:: Duygusuz.com - Dostluk ve Arkadaşlık Sitesi

Orjinalini görmek için tıklayınız: Yeter ki sen, bana gülümse.
Şu anda (Arşiv) modunu görüntülemektesiniz. Orjinal Sürümü Görüntüle internal link
Bendeki seni toparladım; "Neredesin, hangi noktadasın?" diye. Özetle, buldum seni. Kareleri birleştirdim, tanıdım seni. "İnsan ortada... Hayat devam ediyor." diyen sensin. Oldukça güçlü bir tarif değil mi, bu? Üstelik cümle kitaplara sığmayacak kadar geniş anlamlı. Hayata seninle bağlıyım ama seninle kopmaktan da korkar oldum şimdi. Soruların beynimi dövüyor, kalbim heyecanla sarsılıyor. Tarifsiz sevgilerin yorgunuyum sanki. Hangi büyük hakim dinlese, acırdı ikimize. "Size yazık olmuş…" derdi. Ama cezalandırmada tercihini mutlaka kullanırdı. Hele beni var ya beni, en koyu karanlıkların zindana çevirdiği mahzenlere attırır, belki de yüreğimi muhabbet kuşlarına sebil ederdi. Anlatsınlar, dinleyenler de ibret alsınlar, diye.

Aldık mı? Başkaları da alır mıydı? Bilemiyorum. Biz, birbirimizin gözyaşı mıyız ne?

Gözlerim doluyor, yanıyor, göğsüm kabarıp taşıyor. Yüreğimi bantlamak istiyorum ama beceremiyorum. Yağmur gibi aralıksız üstüme yağan bu sitem oklarını, başka nasıl savabilirim? Seninle dolu olan yüreğimin yara almasından, kanamasından korkuyorum. Sensizlik günlerimin yeniden başlamasından korkuyorum. Karanlık, dipsiz kuyulara düşmek, hayatın korkunç gerçekleriyle yüz yüze kalmak istemiyorum şimdi.

Ben, toy bir gençtim demek ki… Avlanmasını da bilmiyordum. Ele gelmiş avımı kaçırırsam, hangi acı gelecek beni bekler, kestiremiyordum. Daha doğrusu tetiğe basmak denilen şeyi de beceremiyordum. En güzel çağlarımızı karartan toyluk, görüyorsun bize neler etti? Hangi değirmenin çarklarında eziverdi bizi? Bir yerleri şişti mi sanki? Acaba memnun mudur ettiklerinden? Hiç sanmıyorum!

Avuç içi kadar küçük olan şu dünya, herkese yetti de, nedense ikimizi aynı noktada tutamadı. Kızıyorum. Sevimsiz sebepleri, hiç kimseye, hiçbir varlığa yüklemek istemiyorum şimdi. Bunca sebepsiz ayrılıklara katlanan omuzlarım, o sevimsiz ağırlıkları da kaldırabilir. Yeter ki sen, bana gülümse. Yeter ki sen, hangi sebebe yapışırsan yapış, beni destekle. O şarkıyı tek başıma, ben mi seçtim sanki? Şimdi delice, oldukça gürültülü bir biçimde, her şeye meydan okur gibi, sayısız şarkılar dinlemek istiyorum. Sayısız şarkılardan birinde, erimek, tükenip yok olmak istiyorum. Yağmur gibi aralıksız üstüme yağan bu sitem oklarını, başka nasıl savabilirim? Nerden çıktı bu sitem okları? Anlamıyorum. Yüreğime çekmeyi düşündüğüm bandajın aynısını, dilim için de uygulamalıyım. Ya da eskilerin dediği gibi, ağzıma biber sürmeliyim, hem de acıların en acısından. Yine de içimdeki yangını, söndüremem. Anla beni!

Bir kitapsın sen benim için. Okumaktan, karıştırmaktan, çekiştirmekten zevk aldığım soylu bir kitap. Okudukça aydınlanıyor, üstelik gide gide de olgunlaşıyorum. O kitap, hiç kapanmayacak. O kitap yüreğimdeki ağırlığını, kutsal yerini, soylu değerini hiçbir zaman kaybetmeyecek. Buna gücümün yeteceğini, ömrümün sonuna kadar da o kitaba bağlı kalacağımı, çok iyi biliyorum. Aynı yolda yürümek, el ele olmak, birlikte gülebilmek, dans edebilmek, hele hele Berlin duvarını fethetmek gibi en iyi doğruları, kim elinin tersiyle itebilir? Aklın hakim olduğu yıllardayım şimdi. Sen de öylesin. Arada bir duygusal tarafımız şahlanıyor. Ufak şeylere takılıp kalıyoruz. Onlar da her ikimizi sarsıyor. Yaşadığımız hayatı kazımak, her ince noktasını bilmeye kalkışmak, yaşlı yüreklerimizi üzer. Biliyorsun!

Sevgiye kapılar açmak varken, güzellikleri paylaşmak varken, sayılı nefesleri bölüşmek varken; Kafdağı'nın ardında bıraktıklarımızın, ya da geçmiş zamanın, küllenmiş ateşlerin üstünü eşelemenin anlamı var mı? İkimizden birimiz, diğerine etmiş edeceğini? "Kimdir?" diye öğrenmenin anlamı var mı? "Benim!" diye kabullendim, biliyorsun. "Pişman olduğumu da" anlatmıştım sana. Yağmur gibi aralıksız üstüme yağan bu sitem oklarını, başka nasıl savabilirim? Nerden çıktı bu sitem okları? Anlamıyorum. Yüreğime çekmeyi düşündüğüm bandajın aynısını, dilim için de uygulamalıyım.

Ah dilim, vah dilim.

Ne yapsam bilmem ki? Öykü ya da şiirlerimi de, anılarımı da seninle anlatmıyor muyum? Ceza çözümse, onun adına ben razıyım her cezayı çekmeye. Boynum kıldan ince. Vereceğin her karara katlanmaya hazırım. Al hançerini, dilediğince sapla kalbime, öldür beni, her tanem. Öldür beni! Ne fark eder?

Canlar canını, seninle buldum. İsterse kovanımı yağmalasınlar şimdi. Vaz geçer miyim sanıyorsun?

Yeter ki sen, bana gülümse.

Ah sen, ah sen!




http://www.sorguntso.org.tr