:: Duygusuz.com - Dostluk ve Arkadaşlık Sitesi

Orjinalini görmek için tıklayınız: ağlama yüreğim ağlama...
Şu anda (Arşiv) modunu görüntülemektesiniz. Orjinal Sürümü Görüntüle internal link
Sayfalar: 1 2
hazanmevsimigiden55555kn1.jpg

Yine sabah oldu
Yine gözlerim aglar, yüregim aglar.
Aglama gözlerim aglama.!!

etoil003dy0.gifetoil003dy0.gifetoil003dy0.gifetoil003dy0.gifetoil003dy0.gif
Her sevdanın bir sonu vardır bilirsin.
Bilirsin, her gülmenin bir gözyaşı,
Her hasretin bir kavuşması,
Aglama.!!

pnkrosesprayxf5.gif
Saniyeler uzar, saatler geçer.
Günler kaybolur gider.
Yaşanmışlar bir kere yaşanır.
Sessiz, sessiz..
Aglarım..
Kimse bilmez.
Tebessüm sanarlar yüzümde,
Beni kimse tanımaz.
Aglama.!!

yxv5ls1eijw9.gif
Bir rüzgarlık canım kalmıştı.
Sen bir fırtına ol, eskitsin serin olsun.
Bir nefeslik canımda sana feda olsun.
Yeterki aglama.!!

pnkrosesprayxf5.gif
Gözler arar, yürek arar
Her yerde her gölgede.
Neyleyim gönül senden başkasını tanımaz.
Alnimin yazısı, kaderimin kismeti neylesin..

etoil003dy0.gifetoil003dy0.gifetoil003dy0.gifetoil003dy0.gifetoil003dy0.gif
Kim bilir hangi duygularla,
Hangi düşünceyle anarsın şimdi..
Saat yine gecenin bir vakti,
Sana isyan yagdırmadım yine

cryvj4.jpg
Yine bekledim kapının önünde,
Birgün olur dönersin diye..
Kimbilir..

etoil003dy0.gifetoil003dy0.gifetoil003dy0.gifetoil003dy0.gifetoil003dy0.gif
Hasret yagar yine gecelerime,
Her yer sis duman oldu.
Sensizligin ate$i dü$tü yüregime,
Içim zepzehir zakkum oldu.
Neylersin..
Ayriliklar yine benden yana oldu.
Yalnizlik ba$ucumda yüzüme siritir oldu.
Aglama..
Aglama gözlerim..
Aglama yüregim aglama..!!


(alıntı)
yanlızım çünkü sen varsın

"gel" desen gelirdim
gittiğin uzak da bendim
dağ gibi bir ihanetten düştüm
bu kendime son gelişim

ölümbaz öpüşler kusuyorum ceplerime
kendimi suçüstü yakalıyorum
ve kentsizliğimin isimsizliğini
Araz'a uyak düşüyorum
gözlerime senden düşler sürüyorum
ıslak bileklerim kan bayr..... yatıyor
bana en büyük tehdit yine ben oluyorum..

sonra bir durağa yaslanıyorum
sonra bir kente
ve sen gidiyorsun
ben kanıyorum
diyorlar ki; kendini dinleme hiçbir şey söylemiyorsun..
oysa "gel" desen gelirdim biliyorsun ..
Gitme....gitme.....

Gidiyorsun yani öylemi
gitmeliyim ......
Biraz daha kal istersen ................
Hem bak yağmur çok şiddetli yağıyor
Biraz daha kal
Yağmurun dinmesini bekle
bunu söyleyen senmisin..........
biliyorsun bende enaz senin kadar severim......... yağmurda ıslanmayı...........
boşver bu gece ıslanmak istiyorum...........
Bilirim bilirim de...........
hem sende böyle bekliyorsun soğukta hasta olacaksın

Beni boşver aldırma.............

artık gitmeliyim.............
hem çok geç kaldım...........

Daha çok var sabaha............
Üşüyormusun..................
ııııhh yok..........
Bu gece son ha..............
........................
Yani biz bir daha.................
........................
keşke .........
neyse boş ver.........
hep sen söylerdin bunu değilmi ..............



Gitme
Gitme ne olur
Yağmur değil yanaklarımı ıslatan
Soğuk değil beni böyle tirtir titreten
Gitme
Gitme nefesim
Yaşamaya
Nedenim
En elverişli mazeretim gitme
Gidersen;
Bulamam ki yarının yolunu
Gidersen;
Çıkamam ki ben bu geceden
Gidersen
Boşver aldırma
Aldırma ama
Ama yinede gitme
Gitme gülüşüm
Huzurum
Mutluluğuma
Sebebim
En geçerli bahanem gitme

GİDERSEN KAYBOLURUM ÖMRÜMDE
Ömrümce Bir Kayıp Olurum
...........................Ölürüm................. ............
23335304yb11sz3.jpg

Sen değiştin,resimlerin hiç değişmedi.
Nasıl seviyorum bilemezsin şu albümü.
Resimler yabancı değil resimler ölmüyor.
Aslında acı olanşey,sevgilerin ölümü.
Sahte renkler yerini gölgelere bırakmış.
Resimlerde siyah beyaz gözlerin dudakların.
İşte bak!ellerin ellerimi arıyor.
Resimlerde besbelli anlatamadıkların.
Şimdi bir çerçevede gülümsüyorsun bana.
Hatırlıyormusun bu resmin çektiği günü.
Bakışların ne kadar duygulu,ne kadar sıcak.
Anlıyorum neler düşündüğünü.
Bir başka resimde biraz kederlisin.
Hüzünlü bir şarkı dökülüyor dudaklarından.
Şimdi senden çok uzak bir şehirde.
Seni seyrediyorum bir albüm yaprağında.
Bu karanlık yoktu bir zamanlar,sen vardın.
Yaşamak cömertçe sunduğun bir ışıktı.
sen değiştin,onlar hiç değişmedi.
inanırmısın resimlerin senden daha vefalı çıktı.
796822medium1sx1.jpg



Biraz dikkatli baksaydın gülen gözlerimdeki ,
ağlayan ben'i görebilirdin.
Yada gerçekten sevseydin beni kalbimin çığlıklarını susturabilirdin. Ben senken sen ben olamadın.
Izdırabımın sebebi oldu sevgim.
Tükendim
tükettim
hıncımı almak için tekmeler attım sevgiye
kendime
yüreğime ..
Birçok kez hazırladım kalbimi seni unutmak için
ne yaptıysam olmadı
Boyun eğdim varlığınla yaşamaya
Artık özlemiyorum
Dilim söylüyor ama hissetmiyorum.
Sevgiyi kandırarak ve gizlenerek yaşıyorum.
Daha fazlasını kaldıramayacak
kadar
yorgunum yada bahaneler buluyorum.
İçim acıyor
Gücüm yetene kadar dayanıyorum.
Daha dayanabilirmiyim bilmiyorum.
Zaman sığındım kurtuluşum için
yaralanan kalbimi sarmak
biraz olsun hayata bağlanmak
kaybettiğim kendimi bulmak için
Sen benden gittin
ardında bıraktığın beni düşünmeden gittin

Belki yıkıldım
sevgiye güvenimi kaybettim
ama
yürekten sevdim
YÜREÄžİMİN EN SAKLI YERİNDE YALNIZCA SENİN ELİN DOLAŞMIŞTI"

Seni yollarca, şehirlerce uzağından sevdim.
Seni kelimelerce, şiirlerce yakınından sevdim.
Seni,
dünya üzerinde sanki ilk kez benim için kalemi eline alıp yazdığın mektuplarca sevdim.
Seni,
umutsuzca, beklentisizce,hayallerce sevdim uzağından.
Zamanla kırgınlık kimlik değiştirdi ve vazgeçiş oldu benim için.
Unutmanın en ağırı unutamadan unutmaktır.
Seni sonsuza kadar kaybetmek, kimlik değiştirdi ve unutmak oldu benim için...
Anlamadın mı hala,
Varlığım sana acı vermek için değil, sadece seni sevebilmek için yaşadım ben...
Hala seninle geçireceğim anların telaşıyla, tüketir gibi yaşıyorum sensiz geçen
günlerimi... Seninle geçen zaman bir daha tekrarı mümkün olmayan,
doğaçlama bir melodi gibi benim için.
Sanki birlikte yazılmış kaderimizin sayılı dakikalarından an çalıyorum.
Öyle birikmişsin ki içimde...
Seni yaşamakla tüketmem, seni sıradanlaştırmam mümkün değil.
İçime çektikçe çoğalıyorsun sevgili...
SENİN KORKULARINI BENİM İNCELİÄžİMİ

Ayrılık ne biliyor musun?
Ne araya yolların girmesi,
ne kapanan kapılar,
ne yıldız kayması gecede,
ne ceplerde tren tarifesi,
ne de turna katarı gökte.

İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!

İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini,
birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine.
Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken,
duvarlara dalıp dalıp gitmesi.
Türküsünü söylecek kimsesi kalmamak ayrılık.
Saçına rüzgar, sesine ışık düşürememek kimsenin.
Çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun.
Güneşin bir ceza gibi doğması dünyaya.
İki adımdan biri insanın, sevincin kundakçısı,
hüznün arması ayrılık.

O küçük ölüm!

Usta dokunuşlarla bizi büyük ölüme hazırlayan.

Ayrılık, o köpüklü öpüşlerin ardından gidip ağzını yıkadığında başlamıştı.
Ben bulutları gösterirken,
“bulmacanın beş harfli yemek sorusuna” yanıt aramanla halkalanmış,
“Aşkın şarabının ağzını açtım, yar yüzünden içti murt bende kaldı”
türküsü tenimde düğümlenirken, odadan çıkışınla yolunu tutmuş,
Dağlarda öldürülen çocukların fotoğraflarını bir kenara itip,
“bu eteğin üstüne bu bluz yakıştı mı? ”
diye sorduğunda varacağı yere varmıştı çoktan.

Şimdi anlıyormusun gidişinin neden ayrılık olmadığını,
bir yaprağın düşmesi kadar ancak, acısı ve ağırlığı olduğunu.
Bir toplama işleminin sonucunu yazmak gibi bir değer taşıdığını.
Boşluğa bir boşluk katmadığını, kar yağdırmadığını yaz ortasında....

Ne mi yapacağım bundan sonra?

Ayak izlerimi silmek için sana gelen bütün yolları tersinden yürüyeceğim önce.
Şiir yazmayacağım bir süre,
Fotoğraflarını güneşe koyacağım, bir an önce sararsınlar diye.
Hediyelik eşya satan dükkanların önünden geçmeyeceğim.
Senin için biriktirdiğim yağmur suyunu, bir gül ağacının dibine dökeceğim.
Falcı kadınlara inanmayacağım artık.
Trafik polislerine adres sormayacağım,
Geleceğe ışık düşüren bir gülüşle gülmeyeceğim kimseye....

Ne yapacağımı sanıyorsun ki?

Tenin tenime bu kadar sinmişken,
ömrüm azala azala önümden akarken,
gittiğin gerçek bu kadar herkese benzerken..
Senin korkularını, benim inceliğimi doldurup yüreğime,
bıraktığın boşluğu yonta yonta binlerce heykelini yapacağım.
Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.

Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın

Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
İşte budur hayat!
işte budur yaşamak
Bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,

Sevdiğin
Kadar
Sevilirsin...
Bir tek şeyi unutma
seni sevdim ben
kalbim şimdi bir sokak çocuğu
kelebekleri göç etti gönlümün
ıssızlaştı hayat sanki
sanki sabahı eksik şiirlerimin
sanki gecesi hep kanayan bir yara
ve sanki artık hep kanayacak
ağlanacak bir aşkın kıyısına vurduysa gözlerim
çare yok ağlayacak

Bir tek şeyi unutma
seni sevdim ben
kapıları kendime ben açamadım
ya da yanlış saatlerde bekledim gelmeni
...
düşünüyorumda sen gideli ne çok yalnızım
sarmaşık aşkın sarısında kaldım, sarılamadım
savunamadım seni kimselere
anlatamadım seni kimselere
kimsesiz kaldım
en çok da sensiz..

Bir tek şeyi unutma
seni sevdim ben
sana uyumak
sana uyanmaktı hayat
sıratını geçtim yaşarken,korkmadan
korkumu geçtim cesarete ihanetle
berduş bir,yalan masumiyeti öptüm bile bile
tek sen gitme diye
sonbahar oldum ,yaprak yaprak
ağaç oldum köklerimi unutarak
tesellisiz bir geceye fırlatıldım
kalbimi dar bi kafese kapatarak
içimde bir kanarya
hiç susmadan ağlayacak ..

Bir tek şeyi unutma
seni sevdim ben
yakamozlarında yıkadım sevdamı çırılçıplak
seni sevdiğimi bağırdım mehtabına
beyazında aklandım bulutunun
mavi mavi sevdim seni
içim kan ağlayarak..

Bir tek şeyi unutma
seni sevdim ben
anlattıkça kış vuruyor satırlarıma
anlattıkça üşüyor,anlattıkça ısınıyor yüreğim
bu gün sardunyalarım da açmadı
belkide küskün renklere
ellerimde ibadet gibi yaşadıklarım
ellerimde günah gibi yaşayamadıklarım
sensiz soluyorum anlayacağın
mavi mavi ölüyorum
duyuyormusun
ordamısın
varmısın
yokmusun?
Bir tek şeyi unutma
seni sevdim ben
yanarak
yıkılarak
aklıma her geldiğinde AÄžLAYARAK..
sessiz gidişinde bir şiir saklıydı
gözlerin toprağı kıskandıracak kadar toprak
yerin demir göğün bakır olma ihtimalinin
sıfır olduğu günlerdeydik
biz sana güneş kokulu günler
biriktiriyorduk içinde başrol oynadığın
sen hayaller yazıyordun
sırtın yaslı kıraç topraklardan
içinde bir kilit bir de demir kapı

oysa sahipsiz günlerin
ganimetiydi kirli bir gülücük
bir de yarım kalan buse
şimdi yokluğun da bitmemiş cümleleri
topluyoruz bir bir
paslı dolapların sırdaşı olan
ve yangında ilk kurtarılması gereken sözcüktü aşk
yaşam alanı yangın olan
Sayfalar: 1 2