:: Duygusuz.com - Dostluk ve Arkadaşlık Sitesi

Orjinalini görmek için tıklayınız: İclal Aydın'la Hayatın İçinden
Şu anda (Arşiv) modunu görüntülemektesiniz. Orjinal Sürümü Görüntüle internal link
[INDENT]Yıllar önce yazmıştım. Eserlerine hayranlık duyduğum sanatçıları tanımaktan kaçınırım. Ürettikleriyle arama “gerçek” halleri girsin istemem... Bir şekilde yaptığım işe kıymet verip bana yakınlık duyanlara, beni tanımak isteyenlere de aynı şeyi öneririm... Hayal kırıklığı yaratmaktan korkarım...

Bazı okurlar da kendilerini tanıtmaz ama yorumlarıyla yazarın hayatında ciddi ciddi yer alırlar... İçlerinden biri zaman zaman yazılarımda kendisinden söz ettiğimde bundan pek hoşlanmayan bir genç hanım.

Yazılara, yazılarıma, olaylara yorumları beni çok etkiledi ilk tanıdığımda. Bugüne dek hiç karşılaşmadık. Aylardır devam eden bir mail trafiğimiz var. Ha,her konuda anlaşamıyoruz, o ayrı!

Ben onu bazen fevri ve saldırgan buluyorum. Hatta bazı tepkilerinin sanal ortamda bilinen ahbaplığımız nedeniyle benimle ilişkilendirilebileceği endişesi taşıdığımı söylüyorum.

“Bahsetmeyin o zaman benden, özgürlüğümü elimden alıyorsunuz böyle yaptıkça” diye fırça atıyor bana. O beni sinirlendirmeyi seviyor. Küsüyoruz, barışıyoruz. Birbirimizi merak ediyoruz... Tamam, adını vermiyorum!

***
Bana gönderdiği e-postalardan birini paylaşmak istiyorum sizinle.

Bu sabah gönderdiklerinden biri:

“Dalga geçmiyorum ki! Sizi seviyorum. Hayattan bezmiş hallerinize kızıyorum bazen. Herkesin derdi kendince kocaman. Benim de kendimi paralayacak dertlerim çok aslında ama paralanmayı sevmem. Yaa aslında sizin paralanmalarınız yazıya dökülünce güzel.

Öylesini çok seviyorum. Ama yazışmalarımızdan o paralanmaları çok derin yaşadığınızı görünce-hissedince ona üzülüyor ve sinirleniyorum. Sizinle arkadaş olmadığımız için bir şey diyemiyorum ama normal arkadaşım olsanız bu kadar sakin tepki vermem.

Gazeteci falan da değilim. Söyledim size kimliğimi, fotomu. Doğru hepsi. Sesimi de duydunuz.

Geçenlerde doğum günümdü. 31 yaş. Ne iğrenç çağrışımlı bir yaş. Söylemeye utanıyorum. Üstelik bomboş bir hayat. Yaşarsam bu tembellikle bir o kadar bomboş hayat daha üstüne eklerim. Ama kendimi seviyorum. Ben siz olsam ‘x’ olarak kendimi sevdiğimden daha çok severdim İclal olan beni. Sevin kendinizi. Bize lazımsınız. Biz diye konuşmaya hakkım yok aslında. Bana lazımsınız. Daha net ve daha doğru bir cümle oldu. Evet bana lazımsınız. Hırpalamayın kendinizi.”

***
Bu da bir kaç hafta once gönderdiği bir e-postadan.
“Volkan konak’ı sevmem ama şarkılarını severim. Hele diyor ya ‘herkesun bir derdi var durur içerisinde’ herkesin bir derdi, bir hastalığı var işte. Çoğu da içimizdeki yangından mülhem.

Fıtıktır, migrendir. Allah beterinden saklasın. Amin!
Elif Şafak dün şöyle yazdı Twitter’da: ‘Migren! Gizemli kelime.

Beynimin yarısı durup dururken öteki yarısına isyan eder. Migrenle yaşamayı öğrenir insan, her seferinde yeniden. Sanıldığı gibi yazarlar migrene yakalanmaya daha mı eğilimli acaba? Kimse bilmiyor cevabı.’

Dün gece Twitter takipçilerinizle yazışmalarınız güzeldi yine.

Seçtiğiniz, link verdiğiniz şarkıları seviyorlar. O saatte elbette duygusal şarkılar çalınır. Hem takipçiyi merakta tutmak iyidir. Ben yazarı anlamamız gerektiğini düşünmüyorum.

Okurun işi sanmaktır. Yazıdaki esas kızın-esas oğlan’ın o yazar ve sevgilisi olduğunu sanmaktır. Yazıdaki acıyı, aşkı yazarın yaşadığını sanmaktır. Okurlar yazara âşık olmaz mı zaten bir parça? Bence öyle. Yani okuru merakta tutmak güzel şey. Okur-yazar ilişkisi, ünlü-ünsüz ilişkisi kaçan-kovalanır gibi biraz da.

Ne kadar merak o kadar ilgi... Yani duygusal bir şarkı tweet’lediğinizde herkesin bir şeyler sanması kötü değil. Siz kelebekler uçuştu yazdığınızda biz-ben yine âşık olduğunuzu ‘sandım(k).’ Nesi kötü bunun? N’olur sansam? Yazarı anlamak gibi bir borcu yok okurun. Okurun anladığı şey sandığı şeydir.

Yazarın onu kısıtlamaya hakkı yok.

Sezen Aksu Çakkıdı’yı köpeği için yazmıştı. Bilmeden o şarkıyla cilveleşti âşıklar. Köpekleşti mi insanlar yani? Her şarkıda başka bir cümle etkiler dinleyiciyi. Dinleyici de yeniden yazar şarkıyı. Okur da yazıyı yeniden kurgular.
Bence öyle işte. Sabah sabah gevezeliğim tuttu yine. Smile)”

***
Gel de sevme bu okuru! Gel de onun için ders çalışma... Kelimelerime kıymet verip göz değdiren herkese teşekkür etmek istedim bugün...[/INDENT]
Okurunu çoook kıskandııım Sad
Ben de ulaşmak istiyorum Sad
Çok güzel yazıyor hatun ya
İclal Aydın .. Gercekten İyi Bi Yazar Ve Seviyorum Yazılarını İnsanın İçine Değiyo Ve Bi Okurunun Onu Böyle Sevebilmesi Ve Okuruna Bu Hoş Yaklaşımı Kıskandıracak Düzeyde Helal Olsun Smile