:: Duygusuz.com - Dostluk ve Arkadaşlık Sitesi

Orjinalini görmek için tıklayınız: Gitmelerle yazdim adini...
Şu anda (Arşiv) modunu görüntülemektesiniz. Orjinal Sürümü Görüntüle internal link
Simdi bir merdiven bosluguna sigdirilmaya calisilir acilarim... Kimse bilmez ki kuf kokan bir haziranda oluydum. Askti berat eden benden... Kostum mavilerin golgesine ki dinsin bu onulmaz sizi. Dedim beyazin bir kolu da ben olayim. Bulduklarimda kayboldum. gayb oldum... Neyleyim... Simdi bir sevdanin arka sokagina kivrilir yalnizligim. Kapilarim calinmaz. Herkes donmeyi mi unuttu? Gitmek mi yalandi yoksa? nerde askin o deli yemini? Baslamasi memnu olan gitmekle mi bitmeliydi?
Bir ask geriden takip ederim hayati. Hayattakileri. Gec kalmisim yasamaya... Sana... Neyleyim... Nasil birakirim seni ki hayat zorludur. Kanamaktir kazanmanin diyeti! Nasil doneyim yuzumu senden gayrisine. Uzayan yolsa azalan ask mi? Nasil yitsin icimdeki bir vahiy sabahi... Sancilar nasil sigdirilir unutmaya? Ve sozler ve yeminler... Ve sevda daragacinda. Elimi ceksem senden olacagim... Cekmesem kendimden... Bensiz olunur da sensiz olunmaz imis. Yaralar suya deginceye kadar sevmeliymis. Bilemedim neyleyim... Iyisi mi kendimi senden azad edeyim... ey kendim!!! soyle nerdeyim?

Sol yanima duser memleket kavgalari... Icimde bir kuyu Yusuf dilenir... Gelene meyil vardir da ya gidene? Unuttugum dilimden dusendi... Sozlerim asi ve hircin bir dalga... Sigacagim deniz ararim. Musaitse siginabilir miyim gozlerine? Ya da birak duseyim adinin ilk hecesine... Bir elim Firat’in serin sularina deger... Ve icimden bir Yusuf guzeli gelir, gecer... Gozlerimden gecer gecmi ve gelecek sular... Izbelerimde yitirdigim tebessumun o esrik tadidir...

Gitmelerle yazdim adini salkim saçak yamaclara... Kiyilar nda terkedilmisligin o kesif kokusunun duyuldugu sahipsiz bir maviyim simdi. Her gece biraz daha eskir adim, biraz daha azalirim... bilmek ne yaman sey!!! Ve kalmak kor bir umutta ne aci! Ve yollar zalimdir. Hicbir yerde gorulmemistir ardina bakani... Ve yar bir yudum keder... ahh ki yar bilinmedik dertleriyle icime duser! Vay ki yanar sevda nobetlerinde gecemin elleri. Mahremimdir kuytularda sana seslenmisligim. Kuyulardir merhametine hasret kaldigim. Ve gece ne de cok dert gizler icinde. Elim ki erisir gogsume o vakit kanar muphem yuzu.olmeye hasretim!!!

Aksam alacasidir gpzlerim. Bakislarimda tasidigim omrum ve onyedime sigdirdigim acilarim var, kaydi dusulmemis, dusmemis acilar... Kendimi hangi ciglikta biraktiysam gene hala donmedim bana. Kaybettim kendimi bu sehrin tesne yorgunlugunda, magrur bir soz edasiyla... Kim bilir simdi hangi cikmaz sokakta boguk feryatlar savuruyorum goge! Kim bilir kimde kaldim gene... Bu kacinci kaybolustur bu kactir silinir adim... Ben ki asir bir gece soz de kalsin ses de. Bana beni bulun yeter! En kavi sebeplerimi harcadim yar yoluna. Bilmek gozumun ardinda... Ve sevda sizim sizim sizlar ellerimle ucurum arasinda. Bu yanilgilar surer beni var ile yok arasina... Yuregim... Yuregim ki dag. Icine sakli denizler almis, varligi hic olmus cografya. Kutsal bildiklerim benden cayanlardi. Kim ki gitmeyi vebal bildi ben ona meftun oldum. Iste odur ki ne varim ne yokum!
Yorulduysam bil ki yorgunlugum sensin!... Degismeler hep sana kaydi... Bak ben hala ayniyim.. yani biraz yetim ..biraz kendim...
gelmeli misin?
fire vermi bir kalbin iletisi ::nemsiz posta olarak belirle



Gecede Bir Gün evet git demeyide bilmeli insan Gitmeyide ...
Sana yazdığım her satırın,kolay olmayan cümlelerinin,alfabetik sıralarını bile bilirdim ben
Öyle tek bir kirpik hareketi ile değil,yüz hatlarının çizgilerinden anlardım ne demek istediğini..
Hem de bunu ezberlemek gibi bir saçmalıkta yapmamıştım,çünkü ezberlemek seni zorla sevmek demekti,halbuki ben seni zorla sevmedi,ben seni ezberlemedim,çünkü ezbere bilinen şeyler unutulurdu insan hafızası tarafından,onun için ben hafızama kazıdım seni..
Sert çizgilerin keskin köşelerinde sevdim seni,lüks,kadife bir kutunun içinde değil,kendi yarattığım dünyanın en güzel karesinde sevdim.. Ve gidenlerden bir tek seni kendime ekledim…
Hiçbir zaman bilmediğin gerçeklerle,insanlarla savaşırken yalnızdım,seni severken de senden milyonlarca kez vazgeçerken de yalnızdım..
Bir köpek sürüsü gibi geceler boyu kokunu izledim.. Gözlerimle görmeden,sadece fotoğraflarına bakarak teninin gen haritasını yaptım kendime..
Senin yanında nefes alan biri,ancak bu kadar sevebilirdi seni ve aynı zanda biri,ancak kendini sevemeyen bir insanı bu kadar sevebilirdi..
Yediğim,içtiğim her şeyin kokusuna kokun karışmış bir şekilde yaşamak ne kadar zor du biliyor musun?.. Yediğim yemeklerin adını değiştirdim ben,içtiğim çayın yanındaki sigarayı sen diye içime çektim,giydiğim kot pantolonun dikişleri kırmızıysa adının ne olduğu,kaç para olduğu önemli olmazdı o saatten sonra.. çünkü o kırmızıda sen olurdun… Cafelerin ismi,oturduğum yerin önemi kalmazdı karşımda senin adının harfi bulunan bir poster varsa eğer.. Bu ne demek biliyor musun?..
Yağan yağmur toprağa düşüp senin memleketinin,ayak bastığın her yerin kokusunu verdiğinde nasıl yaşıyorum zannediyorsun?..
Odamın tavan duvarlarıyla,gözlerimin yaptığı anlaşmanın altındaki imzaları hiçbir zaman bilmedin. Bildiğin bilmediğinin kaçta kaçıydı acaba?
Her yazımın başlangıcında Türk Dil Kurumunun sınırlarını zorladım adeta.. Çünkü bana,seni için yazmam gereken malzemeden daha fazlası gerekiyordu her defasında…
Güvercinlerden,martılardan,yaşadığım şehirdeki tüm kuşlardan kopan kuş tüylerini biriktirip kendime pamuk ipliğinden yorganlar döşedim.. Ama onlarda durduramadı geceler boyu titremelerimi…
9a27a7f1e2.jpg