:: Duygusuz.com - Dostluk ve Arkadaşlık Sitesi
Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adınız:
  

Şifreniz:
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler: 16,695
» Son Üye: floralpops
» Toplam Konular: 98,587
» Toplam Yorumlar: 1,065,567

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Toplam: 169 kullanıcı aktif
» 0 Kayıtlı
» 164 Ziyaretçi
Applebot, Baidu, Bing, GoogleBot, Yandex

Son Aktiviteler
Bir Demet Söz
Forum: Güzel Sözler
Son Yorum: SunSet
05-07-2026, Saat: 11:22 AM
» Yorumlar: 70
» Okunma: 10,490
Kur’an’da Allah Zekâtı, M...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
05-03-2026, Saat: 11:57 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 45
İslam’ı Yaşarken İzlediği...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-30-2026, Saat: 01:06 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 39
Allah’ın Bizlere Güvendiğ...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-25-2026, Saat: 11:04 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 64
Allah’ın Dini İslam’ı Yaş...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-24-2026, Saat: 12:01 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 61
Saff Suresi 6. Ayet Üzeri...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-18-2026, Saat: 12:14 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 61
Namaz Dinin Direği Midir?
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-13-2026, Saat: 10:12 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 77
Atatürk'ün Çocukluk Anıla...
Forum: Hayatı ve Anıları
Son Yorum: Serdar102
03-28-2026, Saat: 09:08 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 123
Mavi'ye..
Forum: Aşk Hikayeleri
Son Yorum: SunSet
03-11-2026, Saat: 08:23 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 209
Keloğlan Çataltepe Tekfur...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:45 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 385

 
  Balık kroket
Yazar: MeLeksi - 01-06-2011, Saat: 03:50 PM - Forum: Yemek Tarifleri - Yorum Yok

Malzemeler
2 adet patates
2 çorba kaşığı tereyağı
1 su bardağı süt
2 adet taze soğanın yeşil kısmı
1 kg haşlanmış kefal
1 tutam kakule
1 tutam kişniş
1 tutam karanfil tozu
1 tutam kimyon
1 tutam tarçın
1 tutam tuz
2 adet yumurta
Yarım su bardağı su
Galeta unu
Kızartmak için: Sıvı yağ






Yemeğin Tarifi

Patatesleri bol suda yumuşayana dek haşlayın. Kabuklarını soyduktan sonra bir çatal yardımıyla ezin. Üzerine 2 çorba kaşığı tereyağı ve 1 su bardağı sütü ilave edin. Kıvamına gelene dek çatal ile ezmeye devam edin.

Küçük parçalar şeklinde kestiğiniz kefali ve soğanların yeşil kısımlarım, kakuleyi, kişnişi, kimyonu, karanfil tozunu, tarçını ve tuzu patates püresinin üzerir ekleyin. Malzemeler özleşene dek yoğurun.

Ceviz iriliğinde parçalar koparıp elinizle şekil verin. Ayrı bir kap yumurta ve suyu karıştırın. Kroketleri önce bu karışma sonra galeta ununa bulayın. Kızgın sıvı yağda kızartıp sıcak servis yapın.

Bu konuyu yazdır

  Alabalık Buğulama
Yazar: MeLeksi - 01-06-2011, Saat: 03:49 PM - Forum: Yemek Tarifleri - Yorum Yok

Malzemeler
4 adet Alabalık (fileto edilmiş)
4 adet defne yaprağı
3 adet domates
3 adet çarliston biber
1.5 adet limonun suyu
70 gr. tereyağ(margarin veya likit yağ da olabilir)
250 gr. mantar
1 çorba kaşığı kapari turşusu
Tuz ve karabiber






Yemeğin Tarifi

Domatesler halka halinde kesilip yağlanmış tavaya dizilir. Alabalık filetoları domateslerin üzerine yerleştirilir. Bakiye domatesler ise dörde bölünüp balıkların aralarına yerleştirilir.

Çarliston biberler çekirdekleri çıkarıldıktan sonra uzun şeritler (veya halkalar) halinde kesilerek balıkların üstüne yerleştirilir. İkiye bölünmüş mantarlar, bir çorba kaşığı kapari turşusu ve defne yaprakları ilave edilir.

Limon suyu ve balıkların üst seviyesine kadar su konur, kararınca tuz ve karabiber ilave edilir ve kapağı kapatılıp hafif ateşte 30 dakika pişirilir.

Not: İsteyenler 2 ila 3 diş doğranmış sarımsak ta ilave edebilirler.

Bu konuyu yazdır

  ''AşK'' Senİn AdıN!!
Yazar: MeLeksi - 01-06-2011, Saat: 03:43 PM - Forum: Şairlerimiz - Yorumlar (1)

Yeni doğan bir çocuğun masumluğu çöktü üzerime.
Gözlerimi açtığımda seni görebilmeliyim yanımda,
Anne dokunuşu gibi dokunmalısın tenime, incitmeden sevgiyle
Geçmişe bir çizgi çekip, geleceğim olmalısın.
Başımı dizine yasladığım, Annem olmalısın.
Akşamları yolunu beklediğim, Babam olmalısın.
Yıllardır yaşayamadığım, Umutlarım olmalısın.
Tüm yaşanmışlıklardan sıyrılıp,
Yaşayamadıklarım olmalısın

Ne seninle oluyor diye düşünürken, nede sensiz olabileceğimi biliyorum,
Bana neler oluyor?
Neden hep sesini duymak istiyorum.
Neden hep resmine bakarken dalıp gidiyorum, uzaklara
Gözlerinde denizin mavisini görüyorum, tertemiz berrak bir bakış var.
Deniz kızı olmak isterdim bakışlarında.
Sadece sana yüzen, senin denizlerinde nefes alabilen.
Beni etkileyen bir mıknatıs beni sana çeken, ne?

Gözlerinin buğusuna biran dalıyorum
Gözlerinin denizine kulaç attıkça çıkamıyorum boğuluyorum.
Gözlerinde görüyorum tüm güzellikleri kirlenmemiş sevgileri
yok edilmemiş aşkları,
Yeni bir kainat yaratıyorum gözlerinde.
El değmemiş incitilmemiş, kirletilmemiş.saflığın, temizliğin,
Sevdanın var olduğu bir kainat bu gözlerinde ki,
Göz bebeklerinin içinde gördüklerim.

Elimi uzatsam gözlerinin denizine alacak mısın? Beni.
Çekip alacak mısın? Boğulmak üzere olduğum bu evrenden.
Kainatında bana da yer var mı?

Küçücük ellerimde tuttuğum, koskocaman umut parçasısın
Tüm yaşanmışlıktan sıyrılıp, kendimi sana adadığımsın.

Sana geliyorum yar...
Tüm yaşanmışlıklardan sıyrılıp...
Sana koşuyorum..AŞK
Aşk senin adın
Saflığın, temizlğin, masumiyetin adı senin adın:
Kirletilmiş sevdaların saflığısın sen.
Yok olan umutların ışığı..
Geleceğin var oluşusun.
Sana geliyorum AŞK..
Bu gördüğün ben senin,
Ben, sen olarak geliyorum


DiLeK KAdıoğLu

Bu konuyu yazdır

  Herşey Sende Gizli
Yazar: MeLeksi - 01-06-2011, Saat: 03:38 PM - Forum: Şairlerimiz - Yorumlar (1)

Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kâr sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;

Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,

Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..

İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak, bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...

Can YüCeL

Bu konuyu yazdır

  BuLuşmak Üzere
Yazar: MeLeksi - 01-06-2011, Saat: 03:35 PM - Forum: Şairlerimiz - Yorumlar (1)

Diyelim yağmura tutuldun bir gün
Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek
Öbür yanda güneş kendi keyfinde
Ne de olsa yaz yağmuru
Pırıl pırıl düşüyor damlalar
Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın
Dar attın kendini karşı evin sundurmasına
İşte o evin kapısında bulacaksın beni

Diyelim için çekti bir sabah vakti
Erkenceden denize gireyim dedin
Kulaç attıkça sen
Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan
Ege denizi bu efendi deniz
Seslenmiyor
Derken bi de dibe dalayım diyorsun
İçine doğdu belki de
İşte çil çil koşuşan balıklar
Lapinalar gümüşler var ya
Eylim eylim salınan yosunlar
Onların arasında bulacaksın beni

Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya
Çakmak çakmak gözleri
Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı
Herkes orda sen de ordasın
Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından
Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim
Özgürlüğe mutluluğa doğru
Her işin başında sevgi diyor
Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili
Bi de başını çeviriyorsun ki
Yanında ben varım

CAn YüCeL

Bu konuyu yazdır

  Ben hayatta en çok BABAMI sevdim
Yazar: MeLeksi - 01-06-2011, Saat: 03:34 PM - Forum: Şairlerimiz - Yorumlar (1)

Ben hayatta en çok babamı sevdim
Karaçalılar gibi yerden bitme bir çocuk
Çarpık bacaklarıyla -ha düştü ha düşecek
Nasıl koşarsa ardından bir devin

O çapkın babamı ben öyle sevdim
Bilmezdi ki oturduğumuz semti
Geldi mi de gidici - hep, hep acele işi
Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi
Atlastan bakardım nereye gitti
Öyle öyle ezber ettim gurbeti

Sevinçten uçardım hasta oldum mu,
Kırkı geçerse ateş, çağırırlar İstanbul'a
Bi helallaşmak ister elbet , diğ'mi oğluyla!
Tifoyken başardım bu aşk oy'nunu,
Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu,

En son teftişine çıkana değin
Koştururken ardından o uçmaktaki devin,
Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için
Açıldı nefesim, fikrim, canevim
Hayatta ben en çok babamı sevdim.
CAN YüCeL

Bu konuyu yazdır

  Giden GeLmez
Yazar: MeLeksi - 01-06-2011, Saat: 03:30 PM - Forum: Şairlerimiz - Yorumlar (1)

İşittim ki, benim için ağlıyormuşsun,
Hala adım düşmüyormuş dudaklarından!
Geçenlerde bir yolcudan beni sormuşsun,
Metruk, ıssız bir manastır gibiymiş odan!
Çamlıklarda tek başına geziyormuşsun,
Gözyaşların anıyormuş eski günleri...
Ümidini siyah ufuklarda yormuşsun,
Sanmışsın ki, giden günler gelecek geri!

Artık ela gözlerinin altı çürümüş,
Bahçemdeki kuşlar gibi susmuş kahkahan!
Kalbin bir dal mevsimin hüznü bürümüş...

Akşamları son yolcular geçerken kırdan
Nazarların dalıyormuş, yıllardan beri
Bir seyyahın bekleniyor gibi haberi!

Yusuf Ziya Ortaç

Bu konuyu yazdır

  AnLattıkca
Yazar: MeLeksi - 01-06-2011, Saat: 03:24 PM - Forum: Aşk (Genel) - Yorumlar (1)

Anlattıkça kış vuruyor satırlarıma

Anlattıkça üşüyor, anlattıkça ısınıyor yüreğim.
Bugün sardunyalarım da açmadı
Belki de küskün renklere
Ellerimde günah gibi yaşayamadıklarım
Sensiz soluyorum anlayacağın
Mavi mavi ölüyorum

Duyuyor musun, orada mısın,
Var mısın, yok musun?
Bir tek şeyi unutma!

Seni sevdim ben.

Yanarak, yıkılarak
Aklıma her geldiğinde ağlayarak....

Bu konuyu yazdır

  Epilepsi Nöbetlerinin Çeşitleri Nelerdir?
Yazar: MaSaL - 01-06-2011, Saat: 03:19 PM - Forum: Sağlık - Yorum Yok

Basitleştirilmiş şekliyle epilepsi nöbeti kısa süreli beyin fonksiyon bozukluğuna bağlıdır, ve beyin hücrelerinde geçici anormal elektrik yayılması sonucu ortaya çıkar.Epilepsi nöbetlerinin çok değişik çeşitleri mevcuttur. Kırkın üzerinde nöbet tipi tanımlanmıştır. Herkes tarafından epilepsi veya sara dendiği zaman anlaşılan ve iyi bilinen tonik-klonik nöbetin yanısıra başkalarının hiç farketmeyeceği kadar hafif nöbet çeşitleri de vardır.
Tanımlanmış bu mevcut nöbet tiplerine rağmen herkesin geçirdiği nöbet kendine özgü bazı farklılıklar gösterebilir. Bu durumlar bazı hastalarda epilepsi tanısının konulmasını güçleştirir ve çok çeşitli karışıklıklara neden olur. Ne yazık ki pek çok hastaya tanı konulamaz ve kendilerindeki problemin ne olduğunun açıklığa kavuşması yıllar alabilir. Bazı kişilerde ise başka bir bozukluğun yol açtığı belirtiler yanlış olarak epilepsi tanısı alabilir. Gelişen tanı yöntemleri sayesinde yanlış tanılar giderek azalmaktadır. Yeni yapılan sınıflandırmalar ile farklı nöbet isimlerinin ortaya konması konunun daha karmaşık hale gelmesine neden olmuştur. Bu nedenle aynı nöbet farklı isimlerle adlandırlabilir. Bu bölümde çok teknik ayrıntılara girmeden elden geldiğince geniş bilgi verilmeye çalışılmıştır.

Temelde akılda tutulması gereken nöbetlerin iki çeşit olduğudur: parsiyel (yani beyinde bir bölgeye sınırlı başlayan nöbetler) ve jeneralize (beyinde yaygın olarak olarak başlayanlar) . Yaygın başlangıç daha kötü ve şiddetli bir nöbet anlamına gelmez. Buradaki gruplama sadece nöbeti oluşturan nedenin farklılığı ile bağlantılıdır ve tibbi nedenlerle bu isimler verilmiştir.
Nöbet anında yaşananlar (nöbet belirtileri) beyin aktivitesindeki değişikliğin nereden başladığına ve ne kadar hızla yayıldığına bağlıdır. Parsiyel nöbetler isminden de anlaşıldığı gibi beynin bir kısmından başlarlar. Elektriksel deşarj ya o bölgede kalır ya da beynin diğer bölgelerine yayılma gösterir. Jeneralize nöbetler (tonik-klonik, absans, ve myoklonik gibi çeşitleri vardır) tüm beyne yayılırlar.

Ne tür nöbet olduğunun bilinmesi büyük önem taşımaktadır. Çünkü bu muhtemelen hangi epilepsi ilacının daha etkili olacağı konusunda yol göstericidir. O nedenle birisi nöbet geçirdiğinde nöbet hakkında notlar almak hatta video çekmek çok yarar sağlar. Bu bölümde anlatılanlar tümü ile sizin yaşadıklarınıza uymuyorsa endişe etmeyin. Aynı hastalık da olsa herkesin farklılıkları olacaktır ve bunları bir yere kaydedin. Durumu doktorunuza anlatın. Doktorunuz durumdan emin olamıyorsa epilepsi konusunda çalışan bir nöroloji uzmanına sizi yönlendirecektir.

Uluslararası Sınıflandırma
Bu sınıflandırmalar karmaşıktır. Ancak tüm nöbet tiplerine sırasıyla yer vermektedir. Uluslararası Epilepsi İle Savaş Derneği (ILAE) tarafından yeni bilgilere göre güncellenmektedir. 1981 ve 1989 sınıflandırmaları birbirini tamamlayıcı iki sınıflandırmadır. Bu sınıflandırmalar halen güncel olarak kullanılmaktadır. 2001 sınıflandırması ise yeni önerilmiş ancak henüz benimsenmemiş bir sınıflandırmadır.

Epileptik nöbetlerin klinik ve elektroensefalografik sınıflandırması, (ILAE 1981)

Parsiyel1 (fokal) nöbetler

A. Basit parsiyel nöbetler (bilinç durumu bozulmaksızın)
1- Motor semptomlu (hareketlerle ilişkili bulgular söz konusudur)
2- Somatosensoryel veya özel duysal semptomlu
3- Otonomik semptomlu
4- Psişik semptomlu

B. Kompleks parsiyel nöbetler (bilinç bozukluğu ile giden)
1- Basit parsiyel başlangıcı izleyen bilinç bozukluğu
a) Basit parsiyel özelliklerin ardından bilinç bozukluğu
b) Otomatizmlerle giden
2- Bilinç durumunun başlangıçtan itibaren bozulması
a) Sadece bilinç bozukluğu ile giden
b) Otomatizmlerle giden

C. Sekonder jeneralize nöbete dönüşen parsiyel nöbetler
1- Basit parsiyel nöbetin (A) jeneralize nöbete dönüşmesi
2- Kompleks parsiyel nöbetin (B) jeneralize nöbete dönüşmesi
3- Basit parsiyel nöbetin kompleks parsiyel nöbete dönüşmesi ve ardından jeneralize nöbete dönüşmesi
II-Jeneralize nöbetler (konvülzif veya konvülzif olmayan)
A. Absans nöbetleri (dalma nöbetleri)
1- Tipik Absans nöbetleri
2- Atipik absans
B. Miyoklonik nöbetler
C. Klonik nöbetler
D. Tonik nöbetler
E. Tonik-klonik nöbetler
F. Atonik nöbetler (astatik) (ani düşme nöbetleri)

III-Sınıflandırılamayan epileptik nöbetler
Yeterli bilgi olmayışı nedeni ile yukarıdaki kategorilere dahil edilemeyen nöbetlerdir. Çiğneme, ritmik göz hareketleri gibi bazı yenidoğan dönemi nöbetleri bunlardandır.

1. Parsiyel : kısmi, bütünün bir bölümü
2. Somato : vücut; sensoryel = duyu ile ilişkili
3. Otonomik:istem dışı hareketlerle ilişkili örneğin kalp hızı, terleme gibi
4. Psişik:hem aklı hem de beyni etkileyen
5. Otomatizm; kişinin kontrolu altında olmayan yarı amaçlı hareketler. Örneğin yalanma, yutkunma hareketleri, elbiseleri çekiştirme ve sarhoş gibi yürüme şeklinde hareketler.
6. Sekonder jeneralize : sınırlı bir bölgeden başlayıp yaygın hale dönüşen (genelde tonik-klonik nöbet oluşur)

Basit Parsiyel Nöbet
Kompleks parsiyel nöbetler ile basit parsiyel nöbetlerin farkı, basit parsiyel nöbetlerde bilincin tümüyle açık olmasıdır. Ancak bu kişinin nöbeti durdurabileceği veya kontrol altına alabileceği anlamına gelmez.

Basit parsiyel nöbete yol açan elektriksel aktivite beynin küçük bir kısmından kaynaklanır. Kişinin nöbet anında yaşadıkları beynin hangi bölgesinin etkilendiğine bağlıdır.

* Temporal lob
* Frontal lob
* Parietal lob
* Oksipital lob

Temporal lob
Basit parsiyel nöbet temporal lobdan kaynaklanırsa çok çeşitli belirtiler görülebilir. Çünkü temporal lobun çok değişik fonksiyonları vardır. Sık rastlanan belirtiler ani korku, daha önce olmuş bir olayı olmamış gibi veya olmamış bir olayı olmuş gibi hissetme, daha önce tanımadıklarını tanırmış gibi, tanıdıklarını tanımazmış gibi hissetme, hoş olmayan kokular ve tadlar, mideden yukarı doğru yükselen tarifi güç, hoş olmayan bir his olabilir. Bu belirtiler aura olarak adlandırılır ve eğer sekonder jeneralizasyon oluyorsa, kişiyi tedbir almak için uyaran bir ön belirti olarak faydalı olurlar. .
Frontal lob
Buradan kaynaklanan nöbetler, temelde hareket ile ilgili belirtiler olması nedeni ile motor nöbetler olarak adlandırılır. Başın çevrilmesi, kolun yukarı kalkması, uzuvlarda sıçrayıcı, kasılıp gevşeme şeklinde hareketler görülebilir. Bazen beynin diğer bölgelerine de yayılarak jeneralize tonik-klonik nöbete dönüşebilirler.
Eğer nöbet anında kişi sola dönüyorsa, veya sol kolda kasılma, hareket oluyorsa nöbet sağ frontal lobdan kaynaklanıyor demektir. Bu lobda konuşma merkezi de bulunduğundan geçici konuşma durması ya da konuşmanın anlaşılmaz hale gelmesi de görülebilir. Bu tür nöbetlerden sonra kısa süreli güçsüzlük veya geçici felçler de görülebilir. Bu Todd paralizisi adıyla bilinmektedir.
Parietal lob
Parietal lob vücut duyularını algılar. Beynin bu bölümünden kaynaklanan nöbetler garip hislere neden olurlar. Duysal nöbetlerde geçici uyuşukluk gibi belirtiler görülebilir.
Oksipital lob
Bu alan görme ile ilgilidir. Görme alanının yarısını etkileyen flaş şeklinde ışıklar, değişik renkler görülebilir. Nöbet görüntülerin karşı tarafındaki beyin yarısından kaynaklanır.
Görüldüğü gibi nöbet belirtilerinin çok iyi anlaşılması çok değerlidir. Hasta ve hasta yakınlarının nöbet belirtilerine dikkat etmesi ve doktoruna aktarması sonucu, nöbetin beynin hangi lobundan başladığı ve bulgular bir tarafta ise nöbetin karşı beyin yarıküresinden başladığı anlaşılabilecektir.

Kompleks Parsiyel Nöbetler
Bu tip nöbetlerde bilinç etkilenmesi olur. Nöbet esnasında bilincin etkilenmesi her zaman kişinin yere düşmesine neden olmaz ama kişi nöbeti hatırlamaz veya geçici hafıza kusuru görülür. Bazen çok dikkat edilmezse herşeyin farkında olunduğu sanılır.
Kompleks parsiyel nöbetler otomatizmler ile beraber seyredebilir. Çiğneme, yalanma, yutkunma, bir şey arar gibi şaşkın bakınma görülebilir. Bazen hasta elbiselerini çekiştirebilir , etrafta dolaşabilir, dakikalar sonra hatta bazen saatler sonra kendine geldiğinde hiçbir şey hatırlamaz.
Kompleks parsiyel nöbet eğer beynin diğer bölgelerine yayılırsa sekonder jeneralize tonik-klonik nöbete dönüşür. Nöbet yayılımı çok hızlı olursa başlangıcı yakalanamaz ve tonik-klonik nöbet şeklinde başladığı izlenimini verebilir. Bu da hekimin nöbet tipine karar vermesini zorlaştırır. Beynin karmaşık yapısı nedeni ile kişinin nöbetinin beynin neresinden başladığına karar vermek her zaman o kadar kolay olmamaktadır. Parsiyel nöbetler beynin herhangi bir yerinden kaynaklanabilmekle beraber, sıklıkla temporal lobdan kaynaklanırlar.

Sekonder jeneralizasyon
Bazen basit veya kompleks parsiyel şeklinde başlayan bir nöbet tüm beyne yayılarak tonik-klonik nöbete dönüşür. Bu durum sekonder jeneralizasyon olarak bilinmektedir.
Sıklıkla insanlar basit parsiyel nöbeti bir aura olarak hissedeceklerdir. Bazen epileptik uyarının yayılması çok hızlı olabilir, hızla tonik-klonik nöbete dönüşebilir. Bu durum, uzman gerekli tetkikler yaparak uyarının ilk kaynaklandığı noktayı belirleyene dek tanıda ve tedavide güçlüklere yol açabilir.

Jeneralize Tonik-Klonik Nöbetler
Jeneralize nöbetler tüm beyne yayılırlar. En sık rastlanan tipi jeneralize tonik-klonik nöbetlerdir. Halk arasında sara nöbeti denince bu nöbet şekli akla gelir . Kısaca kişi önce kaskatı kesilir ve yere düşer. Tüm vücut kaslarında kasılıp gevşemeler bunu izler.
Nöbet esnasındaki şiddetli hareketler ve hareketlerin kişinin kontrolu dışında olması epilepsiyi esrarengiz kılan mitlerin kökenini oluşturmaktadır. Cin çarpmış, cin girmiş gibi halen rastladığımız söylemler bunlara dayanmaktadır. Tonik-klonik nöbetler tanısı en kolay olan epilepsilerdir.

Jeneralize tonik-klonik nöbetler nasıl oluyor?
Eski terminoloji "grand mal"dir ve bazı hekimler bunu halen kullanır. Nöbetin tonik dönemi kişinin kaskatı kesildiği dönemdir. Beyin hücreleri omurilik üzerinden kaslara sinir lifleri gönderirler. Bu şekilde beyin kasların kasılmasını sağlar. Göğüs kafesi kaslarının kasılması ile akciğerden boşalan hava haykırmaya neden olur. Kısa bir süre soluk alma durur ve kişi morarır. İdrar torbası dolu ise idrarını kaçırabilir.
Bir dakika kadar sonra klonik dönem başlar. Bu dönem kasların kasılıp gevşemeleri ile seyreder . Bu esnada dil veya yanaklarını ısırabilirler. Bir dakika kadar süren bu durumdan sonra hareketler azalarak durur ve kaslar gevşer. Bu dönemlerde bilinç kaybı vardır. Hastalar yavaş yavaş tekrar kendilerine gelirler. Bilinç önce kısmen düzelir, hasta şaşkın haldedir, bir süre birşey hatırlamaz, uykulu bir hali vardır . Başağrısı ve kas ağrılarından yakınır. Kendine gelme süresi kişiden kişiye ve nöbetin şiddetine göre değişir. Nöbet bir veya iki dakika sürer. Nöbet beş dakikadan uzun sürerse veya kişi ilk kez nöbet geçiriyorsa hemen tıbbi yardım için acil servise başvurmak gerekir.
Bu nöbetler öncesinde herhangi bir öncü belirtinin olmayışı kişi için dezavantajdır . Çünkü nöbet öncesi tedbir alma fırsatı kalmamaktadır. Ne yazık ki böyle ön uyarısız nöbetler tehlikeli kazalara neden olabilmektedir . Bu nedenle bu tür nöbeti olan kişilerin tehlikelere karşı daha dikkatli olması gerekir.
Bir uyarıcı işaret olmadığını söylememize rağmen pekçok kişi nöbetten saatler öncesinde kendisini iyi hissetmediğini, huzursuzluk ve ağırlık hissettiğini söylemektedir. Prodrom olarak adlandırılan bu dönemin algılanması öğrenilirse yararlı olacaktır.

Nedeni?
Hekim tanı koyduğunda, idyopatik, kriptojenik veya semptomatik olarak sınıflandırır.
İdyopatik- bilinen bir sebebi yok
Kriptojenik - sebebi var ama mevcut araştırmalarla belli değil
Semptomatik - sebebi belirlendi
Jeneralize epilepsilerin çoğunluğu idyopatiktir. Beyinde herhangi bir hasar bulunamaz. Bu grup epilepsilerde cerrahi tedavi yapılamaz. Çünkü cerrahi ile çıkarılacak eskarlı alan veya hasarlı doku mevcut değildir. Bunun kötü haber olduğu düşünülebilir. Ancak doğru tanı konulan ve uygun tedavi yapılan jeneralize epilepsi hastalarında nöbet kontrolu oldukça iyi olup, pek çoğunda yaşam kalitesi tedavi ile çok iyi duruma gelmektedir ve kişi normal bir hayat sürdürebilmektedir.

Absans Nöbetleri
Absans nöbetleri jeneralize nöbetler olarak adlandırılan tüm beyine yayılan nöbetlerdendir. Önceleri absans nöbetleri küçük hastalık anlamına gelen petit mal adıyla anılıyordu. Hafif olan bu nöbetler çok sık olursa yaşamı etkileyebilir. Nöbet esnasında kişiyi gözlemleyenler, hayale dalmış zannedebilirler. Ancak absans nöbet sırasında kişi uyarıları algılayamaz ve çevresinden haberdar değildir, kısa süreli bilinç kaybı mevcuttur
Absans nöbetleri erişkinlerde de görülebilir ama nispeten nadirdir. Sıklıkla 6-12 yaş arasında görülür. Kızlarda daha sık rastlanır. İlaç tedavisine iyi cevap verir. Bazı çocuklarda daha ileri yaşlarda tonik-klonik nöbetler ortaya çıkabilir Çocukların ailelerinin % 25-40'ında benzer nöbetler görüldüğü bildirilmiştir.
Çocukların zaman zaman hayallere dalmaları bu nöbetlerin fark edilmesini zorlaştırmaktadır. Bazen günde yüzlerce kez böyle nöbetler görülebilir. Bu okulda öğrenmeyi ve çeşitli aktivitelere katılımı engelleyici olabilir. Cümlenin başını duyup sonunu duymayabilir ve bunun sonucunda çocukta davranış bozukluğu olduğu sanılabilir . Derin derin soluk alıp verme sırasında bu tip nöbetlerde artma görülmektedir. Bu nedenle tanı amacıyla yapılan EEG'de hastaya derin nefes alıp verdirilerek nöbet kaydedilmeye çalışılır. Nöbet sırasında EEG çekilmesinin tanının kesinleştirilmesinde en önemli anahtar olduğu unutulmamalıdır.

Miyoklonik nöbetler veya sıçrama nöbetleri
Çoğumuz uykuya dalarken boşluğa düşme hissi ile birlikte sıçrama hareketi yaparız. Bu epilepside görülen miyoklonik nöbetlerin aynısıdır. "Miyo" kas , "klonus" sıçrama anlamına gelir. Kaslarda kısa süreli ani kasılma ile kendisini gösterir. Bazen tüm vücudu etkiler, bazen tek veya iki kol ile sınırlı kalırken bazen baş da etkilenir. Bu sıçramaların uykuya dalarken olması fizyolojiktir, yani hastalık anlamına gelmez.

Tonik ve atonik nöbetler
Tonik nöbet sırasında tüm kaslar kaskatı olur ve hasta yere düşer. Atonik nöbetlerde ise tam tersi olur, yani kasılma yerine kaslarda gevşeme olur ve kişi yere yıkılır. Ani yere yıkılmaya rağmen hızla tekrar kalkmayı başarırlar. Bu düşmeler genellikle öne doğru olur ve kişi başını yere vurabilir. Çok sık tonik ve atonik nöbetleri olanlarda başa geçirilen kask gibi özel koruyucu önlemler yararlıdır.

Bu konuyu yazdır

  Otizm ve Epilepsi ( Sara )
Yazar: MaSaL - 01-06-2011, Saat: 03:06 PM - Forum: Sağlık - Yorum Yok

Otizm ve Epilepsi ( Sara )


Otistiklerde epilepsi görülme oranı %4-32 (otistiklerin yaklaşık 1/3'ü) arasındadır.
Otistik çocuklarda bu nöbetlerin, en sık ilk 3 yaşta ve ergenliğe geçiş olmak üzere 18 yaşına kadar, hastaların %25-35'inde görüldüğü belirtilmiştir. Hastalarda ciddi EEG anomalileri sık olup, uykuda, değişik zamanlarda veya daha sık yapılmış kayıtlarında bozukluğa rastlama oranı %80 olarak bildirilmiştir.

West sendromu ve Landau-Kleffner sendromu gibi bazı epileptik sendromlar otizmle yakından ilişkilidir. Antiepileptik tedaviye yanıt veren ve geri dönüşümlü epilepsi- otizm tabloları da bulunmaktadır. Angelman ve Rett sendromu gibi genetik hastalıklar çerçevesinde otizm, ağır EEG anormalliği ve durdurulamayan dirençli epilepsi nöbetleriyle de ilişkilidir. Otizmde epilepsi nöbetleri gözden kaçabilecek kadar farklı ve çeşitli olabilir. Örneğin anlık dalma nöbetlerini tanımak zor olabilir. Eğitimcilerin dikkatini bu tip nöbetlerin çekmesi hiç de seyrek rastlanan bir olgu değildir, ayrıca gözden kaçan epilepsi nöbetleri çocuğun gelişimine ve eğitimine zarar verebilir. Otizmde epilepsi nöbetleri,belirgin bir nedene bağlı olan semptomatik nöbetler halinde daha çok ortaya çıkar.
Otizm ve Zeka Geriliği
Otistiklerin %70’inde Mental Retardasyon yani zeka geriliği görülmektedir.Kişinin zeka geriliği tanısı alabilmesi için aşağıdaki kriterlerden en az ikisinde yetersizlik olmalıdır: iletişim, kendine bakım, ev yaşamı, toplumsal / kişiler arası beceriler, toplumsal olanaklardan yararlanma, kendi kendini yönetip değerlendirme, okulla ilgili işlevsel beceriler, iş, boş zamanları değerlendirme, sağlık ve güvenlik .Başlangıcın 18 yaşın altında olması gerekmektedir.
Şu şekilde sınıflandırılır:
1.Hafif derecede zeka geriliği: Zeka bölüm düzeyi 50-55 ile yaklaşık 70 arasındadır. Bir miktar konuşma geriliği olabilir, ama günlük konuşmaları yürütür. Motor gelişme normaldir, karmaşık olmayan günlük işleri yürütebilir. Zeka sorunu 10’lu yaşların sonlarında belli olur, ancak 6. sınıf düzeyinde okul becerisi gösterir, ilköğretimi özel eğitim eşliğinde bitirebilir. Erişkin yaşlarda kendi başına yaşayabilecek toplumsal ve mesleki işlevleri becerebilir, ancak bir stres faktörü karşısında denetim ve yönlendirilmeye ihtiyaç duyar. Zeka geriliğinin %85’ini bu grup oluşturur.

2. Orta derecede zeka geriliği:
Zeka bölümü düzeyi 35-40 ile 50-55 arasıdır. Anlama ve dil yetisinde, kendine bakma ve motor becerilerde gerilik vardır. Özel eğitimle 2. sınıf düzeyinde okuma yazma ve saymayı öğrenebilir. Basit talimatları alır, çok karmaşık olmayan sosyal etkinliklere uyum gösterip katılabilir. Erişkinlikte yarı beceri isteyen işlerde çalışabilirler, ancak hayat boyu denetim gerekir. Zeka geriliklerinin %7-10 civarını bu grup oluşturur.

3.Ağır zeka geriliği: Zeka bölümü düzeyi 20-25 ile 35-40 arasıdır. Belirgin motor gerilik vardır. Dil yetisi çok az ve geç gelişir. Kendilerine bakımla ilgili çok az ve basit işler yaparlar. Genel olarak yaşam boyu bakım ve denetime gerek vardır. Bu grup, zeka geriliğinin %3-4’ünü oluşturur.

4.İleri derecede zeka geriliği:
Zeka bölümü düzeyi 20-25’in altındadır. Grubun %1-2’sini oluştururlar. Çok basit talimatları ve açıklamaları güçlükle anlayabilirler. Çoğu, ağır motor gerilik ve sakatlık nedeniyle hareketsiz kalır ya da yardımla hareket eder. Tüm hayati işlev ve bakımlarını başkaları yapar. Beyin zedelenmesi fazla olup, epilepsi, hareket, görme ve işitme bozuklukları görülebilir. Çoğunun yaşamları uzun sürmez.

Mental retardasyonun öğrenme bozuklukları ya da iletişim bozukluklarından farkı, bu bozukluklardaki zeka gelişiminde ya da uyum fonksiyonunda bir yetersizlik olmamasıdır.
Otizm ve Hiperaktivite
Dikkat eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) bireyin yaş ve gelişim düzeyine uygun olmayan aşırı hareketlilik, istekleri erteleyememe (impulsivite) ve dikkat sorunlarıyla kendini gösteren psikiyatrik bir bozukluktur.
Hiperaktivite bozukluğu olan çocukların beyinlerinde dopamin salgısının eksik olduğu düşünülmektedir. Bu çocuklarda beyin ön bölgesi iyi çalışmaz. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun bir nedeni de kalıtımsal etkenlerdir. Özellikle babadan genetik olarak gelen bir eğilim olduğu düşünülmektedir.
Ortalama rastlanma sıklığı %5-10 dur. Erkeklerde kızlara göre 3-9 kez daha sık rastlanır. Bu bozukluğa sahip çocukların özellikleri birbirinden farklılıklar gösterir. Tanının konulması okul çağına kadar sarkabilir. Genelde çocuk ilkokula başladığında, yani 6-7 yaşlarında fark edilir. Bazı çocuklar da ise anaokulunda grup disiplinine uymama gibi davranışları sebebiyle fark edilebilir.
Hiperaktif bir çocuk aceleci ve sabırsızdır. Çok konuşur, söz keser, dikkatsizdir, ani tepki gösterir. Durup dururken yola fırlar, istediği şeyin hemen olmasını ister, kurallara uymaz ve başı sık derde girer. Motor takılmış gibi hareketlidir. Az uyur, unutkandır. Arkadaşları tarafından dışlanır. İlişkilerinde zorluklar yaşar. Anneler çocuklarını kontrol altına alırken oldukça zorlanırlar. Bu çocuklarda agresyon, anksiyete gibi bulgulara da klinik tabloda sıkça rastlanır. Çoğu zaman yaramazlıkla hiperaktivite birbirine karıştırılır.
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocukların büyük çoğunluğu aynı özellikler göstermesine rağmen bireysel farklılıklar dolayısıyla tedavi boyunca yapılacak etkinlikler birbirinden farklılık gösterir.
Otistik çocukların büyük bir bölümünde de dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna rastlanır. Otistiklerin büyük bir bölümünün dikkati oldukça dağınıktır. Özellikle aşırı hareketlilik iki yaş civarında fazlasıyla belirgindir. Otistik çocukların bir kısmında bu hiperaktivite ve dikkat eksikliği sendromu uzun süre devam eder. Dolayısıyla da en temel sorunlardan biri haline gelir. Zaman içinde aşırı hareketlilik dönemleri azalır ya da aşırı aktif dönemleri, hareketliliğin az olduğu dönemler izler. Aşırı hareketliliğin sadece belirli bir ortamda ve durumda görüldüğü de olur.
Otizmdeki başlıca sorunlardan birinin dikkati sağlayan sistemde olduğu düşünülmektedir. Bu yüzden otizmin hiperaktivite ve dikkat eksikliği sendromuyla uzaktan da olsa bir yakınlığı olduğu düşünülmektedir.
Otizm ve Özel Öğrenme Güçlüğü
Özel Öğrenme Güçlüğü; disleksi, diskalküli, disgrafi... gibi birkaç alt bölümden oluşan; dinleme, konuşma, okuma, yazma, akıl yürütme ile matematik yeteneklerinin kazanılmasında ve kullanılmasında önemli güçlüklerle kendini gösteren bir öğrenme bozukluğudur.
İlkokula başlayan Özel Öğrenme Güçlüğüne sahip çocuklarda; okumayı geç öğrenme, hatalı veya eksik okuma, okuduğunu anlamada zorluk, yavaş okuma hızı, eksik, bozuk, hatalı yazım ve matematiği kavramada zorluk gibi belirtilerle kendini gösterir. Bazen hafif formları fark edilmeyebilir.
Özel öğrenme güçlüğünde görülen bu belirtiler zeka düzeyinin düşük olduğuna işaret etmez, hatta üstün zekalı veya üstün yetenekli çocuklarda dahi görülebilmektedir. Zihinsel engelli çocuklarda performans pek çok farklı alanda genel bir düşüklük gösterirken, özel öğrenme güçlüğüne sahip çocuklarda özellikle okuma, yazma veya matematik alnındaki becerilerin kazanılmasında bir güçlük şeklinde kendini gösterir.
Özel öğrenme güçlüğü olan çocuklarda dikkat bozukluğu da görülür. Bu nedenle bu çocuklara bir uzman tarafından sistemli bir dikkat eğitimi verilmelidir. Sözel, işitsel, görsel eğitim metotları seçilmelidir. Sınav sorularını çabuk okuyamazlar ve cevapları yeterli sürede yazamazlar. Bu nedenle bu çocuklara sözlü sınav yapılması daha etkin olur. Çoktan seçmeli sınavlarda (test) daha başarılı olurlar.
Özel öğrenme güçlüğü gösteren çocuklarda en çok dikkat çeken alan disleksidir. Disleksi, doğuştan gelen gelişimsel disleksi ve travmaya bağlı disleksi olarak ikiye ayrılır. Doğuştan gelen disleksi, doğum öncesi ,doğum sırasında ve doğum sonrası oluşan komplikasyonlara bağlı olarak ortaya çıkar. Annenin hamilelik sırasında yetersiz ve dengesiz beslenmesi, geçirdiği enfeksiyonlar ve bilinçsiz ilaç kullanımı, uzun ve zor doğum, plasenta anomalileri, doğumdan sonra bebeğin nefes almasındaki gecikme ve geçirdiği ateşli hastalıklar disleksiye neden olabilir. Kalıtsal etmenlere bağlı olarak da disleksi ortaya çıkabilir.
Erken tanı bu çocukların gelecekte alacakları eğitimin tespiti açısından çok önemlidir. Bu konuda çocuğa yardımcı ve destek olunmalıdır.
Dislekside görülen klinik özellikler şunlardır:
Okuması yavaştır, özellikle bilmediği ve uzun kelimeleri okumakta duraklama ve okuyamama görülür. “p,b,d” ya da “h,y; s,z” harflerini birbiri ile karıştırır. Kelimeleri kısaltarak ve tahmin ederek okur. Yüksek sesle okurken anlamlı ritim, tını ve ton verme bozuktur, vurgu yanlış olabilir. Okuduğu öykünün anlamını çıkaramaz. Yazma bozuktur. Birbirine yakın kelimeleri ayıramaz. Satır takibini karıştırabilir.satır başına geçmede zorluk çeker. Kelime atlayıp, okumayı reddedebilir ya da bambaşka bir kelime yerleştirebilir.

Kaynak:TODEV | Ana Sayfa

Bu konuyu yazdır

  Tarih: 05-11-2026, 09:30 PM