:: Duygusuz.com - Dostluk ve Arkadaşlık Sitesi

Orjinalini görmek için tıklayınız: neden yoksun ?
Şu anda (Arşiv) modunu görüntülemektesiniz. Orjinal Sürümü Görüntüle internal link
NEDEN YOKSUN
Bir sana bir yanım veda
bir ateşin içinden gülümseyebiliyorum sana
çünkü senden öğrendiğim aşk bende bir sadakat
tanıdığım bir şey bu bulutlar ulvi bir el tarafından
ağlayabiliyorsa beni de ağlat demeliyim.
Her an birden bire bir sadakatle gelecekmişsin gibi
Yüzümdeki hazana bak
Son baharın son gününde doğmuşum gibi
Neden yoksun
Neden parmaklarımda kavisler çizmiyorsun artık.
Bilmiyor musun
Artık bütün eşyalar benimle alay eder oldu
Bütün sevdiklerimi başucumda görme isteğim bile suç
Yoksun
Ve perdeleri siyaha soyunan bir günle karşılaşıyorum
Yok oluşun
Şehrin ilk simidini ben yedim
Bütün karlar suskunluğumun ve sensizliğimin üzerine beyaz yalnızlıklar örtüyor
İlk çayını ben içtim bu şehrin
Sen yoksun
Yitik bir şehrin korkularını emziren bütün gecelerini
Buğulu bir camdan seyrediyorum
Sonun nerede olduğunu bilmeden
Ve zahir bir hayata feryatlar bırakarak
Aşikar cümlelerle sinsi ızdırapların ardına adını kazıyorum
Bu yüzden anımsadığım Zühre ve bu yüzden adına zahir cümleler bırakmam
Bir adın kaldı dayanabildiğim hüzünlerden
Kimi zaman gidenler unutmaz geride kalanları
Beni avutan kimi zaman evet son kez git ve bir daha geri dönme
Kalbimi yıkan
Dokunduğun yürek aynı
Mağrur bakışlarınla izliyorsun bu şehri
Yüreğinde yas diye tasvir ettiğin ayrılıkların birgün nefesini senden alacağını hiç düşünmedin
Adımlarını nede çabuk sıklaştırdın gitmek için..
Ve neden acele ettin haykırışlarını
Çığlıklarına adamak için
Gözlerim kan dolu izliyorum seni
Bir yerlerde hala varsın biliyorum.
Sen yoksan bu şehri ölümler kuşatır
Ve bazen bekleyenler değişir adını haykırmak için
Sonra adın mor mürekkeplerle kazınır vaktin darağacına
Ama her şeyden önce yalnızızdır bilirsin
Gitsen de yalnızız kalsan da yalnız
Bu şehir özlediğim bir çift göz için ayakta sanki
Sanki müptelası olduğum puslu bir gökyüzünde gözlerin
Sanki bir uçurum düşüyor avuçlarımdan
Kaç bahar oldu söyler misin
Bir sığınma duygusuyla sana topladığım güller gideli kaç bahar oldu

not:yazar adı bilinmiyor hoşgörüsüne sığınıyorum
Sende kimsin?
Bu bakisi bu gülümseyişi nerden hatırlıyorum ben?
Yanağımdan öptün içimi titrettin
Bu titreyiş...
Canimmmm sen mi geldin ?
Ben uyuya kalmışım duymadım
Oda siyah gece gibi karanlık
Ne aptalım ben oysa daha nefesinden tanımalıydım
Bebeğim unutmadım nasıl unuturum seni
Uyku hali iste
Konuşmuyorsun küsmeee küstün...
Dur sevdiceğim yeni geldin ne olursun gitmeeeee...

Sabahın ışıklarıydı beni uykudan uyandıran
Saçma sapan rüyalardan biriydi buda
Sen hiçbir zaman gitmezsin nasıl gidebilirsin ki zaten her an bendesin
Belli ki özlemin tırmanışa geçti yine kalbimde
Aklıma ilk mektupta yazdıklarım geliyor
"seni sevdiğim kadar seni özlemeyi de sevicem..."
Gün geçtikçe dayanılmaz oluyor
Sesin her an kulağımda resmin karşımda olmasına rağmen...
Gönül iste çocuk gibi laf anlamıyor
Ellerinin sıcaklığını sarıldığın anki titreyişini istiyor.

Dışarı çıktım,
Yürüyordum adının sonbahar olduğu mevsimde
Yapraklar yerde sevdiğiyle tekrardan sarmaş dolaş olacağı günü bekliyor
Ve senle yürüyordum bugün nasıl oluyor deme yürüyordum iste
Bir ara yavaşladım sen karşıma geçtin biraz uzaklaştın
durrr daha fazla uzaklaşma
hadi kocaman aç kollarını sana geliyorum canim
etrafta insanlar bize bakıyor
umrumda değil
bekle canim sakin bi adim daha geri gitme
yaprakları ezmeden geliyorum...
Gözlerin vardı karşımda ve sarıldığım anki içimin titreyişi yukardan aşağıya
Bugünümde hep sen varsın tıpkı bundan öncekileri gibi
Sabah düşümde sokakta yanımda şimdide uyuyorsun karşımda...
Üşürsün sevdiceğim dur üzerini örteyim...

seni özlüyorum..
seni istiyorum..
seni seviyorum..


Çok güzel bir şiirdi ,Arkadaşım..
Ben de bu şekilde eşlik etmek istedim.. SmileSmileSmile
Ben bu şiiri sanırım okumuştum tekrar okumama vesile olduğun için ve paylaşımın için teşekkürler yorgun yüreğim Yorgun Yürek seninkide çok güzel olmuş sanada teşekkürler.
Bir an kayboldun gibi. Yaşadım kıyameti
Yoruldun ama buldun ey kalbim emaneti

Yeniden su yürüdü dalıma yaprağıma
Bir bakışın can verdi kurumuş toprağıma

Çiçeğe durdu kalbim içtim parmaklarından
Göz çeşmem suya erdi sevda kaynaklarından
Bir aydınlık denizin sonsuz derinliğinde
Yüzüyorum gözünün yeşil serinliğinde

Bir ışık bir kelebek biraz çiçek biraz kuş
Yeni bir ülke yüzün ellerimde kaybolmuş

Soluğum bir kuş gibi uçuyor ellerine
Kapılıp gidiyorum saçının sellerine

Gözlerinden göğüme sayısız yıldız akar
Bir gülüşün içimde binlerce lamba yakar

Bir kurtuluştur o an çağrılsa senin adın
Sesin ne kadar sıcak sesin ne kadar yakın

Tabiat bir bembeyaz gelinlik giymiş gibi
Yüzüme kar yağıyor sanki elinmiş gibi

Sensiz geçen zamanı belli yaşamamışım
Sensizlik bir kuyuymuş onu aşamamışım

Bir yol buldum öteye geçerek gözlerinden
İşte yeni bir dünya peygamber sözlerinden

Ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm
Ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm..
yalnizlik4cv9.jpg

sen hiç kendini aradın mı?
asırlık bir çınarın dalına konmuş
minik serçenin
eşine söylediği
nağmelerdeki
aşk ta

ya da
denize karşı oturmuş
ihtiyarın
ak saçlı eşinin
elini tutuşundaki
şefkat te

hiç kendini aradın mı?
minik bebeğini kucaklayan
ananın
gözlerindeki
sevgi de

ya da
yıldızlar altında uzanan
iki deli kanın
yürek atışlarındaki
tutku da

sen hiç kendini aradın
ve
kayboldun mu?...