:: Duygusuz.com - Dostluk ve Arkadaşlık Sitesi

Orjinalini görmek için tıklayınız: Sessizliğimin İçindeki Sen...!
Şu anda (Arşiv) modunu görüntülemektesiniz. Orjinal Sürümü Görüntüle internal link
Ruhum istemiyor, ayaklarım sürüklemiyor.. Girilmesi gereken yere doğru atılan her adım boşluğa uzanıyor hissini veriyor.. Dönüp ardıma baktığımda ellerimden kayıp giden yaşamın gözyaşları düşüyor gölgeme..Düşünüyorum, düşünüyorum.. kendimi avutmak için bulduğum nedenlerin hepsi anlamsız geliyor..Bir şeylerin bittiğini bile bile, sona ermişliğin külleri savrulur...ken hangi ateş ile avutabilir ki insan kendini?

Kendimi oyalama adına buluğdum oyunlar bir süre sonra sıkıyor, sayfalarında kaybolduğum kitaplar anlamsızlaşıyor ve dahası, kendimi dinleme molalarım canımı sıkmaktan başka bir işe yaramıyor..

Sen ise sanki kendine duvarlar örüyorsun.. Sırrını kimseye vermek istemeyen ustalar gibisin.. O kadar sağlam ki duvarların, biliyorum ne kadar ararsam arayayım içine girebileceğim bir kapı bulamayacağım.. Olsun diyorum.. Duvarlarını beyaza boyayıp, çiçekler ekiyorum.. gözlerimi kapıyorum beyazlar siyaha dönüyor..Çiçeklerim ise büyümüyor.. Dikenler bitiyor duvarlarının topraklarından.. siyahlar ağlıyor, yeşiller soluyor..

Sen susuyorsun..
Kendime yalanlar söylüyorum, yalanlarıma kendim bile inanmıyorum.. Yalan düşlere akıyor, düşler yalana sarılıyor.. gerçekleri görmezden geliyor, kendime kör muamelesi yapıyorum.. Gözbebeklerim öldükçe karanlıklar büyüyor ve içimde durmaksızın bir şeyler bitiyor.. Biliyorum
Sokağıma gece düşünce içimdeki tüm ışıklar sönüyor.. Ellerimin arasından kayıp gidiyorum.. kendimi bile tutmaya mecalim yok.. Gözlerim gökyüzünde, ellerim sana doğru uzanıyor.. Hayır, düşüyorum kurtar beni demek için değil ellerimi uzatışım..Sadece.. sadece sana dokunmayı özlediğimden..

Eksik bir şey var mı, neden bu tarifsiz keder hayatımda dedikçe yalnızlığım değiyor dudaklarıma, konuşamıyorum.. Uzayan geceye çektiğim perdelere rüzgar çarpıyor.. Bilmediğim diyarlardan gelen soğuk iklimler doluyor hücrelerime..İçimi ısıtmalıyım diyorum ve çok sevdiğim çayı demlemek için ayağa kalktığımda çay kavanozuna yalnızlığımı doldurduğumu unutmuş olduğumu hatırlıyorum..
Soğuk mermerlerden yaptığım eşiğe diz çökerken duvarlar yükselmeye başlıyor yeniden.. Bir sırada ben örmek istiyorum kendi mabedime, gel gör ki hayat ile yarışamıyorum..
Ben bir sıra ördükçe, hayat beş sıra örüyor
ve duvarlar ,

yükseliyor

yükseliyor..

yükseliyor..

Yıldızların yolladığı ışıklar bile sızamıyor surlardan..
Beklediğimin gelmeyeceğini bilen bekleyişim sessizce yanıma geliyor.. Birlikte geçmişi yad ederken, çok zamandır kumdan kaleler yapıp bir dalganın gelip kaleyi benden alışını beklemediğimi hatırlıyorum.. Ne çok zaman geçmiş deniz kabuğu toplamayalı.. Çıplak ayaklarımı kuma değdirmeyeli sanki asırlar geçmiş gibi..
Kim bilir kaç yağmur damlasını öpmedi saçlarım.. Arayıp sormadığım ay ışığı tenime küsmüş olmalı.. O kadar sessizleşmiş ki hayallerim, inceltilmiş yalnızlık nağmeleri yankılanıyor kulağımda..

Biliyor musun; Sana zamansız ve anlamsız seslenişlerimde

sorduğum sorulara beklediğim hiçbir cevap yok aslında..



''Gönderilmemiş aşk mektupları''