Aşk’a dair


0
1 share

Aşıklar Günü kuralları
1. Kuralları kadın koyar.
2. Hiç bir erkek asla kuralların tümünü bilmez.
3. Kurallar her an, önceden haber verilmeksizin, değişebilir.
4. Kadın, erkeğin kurallardan yarısından fazlasını çözdüğünü sezdiği anda,
kuralları değiştirir.
5. Kadın asla yanılmaz.
6. Eğer kadın hata yapmışsa mutlaka erkeğin yanlış yaptığı bir şeyden
kaynaklanmıştır.
7. "Kural 6" durumu meydana geldiğinde, erkek mutlaka özür dilemelidir.
8. Kadın, her an fikir değiştirebilir.
9. Erkek, kadından yazılı izin almadan fikir değiştiremez.
10. Kadın her an sinirli olma hakkını elinde tutar.
11. Erkek, her an sakin olma durumundadır. Ancak, kadın erkeğe "Sen de
sinirlen" emrini verdiyse erkek de sinirlenmelidir.
12. Erkek bu kuralların nereden çıktığını soracak bir cüret gösterdiği
taktirde, bedensel acı duyacağı şekilde cezalandırılmalıdır.
13. "Aşıklar Günü"nde kadınların bu kurallara da uyma mecburiyetleri yoktur,
hiç bir kural tanımazlar.
AŞK HATTI
aşk ve bağlantılı kavramların
nasıl bir gelişim gösteriğine göz atalım.
PREHİSTORYA ŞİMDİKİ YÜZÜK DEDİĞİMİZ ŞEY ALMAN KÖKENLİ. ERKEK, KILICININ
UCUNDAKİ BİR HALKAYI, KADINA "BİRLİKTELİK SÖZÜ"NÜN SİMGESİ OLARAK SUNARMIŞ.
M.Ö. 5. YY. SOKRAT ŞÖYLE DEMİŞ: "MUTLAKA EVLENİN. ÇÜNKÜ İYİ BİR KADINLA
EVLENİRSENİZ MUTLU, KÖTÜ BİR KADINLA EVLENİRSENİZ FİLOZOF OLURSUNUZ:"
M.Ö. 3. YY. MISIRLI KADIN KOCASINA KARŞI ÇOK GÜÇLÜYDÜ. ÖRNEĞİN ERKEK İKİNCİ
BİR EŞ ALMAK İSTERSE İLK EŞİNE ÇOK YÜKLÜ BİR TAZMİNAT ÖDEMEK ZORUNDAYDI.
1. YY. HIRISTİYANLIĞA GÖRE "AŞK" EVLİLİK İÇİN ŞART DEĞİL. BEKARET SAHİP
OLUNAN EN KUTSAL ŞEY, CİNSEL İLİŞKİ AHLAKSIZLIK, EŞCİNSELLİK İSE ÖLÜMLE
CEZALANDIRILMASI GEREKEN BİR SUÇ OLARAK KABUL EDİLİR.
270 AZİZ VALENTİNE 14 ŞUBAT'TA ARAMIZDAN AYRILIR. BU KUTSAL KİŞİLİĞİN
KENDİNDEN ÇO ÖNCEKİ PUTPERESTLERİN DOĞURGANLIK FESTİVALİ GÜNLERİNDE ANILMAYA
BAŞLANMASININ TAMAMEN RASTLANTISAL OLDUĞU DÜŞÜNÜLÜYOR.
3. YY. HIRISTİYANLARIN AŞKTA AHLAK VURGULAMALARI ZİRVEYE ULAŞIR. CİNSEL
İLİŞKİ İHTİRASIN İZİNİ BİLE TAŞIMAMALI VE GÜNDÜZ VAKTİNİ DUAYLA GEÇİREBİLMEK
İÇİN YALNIZCA AKŞAM YEMEĞİNDEN SONRA UYGULAMAYA SOKULMALI. İSKENDERİYELİ
CLEMENT İŞİ "KARISINI ÇOK İHTİRASLA SEVEN ZİNA ETMEKTEDİR" DİYECEK KADAR
İLERİ GÖTÜRÜYOR.
4. YY. HİNDİSTAN'DA BRAHMAN RAHİP VATSYAYANA EROTİK KAMA SUTRA'YI YAZDI
5. YY. DİNİN EVLİLİK ÜSTÜNDEKİ HÜKMÜ KESİNLEŞTİ. EVLİLİKLERİN KİLİSELER
TARAFINDAN ONAYLANMASI ZORUNLU OLDU. EVLİLİK KUTSALDI VE İZLEYEN YÜZYILDA
İMPARATOR JUSTİNYEN BOŞANMAYI NEREDEYSE OLANAKSIZ, ZİNAYI DA EN AĞIR SUÇ
HALİNE GETİRECEKTİ.
6. YY. İSLAMİYET ERKEĞİN 4 KADINA KADAR EVLENEBİLMESİNE İMKAN TANIYOR.
939 JAPONYA'DA FALLUSA TAPINMA GELENEĞİNİ KALDIRMAK İÇİN KYOTO'NUN
ORTASINDAKİ BÜYÜK FALLİK GÖRÜNTÜ DAHA AZ GÖZE ÇARPAN BİR YERE TAŞINIYOR.
11. YY. ÇİNLİ FİLOZOFLAR EN ESKİ SİMGELER OLAN YİN VE YANG'I KADIN VE ERKEK
GİBİ BİRBİRLERİNE BAĞIMLI OLDUKLARI BİÇİMİNDE YORUMLAMAYA BAŞLADILAR.
1244 MEVLANA, ŞEMSİ TEBRİZ'LE KARŞILAŞTIKTAN SONRA KENDİNİ İLAHİ VE DÜNYEVİ
AŞKA ADADI.
1477 DÜNYADA BİLİNEN İLK VALENTİNE YAZISI İNGİLTERE'DE MARGERY BREWS ADLI
BİR GENÇ HANIM TARAFINDAN YAZILDI. GENÇ KIZ ÇEYİZİNİN AZLIĞINA RAĞMEN AZİZ
VALENTİNE'DEN KENDİSİNİ "DÜNYANIN EN MUTLU BAKİRESİ" KILMASINI İSTEDİ.
16. YY. SEKSÜEL DÜRTÜLERİN DOĞAL VE BASTIRILAMAZ OLDUĞUNU DÜŞÜNEN MARTİN
LUTHER ALMANYA'DA DOKUZ RAHİBEYİ MANASTIRI TERKEDİP EVLENMEYE İKNA EDER.
İÇLERİNDEN BİRİ, KATHARİNA VAN BORA, KOCA BULAMAYINCA ONUNLA KENDİ EVLENİR
VE SONRA HAKKINDA ŞÖYLE YAZAR: "KARIM BENİM İÇİN FRANSA KRALLIĞI VE
VENEDİK'İN BÜTÜN HAZİNELERİNDEN DAHA KIYMETLİDİR."
1613 DON JUAN, TİRSO DE MOLİNAS'IN "SEVİL'İN ŞAKACISI" OYUNUNDA HAYATA
MERHABA DER.
1910 VE 20'LER MARGARET SANGER NEW YORK'TA DOĞUM KONTROLÜ ÜZERİNE BİR YAZI
YAZAR. İNGİLİZ MARİE STOPES İSE "EVLİ AŞK" KİTABINDA KADIN ORGAZMINA SIKI
BİR SELAM GÖNDERİR.
1931 ANAİS NİN VE HENRY MİLLER TANIŞIR.
1960' LAR CİNSEL DEVRİM BAŞLAR.
1975 AMERİKA COLERADO'DA "AYNI CİNSİYETTEN OLANLARIN EVLENMESİNİ YASAKLAYAN"
BİR YASA BULAMAYAN NİKAH MEMURU CLERA ROREX ALTI ÇİFTİ EVLENDİRMEK ZORUNDA
KALIR. AMA SEKİZ YAŞINDAKİ DİŞİ ATIYLA EVLENME İSTEYEN KOVBOYA "HAYIR" DER.
ROREX'İN RED NEDENİ, SİZİN AKLINIZA GELEN DEĞİL, "ATIN EVLENME YAŞININ
ALTINDA" OLMASIDIR.
1980'LER AIDS HETERO, HOMO, EVLİ, BEKAR, KADIN, ERKEK BÜTÜN AŞIKLARA TERÖR
SAÇAR.
1996 AMERİKAN KONGRESİNDEN GEÇEN EVLİLİĞİ KORUMA YASASI EVLİLİĞİN TANIMINI
DARALTIR: "EVLİLİK KADIN VE ERKEK ARASINDAKİ RESMİ BAĞLANTIDIR."
1997 TÜRKİYE İMAM NİKAHINI VE ÇOK KADINLA EVLENMENİN ERDEMLERİNİ KEŞFEDER.
2000
(BENİM EKİM) GERÇEK AŞKIN ÇOK BELALI BİR İŞ OLDUĞUNU ANLAYAN KADIN- ERKEK
CÜMLE CİNSLER, SANAL AŞKLARIN DERTSİZ-TASASIZ AŞKLARINI KEŞFEDERLER.
BİLGİSAYAR VE MODEM BAĞLANTISI OLMAYAN KİMSELER İSE, SANAL AŞK MACERALARINI
AĞIZLARINI ŞAPIRDATA ŞAPIRDATA DİNLEMEKTEDİRLER.
50'Lİ YILLARIN HER MAHALLEYE BİR MİLYONER SLOGANININ YERİNİ "HER KÖŞE BAŞINA
BİR İNTERNET CAFE" SLOGANI ALMIŞTIR.

Aşk Nedir?
Aşk "İyi geceler öpücüğü"nü uzun tutmaktır. Beklentidir.
Aşk delicesine flört ederken yanındakinin hiç bir şey yapmama hakkını teslim
etmektir. Saygıdır.
Aşk zaaflarınız olduğunu ortaya çıkarır. Kabullenmektir.
Aşk şimdi zamanı değil diye beklemeyi bilmektir. Sabırdır.
Aşk saçlarda başlayıp topuklarda biten bir gezintidir. Keşiftir.
Aşk "Sevişelim" demeden sevişmek, yanındakinin ne istediğini bilmektir.
Anlaşmaktır.
Aşk bağlandığını sandığında, karşındakine "hayır" deme şansını tanımaktır.
İnceliktir.
Aşk korumaktır. Sorumluluktur.
Aşk ciddi bir tokalaşmayı kıkırdamaya dönüştürmektir. Mizahtır.
Aşk "Durma yoksa seni öldürürüm" lafını duymaktır. Şehvettir.
Aşk evinizdeki herşeyin yerinin değiştirilmesini kabullenmektir.
Teslimiyettir.
Aşk sevgilinizin ne olduğunu bütün çıplaklığıyla görmektir. Gerçektir.
Aşk saatin kaç olduğunu bilip aldırmamaktır. Neşedir.
Aşk sizi kucaklayan kolların gittikçe daha çok sarılmasıdır. Mutluluktur.
Aşk gecenin bir vaktinde "Sen uyu benim gitmem gerek" dediğinizde "Uyanık
kalıp seni biraz daha görmeyi tercih ederim" cevabını almaktır. Sıcaklıktır.
Aşk tanıdığınızı zannettiğiniz insanın yeni yanlarını keşfetmektir.
Tazeliktir.
Aşk uyandığınızda rüyanızı yanınızda bulmanızdır. Düşlerin gerçek olmasıdır.
Aşk kocaman yatağın üçte birine sığışmaktır. Yakınlıktır.
Aşk evin anahtarından bir kopya daha yaptırmaktır. Güvendir.
Aşk "Hoşçakal" dedikten sonra tekrar karşılaşacağını bilmektir. Kaderdir.
Aşk "gerindiğinde sızlayan vücut" lafının anlamını bilmektir. Derstir.
Aşk ecza dolabını açtığında, dişmacunu kapağını kapatılmamış bulmaktır.
Uyumdur.
Aşk pencereden dışarıya baktığında kiminle olduğunu hatırlamaktır.
Düşüncedir.
Aşk rüzgarın ağaçların arasında dolaşırken çıkardığı sesi dinleyip
sevgilisinin yanında olmadığına hayıflanmaktır. Yalnızlıktır.
Aşk asla anlatılmayacak hikayelerdir. Özeldir.
Aşk & Sevgi
——————————————————————————–
Bizi bir varlığa, , bir nesneye ya da bir evrensel değere doğru sürükleyip
bağlayan gönül itkisi. Şölenadlı diyaloğunda Platon, aşkın çeşitli
derecelerinin bulunduğunu belirtmektedir: Aşk, somut bir bireye, bir genel
ide'ye(örneğin ulusal değerlere beslenen aşk, bilim aşkı, meslek aşkı) ya da
hakikate ilişkin olabilir(bu son şıkta felsefi ve dinsel belirli bir alışma
dönemi, yani bir çeşit 'ikrar verme' ve 'çile çekme' gerekir).Bireylere
yönelen aşk konusunda skolastik filozoflar, başkasının iyiliğini arzu eden
'iç yakınlığı' ile başkasını kendi malı olarak görmek isteyen 'şehvet'i
birbirinden haklı olarak ayırıyor ve sadece birincisine ahlaki bir değer
tanıyorlardı. -Psikolojik açıdan aşk, Stendhal tarafından Aşk üzerine adlı
yapıtında betimlenen bir 'billurlaşma' olayı ile meydana gelmektedir.
Stendhal, belirli bir kimseyle düşüp kalkmaktan duyduğumuz sevincin durmadan
ilerleyerek sabitleşmesi şeklinde çözümlediği bu 'gerçek' aşkı, çoğu zaman
çabuk tutuştuğunca çabuk sönmeğe mahkum 'yıldırım aşkı'na karşıt
tutmaktadır. -Ahlak açısından aşk, genellikle egoizme karşıt bir yönseme
olarak tanımlanmıştır. Tolstoy şöyle yazıyor: "Gerçek aşk, daima, kişisel
yarar duygusundan vazgeçme temeli üzerinde yükselir." Hristiyan ahlakçılar,
en yüce erdem kabul ettikleri iyilikseverliğin(ya da, yarlık'charite')
olarak aşkı gösteriyorlardı. -Felsefe açısından aşk problemi, şu iki soruda
dile gelmektedir: Aşk, bir bilgi aracı olabilir mi… ki Platon,
Spinoza("Tanrı'ya zihin yoluyla duyulan aşk, üçüncü cins bilgiden doğar.")
ve Fichte, bu soruyu 'evet'le cevaplandırmaktadırlar; yoksa aşk, düşüncenin
körleşmesi midir… ki Descartes, ("Aşk, kendisini doğuran nesnenin iyi mi
kötü mü olduğunubiz katiyen farketmeksizin bizde uyandırılabilen bir
tutkudur."), Schopenhauer ve Nietsche de bu soruya olumlu cevap
vermektedirler.

Tarih açısından bakacak olursak, aşkın, toplumsal hayat ilişkilerinin bir
ürünü olduğunu görürüz. ("Sözcüğün modern anlamında aşk, Eski Çağ boyunca
ancak resmi toplumun dışında oluşabilmiştir. Teokritos'un bize aşk acılarını
ve sevinçlerini anlattığı çobanlar, aslında birer köleden başka bir şey
değildir" – Friedrich Engels). Ve gene görürüz ki, günlük yaşantılarda en
çok rastlanan şekliyle, somut bir varlığı sevmek; ancak herkesi sevmekle,
herkesin yararını düşünmek ve bu ortak yarar doğrultusunda mücadele etmekle
mümkündür. Toplumun kesin dönemeç noktalarından birine ulaştığı çağımızda
aşk, Saint Exupery'nin deyişiyle "… karşılıklı oturup biribirinin gözünün
içine bakadurmak değil, elele verip ileride aynı noktaya bakmak ve gene
elele o noktaya doğru ilerlemektir."

Ünlülerin Aşk Yalanları
——————————————————————————–
Dikkatli olun! Beyazperdede tıkır tıkır işleyen mekanizmayı denemeye
kalkarsanız felaketle sonuçlanabilir.
13 Ağustos— Bizler, herşeyi filmlerden öğrenen bir kuşağız. Sigara nasıl
tutulur (Humphrey Bogart, “Casablanca”) ve neden bırakılır (Bogart, gerçek
hayat).. Şık bir smokin (Sean Connery, “Dr. No”) ya da bir trençkot (Robert
Mitchum, “Out of the Past”) nasıl taşınır.. Aptal gibi görünmeden ceket
nasıl tek bir omuzdan sallandırılır (Frank Sinatra).. Hepsinden önemlisi,
nasıl randevulaşılır, ilişki nasıl başlatılır ve yürütülür…
Hepimiz yaptık, yeni nesil de hala yapıyor.. Ne de olsa aşk hayatınıza
ilişkin anne babalarınıza ne yapmanız gerektiğini soramazsınız. Anlayışlı
abla ve ağabeyler de çoğumuzun sahip olmadığı bir lüks. Arkadaşlarınıza
gelince, çoğu sizden fazla birşey bilmiyordur..
Ama filmler, her türlü bilgiyi paylaşmaya hazır, bizi bekliyor.
Ne yazık ki gerçek yaşam, ekranda gördüğünüzden çok daha farklı
işliyor.
ABD’de vizyona giren yeni bir komedi, “The Tao of Steve”in verdiği
dersler bir parça karmaşık görünmesine rağmen oldukça dikkat çekici. Mesela
bir kadınla yatmak istiyorsanız, onunla yatmak istemediğinizi
söylemelisiniz. İşte biraz da Zen öğüdü: Arzu ettiğinizi elde etmek için
geri çekilin. Bir şey daha: Erkeksi cazibenin uç noktası hala üç ‘Steve’
tarafından işgal edilmekte – “The Six Million Dollar Man”deki haliyle Steve
Austin, “Hawaii Five-O”daki haliyle Steve McGarrett ve her haliyle Steve
McQueen.
Dikkatlice bakıldığında filmde tavsiye edilen stratejilerde aksayan
pek çok nokta olduğu görülüyor. Üstelik bunlar, Hollywood’un çocukluğumuzdan
beri bize öğrettiği ilk yalanlar da değil. Bakın beyazperde bize neleri
yutturmuş..

1. İlk bakışta birbirinden nefret edenler genelde sonunda birbirine
aşık olur.
(Bkz. Bulunduğumuz Yer, Titanik, çoğu Astaire/Rogers filmi)
Gerçek hayatta ilk görüşte birbirlerinden nefret edenler daha sonra
tekrar karşılaşmamak için azami gayreti sarfederler. Şayet Hollywood’un “aşk
tesadüfleri” olarak lanse ettiği şeyleri – karışmış bagajlar, sahte
kimlikler, beyaz yalanlar vb – hayatınıza uygulamaya kalkarsanız,
buluşacağınız yer iki kişilik bir akşam yemeği değil genellikle mahkeme
olur.
2. Karşınızdaki kişi sizinle ilgilenmiyorsa, ya da ilgisini kaybettiyse
onu iki misli zorlayın.
(Bkz. Yukarısı)
İşte bu, tüm senaryo yazarlarının favorisidir! Reddedilen kişi (çoğu
kez erkek) av köpeği rolüne soyunur; evin önünde nöbet tutar, resmi
binalarda sevdiğinin yoluna paspas olur.. Hollywood dilinde bu, sizin hassas
bir ruha sahip olduğunuza ve gerçek bir aşk yaşadığınıza delalettir.
Gerçekte ise bunun anlamı bir askıntı olduğunuzdur ve sonunda ‘özel haklara
tecavüz’ suçundan gözaltına alınırsınız.
3. Erkekseniz ‘gay’ taklidi yapın – kadınlar etrafınızda pervane
olacaktır.
5. Komik olduğunuz sürece dış görünüşünüz bir kadın için asla önem
taşımaz.
(Bkz. Graduate, Steve’in Tao’su)
Bilhassa kadınların etraflarında cazibeli oldukları için döndüklerini
zanneden şiş göbekli stüdyo müdürleri tarafından çok tutulan bir inançtır.
Gerçek dünyada da gerçeklik payı olduğu söylenebilir belki, mesela Woody
Allen gibi, ancak unutulmaması gereken nokta Woody’nin yalnızca komik değil,
çok çok komik – ve de hayli zengin oluşu..
6. İyi bir kişiliğiniz olduğu müddetçe dış görünüşün erkekler için önemi
yoktur.
(Bkz. Frankie ve Johnny, Gözler ve Sözler)
Aslına bakarsanız bu yalana Hollywood bile inanmıyor. Onun için vasat
erkek rollerini hep vasat aktörler oynarken, vasat kadın rollerine salaş
kıyafetler giydirilmiş güzel aktrisler çıkıyor.
7. Üst düzey beyefendiler içten içe, eğlenmeyi bilen işçi sınıfı
kızlarına vurgundur.


Beğendin mi? Arkadaşlarınla da paylaş!

0
1 share

Tepkin Nedir ?

hate hate
0
hate
confused confused
0
confused
fail fail
0
fail
fun fun
0
fun
geeky geeky
0
geeky
love love
0
love
lol lol
0
lol
omg omg
0
omg
win win
0
win
Leader

0 Yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ne Göndereceksin ?
Normal Gönderi
Resim ve video ekleyebileceğiniz düz yazı
Sıralı Liste
Numaralandırılmış sıralı görsel ve metinsel liste
Açık Liste
Submit your own item and vote up for the best submission
Oylanabilir Liste
Upvote or downvote to decide the best list item
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud or Mixcloud Embeds
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı