:: Duygusuz.com - Dostluk ve Arkadaşlık Sitesi

Orjinalini görmek için tıklayınız: Bebekler Rüya Görür Mü?
Şu anda (Arşiv) modunu görüntülemektesiniz. Orjinal Sürümü Görüntüle internal link
b-367955-bebek_msn_avatar.jpg


BEBEKLER NİÇİN RÜYA GÖRÜR ?



Yeni doğmuş bebekleri uyurken seyrettiniz mi?


Göz bebekleri kıpır kıpır oynar durur. Bazen gülümser, bazen de dudaklarını büzervirgs.gif ağlamaklı bir şekilde iç çekerler...


Bebeklervirgs.gif yetişkinlerden çok daha fazla uyudukları gibivirgs.gif çok daha fazla rüya görürler. Bir bebeğin uykusunun yaklaşık yarısı REM uykusu denilen, göz hareketlerinin yoğun olduğu dönemde geçer. Bilim adamları rüyaların büyük çoğunluğunun da bu dönemde görüldüğünü tespit etmişlerdir.


Çocuklar ilkokul çağına geldiklerinde dahîvirgs.gif uykularının yaklaşık çeyreği REM döneminde geçmektedir. Yetişkinlerde ise bu süre gittikçe azalarak gecede toplam bir-bir buçuk saate kadar düşer. Ancak yine de rüya görmek bir insan için çok büyük bir ihtiyaç olmaya devam eder.


Son zamanlarda bazı bilim adamları; «insan bedeninin dinlenmek için uykuya mutlak bir ihtiyaç duymadığınıvirgs.gif uykunun asıl hikmetinin rüya görmeye bir imkân sağlamak» olduğunu tespit etmişlerdir. Hattâ bir gece boyunca rüya görecek kadar derin uyku uyumasına izin verilmeyen bir kişinin, ertesi gece bunu telâfi edecek şekilde iki kat daha fazla rüya gördüğü anlaşılmıştır.1


Uyku ve rüyavirgs.gif pozitivist felsefeyi benimsemiş bilim adamları için dahî esrarını korumaktadır. Her ne kadar onlarvirgs.gif rüyaların; «beynin kayıtlarını düzenlemesi; bunun için gereksiz detayları silipvirgs.gif günlük tecrübelerin hâsılasının ana hâfızaya kaydedilmesi faaliyeti» olduğunu ileri sürseler devirgs.gif bu izahın pek çok rüyayı açıklayamadığını kabul etmektedirler. Bilim adamlarının açıklayamadığı hâdiselerin başındavirgs.gif yeni doğan bebeklerin nasıl olup da rüya görebildikleri meselesi gelmektedir.


Halk arasında bebeklerin uyku sırasında gülümsemelerine; «meleklere güldüğü» yönünde bir açıklama getirilir. İşin doğrusu bilim adamları da bu konuda daha ikna edici bir açıklama getirebilmiş değillerdir.


Çünkü yeni doğan bebekvirgs.gif etrafını ancak belli belirsiz ışık huzmesi olarak görebilmektedir. Otuz santim kadar yakınındaki yüzleri seçmesi için bile haftaların geçmesi gerekmektedir. Oysa bebeklervirgs.gif henüz anne karnındavirgs.gif karanlıklar içinde bulunurken bile REM uykusu devirleri yaşamaktadırlar. Acaba bu bebekler henüz göze hitap eden hiçbir etki almadıkları hâlde rüyalarında ne görmektedirler?


Bilim dünyası bu sorunun cevabını bulmak için bir araştırma yöntemi bulabilecek mivirgs.gif bilemiyoruz. Ancakvirgs.gif uyku ve rüya mevzuunda âlimlerimizin görüşlerini değerlendirecek olursakvirgs.gif belki bu esrarı biraz aralamamız mümkün olabilir.


Medeniyetimiz rüyalarıvirgs.gif insanın ruh ve bedenden müteşekkil iki tabiatlı yaratılışına bağlı olarak açıklar. Buna göre yetişkinlerin rüyalarının bir kısmı günlük hâdiselerin tesiriyle beyinde meydana gelen görüntülerdir. Bazı rüyalar ise rûhun bedenle irtibatının kesilip ruhlar âlemine yönelmesiyle görülmektedir. Hadîs-i şerifte bu açıdan rüyaların üç türlü olduğu bildirilir:


“Nefsin sayıklamasıvirgs.gif şeytanın korkutması ve Allâh'ın müjdelemesi.” (Buhârîvirgs.gif Tâbîrvirgs.gif 26.)


İbn-i Haldunvirgs.gif son gruba giren rüyaları şöyle izah eder:


“Rüya rûhânî bir şey olupvirgs.gif uykuda ikenvirgs.gif insanî rûhunvirgs.gif mânâlar âlemine dalması sonundavirgs.gif gaipten kendisine akseden varlıkların şekil ve sûretini bir anda görmesinden ibarettir. Çünkü kişivirgs.gif uyku hâlinde ten ve maddî şeylerle olan ilişiğini kestiği için (diğer rûhânî varlıklar gibi o da rûhânî bir varlık şeklini alır) gaybî âleme yönelirvirgs.gif melekleri ve diğer latif cisimleri müşahede eder.”2


Esasen rûhumuz rüya âleminde pek çok bilgi görmektevirgs.gif ancak bunlardan sadece bir sûrete büründürüpvirgs.gif hâfızaya alabildiği kısmı hatırlamaktadır. İbn-i Haldun'a göre rüyanın rumuzlu bir dil kullanmasının sebebi de budur. Rüyalarda görülen latif (mânevî-soyut) varlıklar ancak remizlere büründürüldüğü takdirde hatırlanabilmektedir.


Belki insanoğluvirgs.gif dünya hayatına kuvvetli bir ilgiyle yönelip bağlandıkçavirgs.gif bebeklik çağında çok daha kuvvetle irtibat hâlinde olduğu mânâ âlemleriyle alâkasını yitirmektedir. Şayet bir insan dünya hayatına olan ihtiras ve düşkünlüğünü azaltsavirgs.gif mânâ âlemiyle bağını koruyabilecekvirgs.gif böylece dünyaya dalıp anavatanını unutmayacaktır.


Erzurumlu İbrahim Hakkıvirgs.gif Mârifetnâme isimli eserinde insan kalbinin dünya görüntülerinden kurtulmasının şartını şöyle açıklar:


“Allah dostları demişlerdir ki; Rûhun berzah âlemine açılmış iki penceresi vardır: Uyku ve ilham. Rüyada bazen insan ileride başına gelecek hâlleri aynenvirgs.gif bazen de rumuzlu görür kivirgs.gif bu ancak tabir ettirilmekle öğrenilir. Eğer duyu organları dış âleme kapalıvirgs.gif gönül aynası her türlü kötülüklerden temizlenmişvirgs.gif cilâlı ise Levh-i Mahfuz'daki mânevî sûretler ve bilinmeyen emirler gönül aynasına akseder ve görülür. Eğer duyu organları dış âlemle meşgulvirgs.gif gönül aynası paslı isevirgs.gif ruh; bu âlemi seyredemez. Ruh rüyadavirgs.gif duyuların hâfızada bıraktığı hayallerle uğraşır.”


Bu noktada İmam Rabbânî'nin tasavvuf yolunun maksadını anlatan sözlerini de zikredecek olursakvirgs.gif meselenin biraz daha aydınlanacağını ümit edebiliriz:


“Ruh bu bedene gelmeden öncevirgs.gif mukaddes âlemi biraz biliyordu. Bedene gelincevirgs.gif bu bilgisi kalmadı. Bu yolun büyüklerivirgs.gif rûha eski bilgisini hatırlatacak bir yol buldular.” 3


İnsanoğlunun bu dünyada beden elbisesi giymeden önce ruhlar âlemindevirgs.gif bilmediğimiz bir şekilde hayat sürdüğünü yahut birtakım bilgilere muhatap olduğunu kabul edecek olursakvirgs.gif bebeklerin rüya görmesine taaccüp etmeyeceğimiz ortadadır. Hattâ belki bu görüşü kabul etmek yetişkinlerin rüya görme ihtiyacını da en iyi şekilde açıklamaya kavuşturacaktır. Hiç şüphesiz insan rûhuvirgs.gif kendisine dar gelen madde âleminden çıkıpvirgs.gif asıl vatanında bir nefes almaya muhtaçtır.


Hem rüyalar hususundaki bu görüşü kabul etmek bilim adamlarının ileri sürdüğü fikirlere de büsbütün aykırı değildir. Bilim adamları beynin; REM uykusu sırasında günlük tecrübe ve bilgilerini tertip ve tasnif ettiğini düşünmektedirler. Rûhunvirgs.gif bilgileri anlamlandırmak ve tasnif etmek içinvirgs.gif neye göre ve nasıl bir değerlendirme yaptığını ise sadece bilimin yöntemleriyle bilmek mümkün değildir.


Oysa rûhun her günün hâdiselerinden elde ettiği tecrübeyivirgs.gif ruhlar âleminde temâşÃ¢ ettiğivirgs.gif «latif ve mânevî varlık ve değerlere» göre işleyipvirgs.gif mânâlandırıp tasnif etmesi akla aykırı değildir.


Bu noktada Eflâtun gibi filozoflarınvirgs.gif kendisinden evvelki bilgelerden aktardığı kadîm hikmet birikimini de değerlendirmemize katacak olursak; «Aslında her öğrenme bir hatırlamadır.» diyebiliriz.


İnsanoğlu dünya hayatının bir imtihan olmasının gereği olarak bu dünyaya gelirken ana vatanını unutmaktadır. İlâhî rahmet ise insanı bu hâlde bırakmayıpvirgs.gif hatırlatıcılar göndermektedir.


Bütün bu bilgi ve görüşleri bir arada değerlendirdiğimiz zamanvirgs.gif Kur'ân-ı Kerim'de sık sık bahsedilenvirgs.gif «insanın unutkanlığı» ve vahyin bir «zikir» (hatırlatma) olması yepyeni anlamlar kazanmakta; bu arada tasavvuf hayatınınvirgs.gif nasıl bir eğitim modeli olduğu bir derece olsun açıklığa kavuşmaktadır.


H.Kübra ERGİN 'in yazısın'dan alıntıdır.