişkileri olmayan yalnız insanlarda ve özellikle yalnız yaşayan erkek yaşlılarda intihar oranlarının da daha yüksek olduğunu söyledi.
Alzheimer, beynin unutkanlığı önleyen merkezlerindeki nöron, yani sinir hücrelerinin kaybı ve beyin içinde amiloid madde birikimiyle kendini gösteren bir hastalık. Günlük yaşamsal aktivitelerde azalma ve bilişsel yeteneklerde bozulma ile karakterize. Alois Alzheimer tarafından tanımlanan hastalık, demansın yani bunamanın en sık görülen tipi, en önemli belirtisi de unutkanlık.
HER UNUTKANLIK ALZHEİMER’A İŞARET Mİ?
Ntvmsnbc'den Tülay Karabağ'ın haberine göre, Alzheimer’da unutkanlık yakın geçmişten başlayarak yaşanıyor, uzak geçmişi hatırlama ise hastalığın son evresine kadar kaybedilmiyor. Peki, her unutkanlık Alzheimer belirtisi olabilir mi? Prof. Arıoğul, bu soruya, “Unutkanlığın derecesinden çok, tarzı önemlidir. Yani yemeğin ocakta ne kadar beklediği değil, kişinin yemek yaptığını unutması bir soruna işarettir. Anahtarın veya ayakkabının buzdolabına konması patolojik bir durumdur. Unutkanlık bireyin kişisel yaşamını bozuyorsa Alzheimer’dan şüphelenmek gerekir” yanıtını verdi.

40 YAŞINDA BİLE ÇIKABİLİR
Özellikle ailesinde Alzheimer olan bireylerin, giderek artan unutkanlıkları varsa kontrolden geçmelerini öneren Prof. Arıoğul, “Hastalık, genç ve orta yaşta nadir görülüyor ancak genetik faktör varsa 40 yaşında bile görülebilir” dedi.

TARTIŞMA PROGRAMLARI İZLEYİN, SATRANÇ VE BRİÇ OYNAYIN
Hastalığın görülme oranı kadınlarda daha yüksek. Alzheimer’da değiştirilemeyen faktörler ileri yaş, genetik yapı ve cinsiyet. Değiştirilebilir faktörlere dikkat çeken Arıoğul, Alzheimer riskini en aza indirmede etkili olabilecek önerileri ise şöyle sıraladı:

“Depresyondan kaçının, varsa mutlaka tedavi ettirin. Diyabet, hipertansiyon gibi damar yaşlandırıcı faktörlerden uzak durun. Kafa travmalarına karşı dikkatli olun. Elektromanyetik alandan uzak durmak gerektiği de belirtiliyor. Zihinsel ve fiziksel aktivite azlığı, yalnızlık, antisosyal yaşam ve düşük eğitim düzeyi riski artırır. Çünkü eğitim düzeyi de tıpkı sosyal ilişkiler gibi nöronlar arasındaki bağlantıyı artırır. Televizyonda pasif izleyici değil de zihinsel olarak katılımı sağlayacak tartışma programlarını izlemek, yeni yabancı dil ve kelimeler öğrenmek, kitap ve gazete okumak zihni çalıştıran faaliyetlerdir. Ayrıca sudoku gibi bulmacalar, satranç ve briç gibi oyunlar da zihinsel faaliyetleri artırdığı için Alzheimer riskini azaltır.
ORTA YAŞTA ŞİŞMAN, İLERİ YAŞTA FAZLA ZAYIF OLMAYIN
Fiziksel aktiviteden kasıt ise eve bağlı olmayıp haftada 3 kez ve en az birer saat orta tempoda yürüyüş yapmaktır. Beslenmede doymamış yağları tercih etmek, haftada ortalama iki kez balık yemek, Akdeniz tipi beslenmek, bol meyve-sebze tüketmek, sigara içmemek önerilerir. Araştırmalar, orta yaştan itibaren erkeklerde günde 2 küçük, kadınlarda ise bir küçük kadeh kırmızı şarabın hastalık riskini azalttığını gösteriyor. Kilo kontrolü de önemli, çünkü araştırmalara göre, Alzheimer ile kilo arasında; orta yaşta şişman olmamak, ileri yaşlarda ise aşırı zayıf olmamak şeklinde bir bağlantı var.

ÇİNKO VE DEMİRİ GEREKSİZ YERE KULLANMAYIN
Bir de ABD’de yapılan bir araştırma, içme suyundaki alüminyum oranının yüksek olmasının da Alzheimer riskini artırdığını göstermiştir. Ayrıca çinko ve demir preparatlarının gereksiz yere kullanılmasından da kaçınılmalı.”

“Türkiye’de 250 bin Alzheimer hastası olduğu tahmin ediliyor. ABD’de bu rakam ortalama 4 milyon” diyen Arıoğul, Alzheimer belirtilerinin evrelere göre değiştiğini söyledi:
ÖNCE İSİMLERİ UNUTUR, SONRA ÇOCUÄžUNU BİLE HATIRLAMAZ
“Erken evrede silik belirtiler görülür ve unutkanlık yakın geçmişe ait öğeler içerir. İsimleri, çok iyi bildiği bir telefon numarasını hatırlayamaz, konuşurken kelime bulmakta zorlanır, kendisini ifade edemez. Unutkanlık nedeniyle sosyal ilişkilerden uzaklaşır, şüphecilik başlar. Orta evrede isimleri daha fazla unutur, eşyasını kaybeder, adres bulmada zorlanır, soruları tekrarlar, görsel halüsinasyonlar başlar, eşini ve çocuklarını bile tanıyamaz. İleri evrede ise kendi bakımını yapamaz hale gelir, kış ortasında incecik elbiseler giyme, çorbayı çatalla içme, evin içinde anlamsız şekilde dolaşma gibi davranışlarda bulunur.”

ALZHEİMER TEŞHİSİNDE MİNİ MENTAL TEST
Tanı için çeşitli testler yapılıyor. Mini Mental test bunlardan biri. Testte, ‘Şu anda bulunduğunuz yer neresi, nerede yaşıyorsunuz’ gibi 30 soru soruluyor ve 30 puan normal sayılıyor. Puan 24’ün altında ise kural olmamakla beraber Alzheimer riskinin arttığı düşünülüyor. Tanıda hasta hikâyesi, depresyon testi gibi yöntemler de kullanılıyor, kuvvetli şüphelerde ise MR yapılıyor.

PROF. ARIOÄžUL: TÜRKİYE HUZUREVİ GERÇEÄžİ İLE YÜZLEŞMELİ
Alzheimer tedavisinin ilaçla ve bakıma yönelik yapıldığını, Türkiye’de 20 bin huzurevi ve bakım merkezi olduğunu belirten Arıoğul’a göre bu sayı ihtiyacı karşılayacak nitelikte değil: “Alzheimer tedavisinde yaşanan en önemli sorunlardan biri de huzurevi ve bakım merkezlerinin yetersizliğidir. Türkiye, huzurevi gerçeği ile yüzleşmeli ve bu mekânların sayısı artırılmalıdır. Hem sayının artması hem de bu merkezlerdeki kalitenin yükseltilmesi gerekiyor.”

DOÇ. CANKURTARAN: ‘YAŞLI DOSTU HASTANE’YE ÖDÜL
Kongre Sekreteri Doç. Dr. Mustafa Cankurtaran da Alzheimer tedavisinde önemli rol üstlenen ve dünyada yaygın olan ‘Yaşlı dostu hastane’ kavramının Türkiye’de de konuşulmaya başlandığını, Sağlık Bakanlığı’nın böyle hastaneleri ödüllendirme gibi çalışmaları olduğunu söyledi. Konuyla ilgili bir taslak hazırlandığını belirten Doç. Cankurtaran, “Bakanlığın yaşlı dostu hastanelerle ilgili çalışması Haziran ayındaki çalıştayda da konuşulacak” dedi.

HABER TÜRK

Bu konuyu yazdır

  EHEC Virüsünün Belirtileri Nelerdir
Yazar: MaSaL - 06-09-2011, Saat: 11:34 AM - Forum: Sağlık - Yorumlar (4)

EHEC enfeksiyonu nedir? EHEC bakterisinin belirtileri nelerdir? Bu virüsten korunmak için neler yapmak gerekir?



Memorial Şişli Hastanesi Klinik Laboratuvarlar Koordinatörü Doç. Dr. Kenan Keskin, geçtiğimiz günlerde Avrupa ülkelerinde pek çok kişinin ölümüne neden olan EHEC’in su ve gıdalar ile bulaşan bir bakteri olduğuna dikkat çekerek, hastalıktan korunma yolları hakkında bilgi verdi.
Bağırsak enfeksiyonu şeklinde başlıyor
İnsanlar ve sıcakkanlı hayvanların bağırsaklarında yaşayan ve adına “Normal bağırsak florası bakterileri” adı verilen bakteriler bulunmaktadır. Bunların en çok bilineni ise Escherichia coli (E.coli)’dir. Bu bakteri, bağırsakta hastalık oluşturmadan üreyip çoğalır. Buna karşılık E.coli’nin bazı tipleri vardır ki onlar günümüzde Almanya ve diğer bazı Avrupa ülkelerinde ölümlerle seyreden ve bu nedenle kısa sürede dünya gündemine oturan salgın hastalığa yol açmaktadırlar. E.coli bakterici 5 0C-50 0C arsı sıcaklıkta üreyebilmektedir. Bu kadar geniş bir sıcaklık aralığında üreyebilmesi etken lehine bir durum oluşturmaktadır.
Bu hastalık ilk etapta kanlı ishal ile seyreden bir bağırsak enfeksiyonu şeklinde başlamakla birlikte bir kısım hastada böbrek yetmezliği ve kanın alyuvar adını verdiğimiz hücrelerinde yıkımla seyreden ve ölümle ölümcül olabilen, adına “Hemolytic uremic syndrome” (HUS) denilen bir hastalığa doğru ilerleyebilmektedir. Konunun dünya gündemine oturmasının esas sebebi etken bakterinin ve sebep olduğu hastalığın işte bu özelliğidir. Bu tiplerin başında ise O157 H7 tipi gelmekle birlikte bu hastalığa yol açtığı bilinen başka tipler de vardır. Nitekim Almanya’da tanı konulan bazı hastalardan O104 tipinin saptandığı bildirilmektedir. Esas olarak salgınlarda O157 H7 tipinin etken olduğu, sporadik (bireysel) vakalarda ise diğer tiplerin etken olduğu söylenmekteydi ancak bu salgında henüz net bir şey söylemek mümkün değildir. Bu konuda araştırmalar devam etmektedir.
Bakteri zehir üretiyor
Bu ölümcül hastalığa sebep olan E.coli tiplerini diğerlerinden farklı kılan en önemli özellikleri, bunların, “verotoksin” veya “shigatoksin” adını verdiğimiz, çok kuvvetli bir zehir üretebiliyor olmalarıdır. Hastalık bu kuvvetli zehirin etkisiyle oluşmaktadır. İşte bu zehir üreten ve ürettiği zehir sayesinde insanlarda ölümcül hastalığa yol açan E. coli tiplerine bağırsakta kanama yapıcı E.coli anlamına gelen Entero-hemorajik E.coli (EHEC) adı verilmektedir.
Gıdalara dikkat!
5982.jpgBu bakteriler insanlara en sıklıkla yiyip içtiğimiz gıdalarla bulaşmaktadır. Son salgında Almanya’nın İspanya’dan ithal ettiği salatalıkların bulaşmadan sorumlu tutulmuş olmasından dolayı halk arasında “salatalık virüsü” olarak da anılmaktadır. Gerçi daha sonra bu tespitin doğru olmadığı ve salatalığın kaynak olmadığı açıklanmışsa da bu isim halen kullanılmaya devam etmektedir. Eğer kaynak salatalık olsaydı bile yine de bu adlandırma doğru olmazdı, çünkü hastalığın etkeni olan E.coli, virüs değil bakteridir. Bu bakteri insanlara, yedikleri çiğ sebze ve meyveler aracılığıyla bulaşabildiği gibi bunun yanında iyi pişirilmemiş et, tavuk ve süt ürünleriyle veya bakteriyi taşıyan hayvan ve insanlarla direkt temas yoluyla da bulaşabilmektedir. Dolayısıyla bu hastalığın ve onun etkeninin salatalıkla sınırlandırılması konunun önemini azaltabilir ve yanlışlara neden olabilir.
Bu ilk değil
EHEC dediğimiz bakterilerle oluşan ve kayıtlara geçmiş ilk salgın hastalık 1982 yılında ABD’de gerçekleşmiştir. EHEC ve hastalık yapıcı etkileri bu tarihten sonra tıp literatürüne girmiştir. Daha sonra bu konuda başka örnekler de gözlenmiştir. 1996 yılında Japonya’da, bir okul yemeğinden yiyen çocuklar arasında ortaya çıkan salgında 9451 çocuk hastalanmış ve bu salgında kaynağın o yemekte yenilen turp salatası olduğu tespit edilmiştir.
Ne yiyip içtiğiniz çok önemli
Şimdiye kadar gözlenmiş salgınlarda en sık sorumlu olan kaynaklar şunlardır:
• Az pişmiş hamburger
• Taze elma püresi (pastörize edilmemiş)
• Süt, yoğurt ve peynir (Pastörize edilmemiş)
• Et çeşitleri (İyi pişirilmemiş veya pastörize edilmeden hazırlanmış olanlar)
• Meyve ve sebzeler
• İçme ve kullanma suları
• İnsandan insana direkt temas ile
• Hayvanlarla direkt temas ile bulaşım gerçekleşmektedir.
Çocuklar ve yaşlılara özellikle dikkat edilmeli
Hastalığın kuluçka süresi 3-8 gün değişmekte, vakaların çoğunda 3-4 gün arasında olmaktadır. Hastalığa en sık yakalananların küçük çocuklar ve yaşlılar olduğu bilinmekle birlikte halen devam eden salgında bilinenin tersine hastaların büyük bir çoğunluğunu 18 yaş üstü bireyler oluşturmaktadır. Belki de bu salgında etken olan tipin O157H7 dışında bir alt tip olması bu durumdan sorumludur. Salgın zamanı dışında hastalığa yakalananların %3-7 kadar bir kısmında ölümcül olan HUS gelişmekteyken salgın zamanlarında hastaların %20’sinde HUS gelişmektedir. HUS gelişen hastaların ise %5 kadar bir kısmın gelişip de iyileşen hastaların yaklaşık %50’sinde kalıcı böbrek hasarı olmaktadır. Yapılan araştırmalar, kronik böbrek yetmezliği olan çocukların önemli bir kısmında bunun daha önceden geçirilmiş HUS’a bağlı olduğunu göstermektedir. Konunun bu yönü de en az güncelliği kadar önemlidir.
Karın ağrısı, kusma ve ateş görülebilir
Hastalığın başlangıç belirtileri, kramp tarzında karın ağrısı ve kanlı ishaldir. Bu belirtilere bulantı ve kusma ve ateşte eşlik edebilir. Hastalık 10 gün içerisinde iyileşir ama HUS gelişen
hastalarda tablo giderek ağırlaşır, böbrek yetmezliği ve kan hücrelerinde yıkım meydana gelir. Bu hastaların mutlaka hastanede ve durumun ciddiyetine göre yoğun bakım servisinde tedavi edilmeleri gerekir. Bilinçsiz ve doktor kontrolü dışında antibiyotik kullanımı, hastalığın gidişini olumsuz etkileyeceğinden bundan kaçınılması gerekir.
Kişisel temizlik kurallarına uyun
Bu hastalıktan korunmak için yapılması gereken en önemli şey gıda sanitasyonun iyi yapılması ve şahsi hijyen kurallarına çok iyi uyulmasıdır. Sanitasyon konusunda esas işi gıda endüstrisine düşmekte, düzenleyici ve denetleyici olarak ta ilgili devlet kurumlarının üzerine önemli görevler düşmektedir. Her yemekten önce ve tuvaletten çıktıktan sonra ellerin mutlaka sabunlu su ile güzelce yıkanması alınabilecek bireysel önlemleri en kolay, en ucuz ve en etkin olanıdır. Bununla birlikte çiğ yenecek gıdaların çok iyi yıkanması, salgın tehlikesi olduğunda uygun yöntemler kullanılarak dezenfekte edildikten sonra tüketilmesi, pişirilerek yenilen yiyecekleri ise iyi pişirilmesi, yemeğin her yerinin en az 70 0C veya üzerinde sıcaklığa ulaşmasının sağlanması gerekmektedir. Küçük çocuklara ileri yaşlılara ve bağışıklık sistemi bozulmuş olan hastalara bakım yapan bakıcıların bu önlemleri çok dikkatli biçimde uygulamaları çok önemlidir.

Bu konuyu yazdır

  İnternet Satanistliğe yol açıyor
Yazar: MaSaL - 06-09-2011, Saat: 11:32 AM - Forum: İnternet - Yorumlar (2)

İnternet Satanistliğe yol açıyor

İnternetin bir özelliğinin çok geniş çaplı bir bilgi kaynağı olduğunu hepimiz biliyoruz, tabi bu bilgilerin hepsi iyi niyetli değil...

basbakanlik_satanist.jpg


İşte bu noktadan yola çıkan Vatikan, bugüne dek yapılan en ilginç suçlamayı yaparak internetin çok sayıda satanistin ortaya çıkmasına yol açtığını savundu.
Telegraph'ta yer alan habere göre Vatikan'ın internet hakkında yaptığı ilginç açıklama şu şekilde:
"Dünya'da hepimizden Tanrı sorumlu. O, dünyanın sonunun yaklaştığını bize açık açık gösterirken, O'nun yerine internettekilere inanan insanlar ise O'nun açtığı ateş çukurunda yanacaklar."
Açıklamanın devamında, internetteki içeriğin satanistliğe yol hazırladığının altı çiziliyor ve sadece birkaç saniye içerisinde satanist gruplarla bağlantı kurmanın mümkün olduğu belirtiliyor.

Bu konuyu yazdır

  Unutulmuyor işte
Yazar: ZencefiL - 06-09-2011, Saat: 11:26 AM - Forum: Şairlerimiz - Yorumlar (6)

yalniz_kizz.jpg

Unutulmuyor nice sevdalar bekliyorda


Gitmeye yürekmi kaldı söylesene


Gözlerinde içimi törpülediğim kadın


Şimdi insanlara bakıyorum


Çoğunun bekleyeni ,ömrüne bir ömür daha ekyeni var


Diyorlar ki küsme aşka daha kimler gelecek kimler gececek


Bilmiyorlar ki en son giden herşeyimi götürdü..


Bilmiyorlar ki en son giden daha sonra gelecekleri bile götürdü....


Şimdi ben bu eskitilmiş gençliğimle


Yaşımı tersden yazıp öylece giden bir senin ardından


Kime hangi sevgimi vadedecem söylesene silinmiş harfim benim


Ellerimi tutana bulaşacak kokun


Soluğumu paylaşan harflerini yutacak


Oysa ben yutkunamayacağım bile


Kurudu boğazım sen gideli


Ki sana aldığım son buket bile kurumamıştır daha


Çürümedi vurduğum yer


Gözle görünmez darbeleri gidişinin


Öyle bir yer kanıyor ki içimde kanım var her damlanın içinde


Senle aldığım nefesleri vermedim daha


Senle aldığım nefesleri, sensiz verdiklerimle sıvamaya çalışıyorum


Tıkanıyorum işte ,soluğum kesiliyor


Giderken bir zamanlar bendeliğini de götürseydin ya


Yada zıttı olmayan bişey yapsaydın sen gibi


Tanıyorum ben seni geldesem gelmezsin


Gidersin git desem


Ve gidersem bigün neylersin


Hiç birsey söylemeden benden bir nefes duymadan kalsam


Sen hiç susmasan ben çıt duymasam


Kalsan neylerim


Yıkımdan çoğaltırımda seni bütün enkazlardan sağ çıkarırım bizi


Ey yar görüyorsun ya sonunda yine aşk kaybediyor


Hayat kazanıyor..


Sen benim susuzumluğumu dindirecek yağmuru bulamadın


Ben senin yağmurunu yağdıracak o bulutu


Düş/tün kalkma sakın bu ayaklanış


Sana ölümden yakın


Ben yaşarım sen yokken


Ya ben sende sandığından çoksam


Ben varım senin yokluğun kadar dünyadaki yerim


Sen kendini bulursan eğer yaşarken olmayacak


Sen dilediğince varım de bende yerin kalmıyacak


Seçtiğin yaşamın son sayfasını okur gibi oluyorum


Ve yaşamın son sayfasını,yaşamanın ön sözüne gururla bakıyorum


Elimi uzatırken tutmaya vaktin yoktu


Bize bir adım varken gelecek gücün bitti


Mutluluğu sığdıracak yüreğini arıyorken


Tutkumun o kör gözü,o yağlı ipi çekti


Şimdi farkına bile varamayacaksın bu ölümün


Öyle derin bi uyku bekliyor ki seni


Uykundan düşünü calsalar haberin olmayacak


Hep susmayı istiyordun işte sana dilsiz bir göç


Gün olurda uyanırsan beni değil kendini seç


Tadın damağımda,acın içimde hala


Ne için aglasam gözlerimden akan


Sen gittikten sonra biriktirdiğim yaşlar


Öyle bir bittikki biz


Öyle bir gittik ki bu şehirden


Ama ,ama unutulmuyor işte


Ellerinin dokunulmazlığı


Gözlerinin bakılmazlığı


Seninle geçen her anın başa alınmazlığı


Unutulmuyor işte..

(Kahraman Tazeoğlu)

Bu konuyu yazdır

  Tarih: 04-21-2026, 08:15 PM