:: Duygusuz.com - Dostluk ve Arkadaşlık Sitesi

Orjinalini görmek için tıklayınız: köprü ve hayat
Şu anda (Arşiv) modunu görüntülemektesiniz. Orjinal Sürümü Görüntüle internal link
sabah rüyamda babamı görmüş olarak uyandım... terlemiştim.. kendi yatağımda olmadığımdan endişem biraz daha artmıştı .. başkasının evindeydim ve böyle bir haliyeti ruhiyede ne yapmam gerektiğini kestirememiştim.. sanırım yatakta beklemek en iyisiydi ama oda bir yere kadardı ... tüm günün yatakta geçmeyeceğini anladığımda evdeki hareketlilikte başlamıştı .. içerdeki konuşulanlara kulak kabarttım ama cümleler hep parça parçaydı.. kalkmaya çalıştım babam geldi aklıma .. lanet olsun nasıl güzel bir olabilirdi ki..

kalktım... yüzümü yıkadım bir önceki geceden kaldığımdan olsa gerek biraz başım ağrıyordu iyi bir kahvaltıya ihtiyacım vardı. radyo açıktı ve eğlenceli bir şeyler çalıyordu.. sanırım kendime gelecektim..
sonrası o kadar sıradan bir gündü ki ..... en son gece 12 olduğunda ring filmini izlemiş ve bitirmiş olarak bulduk kendimizi . iyiki altımda araba vardı ve eve gelebildim .. iyi ki diyorum çünkü senin mailini okumak günün sanırım en eğlenceli kısmıydı..
sonra sıkıldığımı anladım .. tüm bir gün ceviz kabuğunu doldurmayacak şeyler ile uğraşmıştım.. gezmiştim tozmuştum geğik yapmıştık eş dostla beraberdik ama ters giden bir şeyler vardı hep bir yerler de..

köprünün altından akan hep suydu ama dikkatli baktığında asla aynı su bir daha köprünün altından geçmiyordu. benzer şeyler yaşıyordum ama asla bir önceki günün kopyası değildi.. ee ne anlatmalıydı bu şimdi bana .. yada buna kafa yormalı mıydım.. insanların yaşadığı günler hep birbirinin kopyası gibiydi .. ama üzerine biraz kafa patlatıldığında asla "o" anı bir daha yaşayamıyorlardı. bunu bilmek bile diğer canlılardan ayırıyordu bizleri.. bunu bilmek..

ne olmalıydı peki yada ne yapılmalı. suyun akışını engelleyemeyeceğimize göre köprünün altından geçerken ona o "ana" göz kırpabilirsek mutlu olabileceğimizi anladım sonunda.. ve o "an" aslına her an dı. köprüde hayatın ta kendisi.. ve insan yaşadığı sürece göz kırpmalıydı o köprüye.. sonra ölmek geldi aklıma . insanın kendini ölmüş gibi hissetmesi ne zormuş meğer. ben ölürsem diye başlayan cümleler kurmak ne salak aslında .. biz ölünce bizi sevenler ne kadar üzülecek kim bilir diğmi? ve bizde onların bu üzülmüş anını gördüğümüzde kahrolmaz mıydık... hayır .. çünkü biraz dikkatli bakarsan ölmüş olduğunu ve onların üzüldüğünü bile algılayamayacağını fark ediyordun.. ne acı dimi ölmüş olduğunu anlamamak. aslına sen küçük bir damlaydın ve nehir altı daha milyarlarca damlayla doluydu.. sen sadece sudan çıkmış bir kayaya çarparak nehrin dışına çimlere düşmüş bir damlaydın.. nehrin neredeyse tamamının umurunda bile değildi ..çünkü nehir hala olanca güzelliğiyle akmaktaydı.. ama sen bunu bilmiyordun işte.. orada çimlerin üzerinde eriyip gitmiştin bile ne köprü ne nehir vardı artık... tek umudun ölümden sonra yaşam olmasıydı ama ... ama bunu bilmiyordun.. o nehrin altından akarken bu yalnızca bir ihtimaldi .. şimdi ölmüştün ve ölümden sonra bir yaşam yoktu!

.. ama sen "lanet olsun ölümden sonra bir yaşam yokmuş diye üzülemiyordun bile çünkü "ölmüştün" bunu anlayamazdın.. geride kalan yakınındaki birkaç küçük damla üzüldüğüyle kalmıştı yalnızca...

o halde ne yapmalıydı kişi.. demek ki tüm yapabileceklerin o köprünün altından geçtiğin zamanla kısıtlıydı ve o "anı" en iyi şekilde değerlendirmeliydin... aslına bakılırsa senin 70-80 yıllık hayatın sahiden de bir "an" dı o köprü için .. daha da korkuncu 6 milyar insan vardı senin gibi o köprü altından geçen ve 6 milyar çarpı 80 yıl bile bir andı hayatla kıyaslandığında... o halde neden üzülesindiki çoğu şey için yaşarken neden sevdiklerinleyken kavga edesin di ki. neden koklamayasın neden öpmeyesin yemeyesin sevişmeyesin neden pişman olasın ve neden sevdiklerinleyken o anın tadını çıkarmak varken tekrar ayrılacağın ana üzülesin di ki.. ve neden söylemeyesin diki onları sevmediğini... nesi yanlıştı bunun.. hem ne yapmış olursan ol seninle birlikte ölmeyecek miydi. o halde neden yapmayasındı......

bugün kalktığımda aslında canımı sıkan babamı rüyamda görmüş olmam değildi biliyorum .. yada onun öldüğüne üzülmüyordum .. daha yaşayacaktı belki bunu hak etmiyordu ama ben buna da üzülmüyordum

sanırım ben onunlayken neden bu fırsatı daha iyi değerlendirmediğime üzülüyordum.. neden azıyla yetinmiştik ki ikimizde saatlerce bir arada olabilmek varken...

ve ne anladım biliyor musun .. sanırım acı ama her insana her dostuna sanki yarın bitecekmiş gidecekmiş ve belki de ölecekmiş gibi yaklaşmalıydı .. belki bu onunlayken geçirdiğin zamanın değerini daha iyi anlatırdı sana ...

bunları neden yazdım biliyorum.. çünkü ben artık uyandım.. artık gerçekten yaşıyorum.. artık köprüye göz kırpmak mı. smile.gif haha ben artık ona el bile sallıyorum.. çünkü biliyorum ki ben ne ilkim ne son ve biliyorum ki köprü beni hatırlamayacak bile. ama bir şansın var. ona el sallayarak kendimi gösterebilirim sanırım .. el sallayacağım ve ona "heyyy görüyor musun ben ve arkadaşlarım , sevdiklerim geçiyoruz... kendine iyi bak bizi unutma ve bizden sonrakilere şunu fısılda...

"ANI YAŞAYIN" onları gerçekten sevdiğimi söyle.....

el sallayacağım....

el sallayacağım ve sevdiklerime sarılıp ölmeyi bekleyeceğim.. çünkü en güzel ölüm sanırım sevdiklerin yanındayken olanı.. onları üzmüş olacağını bilsen bile...

seni çok seviyorum..... bugün bunu gerçekten değer verdiğin kişilere söyle... ve köprüye en azından göz kırp yakınlarına sarıl ve “anı yaşayın” diye bağır.. seni seviyorum de....__________________