:: Duygusuz.com - Dostluk ve Arkadaşlık Sitesi

Orjinalini görmek için tıklayınız: Afetler Çocukları Ebeveyne Bağımlı Yapar
Şu anda (Arşiv) modunu görüntülemektesiniz. Orjinal Sürümü Görüntüle internal link
afet-cocuk.jpg

Afet sonrası akut dönemde çocukların ruhsal açlıkları çok daha fazla olur ve anne-babalarına daha bağımlı hale gelir.
Uzm.Dr.R.Hülya Bingöl
Çocuk ve Ergen Psikiyatristi
Cerrahpaşa Tıp Fak. Çocuk Ruh Sağ. ve Hast. A.D

Travmatik ve şiddet içeren afetlere maruz kalma çocukta kaygı ve depresif bozukluklara da yol açar. Çocukta davranış değişikliği fark edildiğinde, zaman kaybetmeden uzman yardımı almak gerekir.
Afetler genel tanımıyla insanlar için fiziksel, ekonomik, ve sosyal kayıplar doğuran, gündelik yaşam faaliyetlerini durdurarak veya kesintiye uğrayarak, insan topluluklarını etkileyen ve etkilenen topluluğun kendi imkan ve kaynaklarını kullanarak altından kalkamayacağı, üstesinden gelemeyeceği doğal, teknolojik veya insan kökenli olaylardır.
Afetler bireyler tarafından travmatik olarak algılanır, insanlığın normal deneyimlerinin dışında bir olaydır. Bu nedenle fiziksel yaralanmaların dışında psikolojik sorunlara da zemin hazırlar. Yapılan araştırmalar yetişkinlerin %25 oranında depremler sonrasında akut travmatik stres bozukluğunun görüldüğünü bildirmişlerdir.
Çocuklar sadece kendileri afet kurbanı oldukları için değil, ailelerinin olay sonucu yaşadıkları korku ve rahatsızlık düzeyi nedeni ile de etki altındadır.
Afetlerin Doğası
Afetin doğası ve şiddeti çocukların psikolojik tepkilerini etkiler. Çocukların birinci tip afetlere karşı gösterdikleri tepkiler, insan aktivite ve ihmallerinin neden olduğu afetlere gösterdikleri tepkilere göre daha farklıdır. Deprem, fırtına, sel gibi doğal afetler çocuklar için savaş veya terör yanında daha az ruhsal yaralayıcıdır. İnsan kökenli afetler daha çok bunaltı ile bağlantılıdır. Savaşlar kronik travmaya maruz kalınan afetlerdir, kayıplara tanıklık eden çocukların ruhsal durumları erişkinlerle aynı düzeyde etkilenir. Farklı streslerin, farklı psikopatolojiler yaratacağı unutulmamalıdır.
Ebevynlerin Verdiği Tepkilerin Çocuklara Etkisi
Afetlerin çocuklar üzerindeki etkisini doğru değerlendirebilmek için, afetin anne-baba üzerindeki etkisine bakmak doğru bir yoldur. Örneğin 11 Eylül sonrasında Manhattan semtinde erişkinler arasında depresyon görülme sıklığı 2 kat artmıştır. Afet sonrası akut dönemde çocukların ruhsal açlıkları çok daha fazla olur ve çocuklar anne-babalarına daha bağımlı hale gelirler. Ebeveynlerin travmaya maruz kalması çocukların psikolojilerini olumsuz yönde etkiler. Bir erişkinin değişken duygu durumu veya davranışı çocuğun kaygısını artırır. Ruhsal açıdan sıkıntılı ebeveynler çocukların o andaki duygusal ihtiyaçlarını algılamakta sıkıntı yaşayabilir.
Travmatik süreçler çocuklarda davranış bozukluklarına, dikkat eksikliğine yol açabilir. Çocukların afetlere karşı gösterdikleri tepkiler geçici, orta dereceli stres reaksiyonları olacağı gibi, daha şiddetli ve uzun süreli stres bozukluğu da olabilir. Bu tepkiler; cinsiyet, gelişim evresi, çocuğun sosyal desteği ve travmaya maruziyet şiddetine bağlıdır.
Çocuğun afet sonrası tepkilerinin evreleri:
1.Evre : Afetten hemen sonra başlar, korku, inançsızlık, inkar, yas ve eğer birincil yakınları zarar görmediyse rahatlama duyguları ön plana çıkar. Aşırı fedakarlıklar yapar, dayanıklılığını güçlendirir.
2.Evre: Afet sonrası ilk bir-iki gün veya haftalar içinde gelişir. Çocuklarda yalnız kalma korkusu, üzüntü, depresif semptomlar, agresif davranışlar, gelecekle ilgili olumsuz düşünceler ile gelişir. Oyunlarının konusu genelde travmatik olayla ilgilidir. Bu bulgular çocuğun travma sonrasında iyileşme bulgularıdır ve birkaç haftada düzelmesi beklenir. Ciddi kayıpları olan veya davranışsal değişiklikler gösteren çocukların afet sonrası ilk bir ay içinde danışmanlık hizmetlerinden fayda göreceği bildirilmiştir.
Bu bulgular bir ay sonunda düzelmiyorsa çocukta stres bozukluğu, şiddet eğilimi, karşıt olma semptomları yaşanıyorsa çocuk ruh sağlığı uzmanlarından yardım alınmalıdır.
Gelişim Evreleri Ve Afetler
Gelişim evrelerine göre çocuklar dünyayı ve çevrelerini farklı algılarlar ve dünyaya kendi merkezlerinden bakarlar. İçinde bulundukları gelişim evreleri, bireysel olarak travmaya karşı verdikleri yanıtı değiştirir ve sonuç olarak uyum açısından çok çeşitli süreçler gözlemlenebilir. Ruhsal müdahalelerin burada gelişim evresine uygun gerçekleştirilmesi ayrıca önem taşır.
Erken çocukluk döneminde çocuk travma sonrasında mod değişiklikleri, kaygı ve davranış değişiklikleri ile karşımıza çıkar. Küçük çocuklar afetin sonuçları, daha büyük çocuklar ise afetin nedenleri ile ilgilenir. Büyük çocuklarda depresyon görülmesine rağmen, yaşanan aşırı kaygı gerçekçi olmayan spesifik korkulara dönüşebilir. Onların davranış değişiklikleri öfke ve geçmiş yaşam deneyimi ile şiddetlenebilir.
Travmatik olaylar sıkıntılarını dile getiremeyecek kadar küçük çocuklarda bile rahatsızlığa sebep olabilir. Yeni doğanlarda ve bebeklerde afet bilişselliği gelişmemiş olmasına rağmen bu tür deneyimler, ayrılma kaygısı, ağlama ve huzursuzluk artışı ve abartılmış ürkme reflekslerine yol açabilir. Küçük çocuklar ve okul öncesi dönemdeki çocuklarda uyku terörü, kabuslar sıklaşır, davranış bozuklukları, kazanılmış özelliklerin kaybedilmesi ve dışa vurulan çaresizlik nöbetleri artar.
Okul çağı çocukları travmayı oyunlarına yansıtırlar ve travma ilintili hikayeleri seçerek agresif davranışlar gösterirler. Aynı küçük çocuklarda görüldüğü gibi uyku bozuklukları ve ayrılma anksiyetesi sık görülen durumlardır. Okul çağı uzun bir dönem olduğu için görülen semptomlar çok çeşitli olabilir.
Erken okul dönemi çocukları doğrudan afetin sonuçları ile ilgilenirler. Olayın trajedisi ve özel detayları fazlaca ilgilerini çeker. Bireysel emniyet onlar için çok önemlidir. Aile içinde yaralanma ve ölüm korkuları vardır. Bunun tam tersine ileri yaş çocukları daha çok çevrede etkilenen kişilere empati yapar, olayın nasıl oluştuğunu anlamaya çalışır, toplumsal emniyete ve iyileşmeye önem verir.
Ergenlerde ise erişkinlerin benzeri olarak depresyon ve kaygı ön plandadır. İrdeleyici düşünce yetilerine göre verdikleri reaksiyon çok farklılık gösterir. Abstrakt düşünce yetisi 16 yaşında gelişir. Birçok ergen halen duygusal başa çıkma yetilerini geliştirme, kendi benliğini ve kimliğini belirlemekle meşguldür ve depresyon açısından çok elverişli bir dönemdedir. Travma sonrasında yaşadıklarını beden yoluyla ifade eder (baş ağrısı, karın ağrısı), duygusuzluk ve depresif duygular gösterir. Benlik gelişiminin afet sonucu sekteye uğraması tüm hayatları boyunca belirgin davranışsal ve duygusal bulgulara sebep olur. Ergenler uyum sorunlarını umursamazlık ve agresif davranışlarla maskeleyebilir bu durumu aileler de ergenlik bulguları olarak olayı yorumlayabilir.
Cinsiyet, Etnik Köken Ve Diğer Etmenler
Cinsiyetin çocukların afete karşı gösterdikleri tepkilerde önemli etkileri vardır. Erkekler daha çok davranış sorunları gösterir, kızlara göre daha uzun iyileşme sürelerine ihtiyaç duyar. Özellikle daha antisosyal davranış şekli gösterir ve şiddete eğilimleri fazladır. Afete maruz kalan kız çocukları ise daha çok kaygı ve duygulanım bozuklukları gibi içe dönük bulgular gösterir. Duygularını erkeklere göre çok daha açık biçimde ifade eder ve afet hakkında daha çok yorum yapar.
Riskli çocuklar
Tüm çocukların afetlerden çeşitli bulgularla etkilendiklerini biliyoruz. Fakat bir grup çocuk var ki uzun dönemde psikososyal birçok hastalığın eşlik ettiği durumları sergiler. Travmaya verecekleri yan etkiler sebebiyle onlara riskli çocuklar diyoruz. Bu çocuklar;
  • Zayıf sosyal destek alan
  • Utangaç veya korkak mizaçlı
  • Daha önceden travma deneyimi olan
  • Ailelerinden travmayla başa çıkmakta zorlandığı
  • Birinci derece aile bireylerinde kayıpları olan
  • Doğrudan travmatik olaya tanıklık eden çocuklardır.
Çocukların afet bölgesinden mesafe olarak uzakta olması travma sonrası bozukluklara bağışık oldukları anlamına gelmez. Birçok çalışma, televizyonda gösterilen afet görüntülerine maruz kalan çocukların akut stres reaksiyonu gösterdiklerini bildirmiştir.