| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.
|
| Kimler Çevrimiçi |
Toplam: 205 kullanıcı aktif » 0 Kayıtlı » 200 Ziyaretçi Applebot, Baidu, Bing, GoogleBot, Yandex
|
| Son Aktiviteler |
Atatürk'ün Çocukluk Anıla...
Forum: Hayatı ve Anıları
Son Yorum: Serdar102
03-28-2026, Saat: 09:08 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 66
|
Mavi'ye..
Forum: Aşk Hikayeleri
Son Yorum: SunSet
03-11-2026, Saat: 08:23 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 121
|
Keloğlan Çataltepe Tekfur...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:45 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 218
|
Kısa Keloğlan Masalları -...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:26 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 183
|
Keloğlan Ve Pinokyo - Ser...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:22 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 165
|
Dev Hamsi - Serdar Yıldır...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:19 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 157
|
Diş Hekiminin Aşkı - Serd...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:18 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 157
|
İslam Toplumu, İşte Böyle...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
01-10-2026, Saat: 05:07 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 208
|
Keloğlan Leyleklerin Padi...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
01-07-2026, Saat: 02:21 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 246
|
Yahudiler Dünyayı, İnancı...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
01-07-2026, Saat: 10:20 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 200
|
|
|
| İcimdekine... |
|
Yazar: icimdekises - 06-22-2011, Saat: 10:46 PM - Forum: Kendi Şiirleriniz
- Yorumlar (2)
|
 |
İçimdekileri hep anlatmak istedim sana, ya anlamadın ya da anlamamazlıktan geldin…
Yasaktı, yanlıştı olmaması lazımdı biliyorum ama oldu işte ne gelir elden…
Hani Özgün diyor ya şarkısında “Diğerleri sadece sevebilir ama bense uğrunda ölebilirim” işte öyle sevdim seni…
Anlamıyorsun, belki de hiç anlamayacaksın ve ben o dipsiz kuyuya hep düşeceğim…
Bir gün içimdeki bu büyük sevgi ya gerçekten öldürecek beni ya da başka biriyle tekrar hayat bulacağım...
|
|
|
| Kal Demek İstedim |
|
Yazar: icimdekises - 06-22-2011, Saat: 09:57 PM - Forum: Aşk Hikayeleri
- Yorumlar (3)
|
 |
Kal demek istedim sana.. Her gece seni seviyorum deyip uyumak ve zamanı geldiğinde el ele gözlerimizi yummak.
İkisi de sınava gidiyordu; biri gözetmen diğeri ise öğrenci olarak. Minibüs kalabalıktı delikanlı ayakta kız ise oturuyordu. Beş dakika sonra kızın yanındaki kalktı boş olan yere delikanlı oturdu… Delikanlı görev alacağı okulun yerini bilmiyordu, sohbet böyle başladı… Delikanlı ilk dakikadan pozitif bir enerji almıştı kızdan. Konuştular konuştular… Delikanlı yol hiç bitmesin istedi, ilk defa İstanbul’un trafiği güzel gelmişti… Okulları başkaydı önce delikanlı inecekti inerken “sınavın nasıl geçti diye merak ederim, istersen sınavdan sonra konuşalım” diyerek telefonunu verdi,
Delikanlı yakışıklıydı, konuşmalarından da iyi, efendi biri olduğu belli oluyordu “olabilir” dedi kız kendi kendine ilk görüşte aşk olmasa da… Aynı gün buluşup bir şeyler içmeye karar verdiler, delikanlının içi her geçen dakika ile daha sıcak oluyordu, öyle mutluydu ki… Buluşmalar devam etti her buluşmada delikanlı daha da kaptırdı kendini artık kızdan başka hiçbir şey düşünememeye başlamıştı.
Kız delikanlının her halinden sevdiğini anlıyordu, zaten delikanlının kıza bakışından sevgisinin büyüklüğünü herkes anlayabilirdi. Delikanlı çok iyi biri idi, her halinden iyi bir eş olacağı belliydi ama eksik olan bir şey vardı kız sevmiyordu daha doğrusu sevemiyordu… Ama delikanlıyı da kaybetmek istemiyordu çok şey paylaşmışlardı…
Delikanlının gözünü aşk bürümüştü o sıralar, hiçbir şey göremiyordu sorgulamıyordu kızın sevgisini. Delikanlı yoğun çalışıyordu çok sık görüşemiyorlardı. En küçük fırsatı kaçırmıyordu ama delikanlı yarım saat bile olsa kaçıp gidiyordu kızın yanına. Bir gün görüşmek için izin ayarladı hemen de kızı aradı sevinçle, 3 gün sonra bütün gün beraber olabileceğiz diye. Buluşma günü geldiğinde kız aradı “kız arkadaşımı kıramadım bugün onunla görüşeceğim başka zaman” diyordu. Delikanlı ilk o gün içinden sıcak sıcak bir şeylerin aktığını hissetti canı acıdı kendini odasına kapadı. Ertesi gün aradı yine sevgilisini 1-2 saat bile küs kalacak gücü yoktu. O günden sonra kız çeşitli bahanelerle birkaç kez daha aynı şeyi yaptı ve delikanlının canı her seferinde biraz daha yandı. Bir gün düşünmeye başladı, sorgulamaya… “Benim onun için feda edemeyecek hiçbir şeyim yok ailem, işim her şeyim… Ben arkadaşlarımla tartışmayı bile göze alıp defalarca buluşmaya gittim tüm hayatımı ona verdim o ise” “Haksızlık etmemeliyim yine o da çok şey verdi ama benim verdiklerimin yanında?” İlk defa o gün beraber geçirdikleri 8 ayın muhasebesini yaptı ve sonunda acaba mı dedi acaba? Elinde olmadan diline takılan aynı şarkıyı söylemeye başladı:
Gözlerini çekip alma benden
Bi kenarda dururum rahatsız etmem
Sözlerin susmasın aman ha
Gizli öznen olurum kötü söylese de cümlen
Gel sevdiğin yemeği ısıttım
Yendikçe çıkar ayrılığın tadı
Nasıl acı nasıl tatsız
Sarhoşluğunun aşk olmuş adı
Çek yorganı tepene ağla ağla
Sarhoşluğunun aşk olmuş adı
Bayramlıklarını giymiş çocuklar gibiyim
Kabıma sığmadım ezbere aldım düş kırıklıklarımı
Kaç acı varsa kalbime sapladığım
Adınla başlıyor senle başlıyor buruk hikayelerim
İhtiraslarımı gülüşlerimi al sonradan duyulan pişmanlığını al
Kolaysa gel de beni senden al
Belki acır da gitmezsin
Masumiyetimi esaretimi al
varlığın koyarsa hayatımı al kalbi sigara içimlik daha kal
Belki o zaman gitmezsin…
Güzeldik senle bendik…
Biz olmazsak da güzeldik yan yana…
Sen şimdi iste tüm zaferler senin olsun…
Tebrikler olsun gidişine ve
Teşekkürler varsa verdiklerine…
Ama avucumda dünya ile gelmiştim
Görmedin ki…
Hiçbir şey vermemek için hiçbir şey almadın ki…
Çocukluğumu sundum sana yüzümde bayramlık sevinci
Bi sigara içimlik daha kalmadın ki…
Devam Edecek… (İki bölümdür)
|
|
|
| Sevginin Nefretten, Farkı var mı ki? |
|
Yazar: Alem-i Sı@r - 06-22-2011, Saat: 05:34 PM - Forum: Aşk (Genel)
- Yorumlar (2)
|
 |
SevgininNefretten, Farkı var mı ki?
Hayat bir yol gidiyoruz
Kâh düşüyor kalkıyoruz
Sevip, nefret ediyoruz
Sonra düşünüyoruz!
Sevginin nefretten,
Farkı var mı ki?
Alem-i Sır
Evet, “Sevginin nefretten, farkı var mı ki?” tabii ki, hem var ve hem de yok! Fakat şurasını iyi bilmek lâzım ki;
Nerede, nasıl var?
Nerede, nasıl yok?
İşte orası şu demek oluyor;
Bu örneği başka yerlerde ve sohbetlerde konuştuk ve ortaya örnek olarak koyduğumda çok insanın hoşuna gitti ve şunu yapacaklarını söyledi ve bazıları dedi ki; “ben sevdiğim insana bir meseleden dolayı nefret etmeye başlarsam, işte o noktada çok iyi ve bir daha düşüneceğim.” Çünkü o gerçek anlamında bir nefret ise ki (biz her kızgınlığı, sinirlenmeyi ve küsmeyi v.b.. şeyleri sanki nefretmişler gibi sanarak nefrete benzetiyoruz!) hayır bunlar nefret değil, nefretin dönüşü yok denecek kadar sırdır!
Evet, nefret ve nefret! Bu ondan bile nefret edilecek kadar nefret bir şey! Farkı ne veya ne değil?
Örneği de şu: Bir çizgi düşününki tam yüz seksen derece ve ortasında da bir ( – o – ) her iki tarafa başlangıç olan başlama noktası sıfır var. İşte bir tarafa giden ve devam eden (SEVGİ) diğer tarafa giden ve devam eden ise (NEFRET) ortada ise her ikisinin de buluştuğu yer, o sıfır noktası! Ayrıldıklarında ise uçları bir daha birbirlerine asla ama asla değmez ve buluşmazlar!
Onun anlamı ne, sıfır noktası ne oluyor? O noktada (Sevgi ve Nefret) in farkının olmadığı an ve yer var!
Bir kişi veya kişiler (çok bağlı olmak ve canı pahasına sevmek veya nefret etmek, şahsi ve toplumsal olarak vardır.) işte o canı pahasına sevdiği ve âşık olduğu bir şeye, her şeyi pahasına bağlı ve her şeyini verebilecek noktadadır ve adı da; SEVGİ dir! (Gerçek anlamda sevgi!)
Nefret de bunun gibi; o nefret ettiği şeye canı pahasına sinirli bir düşmandır ve adı da, NEFRET tir.
İşte o anki maddi, manevi durum ve pozisyon aynı gergin, ateşli ve dokunsan patlayacak bomba gibidir! Farkı bu noktada yok ve “Sevginin nefretten farkı var mı ki?” Sorusunu sormamıza sebep oluyor!
Efendim çok, çok özür dilerim ve eğer haddimi aştıysam ve yanlış bir sürçü lisan ettiysem, lütfen affola ve herkese kalın sağlıcakla, temennimi sunar ve hoş vakitler dilerim! Teşekkürler!
Alem-i Sır
|
|
|
| Hoşçakal güzel dünyam |
|
Yazar: YasSmin - 06-22-2011, Saat: 05:22 PM - Forum: Şairlerimiz
- Yorum Yok
|
 |
Hiç kimse buyur etmedi beni
Bu dünyada hiçbir yere
Ama açtım bütün kapıları tekmeleyerek
Bütün engelleri göğüsleyip yıkarak
Buyrun dediler o zaman incelikle
Buyur ettiler
Ve
Buyurdum
Elimden geldiğince görevimi yaptım
Gülümsedim hıçkırıklarımı boğarak
Sonunda kimsenin yorulmadığı denli yoruldum
Artık kapılar açık kalsın
Bundan sonra gireceklere
Şimdi dinlenmeye gidiyorum
Hoşcakal güzel dünyam.
Yazar : AZİZ NESİN
|
|
|
| Acılı gecenin bitiminde |
|
Yazar: YasSmin - 06-22-2011, Saat: 05:19 PM - Forum: Şairlerimiz
- Yorum Yok
|
 |
Yaşadığımı işitmek istiyorum
Bir ses uzaktan yakından ya da içimden
Düşen yaprak örneğin
Kağıt hışırtısı olsun
Ya da eski tahtaları içten kemiren bir kurdun çıtırtısı
Bir inilti derinden
Damlayan su
Bir elektrik düğmesi çıt diye
Çok uzaklardan yankılanan duyulur duyulmaz
İçimdeki mağaralarda besler büyütürüm
Her ne olursa olsun bir ses
Yeter ki bana ispat etsin yaşadığımı
Yaşadığımı görmek istiyorum
Bir ışık uzaktan yakından ya da içimden
Sesindeki pırıltıya
Gözündeki ışıltıya benzer
Bir kibrit çakımı
Bir yanıp sönse yeter
Sabahın yağan toz mavisi göğsünde çıplak
Ya da gün batımı pembesi dudak
Bir yıldırım hızında çizilsin
Bir şimşekçe yazılsın karanlığım
Bir fener ki uzaklığı bilinmeyen
Bir yıldız parlayıp sönen
Dişlerinin aydınlığını
İçimdeki mağaralarda besler büyütürüm
Her ne olursa olsun bir ışık
Yeter ki bana ispat etsin yaşadığımı
Yaşadığımı duymak istiyorum
Bir ısı uzaktan yakından ya da içimden
Tenine ilk dokunduğum zamanki
Elini ilk tuttuğum
Yüreğimi kanatlandıran o titreşim
Kanı geçiyor kanıma sandığım
Öyle bir değdin ki varla yok arası
Ve yanarken ateşten ellerim
Yatak çarşafının apaklığında duyduğum serinlik
Ve sevgiyi sende bulduğum ilk
O ılıklığa değinmek yerine
Uzak düşlerde olsa da yeter
İçindeki mağaralarda besler büyütürüm
Her ne olursa olsun bir değini
Yeter ki bana ispat etsin yaşadığımı
Yaşadığımı koklamak istiyorum
Bir koku uzaktan yakından ya da kendimden
Kulak memelerinde şebboy
Saçlarında o koku
Ki öptükçe öpüldükçe büyüyen
Her yel estikçe getirir düşlerime
Koklarım çok uzaklardaki anılardan seviyi
Bir yel esmiş mi esmemiş mi
Bir kıpı dal oynasa
Bir yaprak kıpırdasa
Duyulur duyulmaz olsa da
İçimdeki mağaralarda besler büyütürüm
Her ne olursa olsun bir koku
Yeter ki bana ispat etsin yaşadığımı
Yaşadığımı tatmak istiyorum
Bir tat ki uzaktan yakından ya da kendimden
Ağzımda dilimde damağımda
Bir buruksu mutluluk sandığım
Salt benim diye aldandığım
Kendi yalanlarıma kandığım
Arttı yaşadıkça duyduğum acı
Yitirmemek için o acıyı çoğaltırım
İçimdeki mağaralarda besler büyütürüm
Her ne olursa olsun bir tat
Yeter ki bana ispat etsin yaşadığımı
|
|
|
| Nakışladığım Gece,DoLunaydı.. |
|
Yazar: YasSmin - 06-22-2011, Saat: 05:15 PM - Forum: Aşk (Genel)
- Yorum Yok
|
 |
Küçük ve masum sessizliklerin gittikçe kırbaç etkisi yaratan çemberi daralıyor…
Sayısız darbelerin arasından sıyırabileceğim gün doğumu zifiri karanlıkla ortak çalışıyor;
ve ben hangi sayfanın yırtılıp bir tarafa atılan parçasıyım çözemiyorum… Kemik uçlarıma yerleşen dermansızlığın yazgısı  tek cümlede atılmış meğer! Artık bir imza yok!!
[b] [b]Uzuvlarımdan bana kalan durgunluğun çözüleceği zamana direnmek nafile..
[/b]
[b]Belki de baharı beklerken kışı unuttuğumuzdan oldu tüm bunlar…
[/b]
[b] Şeridin bomboş olduğunu düşünürken tali yolllardan vurgun yedik…
[/b]
[b] Ki vurgunu kâğıda çizmek bu kadar zorken…
[b][b] Yine de sargısı boldur düşlerimin düşüşlerin geçirgen olduğu bir atlasta... [/b]
[/b]
[b][b] Henüz yolun başındayken dudaklarımın kenarına bıraktığın kokunla karı delen bir güneşin bakışlarıma düştüğü yerden sana dokunuyorum...[/b]
[/b]
[b][b] Şehir ayrılıkları sürtse de bedenimi birgüne dair inadına bekliyorum geleceğimizi...[/b]
[/b]
[b][b]"Kıskaçlarını açmış zamanın törpülediği yüreğimden akıp gitti sensizlik...[/b]
[/b]
[b][b] Bir tutam ayrılık da olsa perçinleyen içimdeki sana emanet ediyorum ben’imi...."
[/b]
[/b]
[/b]
[/b]
|
|
|
| Gelme !! |
|
Yazar: YasSmin - 06-22-2011, Saat: 05:12 PM - Forum: Aşk (Genel)
- Yorum Yok
|
 |
[b]Hain zamanların puslu sularında,
vedaların kendini bilmez susuşlarında,
sen ki bana düşman
sen ki bana hasret
sen ki sensizsin artık...
Derin anlamları tükenişine gömdüm,
basit cümleleri boş sayfalara,
üzerini çizmekte yetmiyor satırlarca,
siyahların hükmü geçiyor şimdi
sana koşmaya can atan tüm üç noktalarda...
[/b][b]Yanlış teşhis edilmiş bir kimlikle yolların çıkmazında,
apansız sarmışım hayata,
küsmüşüm, küfretmişim..
Resimlerde yaşayan gündüzleri,
hayatın üzerime yüklediği kafiyeyi neyleyim..
Ses yok,
ben yok,
dün yok!
İlacı yok ki bu yoklukların hükmü olsun!
[/b][b]Durup durup takvimlerin aldatıcı sülietleri,
zamanın kan revan çıkmazı,
kaldığım yerden ne kadar uzakta sence?
Gelmeni dilemediğim her duada
hala yoksun ki...
Türküler söylenir yine,
sana kalmışlıkta senli ve sensiz..
Yakmışlığımda büyüdün sen,
serpilmeden küçüldün..
Gül olmak için harcadığın çaba,
gonca kalmışlığına da yetmedi..
Gayrı dayanılmaz bu iç çekişler kederle,
sevmediğim hesaplarım var şimdi kaderle..
ne olursa olsun sen yine de gelme!
[/b]
|
|
|
| . . . CümLesiz / iz. . . |
|
Yazar: YasSmin - 06-22-2011, Saat: 05:06 PM - Forum: Güzel Sözler
- Yorumlar (4)
|
 |
İlk defa, sana sus/tum...
İçime sinmedi
yüzü silinmiş ruhun...
Şairim…
bir balkon mermerine
sırtüstü uzanıp,
"Ya düş(er)se/m !" korkulu bedenimle
seni yazar/ım gök/hüzüne
heybemde ki harflerim azaldıkça
düşlerimi doldur/urum kaleme
göğe eğilip
kulakların(d)a seni fısıldayacakken fark ederim
bir düşü, bir hayale anlatamazdım ben...
Sokağın en eski apartmanı
demirkapı önü
kardeşler marketin kepenkleri dibine
bildiğim bütün cümlelerim düş/tü
aradım parantez huylu yanlarımı
sesime uykulu ayrılıklar üşüştü...
Bir damla / abı hayattın
bilmedin
yaş taşıyan, gözü yorgunları
hep uykusuz sandın
oysa uyku susuzdu !
Beyaz omuzlarının,
soğuk terine hayrandı sırtım
ıssız bir çöle benzemeye çalışırdı cemreli adın
içimi yakardın / adım adım
kum kusardı ayaklarım
dolu dizgin koşardı taneleri, tırnak aralarıma
kan keser/di parmak büklümlerimi de
ben büyürdüm..
kimseye söylemeden
bir yaş daha yürürdüm..
sen büyürdün
gözümdeki sevda büyürdü / tuzuyla
ve ya/şlarımı taşımaktan bıkardı arşım
eminönü hamalına dönerdi yanaklarım
ağrıyan yanlarıma cesetler yığılırdı
taşıyamazdım
Ah bir dinlenebilsem ağzında
bir de susabilsem sana, avazım çıktığı kadar...
sen / ne olur cüzzamlı hayalimi taşlama
şiir dökmez bu gözler artık...
çünkü ben/ yalnızım
çünkü sen/ yoksun!
Neden /
sadece ihtiyaç duyduğum da hatırlarım
yokluğunu...
neden raf şairliğimde arar da bulamam seni harf harf
hiçbir yazım da tanıdık çıkmaz mı be sana
bitiremediğim
son tarihli geçmiş şiirlerime bile baktım..
ama sen inatla, yok(luk)tun...
yani git(lik)tin..
bir damla kahvene
kırık ömürlük bir hatırım vardı
onu da yitirdin/m...
"Hakkı usta !!!
ambalajı bozulmamış bir aşkım var
geri versem alır mısın ?
ya da yeni bir içli aşk satın alsam,
karşılığını veresiye yazar mısın?"
|
|
|
|