:: Duygusuz.com - Dostluk ve Arkadaşlık Sitesi

Orjinalini görmek için tıklayınız: Ben söyledikten sonra ne kıymeti var?
Şu anda (Arşiv) modunu görüntülemektesiniz. Orjinal Sürümü Görüntüle internal link

Kadın-erkek
ilişkilerinde sevgiyi her gün test etmek yerine, bazı şeyleri güvene
bırakıp, açıksözlülük içinde hayatı yaşamak mutluluğa giden yoldur


Birçok bayan arkadaşım ya da danışanlarımla yaptığımız sohbetlerde, konu hep erkek arkadaşlarının ya da eşlerinin ne kadar duyarsız olduğundan açılsa, romantizmden
hiç haberleri olmadığından, defalarca imada bulunduğu ya da
başkalarının ilişkilerinden örnekler verdiği halde eşinin/sevgilisinin
kendisine hiç jest yapmadığından bahsedilirnokta.gif


“Bir gün bir çiçek alıp gelmedi”,“Bir kere sürpriz yapsa, bir yerde
yemek rezervasyonu yaptırmış olsa”,“Evlilik teklifi yaparken bile tek
taş yüzük almadı” diye yakınıp dururlarnokta.gif

Talepler çoğu zaman benzer olsa da, “Neden böyle bir beklentin olduğunu söylemedin?” sorusuna verilen cevap hep aynıdır; “Ben söyledikten sonra ne kıymeti var, kendisi düşünmedikten sonra!”nokta.gif


Bayanlar, kendilerinin dile getirmesi üzerine erkeğin taleplerini karşılaması durumunu doğal bulmuyorlarnokta.gif Jestin zorla yapıldığını, içten gelmeden yapılan jestin suni olacağını ve mutluluk vermeyeceğini düşünüyorlarnokta.gif Hemcinslerimin duygularını her ne kadar anlasam da, bu görüşe çok katılmıyorumnokta.gif


Bunu beklentilerinizi tanıtma süreci olarak görürseniz; en
azından siz istediniz diye jest yapması hiç yapmamasından iyi değil mi?
Hiç değilse, sizin isteklerinize ve ağzınızdan çıkan sözlere önem
veriyor ve sizi mutlu etmeye çalışıyor demektirnokta.gif


Erkekler, bayanların düşündüğünün aksine, bu tür jestleri içlerinden gelmediğinden değil, düşünemediklerinden yapmazlarnokta.gif
Kendileri için bu tür jestleri gerekli bulmadıkları ve önem
sıralamalarında romantizm öncelikli olmadığı için, kadınların bu tür
beklentileri olduğunu bilmezler, bilseler de gereğini düşünmezlernokta.gif
Hoş, çoğu erkek evlenme arifesinde zaten bir sürü masraf varken, niye
kendilerince hiçbir işe yaramayacak bir tek taşa dünyanın parasını
vermeleri gerektiğini de anlamaznokta.gif
Hele bir de sevgilileri böyle bir talepte bulunmuyorsa, kardeşleri,
anneleri de onları uyarmıyorsa, tamamen fuzili buldukları bir masrafı
yapmaya gerek bile duymazlarnokta.gif


Kadınlar da beklentilerini dile getirmedikleri, eşleri de kendiliğinden
düşünmediği için yıllar sonra bile içlerinde uhde kalacak birikimler
yaratıp üst üste düğümlerlernokta.gif
“Evlenirken bana bir yüzüğü bile çok gördü”,”Bir evlilik yıldönümümüzde
bile, bir çöp alıp gelmedi” diye ömür boyu kocalarının ne kadar
duyarsız olduğunu anlatırken, içlerinde belki de yeterince sevilmiyor
olmalarının sızısını duyar dururlarnokta.gif


Kadın ve erkek arasındaki bu düşünce farklılığının, tamamen çocukluk öğrenimlerimizden kaynaklandığına inanıyorumnokta.gif Zaten genetik olarak erkekler daha mekanik, daha rasyonel ve daha gereklilik üzerine düşünmeye yatkındırlarnokta.gif
Kadınlar ise daha naif ve duygusal! Toplumsal şartlanmalar da cabası;
teklifi erkek yapar, kadın naz yapar, erkek hediyeler alır falan filannokta.gifnokta.gifnokta.gif


Bir de çocukluk zamanlarımızdaki günlük hayatımızı düşününnokta.gif
Şimdi büyük şehir şartlarında pek mümkün değil, ama bizim
çocukluğumuzda, erkek çocukları kahvaltısını bitirir bitmez kendilerini
sokağa atar, akşam babalar eve gelene kadar kan ter içinde koşturur
dururdunokta.gif

Kız çocukları ise daha kısıtlı zamanlarda dışarıda oynar, vakitlerini
genelde anneleri ile birlikte, ev işlerine yardım ederek, kalan
zamanlarda da ya herkesin kocasından yakındığı komşu günlerinde ya da tv
karşısında pembe dizi seyrederek geçirirlerdinokta.gif


Kocalardan yakınılan komşu günlerinden aklımızda kalan, kocamızın neyi
yapmaması gerektiği iken, pembe dizilerden de birbirinden yakışıklı ve
romantik erkeklerin sevgililerine şampanya kadehleri içinde yüzükler
hediye ettiklerini, kavgaların ardından evlerine giren kadınların demet
demet güllerle karşılaştıklarını seçer, hafızamıza alırdıknokta.gif
Bu romantik sahnelerde annelerimizin iç geçirdiğini sık sık işitir,
evlenmek üzere büyütülen genç kızlar olarak, annemiz yaşayamasa bile biz
büyüdüğümüzde bu kadar güzel aşk evlilikleri yaşayacağımızı hayal
ederdiknokta.gif
Sanki izlediğimiz pembe dizideki holding patronlarının alabildiği
pahalı hediyeleri karşımıza çıkacak her erkek almaya maddi olarak
muktedirmiş gibinokta.gif


Oysa bizim izlediğimiz hiçbir pembe diziyi izlemeden büyüyen erkekler,
top peşinde koştururken, ne şampanyadan çıkan yüzüklerden haberdarlar ne
de demet demet güllerdennokta.gifnokta.gifnokta.gif


Onların anneleri de komşu günlerinde kocalarından şikayet eder ve pembe dizilerde iç geçirirken, oğullarını eşlerinden daha romantik olacakları şekilde yetiştirmeyi düşünmemişler bilenokta.gif
Ya da düşünmüşler ama oğlunun mutlu edeceği müstakbel gelinleri
gözlerinin önüne gelince vazgeçmişler, “Ne gerek var canım” diyenokta.gif İşte sorun burada başlıyornokta.gif
İlişkimizi yaşarken, eşimizi ya da sevgilimizi seviyor ve sevildiğimizi
de biliyorsak, her gün bu sevgiyi test etmenin ne anlamı var?


“Saç diplerimi boyattığımı fark etti mi, 2 cm de kısaltırdım üstelik,
beni sevmiyor mu artık” gibi endişelerle içimizi kemireceğimize ya da
adamı bunaltacağımıza, bazı şeyleri güvene bıraksak sevgiyi her gün test
etmesek, istediğimiz şeyleri eşimize açıkça söylesek ve eşimiz karşılık
verince de mutlu olmayı ve şükretmeyi bilsek, hayat öncelikle bizim
için daha kolay olmaz mı?