:: Duygusuz.com - Dostluk ve Arkadaşlık Sitesi

Orjinalini görmek için tıklayınız: Derin düşünceler vadisi Ihlara
Şu anda (Arşiv) modunu görüntülemektesiniz. Orjinal Sürümü Görüntüle internal link
Aksaray ili sınırları içindeki Ihlara Vadisi doğal güzelliklerinin yanı sıra gözlerden uzak bir tarihi, özenle oyulmuş kayalarının içinde saklıyor.
Eşeklerin ve koyunların otladığı geniş bir çayırın hemen dibindesiniz: Her şey çok yolunda ve sakin görünüyor ama birazdan, dünyanın sürprizlerle ve gizemlerle dolu olduğunu hissedebileceğiniz yerlerden birinde olduğunuzu anlayacaksınız. Çünkü birkaç adım sonra yerkürenin birdenbire yarılıp, 100-120 metre derinde çiçeklerle, ağaçlarla, suyla ve resimlerle süslü Ihlara Vadisi’ni oluşturduğunu keşfedeceksiniz...

Dördüncü zamanda oluşan Ihlara Vadisi, volkanik püskürmelerden sıçrayan lavların soğumasıyla ortaya çıkan çatlakların ve çökmelerin doğaya ve tarihe kazandırdığı güzel bir sonuç. Kanyon boyunca kayalara oyulmuş kiliselere eşlik eden Melendiz Çayı da bu çökmelerden biri sonucunda meydana gelmiş. İlkçağlarda Kapadokya Irmağı anlamına gelen Potamus Kapadokus adıyla anılan çay, Aksaray yakınlarında Uluırmak adını alıp Tuz Gölü’ne ulaşıyor. Yani bölgeye ve özellikle Ihlara’ya can veren bir ırmak. Aksaray’a 40 kilometre, Güzelyurt ilçesine 7 kilometre mesafedeki Ihlara Vadisi’ne Melendiz Çayı’nın akışından esinlenilerek ‘dönerek akan suyun halkı’ manasına gelen ‘Peristremma’ adı verilmiş.

KAYALARA OYULAN KİLİSELER
Ihlara Vadisi jeomorfolojik özellikleri sebebiyle, ta Hıristiyanlığın ilk yıllarında keşişler ve rahipler için ideal bir inziva ve ibadet yeri olmuş. Vadi boyunca yumuşak kayalara oyulmuş pek çok kilise bir dinin temellerinin nasıl atıldığını gözler önüne seriyor.

Doğal yapısı sayesinde güvenli, gizli bir barınak görevini üstlenen Ihlara, 4. yüzyıldan itibaren önemli bir manastır merkezi haline geliyor. Bu yüzden de bu derin vadi yeni düşüncelerin ve inançların oluştuğu bir yer olarak ‘derin düşünceler vadisi’ tanımlamasını lâyığıyla karşılıyor. Kesin bir tarihlendirmenin yapılamadığı kiliseler, kapalı Yunan haçı plan tipinde tek veya çift nefli oyma yapılar biçiminde.

14 kilometrelik vadinin iki yakasına gizlenmiş barınak ve kiliseler 6. yüzyıldan başlayan ve 13. yüzyıla dek süren bir süsleme sanatını ve dini hikâyeyi barındırıyor. Bölgedeki kilise hayatı 1924 nüfus mübadelesine dek sürüyor. Bugün en iyi fresk (duvar resmi) örnekleri Ağaçaltı, Eğritaş, Yılanlı, Sümbüllü, Direkli, Pürenliseki ve Kokar kiliselerinde görülebiliyor.

RESİMLERLE BİR DİNİ ANLATMAK
Tarih boyunca yazının önüne geçmeyi başarmış bir dil oldu resimler. Hiyerogliflerden bu yana... Hıristiyanlık diniyle yeni tanışan ve farklı dilleri konuşan pek çok insana bir dini anlatmanın en iyi yolu da bu kaya resimleri olmuştu. Okuma yazma oranının düşüklüğü, Latince’nin çok bilinen bir dil olmaması dinin yayılmasını zorlaştırıyordu. Böylece İncil’de geçen tüm konular rahipler ve keşişler tarafından kiliselerin duvarlarına, tavanlarına, kapılarının üstlerine işlenmeye başladı. Hz. İsa’nın Doğumu, Hz. Meryem’e Müjde, Ziyaret, Mısır’a Kaçış, Son Akşam Yemeği gibi İncil konuları önceleri oldukça çizgisel ve işlevsel anlatılırken, yüzyıllar geçtikçe farklı üsluplar ile kaynaşarak ileri düzeyde bir resim sanatı tarihi ortaya koymaya başladı. Yaklaşık 100 kiliseden bugüne 15 kilisenin kalabildiği Ihlara Vadisi bu anlamda doğayla tarihin iç içe geçtiği bir rota öneriyor.

KİLİSELERDEKİ TASVİRLER
Derin vadiye 382 basamak ile iniliyor. Merdivenlerin sonundaki ilk kilise Ağaçaltı Kilisesi. Eskiden buraya direkt iniş sağlayan bir ağaç olduğu için bu adı aldığı söyleniyor. 9 ile 11. yüzyıllar arasına tarihlenen kilisenin fresklerinde İncil’den vahiy, ziyaret, doğum ve Mısır’a Kaçış, Hz. İsa’nın Vaftiz ve Hz. Meryem’in ölümü sahneleri yer alıyor. Kubbesinde ise Hz. İsa’nın göğe çıkış sahnesi betimlenmiş. Suriye ve İran etkisinin görüldüğü freskler, Kapadokya genelindeki diğer örneklerden hayli farklı.

Ağaçaltı Kilisesi ile aynı yöndeki bir diğer kilise, yakınlarında yetişen püren isimli ottan adını alan Pürenliseki Kilisesi. Dört bölümden oluşuyor ve fresklerinde Peygamberlerin kehaneti, Hz. Meryem ve Psikoposlar gibi İncil sahneleri tasvir ediliyor.

Vadinin en ilginç fresklerine ve pek çok ziyaretçiye sahip kilise ise Yılanlı Kilise. Haç planlı, beşik tonozlu ve tek apsisli kilisenin kuzey duvarında keşiş mezarlarının yer aldığı bir şapel de bulunuyor. Kilise, yılanların saldırısına uğramış dört günahkâr kadını betimleyen fresklerinden dolayı bu adı almış. Kilisenin diğer bölümlerinde ise vadideki diğer kiliselerde de olduğu gibi aziz tasvirleri resmedilmiş.

ÇİÇEKLER, NEHİR VE TARİH
Sümbüllü Kilise, Belisırma Köyü tarafındaki Direkli Kilise ve Bahattin Samanlığı Kilisesi daha geç bir döneme tarihlenen diğer kiliseler. Fresklerde ele alınan sahnelere bakılarak Bizans etkisi hemen fark edilebiliyor. İki kattan oluşan Sümbüllü Kilise vadinin en büyük kiliselerinden biri diyebiliriz. Çevresinde yetişen sümbül çiçekleri nedeniyle bu adı almış.

12. ve 13. yüzyıllar Hıristiyanlığın çoktan resmi din olduğu ve İtalya’da, İstanbul’da, Anadolu’da sayısız kilisenin ve resmin yapıldığı, üslupların oluştuğu bir dönem. İşçilik, detaylardaki incelik ve ustalık, renk kullanımı ‘Başkent Üslubu’ olarak isimlendirilen anlayışın en üst düzeye ulaştığı yılları ifade ediyor. Ihlara’daki bazı kiliselerde de bu etkiler izlenebiliyor.

Girişi Belisırma Köyü tarafında olan Direkli Kilise haç planı biçimine sahip ve altı doğal direk üstüne oturuyor. Bu manastır kilisenin sütunlarının üzerinde ikişer sıra halinde aziz resimleri yer alıyor. Azizlerin ve Havarilerin iki taraflarında Yunanca kitabeler işlenmiş.