| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.
|
| Kimler Çevrimiçi |
Toplam: 173 kullanıcı aktif » 0 Kayıtlı » 168 Ziyaretçi Applebot, Baidu, Bing, GoogleBot, Yandex
|
| Son Aktiviteler |
Bir Demet Söz
Forum: Güzel Sözler
Son Yorum: SunSet
05-07-2026, Saat: 11:22 AM
» Yorumlar: 70
» Okunma: 10,462
|
Kur’an’da Allah Zekâtı, M...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
05-03-2026, Saat: 11:57 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 43
|
İslam’ı Yaşarken İzlediği...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-30-2026, Saat: 01:06 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 36
|
Allah’ın Bizlere Güvendiğ...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-25-2026, Saat: 11:04 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 62
|
Allah’ın Dini İslam’ı Yaş...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-24-2026, Saat: 12:01 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 60
|
Saff Suresi 6. Ayet Üzeri...
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-18-2026, Saat: 12:14 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 57
|
Namaz Dinin Direği Midir?
Forum: İslam
Son Yorum: halukgta
04-13-2026, Saat: 10:12 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 76
|
Atatürk'ün Çocukluk Anıla...
Forum: Hayatı ve Anıları
Son Yorum: Serdar102
03-28-2026, Saat: 09:08 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 122
|
Mavi'ye..
Forum: Aşk Hikayeleri
Son Yorum: SunSet
03-11-2026, Saat: 08:23 AM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 207
|
Keloğlan Çataltepe Tekfur...
Forum: Hikaye Uydurma Bölümü
Son Yorum: Serdar102
02-12-2026, Saat: 11:45 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 381
|
|
|
| Ellerini Getir Bana . . . |
|
Yazar: Hasretiim - 01-22-2011, Saat: 02:13 AM - Forum: Aşk (Genel)
- Yorumlar (1)
|
 |
Ellerini getir bana geçmiş zamanlardan
Hani güneşin yağmura yağmurun güneşe
Bulandığı parmaklarından
Ellerini getir...
Koyu sancılarıma kızıl yaralarıma dokun
Daha önce hiç dokunmadığın kadar
Ellerini getir bana buruşmuş zamanlardan
İzleri silinecek tenimizden ayrılığın
Öptükçe akacak dudaklarından
Hiç gelmediğin kadar gel şimdi
Sevilmediğin kadar sevileceksin
Ne kalmışsa üstünde benden bence
Sıyırıp atacağım kuytularından...
Sana seni fısıldayarak uyanacağım sabahlara
Ve sana sokularak ışıyacağım karanlıklara
Her yerim sen olacak her yerin ben
Dayanamayacak yüreklerimiz anlık ayrılıklara
Ellerini getir bana buruşmuş zamanlardan
Hani güneşin yağmura yağmurun güneşe
Bulandığı parmaklarından
Ellerini getir...
Koyu sancılarıma kızıl yaralarıma süreceğim...
[SIZE=4]Sana beni bana seni hiç sevmediğimiz kadar
Sevdireceğim...
Ellerini getir ellerini....[/SIZE]
|
|
|
| Yasak ama; Sarıl bana |
|
Yazar: history - 01-22-2011, Saat: 01:47 AM - Forum: Aşk (Genel)
- Yorumlar (4)
|
 |
Her tarafımı acıtıyor gece
İmkansızlıkları düşlüyorum belki de kimbilirUmutlarım sokak ortasında delice koşan bir çocuğun vurulup ölmesiydi artık.
Uykum uzaklaşıyor bedenimden
Gözlerimin su yolları taştı
Göz yaşlarımla söndürüyorum yokluğunun ateşini
Ellerini tutmak aşk hırsızlığına giriyor
Yasak ama; sarıl bana
Buna gerçekten ihtiyacım var.
Tüm yollar sana çıkıyor parmaklarım seni çiziyor vücuduma
Yapraklarım dökülüyor; gözlerime güneş batıyor
Sen okunması gereken bir şiir iken ben yorgun bir nefesim artık.
Terk edilmiş sevinçlerim hasret uykusundaDilimde acı tarafından bir tutam şarkı sözüHayat 3 yanlışım dan biri olarak seni götürdüBirbirine karıştı gözyaşları ve gülücükler
Bizim hiçbir masalımız olmayacak mı anlatılacak?
Kalbim ellerimden küçük peki ya yaşattıkları?
Dile getiremediğim sözlerimin içinde boğuluyorumGitmeliyim henüz çatlaklarımdan ayrılmadan
Kırılmadan orta yanımdan
Yasak ama; Sarıl bana
Buna gerçekten ihtiyacım var.
|
|
|
| Şimdi seninle uyumak vardı.... |
|
Yazar: history - 01-22-2011, Saat: 01:38 AM - Forum: Aşk (Genel)
- Yorumlar (2)
|
 |
Simdi seninle Uyumak vardi Bitanem
basimi yaslayip Gögsüne Dalip gitmek...
senli Rüyalara..
simdi Seninle Uyumak vardi askim
yildizlari seyredip gündogusuna
seninle uyanmak vardi..
soguk gecelerimi nefesinle isitman vardi...
simdi seninle uyumak vardi...
uyanmak ve sana sarilmak vardiyaa.... simdi
En uzaklarda çivileniyorum sensiz.
Serin mavilikleri gizliyorum
Düşlerimden
[b]Göz yaşlarımı resimliyorum[/b]
[b]Şiirlerime.[/b]
[b]yoksun....[/b]
Şimdi seninle uyumak vardı....
seninle
|
|
|
| Arpacık tedavisi |
|
Yazar: Hasretiim - 01-22-2011, Saat: 01:31 AM - Forum: Sağlık
- Yorum Yok
|
 |
Arpacık sık karşılaşılan bir sorundur. Etkilediği gözkapağı bezlerine göre ikiye ayrılır. Gözkapağının dışında kirpiklere bağlı yağ bezleri vardır. Bunlar, gözün yüzeyini koruyan yağı (sebum) salgılarlar. Bazen salgı bezi kanalı tıkanır ve içerde kalan bakteriler "dış" arpacığa neden olurlar.
Gözkapağının içinde ise, "meibom bezleri" denen bir dizi bez daha vardır. Bunlar da yağ bezleridir, ancak kirpiklerle bağlantılı değillerdir, gözkapağının arka yüzüne açılırlar. Burada oluşan bir tıkanıklık ve enfeksiyon da "iç" arpacığa neden olur.
Diğer enfeksiyonlarda olduğu gibi, genel olarak beden sağlığının bozuk olması ve direnç düşüklüğü de arpacığın sık görülmesine neden olur.
Arpacık ortaya çıkmadan birkaç gün önce gözde kaşınma ve batma hissi başlar. Arpacık bir iki günde ortaya çıkar. Küçük, ağrılı bir nokta biçiminde başlar; sonra şişerek belirgin kırmızı bir püstül (içi irin dolu kabarcık) halini alır. Dış arpacık kolayca tanınır. Ama iç arpacığın görülmesi için gözkapağını dışa doğru çevirmek gerekir. Şişen meibom bezi gözkapağını gerdiğinden iç arpacık, dış arpacıktan daha ağrılıdır.
Arpacıkla birlikte gözkapağındaki ağrı ve batma hissi artar. Işık ağrıyı artırır (fotofobi) ve göz sürekli sulanır. Fotofobi, göz sulanması ve sürekli burnunu çekme, çocukta, kızamık gibi daha ciddi bir hastalığı akla getirebilir.
Oluşan iltihabın boşalmasını sağlamak önemlidir. Sıcak kompres, kan akımını artırıp gözkapağını yumuşatarak ağrıyı azaltır ve enfeksiyonun iyileşmesini kolaylaştırır. Basit bir sıcak kompres, tahta bir kaşığın çevresine pamuklu bir kumaş ya da pamuk sarıp sıcak suyun altına tutularak yapılabilir. Su dayanılabilir sıcaklıkta olmalı ve kaşık her seferinde kapalı göz üstünde en az 10 dakika tutulmalıdır. Dış arpacığın yerleştiği kıl kökü kolayca fark edilir. Kirpik bir cımbızla alınırsa, arpacık kendiliğinden boşalır, ağrı ve şişlik azalır.
Gözü ovuşturmak, enfeksiyonu bulaştıracağı için zararlıdır.”
Halk tıbbında arpacık tedavisi
Arpacık için halk tıbbında yüzyıllardır kullanılan etkili bir ilaç var: Sarımsak. Arpacık çıkacağını hissettiğiniz zaman, veya arpacık çıktıktan sonra uygulayabilirsiniz. 1 diş sarımsağı bıçağın tersiyle hafif ezerek kabuğunu soyun. Daha sonra, hiç bıçak değdirmeden elinizle ikiye ayırın. Sarımsağı bu böldüğünüz yerinden arpacığın üzerinde bekletin. Şimdiden söyleyelim, gözünüz çok yanacak, canınız acıyacak. Yarım saat kadar gözünüzde beklettikten sonra ılık suyla gözünüzü yıkayın.
Arpacığın üzerine sık sık ılık suya veya çaya batırılmış pamuklu bez kapatmak da iltihabın kolay erimesini sağlıyor.
Çoğu hastalık gibi, arpacık da vücut direncimiz zayıfladığında, aşırı gergin, yorgun, zayıf düştüğümüzde ortaya çıkar. Vücudu güçlendirmek beslenmenin düzeltilmesi şarttır. Normalde yediğinizden daha fazla sarımsak yemeniz arpacığın tedavisine yardım eder. Güçlenmek için ısırgan çayı da içilebilir.
Bitkisel tedavi kitaplarından diğer yöntemler:
Dr. James Duke’nin dilimize “Yeşil Eczane” ismiyle çevrilen kitabında arpacık tedavisi için tavsiye edilenlerden bazıları şöyle:
• Patatesin iç kısmını rendeleyip bir bezin içine koyun. Bu bezi arpacığın üzerine kapatın.
• Mayıs papatyası çayı (1 fincan kaynar suyun içinde 1 çay kaşığı kuru Mayıs papatyası 2-3 dakika bekletilir) ılıkken içine pamuk veya pamuklu bez batırılıp göze yatırılır.
• Bol miktarda sarımsak, çiğ sebze ve meyve yenir.
Niyazi Eröztürk’ün “Ev İlaçları” isimli kitabında arpacık tedavisi için önerilenler:
• 2 çorba kaşığı dövülmüş keten tohumu 2 su bardağı kaynar suda 5-6 dakika bekletilir. Temiz bir bez parçası bu suya daldırılıp kapalı gözün üstüne yatırılır. Uygulama süresi 15-20 dakikadır, günde 2-3 kere tekrarlanır.
• Haşlanmış 1 patates çatalla ezilir. 1 yumurta sarısı ve sıcak süt eklenerek lapa yapılır. Temiz bir bezin üstüne sürülür. Patatesli kısım göze değecek şekilde kapalı göz kapağına yatırılır. Uygulama süresi 15-20 dakikadır, günde 2-3 kere tekrarlanır.
• 1 tatlı kaşığı rezene veya atkuyruğu bitkisi 1 su bardağı kaynar suda ılıklaşana kadar bekletilir. Temiz bir bez parçası bu suya daldırılıp kapalı gözün üstüne yatırılır. Uygulama süresi 20 dakikadır, günde 2-3 kere tekrarlanır.
|
|
|
| Aşk ebruli bir tebessümdür kalbime... |
|
Yazar: MaSaL - 01-21-2011, Saat: 04:46 PM - Forum: Aşk (Genel)
- Yorum Yok
|
 |
Aşk ebruli bir tebessümdür kalbime...
Hiçbir şey gönlümde büyüttüğüm kadar saf değil.
Hiçbir şey senin kadar masum değil içimde ki çocuk.
Kim demiş sadece dumanlı dağlara kar yağar diye.
Tüm karlar gönlüme yağar asıl.
Ardından buzullar oluşur eteklerimde.
İlmek ilmek dokunur damarlarıma simsiyah sözcükler.
Her kelime dağ olur gönlümde. Her kar tanesi bir aşk türküsü
Notaları yoktur bu türkünün. Bu türkünün notaları
ikinci cemre düşende gönle, yeniden bestelenir.
Aşk ebruli bir tebessümdür kalbime.
Sonrası mı ?
Koyu bir sessizlik.
Ardı sıra bir yıldız kayması
Yürek patlaması.
Suskunluğumun kıyametidir bu an.
Tüm mahşerler gözlerimde
Asi iç çekişler kapıları çarpan ellerimde
Ve ahlar yumruğumu vurduğum masalarda,
cam kırıklarında
Sen asi gecelerin berfin-i! Aşkı ne sandın kırmızı bir gül mü?
Bilemedin.
Aşk kurumuş bir güldür, gitmekle kalmak arasında ki şeydir.
Dur. Hemen korkma. Unutma ki gökyüzünün
en parlak yıldızı hala orada.
Ve aşk gönlünde hala dipdiri
Tüm sırlı yıldızların adları bende saklı.
Yeryüzünün tüm denizlerine düşen yakamozlar
benim gözlerimde ışıldar.
Bir ben bilirim suskunluğumun tarihini.
Her gece bir ben dokunurum gökyüzünün en parlak yıldızına.
Ve her sabah güneşin kaskatı kaldırımlara
cansız düştüğünü bir ben görürüm.
Şimdi aşk kimsesiz bir çocuğun gözleri kadar yalnız yüreğimde
Sen olmasan ne anlamı kalır göğün? Tüm aşk
eşkıyalarının yüreklerini sonsuza dek kelepçelesek
aşk terörden kurtulur mu? Kurtarmaya yeter mi bu aşkı?
Kelebekler kanatsız kalınca ve sevda yorulunca
yüreğimi ellerimin arasına alıp gidiyorum işte.
Bu şehir gelince aklıma hatırladığım hiç bir şey olmamalı.
Güneşe yürümek gibi bir şey bu şehri terk etmek fikri
Şimdi konuşurken, aşk karanlığın ortasında intiharı bekliyor.
Ve kar yağıyor
Artık her kar tanesi borandır, fırtınadır.
Çığ düşünce beklentilerime aşkımın kıvrımları kana bulandı.
Aşkımın böğrüne bir hançer saplandı.
Adamakıllı sendeledi aşk. Adamakıllı afalladı.
Bu aşk neden hep böyle haleli
Bazen hasretler olabildiğince zirveye çıkar.
Gözyaşlarıysa kuytularda gizlenir.
O vakit dünya kadar yıldız düşse önüme ben yine
kendi yıldızımı isterim. Bunu adına ne denir,
bilmem. Ama aşk ağrır ellerimde.
Bu gece kar yağıyor, alarm veriyor şehrin karanlıkları.
Ölümse olanca esmerliğiyle duruyor kalbimde.
Ellerim, ellerim ve gözlerim yanıyor.
Yüz binlerce melek saçlarıma tane tane düşüyor.
Şehir serseri edasıyla sabahı bekliyor.
Bense kar tanelerinin aşka kaval çalışını.
Gece biter.
Yıldızlar söner.
Türküler, tanığı sevdamın
…
. şubat
. akşam
. soğuk
|
|
|
| Kanarmı Hiç Balığın Yarası? |
|
Yazar: MaSaL - 01-21-2011, Saat: 04:45 PM - Forum: Aşk (Genel)
- Yorum Yok
|
 |
Kanarmı Hiç Balığın Yarası?
Gece soğuk..
tenimde bir ürperti...
Adımlarım ürkek...
eksik...
Bu duygu, kendimi uçsuz bucaksız bir çölün ortasında kavrulup da sonu olmayan,
karanlık, buz gibi okyanusa bırakmak gibi...
Ağır yaralı sulardan geçiyorum...
duraksız ...
soluksuz kalıyorum ...
Kendimi bırakıyorum hırçın dalgalara,yüzeye çıktıkça vuruyor ayın ışıldayan yüzü yüreğime...
Ay’a aşık oluyorum...sana... sonra seni içime işliyorum.
tenime derin çizgiler çekerek, yaralayarak kendimi adını yazıyorum en kuytu köşeme,
seni yerleştiriyorum ömrümün en orta yerine...
Bazen sen olmuyorsun ...
gecenin en karanlık olduğu vakitlerde yüreğimi de o çaresiz katran karası gecede bırakıyorsun ...
adını yazdığım yerlerden sızıyor acım...
sızlıyor içim...
güneşin dogmasını beklemedim hiç...
ay ışığına tutuldum ...
kapkaranlık geceme doğan sana tutuldum,
uzaktasın ama senin gözlerinden yol alıyorum ışığa varmak için...
bir tarafta senin sonsuzluğun diğer tarafta kapanmak bilmez bir yara, kanar durur ...
zifir rengi sulara anlatıyorum seni...
yüzüme vurmasa da artık ışığın,
birgün bulutların arasından sıyrılıp yine karanlık bir geceye doğacağını biliyorum...
Bazen karaya vuruyorum!
Bazen savruluyorum!
Bazen çırpındıkça yaralıyorum kendimi!
her ne kadar kapanmasa da bu yara...
seni de seviyorum, açtığın yarayı da, ömrümün en orta yerine mühürlediğim adını da...
şimdi sen söyle...
KANAR MI HİÇ BALIÄžIN YARASI?
\"Mücadeleyi bırakırsan,çığlıkların boşlukta kaybolur gider...\"
Balık Yarası'ndan...
(O benim... )
|
|
|
|