| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.
|
| Kimler Çevrimiçi |
Toplam: 254 kullanıcı aktif » 0 Kayıtlı » 249 Ziyaretçi Applebot, Baidu, Bing, GoogleBot, Yandex
|
| Son Aktiviteler |
Atatürk'ün Çocukluk Anıla...
Forum: Hayatı ve Anıları
Son Yorum: Serdar102
03-28-2026, Saat: 09:08 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 58
|
Mavi'ye..
Forum: Aşk Hikayeleri
Son Yorum: SunSet
03-11-2026, Saat: 08:23 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 113
|
Keloğlan Çataltepe Tekfur...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:45 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 205
|
Kısa Keloğlan Masalları -...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:26 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 173
|
Keloğlan Ve Pinokyo - Ser...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:22 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 155
|
Dev Hamsi - Serdar Yıldır...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:19 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 148
|
Diş Hekiminin Aşkı - Serd...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:18 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 147
|
İslam Toplumu, İşte Böyle...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
01-10-2026, Saat: 05:07 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 200
|
Keloğlan Leyleklerin Padi...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
01-07-2026, Saat: 02:21 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 234
|
Yahudiler Dünyayı, İnancı...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
01-07-2026, Saat: 10:20 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 188
|
|
|
| Aşk Mıydı O? |
|
Yazar: Aydos37 - 09-26-2011, Saat: 11:13 PM - Forum: Aşk (Genel)
- Yorum Yok
|
 |
Aşk mıydı o, aşkımsı bir şey miydi
Neydi çekip kendine, beni bağlayan
Kanatan dudağımı, tenimi dağlayan
Elleri ta içimde o dev miydi
Etime bir alev değmişçesine
Nasıl da yakardı öptüğü zaman
Bir su gibi akıp gitti avuçlarımdan
Yorgunum şimdi bin yıl sevmişçesine
Hani o yalnız benim olan gül, kırmızı
Gözlerimin önünde açılan sonsuz bahçe
Hani, o var olmalarımız öpüştükçe
O delice sürdürmeler yaşantımızı
Hiç doymamak oysa, tene, kokuya, aşka
Sarıldıkça güçlenmek, bütünlenmek
Kudurmuş arzularla zamanı yenmek
Ve en kuytularda buluşmak korka korka
Kimi gün utanmak otlardan, çimenlerden
Kimi gece mıhlamak gölgemizi duvara
Varmak için o sevgiyle açılmış kollara
Apansız düşmek yükseklerden bir yerden
Oydu işte alıştığım, özlediğim şimdi de
Sevgice bir tutku, aşkımsı bir yakınlık
Avunmak... Kırık dökük anılarla artık
Kimbilir? o geceler yaşanmadı belki de
Ümit Yaşar OÄžUZCAN
|
|
|
| ..Ayrılıktan Ayrılığa.. |
|
Yazar: eRCi - 09-26-2011, Saat: 09:30 PM - Forum: Aşk (Genel)
- Yorumlar (3)
|
 |
Yaşadığım her an seni özlemeye itiyor beni ..
Ağır geliyor yokluğun .(korkuyorum aslında)..
Elveda deme sırası bendeydi işte...
Gitme sırası bende ..
Terketme sırası ... ACı verme sırası ... Susma sırası bende ...
Aslında gidişim yürekden deil bilesin..
Katlanamıyorum artık yokluğuna..
Bir adım ötemde olupda sana dokunamamak .. tenini tenimde hissedememek öldürüyo benii..
Çaresizlikten gidişim... ÇAresizliğimden ...
Ve sana susmalarımla anlatamadıklarımdan ..
...
..
.
Bütün pişmanlıklardan öteye .
BElki daha zor bir hayatı seçiyorum ..
Doymadım inan ..Doyamadım sana ..
Ama yokluğunada alışmamı bekleme benden..
HErgün gözlerinin içine bakıp .. sonra aniden ortalardan kaybolmak yoruyor artık beni..
Ayrılıkdan ayrılığa sürgünüm ...
Misalı .. Bir o yana bir bu yana savrulmanın ne demek olduğunu öğretemedim sana..
ASlında hata bende ..
Nasıl öğrenebilirsinki .. Sen ne bilirsinki ayrılık ne demek..
Ayrılıkdan ayrılığa sürgün olmak ne demek..
AŞk acısı çekmek..
Acıyı yüreğinde en derinlerde hissetmeyi ne bilirsinki ..
En yitik anımdayım 
Sakın dokunmayın bana 
Şiirlerimin bir mısrasına
Meze olursunuz ..
Olursunuz sonra diyorya şair ..
Hangi şiirimde sen yoktunki Senden başka dokunan oldumu bana?
Senden başka sevdiğim..Değer verdiğim.. ömür adadığım..
Hayallerimi paylaştığım ..
Oldumu..
xxxx
Bende sevmişim sevdanın çok ötesindeN ...Ayrılığın kokusu hala üzerimde ..
Üç adım olmamıştı bu sevdadan çıkalı oysa..
Şimdi kalkmış ellerini uzatıyorsun ..
Benden aldıklarını gere verebilirim sanıyorsun ...
İlk kez yanılıyorsun işte...
Benden aldıklarını vermekmi ...
Nasıl verebilirsinki ömrümü tekrar..
Kaderin kucağına düşmüşken .
Kaderimi nasıl değiştirebilirsin artık..
Kırdı yine kollarımı kader...
Bir canım var AL SENİN OLSUN ....
AYRILIKDAN AYRILIÄžA SÜRGÜNÜM ...
|
|
|
| İbrahim suresi 52. ayet üzerinde, dikkatle düşünelim. |
|
Yazar: halukgta - 09-25-2011, Saat: 05:43 PM - Forum: İslam
- Yorum Yok
|
 |
Bizler İslam ı yaşarken, acaba Allahın Kur’an da emrettiği şekilde mi yaşıyoruz? Ya yanlış yaşıyorsak, bu ihtimali lütfen göz ardı etmeyelim. Allahın rehberini anlayarak okuyalım ve üzerinde düşünelim ki, sonra pişman olmayalım. Hangimiz Kur’an ı anlayarak kaç kez okudu? Bu soruyu kendimize soralım. Cevabınızı tahmin ediyorum. İbrahim suresi 52. ayeti sizlere hatırlatıp, sizlerin üzerinde düşünmenizi rica ediyorum.
İbrahim 52: İşte bu, onunla uyarılsınlar, Allah'ın tek ilah olduğunu bilsinler, aklı ve gönlü işleyenler de ibret alsınlar diye, insanlara yöneltilmiş bir tebliğdir.
Allah bizlere öyle bir kitap göndermiş ki, bu kitap bizleri uyarıyor, yol gösteriyor. Çok daha güzeli ve düşündürücü olanı ise, aklı ve gönlü işleyenlerin, yani düşünenlerin aklını kullananların ibret alacağını, doğru yolu bulacağı bir tebliğ olduğunu söylüyor.
Bunu söyleyen bizlerin yaratıcısı, lütfen bunu unutmayalım. Bizlerin doğru yola ulaşmamız için, aklını kullanan kullarına gönderdiği, bir rehber, doğru yolu bulmak adına verilen öğüt, olduğunu söylüyor. Peki, bizler neler söylüyoruz Kur’an için, isterseniz hatırlayalım. Çünkü bu konu çok önemli, bende bu konu üzerinde çok duruyorum ve her yazımda bıkmadan usanmadan gündeme getirip, yaptığımız bu büyük hatanın bizleri nerelere götüreceğini iyi hesap etmemiz gerektiğini, düşünmeye davet ediyorum.
Günümüzde ne yazık ki toplum ile Kur’anın arasına girenler, Toplumu Kur’an dan uzaklaştıranlar, bakın neler öğrettiler bizlere. Sizce Rahmanın kullarını uyarmak ve aklı gönlü işleyenler içinde ibret olsun diye gönderdiği Kur’an, aşağıdaki ithamları hak ediyor mu?
-Kur’an ı herkes anlayamaz, hüküm çıkaramaz.
-Kur’an da her şey yoktur, özet bilgiler vardır.
-Kur’anı veli insanlar, alimler anlar.
-Kur’an doğru bir şekilde, hiçbir dile çevrilemez.
-Anlamasan da Arapçasından oku, Allah sevap yazar.
-İslam ı doğru anlamak ve yaşamak istiyorsanız, fıkıh kitaplarına bakacaksınız.
Bu sözleri herhangi bir yazarın kitabına atfen söylesek, acaba kitabın yazarı bu sözleri duyduğunda nasıl karşılardı? Sanırım çok ama çok üzülürdü. Çünkü bir yazar kitap yazarken, dikkat etmesi gereken en önemli konu, toplumun geneline hitap edecek şekilde, anlaşılır yazmasıdır. Sizce Kur’an yukarıdaki sözleri hak ediyor mu? Bunları duyan rahman bunun hesabını sormaz mı bizlerden? Allah bizleri affetsin.
Rabbim Kur’an da ki tebliğleri anlasınlar diye, Araplara Arapça bir Kur’an indirdiğini söyler. Hatta Arapça indirmeseydik, Araba yabancı dilde bir Kur’an mı diyecektiniz diye de, Arapça indirme nedenini açıklar.
Önce şunu düşünelim, bu Kur’an yalnız Araplara mı indi? Elbette hayır, tüm cihana, tüm âleme tebliğdir, uyarıdır yol göstericidir Kur’an. Peki, bizler neden anladığımız dilden okumuyoruz. Çünkü anlamamız öncelikle şart, daha sonra üzerinde düşünmemiz, aklımızı kullanmamız emrediliyor. Yoksa nasıl tebliğ alırız Rahmanın sözlerini. Fakat yukarıda Kur’an için söylenenlere inandığımızda, artık bizim Kur’an ile aramıza girilmiş, gerçek tebliği alamaz olmuşuz demektir. Bu durumda yaşadığımız İslam, Rabbin istediği bir İslam olur mu?
Günümüzde Kur’anın, çok ileri derecede devre dışı bırakıldığını görmek, bana sonsuz acı veriyor. Bir arkadaşım bana şöyle ithamda bulundu. Yazılarınızda hep aynı konuları işliyorsunuz, ezberledik artık diyor. Çok doğru söylemiş arkadaşımız, benim yazılarımda tek bir amacım var. Ben Müslüman ım diyen kardeşlerimi Kur’an ı anlayarak okumaya davet etmek ve bize din adına öğretilenleri, Kur’an ile karşılaştırıp hurafeleri içimizden temizlemektir tek amacım. Müslüman toplumlar ne yazık ki Kur’an dan o kadar uzaklaştırıldı ki, Peygamberimizin hesap günü söyleyeceği o acı söz, sanırım artık gerçek oldu.
Furkan 30; Ey Rabbim! Benim toplumum bu Kuran' ı devre dışı tuttular.
Gerçektende gün bataklıktan kurtulma günüdür. Ya peygamberimizin hesap günü üzüntüyle söyleyeceği, Kur’an ı devre dışı bırakanlardan olacağız, ya da hurafelerden kurtulup bataklığın içinden, Allahın rehberine sarılarak kurtulacağız. Allah açıkça İbrahim suresi 52. ayette, bizlerin Kur’an ile uyarılacağı, aklı ve gönlü işleyenlerin ibret alacağı bir tebliğ olduğunu söylediği halde, bizler hala bu ayetlere gözlerimizi yumup, beşerin hurafelerine uyarak, Allahın kitabına saygısızlık yaptığımızın farkında bile değiliz. Çünkü rehbere müracaat edip, aklımızı kullanma şansımız ortadan kaldırılmıştır. Ayetler üzerinde düşünmeyen, aklını kullanmayanda, elbette ibret alamayacaktır.
Allah kullarına her dile çevrilmeyen, herkesin anlayamayacağı, her hükmün detaylı açıklanmadığı bir kitap, rehber gönderip daha sonrada bu kitaptan hesap sorar mı? Buna nasıl inanabiliriz? Bakın Allahın şu ayetini de mi gören yok.
Zühruf 44: Doğrusu Kur'an, sana ve kavmine bir öğüttür. İleride ondan sorumlu tutulacaksınız.
Bıkmadan usanmadan, hep aynı konu üzerinde yazılar yazmamın nedeni, şimdi çok daha açık anlaşılmıştır umarım. Allah sizleri Kur’an dan hesaba çekeceğim, ayetleri anlayarak okuyun ve üzerinde düşünün diyor, fakat birileri Kur’an ile aramıza girip, öyle bir set çekiyor ki, artık Rahmanın gerçeklerini görmek, gönlümüzü onun ışığıyla doldurmak, imkansız hale geliyor. İmanımızı yaşarken eğer yanlış bir yerden başladıysak, bu yolun ulaşacağı yer, Allahın makamı olamaz. Bende tüm yazılarımda tek bir konuyu işliyorum, bıkmadan usanmadan. Gelin din ve iman adına Kur’an a sarılalım, onu anlayarak bolca okuyalım ve üzerinde düşünelim. Bakın hayata bakış açımız, o zaman nasıl daha farklı olacak göreceksiniz.
Düşünebiliyor musunuz, Allah sorumlu tutulacağımız bir rehber gönderiyor, açıkça bu kitaptan sorgulanacaksınız diyor, ama bizler bu kitabı anlaşılması zor ve özet bilgiler yaparak, beşerin ve edindiğimiz velilerin kitaplarına yönlendiriliyoruz ve işin kötüsü bunlara da inanıyoruz. Birde Rabbim sakın velilerin ardına düşmeyin diye, tembihler ettiği halde bu hatayı Kur’an dan habersiz olduğumuz için yapıyoruz. Bakın aynı ayetin bir öncesine bakalım, Rabbim ne diyor?
İbrahim 51: Çünkü Allah, her benliği kendi kazandığıyla karşı karşıya getirecektir. Allah, hesabı çok çabuk görür.
İşte Kur’an ı anlayarak okuyanla, anlamadan okuyanın farkı ne kadar açık anlaşılıyor. Allah sizlere gönderdiğim Kur’anı iyice okuyup anlayacaksınız, düşüneceksiniz, daha sonrada bunları hayatınızda uygulayacaksınız, çünkü bu yolda yaptıklarınızdan, kazandıklarınızdan sorumlu tutacağım diyor. Ama birileri bizlere Kur’anı herkes anlayamaz, orada her şey yoktur özet bilgiler içerir, Kur’an her dile çevrilemez demiyor mu? Eğer söyledikleri doğru olsaydı, bizlerin hali nice olurdu? Anlayamadığımız bir dilde rehber, her dile çevrilemiyor, birilerine güvenip onlardan öğreneceğiz ve hepimiz aynı şartlarda bu kitaptan sorumlu olacağız, öylemi din kardeşlerim?
Yazılarımda Kur’an ı anlayarak okuyup, düşünerek aklımızı kullanarak iman etmemiz gerektiğini hatırlattığımda, bazı kesimden inanılmaz tepkilerle karşılaşıyorum ve bana, ne yani peygamberimiz postacımıydı suçlaması yapılıyor. Hatta sünnet inkârcısı diyecek kadar işi ileri götürüyorlar. Aklı başında hiçbir Müslüman peygamberimizin sünnetini inkâr etmez. Çünkü peygamberimiz bizler için örnektir. Ama aklı başında bir Müslüman da, bu peygamberimizin hadisidir dediği sözleri de, Kur’an ile karşılaştırmadan da kabul etmez. Bunu yapmamızı zaten peygamberimiz istemiştir.
Şunu sakın unutmayalım, peygamberimizin aldığı görev yalnız Kur’an ı tebliğ etmek ve Allahın dinini anlatmaktı. Peygamberimizin yalnız Kur’an a uyacağı ayetlerini, lütfen aklımızdan çıkarmayalım. Rahmanın elçisine verdiği görev ve sorumluluk çok açık Kur’an da anlatılmıştır. Rabbin vermediği bir yetkiyi bizlerin peygamberimize vermesi, bizleri doğru yoldan saptıracaktır, bunu da unutmayalım. Allah hiç kimseyi hükmüne ortak etmez diyor da, biz Kur’an da hiçbir eksik bırakmadık diyorsa, lütfen artık kendimize gelelim.
Dilerim Rabbimden, Kur’an a yaptığımız bu saygısızlığın farkına varıp, yaptıklarımızdan vazgeçeriz. Yine dilerim Rabbimden aklını kullanan, Kur’an ile nefsini terbiye eden ve ona göre yaşayan Rabbimin halis kullarından oluruz.
Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK
|
|
|
| Allah ile peygamberinin arasını açmak ve çıkmaza girmek... |
|
Yazar: halukgta. - 09-22-2011, Saat: 07:30 PM - Forum: İslam
- Yorumlar (1)
|
 |
Bir yazıma karşılık verilen cevapta, bana yöneltilen bir ithamı, sizlerle değerlendirmek istiyorum. Çünkü hepimiz beşeriz, şaşma yanılma ihtimalimiz her zaman vardır. Önemli olan aklı ve Kur’an ı birleştirmek, hurafelerin etkisinden kurtulmaktır. Bakın bir arkadaşımız aşağıdaki ayeti yazımda kullandığım için, neler yazmış yazıma cevaben.
Ankebut 51: Kendilerine okunmakta olan Kitabı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu? Şüphesiz bunda iman eden bir kavim için gerçekten bir rahmet ve bir öğüt (zikir) vardır.
(Haluk bey bakın rabbimiz kuran ile birlikte peygamberi de indirmiş[yaratmış,seçmiş ve örnek alın demiştir,ahzab 21] BÖYLE PARÇACI KURAN ANLAYIŞIYLA Bİ YERE VARAMAZSINIZ ,YOKSA SİZ ALLAH İLE PEYGAMBERİN ARASINI MI AÇMAK İSTEYENLERDEN MİSİNİZ HİTABINADA MARUZ KALIRSINIZ....Yoksa sadece yukarda ki Ankebut ayetini parçacı alırsanız çıkmaza girersiniz .....ki girmişsiniz...)
Elbette böyle bir ithamla karşı karşıya kaldığınızda, sanırım sizde tedirgin olursunuz ve söylenenler üzerinde acaba yanlış mı yaptım diye, düşünme gereği duyarsınız. Gelin bu konuyu birlikte düşünelim, bazılarımız İslam ı yaşarken gerçekten büyük çıkmazda, bunların kimler olduğunu araştırmak bulmakta bizlerin görevi olmalı ki, hesabın görüleceği o gün üzülenlerden, yüzleri kapkara olanlardan olmayalım. Rabbim yardımcımız olsun inşallah.
Ben Ankebut 51. ayeti örnek gösterip, bakın Allah ne söylüyor diyerek, peygamberimizin o günkü topluma Kur’an ı tebliğ ederken, atalarının rivayet, hurafe inançlarından vazgeçmeyenlere, Rabbin seslenişini örnek vermiştim. Acaba ben bu ayeti günümüzde yaşayan din kardeşlerime örnek vermekle, yanlış yapmış olabilir miyim? Bu ayet bizlere günümüzde hitap etmiyor da, yalnız o devrin insanlarına mı hitap ediyor? İşte kendimize sormamız gereken çok önemli soru. Bu sorunun doğru cevabını bulan, Rahmanın doğru yolunu da bulmuş olacaktır.
Allah atalarının hurafe rivayetlerinden vazgeçmeyenlere söylediği, (okunmakta olan Kitabı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu?) sözlerinden bizler günümüzde, hiç mi dersler almamız gerekmiyor? Sanırım Rabbin ayetlerinin bu yöntemle, teker teker saf dışı kalmasının, güzel bir örneğini yaşıyoruz. Kur’an ın her kelimesi bir nurdur ve çağlar ötesi her daim geçerlidir. İşte bunu unutuyor ve hataların en büyüğünü yapıyoruz.
Şimdi şöyle düşünelim. Peygamberimizden önce gelen, Hz. İsa ve Hz. Musa peygamberlerimizi hatırlayalım. Eğer bizim peygamberimizin Allahın gönderdiği kitaba ilave hüküm koyma yetkisi var diye inanıyorsak, ondan önce gelen peygamberlerinde, böyle bir yetkisi olmalı değil mi? Eğer vardır diyenlere, işte hatırlattığım ayet asla böyle bir yetkilerinin olmadığının açık kanıtıdır. Çünkü onlarda tıpkı günümüzde olduğu gibi, Allahın gönderdiği kitabın dışından, o kadar çok hurafelere, rivayetlere inanmışlar ki, Allahın indirdiği din elden gitmiş. İşte onun içindir ki Allah onlara, okunmakta olan Kitabı sana indirmemiz, onlara yetmiyor mu diyor. Kur’an ın o günkü topluma yeteceğini söyleyen ben değilim, Yüce Rabbimdir.
Hatırlayınız o günün Yahudilerinden bir kısım insanlar, peygamberimize bir konu için danışmaya geldiğinde, Rabbin indirdiği ayet çok düşündürücüdür. Ellerindeki benim gönderdiğim kitaba bakmıyorlar da, sana mı gelip soruyorlar sözleri, çok ama çok düşündürücüdür. Ya bugün bizler Kur’an için neler söylüyoruz? Acaba bizlerde Kur’an yetmez diyerek, o günkü toplumun yaptığı yanlışı yapmaya devam mı ediyoruz? Allah bizleri affetsin.
Gerçekten Kur’an a parçacı yaklaşarak bir ayeti alıp, ona Rabbin hiç bahsetmediği bir anlam verirde, Kur’an bütünlüğünde verdiğimiz anlamı, manayı destekler hiçbir ayet yoksa işte ben o zaman çok büyük yanılgı içindeyim demektir. Şimdide gelin Kur’an dan verdiğim Ankebut 51. ayete delil arayalım, bakalım ben gerçekten Allah ile peygamberimizin arasını açmaya çalışarak çıkmaza mı girmişim, yoksa peygamberimizi HAŞA Rabbimle hüküm vermede eş konuma getirmeye çalışıp, ŞİRK koşanların, yanılgısını ortaya mı çıkarmaya çalışıyorum, gelin bana yapılan bu ithamın cevabını, Kur’an dan arayalım.
Enbiya 10: Andolsun ki, size öyle bir kitap indirdik ki. Bütün şanınız ondadır; Hala akıllanmayacak mısınız?
Ahzab 2: Rabbinden sana vah yedilene uy. Şüphesiz Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır.
Araf 3: Rabbinizden size indirilene uyun, O'ndan başka velilere uymayın. Ne az öğüt alıyorsunuz.
Araf 185: Göklerin ve yerin hükümranlığına, Allah'ın yarattığı her şeye ve ecellerinin yaklaşmış olabileceğine bakmadılar mı? O halde Kur'an'dan sonra hangi söze inanacaklar.
Enam 50: De ki: Ben size, Allah'ın hazineleri benim yanımdadır, demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size, ben bir meleğim de demiyorum. Ben, sadece bana vahyolunana uyarım. De ki: Kör ile gören hiç bir olur mu? Hiç düşünmez misiniz?
Ne dersiniz, yukarıdaki ayetler Rabbin Kur’an da bizlere öğüt almamız için verdiği, Ankebut 51. ayetin bugünde bizlere hitap ettiğini, bizlerinde dersler çıkarıp, Kur’an a sarılmamız gerektiğini, bütün şanımızın onda olduğunu, peygamberimizin de yalnız ona uyduğunu anlatmıyor mu?
Allah tüm bu ayetleri indirdikten sonra, Kur’an ın başka bir ayetinde, bu hükümlere tezat bir hüküm sizce verir mi? Elbette vermez, ama bizler yaptığımız yanlışlarla, hurafe inançlarımıza delil aramak adına, kelimelere kendimizce manalar vererek, Kur’an içinde zıtlık- çelişki yaratmaktayız ne yazık ki.
Acaba ben bu ayetleri hatırlatmakla, Yüce Rabbim ile elçisinin arasını mı açmaya çalışıyorum, yoksa atılan iftiraları, İslam a sokulan hurafeleri temizlemeye mi çalışıyorum, bu sorunun cevabını huzuru mahşerde alacağız inşallah.
Kur’an ayetlerine çok daha parçalı yaklaşmanın, büyük yanılgısına örnekler vermek istiyorum. Kur’an dan bir ayet içinden, yalnız bir kelime cımbızlayıp, ayetin verdiği hükümden çok farklı anlamlar günümüzde, ne yazık ki verilmektedir.Verilen bu hüküm, Kur’an ın hiçbir yerinde bahsedilmeyip, açıklaması dahi olmadığı halde, bugün bunlara iman etmekteyiz. Yaptığımız bu hata, hurafe itikatlarımıza sırf delil aramak adına yapılmaktadır. Sizlere iki örnek vermek istiyorum. Bu örnekleri gördükten sonra lütfen düşününüz, acaba ben mi Kur’an a parçalı yaklaşıyorum, yoksa……. Karar sizlerin.
Hatırlayınız Allah Nur suresi 31. ayetinde HIMAR (Örtü) kelimesini kullanarak, ayette kadınların yaka açıklarını yani göğüs dekoltelerini kapatmalarını emretmiştir. Peki, biz ne yapıyoruz? Burada geçen HIMAR kelimesine başörtü anlamı verip, Allahın ayette açıkça göğüs bölgesini örtme emrini verdiği halde, bizler kadının başının örtülme emrini, bu kelimeden cımbızlayarak çıkartıp, inançlarımıza delil yapıyoruz.
Hımar kelimesine, başörtüsü anlamı dahi verseniz, ayette göğsün örtülme emri verilmiştir. Biran şöyle düşünelim, diyelim ki Allah bu ayette kadının saçını örtmesini de üstü kapalı, dolaylı emrediyor diyelim. Çünkü bu düşünceyi savunanlar var. Bu durumda ne yapmalıyız? Hemen bu emrin açıklandığı, örneğinin verildiği başka bir ayet aramalıyız Kur’an da. Çünkü Rabbim Kehf 54. ayetinde, insanlar için her türlü örneği değişik ifadelerle gözler önüne koyduk diyor. Peki, biz bu yolu ve yöntemi kullanıyor muyuz?
Sorun burada zaten, kadının başını örtme emrini, Kur’an içinden başka delil aramak, her nedense işlerine de gelmemiş. Çünkü Kur’an ın hiçbir ayetinde Allah, kadın saçını örtmelidir diye bir hüküm vermemiştir. Hâlbuki Allah ayetlerini nasıl özelliklerde indirdiğini bakın Nur suresi 34. ayetinde nasıl açıklıyor. Andolsun ki biz size (gerekeni) açık açık bildiren ayetler indirdik diyor. Yine Allah İsra suresi 89. ayetinde yemin olsun, biz bu Kur'an'da, insanlar için her benzetmeden nice örnekler sıraladık. Tüm bu ayetler ne yazık ki görmezden gelip, üstü örtülmüş, geleneği dinselleştirip Allah emri olarak topluma sunulmuştur. Başın örtülme emrine gösterdikleri tek delil, göğüs açıklığının örtülme emrinde geçen HIMAR kelimesine verilen anlamdan kaynaklanmaktadır. Lütfen düşünelim, Rabbim hükümlerini, uymamız gereken kurallarını, böylemi veriyordu Kur’an da bizlere? Bu durumda ben mi Kur’an a parçacı yaklaşmış oluyorum, yoksa kendi inançlarına Kur’an dan delil arayanlar, kelimeleri cımbızlayarak anlam verenler mi Kur’an a parçacı yaklaşmış oluyor? Ne dersiniz?
İkinci örneği vermek istiyorum. Bakara 222. ayetinde Allah, kadın ay halinde iken, cinsel birleşme yapılmamasını, çünkü bu halin kadına rahatsızlık vereceğini söyledikten sonra, bu halin bitiminde temizlendiklerinde, cinselliğin serbest olduğunu söylüyor. Ayetin verdiği hüküm sizce çok açık değil mi? Fakat biz ne yapıyoruz, hurafe inançlarımıza delil aramak için, ayetlerde geçen bir kelimeyi cımbızlayıp kendimize delil kabul ediyoruz. İşte bu ayette de, TEMİZLENDİKLERİNDE kelimesini cımbızlayıp, işte bakın Allah kadını bu haldeyken kirli sayıyor, abdest aldıktan sonra diyor anlamı verilip, bu haldeyken kadının ibadet yapamayacağını, oruç tutamayacağını söylüyoruz. Hâlbuki ayetin anlattığı konu o kadar farklı ki, doğrusu söyleyecek söz bulamıyorum. Kur’an ın hiçbir ayetinde, kadın ay halinde kirlidir demez. Hiçbir zaman kadın ay halinde ibadet edemeyeceği konusunda da, tek bir hüküm dahi vermemiştir.
İşte Kur’an a parçalı yaklaşmak böyle olur, hem de bir kelimenin ardı sıra anlam verip, Rabbin kitabında asla hüküm vermediği, bahsetmediği, açıklık getirmediği bir inanç, işte böylece ortaya çıkartılıyor. Ne dersiniz, ben mi Kur’an a parçalı yaklaşarak, Rabbim ile elçisinin arasını açıyorum çıkmaza giriyorum, yoksa kelimelerin ardı sıra, anlamlar verenler ve bunlarda peygamberimizin din adına hükümleridir, diyenler mi Rabbim ile elçisinin arasını açmaya çalışıyor?
Bir örnek vermek istiyorum Kur’an dan. Allah mahşer günü, Hz. İsa peygamberimize soracağı soruyu, şimdiden bizlere ibret olsun diye hatırlatıyor ve diyor ki. Yoksa sen mi Allahın oğlu olduğunu söyledin ümmetine diyor. Hz. İsa da cevap veriyor. HâşÃ¢ Rabbim ben söylemiş olsaydım, bunu sen bilirdin diyor.
İsterseniz bu ibretten gelin bizler ders çıkartalım. Mahşer günü Yüce Rabbim, yukarıda verdiğim iki örneği hesabın görüleceği, peygamberlerinde şahit olarak geleceği o gün, elçisine elbette soracaktır. Resulüm, kadının saçları açık gezmesi HARAMDIR, kadın ay halindeyken Rabbin huzuruna durup namaz kılması, oruç tutması da HARAM kılındığını sen mi söyledin, diye elbette soracaktır. Şimdi kendimize bu sorunun cevabı ne olabilir diye, kendi nefsimizde, Kur’an ışığında Allahın verdiği örnek ayetleri de düşünerek, isterseniz düşünelim. Acaba Allah hükümlerimi açık, detaylı, sizlerin anlayacağınız şekilde, değişik örnekler verip, gönderdim dedikten ve aşağıdaki ayetleri bizlere ilettikten sonra, peygamberimizin cevabı bu sorulara ne olabilir dersiniz?
İsra 89: Muhakkak ki biz, bu Kur'an'da insanlara her türlü misali çeşitli şekillerde anlattık. Yine de insanların çoğu inkârcılıktan başkasını kabullenmediler.
Kehf 54; Yemin olsun, biz, bu Kur’an'da, insanlar için her türlü örneği değişik ifadelerle gözler önüne koyduk. İnsan ise varlığın, tartışmaya en çok tutkun olanıdır.
Zühruf 44: Doğrusu Kur'an, sana ve kavmine bir öğüttür. İleride ondan sorumlu tutulacaksınız.
Yorum ve karar sizlerin. Gerçekten birileri Allah ile elçisinin arasını açmaya çalışıyorlar, bunların kimler olduğunu yalnız Rabbim bilir. Gerçi Allah ile elçisinin arasını kimse açamaz, çünkü yapılan her şey kayıt altındadır.
Bizlere düşen Rahmanın sözlerini dikkatle, hiçbir etki altında kalmadan anlamaya çalışmak, üzerinde düşünmek olmalıdır. Bu çabayı gösterenlerin tüm gerçekleri göreceği müjdesini Rabbim, çok şükür bizlere veriyor. Onun için gelin hep birlikte Kur’an ın ipine sarılıp, onu anlayarak bolca okuyalım.
Kur’anı sen anlayamazsın diyenler, bizleri yanlışa yönlendirip, peygamberimize iftira atanlardır. Çünkü Allah kullarına gönderdiği rehberini, yemin ederek kolaylaştırdığını birçok kez söylüyorsa bizlere, iddia edildiği gibi, anlaşılması zor bir rehber gönderip, daha sonrada bu kitaptan asla hesap sormaz, bunu da unutmayalım.
Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK
|
|
|
| İslam ı bu hale getirenler, Rahman a hesabını vereceklerdir. |
|
Yazar: halukgta. - 09-22-2011, Saat: 07:21 PM - Forum: İslam
- Yorumlar (1)
|
 |
Hani bir söz vardır, minareyi çalan
kılıfını hazırlar derler. İşte bir arkadaşımız öyle bir yazı yazmış ki, ne
yazık ki Kur’an dan uzaklaşmış hurafe ve bit atlarla dolu bir inancın korunması
adına, Rabbin rehberine uymayan, ona tamamen ters fikirlerle, bu inanca kılıf
arama çabasında olduğuna üzülerek şahit oldum.
Yazısının başlığı maksatları dini tartışılır
hale getirmek ti. Hâlbuki tartışma konusu yapmak dahi istemediği konu, apaçık
Kur’an ve Rabbin ayetleri değil, onun yanında rivayetlerle gelen, Kur’an da
bahsi dahi geçmeyen yüzlerce hükümlerin, akıl ve mantık kabul görmese dahi, onu
yaşamamız kabul etmemiz gerektiğini savunması. Elbette herkesin sözleri kendisini bağlar, benim
çabam Kur’an ile uyarmaktır o kadar.
Okuduğum yazıdan çok fazla örneğe gerek
yok sanırım, arkadaşımız bakın Kur’an için ne söylüyor. İslamiyet akıl ve
mantık dinidir diyenlere.
(“İslamiyet akıl mantık dinidir.â€
Hâlbuki İslamiyet vahiy dinidir; Cenab-ı Hakkın, Peygamber efendimize vah
yettiği, bildirdiği bize de, Peygamber efendimizden, Eshabından ve İslam
büyüklerinden nakledilerek gelen dindir. Bunun akla, mantığa uygunluğu tartışma konusu yapılamaz. Yapılırsa, ortaya
atılan din değil, o kimsenin düşüncesi olur.)
Acaba gerçekten İslamiyet yani Kur’an ın
emirleri, akla, mantığa düşünmeye bizleri yönlendirmiyor mu? Gelin isterseniz
bunu da Rabbin rehberine soralım. Bakalım ayetlerini indiren Rahman, siz
anlayamazsınız, onun için düşünmeden kabul edin mi diyor, yoksa ayetlerin
sonunda bizleri düşünmeye, aklımızı kullanmaya mı yönlendiriyor.
(Hâlâ düşünmüyor musunuz?",
Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz, Öğüt alan yok mudur, Yemin olsun ki, biz, Kur’an'ı
öğüt ve ibret için kolaylaştırdık. Fakat düşünen mi var, Ayetleri size açık-seçik
bildiriyoruz ki, aklınızı
işletebilesiniz. Allah, ayetleri size işte böyle açıklar ki, derin derin düşünebilesiniz.)
Ne
dersiniz, bakın Yüce Rabbim ne diyor, minareyi çalanlar ise nasıl bir kılıf
bulmuşlar yalanlarına, kimse itiraz etmesin diye. Elbette sultanlıklarını
sürdürmek için, her şeye başvuracaklardır, ama başvurdukları içinde Kur’an ı
anlayarak okumak ne yazık ki yok. Çünkü Kur’an ı bizler anlayamayız, onu veli insanlar
anlar diyerek, bizleri Kur’an ı anlayarak okumaktan uzaklaştırıp, velilerin
yazdığını söyledikleri, ciltlerce dolusu fıkıh kitaplarına muhtaç
etmektedirler. Yazıda bu konuda özellikle işlenmekte.
Düşünebiliyor
musunuz, Rabbim in tüm cihana rehber ve hesabın sorulacağı kitap olarak
gönderdiği Kur’an, hiçbir dile çevrilemiyor, herkes anlayamıyor, ama işin ilginci
fıkıh kitaplarını yazan ya da veli kişilerin kitapları anlaşılıyor, öylemi
dostlar. Bunun hesabı ve Rahmana
yapılan bu saygısızlığın cezasını, düşünmek bile istemiyorum.
Allah elçisini görevlendirmiş ve
vahyettiklerinide kayda geçirip, bizlere iletmesini emretmişti. Kayda geçirilmeyen
yani Kur’an da olmayan bir hükümden de sorumlu olacağımızı söylemek, Allahın
sizleri bu kitaptan sorumlu tutuyorum, hesabınızı bu kitaptan vereceksiniz
sözlerine uymadığı halde, nasıl olurda beşerin sözlerine delil aramak adına, bu
ve buna benzer yüzlerce ayetleri görmezden gelir, üstünü örteriz? İşin önemini
anlatmak için de Rabbim, görevlendirdiğim elçim, eğer vah yettiklerimize bir
söz ilave etmiş olsaydı, buda Allah katındandır deseydi, onun canını alırdık
diye de bizlere konunun ciddiyetini anlatmıştır. Tabi anlayana, anlamak
isteyene.
İslam dini rivayetlerle, İslam
büyüklerinden geldiğini söylediğimiz din değildir. Din
Allahın Kur’an da emrettiği, apaçık arı duru katkısız dindir. Çünkü Hem Allahın elçisi, hem de ashabı, yalnız
ve yalnız Kur’an a uymuş ve onu yaşamış tebliğ etmiştir. Bugün bizlere ulaşan
onca bilginin, bahsettiğimiz kişilere ait olup olmadığından dahi emin
olmadığımız halde, nasıl olurda hiç tereddütsüz, Kur’an ile karşılaştırmadan,
bunları kabul eder iman ederiz, bunu çok iyi düşünmeliyiz.
Allah Kur’an ayetleri üzerinde
düşünmemizi, akıl yürütüp öyle kabul etmemizi istemesine rağmen, beşerin
rivayetleri üzerinde düşünmeden, akıl mantık zinciri kurup, Kur’an ile
karşılaştırmadan kabul edilmesini söylemek, Allahın dinine uymadığı gibi, bunu
söyleyenlerin mutlaka sakladıkları, gizlemeye çalıştıkları bir şeyler var
demektir. Son pişmanlık fayda etmez onu da unutmayalım. Allah emin olmadığınız
bilgilerin ardına düşmeyin, sizleri sorumlu tutarım diyorsa, aklını
kullanmayanlara, düşünmeden iman edenlere, başka sözüm olamaz. İmtihanda
olduğumuzu söylüyorsak, aklını kullanmadan imtihan olamayacağımızı da
bilmeliyiz.
Arkadaşımızın yazdığı sözler, günümüz
İslam ın ne halde olduğunu gösteriyor bizlere. Rivayetler yoluyla gelen bilgiler
için bakın ne söylüyor.
(Bunun
akla, mantığa uygunluğu tartışma
konusu yapılamaz.)
Düşünebiliyor
musunuz, Rabbim Kur’an da gönderdiği ayetler için, düşün aklını kullan diyor,
ama rivayetler yoluyla gelen beşeri sözler hakkında, akla mantığa uygunluğu
tartışma konusu bile yapılmaz diyor. İşte içinde yaşadığımız İslam ın bu hale
gelişinin ana nedeni.
Dostlar, kardeşlerim bu Dünya hayatı
bizlere çok uzun gibi geliyor. Düşünmeyi, aklı bir kenara koyduğumuz içinde,
şeytanın ve şeytanlaşmış beşerin vesveselerine kanıp, bir oyana bir bu yana
savrulup gidiyoruz. Ömür boşa geçiyor. İşin kolayını bulmuş, kendi imtihanımızı
başkalarına havale etmiş, güzelim hayatımızı boşa geçiriyoruz. Uyanalım,
kendimize gelelim. Ömrümüzün sonuna geldiğimizde, pişmanlığımız artık fayda
etmeyecektir. Hesap günü Rahmanın huzurunda yüzlerimizin AK olmasını isteyen,
Kur’anın ipine sarılır.
Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK
Sayın yönetici birkaç haftadır sitenize giremiyorum. Yeni şifreler meyil adresime gelmesine rağmen, şifreler kabul edilmiyor. Sanırım sitenizde bir sorun var. Bende eski nik ismime bir nokta ekleyerek yeni üze oldum. Bu sorunumu gidereceğini zi umarım.
Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK
|
|
|
| Neyse... |
|
Yazar: permatik - 09-21-2011, Saat: 11:45 PM - Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
- Yorumlar (4)
|
 |
“-Baba elektriği Edison mu bulmuş yoksa Tesla mı? Tam anlayamadım ben. Kafam karıştı ya..â€
Bu soruyu soran 6 yaşındaki çocuk, benim kızım. Bu soruyu gerçekten sordu. Gerçekten 6 yaşında. Gerçekten çocuk. Gerçekten benim. Ve gerçekten o bir kız..
Funda 4 aylıkken ailecek gittiğimiz bayram ziyareti dönüşü trafik kazasında annesini kaybetti. Ben de karımı… Karım “Gitmeyelim!†demişti. Sevmezdi babamı. Hoş.. Ben de bayılmıyordum babama. Ama işte bayramdı gitmek gerekirdi. Sonrasında “Alkollü kullanma!†demişti. Sevmezdi alkolü. Hoşâ€¦ Ben de o zamanlar bayılmıyordum alkole. Ama işte arkadaşlar vardı, içmek gerekirdi. Hiç dinlemedim Kübra’yı. Funda doğmadan 9 ay kadar önce de “Yapmayalım!†demişti. Şimdi kızım bu soruyu sorunca Kübra’nın yine haklı olduğunu bir kez daha anladım. Öldü.. Ama hâlâ bir şekilde haklı çıkmaya devam ediyor.
“-Yavrum şu Edison: http://tr.wikipedia.org/wiki/Thomas_Alva_Edisonhttp://tr.wikipedia.org/wiki/Thomas_Alva_Edison Şu da Tesla:http://tr.wikipedia.org/wiki/Nikola_Teslahttp://tr.wikipedia.org/wiki/Nikola_Tesla “
Neyse ki yan odadan chat vasıtasıyla sormuştu soruyu. Linkleri atıp oyalıyordum. Bazen tatmin oluyordu, bazen de…
“-Onları okudum ben ya. Kesin bişey yok orda..â€
…Gibi tepkiler verebiliyordu.
“-Ben de “kesin bişey yok†diye biliyorum zaten.â€
“-ok öpt kib.â€
Böyle bir kıza baba olmak normalde çok zor. Bir de eğer siz 35 yaşınıza kadar bir futbol topu peşinde koşmaktan okuyup kendinizi geliştirmeye fırsat bulamadıysanız iyice eziliyorsunuz. Ama sizin tuzunuz kuru tabi. Burada ezilen söz konusu şahıs ben oluyorum.
Kadınlara bir sır vermek istiyorum: “Erkekler ağlar..†Ama içeri doğru. Bizde özel bir gözyaşı kanalı olduğunu düşünüyorum. Pipimize kadar uzanıyor. Sonra ordan pırt!.. Her şey pipide bitiyor zaten. Bir de şey derler.. “Erkekler yalnızken hep ağlarlarmış. Birileri varken hiç ağlayamazlarmış.†Yalan. Yani, yanımda şu an 19 yıllık arkadaşım Yasin var (ben ona kısaca “Yağsin†diyorum.) ama dışarı doğru ağlayamamamın onunla bir ilgisi yok. Yasin salaktır. Hem de benden daha salak. O kadar salak ki duyguları bile yok. Şimdi ben dışarı ağlasam “Hacı gözün sulanmış ya bi doktora gidek mi?†der. Burda 25 saattir niye oturduğunu da bilmiyorum. 19 yılda konuşulacak her şeyi konuştuk aslında. Ona 6 yıl önce ölen karımı hâlâ unutamadığımı, Funda’yı iyi bir şekilde yetiştirecek kadar donanımlı bir baba olamadığımı, hatta ortalama düzeyde bir baba bile olamadığımı, Kübra’nın “yapma!†dediği her şeyi yaptığım için bir köpek gibi pişman olduğumu, 20 yıldır biriktirdiği parayı işsiz güçsüz bir şekilde alkole ve kızına yediren, geleceğini hiç düşünmeyen ezilesi bir ot olduğumu, bu sebeplerden dolayı şu an gözyaşımı pipimden akıttığımı anlatamam. Çünkü anlayamaz ki.. O yüzden kucağımda laptop, bir yandan buraya pipimdeki sızıya neden olan o acı dolu geçmişi yazarken, bir yandan da yaşının insanı olamayan hayvan Funda’nın üst düzey sorularından kurtulmanın bir yolunu arıyorum.
Yasin’den başka da kimse yok aslında. Bir insanın yanımda bulunması bazen iyi oluyor. Ama çoğu zaman gereksiz oluyor. Alkol yüzünden neredeyse hiç dostum yok. Benim sadık yarim Yeni Microsoft Word Belgesi’dir. Neyse..
|
|
|
|