:: Duygusuz.com - Dostluk ve Arkadaşlık Sitesi

Orjinalini görmek için tıklayınız: ??ni ??vm?k
Şu anda (Arşiv) modunu görüntülemektesiniz. Orjinal Sürümü Görüntüle internal link

SENI SEVMEK

Sen g?zelden de ?teye bir ?eydin
Seni sevmek sevmekten ?teye bir ?eydi.
G?rd???m b?t?n g?zeller,
Seninle k?yaslad???mda g?nl?mden u?uverdiler.


Seni sevmek tanr?y? sevmekti
Seni sevmek do?ay? sevmekti,
Seni sevmek kendimi sevmekti
Seni sevmek iyi olan?, g?zel olan? sevmekti
Seni sevmekle, sadece sevginin ula?t?rabilece?i yere ula?t?m.

Biliyormusun, ben evlendim, ?ocuklar?m oldu
?? k?z, ??? de biribirinden g?zel.
Sen de evlenmi? olmal?s?n
Senin de her halde ?ocuklar?n vardir
Ve sana benzedilerse g?zleri masmavi olmal?...
Ya k?zkarde?in ne oldu, o melek huylu k?zkarde?in?
Onu hi? unutmuyorum;
Onunla konu?urken seninle konu?ur gibi oluyordum.
Sen, tanr? kat?nda gibiydin
Sana ula?mak zordu, imk?ns?zd?!
Yedi y?l kanat ??rpt?m, nafile, yine de ula?amad?m.
Ve yedi y?lda bir kez olsun elini tutamad?m.


Otuz y?l daha ge?ti bak, hemencecik…
Bir g
?z acip kapayincaya kadar
Ve ben seni sevmeye devam ediyorum.
Bir s?r gibisin bende, sevdik?e tan?yor,
Tan?d?k?a seviyorum.

Sen benim kaderime yaz?lm?ss?n,
Sen benim varli??m?n kendisi, sanat?m?n ilham?s?
Tuallerimin rengini de g?zlerinin tonlar?ndan se?tim.
Kocan olacak erkek ,
Dilerse butun kuvvetini kollarina vererek seni sarsin
Sen en son benim kollarima hasret oleceksin!

Beni sevseydin zaten ?a??r?rd?m
Bir tanr??an?n aram?zda dola?mas?na benzerdi bu,
Hay?llerime ters d??erdin.
Bil ki, seni y?celtti?im katta sadece ?l?ms?zler var
Benim olsayd?n e?er,
Otuz y?l sonra, bug?n
Sana hal? a??k oldu?umu belkide s?yleyemezdim…

Nezir - 1999 - Peronne (Fr)
[INDENT]İLHAM
[/INDENT][INDENT]Nasıl başlanır bir şiire
Bomboş hissediyorum kendimi
Bir saat oldu belki
Bakışıyoruz biribirimize
Dizimdeki defterlerimle
Israr etmek falan kar etmiyor
Karımın yaptığı gibi evde
Elektrikli bir süpürgeyle
Emmişler sanki ne varsa belleğimde.
Parça parça esintiler
Gözlerimin önünde beliriyorsa da bazen
Daha ben kalemime sarılmadan
Kaybolyorlar kafamdan.
Şair olmak da nereden geldi aklıma
Ya avcı olmalıydım ya falcı
Onu da yedirebilirsem tabii gururuma.
Kendi kendime "acaba" diyorum
Hepsi de böylemiydiler
Baudelaire ya da öteki şairler,
Bakarken kendi defterlerine
Konuyormuydu ilham melekleri
Hemencecik o
muzlarına...
[/INDENT][INDENT]Benim bahanem hazır
Ne zaman kötu bir şiir yazsam
Kendikendime "zararı yok,
Ben zaten şair değilim" diyorum.
Bir yandan da üzülüyorum
Çünkü doğru değil bu dediğim
Şair olmak biricik dileğim.
[/INDENT][INDENT]Etrafımda, üzerimde, içimde
Gözlerimin buğusunda,
Esen bir rüzgar misali
Hissediyorum yakınımda
Dolaştığını bir şeylerin;
Işık kadar lüzumlu
Hava kadar acil
Acı çekmek kadar pozitif
Hem her şey O
Hem hiç bir şey !
Nasıl yaklaşsam ona
Benimle barışması için?
Bazı bazı
Yüz yüze geldiğimiz oluyor
Ama O, her zaman değilse de
Kaçmak için çabucak
Hep bir yolunu buluyor.
Bazen de kapılar açılıverir sessizce
Ve içeriye birileri
Sızıverir gizlice
Göğsümde bir şeyler kıpırdanır
Öyle ki, tutup beni oracıkta assalar tavana
Hiç direnemeyeceğim gibi geliyor bana.
Ayaklarım buzullarda
Başımda kavak yeli
Zamansız misafirime
Bilmem nasıl hitap etmeli?
Evirip çeviriyorum
Bir sonuca varamıyorum
Onsuz, üst üste koyduğum taşlar
Bir bir yıkılıveriyorlar.
Yaklaşımından
Ve asiliğinden tanıyorum onu
Hep acılı anlarımı seçmesi
Sizce de göstermiyor mu bunu?
Evet, O, hem acımasız, hem bencil!
Doğrusu bu pek de umurumda değil!
Ben isterim ki,O
Mutlu anlarımda da yanımda olsun
Yani çıkardığım zaman
Şöyle herkesin yanında kalemimi
Dizebilmek için bir çırpıda
"The best" şiirlerimi.
Ama yok!
Onun istediği bu değil!
Birileri acı çekmeli
Zevk almalı acıyla boğuşmaktan.
Bazen de bıktırıyor doğrusu
İnsanı insan olmaktan.

Ben istemesem de
Misafiri o hüzünlü anlarımın
Farkında sanki o da
Arayacak başka
Hiç bir dostum olmadığının.
Yeni keşfettiğim şiir için de
Böyle olması daha iyi bence
Resim yaparken
Biliyordum bunu zaten,
Yani İlham'ın kaprisli tutumunu
Ama vazgeçilmez bir dost olduğunu.
Paris, 2001
[/INDENT]
[INDENT]
RÜYA-II


Gece gördüĝüm rüyâyı
Sabah uyanınca bir türlü hatırlayamadım
Oldukça garip bir ruyâydı…

İstanbul’daki evimizde
-tek gözlü bir gecekondudan ibaret-
Ağabeyim ve yengemle beraber yaşıyoruz.
Öyle bir yerki,
Burasını postacılar bile pek bilmez
" Tozkoparan mah. gecekondular semti, Halis’in evi "
Demeniz bile yetmez .
Buradaki evler, biraz masallardaki gibidir
Bellerine kadar çamura batmış insanlara benziyorlar.

[INDENT]
[/INDENT]
Bir keresinde koca bir yılan bulmuştuk yatağımızın altında
Neyse, garip bir rüyadan bahsettmiştim ya yazımın başında
İşte az önce evimize gelen, çaresiz bir ihtiyarla
Bana rüyâmı anımsatan olur olmaz şeyler konuştuk.
O geldiğinde ben daha pijamamla oturuyordum.
Abimin transistorlu radyosundan
Hüzünlü bir müzik dinliyordum.


Kadıncağız çok dertli, problemleri oğluyla
Bilmiyorum aralarında neler olmuş,
Fakat zavallının şimdi gidecek bir yeri yokmuş.
Onu dinlerken, garip bir şeyler oldu bana ;
Sanki ruhum bedenimden sessizce uzaklaştı
Ve başka bir diyara ulaştı...
Önce sabit bakışlarımda, herşey
Gittikçe hayâlleşti,
Ve tuğladan bir duvarda gördüğüm rüyâm resimleşti...

[/INDENT][INDENT]
[INDENT]
[/INDENT]
Yamru yumru tepeler vardı,
Neresi olduğunü bilmediğim
Hepsi de biribirine benziyordu.
on binlerce, belki de yüz binlerce...
Ve orada,
yanına bir türlü yaklaşamadığım bir adam
Uzaktaki bir tepeciği sulamakla meşguldü.
Saçsızdı da,
Fakat sakalları vardı ve o kadar da uzundular ki
Onları beline iki kez dolamış
Daha bir o kadar da yerde kalmıştı.
Ne yaptımsa onun dikkatini çekemedim...
Arkasından çırılçıplak
Kilometrelerce yürüdümse de nafile
Ona bir arpa boyu bile yaklaşamadım.

Her tarafı derin çatlaklarla dolu bu tepelerde,
Yer yer insan yüzüne benzettiğim detaylar da oldu ;
Fakat bin yıllık bir yüz bile bence bunlardan daha taze olurdu.
Şaşkınlığım geçmedi daha,
Çırılçıplak yürüyorum,
Ve sanki her şeyin biribirine benzediğini
Daha yeni yeni farkediyorum...
Evet, evet ! her şeyin biribirine benzediği doğru.
Ama bu benim pek de umurumda değil.
Her yer neden aĝaçsız ve susuz,
Ben kendi kendime onu soruyorum.
Kadın göğüsleri gibi prüssüz desem
Ama hayır, kadın göğüsleri her zaman
Bu kadar pürüssüz değildir.
Şimdi de renkten renge geçerek kızarıyorlar,
Ve kiremit kırmızısı bir renkte sabit kalıyorlar.

[/INDENT][INDENT]
[INDENT]
[/INDENT]
O sakallı adam yine kayboldu
Zaten gözüm pek tutmamıştı onu.


Kızgın bir güneş var üstümde
Keşke o adam gibi uzun sakallarım olsaydı benim de...
Güneşten korunmama yarardı belki
Neden sonra aklıma niçin buralarda olduğum geldi
Yoksa benim bin yıl sonraki yüzümün halimiydi gördüklerim ?
-Kulağımda tesbih şakırtıları
O yaşlı kadın halâ yanıbaşımda olmalı-
Arada bir nefes alırken “ Ahh ! ” çekiyor
Ve radyoda bir bateri ona sanki eşlik ediyor.
Gözlerim hala resimleşen duvarlarda
Kendimi izler gibiyim bir sinema duvarında.

Burada kalırsam, dedim kendi kendime
Sonunda delirmek de var, fosilleşmek de.
Başladım panık içinde koşmaya
Bütün ruhumla hem koşuyor, hem uçuyorum,
Kiremit renkli kel tepelerin üzerinden,
Uzun gölgem de hiç ayrılmıyor peşimden.
Bir yerlerde birileri saklanıyor olabilir
Ne demeliyim onu gördüğüm zaman, diye düşününce
Ve bu çok çok kısa “ an ” süresince
Aylardan beridir buralarda yaşadığımı farkettim ansızın!
Kendi kendime olmadık sorular yöneltmeye başladım :
Mesela, dedim, şu an çırılçıplak olmam neden?
-Hiç düşünmeden, gelirken de çıplak olduğumu zaten!-
Demin rengarenk bezenmiş vitrinler geçti önümden
Pencereleri kağıtlarla süslenmişti, insansız,
inişli çıkışlı bir yoldan uzaklaşıp kayboldular.
Sanki yeni bir rüyâdaymışım gibi
Uzaklarda, müzığin değiştiğini
Ve yaşlı bir kadının uyukladığını duyuyorum.

Bir büyük tepenin duruğuna vardığımda
Şaskınlığım daha da artıyor;
Zira önümde ufka uzanan sonsuz bir vadi
Sisli yeşillikler, cam göbeği renginde dağlar
Ve benden pek uzak olmayan bir yerde
Kıpırdanan dev böcekler var.
Gümüş ve altın, şeffaf balıklar Uçuşuyor önümde,
Ve sanki hepsi de
Güneşten kurunmak ister gibi yüzlerini örtmüşler.
Şu ağaç dallarında asılı duran mendebur kara iskeletler;
Benim onlara aldırdığım yok ama
Onlar yine de sırıtıp duruyorlar!


Bu da nesi?
Yer canlıymış gibi oynuyor altımda !
Taa gerilerden, çok çok uzaklardan
Bana doğru hareketlenerek hizla yaklaşan
Buyuk uğultu kümeleri,
Ve gök gürültüsü gibi sesler duyuyorum.
Hiç bir şeye benzemeyen ve havada duran dağları,
Fırtınaya yakalanmış bulutları andırıyorlar !
Tek yaprağı bile olmayan bir ağacın altına çekiliyorum.
Güneş buradan bir portakal kadar küçük görünüyor
Ve bir portakaldan da aciz
soluk da bir rengi var
Ay'ın ilk doğuşundaki gibi
Beş milliyar yıl önceki gibi...
Dehşet içinde kalıyorum
Saçlarım daha bir saniye geçmeden ağarıyor!
Ve tam o sırada sırılsıklam bir yeşillikten, ansızın
Üzerime uluyarak vahşi bir kurt fırlıyor !
“ Ölmeme çok az kaldı ” derken
Ve henuz daha ölmemişken
Yeni bir dehşetle daha irkiliyorum;
Vahşi kurt, ağır ağır yükseliyor ve beni aşıyor
Yeşil yüzlü ince bir adam da peşinden koşuyor...
[/INDENT][INDENT]
[INDENT][INDENT]
[/INDENT][/INDENT]
Uzaklardaki yaşlı kadın sesini ve onun sıklaşan iniltilerini
İşte böyle bir esnada yeniden duyuyorum ;
"Beni oğlum kovdu, defol git!" dedi.
Rüyam sanki devam ediyordu
Ve yaşlı kadın hem söyleniyor hem ağlıyordu:
"Tanrı, benim felaketimi
dağlarda uluyan vahşi kurtlara bile nasip etmesin."
Ben Tam "rüyâ içinde rüyâ görüyorum?" diyecektim
Yaşlı kadının elime dokunduğunu hissettim.
“ Vahşi kurt! ”
O daha yere inmemişti
Fakat beyaz badanalı kiremitler
Bana yeniden göründüler
Ve beni iyice uzaklaştığım bu yere
Ruhumla geri indirdiler.

Nezir KORKMAZ
Ist.Tozkoparan-Gecekondular, 1974
[/INDENT]
bu yazar hakkinda ne dusunuyorsunuz?ornek siirlerini buraya aktardim,ruya 3 u almadim..o da baska bialem...yorum yapmak isteyen buyursun..tsk
aklim takildi kac gundur?bide siz karistirin,istekliyseniz?
Erkekliğim Bozuldu; Sızıyor Bacak Aramdan
Orhan TURAN

9.gif Kimlikle gezenleri polis ablukaya aldı.
Bense korkuyorum artık.
Barikat kurmuşlar, ellerinde 'kafa kağıdım'
ve tüm yön levhaları üstüme üstüme geliyor.

'bir erkeğin daha elini tutmanın' sıradanlığını yaşarken,
ben bekaretimi veriyordum sahil boyu...

Aşk larvasında...
Biraz daha beklesek üreyecek her yerimden.
Çaycı küçük çocuğu kovdu; burda dilenmek yasak!
Bense altımdan sızan kanı siliyorum.
Erkeklik bozuldu; baş önde ve git yoluna...

Artık herşey mekruh ve her şey haram!
Vazgeçtim insan olmanın şerefsiz gururundan
Gurursuzum, mekruh ve haramım,
Yabancıyım, değme bana...
ve kimliksizim...
Senin Olmadığın Yerde Ben Var Olamam Ki…
NUH KENİŞ

22.gif

SENİN OLMADIĞIN YERDE BEN VAR OLAMAM Kİ…

Korktum
Kapıda ayakkabın yoktu
İçeri girdim
Gülüşlerin yoktu
Bakışların yoktu aynada
Ev soğuktu
Sıcaklığın yoktu
Odalar karanlıktı
Demek ki sendin aydınlığım
Penceremize daim konan kuşu aradı gözlerim
Onu da mı götürdün yanında
Boşluğa bakakaldım
Ayak izlerini aradım
Parmak izlerine baktım bir hafiye gibi
Hiçbir iz yoktu senden geride kalan
Sana ait bir şey bulurum umudunu taşıdım
Umudum da bitti
Kapıyı çarptım çıktım
Kızgınlığım sana değildi
Haşin esen rüzgaraydı
Gökte kayan yıldızımaydı
……
Kayboldum
Ihlamur kokulu aşklara, billur gözyaşı şişeleri
ZEYNEP DİDEM

22.gif
Son kuşlar havalanır,
son trende gitti gider.
son vapur düdüğünü çalar ardından.

Yavaş yavaş iner akşam sulara.
Güneş penceresini kapatır.
Gün perdesini çeker.

Pembe-kızıl bir hüzün yağar tüm şehre.
Yalnıızlığa çeyrek kala, sensizliği beş geçer.

Süzülürken yitik sevdalara,
yelkeni yırtık, küreği kırık bir yürekle,
Kızkulesi aşıkları,

sessizlik….
bir yılan gibi çöreklenir benliğime.

sensizlik
bir kurt beynimi kemirir.

Yutkunamam.
Bir kelebektir sensizlik .
Boğazıma takılır.

Örselenmiş sevişmelerim,
dikenli tellere takılmış düşlerimle
başbaşa,
açmadan solmuş afrika menekşelerine ağladığım geceleri biriktiririm,
billurdan gözyaşı şişelerine.

Gözyaşlarım, ben ve solmuş afrika menekşeleriyle seni beklerim.

Bir mum yakarım senin için,
Bir mum kendim için.
Gözlerimi kapatır sessizliğin o dayanılmaz sesini dinlerim,
Ve seni bana getirecek ayak seslerini özlerim.

Örselenmiş sevişmelerim,
dikenli tellere takılmış düşlerimle
başbaşa,
açmadan solmuş afrika menekşelerine ağladığımız geceleri biriktiririm.
Billurdan gözyaşı şişelerine.
Ve
ıhlamur çiçeğim seni beklerim.
Umutlarım tükenmez.
Bilirim.
Umutların bittiği yerde afrika menekşeleri bitmez.
Ve ıhlamur kokmaz sevgililer.

Yavaş yavaş erir mumlar.
kara iki yılan sinsi sinsi kabuk değiştirir mumların isinde.
Ve
ansızın çalar kapım.
Tüm dallar çiçeğe durur içimde.
Öylece durursun kapımda.
Tek kelime edemeyiz
Gözyaşlarım,
ben ve
solmuş afrika menekşeleri.

Bir ıhlamur kokusu yayılır odaya.
mum ışının vurduğu duvarlarda
Iki gölgenin elleri birleşir,iki gölge hasretle sarılır.
Ve iki gölge çılgınca sevişir.

Sen ve ben,
Gözbebeklerinde ağlayan kızkulesi aşıklarınının,
pişmanlıklarını dolduruz billurdan gözyaşı şişelerine.
Öylece sessiz otururuz, mumlar eriyinceye dek.
Mumlar erir,silinir duvarlarda gölgeler.

Örselenmiş sevişmelerim,
dikenli tellere takılmış düşlerimle
başbaşa,
açmadan solmuş afrika menekşelerine ağladığım gecede
asılı kalır sözlerin,

-gidemedim .

Son kuşlar havalanmış.
Son tren kaçmış ve.
son vapur düdüğünü çalmış.


21/01/2003
SÜRÜLGEN

Erken doğumum.
Premature bir aşk yüzünden
yasaklıyım.
Hain bir doktor kestiğinden beri göbek bağımı,
açım.
Sürgünüm.
Sürüngemin.
Ana rahminden daha karanlık sokaklardayım.
Acımaz bu yüzden yüreğim.
Her koparılışında yerinden,
yeni bir yürekle dirilirim.
Düşük yapmış bir kadının çocuğuyum.
Düşmüşüm.
Üşüyorum.
Anne, neredesin.?..
Göbekbağını yitirmiş bir ceninim.
Bebeğim,
bebeğinim.
Doğmak sancıdır anne.

Erken doğumum.
Premature bir aşk yüzünden
firariyim.
Bu yüzden
bir kadının en mahrem yerinde gizleyim.
Sürgünüm,
anne rahminden.
Sürülgenim düşüncelerimden.
Bu yüzden,
seni düşünemedim uzun zamandır.
Dokunamadı tenim tenine .
Düşlerimde bile sevişmedim seninle.
Hayalin her süzülüşünde sinsice yatağıma,
saçlarınla boğdum diye tüm sevişmeleri
kızma.
Ben göbek bağımdan sonra en çok seni sevdim.

Yasaksın.
Eflatun bir yağmur sonrası kaçamağısın.
Burnumun direğini sızlatansın.
Ağladım.
Ağlarım.
Ağlarsam, şaşırma sevgilim.
Şaşırman,
ölü sevişmelerimin üzerine boşaldı diyeyse tüm içim.
Şaşırma.
Spermleri dışında gözyaşlarıda vardır erkeklerin.
Korkma.
Ölü sevişmeler hamile kalmaz gözyaşlarıyla.
Seni düşünemedim uzun zamandır.
Dokunamadı tenim tenine .
Düşlerimde bile sevişmedim seninle.
Hayalin her süzülüşünde edepsizce yatağıma,
saçlarınla boğdum tüm sevişmeleri .
ve
Kan kırmızı bir akşama sarıp ölü doğmuş sevişmelerimizi,
sakladım tavan arasında.
Bilmezsin çürümüş sevişmeler nasıl kokar.
Bende bilmezdim….
Çürümüş sevişmeler biriktirmeden önce.
Leylak kokusu bilirdim en morundan.
En beyazından çiçeğe durmuş portakal kokusu.
Aşka bulanmış kalp kokusu birde.
Ya sen nasıl kokardın.
Unuttum.
Seni düşünmedim çünkü uzun zamandır.
Sevişmedim seninle.
Tüm seviş- meme-lerinin katiliyim.
Daha ne kadar saklayabilirim içimdeki beni..
Tavan arasında ölü sevişmelerim var ,senden bile gizlediğim.
Asarlar mı beni ?
söyleyin.
Düşünemediğimden olsa gerek seni ,
İnce bir sızı yerleşti sahdamarıma.
Sevişme sonraları kasıklarıma yerleşen gibi.
Ardından
İçime tarifi imkansız,
arsız,
sabırsız
ahlaksız bir arzu.
Edepsizce yerleştin.
Yerleştim..
Öylece asılı kaldım uzandığım ğögüs uçlarında
Birden sen geldin.
Titreyerek.
Haykırarak.
Sarsılarak.
Hiç düşlemediğim bir biçimde .
Yerleşiverdi hayalin.
Sen gittikten sonra emanete verdiğim gözlerimin yerine.

Havada yağmur öncesi sıkıntısı vardı .
Burnumda saçlarının parfümüne karışmış ter kokusu,
Dudaklarımda itinayla ıslatılmış bir dudak izi.
Kasıklarımda kadınlığından kalma ılık bir sehvet esintisi.
Sanırım erkek mavisiydi gökyüzü.
Bulutlar alabildiğince kız pempesi.
Aşık olurmu yıldızlar.?
Peki ya nasıl sevişir bulutlar?.
Gökyüzü erkek midir diye geçti aklımdan.
Ve ardından
boşaldı eflatun bir yağmur olmuş binlerce sperm,
gökyüzünün erkekliğinden yeryüzüne sağanak sağanak.
Eflatun, eflatun ıslandı sokaklar.
Çıkmaz sokakların rahminde döllendi
eflatunlu cocuklar.

Seni düşünemedim uzun zamandır.
Dokunamadı tenim tenine .
Düşlerimde bile sevişmedim seninle.
Eflatunlu çocuklardık.
Yağmurduk.
Masumduk.
Mevsim ilk aşktı.
Ağaçlar tepeden tırnağa bahar...
Masumiyet,
kar beyaz carşaflar üzerinde yitirdiğimiz bir damla kandı.
Sen namlunun uçundaki mermiydin.
Ben 7,65 lik bir barebellum o sabah.

Erken doğumum.
Premature bir aşk yüzünden
Çılgınım.
Çıldırmışım.
Ve
Seni düşündüm bu sabah.
Ve
seviştik düşlerden öte.
Yürüdüğüm sokaklarımdın.
Sokaklarımdaki çıkmazlarım.
Girdiğim ,çıktığım tüm sokaklar çıkmaz-mıy-dı.?
Çıkmazdı.
Çıkmadı .
Sürgündüm
Sürülgendim.
Seni düşündüm.
İnce bir sızıydın sah damarımdan öte….


14/02/06
didem aykaş