:: Duygusuz.com - Dostluk ve Arkadaşlık Sitesi
Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adınız:
  

Şifreniz:
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler: 16,695
» Son Üye: floralpops
» Toplam Konular: 98,587
» Toplam Yorumlar: 1,065,567

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Toplam: 164 kullanıcı aktif
» 0 Kayıtlı
» 160 Ziyaretçi
Applebot, Baidu, Bing, GoogleBot

Son Aktiviteler
Bir Demet Söz
Forum: Güzel Sözler
Son Yorum: SunSet
05-07-2026, Saat: 11:22 AM
» Yorumlar: 70
» Okunma: 10,497
Kur’an’da Allah Zekâtı, M...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
05-03-2026, Saat: 11:57 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 45
İslam’ı Yaşarken İzlediği...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-30-2026, Saat: 01:06 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 41
Allah’ın Bizlere Güvendiğ...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-25-2026, Saat: 11:04 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 65
Allah’ın Dini İslam’ı Yaş...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-24-2026, Saat: 12:01 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 63
Saff Suresi 6. Ayet Üzeri...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-18-2026, Saat: 12:14 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 63
Namaz Dinin Direği Midir?
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-13-2026, Saat: 10:12 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 78
Atatürk'ün Çocukluk Anıla...
Forum: Hayatı ve Anıları
Son Yorum: Serdar102
03-28-2026, Saat: 09:08 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 126
Mavi'ye..
Forum: Aşk Hikayeleri
Son Yorum: SunSet
03-11-2026, Saat: 08:23 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 214
Keloğlan Çataltepe Tekfur...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:45 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 386

 
  Koç 26.12.2010
Yazar: sıla - 12-26-2010, Saat: 01:42 PM - Forum: Koç - Yorum Yok

Bugün, olaylara güçlü bir mantıkla yaklaşmanız son derece takdir edici bir davranış olarak nitelendirilecek. Çevreniz de ve sosyal ilişkilerinizde adalet duygularınız herkes tarafından takdir görüyor. Partnerinizin de, sizin fikirlerine ihtiyaç duyacağı bir gündesiniz. Geçmiş tecrübelerinizi, yaşama başarı ile geçireceksiniz..

Bu konuyu yazdır

  En Sevdiğime
Yazar: Qetesh - 12-26-2010, Saat: 04:31 AM - Forum: Aşk (Genel) - Yorumlar (4)

[COLOR="Navy"]SINIRIMSIN
Elimde avucumda artanım
Ömrüme ince bir nakış
Masum kalışımsın

SARILDIÄžIMSIN
Okyanuslarda dipsizliğim
En koyu kıvamda çayım,
Sigaram,
Dumanım,
Efkarımsın
Mührünü bağrıma vuranımsın

SAKINDIÄžIMSIN
Sakındığım,
Kıskandığım,
Kıyamadığım,
Acıdığım
Sevgim, Günahım
Soluduğum nefeslerde canımsın, CANIM

[/COLOR]







[COLOR="Blue"][SIZE="3"]Küçüktüm…

Tek derdim

Kaybolan misketlerime ağlamaktı ya da

Rengarenk uçuRtmaların seyrine dalıp akşam eve geç kalmanın telaşıyla korkmaktı..

Büyüdükçe ağlayış sebeplerim de değişti..

Annemin bazen bana alamadığı kırmızılıpembeli bebeklere değil de

bir yürekte yer alamadığıma ağlamaya başladım..

Hergün sancılarım bir öncekiyle katlanarak arttı…

Abartılmış bir saflıktaydı on yedili yaşlarım..

Benim hiç

Lise sıralarına kazınmış sevdalarım olmadı..

Hatta Babamın görmesinden korktuğum bir günlüğüm de yoktu çünkü hiçbir sayfasına sevdiğimle yaşadığım mutlu bir günün anısı karalanmadı.

Hiç benden giden olmadı GeLen olmadığı gibi…

Sırf bu yüzden kimsenin ardından yollarına su dökmedim geri gelsin diye..

Sadece usulca gözyaşları süzüldü gönlümden..

Fazla masumdum…

Şimdi ne çok şey değişti..Neleri aldı hayat benden ve kim bilir daha neleri alacak??

Yaşanmışlıklarım kişiliğime olgunluk yükledi. Hayret edilecek bir şekilde anlayışlı olmaya başladım..Sevgimin hep karşılıksız kalacağını kabullendiğim gibi aynı zamanda onun derdine ortak olmayı da öğrendim..Tuhaf ama sevdiğine kavuşması için defalarca dua bile ettim..

Sudoku bulmacaları gibi içinden çıkılmaz bir sevdaya tutuldum.

Sevdiğimin sevdiği sevdiğimi sevmiyordu ve ben onun yaralarını sarmaya çalışıyodum arkadaş sıfatıyla..

Karşılıksız sevgilere tutunmaya çalışmanın acısını gizledim birçok kez içimde..

Keşke birilerini saklı sevmelerden çekinmeseydim eskisi gibi...

Keşke kumbaramda aşk kırıntıları biriktirmeseydim..

Onlar bir gün bütünleşecek ve O hiç benim olmayan sevdiğimin armağanı olacaktı bana aklımca...

Böyle olmasını hayal ediyordum..

Fazla arabesk umutlara kapılmışım yeni farkına varıyorum.

Ben hep eksiltili cümlelerin devamı gelmeyen mutluluklarına sahip olmuşum



insan büyüdükçe bazı düşlerinden vazgeçmesi gerekiyormuş…

ne yazık ki ben fazla hızlı büyüdüm..

[COLOR="Red"]Sen benim vazgeçmem gereken en büyük düşümsün ve ben ne zaman senden geçmeye kalksam o zaman daha çok seviyorum.bitti dediğim yerde başlıyorsun..bir türlü tükenmiyorsun.
[/COLOR]
Usandım ama seni sevmekten değil ; senin başkası için döktüğün gözyaşlarına seyirci kalmaktan bıktım..

Yine üzgünüm...

Kıymet verdiğime yük olmaktan korktuğum için

Dar ağacına asıyorum sevdamı…

Ve artık sanki bir yabancı gibi ona uzaktan bakıyorum..

Buğulu bir camın ardından el sallıyorum sende yitirdiklerime..

Kendine iyi bakmanı umuyorum hayatının benden sonrasında mutlu olman dileğimle…
[/SIZE][/COLOR]

Bu konuyu yazdır

  Gidiyorum İstanbul
Yazar: history - 12-26-2010, Saat: 03:32 AM - Forum: Aşk Hikayeleri - Yorum Yok

beyoglu_sinemasi.jpg

Gidiyorum İstanbul. Bir demet yağmur var avuçlarımın içinde, sessizliğim bahardan kalma bir intihar, bıraktım kapısı hiç çalınmayan bir evin bahçesine. Kırgınım ve huysuzum dillenmeyen sözlere…“giden gitsin, sen şarkılar söyle içinden, boş ver”, diyemeyecek kadar şarkılıyım, birazdan yolda durduracak beni polisler, şarkı kontrolünde promili aşmış olacağım.

Gidiyorum İstanbul. Bana çok geldin, belki de az. Karıştırdım sevda sözcüklerini okey taşlarıyla. Çifte dönüyordum, yenildim. Saat sabahın üçü, saat sabahın orta şekerli hali, saat sabahın yalpalayan yürüyüşü. Galiba iğnesi kırılmış bir plak kadar bozuğum. Dağıttım kadın aklımla, yeter kavuşmalar için soyunduğum.

Gidiyorum İstanbul. Benden önce çok gidenlerin anısına, bir selam daha bırakarak sokaklarına. Kaldırımların ıslak tenhalığına tükürdüm ve küfürler yağdırdım dili bozuk kavuşmaların ısırgan soğukluğuna. Kaşınıyorum, hadi susturun yine, yeniden, bir kez daha. Elbet bir zaman yorulacaksınız, kelimeleri arayacak diliniz, konuşmayacağım, konuşturamayacaksınız.

Gidiyorum İstanbul. Getirdiğim boyalı ve süslü öpüşleri sunamadım aşkın dudağına. “Üzgünüm”, diyen cevaplarda kaldı başı dik sevda yürüyüşüm. Mahcup olacak biri varsa o da benim, beni bağışla Asya ve Avrupa, şiirleri boğazınızdan geçiremedim. Yutkunduğum sitemlerde terledi ânı yaşayan bekleyiş. Hadi, bir daha söyle şarkını Vedat Sakman, ama ne olur “usulca”. Sen de biliyorsun işte, “ateşim dumansız arayışlarda

Gidiyorum İstanbul. Gözleri pencerede beni bekler Ege, özlemiştir, bir tas sıcak çorbayla yolumu gözlemektedir. Tez elden haber geldi, seni her kim üzdüyse yürü ve arkana bakma dedi. Boynum kıldan ince, sevdadan derindir. Bağırdım ama göz yaşlarıma söz dinletemedim. Asi ve kırılgan olur yaşını alan özlemler, isteksizce öğrendim.

Gidiyorum İstanbul, aldırma, aldırma gözü pek direnişime, hayasız tükenişime ve inatçı bekleyişime. Gülhane'den aldığım mor tokalı çanta kadar gerçektir uykusuzluğum ve Eminönü'ndeki ekmek arası balık yalnızlığım. Biliyorum İlke, Yeşilköy'den denize sitemleri indirdik, geride kaldı kırık ezgiler kuşağından geçen kekeme direnişler. Şişli'de şişe geçirdim umutları ama pişmediler. Taksim'de taktım kafama bu sefil suskunluğu. Kadıköy'de bir kadı kadar asilken, Beşiktaş’da beşik kertmesi olduğumu hatırladım mutlu anılarla, ağladım, ağlandım belki de.

Gidiyorum İstanbul. “Bu ne senden ilk kaçışım ne de ilk düşüşün yüreğime” Sessizce, hiç yaşanmamış gibi adımlayarak yolları. “Ne bu serden son geçişim ne de son düşüşüm kaderime” Kumdan Kaleler neden yok artık, sahile insem bulabilir miyim şarkılarını dalgalar kaçırmadan inine?

Gidiyorum İstanbul. Ağır geldi kalabalığın içinden bağıran yalnızlığım. Köpek öldüren hırçınlığım, köprü altlarında barınan çığlığımda. Ne ay anladı ışığında soyduğum çıplaklığı ne de “gece ay şahit” şahadet getirdiğim gözlere. Sus İstanbul, ne olur herkes gibi sus sen de. Bak işte gidiyorum, arkamdan su dökme, bir parça mavi yeter yollara düşmeme.

Gidiyorum İstanbul. Tuzlu damlacıklarla yıkadım yüzümü ve açıldım sabaha. Bakırköy'de delirdim dalgalara ve kulaç attım anason kokusunda istiflenen sarhoşluğa. Gelmedi beklenen gülüşler, olsun, gidiyorum gelmek istemeyenlerden ben de. Aze'm, özüm, omuzlarını açık bırak, ıslatacağım gözlerimle. Kaç damla sığar, üşüyen yorgunluğun bedelsiz uzaklığında nefes alan hüzünlere?

Gidiyorum İstanbul, gidiyorum evime. Evimin neresi olduğunu bilmediğim denize. Gülümsettiğin zamanlar çıkınımda katık olsun. El sallıyorum, dağılan saçlarımın arasına karıştı rüzgarın sesi. Yağmurunda ıslandım, kafidir bu sema gösterisi.

Gidiyorum İstanbul, bir gün dönersem diye, sakla gölgemi.

kzkulesi7.jpg

Bu konuyu yazdır

  gözLeri buğuLu insana rastLamadınız mı ?
Yazar: history - 12-26-2010, Saat: 03:04 AM - Forum: Şiirler - Yorumlar (1)

50253_312351825527_8088837_n.jpg


Ne istiyorsunuz haLa benden,
neden bu aşina bakışLar ?


Hiç ağLayan insan görmediniz mi,
kaLdırım üstünde oturan,
gece ayazında sokakLarda doLaşan,
yüreği parçaLanmış,
gözLeri buğuLu insana rastLamadınız mı ?


Bakmayın bana !
Sormayın !
Konuşmaya çaLışmayın !
BöyLe suskun böyLe küskünsem sizin sayenizde değiL mi ?


İhtiyacım yok vaatLere,
insanLara ihtiyacım yok.
Korkuyorum ben evet korkuyorum insanLardan. .
Yeniden inanmaktan, keşkeLerden,
korkuyorum. .
BöyLe korkaksam sizin sayenizde değiL mi ?


YakLaşmayın artık bana.
anLadım ki;
asıL suretinizi sakLıyorsunuz her defasında.
sonra geçer diyerek çekip gidiyorsunuz.

Bu konuyu yazdır

  Seni anlatabilecek kadar güçlü değilim belki de..
Yazar: history - 12-26-2010, Saat: 02:43 AM - Forum: Aşk (Genel) - Yorumlar (8)

L_o_v_e_by_promis.jpg




Şimdi sana neden seni yazamayışımı anlatsam..

Anlatabilsem keşke..

Seni anlatabilecek kadar güçlü değilim belki de..


Ayrılığın bıraktığı hüzün izleri varken içimde susmayan kalemim; konu sen ve sevgin olunca nasılda susuyor..
Hâlbuki en çıldırmış sevgi satırlarını bırakması lazımken tarihe; sus-pus oluyor..
Seni anlatabilecek kadar güçlü değilim belki de..



Ben en iyisi sana sensizliği anlatayım..



Gözünde ki gülüşü görmeden yaşamak;
Tüm gülüşleri kefene sarmaktır .!
Varlığını inkâr edip görmezden gelmek;
Hayatı saymamaktır.!



Ve seni üzgün görmek
Kanser bir hasta gibi acı ve sancı çekmektir..
Göğsünün tam orta yerinde..
Allah’a el açıp “al beni buradan” diye yalvarma sebebidir..



Ey benim dilsizliğimin çığlığı.. Gözümün gören bebeği..
Düşüncelerimin yol göstereni.. Ruhumun eşi.. Kaderimin en yaşanılası olanı..
Alın yazımdaki en güzel iz.. Karanlığımın gölgesi.. Aydınlığımın perisi..
Özümün varlığımın yaşamamın en değerli sebebi...
Hayallerimin ötesi..
Kıyamette bile el ele olacağım seninle.



Bende; seni anlatacak daha fazla kelime yok.!
Dile gelemeyen binlerce melek var şimdi yanımda..
Sana; bendeki seni anlatamazlar..



O öpülesi yüreğini sevilesi yüreğini
Hakk’ ın huzurunda
Bir daha hiç kırmamacasına
Ömrümün yettiği kadar el üstünde tutmacasına ve yaşadığım hayat boyunca seni mutlu etmek üzere
Emanet alıyorum.. Allah’ın emaneti saydım seni.!



Şimdi sana neden seni yazamayışımı anlatsam..
Yazmak istemeyişimi anlatsam..
Anlatabilsem keşke..
Seni anlatabilecek kadar güçlü değilim belki de..

Bu konuyu yazdır

  Okuyabilirsen
Yazar: riukeen - 12-26-2010, Saat: 01:50 AM - Forum: Şiirler - Yorumlar (4)

ben seni kendime yasakladım
bütün gün odamı temizliyorum
sevdiğim bir tenor var
akşamları onu dinliyorum
gördüğüm bütün kötü düşleri görmezden geliyorum
adı konmamış duygularla dolar ya bazan insan
onlara birer isim uyduruyorum

ne zaman makas değiştirse bir tren
mutlaka bir sigara yakıyorum
(çakmakla değil, kibritten hoşlanıyorum)
istasyon şefi beni çok seviyor
onunla her akşam bir büyük deviriyorum

sonra kuşları düşünüyorum
(isimlerini bilmem, bir kaçı dışında)
duvar kağıtlarını her sabah değiştiriyorum
(ne yapayım, havai bir adamım)
mümkün olduğu kadar acıkmamaya çalışıyorum

unutmadığım günler işe gidiyorum
(o kadar az kazanıyorum ki)
insanlarla hiç yüz vermiyoruz birbirimize
halbuki ben onlarla saatlerce konuşmak istiyorum

evime otobüsle dönüyorum
(mavi bir otobüs var, ben hep onu bekliyorum)
şoföre kartımı gösterirken
kendimi fbi ajanı gibi hissediyorum
(şoför o kadar güleryüzlü biri ki, her seferinde
bu kadar olur diyorum)

sonra çırılçıplak soyunup kitap okuyorum
havalar çok sıcak gittiği için değil
ben öylesinden hoşlanıyorum
Bir de balıklarım var, ama bir akvaryumum olmadığı sürece
onlarla iyi ilişkiler kurabileceğimi sanmıyorum.

bazan biraz borç veriyorum kendime
(ama geri ödediğimi hiç anımsamıyorum)
yağmura ayıp olmasın diye
şemsiye falan da kullanmıyorum

hafızam pek güçlü değilse de
hiç olmazsa adımı unutmamaya çalışıyorum
unutunca ehliyetime bakıyorum
(sanki bir ehliyetim varmış gibi)
çok sıkışınca anneme soruyorum
(her seferinde gözyaşlarına boğuluyor nedense
halbuki ben biraz gülsün diye böyle yapıyorum)

tıraş olmayı pek sevmiyorum
(gerek saç; gerekse de sakal)
mahallede bana robinson diyor olabilirler
bunu arada bir araştırıyorum

bazan bir yangın çıkartsam diyorum
(ne yapayım sabotaj sözcüğünü çok seviyorum)
acaba beni kurtarmaya birisi gelir mi
acaba sokak köpekleri yokluğumu farkeder mi
onlara her görüşümde biraz bozuk para veriyorum
bu yüzden beni her seferinde ısırıyorlar
(doğrusu ben de onlara hak veriyorum)

sık sık tek başıma yaşadığımı zannediyorum
halbuki her gün bir sürü insanla karşılaşıyorum evin içinde
(bir sürü dediysem, o kadar da abartmayın, en fazla birkaç kişi)
onlarla her seferinde yeniden tanışıyorum
bu yüzden bana diş biliyor olabilirler
(ama haksızlar mı allahaşkına, siz söyleyin)

felsefeyi pek sevmiyorum
aristo’yla da kant’la da da pek sık görüşmüyorum
arada bir telefon açıp yemeğe çağırıyorlar
sıkılacağımı bildiğim için gitmiyorum

ama iş şiire gelince çok şey değişir
bütün şairlerle iyi geçiniyorum
(gerçi bazıları ödünç uyak istiyor benden ikide bir
kendi uyaklarınızı kendiniz uydurun bence diyorum)

bazan bütün bir yaz geçiyor ben denize girmiyorum
(ne yapayım, belki de ıslanmaktan hoşlanmıyorum)
ama deniz kenarında dolaşmayı çok seviyorum
(dönüşte bütün ayakizlerimi toplayıp çöp kutusuna atıyorum)

aslında senin beni anladığından da emin olamıyorum
(tamam tamam, ben de sana pek ipucu vermiyorum)
bunu bana iki de bir kızmandan anlıyorum
o zaman tarafsız olmaya çalışıyorum
(ama nedense her seferinde kendimi haklı buluyorum)

bazan çok güzel kızlarla çıkıyorum
(ama hiçbiriyle de tek kelime konuştuğum yok)
birkaç gün içinde terk ediyorlar beni
ben de ıslık çalarak oradan uzaklaşıyorum

mavi rengi çok seviyorum
gözkapaklarımı maviye boyuyorum
ne zaman markete gitsem
birkaç mavi yumurta alıyorum

kör olmaktan çok korkuyorum
o zaman oturup biraz ağlıyorum
televizyonu açıp konuyu değiştirmeye çalışıyorum
bir kıymık batmasın diye
sokaklarda gözü kapalı yürüyorum
(vatmansız bir tren gibi)

sana hiç laf söyletmiyorum
mesela, birisi beni hiç sevmediğini söyledi değil mi
(bu ben de olabilirim)
onu hemen oracıkta öldürüyorum
(sonra isa geliyor, biraz mırıldanıyor ve..)

çocuklarla çok iyi anlaşıyorum
onlara günün birinde delirirsem sakın beni
taşlamayın diyorum
onlar da hemen söz veriyorlar
(ama çocukları bilirsiniz, onlara pek de güvenemiyorum)

çok yakın bir arkadaşım var
(adının ne olduğunu hala bilmiyorum)
bazan oturup birlikte içiyoruz
ona her seferinde kendine bir kız bul artık diyorum
(nedense o da bana aynı şeyi söylüyor
tuhaf bir durum, kabul ediyorum)

şarkı söylemeye çok utanıyorum
(bütün yüzler bana çevrilecekmiş gibi geliyor)
çok istersem, biraz gitar çalıyorum
perdeleri çekip deli gibi dansediyorum
(kapı da sımsıkı kapalıysa)

İnsanlar durmadan konuşuyor
(ben kesinlikle cevap vermiyorum)
Başkalarının bu kadar akıllı oluşuna şaşıyorum
Nasıl olup da her şeyi biliyorlar
(bense hemen hemen hiçbir şey bilmiyorum,
buna da ayrıca şaşıyorum)

aynaya pek sık bakmamaya çalışıyorum
(söylemiştim, epeyce borcum birikti kendime)
ya da belki ismimi sorar da bilemem diye korkuyorum
(yanlış hatırlamıyorsam bundan da biraz söz etmiştim)
ben de saçlarımı el yordamıyla tarıyorum
tıraş olmak içinse berbere gidiyorum
(tahmin edersiniz, aynaya sırtımı dönüyorum)

canım seni görmeyi çok isterse
oturup bir resmini yapıyorum
(sana benzetebildiğimi pek söyleyemem)
sonra kendime bir votka hazırlayıp
sana annabell lee’yi okuyorum
(bu şiirde ne buluyorsun hiç anlamıyorum)

dışarıda yağmur yağmıyorsa acayip bozuluyorum
oturup ilyada’yı ezberlemeye çalışıyorum
o sırada telefon falan çalarsa
kesinlikle cevap vermiyorum

bazan canım gerçekten sıkılıyor
o zaman kendime biraz içki koyuyorum
ışıkların hepsini kapatıyorum
ilk yudumu hep senin şerefine içiyorum
(bir keresinde unutmuştum bunu, saklamıyorum)

o gün seninle karşılaşmışsak
mutlaka oturup bunu not ediyorum
(üzerinde ne vardı, gülümsüyor muydun)
eğer birini sana benzettiğimi fark etmişsem
yazdıklarımı hemen o an yırtıyorum

bazan bütün gün şiir okuduğum oluyor
(kan dolaşımım biraz hızlansın diye)
örneğin bu sabah aynı şiiri yirmi defa okumuşum
(yine de ezberleyemedim, işte buna çok içerliyorum)

o gün günlerden Cuma’ysa
mutlaka biraz gülümsüyorum
en güzel giysilerimi giyip sokağa çıkıyorum
kızın biri şöyle alıcı gözle bakarsa bana
bu iş bu kadar deyip evime dönüyorum
(yanlış anlamayın, bunun pek sık olduğunu savunmuyorum)

bazan eski günlüklerimi karıştırıyorum
her seferinde kendime hayret ediyorum
ne acayip bir adammışım ben diyorum
(sanki şimdi çok normalmişim gibi)
yine de kendimi bir şekilde bağışlıyorum

sokaklarda hızlı hızlı yürüyorum
ya birisi bana saati sorarsa, ya biri el ilanı falan uzatmaya kalkarsa,
(böyle şeylerden pek hoşlanmıyorum)
ama bir tatlıcıya rastlamışsam
mutlaka girip oturuyorum
ne yiyeceğime bir türlü karar veremiyorum,
bir iki saat öylece oturup düşünüyorum,
sonra da hiçbir şey yemeden kalkıyorum,
(bana sorarsanız, böyle olacağını daha baştan biliyorum)

kendime biraz mesafeli davranıyorum
belki de fazla şımartmak istemiyorum
örneğin her sabah günaydın derim kendime
ama bazan söylemeyi unutmuş gibi yapıyorum

insanlarla kavga etmemeye çalışıyorum
biri bana vurmuşsa başkasına benzetmiş olmalı diyorum
bir süre bunu itiraf etmesini bekliyorum
etmiyorsa adam sen de deyip oradan uzaklaşıyorum

kuşlarla aramdan su sızmıyor
(gerçi geçen gün bir tanesiyle biraz tartıştık,
neymiş, bayat yem atmışım önüne, böylesini yiyemezmiş,
karnı da öyle aman aman aç değilmiş zaten,
yemezsen yeme dedim ben de, mendebur hayvan,
onu da bulamayan kuşlar var, bence bunu biraz düşünmelisin)
(bazı kuşları anlamak gerçekten de mümkün olmuyor)

barlara gitmeyi pek sevmiyorum
(dünya gözüme başka türlü görünmüyor)
eve gelip biraz uzanmayı tercih ediyorum
gerçi birkaç dakikadan fazla yatamıyorum
(sanırım biraz sinirli bir adamım)

bazan gelip benden bir şeyler istiyorsun
(bir çakmak, bir kitapçık)
nedense hep bende olmayan şeyleri seçiyorsun
her seferinde de iki elinle birden kapıya yaslanıyorsun
(bundan tuhaf bir zevk aldığımı itiraf ediyorum)

ama ben seni kendime yasakladım
bütün gün balık avlıyorum
bazan kendime telefon ediyorum
nedense hiçbir zaman evde olmuyorum
(sandığınızdan daha meşgul bir adamım)

bazıları biraz çatlak olduğumu düşünüyor
selam bile vermeden yanımdan geçiyorlar
ben de içimden canınız cehenneme diyorum
saati sorarlarsa mutlaka yalan söylüyorum

ne zamandır bir tiyatroya gideyim istiyorum
(sırf vestiyere bırakabilme zevki için bir şemsiye edinmeye değer)
ama ya oyun iyiyse de sen kaçırdın diye üzülürsem deyip gitmiyorum
(buna inanmayabilirsin)
ben de oturup kendi oyunlarımı kendim yazıyorum
(çoğu ilion’da geçiyor, homer’den esinleniyorum)

bazan seninle ne güzel anlaşıyoruz
(örneğin hangi diş macunu daha iyi, bu seçimlerde kime oy vermeli)
ama bazan da bütünüyle ters düşüyoruz
(ben haikulardan hoşlanıyorum, sen sonelerden)
o zaman birkaç gün hiç konuşmuyoruz

dedim ya, ben seni kendime yasakladım
bütün gün ağaçlara tırmanıyorum
(sırf kuşları şaşırtmak için)
çocuklara bilmedikleri oyunları öğretiyorum
(çoğunu bir gece önce uydurmuş oluyorum)
ne o öyle, ne zaman görsem saklambaç, yakartop, birdirbir
klişelerden hiç mi hiç hoşlanmıyorum

arada bir tavlalara gidiyorum
seyislerden izin alıp atlarla biraz konuşuyorum
hepsi de beni öyle seviyor ki
her seferinde onlara daha çok şeker götürüyorum

sen şimdi şaşıyorsun ne çok şey yaptığıma
bu kadar iş yirmidört saate sığar mı diyorsun
(ilk bakışta ben de sana hak veriyorum)
ama bir şey söyleyeyim mi
bütün bunlardan sonra yine de boş vaktim kalıyor
hatta bütün bu saçmalıklar o kadar az vaktimi alıyor ki
bütün gün ne yapsam diye kara kara düşünüyorum

bazan serbest bırakıyorum seni kendime
o zaman evinin önüne geliyorum
(saat tam kaçta çıkacağını biliyorum)
çıkar çıkmaz sana saati soruyorum
(ne yapayım daha iyi bir mazeret bulamıyorum)
sen de her seferinde saatin olmadığını söylüyorsun
çok yazık deyip uzaklaşıyorum oradan
(bu her seferinde böyle oluyor
ama sen yine de bana hiç kızmıyorsun)

şarapçılarla yarenlik etmeyi seviyorum
(gerçi fazla samimi olmaya gelmiyor, çok içince mutlaka maraza çıkartıyorlar)
onlara hayatın anlamını soruyorum
yanıt olarak benden bir sigara istiyorlar

sonra bir gemi batacakmış gibi oluyor
sakın ha diyorum bir batık daha kaldıramam
böyle şeyleri benden başka dert edinen olmamasına şaşıyorum

ama ben seni kendime yasakladım
bütün gün duvarları boyuyorum
(bir gün gözlerinin rengine, bir gün dudaklarının)
bütün kazancım boyalara gidiyor
ama olsun duvarlara bakınca gözlerini görmüş gibi oluyorum
(bazan da dudaklarına dokunmuş gibi)

canım sıkkınsa kimseyle konuşmuyorum
(o çok sevdiğim otobüs şoförüyle bile)
seninle bile
o zaman sanki bir kılıç balığı şöyle bir sıçrıyor
ve tekrar sulara gömülüyor yarı baygın

kimi zaman akşam olmak bilmiyor
çocuklar bile asık yüzlüymüş gibi geliyor bana
sanki her ağaca asılı bir ölü var
böyle günlerde alıp başımı gidiyorum
yürürken üzerimdekileri çıkarıp atıyorum bir yandan da
çırılçıplak kalınca geri dönmeye başlıyorum

belki de yasaklamamalıydım seni kendime
belki de daha sık düşünmeliydim seni
daha iyi şiirler yazmalı ya da hiç olmazsa
daha çok yangın çıkartmalıydım
; ki kül olup gitsin içinde avare kemiklerim

ama ben seni kendime yasakladım
bütün gün deniz kenarında dolaşıyorum
dalgalar bana hiçbir şey söylemiyor
ben yine de onlara iyi davranıyorum

bazan Ay bana bir sır verecekmiş gibi oluyor
sanki belli belirsiz boğazını temizliyor
buyrun diyorum ben de hemen, sizi dinliyorum
ama o sırtını dönüp uzaklaşmaya başlıyor

bütün gün kapımın önünü temizliyorum
sonra ordan mavi bir kuş havalanıyor
bir kedi ıslık çala çala önümden geçiyor
çöpçüler nedense hep mutsuz görünüyor

bu kış oldukça sert geçiyor
ceviz büyüklüğünde tanelerle yağıyor kar
bazan bir tanesi avuçlarıma düşüyor
buzdolabına yetiştiremeden avcumda can veriyor
ne yalan söyleyeyim işte o zaman boğazıma bir şeyler düğümleniyor

ben seni kendime yasakladım
bütün gün misketlerimle oynuyorum
kırık bir kaleydoskopum var
bazan gözümü yapıştırıp dalıp gidiyorum saatlerce
sanki oradan birisi bana el sallıyor
(bu belki sensin, belki de değilsin, kesin olarak bilmiyorum)

sabah olunca kuşları uyandırıyorum
bazıları bana yeni öğrendikleri aryaları söylüyor
sonra da gagalarını uzatıp birer solucan istiyorlar
(sanki ben solucanlara kıyabilirmişim gibi)
elbette biraz susamla yetiniyorlar

sana öyle çok şiir yazdım ki
üst üste koyunca boyumu bile geçiyor
ama bazıları o kadar ahmakça şeyler ki
okurken utançtan yüzüm kızarıyor

ne zaman yağmur yağsa gözlerim biraz nemleniyor
ne gereği vardı şimdi diyorum
oturup güzel şeyler düşünmeye çalışırken
örneğin parktaki çocukları, o şoförü

ama ben seni kendime yasakladım
oturup bütün gün bu şiiri yazıyorum..

Alıntı

Bu konuyu yazdır

  Sessizce gelmeleri sevdim...
Yazar: acemhe - 12-25-2010, Saat: 11:15 PM - Forum: Aşk (Genel) - Yorumlar (2)

Sessizce gelmeleri sevdim...
Farkinda olmadan gozlerinde erimeleri, saclarini oksamalari,yuregine akip, benim olan her seyi yuregine birakip kendimi yuregine hapsetmeleri sevdim...
Her gece yildizlara resmini cizerken gozyaslarimi gizlemeleri sevdim...
Seni yuregime kazirken yazilmamis sarkilari soylemeyi sevdim...
uykusuz gecelerimde hayallerime koyup ruyalarimi susleyisini sevdim...

Dinmeyen hasret,bitmek bilmeyen bir ozlemle sarildim yoklugunda gecelere.
Yuregime koydugum sende tanidin beni,tutkunu oldugum gozlerinde erirken bulacaksin beni..

Simdi bir damla gozyasiyim gozlerinin derinliklerinde.Istersen birak yanaklarindan suzulup dudaklarinin arasina dolayim, istersen dokulup yerlere,parcalara bolunup topraklara karisayim.Yoklugunda nasil ki huzunler dolarken her gece yuregime, nasil ki yoklugunla her gece yaslar sirdasim olurken, nasil ki yoklugunla yaslar yanaklarimdan suzulup dudaklarimin arasinda olurken, ben yavas yavas eriyip yudum yudum tukenirken ne yikilmalarima nede gozyaslarima dur diyemedim.. Ne yoklugunla aglamayi ben sectim, ne seni ozlemeyi ben sectim, nede seni sevmeyi ben sectim..

Ayrilik siirleri, olum siirleri yazarken hayata nefretle bakip kin kusarken, simdi sevda sozleri yazan yuregime dur diyemiyorum..Yoklugun yuregime prangalar vururken goremeyecegim gozlerini,dokunamayacagim saclarini, erisemeyecegim seni yuregimin en guzel yerine koydum..Istersen cikip git yuregimden, istersen bendeki seni,istersen bendeki benide alip git..Kendime bile soylemekten korktugum seni ne kadar cok sevdigim sozcukleride alip git..

[SIZE=6]Ben seni birakip gidemiyorum..
Nereye gitsem,nereye baksam hep yollarim yuregine cikiyor..[/SIZE]

Dedim ya candamaRIM benim gucum yok gitmeye, senin gucun varsa git.Giderken bende olan benide alip yuregine koyup oyle git olurmu?...Oyle bir git ki, giderken senli ruyalarimi birak,gokyuzunde dogan yildizimi birak,yazilmamis siirlerimi, soylenmemis sarkilarimi birak,usuyen yuregimi birak bende kalsinlar..Ben onlari ruyalarima dolan dudaklarinla isitirim, geceleri birak oyle git uykuda kalayim...

Bir gun yuregin burkulursa,kalbin sizlayip gozlerine yaslar dolarsa gel beni uyandir..
Ben senden habersiz yureginin bir kosesinde uyuyor olacagim,
[SIZE=5]yavas uyandir olur mu ?
[/SIZE]

Yureginden tekrar duserim diye cok korkuyorum.

Bu konuyu yazdır

  Mode XL - Biri beni sustursun
Yazar: riukeen - 12-25-2010, Saat: 04:13 PM - Forum: Online Videolar - Yorum Yok


Biri beni susutursun.
Yoksa karanliga çarpan suratinsa
kimdensin basi bossa
bedenin bana teslim kalacaksa
biri beni sustursun.

Yada mahkumsun yaptigin suça karsi
parmakliklara kaca vurdun
ama seninde dönekse ruhun
biri beni sustursun...

Oldu ya yedirmedin sözleri kendine
oldun rencide hadi bize küfret
yada rest çek sora dua et
biri beni sustursun...

Bak duman basti kafa tasimi
rtim azdi hayatin sundugu
nasil bir tarzdi bana
varsa sansli biri
hadi beni susutursun..

Hadi diyelim susuturdun beni
kelimelerimi durdurdun
kalpteki ritmimi o zamna bil ki
bende senin için bu kelleyi vurdurdumm...

Hadi diyelim susuturdun beni
kelimelerimi durdurdun
Bu ritmimi o zamna bil ki
bende senin için bu kelleyi vurdurdumm...



Bati kentten el salladim sana görmedin
arabani sürtügün üstüne sürmedin
Ankara'nin martilarini ben öldürmedim
sanilan aksine hiç ayik gezmedim.

Kesmedim sesi gel gör
benim alt komsu katili
hey apartman sakinleri
rahatsiz olan varsa
hadi beni sustursun.

Çizdigim ekseni bosuna dolanma
yola koyulup susturmak için oyalanma
yolda bana rast gelirsen
elinden geleni ardina koyma
adres belli sesin geldigi yer
kime sorarsan inleyerek tarif eder
sende bulursun gelip beni susturursunn.......

Hadi diyelim susturdun Beni
kelimelerimi durdurdun
kaLpteki ritmimi o zaman bil ki
bende senin için bu kelleyi vurdurdum

diyelim susturdun Beni
kelimelerimi durdurdun
bu ritmimi o zaman bil ki
bende senin için bu kelleyi vurdurdum


Bence buna kulak ver her gece
dinle kendine gelince de ses ver.
ses giderse bastan aç bana söz ver
hadi konusuver artik benle beraber.

Hisst bak milet sustu bana illet oldu
duygulandim lan gözlerim doldu.
Tüm komsular keyfinden oldu
çokta kimde
git polis çagir çokta kimde
avaz avaz bagir çokta kimde.

Çünkü Yasin sagir
size denemez susturmayi çikar tepenize
girer evinize en son desibelde ses ..
Komsu kizi Sibel de sahit her gün basede.....

Hadi diyelim susturdun Beni
kelimelerimi durdurdun
bu ritmimi o zaman bil ki
bende senin için bu kelleyi vurdurdum

diyelim susturdun Beni
kelimelerimi durdurdun
bu ritmimi o zaman bil ki
bende senin için bu kelleyi vurdurdum

Bu konuyu yazdır

  Hayatın Klavuzu.
Yazar: riukeen - 12-25-2010, Saat: 04:10 PM - Forum: Online Videolar - Yorum Yok

Video için TIK.

Bu konuyu yazdır

  Birgün Okurmusun bu Yazıyı!
Yazar: MeLeksi - 12-25-2010, Saat: 04:06 PM - Forum: Aşk (Genel) - Yorumlar (1)

Bir gün hayatımdan ördürürcesine çıkacaksın.ve ben seni hep son günkü halinle hatırlayacağım.seni en güzel halin neydi diye düşünüyorum. Ve içimden bir ses yıllar öncesine götürüyor beni ...

Seni her halükarda içimde hissedebiliyorum. İşte olayımın en güzel yanı bu. Sen ne kadar anlayabilirsin bilemiyorum. Ama benim gibi her şeyden ve herkesten uzak bir hayatın olmasaydı bunun ne demek olduğunu anlardın. Seni anlıya biliyorum sevdiklerin ve sana destek veren herkesin yanında ağlamak bile senin doğal. Benim için lüks olan her şey sana doğal geliyor.

Şimdi yatıyorsundur. Bir sigara yakmış yatağının ucunda yaşadıklarını ve benim sana söylediklerimi ve hatta yaşadıklarının bir hata olduğunu düşünüyorsundur. Kanayan yarayım senin için biliyorum. Bir hata. Bir yanlış. Oysa sadece sevmiştim seni. Hala aklımın bir ucundan çıkmıyorsun. Son kez çıkmayan olacaksın. Seni asla unutmayacağım. Yerlerde sürünüp yok olsam, evlenip çocuk sahibi olsan ve adım bir yana, dünyada olduğumu unutsan ben yine bıraktığın yerde olacağım.

Parktaki çocuklara bakıp seni yaşayacağım. Söküp atmam gerek içimden seni. Hayatımın kalanını sensiz yaşamayı öğrenmeliyim. Ve öyle ki hiç sızlamamalı içim seni gördüğümde. Sen utanmalı, sen başını eğmelisin. Yaptıklarından utanmalı, iliklerine kadar üşümelisin yazın kavurucu sıcaklığında...

Ama olmaz bunu sana yakıştıramam. Sen bunları yaşamamalı, görmemelisin. Korkma yavrucuğum ben gizli bir köşeden seyreder sonra usulca kaybolurum. Sen hiç görmezsin beni. Belki bir gün ortak bir tanıdığımızdan haberlerimi alırsın. Olur da hakkımda kötü bir şeyler duyarsan ne olur kulak asma yalandır mutlak. Senin üzülmen için söylenmiştir.

İçim yanıyor kimseye anlatamıyorum. Hoş sen bile anlayamadıktan sonra kim anlasın. Bana güldüklerini biliyorum bunu iliklerime kadar biliyorum. Varsın olsun, gülsünler, ben biliyorum içimdekileri. Yorgun bedenimi yıldızlara taşıyacaklar bu benim en mutlu günüm olacak. Sevdiklerimi oradan görebileceğim. Bir kahve telvesi, bir sigara dumanı kadar yakın olacağım sana. Sana ve sevdiğim tüm insanlara.

Son bir sevgi son bir mutluluk yakaladım seninle, belki de çok kısaydı kimileri için. Nereden bilsinler benim için bir ömre bedel olduğunu. Ben gözlerimde yaşadım bu aşkı ve yine gözlerimde bıraktım umutlarımı. Bunları bir gün okuyacak mısın? Okurken ağlayacak mısın bilemiyorum. Ama beni anlayabilmen için çok zaman geçmesi gerekiyor belki yüzyıllar. Yalnızları oynuyorum sen bile farkında olmadan. İşte ben buyum, kimsenin istemediği, kimsenin anlamadığı. Anlamak istemediği. Uykuların en tatlısı senin için olsun canımın içi...

Bu konuyu yazdır

  Tarih: 05-12-2026, 05:18 PM