:: Duygusuz.com - Dostluk ve Arkadaşlık Sitesi

Orjinalini görmek için tıklayınız: Yeni ÇıkanLar
Şu anda (Arşiv) modunu görüntülemektesiniz. Orjinal Sürümü Görüntüle internal link
YENİ ÇIKANLAR

SİYAH KUÄžUNUN ŞARKISI
İlhan İrem, Truva Yayınları, şiir, 112 sayfa
'Siyah Kuğunun Şarkısı', müzisyen, şair ve ressam kimlikleriyle bilinen İlhan İrem'in 57 şiirini bir araya getiriyor. 'Senfonik Şiir' alt başlığını taşıyan kitapta yer alan şiirler, metafizik açılımlarının yanında, sert öğeler taşıyan dizelerle de dikkat çekiyor. Kitapta yer alan şiirler, İrem'in son yıllarda müzik dünyasıyla arasına bayağı mesafe koyarak mistisizme yönelen tarzına dair ipuçları da barındırıyor. Şiirler, mistik, ruhani aşkı merkeze almalarının yanında, son dönemlerde olup bitenlere dair düşüncelerle de oluşturulmuş. İrem'in son yıllarda oluşturduğu mistik, metafizik, doğaüstü, tasavvufi ve 'sırlı' çağrışımlarla dolu dünyasını merak eden hayranlarına önerilir.


İNOVASYON HAYAT KURTARIR
M. Rauf Ateş, Doğan Kitapçılık, kişisel gelişim, 121 sayfa
M. Rauf Ateş, ekonomi, iş gazeteciliğinden aşina olunan bir isim. Capital ve Economist'tin yayın direktörü olan Ateş'in, yönetim konularında yayımlanmış çalışmaları da bulunuyor. Ateş, İnnovasyon konusunda yayımlanan çoğu kitabın teknik olduğunu ve bu kitapların da kavramın genel anlamda anlaşılmasını zorlaştırdığını savunuyor. Necmiye Alpay, innovasyon kelimesinin Türkçede sade ve yerleşik bir karşılığının olduğunu ve bu karşılığın da "yenilik" olduğunu yazmıştı. Türkiye'de pazarlama, işletme alanının, Türkçede karşılığı belli kelimelerden çok, bu kelimelerin yabancı karşılıklarını kullandıkları da bilinen bir konu. İnnovasyon da bu kelimelerden biri. Kelimeyi "yaratıcılık" olarak kullananlar da var. Ateş'in bu çalışması ise, birbirinden farklı şirketleri inceleyerek, yöneticilere inovasyonun kurum genelinde nasıl teşvik edileceğini göstermeyi amaçlıyor.


KİLO YÖNETİMİ VE BİLİMSEL ZAYIFLAMA
Metin Özata, söyleşi: Dilek Kaykılar, İş Kültür Yayınları, sağlık, 99 sayfa
Yayınevinin '99 Sayfada Dizisi'nden çıkan 'Kilo Yönetimi ve Bilimsel Zayıflama', okuyuculara beden sağlıklarını bozmadan, nasıl kilo verebilecekleri ve dengeli bir kilo kontrolüne nasıl ulaşabilecekleri gibi konularda bilgi vermeyi amaçlayan bir rehber kitap. Endokrinoloji ve diyabet uzmanı Prof. Dr. Metin Özata ile sağlık alanında çalışmış gazeteci Dilek Kaykılar'ın ortak emeğiyle ortaya çıkan kitap, ideal kilonun ne olduğunu, neden kilo alındığını, kilonun nasıl yönetilebileceğini, çocukların aşırı kilo almaması için nelerin yapılabileceğini, gece yeme sendromunun ne olduğunu ve en çok yapılan beslenme yanlışlıklarını anlatıyor.


MINOTOR'U KIŞKIRTMAK
Anais Nin, çeviren: Püren Özgören, Everest Yayınları, roman, 176 sayfa
'Minotor'u Kışkırtmak', Anais Nin'in 'İçsel Kentler' dizisinin beşinci kitabı. Hatırlanacağı gibi, 'Ateş Merdivenleri', 'Albatrosun Çocukları', 'Dört Odalı Kalp' ve 'Aşk Evindeki Casus', Nin'in, 'İçsel Kentler' dizisinden daha önce çıkmış romanlar. 'İçsel Kentler' dizisi, aşk, ihanet, bağlılık, fedakârlık ve güven gibi, insan ruhunun önemli yapıtaşlarına odaklanan ve Nin'in tarzını en iyi yansıtan diziydi. 'Minotor'u Kışkırtmak'ın baş kahramanı Lillian, bulunduğu Golconda'da, çocukluğunun anılarına iner. Kahramanımızın bu "iniş" anında, Nin'in romanlarının başat unsuru olan erotizmle de olabildiğince sarmaş dolaş olduğunu, ayrıca belirtmeye gerek yok.


NAMASTE
Özcan Yurdalan, Agora Yayınları, gezi, 296 sayfa
Namaste, Özcan Yurdalan'ın 'Sarı Otobüs' isimli gezi dizisinin üçüncü kitabını oluşturuyor. Hatırlanacağı gibi, dizinin ilk kitabı, 'Ahşap Fanus: İran Yolculuğu' adını taşıyordu. "Bilen bilir, eğer Hindistan'a bir kez gitmişseniz, ama gerçekten gitmiş, orada bulunmuşsanız kanınıza girer, kendi dünyanıza döndükten sonra bile sizi çeker, bir daha mutlaka gidersiniz. Hiç direnmeyin." diyen Yurdalan, bu kitabında, Hindistan'a 1992-2001 yılları arasında, yedi kez yaptığı gezilere dair izlenimlerine yer veriyor. İlk baskısı 2003 yılında yapılan 'Namaste', Hindistan'ın, başta Amritsar, Delhi, Fatehpur Sikri, Agra, Jaipur, Madras, Kalküta ve Puşkar olmak üzere, yirmiyi aşkın bölgesini anlatıyor.


MENDERES MAGNESİASI
Orhan Bingöl, Homer Kitabevi, arkeoloji, 204 sayfa
Menderes Magnesia'sındaki ilk kazıları, Carl Humann 1890-1893 yılları arasında yapmış ve kazı sonucunda yazıt, heykel ve mimari yönden değerli buluntular ortaya çıkarılmıştı. Yayınevinin 'Antik Kentler' dizisinden çıkan bu kitap, Magnesia'da gerçekleştirilen kazıların halihazırda vardığı aşamayı okurlara ulaştırmayı amaçlıyor. 1984 yılında Magnesia kazılarına başlayan Prof. Dr. Orhan Bingöl, şu an, Magnesia Kazı Başkanı görevini yürütüyor. Bingöl, buradaki 24 yıllık kazıları boyunca ortaya çıkartılan buluntuları eski bilgilerle bütünleştirerek sunuyor. Kitabın, Magnesia tarihi dışında, arkeolojik, mitolojik kavramlara yer veren sözlük ile bir kaynakçadan oluştuğunu da belirtelim.


RÖNESANS VE REFORM ÇAÄžI
Preverved Smith, çeviren: Serpil Çağlayan, İş Kültür Yayınları, tarih, 325 sayfa
Preserved Smith'in 'Rönesans ve Reform Çağı', bu dönemin tarihini veriyor, fakat yoğunluklu olarak dönemin sosyal arkaplanına odaklanıyor. Dolayısıyla Smith, Rönesans'tan Reform'a uzanan süreci anlatırken odak noktasına insanı ve onun somut, günlük yaşamındaki değişimleri koyuyor. Bu dönemdeki okullar, düşünce akımları, kitaplar, yayıncılık dünyası, eğlence mekânları, mutfakları, fahişeleri, ayyaşları, uşakları ve cadıları, çalışmada okuyucunun karşılaşacağı dikkat çeken ayrıntılar. "Reform tarihine ilişkin yeni bir kitap yazma isteğim, bu hareketin 16. yüzyıldaki ekonomik ve entelektüel devrimlerle olan kendine özgü ilişkisini yerli yerine koyma ihtiyacından kaynaklanmıştır." diyen Smith'in kitabı, 'Sosyal Koşullar', 'Kapitalist Devrim', 'Belli Başlı Düşünce Akımları', 'Dönemin Mizacı' ve 'Reform Hakkında Yorumlar' başlıklı bölümlerden oluşuyor.


YARIM EKMEK
Fakir Baykurt, Literatür Yayınları, roman, 364 sayfa
'Yarım Ekmek', yayınevinin bayağı bir zamandır başlattığı 'Fakir Baykurt Kitaplığı' dizisinin sekizinci kitabı. Baykurt'un bu kurgusu, baş kahramanı Kezik Acar ve ailesi üzerinden, Almanya'daki Türklerin nasıl yaşadıklarını, sorunlarının neler olduğunu hikâye ediyor. Baykurt bu hikâyenin arkaplanına da, Türkiye sol edebiyatının önemli bir ismine yakışır şekilde, 12 Eylül 1980 darbesinin Türkiye'de yarattığı çalkantıları, hiç yoktan verilen ölüm cezalarını, o dönemde yaşanan sosyoekonomik çalkantıları ve sıkıntıları ustaca yerleştiriyor. Demiryolcu Mustafa'yla yaşadıkları aşk sonucunda evlenen Kezik, üç çocuk sahibi olduktan sonra kocasını bir kazada kaybeder. Üç çocuğuyla bir başına kalan Kezik, çareyi Almanya'ya gidip işçi olarak çalışmakta bulur. Kezik'in Almanya'daki zor çalışma şartları, bu zorluklar karşısındaki inadı ve Almanya'da yeni bir hayat kurması, romanı asıl olay örgüsü.


BEN 50 YAŞINDAYIM, OÄžLUM 59
Stella M. Trevez, editör: Necla Feroğlu, Remzi Kitabevi, roman, 214 sayfa
Stella M. Trevez'in 'Ben 50 Yaşındayım, Oğlum 59' isimli bu kitabı, yazarın daha önce yayımlanan 'Ben 44 Yaşındayım, Oğlum 53'ün devamı. Trevez'in bu romanı, doğaüstü bir olayın dünyalarını alt üst ettiği Stella'yı ve ailesini hikâye ediyordu. Bu devam romanında da, romanın merkezindeki Stella, geçmişiyle yüzleşmek zorunda olduğunu düşünür. Reenkarnasyonla örülü roman, Stella'nın eski hayatında oğlu olan Jackie'ye bulmak için Fransa'ya gitmesiyle hareket kazanır. Stella'nın Jackie'yi araması ve bundan sonraki gelişmeler, romanın asıl olay örgüsü. Yazarın daha önceki romanını okuyup beğenmiş olanlar ile reenkarnasyon öykülerine ilgi duyanlara önerilir.


HAYAT
Melania G. Mazucco, çeviren: Alev Sümer, Doğan Kitapçılık, roman, 342 sayfa
Melania G. Mazucco'nun 'Hayat'ı, İtalya'dan New York'a yapılan bir göçü hikâye ediyor. İtalya'nın buhranlı 1903 yıllarında, on iki yaşındaki Diamante ile 9 yaşındaki Vita, Güney İtalya'nın bir limanından iki binden fazla bir göçmenle Amerika'ya göç eder. Diamante ve Vita'nın New York deneyimi, bu şehrin görkemine ve büyük karmaşasına tanık olacak, özellikle New York'un suç oranı yüksek bir bölgesinde, Prince Street'te, hayatta kalma, yeni bir hayat kurma ve Amerikalı olma mücadelesi vereceklerdir. Mazucco'nun, 2003'te 'Strega Edebiyat Ödülü'nü kazanan bu romanı, iki kahramanının, yeni dünyadaki hayat mücadelesini, bu dünyanın verdiği heyecan paralelinde anlatıyor.


EÄžİTİM ÜZERİNE
Immanuel Kant, çeviren: Ahmet Aydoğan, Say Yayınları, felsefe, 135 sayfa
Immanuel Kant'ın 'Eğitim Üzerine'si, yayınevinin yeni başladığı düşünürün toplu eserleri dizisinin ilk kitabını oluşturuyor. Kant'ın Türkçe yayımı için kuşkusuz sevindirici bir başlangıç olan kitap, 'Ruhun Eğitimi', 'Ahlaki Eğitim' ve 'Pratik Eğitim' başlıklı üç bölümden oluşuyor. "Özgürlük sevgisi doğal olarak insanda o kadar güçtür ki, bir kere özgürlüğe alıştığında, artık her şeyi onun uğruna feda edecektir. Sırf bu sebepten ötürü talim-terbiyenin disiplin kısmı çok erken dönemlerde yerini almalıdır, çünkü bu yapılmadığı zaman, hayatta daha sonra kişiliği değiştirmek kolay olmayacaktır. Disiplinden yoksun insanlar gelip geçici her arzuyu, her hevesi takip etmeye yatkındırlar." diyen Kant, insanın Rousseaucu anlamda soylu özgürlük duygusuyla dolu olmadığını, henüz gelişmemiş ve dolayısıyla eğitilmek zorunda olan bir "insani tabiata" sahip olduklarını savunuyor.


CESARETİN ANAHTARI
Nora Roberts, çeviren: Mine Atafırat, Epsilon Yayıncılık, roman, 320 sayfa
Nora Roberts, Türkiyeli okuyucuların aşina olduğu bir isim. Zira kendisinin şu ana kadar, muhtelif yayınevleri tarafından Türkçede yayımlanmış çok sayıda eseri bulunuyor. Roberts'in 'Cesaretin Anahtarı' isimli bu romanı da, kendisinin daha önce yayımlanan 'Bilgeliğin Anahtarı' ve 'Işığın Anahtarı'yla beraber, 'Anahtar' isimli üçlemesini oluşturuyor. Bu romanda, son anahtar olan 'Cesaretin Anahtarı'nı bulmak, Zoe isimli kahramanın görevidir. Zoe'nun, Roberts'in bu üçlemesinde, baş kahraman sıfatına haiz üç kadın kahramandan biri olduğu hatırlanacaktır. Zoe, eğer kilidi açmayı başarırsa, üç arkadaş kurtulacak, aşk ve iyilik kazanacaktır. Roberts'in bu üçlemede kullandığı İrlanda efsaneleri, 'Cesaretin Anahtarı' için de geçerli. Kahramanlarımız, özgürlüğe kavuşmaya çalışırken hem dışsal güçlerle uğraşacak hem de kendileriyle de mücadele edip yüzleşecektir.


YAZ BABA!
Ali Birerdinç, Sosyal Yayınları, anı, 219 sayfa
'Yaz Baba!', 1980 yılları öncesi ve sonrasında, Türkiye'nin çalkantılı dönemlerinde muhabirlik yapmış Ali Birerdinç'in anılarından oluşuyor. Muhabirliğe 1976 yılında Dünya gazetesinde başlayan Birerdinç, sırasıyla Günaydın ve Sabah gazetelerinde çalışmış, son olarak da Star'a geçerek, gazetenin Yurt Haberleri Servisini kurmuştu. Birerdinç, bu kitapta daha çok, yaptığı haberlerin izinden giderek anılarını okuyucuyla paylaşıyor. Kitap bu yönüyle, 12 Eylül 1980 darbesi başta olmak üzere, Türkiye'nin yakın tarihine dair önemli ayrıntılar barındırıyor. Bunun dışında, Birerdinç'in haberlerinin de, özellikle gazetecilik eğitimi alan öğrenciler için de somut örnekler sunduğunu belirtelim.


BİR MAHKğM
Lütfü Oflaz, Akis Kitap, roman, 96 sayfa
Lütfü Oflaz, 2000 yılındaki seçimlerde halkın cumhurbaşkanı adayı olarak gösterilmişti. Bilindiği gibi Oflaz, 12 Eylül'den sonra, yazdığı bir yazı nedeniyle yargılanan ilk yazar ve darbeye karşı insan hakları kampanyasını başlatan ilk isimdi. Fikirleri nedeniyle cezaevine de atılan ve medyadaki yozlaşmayı her fırsatta dile getiren Oflaz'ın bu romanı, yazdığı yazı nedeniyle mahkum olduğu, cezaevine girdiği ve nihayet cezaevinden çıktığı dönemi hikâye ediyor. Oflaz hikâyesini, mahkûmiyetin yansıdığı yerli ve yabancı basından yaptığı alıntılarla da olabildiğince destekliyor. Daha çok anı-roman unsurlarıyla oluşturulan kitap, baskı görmüş gazeteci-yazarın otobiyografik metni olarak düşünülebilir.


İKİ KERE ÖLEN KADIN
Manos Eleftheriou, çeviren: Sibel Babacan, Karakutu Yayınları, roman, 232 sayfa
'İki Kere Ölen Kadın', Manos Eleftheriou'nun 'Krizantemler Zamanı'ndan sonra yayımlanan ikinci romanı. Eleftheriou, sadece farklı alanlarda yazmış bir edebiyatçı değil, aynı zamanda 400'den fazla güfteye de imza atmış bir besteci. Eleftheriou'nun tarihsel özellikleriyle dikkat çeken bu romanı, Yunanistan'da yaşanan bir iç savaş esnasında, Aralık 1944'te tutuklanan bir kadın aktrisin, aynı gece infaz edilmesi hikâyesiyle başlıyor. Fakat onun olduğu söylenen cesedin, kardeşi tarafından yapılan teşhisinde, kendisine ait olmadığı anlaşılır. Dolayısıyla kendi ismi verilmesine rağmen, bu cesedin ona ait olmadığı anlaşılır. Aktris bu esnada başka bir yerde yaşamaktadır. Bu olaydan tam elli yıl sonra, bir doktor, aktrisin izini sürecektir. Doktor, aktrisi tutuklayan kişiden ve aktrisin bir dönem evinde yaşadığı kadından, kendisine dair gerçekleri öğrenecektir.


GREV
Orhan Kemal, Everest Yayınları, öykü, 224 sayfa
Orhan Kemal'in 'Grev'inin ilk baskısı 1954 yılında yapılmıştı. Kitabın ilginç yönü, daha çok romanlarıyla bilinen Orhan Kemal'in öykülerinden oluşuyor olması. Kitapta yer alan öykülerin çoğunluğu, işçilerin dünyasını hikâye ediyor. Zor yaşam şartlarında çalışan işçilerin hikâyelerinin arkaplanında da, bu zor şartların değişeceğine dair umut ve aydınlık da dikkat çekecek derecede kendini gösteriyor. Son baskısı 1996'da yapılan 'Grev'deki on sekiz öykü, Türkiye edebiyatının en önemli isimlerinden olan Orhan Kemal'in, son yıllarda yeniden yayımlanan külliyatına, önemli ve değerli bir katkı sunuyor.


OSMANLI'DA MAHKUM OLMAK
Ömer Şen, Kapı Yayınları, tarih, 169 sayfa
Ömer Şen'in 'Osmanlı'da Mahkum Olmak' isimli bu kitabı, Türkiye'de şu ana kadar fazla işlenmemiş bir konuya, Osmanlı İmparatorluğu'ndaki hapishanelere, bu hapishanelerin Avrupalılaşma sürecinde izlediği seyre odaklanan bir çalışma. Zindan kültüründen hapishanelere geçiş, hapishanelerde yapılan reformlar, Cumhuriyet ile kurulmuş yeni bir devlete devredilen ceza infaz kurumları ve bu kurumların özellikleri çalışmanın temel konuları. Şen'in incelemesi, Türkiye için hâlâ büyük sorun teşkil eden ve edecek gibi görünen hapishane konusunun öncesini öğrenmek açısından önemli bir çalışma.


FENER IŞIÄžINDA AŞK
Uğur Ziya Şimşek, Sokak Kitapları Yayınları, roman, 317 sayfa
'Fener Işığında Aşk', Uğur Ziya Şimşek'in 'Cin Tarikatı'ndan sonraki ikinci romanı. Roman, 1920'lerde işgal İstanbul'unun Fenerbahçe spor kulübünü hikâye ediyor. Bu dönemlerde oynadığı maçlar, halk üzerinde büyük etki yaratan Fenerbahçe'nin başarısı, o dönem kulübün kaptanlığını yapan Demir Nedim Bey'in mücadelesi paralelinde veriliyor. Tahmin edilebileceği gibi kaptan Nedim Bey'in, İngiliz Teğmen John karşısındaki mücadelesi, yalnız sahalar ve futboldan ibaret kalmayıp, İngilizlerin İstanbul'u işgali karşısında verilen bir siyasi mücadele anlamına da gelecektir.


AŞK ŞİİRLERİ
Federico Garcia Lorca, yayıma hazırlayan: Fahri Özdemir, Kırmızı Yayınları, şiir, 146 sayfa
'Aşk Şiirleri', İspanyol şiirinin önemli ismi Lorca'nın seçme şiirlerine yer veriyor. Kitabın sonunda, Pablo Neruda'nın, Lorca'yı anlatan bir yazısı da bulunuyor. 'Mecnunun Biri' isimli şiir şöyle: "Ey Mecnun/zavallı sevdalı,/evinde yaktılar kekik dalını. // Ne git derim sana, ne de kal,/kitlemiş bir kere kapını anahtar. // Gümüş kaplı anahtar/bir kurdeladan sarkar. // Kurdelada şu bir satır;/yüreğim uzaklardadır. // Sokağımda hiç dolanma./bırak kalsın her şey havada. // Ey mecnun,/zavallı sevdalı./Evinde yaktılar kekik dalını."
kitaplarla aramam yokturr ama saolll
Tskler AsLi bizleri bilgilendirdiginíçin..