:: Duygusuz.com - Dostluk ve Arkadaşlık Sitesi

Orjinalini görmek için tıklayınız: Selam Yolla Yüreğinden Yar........
Şu anda (Arşiv) modunu görüntülemektesiniz. Orjinal Sürümü Görüntüle internal link
Yüreğinden bir selam yolla ey Sevgili! Sevginle, hasretinle bir selam yolla yüreğime… Bir “nefes” kadar yakın olmak varken, bir “hasret” kadar uzak olmayayım sana… yüreğine… Hadi!! Yüreğinin en ücra köşesinden bir selam yolla bana.

Yüreğim haykırmak istiyor seni… sevdanı… seni sen yapan her şeyini… Hasretin yağıyor yüreğime, evrendeki tüm hasretler kıskanıyor hasretini. Hüznün, yağmur gibi yağıyor gönlüme, tüm hüzünler hüzünlerine hüzün katıyor, görünce hüznünü. Aklıma “sevgin” geliyor, tüm yüreklerdeki “sevgi”ler, göz yaşı döküyor yayılınca “sevgin”. Yüreğim coşuyor, geceye haykırmak istiyor söyleyemediği her şeyi…

Yüreğinden bir selam yolla bana… Yüreğim, selamını bekliyor Sevgili! Selamına biraz sevgini kat, biraz buseni... Ya da hiçbir şeyini katma. Bir selam bile yeter bana. Bana selam yolla ey Sevgili, ama yüreğinden olsun.

Ey Sevgili! Yüreğim seni bekliyor. Yüreğimden çıkmak isterken, büsbütün kazınıyorsun yüreğime… gönlüme… ruhuma… Kazınıyorsun beynime, yaptığım her işe… Yaptığım her işte SEN oluyorsun ve bunun içindir ki yaptığım her iş hatırlatıyor seni bana. Dile geliyor seni düşününce, yüreğim. Gece olunca haykırmak istiyor geceye, zor tutuyorum. SEN gelince haykırsın, haykıracak neyi varsa. Sen duydukça, o haykırsın geceye, haykıracak bir şeyi kalmayana kadar…

Yıldızlara seni anlatıyor yüreğim, gecenin maviliğinde SEN parlıyorsun tüm yıldızlara inat. Yıldızlar seni bana anlatıyor, yüreğim de seni onlara… Yıldızlar gibisin sen de… Onlar kadar güzel, onlar kadar ulaşılmaz… Ama ulaşılmazlığın bir gün sona erecek Sevgili, bekle…

Susmaktan yorgun yüreğime bir selam yolla ey Sevgili! Ya da yollama selamı. O kendi alsın selamını, götürsün nereye götürecekse ve haykırsın haykıracak neyi varsa. Korkma bu sefer tutmayacağım onu. Haykırsın… Haykırsın… Dile gelsin tüm hücrelerim, onlar da katılsın gece haykırışlarına. Yüreğimi tutmayacağım Sevgili! Çünkü kapındayım. Aç kapını… Yüreğimi sana getirdim. Aç yüreğini, yüreğime… Ver selamını. Ya da verme… Ben vereyim sana, yüreğimi. Sende kalsın, sana haykırsın, haykıramadıklarını ve sana coşsun, coşulacak neyi varsa! Ey Sevgili, yüreğimi bıraktım sana! Sana emanet yüreğim. Bak, yine haykırmak istiyor. Bu sefer tutmayacağım.

Sana bırakıyorum yüreğimi, hayatımın anlamını…

Hadi yüreğim! Haykır, haykıracak neyin varsa. Sevgini… Sevdiğini… Sevdiğine yandığını… Sevdanın yanık yüreğini… Hadi yüreğim, bak yine gece doğuyor. Zaman senin zamanın. Söyleyemediğin ne varsa içinde, her şeyi, her şeyini, her şeyimi haykır şimdi geceye…

Sevdiğime....
güzel paylaşım sevgi dolu yüregin sevdigin insanla hep mutlu olsunSmile
Teşekkürler hilal o güzel yüreğine mutluluklar arkadaşım....
“Hayat bana bir şans daha tanırsa,
bundan faydalanan ilk sen olacaksın”

Kırık umutlarında, tuz buz yarınlar...Kırık harfler,nasıl da batar canına ve nasıl batırırsın göğsüme, sarıldıkça.

Her defasında biraz daha uzak, biraz daha soğuk ama her defasında biraz daha özlemle.

Suskunluğundaki tüm isyanları, gözlerin haykırır gözlerime. Şiirine ses olursun, bazen şiirimde gizli özne. Her defasında ama her defasında, bir kıvılcım daha sıçrar öpüşünden tenime, söndüremezsin de.

Şehirler arası yollara vurursun kendini, beyaz şeritlerde düğümlenir dar ağacımın ipi ve her şehir tabelasında, zaman dakikalarını vurur ölüme. Gölge gibi uzar gidişin ve yayılır özlemin dört duvar arasında titreyen mumum sıcağında. Bende boşaldıkça saydam sevişlerin, titreyen gölgede birikir damlalar...kırmızı bir mum daha biter dibinde “yıldızlar gibi sönük”.

Ve sonu gelmez sensizliğim...sadece bu yollar ayırır bizi, bilirim. Kağıttan çiçeklerin dikenleri batar avuçlarıma...

Susturdukça büyür sevgi, senin koca bedeninde, benim küçük göğsümde. Özlemi aynı, yükü ağır. Susarsın, susarım ve boğazımızda dizilir boğumları aşkın, tıkanır kalırız.

Siyah lalelerini bekler örttüğün toprak, ben lalelerde gamzelerini görmenin hayalini kurarım.Mayıs bekler şarkılarım, şiirlerimse ellerimi.

Bir türlü tutamam kalemi, dilimin ucunda biter çıbanlar. Tüm sevgi sözlerini yutarım, kızarım ya gidişine ya da varlığında, yokluğu yaşamaya.

Kağıtlar bekler, kalem bekler, şiirler bekler ve saçlarımın arasında titrer parmaklarım, altında biriktikçe sessiz dizeler.

Perdeyi çekip yıldızlara, ruhsuz bedenimi hazırlarım uykuya. Sen gibi dokunarak örerim saçlarımı – oysa sen açık seversin bilirim- her bir çukurunda saklarım nefesini. Her sabah kurdelemin ucunda çözülür nefesindeki mayıs çiçekleri.

Antika, küçük bir ayna var baş ucumda. Kaç kez fırlattım kirpiklerimde eriyen buz parçalarını... kırsam da, parçalasam da en küçük kıymığı batsa da dökülür sessizliğimizde bir şeyler...uykusuzluğum bile renksizce kanar, Kadehte bile rengi uçar sarhoşluğumun.

Beyaz çarşafa uzanırım, kirli bedenimle –hiç sevmem beyaz çarşafı; yüzüme ölümü çarpar, soğuğu, yalnızlığı. Sabaha sarmalayıp bir tabuta konacakmışçasına ürpererek uzanırım ya da kabuslarda buz kesecekmiş gibi bedenim ve yattığım gibi kalkarım. Bir yanı düzgün, her yanı soğuk yatağın- Sensizliğe uyanmak yok mu?

“Bugün sana mutluluk getirsin olmaz mı! ” deyişlerini çarparım bir avuç suyla yüzüme. Tenimi ısıtırım parmak izlerinden arta kalanlarla.

Ellerin ne kadar uzaksa ellerime, bilirim yüreğin o kadar yakın yüreğime, adını dilime mühürlediğim.

Hayat bize bir şans daha verir belki, olmaz mı! ! ! !

Seni seviyorum...
SENSİZLİÄžİN YÜKÜ AÄžIR..
---------------------------------------------------------

TEŞEKKÜRLER .....ERCİ......
Nasılda değişiyor insanın değişmez sanılan yanları
Kuruyunca insanın yüreğindeki sevgi pınarı
Bir hata zehirliyor tam sırtından hayatı
Mümkün olmuyor bu dünyada ödemek diyetini
Hatıralar can veriyor gözlerdeki simsiyah kinlerde
Bir tutam köz,sıcaklığını muhafaza ederken bedenlerde
Çok çabuk eskitiyoruz gerşeyi ve fırlatıp atıyoruz
Sevgilinin resmini
Çiğ düşmüş çimenlere çarpan bir kelebek kanadı gibi
Oysa oturup insan iki lafın belini kırabilmeli
Yıllar sonra yapanı değişse de bir fincan kahve içebilmeli
Beceremiyoruz seven bir kalpte sadık yar olarak kalmayı
Çözemiyoruz dil ile bağlananları
Kesip atamıyoruz içimizdeki aşk baygınlığını
Kederlerle süslenir ağıtların sarktığı dalların yaprakları
Zamandır doğuştan insanın boynuna asılan darağacı
Geçerken önüne gelen herşeyi yaşlandıran soyagacı
Ölümde neymiş
Cümlenin sonuna konan nokta
Soğuk güz dönümlerinden sonra
Yalnızlığın döşendiği eski arnavut kaldırımlarında
Artık ne yazsan hüzündür,ne söylesen
Acı damlar söz süzgecinin musluğundan
Gurbettir okunan yabancı yüzlerde,gün batımı tablolarda
İncinmiş gururun fotoğrafıdır ceylanın bakışında
Başka ne söylenir insanın yari akmıyorsa damarlarında
Sadece geceyi görürsün karanlığı duyarsın kimsesizliklerde
Çekilecek bir alan kalmaz kaçsan kaçsan inine kaçarsın
Yarin terkettiği,sevgisinin boşalttığı evlerde.


Teşekkürler Erci, YüReğine SağLık...